Hangi kan grubu daha şanslı?

55.000 kişi üzerinde yapılan bir araştırmada, 0 kan grubuna sahip olan kişiler kanser ve birçok hastalık için daha az risk taşıdığını gösteriyor. Araştırmaya göre kan gruplarıyla hastalıklar arasında önemli bağlantı var.

Araştırmayı yapan Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü’nden Dr. Arash Etemadi. Etemadi, 55 bin kişiyi kapsayan araştırmayı Kuzey Batı İran‘da yürüttü. İlk bulgular, belirli hastalıklarda 0 grubu kana sahip olmayanların ölüm oranlarının yüzde 9 daha fazla olduğunu gösterdi.

Araştırma sırasında, kan grubuyla mide kanseri arasındaki bağ da incelendi. Sonuçlar, A,B ve AB grubu kan taşıyanların 0 grubu kana sahip olanlara göre yüzde 55 oranında daha fazla mide kanserine yakalandığını gösterdi.

Bu durum, 0 grubu dışındakilerin kesinlikle hastalık riski taşıdığı anlamına gelmiyor. Beslenme, spor alışkanlığı gibi bir dizi önemli faktör de söz konusu fakat kan grubu 0 olanların birçok önemli hastalığa yakalanma riski daha düşük.

Daha önceki araştırmalara göre de, hemen hemen bütün kanser türlerinin A ve AB kan gruplarına karşı büyük ilgili duyduğunu ortaya koymuştu. Kansere karşı şanslı kan grubunu ise 0 grubu oluşturuyor.

D’Adamo’nun araştırmalarına göre kanser ve kan grupları arasındaki ilişki şöyle:

GÖĞÜS KANSERİ

Bu kanser türüne yakalanan kadınlar ile ilgili araştırmalar, O ve B kan grubuna sahip olanların tedaviye daha hızlı yanıt verdiğini ve daha hızlı iyileştiğini gösteriyor.

BEYİN TÜMÖRLERİ

Birçok beyin ve sinir sistemi kanserleri, A ve AB gruplarını tercih ediyor.

RAHİM KANSERİ

Bu kanser türleri de A ve AB gruplarını tercih ediyor, ancak bu hastalıklara yakalanan B grubu kadınların sayısı da yüksek bulunuyor.

BAĞIRSAK KANSERİ

Bazı türlerinde kan grubu temel belirleyici olmuyor. Bağırsak kanserine yol açan en önemli etkenler diyet, yaşam biçimi ve gerilim şeklinde sıralanıyor.

SİNDİRİM YOLU KANSERİ

Dudak, Dil, yanak, diş eti, yemek borusu kanserleri ile tükürük bezlerindeki tümörler, A ve AB grupları ile çok yakın ilişkili bulunuyor. Bu kanserlerin çoğu kendi kendilerine oluşurken, sigarayı bırakıp, alkolü azaltmak ve diyete dikkat etmek riski azaltıyor.

MİDE KANSERİ

Üzerinde araştırma yapılmış 63 bin vakada mide kanserinin A ve AB gruplarındaki düşük mide asiti ile yakından ilişkili olduğunu ortaya çıkardı.

PANKREAS KANSERİ

Pankreas, karaciğer, safra kesesi ve safra yolu kanserleri, dayanıklı sindirim sistemlerine sahip O gruplarında nadir görülüyor. A ve AB grupları yine en çok risk altında olanlar. B grupları eğer onlar için sakıncalı olan kabuklu yemişleri yerlerse bu kanser türlerine yakalanabilirler.

LENF VE LÖSEMİ

Bu kanser formu, O grupların eğilimli oldukları bir tür. Kan ve lenflerde gelişen bu kanser tercihen O gruplarını sıkıntıya sokar.

DERİ VE KEMİK

Deri kanserleri de en fazla O grubunun yakalandığı tek kanser türü. Habis melanom deri kanserinin en öldürücü şeklidir. Bu duruma karşı O ve B grupları bağışık değildirler.

MESANE KANSERİ

Mesane kanseri en fazla A ve B gruplarında görülür. Hem A hem de B grubunun karakterini taşıyan AB grubu ise büyük olasılıkla en yüksek riski taşıyan gruptur.

kaynak: hürriyet

Ben Tatildeyken Sahibime Siz Bakabilir misiniz?

11138113_695834097226809_1241873262357374551_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Unutma ki eleştirdiğin şey başına gelmeden bu dünyadan göçmezsin…

586936-bir-bardak-gokyuzu[1]

Herkesin ağzında başkasının yanlışı yargısı, hatası dolanıyor. Unutma ki eleştirdiğin şey başına gelmeden bu dünyadan göçmezsin…

Anette İnselberg

Çalakalem Laflarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hangi çorba neye iyi geliyor?

BBjAOBC[1]

Sofralarımızdan hiç eksik olmayan, Türk mutfağının başlıca yemeklerinden çorbalar, kansere, sindirime, kolesterole ve bunun gibi binbir derde çare olduğunu biliyor musunuz? İşte çorbaların faydaları…

Domates Çorbası Domatesin enerji değeri (kalorisi) azdır. Bir orta boy domatesle en fazla 25-30 kalori alırsınız. Domates ve domates ürünlerinin kilo yönetimini kolaylaştırmasının bir nedeni de budur.Domates lif zenginibir besindir. Lif bakımından zengin beslenme; kolesterol kan şekerine destek olur.

* Kan basıncını azaltır.* Kansere karşı korur. * Kilo yönetimini kolaylaştırır. * Kansızlıkla mücadelede yardımcıdır.

Geleneksel lezzetlerimizden tarhana, hem besleyici özelliği hem de içerdiği protein, vitamin ve minerallerle sağlık deposu…* Besleyici bileşimi yanında, iştah açıcı özelliği ile, bebek ve çocuklara, nekahat dönemindeki hastalarla, halsiz ve zayıf insanlara güç kazandırıcı, iyileştirici ve besleyici olarak da tarhana veriliyor

Diabet, hipertansiyon ve obezitenin tıbbi beslenme tedavisinde glisemik indeksinin beyaz ekmekten düşük olması ve doyurucu özelliğinin fazla olması nedeniyle tavsiye edilen bir besindir.* 100 gr toz tarhanada 14,1 gr protein, 58,8 gr karbonhidrat ve 3,9 gr yağ, 78 mg kalsiyum, 0,5 mg demir bulunur. İyi bir protein, kalsiyum, A vitamini, B1 vitamini, B2 vitamini ve likopen kaynağıdır

Mercimek çorbası Kandaki kötü kolesterol düzeyini düşürür: Böylece kalp krizi geçirme rizikosunu azaltır; kalp dostu bir besin olduğunu kanıtlar.Yüksek oranda lif içermesi nedeniyle mercimek şeker hastaları için değerli bir besindir: Çünkü insülin ve kan şekerini düşürür. * Yüksek lif içeriğiyle pekliğe iyi gelir ve kalın bağırsakların çalışmasını düzene sokar. Hemoroit ve diğer kalın bağırsak sorunlarında iyileştirici etkiler yapar.

Mercimek içerdiği yüksek orandaki demir ve folik asit nedeniyle kansızlığı önler.Zengin potasyum içermesi nedeniyle yüksek tansiyonu düşürücü etkiler yapar. Mercimek içerdiği maddelerle bedenin kansere yakalanma rizikosunu azaltır. * Mercimek çorbası içtiğinizde kuru baklagil tüketmiş olur ve posa alımınızı da artırmış olursunuz.

Brokoli Çorbası Besin olarak en yararlı sebzelerden biri olan brokolinin faydaları; * Brokoli içerdiği maddeler açısından insan sağlığı üzerinde çok faydalıdır. Vitamin değerleri açısından; A, E ve C vitaminlerini içermektedir. İçerdiği flavonoidler bakımından bağışıklık sistemimizi güçlendiren bir özelliğe sahiptir.

* Antibiyotik özelliğe sahip olan brokoli, bu yönüyle prostatitis’e (prostat enfeksiyonu) karşı çok etkindir.* Hiç bir antibiyotik yoktur ki bağışıklık sistemimizi zayıflatmasın. İşte brokolinin önemi bu noktada ortaya çıkmaktadır; aynı zamanda hem bağışıklık sistemimizi güçlendirmekte hemde antibiyotik vazifesi görmektedir.

* Brokoli, meme, prostat, bağırsak ve idrar kesesi kanserlerine karşı güçlü bir koruyucudur. * Brokoli içerdiği bazı indol ve indol türevleri (bitkisel hormonlar) açısından ayrı bir önem taşımaktadır. Bu sayede vücudumuzdaki hormon dengesini ayarlayıcı özelliğe sahiptir.* Menopoz dönemindeki bayanlar için östrogen hormonunun düzenli çalışması için brokolideki bitkisel hormonlardan yararlanmaktadırlar.

Yayla Çorbası İçerisinde bolca bulunan yoğurt sayesinde vitamin kaynağı olan Yayla Çorbasının faydalarını saymakla bitmez. İşte bunlardan birkaçı;* Yoğurt yüksek kolesterol ve diyabet hastaları için oldukça faydalıdır. Kötü kolesterolü düşürür, iyi kolesterolü yükseltir ve yağların harcanmasını kolaylaştırarak şişmanlamayı önler. Karın bölgesindeki fazla kilolardan kurtulmak isteyenler için yoğurt ideal bir besindir.

* Yoğurt yüksek kolesterol ve diyabet hastaları için oldukça faydalıdır. Kötü kolesterolü düşürür, iyi kolesterolü yükseltir ve yağların harcanmasını kolaylaştırarak şişmanlamayı önler. Karın bölgesindeki fazla kilolardan kurtulmak isteyenler için yoğurt ideal bir besindir.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mayıs Ayı Yorumun Geldi Abla:))) İlk Üç Kelime Senindir…

11233084_10153286057172878_9135533699802957598_n[2]

Gördüğüm Rüyaların Yarısı Çıkıyor Yarısı Çıkmıyor…

11221671_1022277171130965_8299229678075906402_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun?”

askidervis6[1]

Derviş İle Kuş’un Hikayesi

Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler.

Hz. Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır.
Ve ona sorar;

“Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?”

Derviş kendini savunur;

“Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı.”

Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki;

“Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun?”

Kuş kendini savunur.

“Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım.”

Hz. Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister.

“Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın” diye emreder.

Kuş o anda;

“Efendim, sakın öyle bir şey yaptırmayın” diyerek öne atılır.

“Neden” diye sorar Hz. Süleyman.

Kuş sebebini şöyle açıklar;

“Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar… Siz en iyisi mi, bunun üzerindeki derviş hırkasını çıkartın… Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın.”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

”Aşure Ağacı”: Aynı Anda 40 Farklı Meyve Veren Bitki!

41_105308937695585164284641098888904577093233njpg[1]
Syracuse Üniversitesi Sanat profesörlerinden Van Aken, bir çiftlikte büyümüş. Sanatçılıkla sürdürdüğü yaşamında edindiği bilgileri aile çiftliğinde öğrendikleriyle birleştirince, 40 meyveli bu şaşırtıcı ağacı geliştirmesi mümkün olmuş.
2008 yılında, New York Eyaleti Zirai Araştırma İstasyonu’ndaki bir meyve bahçesinin ödeneksizlikten kapanacağını öğrenen Van Aken, atalık, antika ve yerli meyve çeşitlerinin yetiştirildiği ve kimi ağaçları 150-200 yaşında olan bu bahçenin kapanmasının bu eski ve az bulunur meyve çeşitlerinin de yok olması anlamına geleceğini bildiğinden, meyve bahçesini satın almış. Sonra da, değişik ağaç türlerini tek bir ağaç gövdesine aşılamak üzere çalışmaya başlamış.
250 değişik çekirdekli meyve ile çalışan Van Aken, her birinin çiçeklenme dönemini bir zaman dizgesine yerleştirip bir kaç tanesini anaç ağacın köklerine aşılamakla başlamış işe… Anaç iki yaşına geldiğinde, bu kez de göz aşılarına başlamış. Durgun göz aşısında, bir meyve ağacından gözü olan bir dal parçası alınıp anaca eklenir, bantlanır ve kışı uyuyarak geçirir. Eğer aşı başarılı olursa, ertesi ilkbaharda, göz uyandığında dal budanır ve aşılı parça büyüyerek yeni meyve dalını oluşturur.
Yaklaşık beş yıl sonra, Van Aken ilk “40 meyve” ağacını (Ç.N.: ya da, Bilim Kazanı’ndan Ilker Oztop‘un güzelim çevirisiyle “aşure ağacı”nı) tamamlamış.
Yılın büyükçe bir bölümünde, Van Aken’ın aşure ağacı, bildiğimiz ağaçlardan farksız görünüyor. İlkbahar geldiğindeyse, pembe, beyaz, kırmızı, mor, rengarenk çiçeklere bürünüp, yaz aylarında erikler, şeftaliler, nektarinler, kirazlar, bademlerle donanıyor.
Güzelliği kadar dünyadaki çekirdekli meyve türlerinin çeşitliliğinin korunması açısından da ağacın değeri büyük. Ticari meyve yetiştiriciliğinde, meyvenin raf ömrü, büyüklüğü, ve görünümü tadından önemlidir. Bu yüzden de, binlerce meyve çeşidinin ancak birkaçı ticari olarak tercih edilir, en lezzetli ya da en besleyici çeşitler olmasalar da…
Van Aken bugüne kadar tam 16 aşure ağacı yetiştirmiş. Ağaçlar A.B.D.’nin müzelerinde, toplum merkezlerinde ve kişisel sanat koleksiyonlarında yaşıyor. Şimdi, bir kentte bu ağaçlarla küçük bir meyve bahçesi oluşturmayı planlıyor. Akla gelen ilk sorulardan biri, bu ağaçlardan toplanan meyvelere ne olduğu… Van Aken cevap veriyor:
“Bahçelerinde aşure ağacı olanların bana anlattığına göre, ağaç hem meyve çeşidi hem de meyve miktarı bakımından mükemmel. Üstündeki meyvelerin hepsini ne yapacağınızı bilemediğiniz bir meyve ağacı yerine, çeşit çeşit meyvesini azar azar toplayabileceğiniz bir ağacınız var. Üstelik, meyveler farklı zamanlarda olgunlaştığı için, Temmuz’dan Ekim’e meyve toplamayı sürdürebiliyorsunuz.”

Esas sen eğlenilecek adamsın !!!

erkek avatar (21)[1]

Malum kafeler yer kazanmak için dipdibe koyuyorlar masaları, e ben de yan masaların konuşmalarını – istemeden de olsa – dinliyorum. Artık utanmayı attım yorum bile yapıyorum ama şu dinlediklerime siz de yorum yaparsınız.

Sinem gözü yaşlı masaya oturdu. Yeşim dışından ve ben içimden  hayırdır dedik. Sinem’in yaklaşık beş senedir tanıdığı heykeltraş bir adam varmış. Adam yakışıklı, özgür ruhlu, rahat takılan biriymiş, adı da Metinmiş. Sinem’le Metin tanışmışlar. Sinem  direk adama aşık olmuş, adamın kendisine ilgi göstermesine de çok şaşırmış. On gün falan adam çok sıcakmış, kahveye, yemeğe çağırmış. Zaten Sinem dünden razı olduğundan tüm buluşmalara gitmiş, mesajlara cevap vermiş. Arkasından adam onu evine çağırmış. Sinem de uçarak gitmiş, birlikte olmuşlar, güzel sohbet etmişler. Sinem gece orada kalacağını zannetmiş  ama adam onu evine postalamış.

Sonra ya adam onun evine, ya o adamın evine giderek bu durumu sürdürmüşler. Sinem adam özgür ruhlu diye ‘’kız arkadaşı’’ olma mevzusunu hiç açmamış. Adamın tarzı madem bu, madem o da adama aşık, bu şekilde buluşmakta sakınca görmemiş. Bir müddet sonra adamın başka kızlarla da bu şekilde takıldığını anlamış ve çok üzülmüş. Zaten uzun süreden beri kuşkulanıyormuş ama kondurmuyormuş. Ama deliller öyle netmiş ki bu sefer kabul etmek zorunda kalmış.

İçi parçalanmış, günlerce ağlamış ve adamla araya mesafe koymaya karar vermiş. Zaman zaman adam yine aramış, gelmiş, bir şekilde konu hiç kapanmamış. Sinem’in tek yapabildiği onu evinde ağırlamakmış ama birlikte olmayı reddetmiş. Adam da bayağı bozulmuş ya da o bozulduğunu düşünmüş.

Sinem ara ara düşünür, hayal kurarmış. Metin’le çıksak nasıl olur diye, ama başka kızlar adamın hep peşindeymiş. Sinem’de ben kaldıramam bu durumu çok kıskanırım diye adama bu isteğini hiç dile getirmemiş.

Uzun bir dönem araları olmamış. Sonra bir vesileyle Sinem Metin’e bir mesaj atmak istemiş bir de ne görsün. Metin kız arkadaşıyla fotoğrafını Whatsapp’ına koymuş. Hem de beraber gittikleri mekanlardan çeşit çeşit pozlarla. Sinem’in kalbi sıkışmış. Birkaç mesaj atmış Metin’e abuk subuk ama olay falan çıkarmamış birkaç ima sadece. Sonra bakmış Metin kızın fotoğrafını kaldırmış bir cesaret evine davet etmiş. Biraz da fazla ısrar etmiş tamam kabul ama eskiden adamı birkaç kere reddettiğinden onu telafi etmek içinmiş.

Neyse adam gelmiş önce bir söylev çekmiş sen utanmıyor musun bir erkeği evine çağırmaya diye. Sonra devam etmiş benim kız arkadaşım var senle asla bir şey olamaz anlamadın mı diye. Kız da demiş ki ‘’ben her zaman senin kız arkadaşın olmak istiyordum ama hem seni kıskanırım diye hem de sen özgür ruhlusun seni sıkmamak için bunu hiç söylememiştim. Ben senin kız arkadaşın olmak istiyorum‘’diye haykırmış.

Adam ne dese beğenirsiniz: Ben senin hakkında hiçbir zaman böyle bir şey düşünmedim. Düşünseydim zaten söylerdim. Düşünseydim zaten evimde kalırdın, aramızda sadece o iş olmazdı, anlamadın mı demiş.

Kıza bir şok gelmiş, demiş ki ‘’artık bana bir şey ifade etmiyorsun, hiçbir zaman ruhumu beslemedin, beni ileri götürmedin ama ben bu senin tarzın diye razı olmuştum. Ne kadar yanılmışım’’.

Ve adam çekip gitmiş. Sinem de o gün bugün ağlıyormuş’’ ben eğlenilecek kadın mıyım’’ diye. Ben de lafa burada girdim ne üzülüyorsun o kendine aşık ve her şeyine evet demiş bir kadını kaybetmiş. Sen eğlenilecek kadın değilsin, o eğlenilecek adammış. Ve kızların şaşkın bakışları arasında masadan kalktım. Ama haksız mıyım yani?

 

Sağlıcakla,

Anette İnselberg