2 Dakikalık Paydos: Desteğe Ve Farklı Bir Bakışa İhtiyaç Duyduğunuzda Sizi Ayağa Kaldıracak 10 Söz

resized_47228-f0ffdf8ecocukozguven[1]

 

Bazen bir cümlenin üzerinizde yarattığı etkiye inanamazsınız. Kafanızdaki soruları, acabaları birçok kişiyle paylaşır fikir alırsınız. Fakat karşınıza öyle bir cümle çıkar ki, bütün o uzun sohbetlerin, aldığınız akılların hepsini size unutturur. Sizin elinizden tutar, ayağa kaldırır. Öyle ki kelimeler size uzanan bir el, arkanızı kollayan bir dost olur. Düştüğünüzde devam etmeniz için size enerji verir.
İşte belki tamda ihtiyacınız olduğunuz şu anda, size hayatınızda yol gösterecek basit ama etkili cümlelerden birkaçı;

1. “Başlamak için en uygun zamanı beklersen hiç başlamayabilirsin; şimdi başla, şu anda bulunduğun yerden, elindekilerle başla.” Aldous Huxley.

2. Yokuş aşağı gitmek, yokuş yukarı gitmekten daha kolaydır; ama manzara tepeden her zaman daha iyidir. Henry W. Beecher

3. “Birgün uyandığında yapmayı isteyip, yapmadığın şeyler için artık zamanın kalmadığını farkedeceksin. Bunu kendine yapma… Paulo Coelho

4. “Bundan yirmi yıl sonra yapmadığınız şeylerden dolayı, yaptıklarınızdan daha fazla pişman olacaksınız. Demir alın ve güvenli limanlardan çıkın artık… Rüzgarları arkanıza alın, araştırın, hayal edin ve keşfedin.” Mark Twain.

5. “Zamanınız kısıtlı. Bu yüzden başka insanların gürültüsünün, kendi kalbinizin sesini duymanızı engellemesine izin vermeyin.” Steve Jobs.

6. “Dünyanın düşleyenlere de ihtiyacı var, yapanlara da. Ama düşlediğini yapma cesareti olanlara daha çok ihtiyacı var…” Sarah Ban Breathnach

 

7. “İnsanoğlunun içinde uyuyan güçler vardır, kendisi bile şaşırır. Çünkü bu güçlere sahip olduğu aklından bile geçmez. Bu güçleri uyandırıp eyleme geçebilirse, o kişinin hayatında büyük bir devrim olurdu.” Swett Marden

8. “Bir mutluluk kapısı kapandığında, diğeri açılır. Ancak biz kapanan kapıya o kadar uzun bakarız ki, bizim için açılmış olan yeni kapıyı görmeyiz.” Helen Keller.

9. “Kariyerim boyunca 9000’den fazla atış kaçırdım. Neredeyse 300’den fazla oyun kaybettim. 26 kez oyun kazandıracak atışı ıskaladım. Hayatımda tekrar, tekrar ve tekrar başarısız oldum ve işte bu yüzden başardım.” Michael Jordan

 

10. Evet, olduğu yerde durarak kimse ayağını sakatlamaz. Ancak olduğu yerde duran hiç kimse a noktasından b noktasına da gidemez. Şimdi kendine sorman gereken soru şu ben ilerleyecekmiyim yoksa ayağımın sakatlanmasından korkarak olduğum yerde mi duracağım? Can Eren

kAYNAK: fİLOJİ

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Koklandığında Zekâyı Geliştiren Bitki – Bu Bitkiyi Koklamak Hafızayı %75 Oranında Güçlendiriyor

biberiye-bitkisi-filoji[1]

 

Birçok kişi zeka ve hafızanın güçlenmesinde teknolojik gelişmelerin büyük rol oynayacağını düşünüyor. Kısmen haklılarda. Fakat bunu gerçekleştirmek aslında düşündüğümüzden çok daha kolay olabilir. Bilimin de destekleyici bir tedavi yöntemi olarak kabul ettiği aromaterapi(bitki yağları ve özleriyle yapılan tedavi türü) buna en basit örneklerden biridir. Bu yöntemin işe yaramasının sebebi ise koklama sistemini yoğun bir biçimde harekete geçirmesi ve bu sistemin beyinle doğrudan bağlantılı olmasıdır. İkisi birbirine bağlı olduğu için birçok bilim insanı aroma terapiyle yakından ilgilenmiştir.

 

Koklama ve hafıza
Hafızaya bağlı algılarla, özellikle kokuyla, ilgili birçok araştırma mevcuttur. Birçok kişi istemli ya da istemsiz etrafında kokladığı şeylerle ilgili anılar oluşturmaktadır. Ancak zamanla uzmanlar, psikoloji biliminin ötesine geçerek kokuya beyinde kimyasal bir etki yaratan güçlü bir uyarıcı gözüyle bakmaya başlamışlar ve koku ve beyine etkisi üzerinde birçok araştırma yapmışlardır. İşte bu araştırmaların birçoğunda öne çıkan ve hepimizin yakından tanıdığı bir bitki var; “Biberiye.” Biberiyenin hafızayı %75 gibi bir hayli yüksek sayılabilecek bir oranda güçlendirdiği çeşitli araştırmalarla ortaya çıktı.

 

Hafızayı güçlendiren bitki: Biberiye
Yunan mitolojisi, güzellik ve aşk tanrıçası, Afrodit’i sudan biberiye ile kaplanmış bir şekilde çıktığını tasvir etmiştir. Ortaçağ’da biberiye birçok düğün ve cenaze de kullanılmıştır alkollere canlılık vermesi için katılmıştır. 14.yüzyılın sonlarına doğru İngiltere’de biberiye Shakespeare’in Hamlet metnin de şaşırtıcı bir şekilde “hatırlama bitkisi” olarak anlatılmıştır.

Biberiye üzerine yapılan araştırmalar
Biyolojik açıdan işe yarayan biberiye ile birlikte kullanılabilecek iyileştirici bileşimler mevcuttur. İçinde bulunan antioksidanlar radyasyondan ve kanserojen zararlılardan bedeni korumaktadır. Aynı zaman da içinde bulunan kafeik asidin, kafur, rosmanol ve betulin asidin canlı hücrelerle etkileşime geçerek uyarıcı etki yaratmaktadır.

Ancak biberiye üzerine yapılan gerçek manada bilimsel araştırmalardan en göze çarpanlarından biri ise 1987 yılına dayanıyor. Planta Medica journal’dan dört araştırmacı, fareler üzerinde bu bitkiyi test ettiler. Sadece biberiye kokusuna maruz bırakılan farelerin kan akışında bariz bir artış gözlemlediler. Bu biberiye bitkisinin biyolojik etikilerinin olduğunu gösteren ilk işaretti fakat son değildi.

Diğer önemli araştırma ise 1998 yılında gerçekleşti ve International Journal of Neuroscience’da yayınlandı. Bu araştırmada Miami Üniversitesi Tıp Fakültesinden birkaç araştırmacı bitkiyi insanlar üzerinde test etti. 40 yetişkin seçildi ve bir kısmına lavanta bir kısmına da biberiye koklatıldı. Ardından deneklerden, terapinin öncesinde ve sonrasında matematik problemleri çözmelerini istediler. Sonuçlar ise şaşırtıcıydı. Buna göre lavantayı koklayan katılımcıların hepsi kendilerini daha rahatlamış hissettiklerini belirtti ve deney öncesine göre soruları biraz daha kolay çözdüler. Ancak biberiye kullananlarda ise durum farklıydı. Biberiyeye maruz kalanlar kendilerini daha uyanık ve zinde hissetiler ve lavanta grubuna oranla soruları iki kat daha hızlı çözdüler.

2003 yılında ise çok daha kapsamlı bir çalışma yapıldı. 144 kişilik bir grubu üçe bölen araştırmacılar, bir gruba hiçbir şey koklatmadı, diğer gruba lavanta, diğer grup ise biberiye koklattı. Biberiye kokusuna maruz kalan grup hafıza performasında %75 oranında oldukça yüksek ve beklenmeyen bir artış yaşadı. Biberiye koklamayan grup ise testlerde hemen hemen aynı performansı sergiledi. Bu deney biberiyenin insan beyninde bilişsel yeti açısından ne kadar önemli ve etkili bir bitki olduğu ortaya çıkardı. Uzmanlar özellikle 75 yaş üstü insanların düzenli olarak saf biberiye yağını koklamalarının zihinsel sağlık açısından oldukça faydalı olacağını dile getiriyor.

http://filoji.com/koklandiginda-zekayi-gelistiren-bitki-bu-bitkiyi-koklamak-hafizayi-u-oraninda-guclendiriyor/

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Koklandığında Zekâyı Geliştiren Bitki – Bu Bitkiyi Koklamak Hafızayı %75 Oranında Güçlendiriyor

biberiye[1]

 

Birçok kişi zeka ve hafızanın güçlenmesinde teknolojik gelişmelerin büyük rol oynayacağını düşünüyor. Kısmen haklılarda. Fakat bunu gerçekleştirmek aslında düşündüğümüzden çok daha kolay olabilir. Bilimin de destekleyici bir tedavi yöntemi olarak kabul ettiği aromaterapi(bitki yağları ve özleriyle yapılan tedavi türü) buna en basit örneklerden biridir. Bu yöntemin işe yaramasının sebebi ise koklama sistemini yoğun bir biçimde harekete geçirmesi ve bu sistemin beyinle doğrudan bağlantılı olmasıdır. İkisi birbirine bağlı olduğu için birçok bilim insanı aroma terapiyle yakından ilgilenmiştir.

Koklama ve hafıza
Hafızaya bağlı algılarla, özellikle kokuyla, ilgili birçok araştırma mevcuttur. Birçok kişi istemli ya da istemsiz etrafında kokladığı şeylerle ilgili anılar oluşturmaktadır. Ancak zamanla uzmanlar, psikoloji biliminin ötesine geçerek kokuya beyinde kimyasal bir etki yaratan güçlü bir uyarıcı gözüyle bakmaya başlamışlar ve koku ve beyine etkisi üzerinde birçok araştırma yapmışlardır. İşte bu araştırmaların birçoğunda öne çıkan ve hepimizin yakından tanıdığı bir bitki var; “Biberiye.” Biberiyenin hafızayı %75 gibi bir hayli yüksek sayılabilecek bir oranda güçlendirdiği çeşitli araştırmalarla ortaya çıktı.

Hafızayı güçlendiren bitki: Biberiye
Yunan mitolojisi, güzellik ve aşk tanrıçası, Afrodit’i sudan biberiye ile kaplanmış bir şekilde çıktığını tasvir etmiştir. Ortaçağ’da biberiye birçok düğün ve cenaze de kullanılmıştır alkollere canlılık vermesi için katılmıştır. 14.yüzyılın sonlarına doğru İngiltere’de biberiye Shakespeare’in Hamlet metnin de şaşırtıcı bir şekilde “hatırlama bitkisi” olarak anlatılmıştır.

Biberiye üzerine yapılan araştırmalar
Biyolojik açıdan işe yarayan biberiye ile birlikte kullanılabilecek iyileştirici bileşimler mevcuttur. İçinde bulunan antioksidanlar radyasyondan ve kanserojen zararlılardan bedeni korumaktadır. Aynı zaman da içinde bulunan kafeik asidin, kafur, rosmanol ve betulin asidin canlı hücrelerle etkileşime geçerek uyarıcı etki yaratmaktadır.

Ancak biberiye üzerine yapılan gerçek manada bilimsel araştırmalardan en göze çarpanlarından biri ise 1987 yılına dayanıyor. Planta Medica journal’dan dört araştırmacı, fareler üzerinde bu bitkiyi test ettiler. Sadece biberiye kokusuna maruz bırakılan farelerin kan akışında bariz bir artış gözlemlediler. Bu biberiye bitkisinin biyolojik etikilerinin olduğunu gösteren ilk işaretti fakat son değildi.

Diğer önemli araştırma ise 1998 yılında gerçekleşti ve International Journal of Neuroscience’da yayınlandı. Bu araştırmada Miami Üniversitesi Tıp Fakültesinden birkaç araştırmacı bitkiyi insanlar üzerinde test etti. 40 yetişkin seçildi ve bir kısmına lavanta bir kısmına da biberiye koklatıldı. Ardından deneklerden, terapinin öncesinde ve sonrasında matematik problemleri çözmelerini istediler. Sonuçlar ise şaşırtıcıydı. Buna göre lavantayı koklayan katılımcıların hepsi kendilerini daha rahatlamış hissettiklerini belirtti ve deney öncesine göre soruları biraz daha kolay çözdüler. Ancak biberiye kullananlarda ise durum farklıydı. Biberiyeye maruz kalanlar kendilerini daha uyanık ve zinde hissetiler ve lavanta grubuna oranla soruları iki kat daha hızlı çözdüler.

2003 yılında ise çok daha kapsamlı bir çalışma yapıldı. 144 kişilik bir grubu üçe bölen araştırmacılar, bir gruba hiçbir şey koklatmadı, diğer gruba lavanta, diğer grup ise biberiye koklattı. Biberiye kokusuna maruz kalan grup hafıza performasında %75 oranında oldukça yüksek ve beklenmeyen bir artış yaşadı. Biberiye koklamayan grup ise testlerde hemen hemen aynı performansı sergiledi. Bu deney biberiyenin insan beyninde bilişsel yeti açısından ne kadar önemli ve etkili bir bitki olduğu ortaya çıkardı. Uzmanlar özellikle 75 yaş üstü insanların düzenli olarak saf biberiye yağını koklamalarının zihinsel sağlık açısından oldukça faydalı olacağını dile getiriyor.

http://filoji.com/koklandiginda-zekayi-gelistiren-bitki-bu-bitkiyi-koklamak-hafizayi-u-oraninda-guclendiriyor/

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bazen Bir Kapı Kapanır Ama Koca Bir Evren Açılır

kpiyi-acan-kadin[1]

Bir kapıyı kapadığınızda bunun nedeni genelde gurur ya da korkaklık değildir. Bunu yaparsınız çünkü verdiğinizi geri almamışsınızdır, çünkü artık iradeniz yoktur, çünkü yapbozun parçaları ruh halinize ve hayallerinizle uyuşmamaktadır. İşte o zaman, yeni kapılar açmak için korku eşiğinden geçersiniz.
Ne var ki “bir kapı kapandığında bir başkası açılır” sözünü duymaya alıştığınızda aklınızda tutmanız gereken ufak farklılıklar vardır. Bu yeni kapılar, fırsatlarla dolu yeni evrenler, sihirli bir şekilde ortaya çıkıvermez. Sizin dışarı çıkıp onları bulmanız, onlarla barışmanız ve bunun olması için belli iç mekanizmalardan faydalanmanız gerekmektedir.

“Mutluluğa giden kapı içeri doğru açılır, sadece onu açmak için biraz kenara çekilmelisiniz çünkü kapıyı itmeye kalkarsanız tekrar kapanacaktır.”
– Sören Kierkegaard

Zaman zaman aynı duygusal kanala girme şeklindeki iflah olmaz alışkanlıktan muzdaribiz: acı çekme, kayıp şeylere bağlanma, asla başaramadıklarımızın ve yaşadığımız hayal kırıklıklarının acılığının hatırasına tutunma. Bir şekilde bu karmaşık duygular uçurumunda çoğu zaman “ne olur ne olmaz” diyen bir tabelayla sonsuz sayıda kapıyı açık bırakırız.
Ama bir an durup bu yarı açık kapılardan içeri giren esintiyi hissetmeliyiz. Sanki durmuş zaman, kurumuş göz yaşları ve gerçekleşmemiş hayaller gibi kokan soğuk bir rüzgârdır bu. Bu rüzgâr, bir zamanlar bize zarar vermiş seslerin yankısını taşır.
Kendi duygusal dengeniz ve sağlığınız için bu kapıları kapatmak gereklidir.

 

Kapatmaya cesaret edemediğimiz kapılar
Üzerinde adınız yazılı birçok kapının ardında bekleyen evrenlerden söz etmeden önce kapatmadığınız kapılara bir göz atın. Bir bölümü sonlandırmak, bir işten ayrılmak veya bir ilişkiye son vermek gerçekten neleri içerir?
Her şeyden önce bırakmayı bilmek, kimsenin bizi hazırlamadığı bir şeydir. Toplum ve hatta kendi yetişme şeklimiz tarafından hiçbir şeyden vazgeçmeksizin her şeye sahip olmamız gerektiğine ikna edilmişizdir.
Ne var ki bu hassas esaret eylemi üzerinde bir an düşünecek olursanız; olgunlaşma, büyüme ve belli bir hayat kalitesini elde etme şeklindeki basit eylemin nahoş rüzgârlar getiren her kapıyı kapamayı öğrenmek olduğunu fark edersiniz.

Hayat bizi mutlu olmak için sürekli kararlar almaya mecbur bırakır. Fakat bu eşikleri geçmeye ve canınızı yakıp sizi yoran şeylere kapıyı kapatmaya cesaret etmezseniz, bıraktığınız tek şey, mutluluğunuz olur.

Çünkü unutmayın, mutluluğun bir fiyatı yoktur, kuralları vardır ve bu kurallardan biri de cesur olmaktır. Nihayetinde ilerlemek için kendimizi zorlamalı, bir ayağı diğerinden sonra yere basmalı ve sağlıklı bir güç ve cesaret dozuyla kalbimizi yeni tecrübelere açmalıyız.
Bir bölümün sonuyla yüzleşmenin anahtarları
Şansımız varken korkup söylemediğimiz kelimelere tutunuruz. Kayıp fırsatlar ve asla cevabı olmayacak sonu gelmeyen “nedenler” yüzünden engelleniriz. Geçmişe bakıp şu anın solup gitmesini izlediğimiz bir çok zaman olmuştur ve bu sağlıklı ya da doğal değildir.
“Bir mutluluk kapısı kapandığında bir diğer açılır ama çoğu zaman kapalı kapıya öyle uzun süre bakarız ki bizim için açılmış olan kapıyı göremeyiz.”
– Helen Keller
Hiç kimse aynı anda iki yerde birden yaşayamaz. Ya ilerlersiniz ya da bir kitabın en acılı bölümünde sonsuza dek kalan güzel bir kitap ayracı olursunuz ve hikayenin nasıl sonlandığını öğrenemezsiniz. Bu doğru bir şey değildir. Kapıyı kapatmanız sayfayı çevirmeniz ve gerçekten olduğunuz kişi olmanız gerekmektedir.

Bir aşamayı bitirip yeni bir kişisel evren bulmak için stratejiler
Bir kapıyı kapatmak çok kolay değildir. Çünkü sadece sizi mutsuz eden şeyleri geride bırakmakla kalmazsınız. Bazen de kendinizi özdeşleştirdiğiniz, sizin olan ve sizi mutlu eden belli şeyleri bırakmanız gerekmektedir.
Bazı stratejilere ayrıntılı bir şekilde bakalım.
Kendinizle iç diyalog kurarak kişisel sorumluluğunuzu uygulayın. Neye tutunduğunuzu, kapıyı kapatmaya bir adım daha yaklaşmaktan sizi neyin alıkoyduğunu sorun kendinize. Korkularınızı tanımlayın, adlandırın onları ve rasyonelleştirmeye çalışın. Ve birkaç yıl sonra şu an olduğunuz yerde olmak isteyip istemediğinizi kendinize sorun.
Güçlerinizin farkında olun. Yetenekleriniz var. Bu yüzden erdemlerinizi, değerlerinizi ve başarılarınızı vurgulayın. Ve güçlü yönlerinizin sizi gerçekten destekleyen ve seven insanları da içerdiğini unutmayın.
Yakın geleceğiniz için bir plan tasarlayın. Altı ay sonra nerede ve nasıl olmak istediğinizi gözünüzde canlandırın. Bu görüntülerle gelen pozitif duyguya kendinizi bırakın. İçinize çekin bu pozitif havayı.
Fazla yüklerden kurtulmuş olarak ilerleyin. Her şeyi arkanızda bırakın ve kalbiniz çırılçıplak olarak zihniniz sakinleşmiş ve gözleriniz açık bir şekilde ilerleyin. Nefret, gücenme ve sırtınızda taşıdığınız, duygusal ağırlık nedeniyle sizi hastalandırıp tutsak eden o yükler olmadan ilerleyin.
Kapıyı kapayın ve yenilenmiş bir umutla etrafınıza bakın. Yeni ve muhteşem fırsatları arayan bir başka yıldızsınız bu evrende. Onları hissedebiliyor musunuz?

Kaynak: Aklınızı KEŞFEDİN

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Toplanın, mutluluğun sırrını veriyorum!

1_I_kKnFBVA--18F146Ke8tw[1]

 

Para, mutluluk getirmiyor kardeşim! Modern dünya, sadece ‘daha zenginlerin’, ‘daha az zenginlerden’ biraz daha mesut olduğunu, bu saadetin de ‘üstünlük’ hissinden kaynaklandığını ve uzun sürmediğini keşfetti! Psikologlar ‘mutluluk’ konusuna takmış durumdalar. Temel ihtiyaçları karşılandığı sürece, daha fazla para ekstra bir mutluluk getirmiyor.
Peki, kim, niye mutlu oluyor? Time dergisinin son sayısı, birçok bilim adamının bu konuda yaptığı araştırmalardan çıkan ilginç sonuçları konu alıyor. Mutluluk, bizim sandığımız etkenlerden çoğuyla hiç bağlantılı değil!
Para? Hiç alakası yok!
Eğitim? Hiç etkisi yok!
Zeka? Aynı şekilde!
Gençlik? Bilakis! Yaşlıların hayattan gençlere göre daha çok zevk aldıkları ve depresyona daha az meyilli oldukları kanıtlanmış!
Evlilik? Araştırmalara göre, evli insanlar bekarlara göre biraz daha mutlu olsa da, bunun sebebi zaten mutlu olmaya meyilli insanların evlilikleri daha kolay yürütmesiyle ilgili olabilir!
Güneşli havalar? Hayır! Amerika’nın bol yağmurlu bölgelerinde yaşayanların Kaliforniyalılara göre daha depresif olmadığı kanıtlanmış!
O zaman insanları mutlu eden ne?
Bulgulara göre dini inanç insanların mutluluğunu artıran önemli bir etkenmiş. İnanan insanlar zorluklara karşı daha kolay göğüs geriyor ve daha iyimser oluyorlarmış.
Arkadaşlar, mutsuzluğa karşı müthiş bir ilaçmış! Ahbapları, dostları, aileleri ve çevreleriyle daha yakın ve sık ilişki kuran insanlar karamsarlıktan uzak kalmak için en etkili formülü bulmuşlar.
Bu arada, mutlu olmak için bir grup psikoloğun kullandığı’gün inşa etme’ metodundan bahsetmek lazım. Denekler bir gün önce dakika dakika ne yaptıklarını hatırlayıp, bu aktivitenin onların açısından mutluluk düzeyini birden yediye kadar işaretliyorlar. Bu test 900 kişide uygulanıyor. Sonuçlar ilginç…
En çok mutluluk veren aktiviteler, arkadaşlarla sosyalleşme, evde yatıp gevşeme, dua etme ve yemek yeme… Bunları spor yapma ve televizyon seyretme takip ediyor.
Tuhaf ama ‘çocuklarla ilgilenmek’ listenin en altlarında, ev işinin bir sıra üstünde yer alıyor! Çoğu insanın hayatında mutluluğunun kaynağı olarak gördüğü çocukların, günlük hayatın mutsuzluk sebeplerinden biri olması ilginç! Demek ki, mutlu ettiğini sandığınız her şey mutlu etmiyor! Ancak, günlük hayatta insanı sinirlendiren, geren, mutsuz eden ufak tefek olaylar, hayatın genelinde mutluluk kaynağı olabilirmiş! Sürekli şikayet ettiğiniz stresli işiniz,
hayatınızın en önemli rengi olabilir örneğin.
Psikologların bu konuyla ilgili edindiği farklı bir bulgu da: ‘Sonların gücü’! Sözgelimi, sizi çok mutlu eden bir ilişki, son bir haftasında berbat kavgalar ve gözyaşı dolu bir ayrılıkla sonlanıyorsa, bütün hayatınız boyunca o ilişkiyi kötü hatırlıyorsunuz!
Bu konu, kolonoskopi yaptıran bir grup insan üzerinde test edilmiş. Biliyorsunuz kolonoskopi, bağırsaklarla ilgili rahatsız edici, biraz acılı bir muayene metodu. Bir grup hastaya standart kolonoskopi yapılmış. Diğer grupta ise kolonoskopi aleti, muayeneden sonra 60 saniye hareketsiz bırakılmış. Hastalara acı veren bölüm aletin hareketleri olduğu için, uygulama 60 saniye daha uzun sürdüğü halde, muayenenin sonu 60 saniyelik acısız bir zaman dilimiyle bittiği için, ikinci gruptaki hastalar, uygulamayı, ilk gruba göre daha az rahatsız edici bulmuşlar!
Peki, herkes mutlu olabilir mi? 1996’da yapılan bir araştırmaya göre, bir insanın hayatından memnun olması, yüzde 50 oranında genetik yapısına bağlı! Genler neşeli, rahat bir kişilik yapısını, stresle başa çıkma kapasitesini, depresyon ve endişeye mehili yönlendiriyor! Eğer bir insan genetik olarak mutluluğa meyilliyse, başına berbat şeyler de gelse, hatta kaza sonucu bir uzvunu bile kaybetse, zaman içinde, eski mutluluk seviyesine ya da ona yakın
bir noktaya dönebiliyor!
Bütün psikologların üzerinde fikir birliğine vardıkları üç mutluluk formülü var:
Şükretmek, iyilik yapmak ve yaptığın işi sevip daha çok konsantre olmak!
Şükretmek, hayattan duyduğun memnuniyeti ifade etmek, hatta bunu düzenli olarak yazmak ve söylemek, sadece insanın keyfini yerine getirmekle kalmıyor; Kaliforniya Üniversitesi’nin araştırmasına göre fiziksel sağlığı düzeltiyor, enerji seviyelerini yükseltiyor, acı ve yorgunluğu azaltıyor!
İyilik yapmak, söz gelimi düzenli olarak bir huzur evini ziyaret etmek, bir komşuya yardım etmek, babaanneye mektup yazmak, mutluluk derecesini ani ve dramatik biçimde artırıyor!
Ne para, ne aşk, ne güneş, ne gençlik. Yaptığınız işi sevip, o işe bütün konsantrasyonunuzu ve enerjinizi severek vermek de, mutluluğun formüllerinden biri. Marangoz olsanız da, doktor olsanız da böyle. O kadar araştırma, kolonoskopide ekstra 60 saniyeye katlanan denekler (!), yazışmalar, toplantılar, istatistikler. ..
Psikologlar yine bize anaokulunda öğretilenlerle kutsal kitaplarda yazılanları bulmuşlar:
Mutlu olmak için çalış, iyilik yap, şükret!
Gülse Birsel

Bugün yeni bir şey öğrendim arkadaşlar. Bana müthiş iyi geldi, sizlerle de paylaşmalıyım.

26907264_1760217634030724_1842360072852458928_n[1]

 

Bugün yeni bir şey öğrendim arkadaşlar. Bana müthiş iyi geldi, sizlerle de paylaşmalıyım.
Istakozları bilirsiniz değil mi? Aşağıda fotoğrafı da var. Zamanında çok yakalamışlığım vardır.
Istakozlar büyüdükçe, kabuklarının da büyüdüğünü sanırdım. Öyle değilmiş arkadaşlar. Müthiş bir ders aldım.
Istakozun çok sert bir kabuğu var. Bu kabukla kendini koruyabiliyor. Kabuğun içinde ise çok narin bir hayvan var. Peki ıstakoz büyüye bildiği halde, kabuk büyüyemiyorsa ıstakoz ne yapıyor?
Bir süre o kabukla yaşayan ıstakoz, artık kabuğuna sığmamaya başladığında, o kabuk canını acıttığında, kabuktan çıkıyor ve bir kayanın altına sığınıyor. Orada yeni kabuğu çıkana kadar bekliyor. Yeni kabuk çıkıp, güvenli hale geldiğinde, ıstakozumuz da denizlerdeki yerini alıyor. Yeni yaptığı kabuk da onu rahatsız etmeye başladığında, içinde yaşanamaz hal aldığında aynı şeyi tekrarlıyor.
Istakozlar bunu yaşamları boyunca defalarca tekrarlıyor.
Gelelim konunun bizi ilgilendiren bölümüne!.
Istakozun büyümesini sağlayan şey, onun rahatsızlık duymasıdır.
Istakoz rahatsızlık duymasaydı büyüyemezdi. Ya da ıstakoz doktora gitseydi, doktor ona bir anti depresan yazardı. Kendini iyi hisseden ıstakoz yeni kabuk yapma yani büyüme ihtiyacını hissetmezdi.
Diplerimiz, kendimizi yetersiz, sönük, çaresiz hissettiğimiz dönemlerimiz aslında büyüme ve tekamül dönemlerimizdir. Çaresizliğimizi, zorluklarımızı uygun biçimde kullana bilirsek, bu olumsuz dönemlerimizi başarılı bir fırsata çevire biliriz. Ya da anti -depresanlara devam deyip, hep aynı yerde kalmaya da devam ederiz!.
(Ali Denizci)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatınız seçtiğiniz kadındır: dengeli bir kadına rastlarsanız mutlu, dengesiz bir kadına rastlarsanız filozof olursunuz

26904306_2025305237714364_2213187976933839923_n[1]

 

 

ÇOK GÜZEL 😍❤
Harun Reşit savaşta esir aldığı düşman Generaline :
– Hayatını bağışlarım ama bir şartım var, der.
‘Kadınlar hayatta en çok ne ister?’ budur bilmek istediğim… Bu sorunun yanıtını getir kurtar kelleni der.
General sorar soruşturur bu çetin sorunun yanıtını aramaya başlar ve Kafdağındaki bir cadının bunu bildiğini öğrenir… Günlerce gecelerce at koşturur, cadıyı bulur ve sorar:
– Kadınlar hayatta en çok ne ister?
Korkunç cadı yanıt için öyle bir şart ileri sürer ki yenilir yutulur cinsten değil…
– Evlen benimle!!! O zaman öğrenirsin ancak istediğini…
Bu ölümcül isteği kabul eder esir General. Asıl doğru yanıtı alır almaz da koşar Harun Reşit’e :
– Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek ister! Harun Reşit esir Generalin hayatını bağışlar. Ancak o, cadıya evlenmek için söz vermiştir.
Ne yapsın evlenirler. İlk gece General bir bakar ki, o korkunç cadı
dünyalar güzeli bir afete dönüşmüş karanlık odada… Konuşur cadı:
– Benim kaderim böyle…. Günün sadece yarısı güzel olabilirim, diğer yarısı çirkinim der. Ne dersin? Geceleri seninleyken mi güzel olayım ,
yoksa gündüzleri dışarıdayken mi?…
General öğrenmesini bilen bir adamdır; düşünür ve :
– Sen bilirsin kararı kendin ver der. İşte o an korkunç cadı sonsuza dek güzel bir kadın olur ve öyle kalır… Peki, bu masaldan çıkarılacak 3 ders nedir ???
1. Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek isterler.
2. Özgür iradesiyle hareket eden bir kadın her zaman güzeldir.
3. İster güzel olsun, ister çirkin olsun her kadın aslında cadıdır!
Hayatınız seçtiğiniz kadındır: zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz, bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz, zeki bir kadına rastlarsanız zekânız, şefkatli bir kadına rastlarsanız vicdanınız gelişir. Hayatınız seçtiğiniz kadındır: alıcı bir kadına rastlarsanız vazgeçtikleriniz, verici bir kadına rastlarsanız tembelliğiniz artar. Hayatınız seçtiğiniz kadındır: dengeli bir kadına rastlarsanız mutlu, dengesiz bir kadına rastlarsanız filozof olursunuz. Hayat kat kattır.
Babil’in Asma Bahçeleri gibi katmanlar halinde yükselir, bir kattan bir kata sizi yanınızdaki kadın götürür. Ve bugün durduğunuz katman, seyrettiğiniz manzara , gördüğünüz hayat yanınızdaki kadının bulunduğu katmanı, manzarası ve hayatıdır…
Hayatınız seçtiğiniz kadındır… 😇

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Daha iyi bir dünya için 10 niyet

1525058_441450545956707_1543808942_n[1]
Birinci Niyet – Yaşamı Destekle!
Birisine karşı çıkmaktan ve zarar vermekten sakınıyorum. Herkesin kendi deneyimini yaşamasına izin veriyorum. Her şeydeki yaşamı sanki benimmişçesine görüyor ve onurlandırıyorum. Yaşamı destekliyorum.
İkinci Niyet – Gerçeğin Peşine Düş!
İçimdeki pusulayı takip ediyor ve artık benim hayrıma olmayan inançlarımı siliyorum. Kaynağa gidiyorum. Gerçeği arıyorum.
Üçüncü Niyet – Yolunu Bul!
Yaratıcı süreci başlatıyorum. Yaşamıma yön veriyorum. Yolumu ben yapıyorum.
Dördüncü Niyet – Sadeleştir!
Daha iyi bir şeylere yer açmak için gereksiz olanları bırakıyorum. Rehberlik almaya, korunmaya ve her zaman en yüksek hayrıma olanla aynı yolda olmaya niyet ediyorum. Bildiğim ve bilmediğim kaynaklardan gelenlere güveniyorum ve kendimi açıyorum. Sadeleşiyorum.
Beşinci Niyet – Olumlu Kal!
İyiyi görüyorum, iyiyi söylüyorum, iyi olanı yapıyorum. Tüm deneyimlerimin bana verdiği hediyeleri kabul ediyorum. Zerafet ve şükürle yaşıyorum. Olumlu halde kalıyorum.

Altıncı Niyet – Eş Zamanlı Ol!
Niyet edip akışa teslim olduktan sonra bana gelen fırsatları görerek hareket ediyorum. Büyük mucizelerin ve gizemlerin olabildiği akıştayım. Arzularımı elde ediyor, buraya yapmaya geldiğim şeyi yapıyorum. Eş zamanlı yaşıyorum.
Yedinci Niyet – Başkalarına Hizmet Et!
Her hareketimde sevgiyi yaşıyorum. Her zaman paylaşacak ve artıracak şeyim var. Yardıma ihtiyacı olanlara her zaman açığım. Başkalarına hizmet ediyorum.
Sekizinci Niyet – Işığını Yay!
Ben, en yüksek potansiyeline uyanan muhteşem bir varlığım. Kendimi neşe ile, kolayca ve sık sık gülerek ifade ediyorum. Işığımla aydınlatıyorum.
Dokuzuncu Niyet – Vizyonunu Paylaş!
İdeal dünyamı hayal ediyor, diğerleri ile paylaşarak onu yaratıyorum. Vizyonumu herkesle paylaşıyorum.
Onuncu Niyet – Sinerji Kur!
İnsanlığı bir olarak görüyorum. Kalbi temiz insanlarla bir arada olmaktan hoşlanıyorum. Bir araya geldiğimizde büyük birliğin kendini göstermesi için de zemin yaratıyoruz. Biz sinerji kuruyoruz.

Kaynak: şifacı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Japonların Geleneksel Yöntemi İle 10 Saniyede Boyun Tutulmalarından Kurtulun

Boyun tutulması gününüzü mahveder.
İşlerinizi yapmakta zorlanırsınız. Düşmanınızın bile başına gelmesini istemezsiniz.
Aslında boyun tutulmasının birçok nedeni var ancak belirtileri aynıdır. Bazen omuzlarınızda meydana gelen tutulma bazense de göğsünüzde, kollarınızda ve ellerinizde oluşur.
Sorunla sıkça karşılaşanlardansanız profesyonel olarak yardım almanız önemli. Ancak size vereceğimiz tüyoyla da boyun ağrınızı bir süreliğine geçirebilirsiniz.

Boyun tutulması ve ağrısının nedenleri şunlardan biri olabilir:
Stres
Yanlış pozisyonda oturmak
Sakatlık
Kötü yastık
Ani hareketten kaynaklanan kas spazmı
Neyse ki boyun tutulmasından kurtulmanın birçok yöntemi var. Masaj, sıcak duş ve çeşitli ilaçlar çözümlerden bazıları.
Muhtemelen tahmin edemeyeceğiniz şey ise havlu ile boyun tutulmasını geçirmek. Az sonra boyun tutulmasından kurtulmadaki esas aktörün sıradan bir havlu olduğunu öğrenince çok şaşıracaksınız. Japonların kullandıkları terapi ile boyun tutulmasından kolayca kurtulabiliyorsunuz. Yöntem ile boyun tutulmanız geçmekle kalmıyor ve aynı zamanda ileride boynunuz hiç tutulmuyor.

stiff[1]
Havluyu rulo haline getirin ve boynunuzun arkasına dolayın. Kafanızı havaya kaldırın ve olabildiğince o şekilde kalın.
Kafanızı geriye yaslarken havlunun uçlarından güçlüce çekmek işinizi kolaylaştıracaktır. Bunu 10 kez tekrarlayın. Her seferinde kollarınız ağrıyana kadar bekleyin.
Bu, havluyla yapacağınız egzersizlerden sadece ilki. Ayrıca yukarıdaki yöntemde havluya masaj yağı dökmek işinizi kolaylaştıracaktır.
Bir sonraki yöntem ise en çok kullanılanı. İnsanlar kesinlikle işe yaradığını söylüyorlar.
Düz bir zemine yatın ve omuzlarınızın arkasına havlu koyun.
10 saniye boyunca az sonra izleyeceğiniz videodaki gibi durun. Burnunuzdan nefes alıp ağzınızdan nefesinizi verin.
İstediğiniz kadar tekrarlayın.
Yöntemin uygulanışını aşağıdan hemen izleyin:

Sık sık boynu tutulan tanıdıklarınızla Japonların ünlü yöntemini paylaşmayı unutmayın.
Umarız ki yöntem sizde de işe yarar. Boyun tutulması gerçekten çok kötü bir şey!

kAYNAK: NEWSNER

Not: Doktorunuza danışmadan asla uygulamayın

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ne Kadar Önemli Olduğunuzu Asla Unutmayın…

kalp[1]

 

Bir şarkı yaşanan anı ateşleyebilir…
● Bir agaç bir ormanın başlangıcı olabilir…
● Bir kuş, baharın müjdecisi olabilir…
● Bir gülümseme bir dostluğu başlatabilir…
● Bir tokalaşma moralinizi yükseltebilir…
● Bir yıldız, denizde bir gemiye yön gösterebilir…
● Bir tek kelime, büyük bir ideali anlatabilir…
● Bir hüzme güneş ışığı, bir odayı aydınlatabilir…
● Bir mum, karanlığı yırtabilir…
● Bir gülüş, hüznü fethedebilir…
● Bir adım, uzun bir yolculuğu başlatabilir…
● Bir Dua, bir kelimeyle başlar…
● Bir umut ışığı ruhumuzu besleyebilir…
● Bir dokunuş, ne kadar önemsendiğinizi hissettirebilir…
● Bir ses, bilgelikle konuşabilir…
● Bir yürek gerçek olanı anlayabilir…
● Bir yeni yaşam, çok şeyi değiştirebilir…
Görüyorsun ya…Her şey sana bağlı!
Ne Kadar Önemli Olduğunuzu Asla Unutmayın…
Margo Daniel…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

B12 Azalınca Pilimiz Bitiyor

Vitamin-B12-Cobalamin-Importance-for-Your-Body[1]

Yorgunluk ya da halsizlikten yakınıyorsanız, kafanızı bir türlü toparlayamıyor, konsantrasyon zorlukları yaşıyorsanız, uyumanıza rağmen dinlenemiyor, sabahları bitkin uyanıyorsanız, kulak çınlaması, dengesizlik, baş dönmesi gibi sorunlarınız varsa, -daha bitmedi-, depresyon tedavisi görecek kadar hayattan koptuysanız bu tür sorunların B 12 vitamini azlığından kaynaklanabileceği aklınızda olsun.
B12 vitamini kan yapımında da beyin-sinir sistemi fonksiyonlarında da bedene destek takımının adeta “golcüsü”, “iş bitiricisi”, kısacası maçın kaderini tayin edicisidir. Eğer yeteri kadar B12’niz yoksa kan hücrelerinizin oksijen taşıma kapasitesi azalır.

Oksijensizlik enerji üretimini azaltacağından yorgun, bitkin düşmek kaçınılmazdır.
B12’niz eksikse beyniniz yeteri kadar asetil kolin üretemez. Dolayısıyla öğrendiklerine odaklanma, öğrenme ve bellek gücünden yeterice yararlanma şansınız azalır.
B12’niz eksikse beyin hücreleriniz uyarı üretme fonksiyonlarını yerine getiremez. Beyninizden çıkan uyarılar kaslarınıza, kaslarınızdan alınan duygular beyninize rahatça iletilemez. Sonuçta dengeniz bozulur, başınız döner, olur olmaz zamanlarda düşmeye başlarsınız. Kas gücünüz ciddi biçimde azalır. Kendinizi adeta pili bitmiş bir oyuncak gibi hareketsiz, isteksiz, beceriksiz bulursunuz.
⤵ NE YAPMALI?
B12 eksikliği kolay oluşmaz. Çünkü karaciğerinizdeki B12 dokusu en az iki yıl size yetebilir. İşte bu nedenle, B12 eksikliği çaktırmadan, sessiz ve derinden gelişir.
B12 noksanlığına bağlı; unutkanlık/hafıza bozukluğu ya da megolablastik anemi (ya da kansızlık) belirtilerinin başlıcaları;
⚠️ Yorgunluk
⚠️ Halsizlik
⚠️ Bitkinlik
⚠️ El ayak uyuşmaları
⚠️ Karıncalanmaları
⚠️ Kas güçsüzlükleri
⚠️ Denge bozuklukları
⚠️ Baş dönmeleri
⚠️ Odaklanma zorlukları
⚠️ Kafa karmaşası
⚠️ Uyku sorunlarıdır
⤵ SORUN NE?
B12 noksanlığı son yıllarda daha sık görülen bir sorundur. Çünkü hem B12 zengini yiyecekleri daha az yiyoruz (et, tavuk, balık, süt ürünleri) hem de B12 emilimini bozacak ilaçları gereksiz ve sık kullanıyoruz. (antiasitler, reflü ilaçları, antibiyotikler, metformin gibi) Ya da yanlış yere vejetaryenlik peşinde koşuyoruz.
Eğer pilinizin yavaş yavaş zayıflamaya başladığını düşünüyorsanız bir laboratuvara uğrayıp B12 vitamini seviyenizin ölçülmesini isteyin.
Laboratuvar raporundaki rakam 500’ün hele hele 300’ün altındaysa pilinizi yeniden şarj etmenizin tek çaresinin B12 takviyesi olduğunu unutmayın.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu
PAYLAŞALIM HERKES FAYDALANSIN

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir erkeği burcuna göre nasıl aşık edersiniz?

AŞK[1]

 

Eğer astroloji ve burçlara inanıyorsanız bir erkeği kendinize aşık etmek için farklı yollar deneyebilirsiniz. Bu yollar nelerdir bilmek ister misiniz?
Hoşlandığınız erkeğin sadece burcunu bilmek onun dikkatini nasıl çekeceğiniz konusunda size çok yardımcı olacaktır. Bu yollar sayesinde hoşlandığınız erkeğe daha profesyonelce yaklaşabileceksiniz.
Koç burcu erkekleri
Koç erkekleri meydan okumayı sever, bu yüzden onu seviyorsanız çok belli etmeyin. Koç kovalanmayı sever ve onun dikkatini çektiğiniz sürece sizden hoşlandığını düşünecektir. Bir şeyin zor olması onlar için bir şeyi başarmaktan daha önemlidir. Bu yüzden koç erkeklerinin önce ilgisini çekip daha sonra kendinizi biraz zorlaştırarak onun size daha da bağlanmasını sağlayabilirsiniz.
Boğa burcu erkekleri
Boğa burcu erkekleri sevgi ve ilgi isteyen nazik insanlardır. Ancak korkuları vardır, bir ilişkiyi yaşama ihtimalleri çok düşük. Onlara zaman ayırın, yavaş olun ve adım adım yaklaşın. İlk hamleyi yapmak zorunda kalabilirsiniz, sorun değil böylece onun takdirini kazanacaksınız. Hemen açılmasını beklemeyin.
İkizler burcu erkekleri
İkizlerin kalbini çalmak kolay şey değildir. Sürekli dramatik olaylar yaşatan değil onları eğlendiren kadınlara aşık olurlar. Kendileri de eğlenceli bir kişiliğe sahip oldukları için dramaya girmezler, hayatta basit şeylerden hoşlanır ve kendileri gibi birini isterler. Bir ikizlere yaklaşmanın en iyi yolu dostluğun üzerinden geçmektir, bu şekilde sizi ilk önce tanıyacak ve sonra ilişkinin tadını çıkartacaktır. Eğlendirici olduğunuzu anlarsa geri kalan her şeyin geçmiş olduğunu fark eder.
Yengeç burcu erkekleri
Yengeç erkekleri genelde içe dönüktür ve hemen duygularını göstermezler. Ne kadar uzakta olurlarsa olsunlar sezgisel yönleri kuvvetlidir. Yengeç burçlu adamla bir araya gelmek isterseniz niyetleriniz ve duygularınız hakkında dürüst olun. Güçlü, bağımsız ve kendini geliştiren çalışkan kadınlar yengeç erkeklerinin dikkatini kolayca çekebilir.
Aslan burcu erkekleri
Aslanlarda büyük bir ego sahibi olma eğilimi olmasına rağmen çok kırılgan bir yapıya da sahiptirler. Çok fazla bakıma ve desteğe gereksinim duyarlar ara sıra kendilerini rahat hissettirmek için o egoyu okşamak zorunda kalabilirsiniz. Temelde sevgi, bakım ve dikkat isterler.
Başak burcu erkekleri
Başak erkekleri ne istediklerini ve nasıl elde edileceklerini bilen kadınlardan hoşlanırlar. Güçlü, düşünceli, zeki bir kadınsanız başak erkeklerini kolayca cezp edebilirsiniz. Ayrıca güçlü ahlak ilkelerine sahip kadınları da severler.
Terazi burcu erkekleri
Terazi burçları hem kendi hem de partnerlerinin duygularıyla temas halindedir. Duyguları ve hislerini sezgisel olarak bilen ve anlayan birine ihtiyaç duyarlar. Güvence altına almak ister ve olumlu takviyeler onları harika hissettirir. Terazi bir adamla birlikte olmak istiyorsanız duygusal zekanız üzerinde daha iyi çalışmalısınız, bu nedenle onların duygusal ihtiyaçlarını nasıl karşılayacağını bilirsiniz.
Akrep burcu erkekleri
Akrep erkekleri ilişkilerde çok tutkuludur, ancak onları görevlendirmek için oyun oynamak zorundasınız ve oyuna göre sizi kovalamasına izin vermeniz gerekiyor. Açık olmayın ve ilginizi tam olarak gösterin, onu daha fazla istemek için ipuçlarını yerde bırakın. Çok iş gibi gelebilir, ama sonucu gerçekten buna değecektir.
Yay burcu erkekleri
Yay erkekleri yıldızlara ulaşmayı sever, bu yüzden onları aptal yerine koymayın. Zeki, akıllı olan ve her türlü şey hakkında canlandırıcı konuşmalar yapabilen kadınları severler. İstediği şeyi elde etmek için çok çalışmayı severler, bu nedenle kendinizi kolayca elde ettirmeyin.
Oğlak burcu erkekleri
Oğlak burcu çok ileri, iddialı ve zorba gibi görünebilir, ancak bu onların kaba insanlar olduğu anlamına gelmez sadece kalbinden geçenleri doğruca konuşmalarından kaynaklıdır. Temel olarak oğlak burçları için hiçbir filtre yok. Sadakati her şeyin üstünde tutarlar. Eşlerinin her zaman onları destekleyeceğini ve herhangi bir maceraya atılmak zorunda kaldıklarında yanında olduğunuzu bilmeleri gerekir.
Kova burcu erkekleri
Kova erkekleri eşsiz yaratıklardır ve onları sevmek sizin için kolay olmayacak. Statü bakımından umursamaz ve çok sıkıcı bulurlar. Bu nedenle kalabalığın içine karışmaya çalışıyorsanız sizinle ilgilenmeyecektir. Kendini göstermekten korkmayan, kendinden korkmayan insanları sever. Kova burçları zaman zaman birbirlerinden kopmuş gibi görünebilirler, ancak merak etmeyin güven konularında eğilimlidirler. Yani temel olarak kova erkeğinin dikkatini çekmek için otantik ve güvenilir olmalısınız.
Balık burcu erkekleri
Balık erkekleri çok duygusal, spontane yaşayan biri olabilirler. Ancak, sizi sevmesini sağladığınızda sizin lehinize çalışır. Balık erkekleri romantik ruhudur ve büyük jestleri sever, bu yüzden romantik bir şeyler yaparak dikkatlerini çekmeyi seçerseniz onlardan takdir kazanabilirsiniz.
Merve Ağdağlı / PembeNar Özel

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Şamanlardan Hayatınızı Değiştirecek 18 Tavsiye

maxresdefault-1[1]

 

1.Sevebilmek dünya üzerindeki en değerli yetenektir. Sevebilmeyi öğrenin, sevin, çok sevin, düşmanlarınızı bile!

2.Mükemmel bir din ya da inanç yoktur. Kötü bir din de yoktur ve Tanrı bir tanedir. İstediğinize dua edebilirsiniz ancak şu emirleri unutmayın: dürüst yaşa, atalarına saygı göster, ve sev!
3.İletişime kadar sessizliğe de ihtiyacınız var. Günde en az bir saati kendinizle iletişiminize, sessizliğe ayırın.
4.Eğer sevdikleriniz size suçlu olmadığınız bir şey için kızdılarsa onlara sıkıca sarılın ve onlar yatışıncaya kadar da onları sakın bırakmayın.
5.Ruhunuzda bir sıkıntı, bir tükenmişlik hissediyorsanız şarkı söyleyin. Kalbiniz hangi şarkıyı söylemek istiyorsa.. Bazen o da konuşabilmek ister.
6.Size saygı gösterilmesini istiyorsanız başkalarına saygı gösterin. İyilik için iyilik! Kötülük içinse bu kötülüğü yok saymak yapılacak en doğru şeydir. Sizi kötü yapmaya çalışan biri onu yok saydığınız için kendini gerçekte daha kötü hissedecektir.
7.Kalbinizde bir baskı hissetmemek için, rahat nefes alabilmek için ağlamayı öğrenin.
8.Kendinizi bir şey hakkında üzülüyorken bulursanız, vücudunuzu düzgün ve akıcı hareketlerle bir dans formunda hareket ettirin. Kötü enerjinizi yoluna sokup, zihninizi çektiğiniz acıdan arındıracaksınız.

9.İçmeyin. Hiç içmeyin! Alkol vücudu, beyni ve ruhu öldürür. Ben yıllardır içmiyorum. Eğer şamansanız veya ruhsal bir insansanız içerek bir süre sonra tüm güçlerinizi bitireceksiniz ve ruhlar sizi cezalandıracaktır. Alkol gerçekten de öldürür, aptalca şeyler yapmayın. Rahatlamak için hamama gidin, eğlence için şarkı söyleyin, iletişim ve ortak bir dil bulabilmek için çay için, ve bir kadını daha iyi tanımak için ona şeker verin!

10.Hayatta herkes hakettiğini bulur. Problemlerin ruhuna ve düşüncelerine girmesine izin verme. Böylelikle problemler vücuduna da ulaşamayacak.
11.Hayat sana yüzünü ya da başka bir tarafını çevirmiş olabilir. Sadece çok az kimse aslında hayatı çevirenin gerçekte kendisi olduğunu anlayabilir. Diğerleri hakkındaki tüm kötü düşünceleriniz size geri dönecektir. Kıskançlık da… Buna neden ihtiyacınız var? Sakin ve ölçülü yaşayın. Kıskanç olmak iyi bir şey değildir ve hiç gerek de yoktur. Bu adamın büyük bir arabası varsa bu onun yüzünü daha güzel yapmayacaktır. Altın aslında kirli bir metaldir. Kıskanç olmaya ihtiyaç yoktur. Daha fazla gülümsediğinizde göreceksiniz, yabancılar da size gülümseyecek, hem de sevdikleriniz ve tüm hayatınızla beraber!
12.Veren eli kısıtlı görme! Eğer mümkünse zayıf ve ihtiyacı olanlara para ver. Miktarı önemli değil ancak vermiş olmak önemlidir.
13.Akarsulara çöp atmayın. Asla! Suyun ruhu çok sinirlenebilir. Ruhu yatıştırmak için ekmek, süt ya da para atabilirsiniz.

14.Ahlaki olarak önceliğiniz başka birine zarar vermemek olmalıdır. Bu prensibinize sıkıca sarılın. Şöyle düşünün: “Hiçbir zaman hiç kimseye zarar vermeyeceğim.”
15.Eğer bir şey yapmaya karar verdiysen kendinden şüphe etme. Korku seni kendinden ve doğru yoldan saptırmaya çalışacak. Çünkü bu kötülüğün ana silahıdır. Eğer ilk defada başaramadıysan, ümidini kaybetme. Her küçük zafer seni daha büyüğüne yaklaştırır.
16.Nehirlerden taş topla. Onlarda büyük güç ve enerji vardır.
17.Yolda yürürken bulduğun bir kuş tüyünü eve getirip, bir vazoya koyabilir, asabilir yada rafta bulundurabilirsin. Bu cennetten sana gelmiş güçlü bir tılsımdır. Bu tarz ruhlardan size verilen işaretleri fark etmelisiniz.
18.Zorluklar birer formalitedir. Ciddi zorluklar, daha ciddi olsalar bile hala formaliteden ibarettir. Gökyüzü oradadır, bazen bulutlarla kapanmış olsa bile.. Bazen biraz çaba göstererek, mesela bir uçağa binerek aynı mavi gökyüzüne ulaşmak mümkündür. Herkese barış!
Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

2018 yılında size iyi gelecek 9 harika öneri

2018-icin-size-iyi-gelecek-oneriler-2[1]

 

 

Hedefler, hayaller ve beklentilerin umut yarattığı yeni yıl heyecanla bekleniyor. Yeni bir yıl; bugüne kadar olması beklenen, gerçekleştirilemeyen hedefler için umut içeriyor. İşte 2018 yılında size iyi gelecek 9 harika öneri…

Sıkıntılı, üzüntülü zamanların telafi edileceği yeni bir başlangıç olarak görülüyor. Fakat her yeni yıla girerken alınan kararların bir kısmını uygulamaya geçirilirken, bir kısmı ise gelecek yıllara saklanıyor. Memorial Antalya Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uz. Dr. Nehir Kürklü yeni yılda uygulayabileceğiniz ve size iyi gelecek 9 öneride bulundu.

2018 yılında size iyi gelecek 9 harika öneri:
1- Aldığınız kararları zamana yayın
Yeni yılın yaklaşmasıyla birlikte kişiler geçmiş yaşadıklarını değerlendirir, ihtiyaç duyduğu şeyleri anlamaya çalışır. Deneyimlerden faydalanmak, alınan kararları hayata geçirmek için yeni yıl fırsat olarak görülür ve kişiyi motive eder. Bu olumlu süreçten olduğunca yararlanmak için; uygulanabilir hedefler oluşturmak ve tasarlanan eylemleri birden bire yapmaya çalışmak yerine zamana yaymaya çalışmak faydalıdır.
2- Gerçekçi kararlar alın
Yeni yıl için kararları ve planları tek bir güne bağlamayarak, sağlıklı bir ruh haliyle mantıklı adımlar atılmalıdır. Yaşam kalitesinin artabilmesi için kişinin yeni yıla dair gerçekçi beklentiler içine girmesi önemlidir. İstekleri ve kararları olumlu sonuçla gerçekleştirebilmek için detaylı olarak planlı ve kontrolcü davranmak gerekmektedir. Hedeflerin olumlu cümleler kurarak belirlenmesine dikkat edilmelidir. Hedeflenen kararları gerçekleştirebilmek için amaç doğrultusunda net cümleler kurmaya, çevreyle paylaşılarak fikir almaya özen gösterilmelidir.
3- Alınan kararlarınızı ertelemekten kaçının
Herkes yaşanan olumsuzlukları geçen yılla birlikte bırakmak ister. Çünkü yeni yıl umutlarla ve yeni kararlarla gelir. Birçok kişi yeni yıl için “sigarayı bırakma, spor yapma, derslerine zamanında çalışma, hobi edinme, sosyalleşme” gibi bir sürü kararlar verir. Verilen bu kararların sağlıklı bir psikoloji için yerine getirilmesi büyük önem taşımaktadır.
4- Kararlarınızı uygulamaya geçirin
Kişinin kendine ve geçirdiği yıla olan inancının kaybetmemesi için kişinin yaşadığı ortama göre uygun olan kararlar hiç vakit kaybetmeden uygulamaya geçirilmelidir. Ayrıca bazı yeni yıl hedeflerinin ve beklentilerin gerçekleşmediği zaman kişi de hayal kırıklığı yaratabilme olasılığı da artabilmektedir. Kişilerin bu süreçten etkilenmemesi ve hayal kırıklığının depresyona ve kaygı bozukluklarına dönüşmemesi için yeni yılda olgun düşünerek ve uygulamaya geçirebilmesi mümkün ve kolay kararlar alabilmeleri gerekmektedir.
5- Sağlıklı beslenin
Mevsimine göre taze sebze ve meyve tüketimine önem verin. Bol bol doğal mineralli su için. Öğünlerinizde sık sık mevsim balıklarına yer verin. Düzenli olarak yeşil çay için.

6- İyi uyuyun
Uyku kalitesi büyük önem taşımaktadır. İyi bir gece uykusunun sağlığa sağlayacağı faydalar saymakla bitmez. Her yetişkinin günde altı ila sekiz saat uyuması gerekir. Yapılan araştırmalar, uykusunu alamayan insanların daha stresli ve sinirli olduklarını ortaya koymaktadır.
7- Yürüyüş yapın
Yürüyüş yapmak hem vücudun hem de mutluluk hormonu olan endorfinin harekete geçmesini sağlamaktadır. Egzersiz sonucu kalori yakan kişiler ayrıca kendilerini de iyi hissederler. Yürüyüşlerinizi mümkün oldukça açık havada yapmaya çalışın.
8- Sosyalleşin
İnsanlar stresli, sorunlu ve dertliyken içlerine kapılabilirler. Kendilerini çevrelerinden soyutlarak, dışarı çıkmak istememektedirler. Fakat tam tersine aile, yakınlar ve dostlarla geçirilen zaman mutlu ve huzurlu hissetmeye yardımcı olmaktadır.

9- Hobi edinin
Yapılan araştırmalar, iş dışında bir meşguliyete sahip olan insanların diğer insanlara göre daha mutlu, huzurlu ve özgüvenli bir yaşam sürdüğünü göstermektedir. Hobi sayesinde beceriler artar ve kendinize olan öz güveniniz yükselir. Hobi ve farklı uğraşlar, stresi azaltmaya yardımcı olur.
Kaynak: indigo dergisi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

17 OCAK OĞLAK BURCUNDA YENİ AY : Tekkeyi Bekleyen Çorbayı İçecek….

Bu yılın ilk yeniayı 17 Ocak 2018, İstanbul saati ile sabah 05:58 de OĞLAK burcunun 26. derecesinde oluşuyor.Bu  gördüğünüz de anın gökyüzü haritası:

 

oğlakta yeniay

 

Oğlak burcunda, üçten fazla gezegenin bir burçta olmasıyla oluşan ve o burca ait özelliklerin güçlenmesi anlamına gelen bir stelyum, yani gezegen toplaşması görüyoruz. Güneş ve Ay kavuşumu, Venüs, Merkür, Plüton ve yeniayın dizpozitörü Satürn Oğlak burcunda. Bu da demek oluyor ki gökyüzünde yoğun bir OĞLAK burcu teması hakim, “taş gibi” sağlam kararlar almak, yepyeni “yapılar oluşturmak” mümkün olabileceği gibi “zaman” kavramı da biraz bizleri yavaşlatarak “var olan yapıları güçlendirmek” adına bizleri motive edecek olan Oğlak burcunun hayale kapılmayan somut yapısını vurgulayacak.

 

Oğlak burcu dayanıklılığın, sabrın, azim ve iradenin burcudur. İlkeleri ile hareket eder ve oldukça muhafazakardır. Toplumsal kurallara, gerekliliklere azami dikkat eden, dürüst, çalışkan ve sistem yapıcı, gözünü diktiği zirveye adım adım sabırla ve büyük bir inatla ilerleyen bir burçtur. Soğuk ve kuru mizaçlı bir burç olduğu için de oldukça mesafeli, kafasına koyduğu, yapmak istediği şeyi sonuna dek zorlayan ve bu uğurda da gereken çileleri çeken, asla şikayet etmeyen, gerçekçi düşünen, yalanlar ve boş hayaller ile kendi kendini avutmayan, aksine somut gerçekler harekete geçen bir burçtur.

 

Yeni ayın haritasında ufukta Yay burcu yükseliyor ki Oğlağın yukarıda anlattığım temalarının aksine oldukça iyimser, hoşgörülü, yaşamda daha fazla deneyim elde etmek için hareket özgürlüğü istediğimizi anlatıyor. Yükselen  yöneticisi Jüpiter’in haritanın 12. evinde ve Mars ile olan kavuşumu, bu isteklerimize dış dünyada açıktan ifade zorlanabileceğimizi ve bir takım perde arkası eylemlerde bulunma ihtimalimizi anlatıyor. Yeniaya 12. evden ılımlı açılar gönderen Mars; henüz belki de “sadece zihinsel olarak tasarladığımız ve kimse ile paylaşmadığımız eylemlerimizin olduğunu ve uygun adımları atmak için şu an elimizdeki somut gerçeklere odaklanmak gerekliliğini anlatıyor.

 

OĞLAK BURCUNDA YENİAY

 

Yeni ay haritanın 2. evinde. Rızkımızın peşindeyiz aslında. Maddi ve manevi değerlerimizi, “benim” dediğimiz şeyleri anlatıyor bu alan. Bu para da olabilir ilişki de, değer yargıları da.

 

Yeni ay yeni işlere başlamak anlamına gelir çoğu zaman ama bu defa yeni bir şeylere adım atmak yerine yaşamımızın özellikle maddi alanını kapsayan konularda bir kar-zarar ; gelir- gider dengesine bakmak önemli. Zira yaklaşık 2 hafta sonra Aslan burcunda çok kuvvetli bir AY tutulması yaşayacağız ve bu tutulmanın ana teması finansal durumumuzu tüm çıplaklığı ile gözler önüne sermesi.

 

Şimdi bu Oğlak enerjisi baskın Yeniay da yaşamda hem zamanımızı, hem emeğimizi, hem maddi potansiyellerimizi en verimli, en faydalı ve en gerçekçi bir şekilde ele almak ve gereken sorumlulukları alarak, ağır aksak giden, belki de sallasan yıkılacak yapıları sağlamlaştırmak adına adımlar atmak yönünde olabilir.

 

Maddi konular çerçevesinde nedir sorumluluklarımız? Toplumda yaptığımız iş bizi tatmin ediyor mu hem maddi hem manevi olarak? Ve neyi daha iyi ve daha gerçekçi bir temele oturtabilirsek nasıl bir sonuç alabiliriz? Var mı acaba gereksizce heba ettiğim yeteneğim, param, zamanım? En sarsılmaz, kalıcı ve bana en faydalı olabilecek maddi kaynaklara nasıl ulaşabilirim? Bütçemi yeniden ele alarak belki gereksiz kalemleri çıkartarak belli bir verim elde edebilir miyim? Bu ve buna benzer sorulara yanıt gelir elbette eğer duyacağımız cevaplara açık yüreklilikle hazır isek.

 

Elbette emek olmadan yemek olmayacak yaşamda. Oğlak etkisi böylesine vurgulanmış bir gökyüzü altında samimi, dürüst ve odaklı çabalarımız, attığımız her adımda ve başlatmayı planladığımız her girişimde; ilişkilerimizde, dürüst olduğumuz taktirde ve helalinden kendi rızkımızın peşinde olduğumuz sürece.

 

Oğlaktaki AY, yeni ayın hemen gerçekleşmesinden sonra KİRON ile olumlu açı yapacak ve VENÜS ile kavuşarak Oğlaktaki yolculuğunu tamamlayacak. Uzun zamandır bir türlü çözümleyemediğimiz güvenliğimize dair korku ve endişelerimizi şifalandırmak mümkün olabileceği gibi uzun soluklu hedeflerimize odaklanmak adına da destek var gökyüzünden. Venüs ile kavuşan AY hem ilişkilerimizde hem maddi konularda ciddiyet, hayallerimizi gerçek kılmak istiyorsak da emek vermemizi talep ediyor. Elbette bu arada KOÇ burcundaki Uranüs’ün AY ile yapacağı sert açıyı atlamamak gerekiyor. Kaş yapayım derken göz çıkarmak mümkün bu arda eğer dikkat etmez isek. Sabırsızlık, huzursuzluk ve istikrarsızlık tuzağı pusuda bekliyor.

 

Unutmayalım ki sabır ve zamanın değerini ve bunları doğru kullanmanın ne kadar faydalı sonuçlar ortaya çıkarabileceğini anlatan bir yeniay deneyimliyoruz. Uranüs’ün kare açısı ise sabırsızlığı, huzursuzluğu, bir konuda sabit kalmakta zorlanabileceğimizi anlatıyor. Hiç hesapta olmayan, beklenmedik değişimler sancılı bir şekilde yaşamımıza hesapsızca girebilir, peki o zaman da sabırlı olacak mıyız? Gereken soğukkanlı ve sağ duyulu tavırları sergileyebilecek miyiz? Bunu bi düşünmek gerekecek sanırım 🙂

 

Venüs’le kavuşan Yeniay ve bunun Uranüs ile olan kare açısı; ancak sabırlı olanların, finansal anlamda gerçekçi olanların, zamanı en verimli kullanabilenlerin ve ilişkilerinde gereken sorumluluğu, ciddiyeti, istikrarı gösterebilenlerin önümüzdeki süreçte kazançlı çıkabileceğini anlatıyor. Kısacası emek olmadan yemek olmayacak, tekkeyi bekleyen çorbayı içecek bu dönem…

 

Hepimize güzel, bereketli, verimli ve somut değerler oluşturabileceğimiz bir dönem olsun dilerim ki…

 

Sevgi ve ışıkla, gökyüzü rehberimiz olsun…

 

Hülya DEĞER DİP. ASA

https://astrolojininrehberligi.wordpress.com/2018/01/15/17-ocak-oglak-burcunda-yeni-ay-tekkeyi-bekleyen-corbayi-icecek/

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »