ÖFKE, ÜZÜNTÜ GİBİ DURUMLAR İÇİN…


Çok mu öfkelendiniz ya da kendinizi çok mu üzgün hissediyorsunuz? Hemen derin bir nefesle kendinizi merkeze alın. Alamadınız mı? Hareketlenin, kendinizi olayın merkezinden çıkarın. Bunun için birkaç  seç…enek; Duş alın ya da elinizi yüzünüzü yıkayın. Hemen müziği açın; dans edin rastgele. Yakınınızda bir ağaç ya da bir hayvan varsa, ona sarılın; onun koşulsuz sevgisini içinize çekin. Zıplayın, evet evet zıplayın; daha yukarı daha hızlı..:) Bir bardak su için ve niyet edin; bu suyla birlikte üzüntümün ya da öfkemin bedenimden akıp gitmesini seçiyorum. Yapmaktan keyif aldığınız herhangi bir şey yapın. Bunlardan herhangi birini yapabilirsiniz; fakat aynı eylem planını tekrar tekrar kullanarak alışkanlık haline getirmeyin. Zamanla kendi eylem planlarınız da oluşacaktır. Sakinleşip olayın merkezinden çıkıp kendi merkezimizdeyiz. Şimdi bedenimizi kontrol ediyoruz. Nefesimiz nerde sıkıştı? Kalp bölgenizde bir ağırlık ya da midenize bir yumruk yemiş gibi hissediyor musunuz? Bunu nerde hissediyorsanız o bölgenizde muhtemelen bir blokaj oluştu; çünkü siz o an nefesiniz tuttunuz.  Şimdi o bölgeye üç defa derin ve yavaş nefes alıp; nefesimizi birden veriyoruz. O bölgede bir açılma hissedeceksiniz. Ardından zihin ekranımızda bize bu duyguyu yaşatan olayı tıpkı bir film gibi geriye sarıyoruz ve en baştan tekrar izlemeye başlıyoruz. Yaşadığınız olayın neresinde öfkeniz patladı; o ana gidin. Yaşadığınız olay size ne hissettirdi? Kendinizi çok mu değersiz hissettiniz? Ya da korku düğmenize mi basıldı? Biraz önce nefesimizi kontrol ettiğiniz bölgede yine bir ağırlık var mı? Tekrar o bölgeye üç defa derin ve yavaş nefes alın. Her ne yaşadıysanız kabule geçin. ………………………. yaşamış olmama rağmen kendime olan sevgim ve saygım, tam ve sonsuzdur. Yaşadığım olay bana kendimi ……………… hissettirmiş olmasına rağmen kendime olan sevgim ve saygım, tam ve sonsuzdur. Bu arada korkunuzla yüzleştiniz ya da size kendinizi kötü hissettiren o duygunuzla. Hemen onu da kabule geçin ve tüm kalbinizle niyet edin. BEN ( isminiz) …………..KORKUMU SEVGİYLE KABUL EDİYORUM VE  …………..KORKUMU SEVGİYE DÖNÜŞTÜRMEYE NİYET EDİYORUM. Şimdi kendinizi tebrik edin; eyleme geçerek öfkenizi kontrol ettiniz, kabule geçerek akışta kaldınız. Bunu bir kez yaptıysanız her zaman yapabilirsiniz.
Sevgi ve ışığınız bol olsun…

Kaynak: Işılay Dizbay

RUH HALİNE GÖRE BESLENME

Yenilen besinlerin ruh halini etkilediğini ve ruh durumuna göre yenilen besinlere dikkat edilmesi gerektiğini biliyormuydunuz?   Örneğin, sinirliyken makarna yiyip kafeinli içeceklerden uzak durmak gerekirken, endişeli zamanlarda da bolsıvı tüketmek gerekiyor.

… Bezginlik: Bu duruma karşı sebze grubu yiyecekler tercih edilmeli. Yediğiniz sebzelerin çiğ olmasına dikkat edin. Yavaş yemeye özen gösterin.

Yorgunluk: Bezelye ve havuç, yorgunluğa karşı birebir. Taze sıkılmış meyve suları ve evde yapılan meyveli yoğurtlar da yararlı.

Çekingenlik: Kuru baklagiller ve fosfor açısından zengin besinler önerilir. Bulgur, mercimek ve balık türü yiyecekler de yenmeli. Agresiflik: Yağlı tohumlar, özellikle fındık, ceviz ve fıstık yenmesi gerekir.

Keyifsizlik: Kendinizi ödüllendirin; pizza, döner, hamur, ne istiyorsanız onu yiyin.

Endişe: Vücutta aşırı sıvı kaybı olacağından hafif çorba, komposto, meyve suyu içilmesi gerekli.

Hayal kırıklığı: Enginar ile kereviz bu duruma karşı oldukça etkili. Sebzeler hayal kırıklığını hafifletici etki içeriyor.

Yalnızlık: Domates, biber, patlıcan, patates yalnızlık duygusunu hafifletiyor.

Aşırı öfke: Ekmek, makarna, sebze, meyve yenmeli. Kırmızı et ve kafeinli içecekler öfkeyi tetikler.

Depresyon: Çok fazla olmamak kaydıyla çikolata yenmesi gerekir. Şekerli, sütlü tatlılar da yenebilir. Vücudun mutlaka şekerli besin alması gerekir.
Özgüven: C vitaminli yiyecekler önerilir. Yeşil biber, maydanoz, haşlanmış patates ve kuşburnu insana güven verir”.

Celalettin Uzuner

Öfkenize tutunmak, elinizde başka birisine atmak üzere taşıdığınız sıcak bir kömüre benzer.

Okyanus Alper

Öfkenize tutunmak, elinizde başka birisine atmak üzere taşıdığınız sıcak bir kömüre benzer.
Yanan Sizsinizdir.

Budha

Bu kayık da boş…

Bu kayık da boş…
 Zen ustalarının en büyüklerinden biri olan Lin Chi şöyle dermiş: “Gençken tekneler beni büyülerdi. Küçük bir kayığım vardı ve yalnız başıma göle açılırdım. Saatlerce orada kalırdım. Bir seferinde güzel bir gecede kapalı gözlerle, kayığımda meditasyon yapıyordum. Akıntı aşağı boş bir kayık geldi ve benimkine çarptı.
Gözlerim kapalıydı, bu yüzden şöyle düşündüm: ‘Biri kayığıyl…a geldi ve kayığıma çarptı.’ İçimde öfke yükseldi. Gözlerimi açtım ve öfke içinde adama bir şey söyleyecekken kayığın boş olduğunu fark ettim. O zaman hareket edecek yön kalmadı. Öfkemi kime ifade edecektim? Kayık boştu. Yalnızca akıntı aşağı yüzüyordu ve gelip benim kayığıma çarpmıştı. Bu yüzden yapacak hiçbir şey yoktu. Öfkemi boş bir kayığa yansıtamazdım.
Gözlerimi kapattım. Öfke oradaydı ama çıkış yolu bulamadığımdan gözlerimi kapattım ve öfkeye doğru geri geri yüzdüm. Ve o boş kayık benim fark edişim oldu. O sessiz gece, içimde bir noktaya geldim. O boş kayık benim ustamdı. Ve artık biri gelip bana hakaret ettiğinde gülüyorum ve diyorum ki: ‘Bu kayık da boş…’ Gözlerimi kapatıyorum ve içeriye gidiyorum…:)
Osho – Sırlar Kitabı

Sekiz Rüzgar ve 1 Osuruk

Photo: Sekiz RüzgarBin yıl kadar önce Song Hanedanı sırasında yaşamış büyük Çin şairlerinden Su Dongpo, Budist öğretilerin hevesli bir öğrencisiydi. Budizm'i sıklıkla yakın dostu olan Zen üstadı Foyin'le tartışıyordu. İki dost aynı nehrin karşı kıyılarında yaşamaktaydı - Su Dongpo'nun evi kuzey kıyıda, Foyin'in Altın Dağ Tapınağı ise güney kıyıdaydı.Bir gün Su Dongpo'ya ilham geldi ve aşağıdaki şiiri yazdı.Cennet içinde cennete eğerim boynumu,Saç tellerim kainatı aydınlatır.Sekiz rüzgar yerimden kımıldatamaz beni,Yine morlu, altın ışıltılı lotusun üstünde otururum.Kendi eserinden çok etkilenen Su Dongpo, bu şiiri bir uşağa verip Foyin'e gönderdi. Dostunun da şiirinden kendisi kadar etkileneceğinden kuşkusu yoktu.Foyin şiiri okur okumaz, onun hem Buda'ya bir övgü hem de şairin kendi ruhsal olgunlaşmasının ilanı olduğunu gördü. Şiirdeki "sekiz rüzgar"; övgü, alay, onur, onursuzluk, kazanç, kayıp, haz ve ızdırap - maddi dünyanın erkeklerin duygularını yönlendiren ve etkileyen kavramlarına gönderme yapmaktaydı. Su Dongpo artık bu güçlerin kendisini etkilemediği yüksek bir ruhsallık düzeyine ulaştığını söylüyordu.Zen üstadı gülümseyerek Su Dongpo'nun elyazısının üstüne "osuruk" yazdı ve onu şaire geri yolladı.Su Dongpo iltifatlar ve taktir beklediğinden, Zen üstadının ne yazmış olduğunu görünce şok oldu. Öfkeyle kükredi: "Bana nasıl böyle hakaret edebilir? İğrenç ihtiyar maymun! Bana bunun hesabını verecek!"Öfkeden deliye dönen Su Dongpo, kendisini nehrin karşı kıyısına geçirecek tekneyi çağırdı ve karşı kıyıya varır varmaz, tekneden atlayıp tapınağa koştu. Tek isteği Foyin'i bulmak ve kendisinden özür diletmekti.Hışınla tapınağa girdi. Foyin'in kapısı kapalıydı. Kapıya iliştirilmiş notta aşağıdaki satırlar okunuyordu:Sekiz rüzgar yerimden kımıldatamaz beniBir osuruk karşı kıyıya savurur.Bu satırları okuyan Su Dongpo dondu kaldı. Foyin bu öfkeli ziyareti öngörmüştü. Su Dongpo'nun öfkesi dostunun maksadını anlayınca sönüp gitti. Eğer gerçekten sekiz rüzgardan hiç etkilenmeyen, ruhsal olgunluğa erişmiş bir adam olsaydı, bu denli kolayca kışkırtılır mıydı?Azıcık kalem oynatarak, küçücük bir gayretle Foyin, Su Dongpo'nun gerçekte, kendi iddia ettiği gibi ruhsal olgunluğa ulaşmış biri olmadığını göstermişti. Yaptığından utanmış, ama biraz daha bilgeleşmiş olan Su Dongpo, tapınaktan sessizce ayrıldı.Bu olayın, Su Dongpo'nun ruhsal gelişiminde bir dönüm noktası olduğu söylenir. O günden sonra büyük şair, sadece bu erdeme sahip olduğunu iddia etmenin ötesine geçip, gerçekten tevazu sahibi bir adam oldu.Derek Lin - Gündelik Hayatın Tao'su70. Gün

Sekiz Rüzgar Bin yıl kadar önce Song Hanedanı sırasında yaşamış büyük Çin şairlerinden Su Dongpo, Budist öğretilerin hevesli bir öğrencisiydi. Budizm’i sıklıkla yakın dostu olan Zen üstadı Foyin’le tartışıyordu. İki dost aynı nehrin karşı …kıyılarında yaşamaktaydı

– Su Dongpo’nun evi kuzey kıyıda, Foyin’in Altın Dağ Tapınağı ise güney kıyıdaydı. Bir gün Su Dongpo’ya ilham geldi ve aşağıdaki şiiri yazdı. Cennet içinde cennete eğerim boynumu, Saç tellerim kainatı aydınlatır. Sekiz rüzgar yerimden kımıldatamaz beni, Yine morlu, altın ışıltılı lotusun üstünde otururum. Kendi eserinden çok etkilenen Su Dongpo, bu şiiri bir uşağa verip Foyin’e gönderdi.

 Dostunun da şiirinden kendisi kadar etkileneceğinden kuşkusu yoktu. Foyin şiiri okur okumaz, onun hem Buda’ya bir övgü hem de şairin kendi ruhsal olgunlaşmasının ilanı olduğunu gördü.

Şiirdeki “sekiz rüzgar”; övgü, alay, onur, onursuzluk, kazanç, kayıp, haz ve ızdırap – maddi dünyanın erkeklerin duygularını yönlendiren ve etkileyen kavramlarına gönderme yapmaktaydı. Su Dongpo artık bu güçlerin kendisini etkilemediği yüksek bir ruhsallık düzeyine ulaştığını söylüyordu. Zen üstadı gülümseyerek Su Dongpo’nun elyazısının üstüne “osuruk” yazdı ve onu şaire geri yolladı. Su Dongpo iltifatlar ve taktir beklediğinden, Zen üstadının ne yazmış olduğunu görünce şok oldu. Öfkeyle kükredi: “Bana nasıl böyle hakaret edebilir? İğrenç ihtiyar maymun!

Bana bunun hesabını verecek!” Öfkeden deliye dönen Su Dongpo, kendisini nehrin karşı kıyısına geçirecek tekneyi çağırdı ve karşı kıyıya varır varmaz, tekneden atlayıp tapınağa koştu. Tek isteği Foyin’i bulmak ve kendisinden özür diletmekti. Hışınla tapınağa girdi. Foyin’in kapısı kapalıydı. Kapıya iliştirilmiş notta aşağıdaki satırlar okunuyordu: Sekiz rüzgar yerimden kımıldatamaz beni Bir osuruk karşı kıyıya savurur. Bu satırları okuyan Su Dongpo dondu kaldı. Foyin bu öfkeli ziyareti öngörmüştü. Su Dongpo’nun öfkesi dostunun maksadını anlayınca sönüp gitti.

Eğer gerçekten sekiz rüzgardan hiç etkilenmeyen, ruhsal olgunluğa erişmiş bir adam olsaydı, bu denli kolayca kışkırtılır mıydı? Azıcık kalem oynatarak, küçücük bir gayretle Foyin, Su Dongpo’nun gerçekte, kendi iddia ettiği gibi ruhsal olgunluğa ulaşmış biri olmadığını göstermişti.

Yaptığından utanmış, ama biraz daha bilgeleşmiş olan Su Dongpo, tapınaktan sessizce ayrıldı. Bu olayın, Su Dongpo’nun ruhsal gelişiminde bir dönüm noktası olduğu söylenir. O günden sonra büyük şair, sadece bu erdeme sahip olduğunu iddia etmenin ötesine geçip, gerçekten tevazu sahibi bir adam oldu.

 Derek Lin – Gündelik Hayatın Tao’su