Güneşi Doğduğu Gibi, Sabahı Geldiği Gibi,Sevdiğini Olduğu Gibi Kabul Et…

Sekiz Rüzgar ve 1 Osuruk

Photo: Sekiz RüzgarBin yıl kadar önce Song Hanedanı sırasında yaşamış büyük Çin şairlerinden Su Dongpo, Budist öğretilerin hevesli bir öğrencisiydi. Budizm'i sıklıkla yakın dostu olan Zen üstadı Foyin'le tartışıyordu. İki dost aynı nehrin karşı kıyılarında yaşamaktaydı - Su Dongpo'nun evi kuzey kıyıda, Foyin'in Altın Dağ Tapınağı ise güney kıyıdaydı.Bir gün Su Dongpo'ya ilham geldi ve aşağıdaki şiiri yazdı.Cennet içinde cennete eğerim boynumu,Saç tellerim kainatı aydınlatır.Sekiz rüzgar yerimden kımıldatamaz beni,Yine morlu, altın ışıltılı lotusun üstünde otururum.Kendi eserinden çok etkilenen Su Dongpo, bu şiiri bir uşağa verip Foyin'e gönderdi. Dostunun da şiirinden kendisi kadar etkileneceğinden kuşkusu yoktu.Foyin şiiri okur okumaz, onun hem Buda'ya bir övgü hem de şairin kendi ruhsal olgunlaşmasının ilanı olduğunu gördü. Şiirdeki "sekiz rüzgar"; övgü, alay, onur, onursuzluk, kazanç, kayıp, haz ve ızdırap - maddi dünyanın erkeklerin duygularını yönlendiren ve etkileyen kavramlarına gönderme yapmaktaydı. Su Dongpo artık bu güçlerin kendisini etkilemediği yüksek bir ruhsallık düzeyine ulaştığını söylüyordu.Zen üstadı gülümseyerek Su Dongpo'nun elyazısının üstüne "osuruk" yazdı ve onu şaire geri yolladı.Su Dongpo iltifatlar ve taktir beklediğinden, Zen üstadının ne yazmış olduğunu görünce şok oldu. Öfkeyle kükredi: "Bana nasıl böyle hakaret edebilir? İğrenç ihtiyar maymun! Bana bunun hesabını verecek!"Öfkeden deliye dönen Su Dongpo, kendisini nehrin karşı kıyısına geçirecek tekneyi çağırdı ve karşı kıyıya varır varmaz, tekneden atlayıp tapınağa koştu. Tek isteği Foyin'i bulmak ve kendisinden özür diletmekti.Hışınla tapınağa girdi. Foyin'in kapısı kapalıydı. Kapıya iliştirilmiş notta aşağıdaki satırlar okunuyordu:Sekiz rüzgar yerimden kımıldatamaz beniBir osuruk karşı kıyıya savurur.Bu satırları okuyan Su Dongpo dondu kaldı. Foyin bu öfkeli ziyareti öngörmüştü. Su Dongpo'nun öfkesi dostunun maksadını anlayınca sönüp gitti. Eğer gerçekten sekiz rüzgardan hiç etkilenmeyen, ruhsal olgunluğa erişmiş bir adam olsaydı, bu denli kolayca kışkırtılır mıydı?Azıcık kalem oynatarak, küçücük bir gayretle Foyin, Su Dongpo'nun gerçekte, kendi iddia ettiği gibi ruhsal olgunluğa ulaşmış biri olmadığını göstermişti. Yaptığından utanmış, ama biraz daha bilgeleşmiş olan Su Dongpo, tapınaktan sessizce ayrıldı.Bu olayın, Su Dongpo'nun ruhsal gelişiminde bir dönüm noktası olduğu söylenir. O günden sonra büyük şair, sadece bu erdeme sahip olduğunu iddia etmenin ötesine geçip, gerçekten tevazu sahibi bir adam oldu.Derek Lin - Gündelik Hayatın Tao'su70. Gün

Sekiz Rüzgar Bin yıl kadar önce Song Hanedanı sırasında yaşamış büyük Çin şairlerinden Su Dongpo, Budist öğretilerin hevesli bir öğrencisiydi. Budizm’i sıklıkla yakın dostu olan Zen üstadı Foyin’le tartışıyordu. İki dost aynı nehrin karşı …kıyılarında yaşamaktaydı

– Su Dongpo’nun evi kuzey kıyıda, Foyin’in Altın Dağ Tapınağı ise güney kıyıdaydı. Bir gün Su Dongpo’ya ilham geldi ve aşağıdaki şiiri yazdı. Cennet içinde cennete eğerim boynumu, Saç tellerim kainatı aydınlatır. Sekiz rüzgar yerimden kımıldatamaz beni, Yine morlu, altın ışıltılı lotusun üstünde otururum. Kendi eserinden çok etkilenen Su Dongpo, bu şiiri bir uşağa verip Foyin’e gönderdi.

 Dostunun da şiirinden kendisi kadar etkileneceğinden kuşkusu yoktu. Foyin şiiri okur okumaz, onun hem Buda’ya bir övgü hem de şairin kendi ruhsal olgunlaşmasının ilanı olduğunu gördü.

Şiirdeki “sekiz rüzgar”; övgü, alay, onur, onursuzluk, kazanç, kayıp, haz ve ızdırap – maddi dünyanın erkeklerin duygularını yönlendiren ve etkileyen kavramlarına gönderme yapmaktaydı. Su Dongpo artık bu güçlerin kendisini etkilemediği yüksek bir ruhsallık düzeyine ulaştığını söylüyordu. Zen üstadı gülümseyerek Su Dongpo’nun elyazısının üstüne “osuruk” yazdı ve onu şaire geri yolladı. Su Dongpo iltifatlar ve taktir beklediğinden, Zen üstadının ne yazmış olduğunu görünce şok oldu. Öfkeyle kükredi: “Bana nasıl böyle hakaret edebilir? İğrenç ihtiyar maymun!

Bana bunun hesabını verecek!” Öfkeden deliye dönen Su Dongpo, kendisini nehrin karşı kıyısına geçirecek tekneyi çağırdı ve karşı kıyıya varır varmaz, tekneden atlayıp tapınağa koştu. Tek isteği Foyin’i bulmak ve kendisinden özür diletmekti. Hışınla tapınağa girdi. Foyin’in kapısı kapalıydı. Kapıya iliştirilmiş notta aşağıdaki satırlar okunuyordu: Sekiz rüzgar yerimden kımıldatamaz beni Bir osuruk karşı kıyıya savurur. Bu satırları okuyan Su Dongpo dondu kaldı. Foyin bu öfkeli ziyareti öngörmüştü. Su Dongpo’nun öfkesi dostunun maksadını anlayınca sönüp gitti.

Eğer gerçekten sekiz rüzgardan hiç etkilenmeyen, ruhsal olgunluğa erişmiş bir adam olsaydı, bu denli kolayca kışkırtılır mıydı? Azıcık kalem oynatarak, küçücük bir gayretle Foyin, Su Dongpo’nun gerçekte, kendi iddia ettiği gibi ruhsal olgunluğa ulaşmış biri olmadığını göstermişti.

Yaptığından utanmış, ama biraz daha bilgeleşmiş olan Su Dongpo, tapınaktan sessizce ayrıldı. Bu olayın, Su Dongpo’nun ruhsal gelişiminde bir dönüm noktası olduğu söylenir. O günden sonra büyük şair, sadece bu erdeme sahip olduğunu iddia etmenin ötesine geçip, gerçekten tevazu sahibi bir adam oldu.

 Derek Lin – Gündelik Hayatın Tao’su

Bu kitabı gözyaşları içinde okuyorum. Gerçekten yaşamaya dair.

Bu kitabı gözyaşları içinde okuyorum. Gerçekten yaşamaya dair. Sözler bir doktorun bilge yüreği aracılığıyla yaşanmışlıkların dile gelişi. Herhangi bir öğreti veya manevi bir akıma atıf olmadan, sıradan görünen hayatlarımızda herşey ve herkesten öğrenebileceğimizin canlı bir kanıtı. Kelimeler az geliyor..

 “Bir kaç dakika onu düşünceleriyle yalnız bıraktıktan sonra, ‘Ne düşünüyorsun, Peter?’ diye …sordum.

‘Hep bana bir gün gelip enfeksiyonun geri geldiğini, artık tedavi edilemeyeceğini ve bu enfeksiyonun beni öldüreceğini söylemenizden korkmuştum.’ dedi.

‘Peter, üzgünüm ama sana söylediğim şey buydu.’ dedim yumuşak bir ses tonuyla.

‘Ben de bundan bahsediyorum işte!’ diyerek beni rahatlatmaya çalıştı.

‘Artık üzerinde hiçbir kontrolüm olmayan bir şey için bir an bile endişe etmeme gerek yok.’

 Bir zamanlar bu adamın bana herhangi bir şey öğretebileceğine inanmamıştım. ‘Peter’ dedim.

 ‘Gerçekten inanılmazsın. Daha ilk ziyaretinde çok özel bir insan olduğunu anlamıştım.’

‘Karşında öfkeli bir zenci bekliyordun da ondan!’ diye şakalaştı benimle. ‘Sanırım haklısın. Senin başına gelen ve gelmeye devam edenler bir başkasının başına gelse, herhalde öfkeden deliye dönerdi. Ama ben seni hiçbir zaman öfkeli görmedim.’ ‘Bir keresinde çok öfkelenmiştim. Vurulduktan hemen sonra, hastanede yatarken, yatağımdaki ayaklanmalara alkış tutup, hırsızları destekliyordum. İçim öylesine nefret dolmuştu ki gazetelerde benim hakkımda yazan her şeyin doğruluğunu kanıtlayan bir insan olmak istiyordum.’

 ‘Peki bu kadar değişmeni sağlayan ne oldu?’ diye sordum. Peter, bunun cevabı çok basitmiş gibi baktı ve ‘Onları affettim.’ dedi.

 ‘Hepsini affettim. Polis memurunu, davaları, savcıyı, gazetecileri, hepsini. Bir gün yeğenimi, mahalledeki çetelere katılıp benim başıma gelenlerin intikamını almalarına  yardımcı olacağını söylerken duydum. Böyle nefret dolu sözleri küçük bir çocuktan duyduğuma inanamıyordum, ama bu çocuk bir de yeğenim olunca, bu kişisel bir mesele haline geldi. Bu sevgi dolu çocuğa nefret aşılanmıştı ve bunun sorumlusu bendim.

O güne kadar ne kadar nefret dolu olduğumu ve bu nefreti başkalarına da nasıl bulaştırabileceğimi anlamamıştım. Bir anda, sanki birisi karanlık bir odada ışık yakmış gibi, annemin bize öğretmeye çalıştığı şeylerin ne demek olduğunu anladım. Vahşi hayvanlardan, benim serbest bıraktığım vahşi hayvanlardan koruyormuşcasına  yeğenime sıkı sıkı sarıldım. Sadece sevgimi hissetmesini istedim, ama bende de verecek pek fazla sevgi yoktu.

Benliğimi saran arzunun aslında affetme arzusu olduğunu anladığımda, daha önce hiç duymadığım bir huzur duydum. Sanki artık ben de affedilmiştim.’

 Daha önce gözlerinde gördüğüm korku kaybolmuş, yerini bir damla göz yaşı almıştı. Ama bu gözyaşı üzüntüden akmıyordu. Bu gözyaşı, bazen birinin çok özel bir hediye aldığını gördüğünüzde gözünüzden süzülen gözyaşı ile aynı gözyaşıydı. Sözlerini bitirmeden elimi tuttu.. ‘O günden bu yana öfke hissetmedim. Ve hiç bir şeyden pişman değilim.’ …”

Bir tartışma sonrası eğer kadın telefonunu açmıyorsa kırılmıştır…

Fotoğraf

Yediklerimizi nekadar süre içinde sindiriyoruz…

Yediklerimizi nekadar süre içinde sindirebildiğimizi bilirsek, spor,uyku gibi faaliyetlere başlamadan  önceki öğünlerimizi daha bilinçli düzenleyebiliriz. Örneğin uzun bir işe, yürüyüşe veya spor gibi yüksek performans gerektiren işe başlamadan 1 saat öncesinde birşeyler yememiz gerekiyorsa,sindirimi 1saat içerisinde tamamlanabilecek besinleri tercih etmeliyiz.Genel bir fikir vermesi açısından besinlerin sindirim süreleri şu şekilde özetlenebilir:

1 SAATTE SıNDıRıLEBıLENLER:Su,çay,kahve,enerji yiyecekleri,sporcular için özel hazırlanmış karbonhidrat konsantreleri.

2 SAATTE SıNDıRıLEBıLENLER:Süt,kakao,yoğurt,et püresi,beyaz ekmek,muz,müsli,kahvaltılık gevrekler,hafif sebze,pirinç pilvı,alabalık protein konsantreleri.

3 SAATTE SıNDıRıLEBıLENLER:Siyah ve karışık ekmekler,kek,patates,yumurta, büyükbaş hayvan ve koyun eti,tavuk,sebze,elma.

4 SAATTE SıNDıRıLEBıLENLER:Sosis,salam,hindi,dana kızartması,biftek,fındık,fıstık.

5 SAATTE SıNDıRıLEBıLENLER:Kabuklu yemişler,kızartmalar.

6 SAATTE SıNDıRıLEBıLENLER:Pastırma,mantar,ton balığı.

7SAATTE SıNDıRıLEBıLENLER:Kaz eti,sardalya,tuzlama balık.

 

EĞLENCELİ TEST Doğa IQ’nuzu sınayın. …

 1. George Washington Carver’ın mahul döngüsü kavramını ve fıstığın farklı kullanım alanlarını geliştirirken esin kaynağı neydi ?

2. Cevizden nasıl sekiz kat besin alabilirsiniz ?

3. İnsan vücudu C bitamini üretir mi ?

4. Bir öbek meyve içinden,en sulu olanını nasıl seçersiniz ?

5.İncil’de en çok adı geçen meyva hangisidir ?

6. Bir bitkinin keskin bir kokusu varsa(ve bu kooku çürüdüğü için değilse),bu neyin işareti olabilir ?

7.Hangi meyvenin çekirdekleri dış yüzeydedir ?

YANITLAR

1. Doğayı izleme aşkı.

2. Suda bekleterek.

3. Hayır.

4. Meyvenin suyu posasından daha ağırdır,bu nedenle en ağır meyveyi seçin.

5. İncir

6. Keskin kokulu bitkiler genelde tıbbi amaçlarla veya törenlerde kullanılır.

7. Çilek

Gördüğün ilk kelime bu haftasonu senin olsun…

Photo: Gördüğün İlk kelime gün içerisinde sizinle olsun..:)

Beyaz Çikolatalı Parfe

MALZEMELER 225 gr Beyaz Çikolata 2.5 Su Bardagi Süt Kremasi 1/2 Su Bardagi Süt 5 Yumurta Sarisi 1 Çorba Kasigi Tozseker 1 Çay Bardagi hindistancevizi 1 Su Bardagi Sam Fistigi
Süsleme için: 225 gr Sade Çikolata 1 Su Bardagi Krema
YAPILIŞ TARİFİ Beyaz,çikolatayi küçük parçalara bölüp yarim su bardagi kremayla birlikte karistirarak benmari usulü eritin. hindistancevizini ekleyip karistirin ve sogumaya birakin. 1 su bardagi kremayi ayri bir kapta koyulasincaya kadar çirpin. Beyaz çikolatali karisima ilave edin. 1 su bardagi krema ve yarim su bardagi sütü küçük bir tencerede kaynatin. Tozseker ve yumurta sarilarini derin bir kapta çirpin. Çirpmaya ara vermeden kaynar sütü ilave edin. Karisimi tencereye alip kisik ateste karistirarak koyulasincaya dek 2-3 dakika pisirin. Kaynamadan atesten alin ve karistirarak sogutun. Sam fistiklarini suda bekletip soyun. Dikdörtgen bir kalibi streç folyo ile kaplayin. Beyaz çikolatali karisim ile yumurtali karisimi çirpin. Yarisini cam kaliba alin ve buzlukta 2 saat bekletin. Sam fistiklarini yayip üzerine kalan karisimi ekleyin. 8 saat daha buzlukta bekletin. Süsleme için; sade çikolatayi benmari usulü eritin. Kremayi ayri bir kapta isitin. Atesten alip çikolata ve bali ekleyin, karistirarak ilitin. Parfeyi servis tabagina çevirerek kaliptan çikarin. Streç folyoyu üzerinden alip suya batirilmis keskin bir biçakla dilimleyin. Üzerini çikolata ile süsleyip hemen sevis yapin

Her Mevsimin Güneşi Farklıdır…Her Gülümsemenin Sebebi Gibi… Sen Başını Eğme…Perdeni Arala, Bırak Güneşin İçine Doğsun…

Uza uza! Çabuk Uza!

Fotoğraf

Sözü Gizleyen Değil Açık Söyleyen Mert Olur…

Bu nutellayı kim yedi?

Photo: Suçlu kim? :)

Zenginlik;Merdivenleri yardımsız çıkabilmektir.Her akşam kendi kapını kapatabilmektir. Bazen bir tabak makarnadır. Kendine inanabilmektir

 Photo: Zenginlik;Merdivenleri yardımsız çıkabilmektir.Pencereden bakıp, yoldan geçenleri görebilmektir.Her akşam kendi kapını kapatabilmektir.Saçının okşanmasıdır.Kolundaki saatin geleceği göstermesidir.Bir sonraki hafta için plan yapabilmektir.Güzel günleri bekleyebilmektir.Bazen bir tabak makarnadır.Bazen iki tane domates ve bir taze ekmektir.Kendine inanabilmektir.Zenginlik varlığından mutluluk duyabildiğin herşeydir...Fakirlikse...Bir kez tanıyıp,Sonra yokluğunu öğrenmektir... İclal Aydın

 Merdivenleri yardımsız çıkabilmektir.

 Pencereden bakıp, yoldan geçenleri görebilmektir.

 Her akşam kendi kapını kapatabilmektir.

Saçının okşanmasıdır.

Kolundaki saatin geleceği göstermesidir. …

Bir sonraki hafta için plan yapabilmektir.

 Güzel günleri bekleyebilmektir.

Bazen bir tabak makarnadır.

Bazen iki tane domates ve bir taze ekmektir.

Kendine inanabilmektir.

Zenginlik varlığından mutluluk duyabildiğin herşeydir…

İclal Aydın

Devamı Sizden oLSUN…

Sen en iyisi masa üstünde duran bir şey icat et…

Bugün için kendime bir söz seçtim;"Güne hükmet.

Bugün için kendime bir söz seçtim;

“Güne hükmet.

” Horace