Bir zamanlar nasıl acılar çektiğimizi ve o acıyla da neler yaptığımızı unutuyoruz.

16361073[1]

Ruhlarındaki cehennemde yanıp, kendinden geçen ve bu yüzden ne yaptığını bilmez halde bu dünyada her yere saldıran tüm ruhlara yaratıcı kaynaktan şifa dilerim. Onlar gerçekten ne yaptıklarını bilmiyorlar acıdan ve korkudan. Hepimizin olduğu gibi onlar da yaratıcı kaynağın parçası, sadece kendilerini bilmeyen ve bilmedikleri için de bilgisizliğin karanlığında kaybolmuş parçalar… Tıpkı bir zamanlar şimdi kendini tanıyanların, bir zamanlar yaşadıkları gibi… Kalbimde ve ruhumda herkese yer var, ama izninizle şu anda en büyük yeri bu kardeşlerimiz için ayırıyorum…

Sevgili Yaratıcı Kaynağimız,
Her neyi planlıyorsan, önünde saygıyla eğilirim ve de izninle ruhumun büyük bir parçasını, bu acı çeken kardeşlerimize sunmak istiyorum. Onları karanlık olarak algılıyoruz, kızıyoruz, yargılıyoruz, söyleniyoruz; ama bir zamanlar bizlerin de onlardan farkımız olmadığını hatırlamıyoruz. Bir zamanlar nasıl acılar çektiğimizi ve o acıyla da neler yaptığımızı unutuyoruz. Kendimizi aydınlık zannedip, aslında tüm karanlığımızla onlara saldırıyoruz. Aydınlığın elindeki en büyük gücün, şefkat ve sevgi olduğunu belki de sadece biliyoruz; biliyoruz ama uygulamıyoruz. Çünkü sanırım biz de henüz yeterince aydınlık değiliz ve belki de bu “karanlık” kardeşlerimiz bizlere bu halimizi yansıtabilmek için bu senaryoda böyle rol oynamaya karar verdiler…

Sevgili Yaratıcı Kaynağımız,
Eğer senden bir parça taşıyorsam içimde, bu parçayı “bilmeyen” ve acı çeken kardeşlerimizin ruhlarının bir nebze de olsun huzuru yaşaması için kullanmak istiyorum. Bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum, ama sanırım yol açılır. Ve de “Işığın Savaşçısı” olarak değil, “Barışın, Huzurun ve BİRliğin Anlatıcısı” misyonunda yer almayı seçiyorum, eğer bu seçimim kabul olacaksa. Bunu da nasıl yapacağım konusunda en ufak fikrim yok; huzurlu muyum değil miyim, onu bile bilmiyorum. Barışı ve BİRliği yaşayıp yaşamadığımdan da yok haberim. Ama hani varsa böyle bir misyon evrende bunu gerçekleştirmek isterim; artık içinde savaşın, ışık adına bile olsa geçtiği bir misyonda yer almayı seçmiyorum. Kimseye kılıç çekmeye yok niyetim artık. İsteyen aydınlık ile karanlık savaşı illüzyonunda yer almaya devam edebilir canı istediğince. Peki acaba kim aydınlık tarafında, kim karanlık? Bunu kim bilebilir?

Sevgili Yaratıcı Kaynağımız,
Bizleri varettiğin için sonsuz şükranlarımızla… Ruhlarındaki bilinmezliklerde can acısıyla haykıran tüm kardeşlerimizin şifa bulması dileğiyle… Attığımız her adım bütünün en yüksek hayrına olsun…

Hasan Sonsuz Çeliktaş

Size stres veya kaygı veren bir konu hakkında sadece bir dakika düşünmeniz herhangi bir önemli olumsuzluk yaratmayacaktır.

586936-bir-bardak-gokyuzu[1]

 

Bir psikolog stres yönetimi konulu seminer düzenler ve katılımcıların bulunduğu salona yarısı dolu bir su bardağı ile gelir.
Herkesin aklında “yarısı dolu mu, yoksa yarısı boş mu” klişesi vardır. Ama psikolog bu soruyu yöne…ltmez, onun yerine gülümseyerek” elimde tuttuğum yarısı su dolu bu bardağın ağırlığı sizce ne kadar olabilir” der.
Gelen cevapları dinler ve “elimde ne kadar süre tuttuğuma göre değişir” diye herkesi şaşırtan bir yanıt verir.
“ Bardağı elimde sadece bir dakika boyunca tutarsam ağırlığı düşük olur ve hiç zorlanmam, eğer bardağı elimde 1 saat tutarsam onu çok ağır olarak hisseder ve tanımlarım, diğer yandan bardağı elimde daha da uzun tutmaya kalkarsam muhtemelen artık kolumu hissetmem, bardak çok ağırlaşmış olur.”
“Her durumda bardağın ağırlığı aslında değişmez, ama onun ağırlığını esas belirleyen faktör benim onu ne kadar süre elimde tutacağım olacaktır” diye devam eder.
Hayatımızdaki stres ve kaygıyı da bu şekilde düşünebilirsiniz. Size stres veya kaygı veren bir konu hakkında sadece bir dakika düşünmeniz herhangi bir önemli olumsuzluk yaratmayacaktır. Ama süre biraz uzadığında kendinizi kötü hissetmeye başlamanız neredeyse kaçınılmazdır. Hele ki günün tamamında size rahatsızlık veren bir düşünceye saplanıp kaldığınızda aynı elindeki bardağı hiç bırakmayan bir insan gibi bütün hislerinizi ve hareket etme yetinizi kaybedebilirsiniz.
Özellikle geceleri yatmadan önce o güne dair olumsuz tüm düşüncelerinizi bırakın ve yatağa elinizde “bardakla” girmeyin. Bardağı komodinin üzerine bırakmış olduğunuzdan emin olunJ.
Hikaye beni gerçekten çok etkiledi, koçlukta hikaye ve metafor kullanımı önemlidir, bazen çok uzun sürede anlatabileceğiniz bazı şeyleri bu tip güzel hikayeler eşliğinde insanlara verdiğinizde çok güzel sonuçlara imza atarsınız.
Bu hikayeden çok basit bir egzersiz yaratıp uygulayabiliriz. Bunu 3 yada 4 haftalık bir süre için yapabilirsek benzer durumlarda daha farklı düşünüp hareket etmek konusunda önemli bir avantaj elde ederiz.
Egzersiz iki şekilde yapılabilir. Birincisi diğer insanların sürekli olarak su bardağı ile ne yaptığınızı merak edebilecekleri bir ortamdaysanız bu egzersizi zihinsel olarak uygulamanızdır. Aklınıza sizde kaygı, endişe ve korku oluşturan bir düşünce geldiğinde elinizde içi dolu büyükçe bir su bardağı tuttuğunuzu hayal edin ve siz o düşünceyi bırakana kadarda bardağın elinizde kalmaya devam edeceğini hayal edin. Bu şekilde oluşturacağınız farkındalıkla daha farklı düşünceler seçerek kendinizi daha iyi hissetmeye başlayabilirsiniz.
Eğer ev ortamındaysanız egzersizi fiziken uygulamanızı öneririm. Elinizin altında gerçekten içi suyla doldurulmuş olan büyük bir su bardağı olsun. Aklınıza sizi rahatsız eden bir düşünce geldiğinde su bardağını gerçekten elinize alın ve yerine daha iyi bir düşünce yerleştirene kadar bardağı elinizden bırakmayın. Bunu örneğin günde yarım saat uygulamanız bile önemli bir farkındalık yaratabilir.

Dükkan Olmasa Ben De Gelirim…

11209371_10153419049727494_5205954839886011426_n[1]

Kuşkonmazın saymakla bitmeyen faydaları…!

11165263_450356635130954_887603147812182857_n[1]

Ege mutfağının eşsiz lezzetlerinden birisi olan vitamin ve mineral deposu kuşkonmazın, insan sağlığına yaptığı katkı saymakla bitmiyor.

Kuşkonmazın saymakla bitmeyen faydaları
Kuşkonmaz; pırasa, sarımsak ve soğanı da içeren Lily ailesinin (Liliaceae) bir üyesidir. Yaklaşık 2000 yıl önce Doğu Akdeniz’de, o eşsiz dokusu, tıbbi ve afrodizyak özellikleri ile biliniyordu. Bu sebzede K vitamini ve folik asit bol miktarda bulunur. 300’den fazla çeşidi bilinmektedir ancak sadece 20 tanesi yenilebilir.

Kuşkonmazın besin değerleri
Kuşkonmaz aynı zamanda magnezyum, fosfor, selenyum, çinko, sodyum, demir, bakır, kalsiyum ve mangan gibi mineraller açısından zengin bir kaynaktır. C vitamini, K vitamini, B6 vitamini, A vitamini, tiamin ve niasin gibi vitaminler de bu bitki içerisinde yeterli miktarda bulunur.

– Kalori içeriği: 44 kalori
– Protein içeriği: 4.65 gram
– Su içeriği: 165.00 gram
– Çözünür lif içeriği: 1.15 gram
– Çözünmez lif içeriği: 1.75 gram
– Diyet lif içeriği: 2.85 gram
– Karbonhidrat içeriği: 7.60 gram
– Tekli yağ asitleri: 0.02 gram
– Doymuş yağ miktarı: 0.12 gram
– Çoklu yağ asitleri: 0.23 gram

Kalbi güçlendirir
Kuşkonmaz sağlıklı bir kardiyovasküler sistem için gerekli olan folik asit içerir. Günde üç kez ham bal ile az miktarda kuşkonmaz suyunu karıştırıp içmek, zayıf kalbi güçlendirir.

Doğal idrar söktürücü
Potasyum açısından zengin iken, düşük miktarda sodyum içerir. Asparagin denen aktif bir amino asit ile birlikte içindeki mineraller sayesinde etkili bir diüretik ilaç haline gelir. Bu nedenle adet öncesi şişkinlik gidermede çok yararlıdır. Ayrıca sinirlilik, yorgunluk ve depresyon tedavisinde yardımcı olur.

Sağlıklı bağırsak florası
Bitkisel mineraller açısından zengindir. Ayrıca sindiremeyen bir karbonhidrat olarak adlandırılan inulin içerir. Ancak kalın bağırsakta yaşayan Bifidobacteria ve Laktobasillerin gibi bazı sağlığa faydalı bakteriler bu karbonhidrattan beslenir. Dolayısıyla kuşkonmaz yiyerek inülin alımı, zararlı bakterilerin gelişimini önleyen faydalı bakterilerin sayısını artırır.

Böbrek ve gut hastaları daha az tüketmeli
Böbrek sorunu veya gut problemleri olan kişilerin kuşkonmaz gibi pürin içeren yiyecek tüketimlerini kısıtlamaları veya kesmeleri gerekir. Pürinden çabuk etkilenen kişilerin bu maddeyi çok almaları sağlık sorunlarına yol açar. Vücutta fazla pürin birikimi fazla ürik asit birikimine yol açar. Ürik asitle bağlantılı sorunların iki örneği ise gut hastalığı ve böbrek taşı oluşumudur.

Diğer sağlık faydaları
Özellikle hamile kalmayı düşünüyorsanız veya hamileliğin erken safhalarındaysanız kuşkonmazı öğünlerinizden eksik etmeyin. Çünkü içerdiği folat hücrelerin düzgün bölünmesi için gereklidir. Folat olmazsa fetüsün sinir sistemi hücreleri düzgün şekilde bölünmez. Hamilelikte yetersiz folat tüketiminin çeşitli doğuştan sakatlıklara yol açtığı belirlenmiştir.

– Kuşkonmaz suyunun alkali özelliği yüksektir ve dolayısıyla kas dokuları temizleyerek, kan asiditesinin azalmasına yardımcı olur ve aynı zamanda böbrek taşlarının eritilmesine yardımcı olur

– Artrit ve romatizmaya yardımcı olan anti-inflamatuvar etkili bir fitokimyasal içerir.

– Kuşkonmazın düzenli tüketimi lif açısından zengin olduğu için, bağırsak hareketliliğini artırır.

– İyi bir antioksidandır ve kanser, katarakt ve diğer göz sorunlarını önlemeye yardımcı olabilir.

– Kan şekeri düzeylerini kontrol etmeye yardımcı olur bu nedenle diyabet hastaları için oldukça yararlıdır.

– Kemoterapinin başarı oranını artırır.

– İyi bir vücut detoks ajanı olduğu için idrar yolu enfeksiyonlarını önlemeye yardımcı olur.

– Süt üretimini uyardığı için emziren anneler için oldukça faydalı bir besindir.

Aynı zamanda, HIV ve multipl skleroz tedavisinde yardımcı olur. Skorbüt ve akciğer kanserini önler. Sağlık için çok faydalı olan mucizevi bir sebzedir. En iyisi ise bir çok şekilde hazırlayıp pişirebilecek olmanızdır. Eğer sağlıklı bir yaşam için egzersiz, diyet ve ilaçlar gibi her şeyi yapıyorsanız kuşkonmazı beslenmenize eklemeyi de bir deneyin. Beslenmenizde kuşkonmaz eksikse alacağınız besin değerlerinin önemli bir kısmı eksik demektir. Bugün diyetinize bu sebzeyi dahil edin ve sonsuza kadar sağlıklı yaşayın!

Dünya’nın en pahalı kahvesinde ‘Fil Dışkısı’

11182024_10153236765249437_1364497929943896834_n[1]
Tayland’ın kuzeyinde, fil dışkısı kullanılarak yapılan kahve, dünyanın en pahalısı.

Elbette bu fotoğraf bir şaka. Kahve çekirdekleri, onları yiyen fillerden ‘çıktığı’ gibi kullanılmıyor. Önce hijyenik işlemlerden geçiyor, gurme şeflerince kavruluyor. Blake Dinkin (42) adlı Kanadalı bir girişimcinin bölgedeki projesi çerçevesinde, 20 fillik bir sürü, “Black Ivory” (Siyah Fildişi) markasıyla, dünyanın en pahalı otelleri için kahve üretiyor. Bu kahvenin kilosu, tam bin 100 dolar (bin 974 TL), bir fincanı ise 50 dolar (90 TL). 70 kiloluk ilk parti üretimin tamamı satıldı. 2013’te 420 kilo üretim planlanıyor. Aslında sansara benzer bir hayvan olan misk kedisi kullanılarak da bir süredir benzer bir yöntemle kahve üretiliyor. İki hayvanın dışkısından ayıklanan kahve çekirdeklerinin tadı neredeyse aynı. Fakat midesi daha büyük olan fillerle üretim yapmak nispeten ekonomik.

kaynak: hurriyet

Hayat Nasıl Daha İyi Yaşanır?

11217816_10205846873084605_5576289099656825536_n[1]
(Birkaç maddede toparlamak istersek ne deriz?)

•Ufak şeyleri dert etmeyin!
• Erkenden kalkmaya alışın!
• Hayatı olduğu gibi kabul edin!
• Tenkit etme isteğinizi bastırın!
• Bırakın ara sıra canınız sıkılsın!
• Rastgele iyilikler yapmaya çalışın!
• Başkalarını suçlamayı artık bırakın!
• Her şeye hâkim olmaya çalışmayın!
• Kusursuz olamayacağınızı kabullenin!
• Sabrınızı geliştirme egzersizleri yapın!
• Her an bir şeyler öğrenmeye açık olun!
• Konuşmadan önce derin bir soluk alın!
• İnsanların gözlerine bakın ve gülümseyin!
• Bırakın, çoğu zaman başkaları haklı olsun!
• Aynı anda birkaç şey yapmaya kalkmayın!
• Beterin beteri vardır, her hâlinize şükredin!
• Olağan şeylerdeki olağanüstünlüğü arayın!
• Bugününüzü son gününüzmüş gibi yaşayın!
• Herkesin onayını alamayacağınızı unutmayın!
• Yaptığınız iyiliklerden bahsetmemeye çalışın!
• Bulunduğunuz durumda mutlu olmaya çalışın!
• Öfkeniz kabarmaya başlayınca 10′a kadar sayın!
• Sizden başka herkesin bilgili olduğunu düşünün!
• Başka fikirlerde biraz olsun doğruluk payı arayın!
• Her gün biraz vaktinizi, minnettarlık için harcayın!
• Gördüğünüz her şeyde Yaradanın izini unutmayın!

____ALINTI___

KADINLAR SUSARAK GİDER !

11094290_928257067236537_8092834620506868460_n[1]

Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir.

Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez.

Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur.

Kadın susarak gider!

En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. Ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır. Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir.

Candan Ünal