Merhaba demek ne demek? Hiç düşündünüz mü?

e829b2d64b82aa0754a1df3450225ee9_1285622867[1]

 

Merhaba demek ne demek? Hiç düşündünüz mü? Ya da bilen var mi içinizde ‘merhaba’ ne anlama geliyor diye?.

Çok ilginç bir o kadar da hoş ve sıcak bir anlamı varmış meğer… ‘

Merhaba’ aslında farsça kökenli olup’benden size zarar gelmez’anlamına geliyormuş. Çok hoş değil mi?

Bunu öğrendikten sonra karşımdaki insana merhaba demek daha bir anlamlı oldu benim için,bu mesajı okuyan herkese benden; ‘Merhaba’

Ten Uyumu Yok…

11164042_876116325787095_3003491784433069535_n[1]

İyiyseniz ses verin, kaleminizi kullanın, çalışın, üretin, yeri gelirse bağırın

10360387_893563164040377_4099066446856770299_n[1]

Korkularımızdan ördüğümüz duvarlar yüzünden dışarısını göremez olduk. Zannediyoruz ki, ne kadar saklanırsak o kadar zarar görmeyiz. En büyük zararı kötülere rağmen iyi olduğumuzu zannedip evden çıkmayarak insanlığa yapıyoruz. İyiyseniz ses verin, kaleminizi kullanın, çalışın, üretin, yeri gelirse bağırın. İnsanlık adına çığlıklar adın. Gün gelir, sessizliğin de hesabı sorulur…

” Okyanusa deniz yıldızı atıyorum.”

images[8]

 

Bir zamanlar yazılarını yazmak üzere okyanus sahiline giden aydın bir adam varmış. Çalışmaya başlamadan önce sahilde bir yürüyüş yaparmış. Bir gün sahilde yürürken plaja doğru baktığında danseder gibi hareketler yapan bir insan silueti görmüş. Başlayan güne danseden biri olabileceğini düşünerek gülümsemiş ve ona yetişebilmek için adımlarını hızlandırmış. Yaklaştıkça bunun bir genç adam olduğunu ve dansetmediğini görmüş. Birkaç adım koşuyor, yerden birşey alıyor ve yumuşak bir hareketle okyanusa fırlatıyormuş. Biraz daha yaklaşınca seslenmiş:

– ” Günaydın. Ne yapıyorsun böyle?”

Genç adam durmuş, başını kaldırmış ve cevap vermiş:

– ” Okyanusa deniz yıldızı atıyorum.”

– ” Sanırım şöyle sormalıydım,” demiş bilge adam… ” Neden okyanusa deniz yıdızı atıyorsun?”

– ” Güneş çoktan yükseldi ve sular çekiliyor. Eğer onları suya atmazsam ölecekler.”

– ” Ama delikanlı, görmüyor musun ki kilometrelerce sahil var ve baştan aşağı deniz yıldızıyla dolu. Hiçbir şey farketmez.”

Genç adam kibarca dinlemiş, eğilerek yerden bir deniz yıldızı daha almış ve dalgalanan denize doğru fırlatmış.

– ” Bunun için farketti.”

Bu cevap bilgeyi şaşırtmış. Ne söyleyeceğini bilememiş. Geriye dönmüş, yazısının başına geçmek üzere kulübesine gitmiş. Gün boyunca bir şeyler yazmaya çalışırken genç adamın görüntüsü gözünün önünden gitmemiş. Aklından çıkarmaya çalışmış, bir türlü olmamış. Nihayet akşama doğru farketmiş ki, o koca bilim adamı, o büyük şair, bu gencin davranışının özünü kavrayamamış. Çünkü bu gencin aslında yaptığının evrende bir gözlemci olmayı ve olup biteni izlemeyi değil, evrende bir oyuncu olmayı ve bir fark yaratmayı seçmek olduğunu anlamış.Utanmış. O gece sıkıntı içinde yatmış. Sabah olduğunda bir şey yapması gerektiğini bilerek uyanmış. Yataktan kalkmış, giyinmiş, sahile inmiş ve o genci bulmuş. Ve bütün sabahı onunla okyanusa deniz yıldızı atarak geçirmiş.

kandaki kolesterol düzeyinizi düşürebilir ve yaşamınıza sağlıklı bir şekilde devam edebilirsiniz

images[2]

Yüksek miktarda bitkisel sterol içeren sihirli yiyeceklerle endüstriyel besin kullanmadan kandaki kolesterol düzeyinizi düşürebilir ve yaşamınıza sağlıklı bir şekilde devam edebilirsiniz

Günlük beslenme düzenimiz değerlendirildiğinde ortalama olarak 100-150 gram arasında yağ ve 250-770 mg civarında da kolesterol aldığımızı basitçe söyleyebiliriz. Kolesterol hemen hemen tüm dokularımızda sentezlenebilen önemli bir bileşik. Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi hücre zarlarımız kolesterolden oluşuyor. Steroid hormonları, D vitamini ve safra tuzlarının yapımı için de kolesterole ihtiyaç duyuyoruz. Kolesterol fazlası karaciğer tarafından safraya bağlanıp bağırsağa taşınarak dışkı ile vücuttan atılıyor. Aslında yediğimiz yiyeceklerden gelen kolesterol miktarının ortalama yüzde 10 kadar gibi bir kısmının kana geçtiği düşünülse de karaciğerin kendi ürettiği kolesterol, damar sağlığını tehdit edebilir. Bu nedenle yiyecek seçiminde yapacağımız basit değişikliklerle vücutta üretilen fazla kolesterolün damarlarımıza zarar vermeden yukarıda bahsettiğim gibi dışkı ile atılmasını sağlayabiliriz. Nasıl kolesterol bizim hücrelerimizin ana yapısını oluşturuyorsa, bitkisel steroller de bitkilerin hücre duvarını oluşturan kolesterol benzeri bileşiklerdir. Birçok araştırma son 50 yılda bitkisel sterollerin kolesterol emilimini baskılayıcı etkisi olduğunu gösteriyor. Bugüne kadar 40’ın üzerinde bitkisel sterol tanımlanmıştır. Bunlar besin endüstrisinde yoğurt, yumuşak margarin veya ekmeklere eklenerek kolesterol düşürmek ve kalp sağlığını korumak için kullanılıyor. Ancak sizlere vereceğim önemli pratik bilgiler ve yüksek miktarda bitkisel sterol içeren özel bitkisel yiyeceklerle kolesterol düzeyinizi kontrol altında tutabilirsiniz.

1- Günde iki gram bitkisel sterol alın: Araştırmalar günde iki gram kadar bitkisel sterol alımının kanda kötü huylu kolesterol olarak tanımlanan LDL kolesterolü yüzde 15 kadar düşürebildiğini göstermektedir. Bitkisel sterollerden en zengin yiyeceklerin başında badem ve çekirdekler gelmektedir. Eğer kanda yükselen kolesterolü baskılamak istiyorsanız her gün bir çay bardağı badem ve yarım çay bardağı farklı çeşitte çekirdek (ay veya kabak çekirdeği gibi) yemenizde fayda var.
2- Trans yağlar yerine bitkisel sıvı yağlar tüketin: Bitkisel sterollerin ikinci önemli kaynağı bitkisel sıvı yağ çeşitlerinden zeytin, fındık ve ayçiçek yağıdır. Trans yağlar kanda kolesterol üretimini hızlandırdığı için doymuş yağ içeren ve trans yağ asidi yüksek olan tereyağı, sert margarinler, kızartılmış yağlar ve kuyruk yağından uzak durmalısınız. Günde beş-altı yemek kaşığı bitkisel yağ tüketiminin kanda kolesterol düzeyini azaltabildiği unutmamalısınız.
3- Yeşil ve siyah zeytin yiyin: Bitkisel sterollerden en zengin üçüncü besin zeytinlerdir. Zeytin hem kolesterol düşürücü hem de yüksek antioksidan içeriği nedeniyle kansere karşı koruyucu yiyeceklerin başında gelir. Günde maksimum 10 adeti geçmeyecek şekilde doğal, işlenmemiş ve tuzsuz zeytin tüketmenizi şiddetle tavsiye ederim. Çekirdeklerini çıkararak salatalara ekleyebilir, zeytin ezmesi şeklinde mutfak robotundan geçirerek tüketebilirsiniz.
4- Kolesterol düşmanı lahana ve karnabahar:
Lahana ve karnabahar yemek içerdikleri bitkisel steroller sayesinde kanda kolesterolün yükselmesini önler. Zeytinyağlı yemek olarak tüketebileceğiniz gibi buharda pişirerek et, tavuk veya balık yanında da servis edebilirsiniz. Lahana çorba şeklinde tüketildiğinde kolesterol düşürücü ve kan şekeri dengeleyici özellik gösterir. Günde üç kase lahana ve karnabahardan oluşan sebze çorbası içmek kolesterol ilacından bile daha etkindir.
5- Bulgur ve kepekli pirinç tüketin: Tahılların içinde en fazla kepekli pirinç ile bulgurda bulunan bitkisel steroller kanda kolesterol düzeyini yaklaşık yüzde 10-15’e kadar düşürebiliyor. Yaklaşık bir tabak bulgur pilavı 200 miligram kadar bitkisel sterol içermektedir. Bulgur sadece kandaki kolesterolü değil trigliserit adlı kan yağını da düşürerek kalp için koruyucu etki göstermektedir.

GÜNÜN BİLİMSEL NOTU
Kefir de yoğurt gibi fermante bir süt ürünüdür. Bekletildikçe tadı ekşir ve çok az olan alkol oranı artar. Kefirin bilinen hiçbir zararı yoktur. Bazı kişilerde toksinlerden temizlenirken toksinlerin geçtiği dokularda bir takım rahatsızlıklar oluşabilir. Kısa bir süre sonra, toksinler vücut dışına çıkacak ve kişi kendini çok iyi hissedecektir (iyileşme krizi). Kefiriniz tatlı ise ve ekşi seviyorsanız mayalanma süresini 48 saate kadar uzatın. Kefir ekşidikçe faydası artar. Tatlı kefir istiyorsanız mayalanma süresini 24 saatten fazla uzatmayın ve kefiri buzdolabında saklayın. Kefirinizin daha katı olmasını istiyorsanız ayırdığınız kefir ayranını birkaç saat buzdolabında tutun. Günde 250-500 ml kadar kefir tüketmek yeterlidir. Kefir ile yoğurdun farklarının ne olduğu en sık sorulan sorular arasındadır. Görünüş olarak birbirlerine çok benzerler. Yoğurt prebiyotiktir yani probiyotiklerin üremesini artarır. Kefir probiyotiktir. Yani kendisi yararlı mikroorganizmadır. Yoğurtta mikroorganizma olarak sadece bifidobakterler ve laktobasiller bulunur. Kefirde ise bunlara ilaveten lactobacillus caucasus, leuconostoc, asetobacter ve streptokok gibi bakteriler bulunur. Sonuç olarak evde yapılan yoğurt sağlığınız için çok iyidir, kefir ise ondan da iyidir. Kefir tümör oluşumunu engellemekte ya da var olanın ilerlemesini azaltmaktadır. Kefir mikroorganizmalarının ürettiği biyotin diğer B kompleks vitaminlerinin emilimini de artırır. Kefir hafif bir sinir yatıştırıcı ve depresyon azaltıcıdır. Hafif bir gevşeme ve uyku hali verir. Kefirin depresyonu azaltıcı etkisi triptofan, magnezyum ve kalsiyum içeriğinin yüksek olmasına bağlanmaktadır.

Günün sağlık formülü
Bitkisel sterollerden zengin kolesterol düşürücü çorba tarifimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Lezzetli ve yapımı pratik olan bu çorbadan öğle ve akşam yemeklerine başlamadan birer kase içmenizi tavsiye ederim.

Malzemeler
İki kase doğranmış beyaz lahana
Bir diş sarımsak
Bir küçük kuru beyaz soğan
İki küçük göbek karnabahar (mevsimine göre kullanın)
Dört yemek kaşığı bulgur
Bir yemek kaşığı kepekli pirinç
Bir yemek kaşığı zeytinyağı

Yapılışı
Tüm malzemeler az su eklenerek düdüklü tencerede pişirilir ve mutfak robotundan geçirilerek servis edilir.

Migreniniz mi Var… Doğal Kür… 5 Dakika Sonra Farkı Görünüz!

1507949_10153326807446052_1644528440392041534_n[1]

İhtiyacınız Olanlar… Limon suyu, 84 Mineralli Himalaya tuzu ve biraz limon kabuğu.

Malzemeler:

1) Bir bardak Şehir Şebekesi (Musluk) Suyu

2) iki tane limonun suyunu sıkınız. Posasını atmayınız.

3) bir tane limonun kabuğunu ince ince rendeleyiniz.

4) Çay kaşığının ucuyla Himalaya Kristal Tuz.

Yapılışı:

1 Çorba Kâsesinin içine, limon suyunu, şehir şebeke suyunu, rendelenmiş limon kabuğunu, himalaya Kozmik tuzu koyunuz.

Tek dikişte içiniz. TADI hoş olmayabilir ama, içtikten beş dakika sonra farkına varınız.

Alternatif Tıp Kaynaklarında Şunlar Yazıyor:

Yüksek kaliteli ve doğru tuz kullanmayı unutmayın; bizim önerimiz 84 mineral içeren Himalaya kristal tuzudur. Bir çok literatürde himalaya kristal tuzu için Bağışıklık sistemine, mutluluk için gerekli serotonin hormonunu artırmaya dair kanıtlanmış bilgiler de var. …

Önemli Not; tariflerimiz ilaç değildir. Kurumumuzda hastane hizmeti verilmez. Mücerret yiyecek ve içeceklerdir. Hasta olunca doktora gidiniz. Doktorunuza danışınız.

Sonuç: İhtiyacınız olan Himalaya Kozmik Tuza ulaşmak ve sipariş vermek için linke Tıklayınız: http://www.marankialisveris.com/index.php…

Telefonla sipariş ve kapınızda ödeme seçenekleri için arayacağınız telefon: 0212.533.01.33

Uyarı: Eğer yüksek kan basıncından muzdarip iseniz tuz daha da artırabilir dikkatli olunuz.

Aynalar Yalan Söylemez!.. Ders Alınacak Bir Hikaye…

askidervis6[1]

Adamın biri, ilk defa gittiği şehrin tarihi çarşısına uğradığında, bir dükkana girerek; – Hatıra eşya almak istiyorum, demiş.Ne tavsiye edersiniz? Dükkan sahibi yaşlı zat,adamı tepeden tırnağa süzüp: …

– Buranın en meşhur malı, aynalardır evladım, demiş. Ama onları almaya güç ister. Adam, hiç düşünmeden:
– Ben, yaşadığım şehrin en zengin insanıyım, diye atılmış. Benim için para önemli değil. İhtiyar, dudak büküp: – İnşaallah gücün yeter, demiş. Çünkü padişahlar bile alamadı onları. Adam, ses tonunu iyice yükselterek: – Benim elde edemeyeceğim şey yoktur!..diye direnmiş. Fiyatları ne kadar? İhtiyar adam: – Seçeceğin aynaya bağlı, diye gülümsemiş. Günümüze ait aynaları normal fiyata alabilirsin. Fakat eski aynalar pahalıdır.
Hele hele antikalara gücün yetmez. Ama geleceğin aynası bedavadır, fakat onu görsen pek beğenmezsin. Adam, bu sözleri pek anlamamış. Ama merakından çatlayacak gibiymiş. Aynaları bir an önce görmek istediğinden, yaşlı adamın koluna girip,dükkanın arka bölümüne geçmiş. Yaşlı adam, elindeki baston ile işaret ederek: – Sana ilk önce günümüze ait aynayı göstereyim, demiş.Çerçevesi gümüştendir. Fiyatıysa sadece üç altındır. Adam, duvarda asılı duran kristal aynayı kısa bir süre incelemiş. Ve ona bakarak saçlarını düzelttikten sonra: – Bunun bir özelliğini görmedim, demiş. Evimde de bundan üç dört tane var. Yaşlı adam, seke seke ilerleyerek: – O halde bu aynaya bak!.. demiş. Çeyrek asır öncesine aittir. Çerçevesi bakırdandır.
Fiyatı ise yüz kese altındır. Adam: – Herhalde şaka yapıyorsunuz, diye gülümsemiş.Böyle basit bir ayna,on altın bile etmez. İhtiyar adam: – Ben sana söylemiştim!.. diye kızmış. İsterseniz vazgeçin. Adam, iş olsun diye aynaya baktığında, bağırmamakiçin kendini zor zaptetmiş. Gözlerini ovuşturarak baktığı aynadaki görüntü, onun yirmibeş yıl önceki haline aitmiş. Ne başının büyük bölümünü saran beyaz saçlar varmış bu görüntüde, ne de yüzünü kırış kırış eden derin çizgiler. Adamın aynaya takılan gözleri, biraz sonra fal tşı gibi açılmış. Çünkü aynadaki gençlik görüntüsünün hemen arkasından,sevdikleri geçiyormuş birer birer. Büyük bir dehşet içinde: – Aman Allah’ım!.. diye bağırmış.Bu geçen,kız kardeşim değil miydi? Hem de henüz kanser olmadan önce. Daha sonra, en sevdiği teyzesi ve dayısı da geçmişler, adamın görüntüsü ardından. Her ikisi de, çeyrekasır önceki halleriyle. Adam, dayanamayıp başını çevirmiş aynadan.
İhtiyar, ona sokulup: – Bu işten vazgeç!. demiş.Zaten bir çok insan da öyle yaptı. – Hayır!. diye itiraz etmiş adam. Kardeşimi özlemiştim, dayımla teyzemi de. – Peki!. demiş ihtiyar. Şu gördüğün bir antika aynadır. Çerçevesi ahşaptır. Değeriyse bin kese altın eder. Adam,oraya doğru ilerlerken,korkusundan vazgeçmiş. Ama merakını yenemeyip aynaya baktığında, küçük bir çocuk gibi çığlık atmış. Yedi sekiz yaşlarında bir çocuk duruyormuş karşısında. Soluk yüzlü, incecik, dişleri dökük ve saçları dağınık bir çocuk. – Aman Allah’ım!.. diye bağırmış. Bu benim çocukluğum. Cebimdeki sapan bile duruyor. Adam, biraz sonra sendeleyerek duvara tutunmak zorunda kalmış. Bu sefer, 30-35 yaşlarındaki halleriyle annesi ve babası geçiyormuş geriden. Daha sonra da, nur yüzlü dedesi. Annesi, her gün defalarca yaptığı gibi, öpüvermiş onu yanağından. Babası ise, er zamanki şakacılığıyla, ensesine bir şaplak atmış yavrusunun. Adam, kaçarcasına uzaklaşmış oradan. İhtiyarın yanına yığılmış ağlayarak.
Yaşlı adam: – Gerçek aynalar böyledir evladım!.. demiş. Bu yüzden de ulaşılmaz onlara. Adam, biraz olsun kendine geldiğinde, dükkandan atmak istemiş kendini. Fakat tam çıkacakken: – Bedava aynalardan söz etmiştiniz, demiş. Onu da merak ettim. İhtiyar adam: – Ona hiçbakma evlat!. diye atılmış. Bu gün çok fazla yoruldun, kalbin dayanmaz. – Mutlaka bakmalıyım!. diye ısrar etmiş adam. Gördüğüm şeylere artık alıştım. Yaşlı adam, çaresiz kabul etmiş ve duvarlara asılanlardan farklı olarak, dükkanın döşemesi üzerine indirilen bir aynayı gösterip: – İşte bu da geleceğin aynası!. demiş. Çerçevesi altından olup bedavadır. Ama onu hiç kimse almadı. Adam: – Geleceğin aynası ha!.demiş.Üstelik de altından ve bedava… İhtiyar, hiç sesini çıkartmamış.
Adam ise, emin adımlarla aynaya doğru ilerlemiş ve bakmak için yere eğildiğindei oracığa yığılıp kalıvermiş. Yaşlı adam: Geleceğin aynasında ne göreceğini tahmin etmen ve ona göre hazırlıklı olman gerekirdi evladım, demiş. Senin de gücün yetmedi demek ki… İhtiyar adam, müşterisinin cansız vücudunu kucaklarken, onun ayndaki görüntüsüne bakmış. Kuru bir iskelet görünüyormuş…
(HİÇ DURMAYIN, HEMEN AYNAYA BAKIN. NE GÖRÜYORSUNUZ ? HİÇ Bİ ŞEY Mİ ?…. O HALDE…… GEÇMİŞTE YAPTIKLARINIZI, ŞU ANDA YAPMAKTA OLDUKLARINIZI, KİMLERİ KIRDIĞINIZI, ÜZDÜĞÜNÜZÜ,”KIRMADIKLARINIZ ZATEN DUA EDECEKTİR ONLARI ES GEÇİN” DAHA NE KADAR ÖMRÜNÜZÜN KALDIĞINI, İNSAN OLARAK HAYATA İMZA ATIP ATMADIĞINIZI, GERÇEKTEN BİR ŞEYLER YAPABİLMİŞ MİSİNİZ ? YAPMAYI DÜŞÜNÜYORMUSUNUZ? AYNAYA BAKIN GÖREBİLİYOR MUSUNUZ İNSAN OLMANIN ERDEMLİĞİNİ, GERÇEK KİMLİĞİNİZİ… SIK SIK AYNAYA BAKIN, YUKARIDAKİLERE EKLEYECEK DAHA O KADAR ÇOK ŞEY VARKİ.. EKLEYECEĞİNİZ ARTILARI KAYDEDİN BİR KENARA. SİZ KAYDETMESENİZ DE ZATEN BİRİLERİNİN KAYDETTİĞİNİ UNUTMAYINIZ…BU DÜNYA BOŞ DEĞİL..)—
Alıntı

Bu maskeyle sarkmaların önüne geçin!…

17108_454199701413314_5346788823977424485_n[1]

Bu maskeyle sarkmaların önüne geçin! Cildinizdeki sarkmaları yüz egzersizleriyle engel olabilir, kuru nane maskesiyle de gergin ve pürüzsüz bir cilde sahip olabilirsiniz.

Cilt sarkması; bir kadın için artık yaşlandığını kabul etmesi ve cildini eski haline getirmesi için birçok metod denemeye başlamasıdır. Eğer yaşınız 40’ı geçtiyse aynaya dikkatli bakın. Elmacık kemiklerinden başlayarak, aşağıya doğru inen bir sarkma sezeceksiniz. Eğer önlem almazsanız, geri dönüşü yok!

Yüz masajı yapın

Cilt sarkmasına karşı alabileceğiniz en etklili önlem; her gün beş dakika yukarıya doğru yüz masajı yapmanız. Kaş düşüklüğünü engellemek için 3 parmağınızı kaşın altına koyun, yukarı doğru masaj yapın. Gözlerinizi kapatın. İşaret parmaklarınızla göz kapaklarınızı içeriden dışarıya doğru basınç oluşturacak şekilde bastırın.

Bu sırada gözlerini açmayı deneyin, ama parmaklarınızın baskısından bu mümkün olmayacaktır. Bu egzersiz göz kapağı kaslarını güçlendirecek, sarkmalarını engelleyecektir.

Kuru nane maskesiyle bu hareketleri destekleyin

Sarkmalara karşı haftada bir tarifini vereceğimiz maskeyi yapmanız dahilinde daha etkili sonuçlara ulaşmanız mümkün olabilir.

Malzemeler

1 bardak kaynar su

1 çorba kaşığı nane

Nasıl yapılır

Bir bardak kaynar suya bir çorba kaşığı kuru nane koyun. Suyunu hayli çektikten sonra bir kap içinde ezin ve yüzünüze maske yapın. 30 dakika bekletin. Ilık suyla yıkayın.

Çorabınızın içine bir dilim soğan koyun

corabinizin-icine-bir-dilim-sogan-koyun-h1429462005[1]

 

Soğanın kanı arındırıcı, kan dolaşımını hızlandırıcı, toksinleri atıcı, dezenfektan, hızlı yara iyileştirici olduğunu, soğuk algınlığı ve gribe iyi geldiğini biliyoruz. Fakat bu rahatsızlıkların giderilmesi için soğandan sadece yiyerek faydalanmamız gerekmiyor. İşte diğer yolları…

Soğan dilimleri, kapısı kapalı bir odada yatak başına konulduğunda sabaha kadar solunum yollarını açıyor.

Soğan, lapa halinde göğüse sürüldüğünde ise balgam söktürücü etkisi yapıyor.

SOĞAN DİLİMİ AĞRIYI KESİYOR

Ayak sinir uçlarında 7 bin tane sinir ucu bulunuyor. Soğan dilimleri romatizmal ağrıların olduğu yere ya da ayağın içine yerleştirilip bir streç veya çorapla sarıldığında ağrılara iyi geliyor.

indoamerican-news.com

Üzüm Kanser Düşmanı

10348646_750979791635231_2053373981981090232_n[1]

TBMM Araştırma Merkezi, üzüm ve faydaları üzerine geniş bir araştırma hazırladı.

Raporda üzümün içindeki minerallerin ve çekirdeğinin anti kansorejen etkisinin olduğu belirtildi.

Son yıllarda üzümle ilgili hazırlanan çalışmalar bu meyvenin popüleritesini artırdı. Yurt dışında pek çok üniversite bu konuda araştırmalar yapıp üzümün kanser düşmanı olduğunu belirledi.

TBMM Araştırma Merkezi de üzüm sektörü ile ilgili geniş bir inceleme yapıp bunu rapor haline getirdi.

Raporda, üzümün içerdiği maddeler itibarıyla sağlık açısından önemli bir besin ve enerji kaynağı olduğu belirtilerek anti kansorejen etkisi olduğu belirtildi.

VİTAMİN KAYNAĞI

Raporda üzüm kanser ilişkisi şöyle belirtildi. “Son yıllarda üzüm ve üzümden elde edilen ürünler üzerinde kapsamlı araştırmalar yapılmıştır. Üzümdeki B1, B2 vitaminleri ve çeşitli mineraller iyi bir besin kaynağı olduğunu kanıtladı.

Çekirdeğinin ise antioksidan fenolik bileşenler bakımından zengin olduğu görürüldü. Anti kansorejen özelliğe sahip olması ise onu diğer besinlerden ayıran bir özelliktir.”

KARACİĞERİ ONARIYOR

Meclis’in üzüm raporunda meyvenin içeriğindeki minerallerin özellikle bedensel gelişme sorununa iyi geldiği, deri ve saç iltihaplarını kuruttuğu da belirtildi. Araştırmada üzümün ateşli hastalıklar ve madensel tuz eksiklikleri, böbrek ve karaciğer hastalıklarında yararlılığının tıpça tespit edildiği vurgusu yapıldı.

İDEAL DİYET BESİNİ

TBMM’nin araştırmasında üzümün yüksek kalori içeriğine rağmen çok düşük miktarlarda yağ ve protein içerdiği için aynı zamanda ideal bir diyet besini olduğu da belirtildi.

TANSİYON DÜŞÜRÜYOR

Araştırmada, “Bir bardak üzüm suyu 125 kalori içerir. Bu miktar hipertansiyonlu bireylerde kan basıncını düşürücü etkide bulunduğu görülmüştür” denildi.

ŞIRA DEMİR ZENGİNİ

Üzümden elde edilen, Anadolu’nun geleneksel gıdalarından şıranın, demir, sodyum, potasyum ve kalsiyum gibi mineraller bakımından zengin ve besleyici düzeyi yüksek bir gıda olduğuna da işaret edildi.

KURU ÜZÜM PROTEİN KAYNAĞI

Araştırmada, kuru üzümün de “Protein ve karbonhidrat kaynağı” olduğu vurgulandı. Yapılan incelemelerde kuru üzümde demir, fosfat, kalsiyum bulunuyor. İçerdiği A, B1, B2, B6, C vitaminlerinden dolayı, dünyada gittikçe artan oranlarda talep görmeye başladı.

Şivalinga SHİVALİNGA MUDRA (Güç Veren Mudra)

206301_444714838905300_302225220_n[1]

Sağ el baş parmağı dikili olarak, çanak şekli verilmiş sol elin üstüne yerleştirilmektedir. Sol elin parmakları iyice birbirine bitiştirilmiştir. Eller karın hizasında tutulmaktadır ve dirsekler dışa dönük ve hafifçe öne bakmaktadır.

İhtiyaca göre, istenildiği kadar ya da günde 2 kez 4′er dakika uygulanmaktadır.

Bu Mudranın sağ eli, eril gücü temsil etmektedir yani Şiva’nın Phallus’unu. Şiva ise, Hint Mitolojisinin en büyük ilahının yıkıcı yüzünü açığa çıkarmaktadır. Nasıl ki, Phallus yeni bir başlangıcı temsil eder, bunun gibi de Şiva da birşeyleri yok ederek ve dolayısıyla gerekli şartları hazırlayarak, bu yeni başlangıcı asıl mümkün kılan ilahtır.

Örneğin; çiçekler solmayacak olsaydı, meyveler de olmazdı ya da içimizdeki tüketilmiş hücreler yok edilmeyecek olsaydı, bu takdirde urlar oluşurdu vs. Bu başı sonu olmayan bir döngüdür ve kendi içimizde bedensel, zihinsel ve ruhsal açıdan da aksamadan işlemelidir. Bir iç güç bunun işlerliğini korumaktadır ve bu su elementi altında sınıflandırılan gücü herkes kendi deposunda barındırmaktadır.

Bu stok nefes ile beslenmektedir. Bundan dolayı nefesin optimal bir niteliğe sahip olması çok önemlidir. Bu Mudra uykusuzluk, hoşnutsuzluk, uyuşukluk, bunalım durumlarında ya da aşırı gerginlikler veya baskılar sonucu insan kendini tükenmiş gibi hissettiğinde uygulanabilir. Bunların yanında bekleme zamanlarında örneğin; bir doktorun bulgularını beklerken bu Mudradan yararlanılabilir.

Bu nerede veya nasıl bir hastalığa maruz kalınmış olunursa olunsun, iyileşme sürecini hızlandırmaktadır. Şifa ile ilgili olarak, genelde bilinenden daha fazla mucizeler gerçekleşmektedir. Bu gerçeği aklınızın bir köşesinde tutun, belki bir gün sizin de şifaya ihtiyacınız olabilir.

Sol elinizin bir havan ve sağ elinizin bir tokmak olduğunu düşünün. İlk nefes çekişleri esnasında, düşüncenizde sizi hasta eden şeyin, karanlık iri bir kum gibi, sol elinizin üstüne düşmesini sağlayın, ve sağ elinizin kenarıyla bunu en incesinden bir kum haline getirene kadar ezin, sonra onu bir üfleyişle avucunuzun üstünden havaya yayın, bırakın uçsun gitsin.

Bunun ardından bir süreliğine oturun ve şifa veren enerjileri sağ baş parmak ucundan el çanağına ya da bir diğer ifadeyle depoya akıtın. Bu esnada tüm kalbinizle aşağıdaki olumlamayı birkaç kez veya daha fazla söyleyin.

Olumlama: Şifa verici bir ışık, bedenimin her bir hücresine ışınını gönderiyor, çözülmesi gerekeni çözüyor ve güçlendirilmesi gerekeni yeniliyor. Teşekkürler!

Gertrud Hirschi

Bir şeyler daha iyi olacaksa,
Tarlada, ağaçlarda değil,
Kalplerde filizlenmeli…Gottfried Keller

Bir kadınla sadece sevişilmez!

11011092_836377213076961_4363543156961457651_n[1]

Bak güzel kardeşim,

Bir kadınla sadece sevişilmez!

Yani kadın sadece sevişmek için yaratılmamıştır!

Bir kadın arkadaşın oldu mu bilmiyorum, olmadıysa hemen edin!

Çünkü bir erkeğin en yakın dostu bir kadın da olabilir!

Belki daha da iyi olabilir!

Önyargılarından arınırsın, kadınla sadece sevişilmediğini anlarsın!

Bir kadınla dertleşebilirsin!

Kadınla tavla oynayabilirsin!

Kadınla alışverişe gidebilirsin!

Kadınla sinemaya gidebilirsin!

Tüm bunları yaptın diye sonrasında sevişmek zorunda falan değilsin!

Bir kadın senin en yakın arkadaşın, moda tabirle, kankan olabilir!

Ve hatta kadın-erkek arkadaşlığı hemcins arkadaşlığından çok daha düzeyli olabilir bazen!

Sana öğretilen o ateşle-barut saçmalığından sıyrıl artık!

Kadınlarla sadece sevişilmez!

Bir kadın arkadaşla her şey yapılabilir!

Yürüyüşe çıkılabilir!

Bir köy kahvesinde sohbet edilebilir!

Evine davet edersin, birlikte yemek yapılabilir!

Tiyatroya gidilebilir!

Yani anlayacağın bir kadınla sevişmenin dışında da birçok şey yapılabilir!

Gelelim öteki yüzüne madalyonun…

Bir erkek de sadece sevişmek için yaratılmamıştır!

Bir erkek seni evine arkadaşça davet edebilir!

Bir erkekle kız arkadaşınla yaptığın sohbetin aynısını yapabilirsin!

Bir erkek seni sadece sevişmek için istemez!

Morali bozuk olabilir, bir arkadaşa ihtiyacı vardır, bir dost sesine muhtaçtır…

Seni, kardeşi gibi sevebilir…

Seninle zaman geçirmek istemesi senin bedenine sahip olmak istediği anlamına gelmez!

Eğer, bir kadın ve bir erkek arkadaşlığın ötesinde bir birlikteliğe sahipse onlara evde ne yaptığını sormamız sanırım bir muhabbetteki üçüncü kişinin durumuna düşmek demektir!

Sahi, senin hiç sevgilinde mi olmadı?

Olmadıysa, müsaitsen onu da edin!

Birlikte sinemaya gidin…

Sohbet edin…

Başını dizlerine daya sevgilinin…

Birlikte film izleyin…

Birlikte bir çay demleyin…

Sevişin…

Ha, bütün bunlar sana ters mi?

O zaman sen yapma güzel kardeşim!

Ama…

Karışma da!

Nesrin Yılmaz

Ne Kadar Etkilemeli Ne Kadar Etkilenmeliyiz…

10.11.05_17.23.50_595x300[1]

 

 

Eskiden gittiğim bir tai-chi sınıfında hocamız bize şöyle bir ödev vermişti

Birbirimizin hayatlarını etkiliyor muyuz? düşünün…

Şimdi bu soruya cevap vermek çok kolay tabi ki ”evet”

Ama o zamanlar farkındalık işinde yolun çok başındaydım

Cevabı bulmam zaman almıştı…

Cevabım ise şöyle: Birbirimizi kesinlikle etkiliyoruz

Bazen sırf birine kızdık diye, özlüyoruz diye, kavuşamadık diye

Başkasının kollarına koştuğumuz  oluyor

Evde birine kızıp, hırsımızı sokaktaki birinden çıkardığımız da çok oluyor

Birisi size selam vermedi diye

Hiç alakasız birine çok yakın davrandığımız da oluyor

Birisi bize cesaret veriyor diye, kendimizi daha iyiye götürmeye çalıştığımız da oluyor

Birisi bir yeri övdü diye, tatilimizi orda geçirmeye karar verdiğimiz de oluyor

Bazı ayrılıklar şehir değiştirmeye etken oluyor..

Birbirimizi sandığımızdan daha çok etkiliyoruz…

Bugünler de benim derdim ise ne kadar etkilemeliyiz… Basitçe şöyle anlatayım…

Yani doğada yürüyorum önümde kırık bir dal var onu orada mı bırakmalıyım, yoksa başka bir yere mi koymalıyım

Yani ben onun başka bir yere taşınması için vesile miyim…

Bilmiyorum…

İyi etkileşimler olması dileğimle,

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

 

 

Mutlaka Okuyun… Çok Doğru… Doğum Ayınız Sizi Ele Veriyor…

image description

image description

OCAK
Hırslı ve ciddi kişilik
Öğrenmeyi ve öğretmeyi sever
İnsanların zaaflarını ortaya çıkarmayı sever
Çok eleştirir
Akıllı ve planlı programlıdır
Çok çalışır ve üretkendir
Duyarlı ve derin hisleri olan biridir
İnsani nasıl mutlu edeceğini bilir
Aşırı dikkatlidir
Bünyesi kuvvetlidir
Zor heyecanlanır
Romantiktir ama aşkını ifade etmekte zorlanır
Çocukları sever
Evcil ve sadık bir eş olur
Kolayca kıskanır
Sosyal yönden zayıftır

ŞUBAT
Somut şeylere önem verir
Değişkendir
Sessiz utangaç ve ağırkanlıdır
Kendine güveni pek yoktur
Dürüsttür
Özgürlüğüne düşkündür
Bazen saldırganlaşır
Kesin olmayan işlerden hoşlanmaz
İnatçıdır
Hayallerinin peşinden gider
Batıl inançlara eğilimlidir

MART
Çekici kişilik
Utangaç ve tutucu
Esrarengiz
Cömert ve sempatik
Rahatına düşkün
Duyarlı
Hizmet etmekten zevk alır
Kolay sinirlenmez
Güvenilir
Nezakete önem verir
İyi bir gözlemcidir
İntikamcıdır
Seyahat etmeyi sever
Dikkat çekmeyi sever
Dekorasyona meraklıdır
Tempolu müzikleri sever
Çok değişkendir

NİSAN
Aktif ve enerji doludur
Çabuk karar verip çabuk pişman olur
Şefkatlidir
Mantığını dinler
Diplomatiktir
İnsanları teselli etmeyi sever
Dostlarının sorunlarıyla yakından ilgilenir
Cesurdur
Maceraperesttir
Sevgisini ve ilgisini belli eder
Hafızası güçlüdür
Baş ve göğüs hastalıklarına eğilimlidir

MAYIS
Sert yapılı
Kolay sinirlenir
Kolay ilgi çeker
Fiziksel güzelliğe önem verir
Motivasyona ihtiyacı yoktur
Sistematik çalışır
Hayal kurmayı sever
İleri görüşlüdür
Kolay sakinleştirilir
Anlayışlıdır
Kulak ve boyun bölgesi hassastır
Edebiyat ve sanatla ilgilidir
Evde oturmayi sevmez
Çocukları pek sevmez

HAZİRAN
Aynı anda birden fazla şey düşünür
Nazik ve tatlı dillidir
Hassastır
Kararsızdır
Komik ve eğlencelidir
Konuşkandır
Kolay arkadaş edinir
Kolay incinir
Gribe yatkın bünyesi vardır
Çok inatcıdır

TEMMUZ
İyi bir sırdaştır
Anlaşılması güç biridir
Aşırı gururlu
Başkalarının düşüncelerine aşırı önem verir
Sokulgandır
Kin tutmaz
Sempatiktir
Yanlız olmayı sever
Kolay öğrenir
Arkadaş sıkıntısı çekmez
Mide sorunları olabilir
Zor ikna olur
Ağır işleri sever

AĞUSTOS
Şakalaşmayı sever
Duyarlı ve ilgilidir
Korkusuzdur
Liderlik özellikleri vardır
Ruhbilimle ilgilenir
Kolay provoke edilir
Dikkatli ve tedbirlidir
Bağımsızlığına düşkündür
Yol göstermeyi sever
Romantiktir

EYLÜL
İnsanların hatalarını yüzüne vurmayı sever
Detaylarla uğraşır
İyi bir konuşmacıdır
Sadık ve güvenilirdir
Sorumluluk almayı sever
Bilgi ve kültüre önem verir
Spor ve seyahati sever
İlişkilerinde seçicidir
Hislerini kendine saklar

EKİM
Herkesle sohbet etmeyi sever
İlgi odağı olmak ister
Yalancılığı yapmacıklığı sevmez
Arkadaşlarına çok önem verir
Çabuk kırılıp cabuk toparlanır
Kararsızdır
Duygusaldır
Kendine kolay güvenmez
Etrafından çabuk etkilenir

KASIM
Eğlenceli kişilik
İnsanları kolay etkiler
Çalışkan ve sorumluluk sahibi
Kontrolu ele almayı sever
Enerjik ve çevresini motive eden biridir
İyi bir liderdir
İçten ve yardımseverdir
Adil davranır
Sürprizleri sever
Hataları affetmez
İradesi güçlüdür
Derin duygularla sever
Herkesi oldugu gibi kabul eder
Sır saklamayı bilir

ARALIK
Sadık ve cömert
Sabırsız
Birlikte vakit geçirmesi eğlenceli kişilik
Azimli
Sosyal yönü kuvvetli
Dostlarını kendinden fazla düşünür
Kızgınlığı uzun sürmez
Sevildiğini hissetmek ister
Espri anlayışı gelişmiştir

Gerçek aşkı, koşullar bunu gerektirdiği için yaşamazsın,onu sen kendin yaratırsın.

11219070_10205958407550654_4133996592866622385_n[1]

Bir akvaryumun içine iki balık koyarsan,birbirleriyle sevgili olmak zorunda kalırlar.Orada bir seçim yoktur kader vardır…
Fakat okyanusun içinde iki balık birbirlerini seçerlerse , işte onun ismi Aşk olur…
Çünkü bu balıkların arasında zorunluluk yada şartların yarattığı bir mecburiyet yoktur.
Gerçek aşkı, koşullar bunu gerektirdiği için yaşamazsın,onu sen kendin yaratırsın.