Sidikli Raziye’yi Aldın Meşhur Ettin…

943308_614373038588049_1184845056_n[1]

İNCİR REÇELİNİN FAYDALARI

incir-reçeli[1]

İstanbul’da yaşıyorsanız reçel yapmak için hangi meyvenin mevsiminin gelip gelmediğini köşe başlarında açılan ufak tezgahlar sayesinde anlayabilirsiniz. Şimdilerde köşe başlarında önlerindeki sepetlerin içinde ayıkladıkları incirlerden, reçel yapmak için mevsiminin geldiğini anlıyoruz. Yapımı oldukça zahmetli olan incir reçelinin aslında oldukça faydalı bir besin olduğunu biliyor muydunuz.
İncir reçelinin faydalarını sizler için derledik.

-İçerdiği yüksek lif oranı sayesinde sindirimi hızlandırır ve kolaylaştırır. Bağırsakları yumuşatır.
-Kabızlığı giderir.
-Vücuda kuvvet ve enerji verir.
-Bedensel ve zihinsel yorgunluğu giderir.
-Halsizliğe ve unutkanlığa iyi gelir. Öksürük ve boğaz ağrılarına iyi gelir. Nezle ve bronşite faydalıdır. Özellikle kuru incir balgam söktürür.
-İncir, kandaki kolesterol oranını düşürerek kalp ve damar hastalıklarına karşı vücudu korur.
-Kansere karşı da koruyucudur.
-Bakteri ve virüslerin çoğalmasını önleyerek hastalıklara karşı direnci arttırır.

Basit bir fikirle yola çıkan 1 Litre Işık, dünyanın farklı köşelerindeki insanların hayatını aydınlatıyor.

10985422_974964702537882_8404800400264669662_n[2]

11193341_974965662537786_4472467003443968615_n[1]

11141235_974965752537777_1396976720604785165_n[1]

 

Evinizin çok iyi ışık almamasından yakınıyorsanız yine de kendinizi şanslı hissetmek için nedenleriniz var. Çünkü Brezilya, Güney Afrika Cumhuriyeti ve Filipinler gibi ülkelerde yaşayan yüz binlerce insan penceresiz teneke evlerde yaşıyor. Bu evlerin içine hiçbir şekilde gün ışığı girmediği için ev sakinleri gündüz bile aydınlatma cihazı kullanmak zorunda kalıyor. Üstelik pek çok mahallede elektrik tesisatı olmadığından, aydınlatma için gaz yağı lambaları kullanılıyor. Bu lambalar hem tehlikeli hem de hane halkı için ek bir maliyet oluşturuyor.

Filipinler’de hayata geçirilen 1 Litre Işık projesi, bu kitlenin hayatına biraz aydınlık katmayı amaçlıyor. Pek çok iyi fikirde olduğu gibi, burada da son derece basit bir araçla yola çıkılmış: Pet şişe. Filipinler’deki My Shelter Vakfı’yla çalışan MIT öğrencileri, su ve çamaşır suyu karışımı bir sıvıyla dolu şişelerin, ışığı artırarak yansıttığı fikrinden hareket ediyor. Çamaşır suyu, suyun bulanıklaşması ve yosun tutmasını engellediği için şişelerin kullanım ömrü 5 yılı buluyor.

İçi sıvı karışımla doldurulan şişelerin ağzı sıkıca kapatılıp mühürleniyor. Böylece yağmur sularının şişenin içine sızmasının önüne geçiliyor. Vakıf yetkililerine göre, şişe hazırlandıktan sonra montajın yapılması yaklaşık bir saatte tamamlanıyor: Önce evlerin çatısına şişenin geçebileceği büyüklükte delikler açılıyor. Daha sonra da şişe bu deliğe yerleştirilip etrafı örülüyor. Güneşten gelen ışığı evin içine yayan şişeler ampul görevini görmeye başlıyor. Çatıya yerleştirilen bir şişeden gelen ışık, 55 Watt’lık ampulle aynı değere sahip olduğu için evdeki günlük hayat oldukça kolaylaşıyor. Bütün gün karanlık bir evde oturmak hem ev işlerini hem de öğrencilerin çalışmasını aksattığı için pet şişeden gelen bu ışık Filipinler’de yaşam kalitesinin yükselmesini sağlıyor.

Manila’da 10.000 şişeyle başlayan 1 Litre Işık projesi çok başarılı olunca, fikir sahipleri 1 milyon şişeyle dünya çapında daha çok ışık saçma hedefine ilerliyor. Proje Hindistan, Peru, Kolombiya, Endonezya, Uganda ve hatta İsviçre gibi pek çok ülkeye yayılıyor. Yoğun olarak gönüllülerin çalıştığı projeye dünyanın farklı ülkelerinden sponsorluk desteği de geliyor. Basit bir araçla geliştirilen çözüm, hayatları aydınlatıyor.

1 Litre Işık hakkında detaylı bilgi için buraya tıklayabilirsiniz:
http://bit.ly/1lOTgih

Kendi 1 Litre Işık projenizi hayata geçirmek için bu videoyu izleyebilirsiniz:
https://www.youtube.com/watch?v=i5YQ4t5apPM

Sağlık Durumunuzu Ayaklarınızdan Anlayın

10982194_850152385051764_1209997964762280423_n[1]

Ayaklarımız, organlarımızın sağlığı hakkında bize ipuçları verir, böylece, ayaklarımızın durumuna bakarak hastalıkları önleyebiliriz. Bu yazıda, ayakların sıcaklığına, rengine, şişliklere, ayak parmaklarının durumuna bakarak; sağlığımız hakkında yakalayabileceğimiz ipuçlarından bahsedeceğiz.

Genel olarak söylenebilir ki, ayak parmaklarından topuklara doğru ayağı, vücudun bir yansıması olarak düşünebiliriz. Ayak parmakları başa, topuklar da ayaklara denk gelebilir.

Ayağın sertleşen bir bölgesi, vücutta sertleşen organlara denk gelebilir. Sertleşen bölgeler, fiziksel ve zihinsel sertleşmeyi temsil ediyor olabilir.

Omurga
Boyundan kalçaya kadar uzanan omurga, ayaklarda parmaklarının altından, topuğa kadar inen iç kısıma karşı gelir. Örneğin, ayak parmaklarının arkasında bulunan şişkin bölgelerdeki nasırlar, sırtın üst kısmını temsil eder ve bu, muhtemel boyun omuru rahatsızlıklarının habercisi olabilir.

Bu bilgiden yola çıkarak, ayaklarımızın, özellikle ağrıyan bölgelerine yapacağımız masajın, omurgamızdaki sorunlu bölgelere de iyi geleceğini söyleyebiliriz.

Bağırsak Harketliliği
Bağırsakların ayaklardaki karşılığı topuklardır. Topuklardaki çatlak ve nasılar, bağırsaklardaki sıkıntıların habercisi olabilir. Bu durumda, topuklara yapılan masaj, bağırsaklara iyi gelecektir. Eğer topuklarınız çok sert ise, küçük bir topun üzerine basarak masaj yapabilirsiniz.

Ayağın Merkezi
Ayağın orta kısmı, böbrekler, mide, pankreas ve dalak gibi organları içinde barındıran, sindirim sistemine denk gelir. Ayağın ortasındaki sertlikler, böbrek ve safra kesesi taşlarının habercisi olabilir.

Ayağın Rengi
Ayaklarınızın rengi sarı ise bu, safra kesesi veya böbreklerdeki sorunu işaret ediyor olabilir. Ayaklardaki yeşilimsi renk ise dalak veya lenf sistemi ile ilgilidir. Bu işaretler, sıkıntıları önlemede önemlidir. Eğer ayak rengine çok önem vermezseniz, vücudunuzdaki toksinler birikip, kist oluşturabilirler ve size zarar verecek hale gelebilirler.

Ayak Parmakları ile Kafanın İlişkisi
Ayak parmakları, vücudun üst kısımlarını işaret eder.

Dördüncü ayak parmağının ucunda veya dibinde bulunan nasırlar, safra kesesinin iyi çalışmadığının habercisidir. Dördüncü ayak parmağının çok sert, biraz bükük ve ağrılı olması safra kesesindeki taşların işaretçisidir.

Böbrek taşlarını işaret eden başka bir durum ise, ayak baş parmağının, ikinci parmağa doğru bükük olmasıdır.

Böyle durumlarda, yediklerinize dikkat ederek vücudu arındırmak, toksinleri atmaya çalışıp; sağlıklı olmaya yardımcı olan doğal haplar alabilirsiniz.

Soğuk Ayaklar
Elleriniz gibi ayaklarınız da genelde soğuk ise, vücudunuzun ısısı dengeli olmayabilir. Bu durum, sindirim sistemine çok yüklenildiğinin ve bağırsaklarda sorun olduğunun habercisidir. Bu durumda, yediklerinize dikkat etmeli ve bağırsakların çalışmasını düzenlemeye özen göstermelisiniz. Ayaklarınızı sıcak suda bekletebilir veya zencefil yağıyla ayaklarınızı ısıtmak için masaj yapabilirsiniz.

Gut Atakları
Ayak baş parmağının dibi ve ayak bilekleri kızarmış, şişmiş ve sancılı ise, bu durum guy atağının göstergesi olabilir. Gut atağı, vücuttaki ürik asidin çok fazla olmas durumudur. Böyle bir durumda vücut, dengesini sağlayabilmek için bu toksinlerden (bu durumda ürik asitten) kurtulmaya çalışır. Bu nedenle, gut ataklarında el ve ayaklarda bazı rahatsızlıklar görülür.

Son Olarak
Çıplak ayakla kumlarda, taze çimenlerin üstünde, nemli toptakta ve suda yürümek, vücuda çok iyi gelmektedir. Bu alışkanlık, organların fonksiyonunu arttırır, vücudu aktifleştirir ve stresten arınmaya yardımcı olur.

Ayrıca ayaklara düzenli olarak masaj yapmak ve ağrılı ve nasırlı bölgeleri kontrol etmek de sağlık için önemlidir.

Son olarak, ayak refleksologlarına danışmak, ayaktan başlayan hastalıklardan kurtulmaya yardımcı olacaktır. Bu gibi durumlarda refleksolog tedavisi, iyi sonuçlar alabilmek için, birkaç ay devam etmelidir

Hıdırellez Duası… Bu Sene Dileklerim Çok… Allah Bütünün Ve Bizim Hayrımıza Kabul Etsin Etmediklerinde De Bize Sabır Eylesin

IMG_2637

Hıdırellez NİYETLERİ

Her yıl 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece Hıdırellez olarak kutlanır.İşte bu gecede dua etmek de gerekmektedir. İşte size bir hıdırellez duası… Allah dularımızı kabul etsin…

Hıdırellez duası

Sevdiğim kim varsa, kendim de dahil sevebileceğim herkes de dahil, sağlığı iyi olsun

Kalbi ritmini çalsın, yanakları kiraz pembesi, dudakları bal olsun,

Teni sıcak kalsın, enerjisi dışına taşsın,

Ciğerlerinden nefes, midesinden gurultu, bacaklarından güç eksik olmasın,

Kanı bol olsun, damarlarında dönüp dönüp dolaşsın,

Sevdikleriyle bir arada olsun,

Kolu kollarına değsin, gözü gözlerinin içine baksın, lafları birbiriyle başlasın,

Nesi varsa bölüşecek birisi olsun, nesi yoksa bulup getirecek biri olsun,

Bu birileri az ama öz olsun, bazıları dünyada tek olsun,

Sevgisinin tamamını harcasın, harcasın ki ona büyük bir miras kalsın,

Sevmekten bıkıp usanmayacağı biri olsun, onun yeri ayrı olsun,

Onu soysun, başucuna koysun ama yalan uydurmasın,

O her şeyine, her haline tek tanık olsun, bir hareketiyle güldüren bir hareketiyle ağlatan olsun,

Duyguların hepsi onda olsun, kalbi buna teslim olsun,

Bütün şarkılar onu anlatsın, aşık olsun, sırılsıklam olsun, kurumasın,

Yapmaktan bıkıp usanmayacağı bir işi olsun,

İbadet eder gibi bu keşfini hergün yeniden kutlar gibi onu yapıp dursun,

Yaptıkça daha iyi yaptığını görsün, daha iyi yaptıkça bunu başkaları da görsün,

O başkalarının bunu gördüğünü dış gözüyle görsün iç gözüyle işine baksın,

Neşesi bol olsun, kendini mutlu etsin, durduk yere neşelenmek nedir bilsin,

İçinde bir şey durup durup zıplasın,

Duydukları gördükleri onu gıdıklasın, kahkaha attırsın,

Gürültü çıkarsın, saçma şeyler söylesin,

Çocuklukta en şımardığı ana sık sık gidip gelsin, nereye gidip geldiği bilinmesin,

Değiştirmek istedikleri değişsin, eskilerini atsın, ruhunu havalandırsın,

Kapıda hep kamyonu dursun, dilediği yere taşınsın,

Kendinden taşınmak isterse içindeki güç dışındaki sevgi ona yardımcı olsun,

Bileği bütün alışkanlıklarıyla, bağımlılıklarıyla güreşsin,

Bir şey ona sürpriz olsun,

Günlerinden bir günü bir pakete sarılı olsun,

Açılınca içinden hiç beklemediği güzel bir haber çıksın,

Bugün 365’ten herhangi biri olsun,

Öylesine bir Pazartesi, arkaya kavuşturduğu ellerinde unutulmaz bir Salı saklasın,

Öyle tahmini mümkün olmayan bir şey olsun ki bu hayatın zekâsını anlatsın,

Bir hayali gerçek olsun, bir hayale gözünü yumsun,

Hayalini kendinden saklamasın,

Bir çizgi filmde olduğunu, her şeyin mümkün olduğunu unutmasın,

Bu duayı okusun, kendi sesiyle duysun, duası gerçek olsun.

Her kelimesine şükretsin, tek satırına nazar değmesin

Amin!

Allah bize akıl vermiş, fikir vermiş.

10888473_1430389143922106_7612165797951758888_n[1]
Adamın birinin bir işçisi varmış. Tarlasına buğday ekmesini işçiye tembih etmiş.
İşçi de :” Peki!” demiş, fakat tarlaya buğday yerine arpa ekmiş. Bir müddet sonra patronu tarlaya gidip bakmış ki, tarlaya arpa ekilmiş.
İşçisine;” Ben sana demedim mi buraya buğday ek! Neden arpa ekmişsin?” diye sormuş. İşçi ;” Arpa ektim ama buğday biter diye sanmıştım. Ne yazık ki yine arpa bitti.” Demiş.
Adam sinirlenmiş;
” Sen ahmağın, aptalın birisin, hiç arpa ekilen yerde buğday biter mi?” Deyince İşçi;
“ Hayır, ben ne ahmağım, ne de aptal. Ahmak olan sensin. Zira arpa ekilen yere Buğday bitmeyeceğini biliyorsun da, bütün vaktini dünya işlerine harcıyorsun ve Allah’tan ahrette cennetini diliyorsun!” deyince adam kafasına taş yemiş gibi birden düşünmeye başlar. Sonra hiç vakit kaybetmeden tövbe eder ve yaşamına çeki düzen verir.
Her zaman her yerde bizi uyaran birileri yoktur. Allah bize akıl vermiş, fikir vermiş. Dünyada her şey dengeli yaratılmış. Öyleyse biz neden dengesiz yaşayalım. Kazanmadığımız, hak etmediğimiz şeylerin beklentisi içinde olalım. Ne verirsen onu alırsın! Elma ağacından bal istemek, arıdan elma istemek ne kadar akıl dışı ise, Rabbine yönelmeden O’ndan bir şey istemek de o kadar izan dışıdır.

bilal civelek

‘Bayım alyansınızı yanlış elinize takmışsınız!’

11217816_10205846873084605_5576289099656825536_n[1]

Bir uçak yolculuğunda yan koltukta oturan bir adamın alyansını sağ elinin işaret parmağına taktığını fark eden yazar yorum yapmaktan kendini alamaz; ‘Bayım alyansınızı yanlış elinize takmışsınız!’
Adam bunun üzerine; Yanlış kadınla evlendim de ondan!’ diye karşılık verir.
yazar bu anıyı aktardıktan sonra şöyle sorar; ‘Peki ya bu adam doğru adam mı? Yani kadın doğru adamla mı evlenmiş? Yanlış seçilmiş bir insana doğru insanmış gibi davranırsanız sonuçta doğru insanla evlenmiş olmaz mısınız? Doğru seçilmiş bir insanla evlendiğiniz halde yanlış davranıyorsanız yanlış bir evlilik yapmışsınız demektir çünkü.
Doğru insan olmak doğru insanla evlenmekten çok daha fazlasıdır!’
Yazar kitabında şu öyküyü anlatır..
‘Yıllar önce Hawai’de başlık parasına benzer bir uygulama revaçtadır.
Bir erkeğin sevdiği kızla evlenebilmesi için kızın ailesine belli sayıda inek vermek zorundadır. İnek sayısının 10 adet olması gerekmekle birlikte kızın özelliklerine göre bu sayı değişebilmektedir.
Ve adada iki kızı olan bir adam yaşamaktadır. Kızlardan büyük olanı bizdeki deyişle -kabul görmeyen- tipte, şanssız bir kızdır ve babası ona 3 inek fiyat biçmiştir; 2 inekli bir teklifi de kabul edecektir; hatta iyi bir pazarlıkla 1 ineğe fit olmaya razıdır.
Bir gün adanın zenginlerinden Johny Lingo bu eve geldiğinde herkes onun diğer kızı isteyeceğini düşünür. Oysa yaşlı adamı sevince boğarak büyük kıza talip olur. Herkes en azından isteneni yani; 3 inek ödeyeceğini düşünürken Johny yanında 12 tane inekle gelmiştir!!..
O dönemlerde normal bir balayı ortalama bir yıl sürmektedir ama gelin ve damat iki yıllık balayı planlamıştır.Damatla gelinin dönmesinin beklendiği gün ahaliden biri dönüşlerini haber vermeye gelir gelmesine ama gelenlerin Jony ve eşi olduğundan emin değildir. Aslında Johny’i tanımıştır fakat kızdan emin olamamıştır; yaklaşan kadın çok güzel, zarif birisidir.
İyice yaklaştıklarında kimsenin tereddütü kalmaz. Fakat kızın güzelliği,cazibesi ve çekiciliği en eleştirici gözle bile reddedilmeyecek ölçüdedir. Yakından bakanlar Johnny’nin 12 inek karşılığında iyi bir alışveriş yaptığını düşünürler.’Yazar işin püf noktasını şöyle özetler;
‘Johnny 12 inek ödedi, kız 12 ineklik bir kadın haline geldi.’Bu hep böyle olmaktadır; eşinize veya sevgilinize verdiğiniz değer, ona kazandırdığınız değerdir.
Aslında ‘doğru adam’, ‘doğru kadını’inşa eder, ‘doğru kadın’ da ‘doğru adamı’…

Olumsuz Duyguların Bedenimize Etkileri…

11150533_850342778366058_390787501183811405_n[1]

Nefret, Kırgınlık: Kalbi

Üzüntü, Depresyon: Akciğerleri

Kızgınlık, Öfke: Karaciğeri

Korku: Böbrekleri

Olumsuz Düşünce Endişe, Kaygı: Dalağı Yorar

Korkular, Sevgiyi yok eder

Dimyata Giderken Evdeki Bulgardan Da Oldum Ağbi…

11136641_1017969038228445_2689619092357950147_n[1]

Kolanın Yeni Bir Faydası(!):Hindistan’da Tarlaları Zararlılardan Korumak İçin Kullanılıyormuş!

10336700_10152408247256052_7801744623895691621_n[1]

Coca Cola ile tarlalarınız daha yeşil

Hindistan’ın güneyindeki Chattisgarh ve Andra Pradesh eyaletlerinde çiftçiler zararlılarla mücadelede faydalı bir buluşla ortaya çıktı. “Hem ucuz hem etkili” diyorlar ve Pepsi ya da Coca Cola ile ilaçlanan tarlalarının yemyeşil kaldığını söylüyorlar.

Cola su ile karıştırıldıktan sonra, ilaçlamada kullanılıyor

Yüzlerce Hintli çiftçi artık uluslararası kimyasal tarım ilacı şirketlerinden pahalı ilaçlar almak yerine, pamuk ve biber tarlalarını Coca-Cola ile ilaçlıyor.

Andra Pradesh’li çiftçi Gotu Laxmaiah, yeni ilacından çok memnun olduğunu söylüyor. Cola püskürttükten sonra tarlasındaki haşerelerin ölmeye başladığını görmüş.

Ziraat uzmanları, bunu Colalı içeceklerin içindeki yüksek şeker oranının, tarım haşerelerine karşı etkili olabileceğini söyleyerek açıklıyor.

Ama Pepsi ve Coca-Cola şirketleri, ürünlerinin içinde haşerelere zarar verecek hiç bir madde bulunmadığında ısrar ediyorlar.

Daha ucuz

Hindistan’ın Chattisgarh ve Andra Pradesh eyaletlerinde son bir kaç ay içinde yüzlerce çiftçinin pamuk ve biber tarlalarında Cola ile ilaçlama yöntemine başvurduğu haberleri geliyor.

Ama yeni ilacın etkisi kulaktan kulağa yayıldıkça bu uygulamanın çok daha yaygınlaşması ve Monsanto, Shell, Dow gibi çok uluslu kimyasal ilaç şirketlerinin işlerinin etkilenmesi bile söz konusu olabilir.

Bunda en önemli faktör kuşkusuz Colanın normal kimyasal tarım ilaçlarından en az on kat daha ucuz olması. Daha şimdiden bölgenin en ücra köşelerindeki küçük köylerde bile Colalı içeceklerin satışının arttığı dikkat çekiyor.

Hem çevre dostu

Ziraatçiler ise, Colanın tarım haşerelerine etkisinin, zehirli ilaçlarla aynı olmadığına dikkat çekiyorlar.

Hintli bir ziraatçi olan Devendra Sharma, Colalı içeceklerin etkisini içindeki yüksek orandaki şekere bağlıyor ve “bence Colanın en yararlı kullanım alanı bulunmuş oldu” diyor.

Bu şekerli madde ürünlerin üzerine püskürtüldüğünde, karıncaları cezbediyor ve karıncalar da zararlı böcekleri ve yumurtalarını yiyerek, ürünü kurtarıyorlar. Daha önce şeker kamışından elde edilen bir madde de aynı şekilde tarım zararlılarına karşı kullanılmış ve etkili olmuş.

Dolayısıyla Hintli çiftçilerin Cola ile ilaçlama yöntemi belki sanıldığı kadar orijinal bir buluş değil ama zehirli kimyasal maddelerle kıyaslandığında çevre dostu ve kullanması daha güvenli bir yöntem olduğu söylenebilir.

Hem de gübre

Bir başka Hintli ziraatçi ise, Colalı içeceklerin gübre vasfının da bulunduğunu düşünüyor.

Sanket Thakur, “Ürünün üzerine doğrudan karbonhidrat ve şeker püskürtüyorsunuz. Bu da bitkinin bağışıklık sistemini güçlendirip, tarlanın daha iyi ürün vermesini sağlıyor” diyor.

Coca-Cola’nın tepkisi

Coca-Cola ise Hindistan’ın söz konusu eyaletlerinde satışlarını son istatistiklere göre yüzde 20 civarında artırsa da bu yeni gelişmeden pek hoşnut görünmüyor.

Şirketin bölge müdürü Vikas Kocchar, çiftçilerin iddialarının hiç bir bilimsel temeli olmadığını söyledi.

Coca-Cola Hindistan’da geçen yıl zor günler yaşamış, Andra Pradesh eyaletinde bir grup çiftçi şirketi, yeraltı su kaynaklarını tüketmekle suçlarken, hükumete bağlı bir komisyon, Hindistan’da üretilen Coca-Coca ve Pepsi Cola’nın kabul edilemeyecek oranlarda zehirli kimyasal madde içerdiği sonucuna varmıştı.

Coca Cola’nın değişik kullanım alanları konusunda bir çok söylenti çıktı şimdiye kadar. Tuvalet ve lavabo temizliğinde çok etkili olduğu, araba camlarını çok iyi parlattığı iddia edildi.

Hatta henüz farklı kaynaklardan doğrulanamayan haberlere göre, Çin’de sperm öldürücü doğum kontrol aracı olarak kullanımı çok yaygın…

Haberin Kaynağı:

http://www.bbc.co.uk/…/s…/2004/11/041103_greenwithcola.shtml

http://gidateroru.com/…/kolanin-yeni-bir-kullanim-alani-dah…

Selfieeee…

IMG_4701

Yeşilçay İçmeniz İçin Müthiş 10 Önemli Sebebiniz Var!

2925-yesil-cayi-nicin-icmeliyiz-450x0[1]

 

Düzenli olarak günlük bir bardaktan fazla yeşil çay içenlere ne gibi faydalar sağlayabilir:

1. kardiyovasküler ölümleri ve hipertansiyon rizikosunun azaltılması.

Epidemiyolojik çalışmalardan elde edilen kanıtlar yeşil çay tüketimine alışıltırılmış ters vücut yağ ve dağıtım özelliğinden dolayı insanlarda, inme, kardiyovasküler ölüm oranlarını, diyabet ve hipertansiyon riskini düşürmesiyle ilgilidir. (uzun süreli çay tiryakileri daha az obezdir.) (Wolfram 2007).

Günde 1 fincan Çay içenlerle, 5 bardak ve daha gazla Çay içen üzerinde Japonya’da 40.000 kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre günde 5 bardak veya daha fazla yeşil çay tüketenlerin % 26 oranında kardiyovasküler hastalık ve ölüm oranının azaldığı tespit edilmiştir.  İnme rizikosunu ise % 37 oranında düşürülmüştür. Daha çok yeşil çay içen insanlar kardiyovasküler nedenlerden ölümü daha az muhtemeldir. (Bu çalışma olumlu bdoz / yanıt ilişkisi bulunamadı.) (Ohsaki Çalışması 2006).

Yeşil Çay göstermiştirki, Kardiyovasküler yararları, aynı zamanda, arterosikleroz inhibe vücut ağırlığı, kan ve doku lipid (yağ) seviyelerini azaltmak ve HDL (Reygaert 2014, Vernarelli ve LDL’nin oranını artırıp antioksidan ve anti-enflamatuar etkileri özelliğiyle yeşil çay tüketimi önerilmiştir.  (Lambert 2012, Kao ve diğerleri., 2006).

Yeşilçay’ın yeni bir özelliği Cooper tarafından ortaya çıkarılmıştır.   ((yeşil çay özleri kullanılarak) günlük yeşil çay (Yang ve ark. 2000) tarafından yapılan yeni bir çalışmada, Yeşilçay’ın 600 + ml kullanımında bu etkiyi doğruladılar. Yeşilçay tüketen insanların hipertansiyon riskini %65 azaltabilir.

2. Diyabet

Yeşil çay Kişilerin Tip2 diyabette metabolik sendromun ön etkisi olan kan şekeri düzeylerini düzeltici ve vücudun yağ yakma özelliğine yardımcı olmaktadır. (Cooper 2012).

Uzun vadeli çay alımının (c. 30 yıl) kan şekeri ve tip 2 diyabet  açlık düzeylerini azalttığı yönünde araştırması var. (da Silva Pinto 2013)

3. Anti-inflamatuar özellikleri

Kronik inflamasyon belirteçleri açısından alışılmış çay tüketiminin yararına ilişkin çalışma bulguları daha uzun vadeli çalışmalar ve araştırmalar için pozitif olduğu sonucuna vardı.  (De Bacquer ve ark. 2006)

 

inflamasyon artrit, kalp-damar hastalığı, yaşlanma ve kanser ile ortaya çıkar. Yeşil çay terkip maddelerinin etkisi olası bir mod iltihabı iyileşmesine yardımcı olur. anti-inflamatuar molekül (sitokin, IL-10) üretimi artmıştır. (Reygaert 2014)

Yeşil çay özü kullanarak yapılan başka bir çalışmada katılımcıların inflamasyon ve LDL düzeylerini düşürdüğünü gösterdi. (Cooper 2012)

4. Sağlıklı diş etleri ve dişler…

Yeşil çay tiryakilerinde diş kaybı olasılığını azalttığı, sağlıklı diş etlerine ve dişlere sahip olduğu Zhao ve arkadaşları (2013) çalışmalarında var.  (Zhao ve Ark. 2013)

Test edilen tüm çaylarda benzer sonuçlar göstermiştir, gün boyunca bir bardaktan fazla Çay içme alışkanlığı kateşinlerin yararını ortaya çıkıyor. (Sharma ve ark. 2007),

Benzer bir şekilde, yeşil çay da S üzerinde hareketle treptococcus mutans ve diş yüzeylerine yapışmaları engelleyerek, çürük ve bakteri azalımı yapıyor.  (2014 Reygeart)

5. Antikarsinojenik özellikleri

Yeşilçay’ın Antikarsinojenik etkileri, çeşitli kanser türlerine (örneğin akciğer, göğüs, deri) karşı olumlu etkileri gözlenmiştir.

Zengin antioksidan içeriğiyle yeşil çayın; kolon ve akciğer kanseri için hem bir araç, hem de idrar yolları taşları, diş çürüğünü engelleyici etkileri yönünde. (2007 Sharma vd).

Yeşil çayın Etki mekanizmaları, inhibe anjiyojenezi (tümör), hücre büyümesini, kanser hücrelerinde apoptoz (hücre ölümü) indükleyici (Reygaert 2014) ve aşağı regülasyonu gen içerebilir (Siddiqui ve ark. 2006).

Örneğin, bir Çalışmada EGCG ve çay polifenolleri proliferasyonu,  akciğer kanser hücrelerini inhibe ettiği bulundu (2007 Sharma ve diğ.).

Prostat kanseri rizikosu olan erkeklerden elde edilen veriler umut verici görünüyor.  Bir yıl boyunca tüketimde (200 mg flavan-3-ol) özü (test grubu oldukça küçük olsa bile), kontrol grubunda vs çay içen grubun 8x daha az tümör tanısıyla sonuçlandı.

Prostat kanserinde yeşil çayın yararlı etkilerine diğer iyi bir kanıtta histolojik teyit adenokarsinom 130 Çinli erkek vakanın kontrol çalışmasından geliyor. (Jian ve diğ. 2004), Yaşil çay tüketiminin sıklığı, süresi ve miktarı hastalar üzerinde olumlu bir etkisiyle önemli  doz-cevap ilişkisi bildirdi. Son olarak, Siddiqui ve ark. (2006) fareler üzerinde yaptıkları deneyde  (6 bardak Çay tüketim miktarına eşdeğer) yeşil çayın prostat karsinogenezin infüzyon için ikna edici kanıtlar bulundu.

Ayrıca, insandaki prostat kanseri hücre çizgileri incelendi in vitro ve doza bağlı olarak belirgin bir ilişki göstermiştir: PSA düzeyleri, yeşil çayla EGCG artan miktarda azalma tespit edildi. (PSA, prostat spesifik antijen, prostat patoloji tahmin etmek için en sık kullanılan bir belirteçtir).

Bu araştırma henüz insan denekleri üzerinde bir çalışma olmasa da, bu sonuçlar cesaret verici ve aynı zamanda yukarıda belirtilen Çinli çalışma grubu ile de uyumludur.

Meme ve akciğer kanseri için yeşil çay kemopreventif potansiyelini araştıranlar (Wu ve ark. 2003, Clark & You 2006) bulgularını teyit etmek için daha fazla araştırmaya yöneltmiştir.

Böylece, yeşil çay ile kemoprevensiyon potansiyeli (Siddiqui ve ark. 2006, 2011 Katiyar) umut verici görünüyor.

Yeşil çay, aynı zamanda deri, UV radyasyon hasarı ve kanser bağlamında yararlı görünmektedir.

Hayvan modellerinde elde edilen bilgilere dayanarak yapılan çalışmalarda günlük 5-6 bardak düzenli Çay tüketimiyle (1 gr yeşil çay yaprakları / 150 ml su = 1 bardak) benzer bir etki, fotokoruyucu sağlayabilirliği düşündürmektedir.

Bu nedenle, yeşil çay, yeşil çay polifenollerinin düzenli tüketimi UV ışını nedeniyle oluşan deri tümörü gelişimi de dahil olmak üzere enflamasyonla ilişkili deri hastalıkları önlenmesi için etkili bir strateji olarak kabul edilebilir.  (Katiyar 2011)

Aynı yazar, ayrıca kemopreventif insanlarda deri kanseri yöntemi ile tıpta gelecekteki pratikte kullanımı mümkün olabilecek araştırmalara yöneltiyor…

 

6. Antimikrobiyal özellikleri:

Yeşil çayın antimikrobiyal etkisiyle çeşitli bakterilere karşı olumlu tarafı bilinmektedir,

Bunlar, örneğin, Escherichia coli , Salmonella spp, Staphylococcus aureus , Enterococcus spp, Candida albicans  ve bazı virüsler ( HIV, herpes simpleks, grip. (Reygaert 2014)

Hücre duvarı ya da zarlılara DNA sentezini bozarak veya protein sentezine müdahale ererek çaydaki kateşinlerin aktif bileşenlerin engelleyici etkisi bakterilerin dört olası eylem modlarına dayanmaktadır. Yeşil ve siyah çay özleri antibakteriyel etkisi antibiyotikler amoksisilin ve sefadrin etkileri karşılaştırılabilir.  (2012 Cooper)

Yeşil çay antibiyotiklerle birlikte başarılı MRSA (Metisiline dirençli aksi dirençli bakterileri inhibe edilmesi için kullanılmış olan Staphylococcus aureus )  sinerjik etkiler gösterirler. (Reygaert 2014).

Genel sonuç olarak, antimikrobiyal ajan olarak yeşil çay büyük bir potansiyele işaret etmektedir.

Yeşil çay; kateşin ekstreleri virüsün çoğalmasını önleyerek, influenza virüsünün çeşitli suşları üzerinde güçlü antiviral özellikleri sergiledi.

7) Mutlu ruh hali ve dikkat düzeyini artırıcı…

Hem yeşil hem de siyah çay aynı zamanda ruhumuzu olumlu  etkileyebilir. (Einoether & Martens 2013)

Bir bardak çay genellikle kalbimizdeki fizyolojik tepkileri yansıtabilir, rahatlama, yenilenme ve memnuniyet duygularıyla da olumlu ilişkilidir. Çaydaki kateşin 300mg bir dozdan sonra hissettirip sakinleştirip, uyarır. (Einoether & Martens 2013).

Başka bir çalışmada, yeşil ve  beyaz çay içtikten sonra streste bir azalma saptanmıştır. Aynı zamanda, stres altında geliştirilmiş performans gösteren, 50 mg theanine (aşağıya bakınız) tüketildikten sonra, insan beyninin, alfa aktivitesini arttığını söylüyor.  (Yoko ve ark. 2014)

Kafein ve theanine atfedilen çay tüketiminden sonra artan bilinç ve konsantrasyon için kanıtlar da vardır. Çay yaprağındaki  kafein içeriği% 3-6 olmalı. (Sharma ve ark. 2007).

Çay stresten kurtulmaya yardımcı olur.

Japon yetişkinler üzerinde yapılan çalışmada, yeşil çay tüketimi (5 + bardak) yüksek düzeyde psikolojik sıkıntıyı giderici olduğunu gösterdi. (Einoether & Martens 2013)

Japon yaşlı insanlar üzerinde yapılan çalışmada daha sık yeşil çay içenlerde depresif belirtilerde azalma prevalansı bulundu. (da Silva Pinto 2013)

Çay içmenin (Örnek: kilo kontrolü veya nöroprotektif faydaları) uzun vadeli faydalarına bakarsak uzunlamasına çalışmaların aksine, ruh ve dikkat üzerindeki etkileri çay tüketiminden sonra birkaç saat ile birkaç dakika içinde görülür. (Einoether & Martens 2013)

Bu da 2012 yılında  “çay MR” çalışması ile gösterilmiştir (Bogwardt ve ark.).

Çalışmaların çoğu aktif maddeler ve fizyolojik değişimlerin efektör olarak kateşinlere odaklanırken yeşil çay, aynı zamanda kan-beyin bariyerini geçebilen amino asit L-Theanine içerir. Doğrudan rahat uyanıklığı bir alfa durumunu çağrıştırarak beyni etkilediği gösterilmiştir. L-Theanine nöroprotektif, duygudurum artırılması ve gevşeme özelliklere sahiptir ve kortikal nöron uyarma inhibe ederek anti-stres etkilere neden olabilir,  antipsikotik tedavinin L-theanine ile  şizofreni ve şizoaffektif bozukluk hastalarında anksiyete semptomları iyileştirebilir sonucuna vardırabilir.

(L-Theanine klinik olarak yararlarını kanıtlamak için L-Theanine üzerinde uzun vadeli çalışmalar. Ritsner ark. 2011, Cooper 2012).

8) nöro-koruyucu özellikler

Hayvanlar üzerinde yapılan deney verileri ve insan üzerindeki epidemiyolojik kanıtlarda, çay tüketiminin ters demans, Alzheimer hastalığının görülme sıklığı ile ilişkili olduğunu göstermektedir. .(Mandel ve ark., 2008).

9) Detoksifikasyon

Çay; toksiteye, ağır metalara karşı vücudu koruyabilir, atılımı kolaylaştırır. (Siddiqui ve ark. 2006).

10) Bağışıklık Sistemi Güçlendirici

Yeşil çay aynı zamanda, sigara içenlerde kan akışını artırır antioksidan kapasitesini artırır, plazma peroksitleri azalır ve oksidatif hasarı ve lenfositler glutatyon peroksidaz aktivitesini (beyaz kan hücreleri) azaltır. (2007 Wolfram) Başka bir deyişle, pozitif molekülleri (antioksidan) artırılması ve stres (peroksitler) azaltarak, bağışıklık fonksiyonunu artırır.

Diğer yazarlar L-Theanine ve kateşin içeren çay özleri kullanan kişilerde soğuk insidansı ve gribi azalma özelliği gözlendi. (da Silva Pinto 2013)

Siz bu yazıdan sonra taze demlenmiş yeşil çayın keyfini çıkarın!

Belki de bu yazı hayatınızda yeni bir sağlıklı yaşam alışkanlığı için merakınızı mahmuzlan. Ne Olursa olsun okuyanlara tavsiyemiz; Günde 5 + bardak yeşil çay içiniz o bazı kahvelerle şimdiden takas ediniz.

Şimdi bir fincan Yeşilçayı denemeden önce hayata pes etmeyin. Çook lezzetlidir bilesiniz.

kaynak: gıdaterörü.com

 

Facebook bağımlısı… Acıyı hissetmiyor çünkü paylaşıyor…

1555388_10152170901331052_1178147169_n[1]

Geziciyak’la Sülüklü Göl Yürüyüş Turu…

7

8

9

14

FullSizeRender

Sabah erkenden buluşma noktalarından alındık, yolda dağıtılan poğaçaları ve vişne sularını keyifle höpürdettik ve yürüyüş noktasına gelmeden önce dere kenarı bir kahvede çay molası verdik. Demli çaylarımızı yudumlarken rehberimiz Erdoğan Bey yürüyüşle ilgili tüyoları vermeye başladı, yanımıza tişört, güneş kremi, şapka, yağmurluk almamız gerektiğini hatırlattı. Çaylardan sonra yürüyüş noktamıza kısa bir süre sonra vardık.

Otobüsümüzden inip Sülüklügöl’de sonlanacak yürüyüşümüz için hazırdık artık. Grubumuz 25 kişilik ideal bir büyüklükte ve sohbeti tatlı insanlarla doluydu. Yürüyüşümüz  tırmanmayla başladı ve ben “tırman tırmanabildiğin kadar” diye içimden mırıldanmaya başladım. Çevremdekilerle konuşup gülüştüm, rengarenk çiçeklerin, yamaçların fotoğrafını çektim ve mest oldum. O arada tırmanış bitti ve dar bir patikada yürüyüşümüz başladı. Patika öyle güzeldi ki sağ tarafımız çam ve meşe ağaçlarıyla doluydu. Rehberimiz bize yabani sarmısakları gösterdi ve nasıl toplayacağımızı öğretti. Ayılar kış uykusu sırasında tuvalete gitmedikleri için bütün üre vücutlarında birikirmiş ve uykudan sonra ilk yedikleri şey bu yabani sarmısaklarmış. Vücuttan üre atma özelliğine sahiplermiş. Bu bilgilerden sonra hepimiz yabani sarmısakların avına çıktıkJ.

Dar patikada yürüyüş yaklaşık iki saat sürdü. Kimi zaman devrilmiş ağaçların altından kimi zaman üstünde geçtik. Kah fotoğraf çekmek için durduk, kah ısırgan otu toplamak için (ısırgan otu kan temizlermiş, salataya koymak için dolu dolu topladık).

Orman içi biraz aşağı inince çam ağaçlarının kesik yerlerinden akan çam sakızını gördük. Meğerse ağaç yaralarını sakızıyla tedavi edermiş, çok kuvvetli bir antibiyotikmiş. Torbamıza biraz da sakız toplayıp yola devam ettik ve nefis bir göle vardık. Gölün adı ‘’Turkuaz’’ gölüymüş. Rengi de tam adı gibi olduğundan hepimizin nefesi kesildi. Gölün içine düşen ağaçlar ve gölgeleri tam fotoğraflık olduğundan bol bol fotoğraf çektimJ.

Arkasından sSülüklügöl’e vardık ve yorgunluktan çimenlere yayılarak soluklandık. Ormanın içinde bulunmaktan ve yürüyüş yapıp bedenimizi çalıştırmış olmaktan dolayı mutluluk içindeydik. Ve nasıl sağlıklı beslenilir konuşmaları yapmaya başladık. Geceleri yatmadan önce yemek yemeyi kesmenin önemini birbirimize hatırlattık.

Yarım saat – kırk beş dakika sonra midelerimiz artık zil çalmaya başladığından göl kenarından kalktık ve şoförümüzün bize hazırlamış olduğu mangal ziyafetine doğru son bir yürüyüş yaptık.

Yürüyüşümüz bittiğinde beyaz peynir, salatalık ve içeceklerle hazırlanmış soframıza kurulduk. Rehberimiz sucuk, köfte, domates ve biberden oluşan kocaman sandüviçlerimizi verdi. Afiyetle yedik, son bir çay molası verip İstanbul’a doğru yola çıktık.

Bu güzel yürüyüş için Geziciyak firmasına teşekkür ederim. Bu tip yürüyüş gezilerine katılmanızı da şiddetle tavsiye ederim…

 

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

1 Mayıs 2015

not: Diğer turları geziciyak facebook adresinden veya http://www.geziciyak.com adresinden girerek öğrenebilirsiniz…

Bir şeyden kurtulmaya çalışırken, başka bir şeye tutunma…

11115646_369168706612758_2818925793310812512_n[1]

Bir şeyden kurtulmaya çalışırken, başka bir şeye tutunma… Kendi içine çekil ve gücünü sadece kendinden al.

Anette İnselberg