
Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılıyor.
MALZEMELER
TARİF
* Lezzetci.com
KÜRTAJ CİNAYETTİR?
Kendisini kocasına kavuşturacak minibüse binmek için çakıl taşlı yolda yürümüyor, ayakları yere değmeden adeta uçuyordu. Yanında ise en büyük çocuğu 14 yaşındaki oğlu vardı. Hızlı adımlarla yürürken bir yandan da haşarı oğluna nasihat ediyordu. Kardeşlerini dövme, vurma onlara diyerek başladığı sözlerine devam etti: “Bak oğlum babanın yanına gidiyorum. Bir süre sonra düzeni kurup sizleri de yanıma alacağım. Bu süre zarfında uslu dur emi… Kardeşlerini koru, onlara sahip çık.” Minibüse giden yol kısaydı. Oğlu arada başını kaldırıp, anasına baktı. Gözlerinin içi gülüyordu annesinin. Onu son zamanlarda hiç bu kadar mutlu görmemişti. Annesinin gülen gözlerini görünce için için sevindi bu duruma. Arif abinin kırmızı minibüsünün yanına geldiklerinde sarıldılar. Annesi oğlunun başını okşayarak son nasihatini yaptı: “Kardeşlerini dövme oğlum…” Kış günüydü ama kar yoktu. Atkısına sarıldı kadın. Minibüs hareket ettiğinde bakıştılar ki o bakışın son bakış olduğunu ikisi de bilmiyordu…
Kadının zor bir yaşamı vardı. Evlendiğinde doğan ilk çocuğu iki ay yaşamış, ölmüştü. Rize’nin vahşi coğrafyasında bir yandan çaylıklar, ahırda inekler ve sonra birbiri ardına doğan çocuklar… Bu çocukların hiçbiri de kolay olmamıştı. İkinci çocuğunu hastanede doğurdu. Erkekti… Erkek olunca bir bebe, silahlar yakılırdı havaya. O gece mavzerlere mermiler sürüldü, erkek çocuk dünyaya geldi desinler diye. İlk çocuktan sonra iki düşük ve dünyaya gelen ilk kız çocuğu… Sonra bir kız, bir kız çocuğu daha… Art arda doğan bu kız çocukları karşı köydeki ebe Hatice Nine doğurtmuştu. İyice büyümeye başlayan erkek çocuk, anasının doğum sancılarıyla bağırmalarını duydu bu doğumlar sırasında. Bir anda dört çocuğu olmuştu genç kadının; oysa koca, bir erkek çocuk istiyordu. Hani büyüğüne bir şey olur denerek. Sonra iki çocuğu daha oldu kadının. İkisi de hastanede doğdu. Son doğumda Trabzon Tıp Fakültesi’nde prematüre bir çocuk dünyaya getirdi, yedi aylık. Doktorlar “bir daha hamile kalırsan ölürsün” dediler kadına ve kocasına. İşte bu kadın Rize’ye çok yakın bir köyden kocasına kavuşmak için İstanbul’a giderken beş buçuk aylık hamileydi.
Köyde kalanlar bir süre haber alamadılar kadından. Arada karşı köyde bir eve telefon geliyor, haberleşiyorlardı. İstanbul’a gittiğinin daha ayı dolmamışken hastaneye kaldırıldı. Karındaki çocuk zehirlemiş, dedi doktorlar. Birkaç gün sonra ölü doğum yaptı. Doğan çocuk erkekti. Ölü doğumdan sonra iki gün daha yaşadı. Ve yaşamı Cerrahpaşa’da bir hastane odasında son buldu… Gittiğinden beri hiç konuşmamıştı annesiyle 14 yaşındaki çocuk. O gün, telefon olan karşı köyden bir haber geldi; bir saat sonra sizi İstanbul’dan arayacaklar diye. Amcasıyla beraber gittiği o evden kara haberi aldı: annesi ölmüştü. Kendi evlerine gelmek için amca-yeğen yola koyuldu yine. Ay ışığı vardı ve ayaklarının altına bastıkça ses çıkaran çakıl taşlarının sesleri duyuluyordu. Çocuk birkaç adım geri kaldı amcasından. Hıçkırmak ağlamak istedi, beceremedi. Bir şeyler düğümlendi boğazına. Geride kalan beş kardeşi vardı. Hem annesi dememiş miydi, onları koru, kolla diye. Yol boyunca bunları düşünerek eve vardılar. Diğer kardeşler küçük, hiçbir şeyin farkına değiller. İki kapılı Karadeniz evinden o gece ağıtlar yükseldi gökyüzüne.
Ertesi gün gece vakti bir cenaze aracıyla getirdiler genç kadını. Adeta uçar adımlarla gittiği İstanbul’dan ölü bedeni son kez getirildi yaşadığı toprak zeminli eve. Annesini gülerek yolcu eden çocuk açtı yüzünü. Kendisinden dört yaş küçük kızkardeşi de görmek istedi annesini. O halde görünce ağladı küçük kız. Erkek içine attı. Annesinin yüzü soluk muydu ne? Çok güzel bir kadındı annesi. Beyaz tenli, yuvarlak yüzlü. Yine aynı güzelliği gördü onda. Sanki bu bir şaka “bakın ben geldim, hadi gülün, sarılalım” der gibi bir hâli vardı. Eğildi çocuk öptü annesini. Bir daha, bir daha… Sarılmak, yattığı yerden kaldırmak istedi; engel oldu büyükleri. Ertesi gün çok ama çok yağmur yağdı. Cenaze kalabalıktı yine de. Ağıtlar yakıldı göğü delen yağmurla birlikte. Yağmur günlerce sürdü. Gözyaşları yağmur sularına karıştı. İşte 37 yıllık kısa ömrüne en büyüğü 14, en küçüğü ise bir yaşında olan altı çocuğun dışında, iki ölü doğan bebe ve birkaç düşük bırakan güzel yüzlü kadının adı Emine idi. EMİNE, BENİM ANNEMDİ…
<img src="https://fbcdn-sphotos-a.akamaihd.net/hphotos-ak-snc6/c0.0.320.320/p403x403/249070_368130839907943_219216802_n.jpg" alt="Photo: Evet, ihtiyacın olan şey kendin dışındaki sevgi değil.Kendi sevgin.
İfade içindeki vurguya odaklan ve göreceksin. Tüm insanlık bunu dışarida biryerlerde arıyor. Sevgi denen şey orada dışarıda biryerde ve ona ulaşman gerekir diye düşünmektesin.Onu haketmen, uğrunda bir çaba göstermen gerekliliği kazınmış bilincine.Sevgi denen kavramın içini herşeyle doldurabilirsin. Birbirinden ayrıymış gibi görünen bilgelik, şefkat, huzur, tamlık vs. O’nun diğer veçheleridir. Birbirinden ayrı olmayan ama çoklu niteliklerle bezenmiş bir sevgi. Sevginin yerine diğer belirttiğim kavramları da koyabilirsin ve hepsi birbirini içeren bir bütünlük halinde varolmaya devam eder.
‘Kuantum Yaşam Haritasi
Kuantum Yaşam Harita’m” width=”403″ height=”283″ />
Malzemeler
•1 kg yoğurt
•1,5 bardak su
•1 bardak arpa şehriye
•½ bardak haşlanmış nohut
•Yarım demet nane
•Yarım demet maydanoz
•Zeytinyağı ve kırmızı pul biber
Hazırlanışı
Şehriyeyi az sıvıyağda hafifçe kavurup üstünü biraz geçecek kadar su ekleyip kapağını kapayalım ve haşlayalım. Yoğurda su ve tuz ekleyip iyice çırpalım. Ben çok sulu sevmem, o yüzden cacığı da koyu kıvamlı yaparım bunu da öyle yaptım. İsterseniz biraz daha su ekleyebilirsiniz ama çok da sıvı olmasın, biraz kıvamı olsun. İçine haşlanmış nohut, şehriye, ince kıyılmış dere otu ve taze naneyi ekleyip karıştıralım. Servis ederken zeytinyağında kırmızıbiber kızdırıp üstüne gezdirelim. Ben zeytinyağında nane de kavurup üstüne koyuyorum bazen. O da yeşil yeşil güzel oluyor.
Yogurt
D vitamini ihtiyacimizi cogunlukla gunesten yararlanarak aliriz. Bunun yaninda yogurt gibi bazi besinler onemli D vitamini kaynagidir. Bir su bardagi kadar yogurt, gunluk kalsiyum ihtiyacimizin %30’unu ve D vitamini ihtiyacimizin %20’sini karsilar.
Sardalye
Taze veya konserve olarak tuketebilecegimiz Sardalye, D Vitamini ve kalsiyum acisindan sasirtici derecede zengindir. Ana ogun olarak tuketmenin yaninda, salata ve makarnalarimiza ekleyerek de ogunlerimize dahil edebiliriz
Yumurta
Icerdigi D Vitamini acisindan cok zengin olmasa da, yumurta yemek bu ihtiyacimizi karsilamak icin hizli ve kolay bir yoldur. 1 yumurta gunluk D vitamini ihtiyacimizin %10’unu karsilar
Somon
Kalbe en dost yiyeceklerin basinda sayilan somon, D vitamini acisindan da cok zengin bir baliktir. 100 grlik bir somon dilimi, gunluk D vitamini ihtiyacimizin %100’unu karsilar
Ispanak
Sut ve sut urunleri tuketiminiz dusukse, kalsiyum ihtiyaciniz icin ispanagi mutlaka tuketmelisiniz. Pisirilmis 1 kase ispanak, gunluk kalsiyum ve A vitamini ihtiyacinizin %25’ini karsilar.
Ton Baligi
Yag acisindan zengin diger bir balik olan ton baligi da, D vitamini acisindan oldukca zengindir. 100 gramlik bir konserve ton baligi, D vitamini ihtiyacimizin %40’ini karsilar