Unutmayın eski yemek nasıl mideyi bozarsa, kötü anılarısürekli düşünmek de ruhu bozar.

Unutmayın eski yemek nasıl mideyi bozarsa, kötü anıları sürekli düşünmek de ruhu bozar.

Anette

Sebzeli Bulgur Pilavı…

MALZEMELER

  • 2 su bardağı pilavlık bulgur
  • 3 kaşık tereyağı
  • 1 kaşık zeytin yağı
  • 1 baş soğan
  • 2 adet patlıcan
  • 2-3 adet domates
  • 3 adet sivri biber
  • 2-3 adet kırmızı biber
  • 1 kaşık salça
  • Tuz, karabiber, nane
  • 2 su bardağından biraz fazla sıcak su (2,5 bardaktan az)

TARİF

  1. Küp küp doğranmış patlıcanları ayrı bir tencerede kızgın yağda kızartın.
  2. Tencereye tereyağı ve zeytinyağını alın, rendelenmiş soğanı ve salçayı kavurun, biberleri ilave edin. 1-2 dk da bu şekilde kavurduktan sonra küp küp doğranmış domatesleri de ilave ederek tencerenin kapağını kapatıp 3-4 dk (sebzeler yumuşayıncaya kadar) bu şekilde pişirin.
  3. Son olarak, bulguru ekleyip 1-2 dk kavurduktan sonra sıcak suyu, kızarmış patlıcanları ve baharatları da ilave edip suyunu çekene kadar pişirin.

* Lezzetci.com

Yeşil Mercimek Köftesi

 Photo: Yeşil Mercimek Köftesi TarifiMalzemeler2 su bardağı yeşil mercimek6 çay bardağı ince bulgur2 adet orta boy soğan 1 su bardağı sıvıyağ2 çorba kaşığı biber salçası1 tatlı kaşığı kimyon , tuz1 demet taze soğan1 demet kıyılmış maydanozSalatası için:3 adet orta boy soğan1 tatlı kaşığı sumak1 tatlı kaşığı kimyonYarım demet maydanoz, tuzYeşil Mercimek Köftesi YapılışıMERCİMEĞİ yıkayıp 10 dakika haşlayın. Hafif sulu haldeyken ocaktan alın. Üzerine yıkanıp süzülmüş bulguru ekleyip kapağı kapalı olarak şişinceye kadar bekletin. Diğer taraftan ince kıydığınız soğan ı sıvıyağda pembeleşene kadar kavurun. Üzerine salça, ince kıyılmış taze soğan, maydanoz, kimyon ve tuz ekleyin. Birkaç dakika birlikte soteleyip ocaktan alarak mercimekli bulgurun üzerine ekleyin. Hazırladığınız harçtan parçalar kopartarak köfteler hazırlayın ve servis tabağına alın. Salatası için, soğanları piyazlık doğrayıp tuzla ovun. Yıkayıp süzdükten sonra üzerine kıyılmış maydanoz, sumak, kimyon ve tuz ilave edip köftelerle birlikte servis yapın.

 Malzemeler

2 su bardağı yeşil mercimek

 6 çay bardağı ince bulgur …

 2 adet orta boy soğan

1 su bardağı sıvıyağ

2 çorba kaşığı biber salçası

1 tatlı kaşığı kimyon , tuz

1 demet taze soğan

 1 demet kıyılmış maydanoz

Yeşil Mercimek Köftesi Yapılışı

MERCİMEĞİ yıkayıp 10 dakika haşlayın. Hafif sulu haldeyken ocaktan alın. Üzerine yıkanıp süzülmüş bulguru ekleyip kapağı kapalı olarak şişinceye kadar bekletin. Diğer taraftan ince kıydığınız soğan ı sıvıyağda pembeleşene kadar kavurun. Üzerine salça, ince kıyılmış taze soğan, maydanoz, kimyon ve tuz ekleyin. Birkaç dakika birlikte soteleyip ocaktan alarak mercimekli bulgurun üzerine ekleyin. Hazırladığınız harçtan parçalar kopartarak köfteler hazırlayın ve servis tabağına alın. Salatası için, soğanları piyazlık doğrayıp tuzla ovun. Yıkayıp süzdükten sonra üzerine kıyılmış maydanoz, sumak, kimyon ve tuz ilave edip köftelerle birlikte servis yapın.

Zenginlik;Merdivenleri yardımsız çıkabilmektir.Her akşam kendi kapını kapatabilmektir. Bazen bir tabak makarnadır. Kendine inanabilmektir

 Photo: Zenginlik;Merdivenleri yardımsız çıkabilmektir.Pencereden bakıp, yoldan geçenleri görebilmektir.Her akşam kendi kapını kapatabilmektir.Saçının okşanmasıdır.Kolundaki saatin geleceği göstermesidir.Bir sonraki hafta için plan yapabilmektir.Güzel günleri bekleyebilmektir.Bazen bir tabak makarnadır.Bazen iki tane domates ve bir taze ekmektir.Kendine inanabilmektir.Zenginlik varlığından mutluluk duyabildiğin herşeydir...Fakirlikse...Bir kez tanıyıp,Sonra yokluğunu öğrenmektir... İclal Aydın

 Merdivenleri yardımsız çıkabilmektir.

 Pencereden bakıp, yoldan geçenleri görebilmektir.

 Her akşam kendi kapını kapatabilmektir.

Saçının okşanmasıdır.

Kolundaki saatin geleceği göstermesidir. …

Bir sonraki hafta için plan yapabilmektir.

 Güzel günleri bekleyebilmektir.

Bazen bir tabak makarnadır.

Bazen iki tane domates ve bir taze ekmektir.

Kendine inanabilmektir.

Zenginlik varlığından mutluluk duyabildiğin herşeydir…

İclal Aydın

Devamı Sizden oLSUN…

Fırında Patatesli Kuzu

 Photo: Fırında Patatesli Kuzu10 adet küçük boy patates1 kg kemiksiz kuşbaşı kuzu eti5 diş sarmısak1'er tatlı kaşığı mercanköşk ve kekikBir buçuk çay bardağı zeytinyağı2 adet limonun suyuTuz, karabiberEti yıkayıp süzün. Kıyılmış sarmısak, mercanköşk, kekik, zeytinyağı, limon suyu, tuz ve karabiberi bir kapta karıştırın. Üzerine eti ilave edip buzdolabına alın ve 20 dakika marine edin. Diğer taraftan patatesleri soyup kalın elma dilimi şeklinde doğrayın. Su dolu bir kaba koyup kenara alın. Eti marineden çıkarıp bir fırın kabına yerleştirin. Patatesleri kurulayıp, eti çıkardığınız marineye koyarak karıştırın. Daha sonra suyuyla birlikte etin üzerine dökün. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında et pişene kadar, yaklaşık 35-40 dakika tutup servis yapın.

 10 adet küçük boy patates

1 kg kemiksiz kuşbaşı kuzu eti

5 diş sarmısak

1’er tatlı kaşığı mercanköşk ve kekik …

Bir buçuk çay bardağı zeytinyağı

2 adet limonun suyu Tuz, karabiber

Eti yıkayıp süzün. Kıyılmış sarmısak, mercanköşk, kekik, zeytinyağı, limon suyu, tuz ve karabiberi bir kapta karıştırın. Üzerine eti ilave edip buzdolabına alın ve 20 dakika marine edin. Diğer taraftan patatesleri soyup kalın elma dilimi şeklinde doğrayın. Su dolu bir kaba koyup kenara alın. Eti marineden çıkarıp bir fırın kabına yerleştirin. Patatesleri kurulayıp, eti çıkardığınız marineye koyarak karıştırın. Daha sonra suyuyla birlikte etin üzerine dökün. Önceden ısıtılmış 170 derece fırında et pişene kadar, yaklaşık 35-40 dakika tutup servis yapın

SAKIZLI MUHALLEBİ

Photo: ::::::::::::::::::SAKIZLI MUHALLEBİ::::::::::::::::::::::Malzemeler 4 su bardağı süt3 kahve fincanı un1 damla sakızı1.5 su bardağı toz şeker1 kahve fincanı hindistan cevizi10 çilek Tarifi  Bir kaba sütü boşaltıp içersine un, şeker, dövülmüş damla sakızını ilave ederek mikserde erittin. Ağır ateşte karıştırarak 15 dakika pişirin.Pişirdiğiniz karışımı mikserde tekrar çırpın. Soğuduktan sonra üzerini hindistan cevizi ve çilekle süsleyip servis yapın.Malzemeler

4 su bardağı süt

3 kahve fincanı un

1 damla sakızı

1.5 su bardağı toz şeker …

1 kahve fincanı hindistan cevizi 10 çilek   Tarifi  Bir kaba sütü boşaltıp içersine un, şeker, dövülmüş damla sakızını ilave ederek mikserde erittin. Ağır ateşte karıştırarak 15 dakika pişirin. Pişirdiğiniz karışımı mikserde tekrar çırpın. Soğuduktan sonra üzerini hindistan cevizi ve çilekle süsleyip servis yapın

SU BÖREĞİ

MALZEMELER:

6 adet yufka

1 adet yumurta

1 su bardağı süt

1 su bardağı su

1 su bardağı sıvıyağ

yarım demet maydonoz tuz

1/2 kg peynir

YAPILIŞI: 1-yufkaların 5 adedini boylamasına 2 parmak genişliğinde şeritler halinde kesin. 2-bir kaba yumurtaları çırpın.içine süt,su,sıvıyağı ve tuz koyup çırpın. 3-yufka parçalarını bu karışıma batırıp yağlanmış tepsiye gelişigüzel koyun. 4-başka bir kabın içinde maydonoz ve peyniri karıştırın. 5-yufkaların arasına peynirli karışımdan serpin. 6-bir sıra yufka bir sıra harç olmak üzere yufkara bitene kadar aynı işlemi uygulayın. 7-ayırdığınız bir yufkayı böreğin üzerine kapatın. 8-kalan yumurtalı harcı yufkaların üzerine dökün. 9-buzdolabında 2-3 saat bekletin. 10-önceden ısıtılmış 200dereceli fırında kızarana kadar pişirin. su böreği severler bu kolay  ve lezzetli tariften sonra  su böreği yapmaktan çok zevk alacaklardır.harika bir su böreği.AFİYET OLSUN:)

Bütün dostları gezdim, dili tutmaktan daha iyisini görmedim…

Fotoğraf

Mori Schwartz, hayat dolu bir üniversite profesörü…

Photo: Mori Schwartz, hayat dolu bir üniversite profesörü...1994'te vücudunda bir gariplik hissetmiş. 60'lık vücuduartık dans derslerini kaldıramayacak kadar bitkinleşmiş.doktora gittiğinde yakında öleceği haberini almış: HastalıkMori'yi tekerlekli Sandalyeye bağlamış. Dersleri bırakmış,evdeki bakıcının kollarında bebekliğe yeniden dönmüş.Kucaklanıp kaldırılır, başkası tarafından yıkanır,poposu pudralanır olmuş. Düşünmüş o zaman:"Kendimi bırakıp yok olmayı mı bekleyeyim, yoksa kalanzamanımı en iyi şekilde değerlendireyim mi?" Sonunda ölümünden utanmamaya ve yaşamla ölüm arasındakison köprünün bütün ayrıntılarını anlatmaya karar vermiş.Hayattaki son dersi, "kendi ölümü" olacakmış. Önce sevdiklerini toplayıp, onlara bir "canlı cenaze töreni" düzenlemiş. Bizim ancak ölenlerin ardından yaptığımız sevgi konuşmalarını hayattayken dinleme ve gönlünce cevap verme şansını yaratmış. ABC televizyonunun ünlü haber sunucusu Ted Koppel'ın programına konuk olunca üne kavuşmuş. Dünyanın dört bir yanından mektup yazan, röportajagelen insanlar ona "son yolculuk"u sormaya başlamışlar.Mori'nin bu sorulara verdiği yanıtlar Türkçede de yayımlandı.(Mitch Albom, "Öğretmenim Mori'yle Salı Buluşmaları",Boyner Y. 1997)"Herkes öleceğini bilir, ama kimse buna inanmak istemez.Oysa öleceğimize inansak, bazı şeyleri farklı yapardık.İnsan ölmeyi öğrenince yaşamayı da öğrenmiş oluyor. Budistlerinyaptığını yap ve her sabah omzundaki küçük kuşa sor:- O Gün, bugün mü?Hazır mıyım? Olmak istediğim insan mıyım? Kariyer, iyi maaş,araba ve ev taksitleri... Hayattan istediğim şey bu mu?""Şuraya uzanmış yavaş yavaş ölürken rahatlıkla söyleyebilirim ki, istediğin kadar güce ya da paraya sahip ol, yaşamı satın alamazsın."diyor Mori... "- Son bir 24 saatin olsa ne yapmak isterdin?"sorusuna ise herkesi şaşırtacak kadar sade bir cevap veriyor:"- Sabah kalkar, jimnastiğimi yapar, ardından çörek ve çaylakahvaltı eder, yüzmeye giderdim. Sonra arkadaşlarımı evdegüzel bir öğle yemeğine davet eder, onlara ne kadar değerverdiğimi anlatırdım. Ardından ağaçlıklı bir bahçede yürüyüprenkleri, kuşları seyreder, doğayı içime çekerdim.Akşam sevdiklerimle bir restorana gidip yemek yer veen güzel kızlarla tükeninceye dek dans ederdim.Ardından eve gelir mükemmel bir uyku çekerdim."Sizin bunları yapacak vaktiniz var. Bütün yapmanız gerekenarada bir omuzunuza bir bakış atıp sormak:"Bugün mü küçük kuş, bugün mü?"Mori Schwartz, hayat dolu bir üniversite profesörü…

1994’te vücudunda bir gariplik hissetmiş. 60’lık vücudu artık dans derslerini kaldıramayacak kadar bitkinleşmiş. doktora gittiğinde yakında öleceği haberini almış: Hastalık Mori’yi tekerlekli Sandalyeye bağlamış.

Dersleri bırakmış, evdeki bakıcının kollarında bebekliğe yeniden dönmüş. Kucaklanıp kaldırılır, başkası tarafından yıkanır, poposu pudralanır olmuş. Düşünmüş o zaman: “Kendimi bırakıp yok olmayı mı bekleyeyim, yoksa kalan zamanımı en iyi şekilde değerlendireyim mi?” Sonunda ölümünden utanmamaya ve yaşamla ölüm arasındaki son köprünün bütün ayrıntılarını anlatmaya karar vermiş. Hayattaki son dersi, “kendi ölümü” olacakmış. Önce sevdiklerini toplayıp, onlara bir “canlı cenaze töreni” düzenlemiş. Bizim ancak ölenlerin ardından yaptığımız sevgi konuşmalarını hayattayken dinleme ve gönlünce cevap verme şansını yaratmış. ABC televizyonunun ünlü haber sunucusu Ted Koppel’ın programına konuk olunca üne kavuşmuş.

Dünyanın dört bir yanından mektup yazan, röportaja gelen insanlar ona “son yolculuk”u sormaya başlamışlar. Mori’nin bu sorulara verdiği yanıtlar Türkçede de yayımlandı. (Mitch Albom, “Öğretmenim Mori’yle Salı Buluşmaları”, Boyner Y. 1997)

“Herkes öleceğini bilir, ama kimse buna inanmak istemez. Oysa öleceğimize inansak, bazı şeyleri farklı yapardık. İnsan ölmeyi öğrenince yaşamayı da öğrenmiş oluyor. Budistlerin yaptığını yap ve her sabah omzundaki küçük kuşa sor: – O Gün, bugün mü? Hazır mıyım? Olmak istediğim insan mıyım? Kariyer, iyi maaş, araba ve ev taksitleri… Hayattan istediğim şey bu mu?” “Şuraya uzanmış yavaş yavaş ölürken rahatlıkla söyleyebilirim ki, istediğin kadar güce ya da paraya sahip ol, yaşamı satın alamazsın.” diyor Mori… ” – Son bir 24 saatin olsa ne yapmak isterdin?” sorusuna ise herkesi şaşırtacak kadar sade bir cevap veriyor:

 “- Sabah kalkar, jimnastiğimi yapar, ardından çörek ve çayla kahvaltı eder, yüzmeye giderdim. Sonra arkadaşlarımı evde güzel bir öğle yemeğine davet eder, onlara ne kadar değer verdiğimi anlatırdım. Ardından ağaçlıklı bir bahçede yürüyüp renkleri, kuşları seyreder, doğayı içime çekerdim. Akşam sevdiklerimle bir restorana gidip yemek yer ve en güzel kızlarla tükeninceye dek dans ederdim. Ardından eve gelir mükemmel bir uyku çekerdim.” Sizin bunları yapacak vaktiniz var. Bütün yapmanız gereken arada bir omuzunuza bir bakış atıp sormak: “Bugün mü küçük kuş, bugün mü?”

Renklerin Gücü…

 

Bazen  bir rengi seyretmek ve ona odaklanmak ihtiyacı hissederiz, bu her zaman  ayni renk değildir, çoğu zaman enerjisini depolamak istediğimiz renk,  adeta herhangi bir gıda türüne ihtiyaç duyduğumuz zamanlardaki gibi bizi  çekebilir.

Ona uzun süre bakmak ferahlatıcı olacaktır. Ruhsal ve  bedensel olarak renklerin sağaltıcı, şifa gücü, insan üzerinde etkin  kılınabilir. Her bir renk, zaman zaman yararlı ya da zararlı kuvvete  sahiptir. Dolayısı ile bize olumlu gelebilecek renkleri, giysi ve  dekorasyon seçiminde bilinçli kullanmak önemlidir.

Her  renk, kendine has bir frekansla titreşiyor, vücudumuzdaki organların da  belirli frekanslarda titreştiği göz önüne alınarak, belli renklerin  kullanımı ile bedende rahatsızlık hissedilen bölgelere enerjisini  iletip, hastalıklarda tedaviye yardımcı olunabileceği düşünülmüş.

Renklerle tedavi, yüzyıllardır uygulanılmış ezoterik bir bilgi. Rutin  günlük renk terapisini kendi başına uygulamak için, öncelikle ruhsal  huzur veren turkuaz rengini zihin gözü ile canlandırmaya çalışmanız  önerilir. Transa girildiğinde, tüm renkleri sırayla takip eden ve altın  rengine dek uzanan bir tayf görme çalışması gibi terapiler de  yapılabilir.

Kromoterapi, yardımcı renk tedavisinin çalışması; belli organlarımızı yöneten 7 enerji  merkezinin; yani Chakra (şakra) ların, 7 renge karşılık gelen renk  titreşimleri hastalıklarla azaldığında; bazı renklere olan  ihtiyaçlarının fazlalaştığı mantığına dayanır.

Hastalıklarda bu ihtiyacı  dengelemek adına yapılabilecek yardımcı tedavi, duruma uygun rengi,  ışık halinde vücuda vermektir. Bunun yanında, belirlenen renkte taş  taşımak, kıyafetler ve ortamı renklerle düzenlemek olumlu sonuçlar  verebilir. Bazen bir fon veya objeye bakarak veya renkli bir kumaşı yüze  kapatıp, gözler açık dinlenmekle ya da uygun renge boyanmış ampullerin  kullanımı ile terapi sağlanabilir. Hangi renge ihtiyacımız varsa, o  renkte meyve sebze bulabiliriz. Bunları yemek, suyunu içmek tedavinin  diğer tamamlayıcı unsurlarındandır.

Bu tedaviye örnek bir renk  verip sarıyı inceleyelim; sarı, 3. çakra ile ilgilidir, bu çakra,  bağımsızlık ve kişisel gücü belirler. Sindirim sistemi, karaciğer,  böbrekler, kan ve pankreas etkilediği alanlar. Bu bölgelerde sorun  olursa, sarıya gerek duyulabilir. Güneş ışığında durmak, altın veya  benzer renk taşlar takmak, sarı giysi ve çarşaflar, sarı ışıklı bir  lambayı ilgili çakra bölgesine yönelterek beklemek, bu renk çiçekler  almak, mısır, muz, greyfurt, limon gibi sarı bitkilerden faydalanmak iyi  gelebilir. Bu renkle sindirim sorunları, kaşıntı, egzema, mesane  sorunları, bayılma, gaz birikimi, karaciğer, pankreas, safra kesesi  sorunları, şeker hastalığı, kramplar gibi hastalıklarda tıbbı desteğin  yanında rahatlatıcı bir terapi uygulanılabilir.

Hangi durumlarda  hangi renklerin kullanılacağı, çakralarla ilişkili organların ve o  çakraya karşılık gelen rengin belirlenmesi ile bulunuyor.

7 ana çakra ve renkleri

Muladhara  Çakra: “Temel” anlamındadır. Omurga ile bağlantı yeri kuyruk sokumu  kemiğidir, rengi kırmızıdır.

Svadhisthana Çakra: Üreme organları  üzerinde bulunur. Anlamı “Benliğin Mekanı”, rengi turuncudur, idare  ettiği iç salgı bezi yumurtalıklardır.

Manipura Çakra: “Pırlantalar  Şehri” rengi sarı, yönettiği iç salgı bezleri adrenallardır.

Anahata  Çakra: “Çalınmamış” anlamındadır, kalbe yakındır, kardiak sinirağını  idare eder, rengi yeşildir.

Vişuddha Çakra: Anlamı “saf”, rengi mavi,  yeri gırtlak bölgesindedir, işitme duyusu, tiroid bezleri, ses tellerini  yönetir.

Ajna Çakra: “Sınırsız Güç” alında ve kaşların arasındadır,  rengi mavidir, epifiz bezine bağlıdır, durugörü verir, uyarılması şuur  açılımı sağlar.

Sahasrara Çakra: “Bin Taç Yapraklı” anlamındadır, tüm  çakraları koordine eden mega-merkezdir, başın üstündedir. Hipofizi  yönetir, rengi beyazdır. Soma Merkezi: Tali çakradır, alnın ortasındadır  ve rengi mordur.

Sevdiğimiz renklerin,  kişiliğe dair ipucu verdiği düşünülür. Ancak, bir renge takıntımız ve  sürekli onu kullanma eğilimimiz varsa şu sonuçlar biraz daha geçerli  olabilir.

Kırmızı: agresif ve ateşli. Sarı: kimliği karışık ama uyumlu. 

Pembe: gösterişi seven, karşı cinsten gizlice nefret eden, aldatmayı  seven.

Mor: entelektüel, kontrollü, görünüşüne önem veren, hareketli.  Siyah: uyumsuzluğu seven, cesur, bağımsız.

Yeşil: aldatmayı sevmeyen,  sevecen, müşfik.

Turuncu: hayal gücü geniş, egoistliği ağır basan. 

Kahverengi: sıcak, derin, romantik, tartışmalarda ağır sözler  kullanabilir.

Gri: kararsızlık, soğukkanlılık, tarafsızlık.

Mavi: hassas  duyarlı, iyi bir eş.

Beyaz: tutucu, korunmayı sever görünen, ancak  baskın kişilik.

Gizemciler tarafından, insanda hakim ilkeleri  sembolize eden renklere önem verilmiş, buna göre de; Spiritüel Ruh:  Sarı. Hayvani Nefis: Kırmızı. Hayat İlkesi (Prana): Turuncu. Can: Yeşil.  Aura (canlıların bedenlerinden yayılan ışınım, bir tür elektromanyetik  alan): Mavi. Ruhsal Akıl: Leylak. Eterik duble-Astral Eş: Mor renklerde  belirlenmiştir.

Enerjinizle en doğru iletişimi kurabilen renklerin aydınlığında ve esen kalın.

Ferda Ercan Uyulan.

Okültizmveenerji Kitap.

Ekmeğim,aşım, helal olsun yiyene, içene. Ama hakkım helal değil; dost gibi görünüp kuyumu eşene…