KENDİNİ DÖNÜŞTÜR VE FARKINDA OL!EĞER SEN BUNU BAŞARAMAZSAN EVREN SANA BUNU İTTİRE İTTİRE YAŞATIR…

25659567_1738833836161896_5356649827893852534_n[1]

BU DÜNYA DA NEFES ALMAYA BAŞLAYAN HER İNSAN ŞİRON YARASINI TADACAKTIR…
Hepimizin bu hayattan aldığı bir yarası vardır.İçerlerde biryerlerde kanayan,sızısı hiç bitmeyen ama şekil değiştiren ,canımızı yakan Şiron yaralarımız vardır…
Şiron uzun zamandır Retro hareketteydi,gölge yanlarıyla birlikte 12 Aralıkta düz seyrine başladı !
Buda ;”Acılarımızla ve şifalarımızla yüzleşme zamanı “demektir…
Şiron retro durumda iken Satürn ile kare (olumsuz)açıdaydı.Bu açı bize korkularımızla yüzleşme verdi ,kimileri işten çıkarıldı veya ayrıldı,kimilerinin ilişkileri bitti.Belkide ilerde bize acı verecek olayları bitirdi ,kopardı bu zorlayıcı açı,bizlerin bitiremediğini Satürn ve Şiron bizim için bitirdi,veya yine bu ikili bizlere yeni Pathesis (manevi acı)acıları yaşattı .Bu açı Satürn Oğlak burcuna geçişiyle kapandı ,fakat yaşanan bu olumsuz açının etkisi henüz bitmiş değil ,bu yüzden dikkat etmekte fayda var …
Yaralı Şifacı Chiron Retro iken bizleri sorguladı ve sınadı…
Herbirimizin ne kadar fedakar olduğu sorgulandı.
Herbirimizin ne kadar merhametli olduğu sorgulandı.
Herbirimizin ne kadar empati yapabildiği sorgulandı.
Herbirimizin paylaşmayı ne kadar başarabildiği sorgulandı.
Herbirimizin korkuyla,sınıflandırmakla değil de sevgiyle ve şefkatle ne kadar “BİR OLABİLDİĞİMİZ” sorgulandı.
Korkularımızla ,ne kadar kendimizi güvende hissettiğimizle ,duygusal ihtiyaçlarımızla sınandık…
Şiron haritalarımızda hangi evimiz de ise o alanlarda belki yaralar aldık,belki de başkalarına şifa olduk.Sınandık ve sorgulandık…
ŞİRON BİZE;” Yaralı olduğun her ne ise,canını yakan ne ise,diğerlerine o alanda şifa ver “ der…
KİMDİR BU ŞİRON?HİKAYESİ NEDİR DERSEK ;
Şiron mitolojide yarı at yarı insan olan ve de ölümsüz olan bir varlıktır.
Doğduğu andan itibaren büyük yarları vardır .Annesi ve babası onu aşk ve sevgi üstüne olan bir birleşmeden değil de ,hayvani duygularla yani tamamen içgüdüsel bir birliktelikten Dünya ya getirmiştir.Yarı at yarı insan olan bu varlığı gören annesi ondan tiksinmiş ve istememiştir.Terkedilen Şiron ne yazık ki ne annesini ne de babasını hiç tanımamıştır.Onu bulan Apollo büyütüp beslemiş dolayısıyla sevgiyi,şefkati üvey babası dediğimiz Apollo da bulmuştur.Aynı zaman da Apollo Şiron’un öğretmeni de olmuştur.Zamanla Şiron akıllı ve deneyimli biri olmuştur.Aynı zman da kahin,doktor,öğretmen ve müzisyende olmuştur.
Fakat tüm olumlu durumlara rağmen yüreğinde hissettiği derin yarayı hiç unutmayacaktır.Terkedilmişliğini,sevgisizliğini ve aşağılanma duygusunu atlatamayacaktır.
Şiron’un, fiziksel olarak yaralanmasına dair pek çok hikaye vardır ,ben size en bilinen hikayeyi anlatarak adının neden “YARALI ŞİFACI “olduğunu aktarmaya çalışacağım.
Santorlar tarafından düzenlenen yemekte kavga çıkar ve atılan oklardan biri Şiron’un bacağını yaralar.Tarifsiz acılar içinde olan Şiron ölümsüz olduğu için ölemiyordur.Kendi acısını dindirmek için uğraştıkça ,çareler aradıkça,ilaçlar melhemler buldukça başkalarını iyileştirmekte çok başarılı hale geliyordur.Tanrılardan yardım dileyerek kendisini ölümlü hale getirmelerini ister.Yer altına mahkum edilen başka bir Tanrıyla yer değiştirir ve acılarına son vererek ölümü tadar …Şiron acılarını ölümle dönüştürerek sızılarına son vermiştir…
Hepimiz birilerine yara ,birilerine de şifacı olmuşuzdur ya da olacağızdır.Şiron bizim en derin yaralarımızı ifade eder.Şiron yaraları, ruhun olgunlaşması ve hayatın sadece kendi etrafında dönmediğini anlaması,diğerlerinin de acıları olabileceğini düşündürmesi açısından çok önemlidir hatta gereklidir de…
Zevk uğruna yapılmış sonrasında terkedilmiş ve günümüz yetimhanelerin de büyümek zorunda bırakılmış ,o minicik kalplerin yarasıdır Şiron…
Anne kucağının sıcaklığını yaşamadan,bir babanın gölgesinde dinlenemeyen ,aile yuva nedir bilmeyen sevgisiz,savunmasız,eksik ve hep eksik kalacak bir çocuğun yüreğinde ki sızıdır Şiron…
Düşününki; Bir defa bile “ANNE “ diyemeyen diller var aramızda,işte bu derin sızı bir terkedilmişlik,belki aşağılanma,sevgisizlik ,korkular şeklinde bu minik bedenlerde büyük bir acı ve travma yaratacaktır…
Fakat öte tarafta ise herşeye sahip ama asla anne ya da baba olamayacak insanlarda vardır.Evlat sahibi olamamak bu kişilerin Şiron yarası olacaktır…
Her iki ruhunda bu hayatta bu eksiklikleri yaşayarak deneyim kazanması ve olgunlaşması için gerekli bir süreçtir.
İki değişik yara şekli ve ikisi de çok acıtan yaralardır ama şifa da tam burada vuku bulur aslında.Evlat sahibi olamayan ,o cennet kokusunu tadamayan çift ,anne ve babadan yoksun olan bu yavruları evlat edinerek Şiron yaralarını tedavi etmektedirler.Birbirlerinin yarası ,aynı zaman da birbirlerine de şifa olmuştur…
Şiron yaraları bilinçaltımızda derinlerde sessizce bekleyen,ancak olaylar doğrultusunda uyanıp önümüze dikilen ve yaşanmak zorunda bırakılan derin sızılarımızdır…
Farkındalığı yüksek olan bir insanın yarası evlat acısıyken,beşeri yaşamaya devam eden insanın yarası ise aşk acısı olacaktır…
Ama unutmayalım ki;Şiron yaraları bizim en değer verdiğimiz,en sevdiğimiz yerden bizi vuracaktır.!
Peki biz milletçe sorgulandığımız bu dönemde manevi değerlerimize ne kadar sahip çıktık?
Yardıma muhtaç olan bir insana,bir hayvana,hatta bir ağaca ne kadar merhametli davrandık?
Ben değil de biz olabildik mi?
Hergün şehit olan o ana kuzularına ne kadar sahip çıkabildik?
Evladının yanağını öpmek varken ,toprağını öpen o anayı anlayabildik mi?
Tacize,tecavüze,haksızlığa uğrayan o minicik kalplere ne kadar yardım edebildik?Onların sesi olmayı başarabildik mi?
Toplum olarak bu temalarla sınanıyoruz .Ne kadar başarılı olduğumuz da zaten aşikar…
Şiron bize alacağımız yaraları gösterirken ,şifasını da nereden bulabilceğimizi de gösterir.
Haritalarımız da Şiron’un semboliği “ ANAHTAR” şeklindedir .O anahtarla doğru kapıyı açmayı bilelim yeter ki…
Kendi yaralarımızın şifacısı da,toplumsal yaralarımızın şifacısı da yine biz ler olacağız …
Başkalarının yaralarını sarmayı öğrendiğimizde kendimiz de şifa bulacağız…
Herbirimizin bu Dünyaya geliş amacı varsa eğer,Şiron yaraları da bu amaca hizmet etmek için vardır.
Gökyüzünde ki Şiron,natal haritanızda ki Şiron’a dokunduğunda şifalanma dönemi başlar.Ancak Şiron sizden bir şey ister;”Seni acıtan o şey her ne ise onu bırak,yok et” der…İçinizde ki acıyı dönüştürün! Kendinizi iyileştirin! Yaşanan her acı bizi olgunlaştırır,ruhumuzu özgürleştirir…
Her yara birgün mutlaka şifa bulacaktır! Önce kabuk bağlayacak, sonra o kabuk düşecek fakat izi hep baki kalacaktır.Bizi derinden sarsan olaylar elbette unutulmaz, ama şekil değiştirir.O yarayla yaşamayı öğrenmişizdir. Ve artık kocaman bir eksiklik vardır derinlerde biryerlerde…İşte o eksik kalan tarafımızı güçlendirip insanlığa yardım edelim.Olan olmayanla paylaşırsa eğer tüm yaralar şifa bulur…(1961 / 1969 Doğumlu olanların Şiron’u Balık burcundadır,Göksel Şiron da Balık burcunda olduğu için bu kişilerin şifalanma dönemidir …)
ŞİFA MISIN ,ZEHİRMİSİN KARAR VER !
KENDİNİ DÖNÜŞTÜR VE FARKINDA OL!EĞER SEN BUNU BAŞARAMAZSAN EVREN SANA BUNU İTTİRE İTTİRE YAŞATIR…
Acılarla ,ızdıraplarla olgunlaşacağımızı unutmayalm!
İÇİMİZDE Kİ “BİZ OLMA DUYGUSUNU” ÖLÜMSÜZLEŞTİREBİLMEK DİLEĞİYLE…
SEMA YAVUZ
SEVGİLERİMLE

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çakralarımızı Düşüncelerimizle Dengeleme –

418989_297562410309934_1425652075_n[1]

KÖK ÇAKRA: Kök çakra güven ve güvensizlik ile ilgili düşüncelerden etkilenir. Yaşamınıza ve yaşamınızdaki insanlara güvenle yaklaştığınızda olumlu etkileşimler çakranızın düzenli çalışmasına yârdim eder. Güven sorunu ise kök çakrayı bloke edecektir.Yaşamınızda bazı zorluklarla karsılaştığınızda bu zorluklara bakış açınızda kök çakrayi oldukça önemli ölçüde etkiler. Eğer zorluklara karşı esnek ve sorunları aşabileceğinize dair güçlü bir inançla bakıyorsanız kök çakra bundan olumlu olarak etkilenirken ben bu sorunu aşamam, elimden bir şey gelmez inancınız kök çakranızı
bloke edecektir. Kök çakranızın olumlu çalışmasına en büyük katkıyı sağlayacak düşüncelerden biri de dünyayı eviniz gibi görmeniz ve evrensel kardeşlik duyguları taşımanızdır. Toprak ana kavramı buna en uygun tanımlardan biridir. Yaşamımızı devam ettireceğimiz besinlerin yetiştiği, tüm insanlığa hizmet eden ve ayrım yapmayan toprak bir anne figürüne çok yakındır. Beslenmek ve barınmak insanin en temel ihtiyaçlarıdır ve her ikisi de toprakla bağlantılıdır. Dünyanın hepimizin evi olduğu ve hepimizin bu evde birlikte yasayan bir aile olduğu inancını yasam felsefesinin bir parçası yapmış bir insanin kök çakrayı bundan oldukça olumlu olarak etkilenecektir.

SAKRAL ÇAKRA: Zihinsel olarak kendinizi çeşitli kalıplarla sınırlamamanız ve önyargılardan arınmanız saksal çakranızın çalışmasını olumlu olarak etkileyecektir. Zihinsel olarak keskin görüşlere sahip olmayan, esnek düşünebilen ve olaylara önyargısız yaklaşan insanların saksal çakraları çok daha pozitif bir durumdadır.Saksal Çakranın direk cinsellikle ilgili olduğunu düşünürsek cinsel olarak saplantılı düşüncelere ve duygulara sahip olmamanızda saksal çakranızın olumsuz olarak çalışmasına katkıda bulunacaktır. Eşinizle aranızdaki cinsel ilişkinin tatmin ediciliği nasıl saksal çakrayı olumlu etkiliyorsa cinselliğe bakış acınızın dengeli olması da sakral çakranızı olumlu olarak etkileyecektir.Yaşamı doğal akışında algılamanız ve ilerlemekten, değişimden korkmamanız da saksal çakranın dengeli çalışması acısından çok önemlidir. Önüne sürekli set çeken, yeni yasam deneyimlerinden korkan ve ne olursa olsun durumunu muhafaza etmeye çalışan insanların sakral çakralarında çeşitli blokajlar ve sorunlar oluşacaktır. Yasamı geldiği gibi yasamak ve gelecekle ilgili endişelerden yâda abartılı beklentilerden kaçınmak sakral çakranın dengesi açısından önemli olacaktır.

SOLAR PLEKSUS ÇAKRA: İrademizi ne şekilde kullandığımız ve amaçlarımıza ulaşmaktaki yöntemlerimiz solar pleksus çakrayı oldukça önemli bir biçimde etkiler. İrademize hâkim olamamız ve düşüncelerimizle eylemlerimizin farklı olması bu çakranın düzgün çalışmasının önündeki en önemli engellerden biridir. Ayrıca yaşam amaçlarımızı doğru tespit edememiş olmak ve kendimize bir rota çizmeden günübirlik yaşıyor olmamızda solar pleksus çakrayı bloke eden bir diğer etkendir. Otoriteyle olan ilişkilerimizin dengesizliği, aşırı boyun eğen yâda isyan eden yaklaşımlar solar pleksus çakramızın çalışma düzenini olumsuz olarak etkileyecektir. Bir birey olarak değerli olduğumuzu bilmek, toplumsal yasamın dışında kendimize ait bireysel kimliğimizi benimsemek, kendi değer yargılarımıza ve yasam felsefemize uygun bir yasam biçimi oluşturmak, standartlarımızı belirlemek ve bunlara uymak solar pleksus çakrayi dengeli çalışmasındaki en önemli öğeler olacaktır. Ayrıca sorumluluklarımızı ne ölçüde kabullendiğimiz ve zevkle yerine getirdiğimizde bu çakramızı derinden etkilemektedir. Sorumluluklarımızı yerine getiriyor bile olsak eğer bunu isteksizce ve sevmeden yapıyorsak solar pleksus çakrayı çok olumsuz olarak etkileyecektir. Önemli olan bir birey olarak varlığımızı doyumlu ve sevgiyle devam ettirebilmemizdir. Sevgi ve duygusal tatmin yoksa solar pleksus çakranın bloke olması kaçınılmazdır. Toplum içindeki yaklaşımlarımız, kendimizi nasıl değerlendirdiğimiz ve dışarıya nasıl yansıttığımız, hedeflerimizi belirledikten sonra buna uygun hareket edip edemediğimiz ve içsel isteklerimizle dışsal yasam biçimimizin uyumu bu çakrayin çalışma seklinin belirlenmesinde esastır.Solar pleksus çakrayı en çok etkileyen düşünceler içsel durumuzla dışsal koşullarımızın uyumuyla ilgilidir. Kendimizi birey olarak ne ölçüde benimsediğimiz, özsaygımız, toplumsal ilişkilerimiz ve iradi kararlarımıza uygun bir yasam sürdürme çabamız bu çakramızın olumlu olarak çalışmasına önemli ölçüde katkıda bulunacaktır.

KALP ÇAKRASI: Kalp çakrasını en fazla etkileyen şey sevgi anlayışımız ve diğer insanlarla sevgi alışverişimizdir. Sevgi kavramına bakış acımız yada sevgiyi yasama seklimiz “eğer” yada “çünkü” türü bir anlayışsa kalp çakramiz önemli ölçüde bloke olacaktır. “eğer benim dediklerimi yaparsan seni severim” yada ” Seni seviyorum çünkü bana karsı çok hoşgörülüsün” tarzı bir sevgi turu kalp çakrasının olumlu olarak çalışmasına bir katkıda bulunmadığı gibi tam tersi bir etki yapacaktır. Ancak “RAGMEN” türü bir sevgi anlayışı kalp çakrasina olumlu etki yapacaktır. “Seni çok sinirli olmana rağmen seviyorum”, ” Seni beni anlamamana rağmen seviyorum” yaklaşımı kalp çakrası için en doğru sevgi turudur. Evrensel olarak tüm insanların bir bütün olduğunu anlamak ve evrensel sevgi kavramı içinde yaşamak kalp çakrasının en önemli besinidir. Affetmek de kalp çakrasının dengeli çalışması için oldukça önemli olan bir kavramdır. Affetmeyi bilmek ve gerçekten affedebilmek insanin üzerindeki negatif enerji yükünü alan ve hatta hücrelerini bile yenileyen duygudur. Başkalarını affetmek kadar kendimizi de affetmek çok önemlidir. Geçmişteki hatalarımız, kendimizi yargıladığımız bazen de artık düşünmek istemediğimiz ancak içimize bir yerlere gömdüğümüz suçluluk duyguların sürekli içimizde taşımamız hastalıklara yol açan en önemli etkenlerden biridir. Kalp çakrasının bağışıklık sistemiyle ilgili olduğunu düşünürsek kendimizi ve başkalarını sevgiyle affetmenin hastalıklara karsı direncimizi nasıl etkileyeceğini daha iyi anlayabiliriz. Bencillik duygularından arınmanız ve kendimizi başka insanlarında yerine koyarak düşünebilmemiz kalp çakramızı olumlu olarak etkileyen bir diğer unsur olacaktır. Karşılıksız sevgi hisleri, fedakârlık ve hoşgörülü olmak kalp çakrasının dengeli çalışması için çok önemlidir. Ancak bu duyguları içten ve doğal yasamak, hissetmek gereklidir. İnsanin kalbinden gelen sevi, merhamet, ilgi, anlayış, affetmek duyguları nasıl kalp çakrasının çalışmasına olumlu etki yapıyorsa kızgınlık, nefret, öfkeyi içinde saklama gibi duygularda kalp çakrasının çalışmasını olumsuz olarak etkiler ve bloke eder.

BOGAZ ÇAKRASI: Boğaz çakrasınıi en fazla etkileyen düşünce biçimi dürüstlüktür. Dürüstlük sadece doğru konuşma, yalan söylememe olarak algılanmamalıdır. Elbette yalan söylemekten kaçınmak boğaz çakrasının dengeli çalışması için çok önemlidir. Ancak kişinin kendine karsı dürüst olması da en az başkalarına karsı dürüst olması kadar önemlidir. Gerçekten istediğimiz gibi bir hayat mı yasıyoruz? Bundan sonra ne yapmak istiyoruz? Kendimizi gerçekten bağışladık mı? gerçekten ona kızgın mıyız? Bu ve bunun gibi birçok soruya çoğu zaman cevaplar vermekten kaçınırız yada kendimizi kandırırız. Belki yaşam koşullarımız istediğimiz gibi olmayabilir ve su anda bunu değiştirmek için elimizden birleyin gelmeyeceğine inanabiliriz ama bunu kabul etmek yerine ben hayatımdan memnunum, ne yapalım buda fena değil demek bize çok daha fazla zarar verecektir. Oysa ben bu durumdan memnun değilim, aslında şunları istiyorum ve bundan sonra bu durumu değiştirmek için yaşamımda elimden geldiğince değişimler yapacağım seklinde bir düşünce boğaz çakramızın dengeli çalışması için çok önemli olacaktır. Boğaz çakrasını olumsuz olarak etkileyen bir diğer düşünce biçimi gerçek düşüncelerimizi ve duygularımızı açıklamaktan kaçınmamızdır. Bu kendimize verdiğimiz değerle ve özsaygımızla yakından ilişkilidir. Hayır demeyi bilmemek, kimseyi kırmamak için herkese
iyi davranmaya çalışmak ve söylemek istediklerimizi içimize atmak boğaz çakramızın çalışma düzenine zarar veren diğer tutumlardır. Boğaz çakrasını olumlu olarak etkileyen düşünce biçimde özsaygıyı, duygularını ve düşüncelerini ifade etmek konusundaki kararlılığı ve sosuyla iletişimlerimizdeki dengeyi gösterebiliriz.

ALIN ÇAKRASI: İçimizden bazen bir ses gelir ve bize hayır yanılıyorsun doğru olan bu değil der. Ancak biz bu sesi bir an için duyar sonra aklimizin bize söylediğini yapmayı tercih ederiz. Bu ses ciddiye alınmadıkça kısılır ve sonunda duyulamayacak kadar az çıkmaya baslar. Bu ses bizim yüksek benliğimizin sesidir ve kendini ifade etme seklide sezgilerdir. Yüksek benliğimiz bizimle sezgisel olarak konuşur ve oldukça kırılgandır. Onu dinlememek yada anlamaya çalışmadan sadece mantığımıza güvenmek bir sure sonra susmasına neden olacaktır. Alin Çakramız yüksek benliğimizle irtibatımızın sağlandığı ve sezgilerimizin kaynağının bulunduğu merkezdir. Bu çakranın düzgün ve dengeli çalışması içimizden gelen bu sese kulak vermemiz ve ona güvenmemizle mümkün olacaktır. Sezgilerimizi takip ettiğimiz ve onlara değer verdiğimiz surece yüksek benliğimizin sesi daha çok çıkar ve artik onunla bağlantı kurup istediğimiz cevabi almamız çok kolaylaşır. Zihinsel olarak esnek olmak ve kalıpsal düşüncelerden kurtulmakta alin çakramizin dengeli çalışmasına önemli ölçüde yârdim edecektir. Sadece maddeye dayalı bir yasam bicimi ve ruhsal yasamı reddetme alın çakramızı bloke ederken ruhsal olarak da bizi besleyecek ve geliştirecek faaliyetlerde bulunmamız alın çakramızın olumlu olarak çalışmasına katkıda bulunacaktır.

TEPE ÇAKRASI: Kendimizi evrenin merkezinde görmemiz ve evrene sadece kendi bakış acımızdan anlamlar yüklememiz tepe çakramızın dengeli çalışmasına önemli ölçüde engel olacaktır. Bir Yaratıcı inancı ve Yaradan’a teslimiyet düşüncesiyle sorunlarımızı sıkıntılarımızı üzerimizde taşımamız yerine Yaradan’a havale etmemiz tepe çakramızın dengeli ve düzenli çalışmasını sağlayacaktır. Evrensel enerjiyi aldığımız yer olan tepe çakrayı yaşamımızdaki dengelerle de ilgilidir. Yaşamımız belli sınırlarla kapatmamız ve gerçek potansiyelimizin farkında olmamamız bu çakrada çeşitli sorunların çıkmasının başka bir nedenidir. Yasama acık, canlı ve en önemlisi umudunu asla kaybetmeyen bir bilinçle hayatimizi idame ettirmemiz bize yepyeni pozitif enerjiler verecek ve tepe çakramızın ve ona bağlı olarak diğer çakralarımızın da dengeli çalışmasına yârdim edecektir. Umut kavramı tepe çakra için oldukça önemlidir. Her zaman umudunu
içinde taşıyan ve canlı tutan insanların tepe çakraların çok daha sağlıklı çalışmaktadır. Artık hersey bitti hiç umut yok seklinde bir düşünce kalıbına sıkışan ve bunu kalbiyle de onaylayan bir insanin tepe çakrası bloke olur ve bu blokaj tüm çakralara olumsuz yansıyarak o kişinin evrensel yasam enerjisi ile arasındaki bağları zayıflatır. Bu durum uzun bir sure devam ederse kişi için artık
gerçekten hiç umut kalmaz. Ölümcül hastalıkları yenen yada onlara yenilen insanların arasındaki en önemli fark da budur. Biri umudunu asla kaybetmezken diğeri kaybetmiş ve hastalığına yenilmiştir.Evreni bir bütün olarak görmek ve kendimizin de bu bütünün çok değerli bir parçası olduğunu bilmek tepe çakranın dengeli çalışması acısında çok önemli olacaktır. Her birimiz evrende tekiz ve çok önemliyiz. Ancak evrendeki diğer tüm canlılarda bizim gibi tek ve çok önemli. Kendi değerimizin algılanmasını istiyorsak önce başka canlıların değerini algılamalı ve onları takdir etmeliyiz. Yaşamda bir amaç sahibi olmamız ve amacımızın sadece bizi yada ailemizi değil tüm insanlığın faydasını içermesi de bu çakranın çalışma şekli açısından çok önemlidir. Bencil ve diğer insanlar için zararlı olabilecek amaç yada eylemler bu çakranın çalışma dengesine önemli ölçüde zarar verirken evrensel sevgiye dayalı, herkesin iyiliği gözetilerek tasarlanmış amaçlar yada eylemler tepe çakrasının çalışmasına olumlu olarak etki yapacaktır.
Chakra El Kitabından

Kendinizi Tekrar Eden Durumdan Kurtarın.

402244_247747311958111_1030937033_n[1]
Bazen hayat bir bilgisayar oyunu gibi geliyor.
Bir seviyeyi atlamadan öbür seviyeye geçemiyorsunuz.
O seviyeyi geçene kadar da hep aynı tipte karakterler karşınıza çıkıyor.
Gelenin tipi değişse de sizi hep aynı yerinizden vuruyor, sizi hep aynı şekilde incitiyor.
Sizi inciten şey her ne ise, onu bir de genellediniz mi, o zaman işler iyice karışıyor:
“Bütün erkekler, kadınlar, patronlar birbirinin aynıdır” gibi.
Halbuki onu birçokları içinden siz çektiniz ve seçtiniz.
Onunla yola devam etmeye siz karar verdiniz.
İşin püf noktasını keşfedip bulunduğunuz seviyeyi atlayana kadar hep aynı tiplerle oynamaya devam ediyorsunuz.
Gözden kaçırdığınız şeyi bulup düzeltene kadar…
Bütün bu aynıların içinde artık yeniye merhaba demek istiyorsanız, yapabileceğiniz birkaç şeyi hemen burada sıralayayım:
Tepkilerinizi değiştirin.
Karşınızdaki kişiye kızmaya başladığınızı fark ettiğinizde genelde ne yapıyorsanız, gidin hiç yapmadığınız bir şey yapın.
Mesela gidip dişlerinizi fırçalayın.
Böylece kendini tekrar eden döngüyü kıracak, otomatik tepki vermeyi bırakacaksınız.
Tepkileriniz sizi yönetmeyecek, siz tepkilerinizi yönetmeye başlayacaksınız.
İletişimle ilgili neyi farklı yapabileceğinize bakın.
Her olumsuz duygu, karşılanmamış bir ihtiyaçtan doğar.
Diyelim ki çok sinirlendiniz, kendinize sorun:
Benim aslında neye ihtiyacım var?
Hangi ihtiyacım karşılanmadığı için sinirlendim?
Bulduğunuz cevabı karşınızdaki kişiyle de paylaşın.
“Şuna ihtiyacım vardı ve bu ihtiyacım karşılanmadığı için şu davranışın karşısında sinirlendim” gibi.
Ve sonra ihtiyacınızı giderin.
Önceki ilişkilerinizden getirdiğiniz birikmiş üzüntü ya da öfkeyi temizleyin.
Bunu yapmadığınız sürece, yaşadığınız her olayı sizi yaralayan olaya benzetip otomatik tepki vermeye devam edeceksiniz.
Geçmişle ilgili depoladığınız yükü temizlemeden hayatınızın değişmesini beklemeyin.
Olaylara büyük pencereden bakın.
Kişiselleştirmeyin.
Büyük resimde olan bitenin o an hiç bilmediğiniz bir anlamı olduğunu hatırlayın.
O anki çatışmanın 10 sene sonra hiçbir anlamı kalmayacağını düşünün.
“Yaşadığım bu durum bana ne öğretiyor, bundan ne ders çıkarabilirim?” diye kendinize sorun.
Varsayımda bulunmayın.
“Bana çiçek getirmedi, demek ki beni sevmiyor.”
Neden çiçek getirmediğini öğrenmeye, anlamaya çalışın.
Beklediğiniz şeyi önce siz verin.
İlgi bekliyorsanız, ilgi; anlayış bekliyorsanız anlayış…
Yani bulmak istediğiniz şeyi önce kendinizde yaratın.
Bu yazıyı okuduktan sonra, “söylemesi kolay ama” diyerek söze başlamayın.
Yazıyı tekrar okuyup gerçekten küçük küçük de olsa neleri değiştirebileceğinize bir daha bakın.
Yazan: Hakan Arabacıoğlu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Al Hadi Al Yak Bi Tane…

IMG_4858

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

‘Bugün bir hediyedir, bu yüzden ona Allahın lütfü denir….

26112136_1872908073021894_3979458366742894172_n[1]

İki hasta adam aynı hastane odasında kalıyordu.
Hastalardan birine akciğerlerindeki sıvının akması için öğleden sonraları bir saatliğine dik durmasına izin verilmişti.
Onun yatağı odadaki tek pencerenin yanındaydı.
Diğer hasta ise tüm gününü yatağında uzanarak geçirmek zorundaydı.
Birbirleriyle saatlerce konuşurlardı; eşlerinden, ailelerinden, askerlik anılarından, gittikleri tatil yerlerinden…
Pencerenin yanındaki hasta her öğleden sonra yatağında doğrulduğunda zamanını pencerenin dışındaki gördüğü her şeyi oda arkadaşına anlatarak geçiriyordu.
Diğer yataktaki adam ise bir saatlik bu dilimde dış dünyadaki tüm yaşantılarla ve renklerle kendi hayatını genişletiyor ve canlandırıyordu.
Pencere güzel bir gölün yanındaki parka bakıyordu. Gölde çocuklar oyuncak gemilerini yüzdürürken ördekler ve kuğular da suyun üzerinde oynuyordu. Genç âşıklar her renkten çiçeklerin arasında kol kola yürüyorlardı ve şehrin silueti uzakta görülebiliyordu.
Pencerenin yanındaki adam bunları en ince ayrıntısıyla anlatırken, diğer taraftaki adam gözlerini kapatıp bu hoş manzarayı hayal ediyordu.
Sıcak bir öğle sonrası, pencerenin yanındaki adam ilerleyen bir bando takımından bahsetti.
Diğeri bandoyu duymamasına rağmen pencerenin yanındakinin açıklayıcı kelimelerinin yardımıyla sesleri zihninde canlandırdı.
Günler, haftalar, aylar geçti. Bir sabah hemşire hastaların odasına banyo suyu getirdiğinde pencerenin yanındaki hastanın ölü bedenini buldu – sessizce ölmüştü.
Hemşire üzüldü ve ölü bedeni alması için hastane görevlilerini çağırdı.
Makul gördüğü en kısa zamanda diğer hasta pencerenin yanına taşınmak istediğini belirtti. Hemşire bu bu isteği mutlulukla yerine getirdi ve hastanın rahat ettiğinden emin olduktan sonra odadan ayrıldı.
Hasta, yavaşça ve acı çekerek dışarıdaki gerçek dünyaya bakmak için kendini dirseğiyle destekleyerek doğruldu. Yatağın yanından pencereye dönmeye çabaladı.
Onu boş bir duvar karşıladı.
Hemşireyi çağırıp ona pencerenin dışındaki öylesine harika şeylerden bahseden merhum oda arkadaşın neden böyle bir şeye gerek duyduğunu sordu.
Hemşire merhumun kör olduğunu, duvarı bile göremediğini söyledi,
ve “Belki de sadece seni cesaretlendirmek istemiştir” dedi.
***
Son söz:
Başkalarını mutlu etmenin muazzam bir mutluluğu vardır, kendi halimize rağmen.
Kederi paylaşmak yükünü hafifletir, ama paylaşılan mutluluk ikiye katlanır.
Eğer zengin hissetmek istiyorsan paranın satın alamadığı, senin sahip olduğun her şeyi gözünün önüne getir.
‘Bugün bir hediyedir, bu yüzden ona Allahın lütfü denir….

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sadece Bir Ağaç Seçin Ve Anlamını Okuyun! Bu Testle 2018’de Sizi Nelerin Beklediğini Öğreneceksiniz

ağaçlar-secin-test[1]

 

Birçok insan psikoloji testlerini sever. Bazıları kendini doğrulamak için böyle testler yapar, kimileri ise sadece eğlence için ya da yapmaları gereken herhangi bir şeye ilham bulmak için bu basit testlerin sonuçlarından faydalanırlar.
Filoji sizin için renk psikolojisine dayalı bir test hazırladı. Bu test kendi adınıza yeni şeyler keşfetmenizi sağlayacak. Ayrıca, bu testin sonucu sizin yeni yıl hakkındaki gizli isteklerinizi ya da yeni yıla dair beklentilerinizi yansıtacak.

Resime bakın ve bahçeniz için kendi iç sesinizi dinleyerek bir ağaç seçin. Özenli olun!

Eğer seçtiyseniz, şimdi sonuçları okumaya başlayabilirsiniz!
1- Meşe

Yüksek ihtimalle, bardağın her zaman dolu kısmından baka bilen insanlardansınız. Sizin için hayat, beklenmedik şeylerle dolu kocaman bir macera.
Yeni yılda, hoş ve önemli olaylar olacak çünkü yeni izlenimlere ve değişikliklere açık olacaksınız. Zincirlenmiş ya da kısıtlanmış hissetmek zorunda kalmayacaksınız. Yeni başarılar, yeni yolculuklar için tutku dolu olacaksınız. Bu sene seyaha konularında şanslı olacaksınız. Her yeni gün size başka güzel bir sürpriz olay getirecek.
2- Karaçam

Belki de bağımsız olmak sizi asıl tanımlayan yegane şey! Kendi yolunuzu seçerken sizi kısıtlayabilecek sınırlardan hoşlanmıyorsunuz.
Sanatsal yöndeki yeteneklerinizle, yeni yılda yükselişte olacak ve gelir seviyenizi yükseltecek sonuçlar elde edeceksiniz. Kafanıza koyduğunuz işi başarmak için çok zor şeyler yapmanız gerekmeyecek. Yapmanız gereken tek şey prensiplerinizden ve fikirlerinizden ödün vermemek. İstediğiniz şeylere, gerçekleştirmeyi düşündüğünüz planlara bu sene ulaşma ihtimaliniz bir hayli yüksek. Cesaretli olun!
3- Akağaç

Hassas bir insan olabilirsiniz. Başka insanların, sizin hakkınızda ne düşündüğüyle ilgili çok zaman harcıyorsunuz!
Yeni yılda, hayatınıza uyum dolu romantik bir ilişki yaşayacağınız biri girecek. Kendi kendine idare eden bir insan olsanız bile ve nadiren sıkılsanız bile, yaşamınız daha parlak ve macera dolu olacak. Özellikle aşk hayatınızda olan değişmelerle, kendinizle ilgili daha önce keşfetmediğiniz yönlerinizi öğreneceksiniz.
4-Akçaağaç

Muhtelemen çok pratik ve dengeli yapıya sahip bir insansın. Seninleyken insanlar çok rahat ediyor olmalı çünkü güvenilir birisin.
Özünde güçlü bir kişiliğe sahip olmana rağmen bazen insanlar senin hassas olduğun konularda konuşmalarından ve yorum yapmalarından hoşlanmıyorsun. Bunun nedeni, insani ilişkiler konusunda yaşadığın güven problemleri olabilir. Kısaca insanlar size kolay kolay güvenmemeyi öğretmiş gibi. Ancak yeni yılda, seni güzel şeyler bekliyor, Nezaketinden hoşlanan ve bunu suistimal etmeyen biri ile bu yıl içerisinde tanışacaksın. Dikkat etmen gereken nokta onun diğerlerinden farklı olduğunu anlamak!
5- Mersin ağacı

Genelde kendinden emin bir insansın, Hayatındaki her şey kontrolün altında bu yüzden asla işini şansa bırakmıyorsun ve sadece kendi yeteneklerine güvenerek hareket ediyorsun.
Asla hiçbir şeyi ertelemezsin ve yalnızca bir şeyi bitirdikten sonra tatmin olmuş hissedersin. Etrafındaki insanlar güçlü biri olduğunun farkındalar ve seni çok seviyorlar. Sorumluluk sahibi ve istikrarlı bir yapıda olman sayesinde, yeni yılda bulunduğun konumdan yükseleceksin ve tüm çabalarının mantıklı bir sonucu olacak. Bu senenin sizin için özeti yükseliş olacak!

6. Erik

Yüksek ihtimalle, huzurlu ve akla uygun hareket eden bir insansın. Arkadaşlarına zaman geçirmeyi sevmenin yanı sıra yalnızken de eğlenebiliyorsun.
Bazen sadece hayatın anlamını düşünmek adına yalnız kalmaya ihtiyacın oluyor. Kendine özel bir alana ihtiyacın var. Bu sene çok önemli bir olay sonucu bir raslantı yoluyla ruhunu açacak biriyle tanışacaksın. İlk başta size saçma gelen bu kişi zamanla sizi çok etkileyecek ve bu rastlantı bir hata olmayacak! Özetle bu sene saçma olaylar sonucu tanıştığınız kişilere dikkat edin!
7-Ihlamur

Yüksek ihtimalle, insanların bel bağlayabildiği, güvenilir ve analitik bir kişiliğe sahipsin. Duyarlı olmanız gerçekten neyin önemli olduğunu anlamanıza yardımcı oluyor. Algılarınız oldukça kuvvetli. Bu sene diğer insanların değerini anlamadığı yüce gönüllü biri ile yollarınız kesişecek. Evren bu kişiyi size itiyor daha doğrusu diğer insanların “kötü” olması bu kişiyi onlardan ayırmanızı sağlıyor. Bu kişi ile kafa olarak çok uyuşacak ve kendinizi çok farklı hissedeceksiniz.
8- Kestane

Diğer insanlar tarafından romantik ve hayalperest bir insan olarak tanımlanıyor olabilirsin. Çünkü gerçektende hayal etmenin gücüne inanıyorsun. Rasyonel şeyleri sıkıcı bulabilirsin.
Duyularının sana söylediği en önemli şey şudur: Duyguların önemli olduğunu düşünmeyen ve sadece akla bel bağlayan İnsanlarla iletişimini kestiğinde, gerçekten özel biriyle tanışacağın zamana çok yakın olacaksın. Büyük hayallere sahip olan bu kişi, duygularınızı ve hislerinizi ifade biçiminizi kısıtlamayacak ve sizi adeta ruhani bir yolculuğa çıkaracak. Kısacası bu sene gönül gözünüz açık olmalı!
9- Söğüt

Sen dışa dönük bir insansın. İlgini çeken işler karşılığında risk ve sorumluluk almayı seviyorsun ve bunu yapabilecek cesaretin var.

Rutin olmaktan bıkmış ve bazı olaylarda büyük bir rol oynamak için şans bekliyorsun. Gerçekten de bu cesur ifadelerin altını doldurabilcek potansiyelin var. Bu sene harekete geçmeniz için iyi bir sene! Nasıl aktif olacağınıza bağlı olarak, lider olmanıza yardımcı olacak değişiklikler yaşayacaksınız. Uzun zamandır beklediğiniz başarı anı neredeyse geldi. Tek yapmanız gereken odaklanmak, harekete geçmek ve çalışmak!

http://filoji.com/sadece-bir-agac-secin-ve-anlamini-okuyun-bu-testle-2018de-sizi-nelerin-bekledigini-ogreneceksiniz/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Yeni Ayda Dilekleri Toprağa Ekme Çalışması…

Mutlaka Anahtarını Seç Ve 2018’de Hangi Kapıyı Açacağını Öğren…

rBVaEFcOO1GAZPmLAAEK5ix4aqg390[1]

Yeşil Anahtarı Seçtiysen: 2018 sana muhteşem bir aşk hayatı sunacak. Bulutların üstünde yürüyeceksin, hayat arkadaşın seni el üstünde tutacak… 2018 de MUTLULUĞUN TADINI ÇIKAR…

Beyaz Anahtarı Seçtiysen: 2018 sana muhteşem bir gezme yılı sunacak. Görmediğin, gezmediğin yer kalmayacak. Yeni insanlarla tanışacak, doyurucu sohbetler yapacaksın. 2018 ‘de ÖZGÜRLÜĞÜN TADINI ÇIKAR…

Mor Anahtarı Seçtiysen: 2018 sana kariyer alanında muhteşem fırsatlar sunacak. İş hayatında yükseleceksin, sevileceksin, değer göreceksin. Tanınan bir insan olacaksın… 2018 ‘de ÜNLÜ OLMANIN TADINI ÇIKAR…

Pembe Anahtarı Seçtiysen: 2018 sana şans sunacak. Çaldığın tüm kapılar ardına kadar açılacak, ne istersen ona kavuşacaksın… 2018’de BOLLUK VE BEREKETİN TADINI ÇIKAR…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

 

 

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

YILBAŞI ÖNCESİ BAĞIRSAKLARIMIZDAKİ ARTIKLARI GÖNDERELİM Mİ?

15355746_585129651683328_8139569464220492241_n[1]
*1-2 adet elma (doğal olanı bulabilirseniz.)
*1 yemek kaşığı öğütülmüş keten tohumu
*1 yemek kaşığı chia tohumu
*1 su bardağı su
Kabuklarıyla elmaları,küçük dilimler halinde kesin, chia tohumları ile karıştırın.Üzerine bir bardak suyu ve keten tohumunu koyun.
Bu şekilde karışımı 10 dakika dinlendirin.
Sabah ve akşam bu karışımdan 2 hafta boyunca tüketin. Bu sürede alkol ve şeker tüketmemeye ve dikkat edin.

Kaynak: Luna Akademi

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

EL REFLEKSOLOJİSİ…

10402786_813427198720991_6548944287094190345_n[1]

Vücudunuzda ağrıyan yada hasta olan organın resimdeki yerini kendi elinizde bulup oraya baş parmağınızla 5-10 dakika masaj ve baskı uygulayınız. Hergün yapılan bu masajın rahatsızlığınıza iyi geldiğini göreceksiniz…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Evinizde tuz kullanmanız için çok farklı sebepler var! İşte Tuzun Kullanım Alanları

maxresdefault[1]

 

Tuz insanlığın var olduğu günden bu yana sayısız alanda insanlığa hizmet etmiş çok özel bir şey. Temizlikten diş ağrısına kadar girmediği, faydalı olmadığı yer yok. Yüz yıllar boyu gıdaları bozulmadan saklamak için kullanılmış.

Düşünsenize, insanlığın en temel ihtiyacının tek çaresi o olmuş. Sonra sağlık alanında şifa saçmış. Temizlik, evet temizlik için muhteşem bir detay. Birçok insan evindeki bir çok eşyayı dezenfekte etme ve temizlemede bu etkili malzemeyi içinde zehirli bir bileşen barındırmadığı için tercih ediyor..

Tuzun tercih edilmesin bir diğer önemli sebebi de tuzun ucuz fiyatlara satın alınabilmesidir. Temizlik ürünlerinin pahalı olmasının yanı sıra, marketlerde bulunan birçok ürünün içeriğinde ciddi sağlık sorunlarına sebep olabilecek zararlı kimyasallar var.

1-) Tuz, karıncaların yayılmasını engeller :Eğer pencerelerinizde, kapılarınızda ve yiyeceklerin bulunduğu dolaplarda karıncalar varsa ve onları yok etmek istiyorsanız, sadece karıncaları gördüğünüz alana bir tutam tuz bırakın. Bu ayrıca rutubeti azaltır ve evinizi nemlendirir.

2-) Tuz ayrıca bakır, gümüş ve pirinçle kaplı alanlarda doğal cilalayıcı işlevi görür :

 

Bu tip eşyalar zamanla renklerini kaybedebilir. Bu problemlerin önüne için tuz ve elma sirkesiyle bir karışım yaparak geçebilirsiniz. Eşyaları, yüzeyleri parlayana kadar bu karışımla silin. Ayrıca kirli ve lekeli yüzeyleri de bu doğal karışımla temizleyebilirsiniz.

3-) Ayrıca musluk başlıklarını da yeniden parlatır :

Yeterli miktarda tuz ve sıcak suyu karıştırın, tamamen karıştıktan sonra mutfak ya da banyo musluğunuzda kullanın. Tuz ayrıca tıkanıklığa ve kötü kokulara sebep olan birikintiyi çözecektir.

4-) Aracınızın ya da evinizin pencerelerine doğal bir temizlik ürünü “Tuz” :

4 lt sıcak su ve en az iki yemek kaşığı suyu birleştirin. Tamamen eriyene dek karıştırın ve sonra camlarınızdaki inatçı lekeleri temizlerken kullanın. En iyi tarafı da, kullandıktan sonra bile etkisini uzun süre göstermesi!

5-) Cildinizi genç gösterecektir :

Tuzu isteğinize göre ya lavanta yağıyla, ya da zeytinyağıyla karıştırın. Karışımı vücudunuzda kullanın. Birkaç dakika bekledikten sonra ılık suyla durulayın. Hızlı sonuç elde edeceksiniz ve de cildiniz genç ve gerçekten sağlıklı görünecek.

6-) Diş ağrısına bir tedavi olarak :

Dişinizde ağrı ya da ağız yarası şikâyetiniz varsa tuzu etkili bir tedavi yöntemi olacak şekilde kullanabilirsiniz. Tek yapmanız gereken sıcak su ve tuzu karıştırmak ve birkaç dakika çözünmesini beklemek. Sonra ağzınızı bu karışımla çalkalayın. Bu doğal reçete size kısa sürede çok iyi sonuçlar verecektir.

7-) Diş beyazlatmak ve ağız bakım sağlığı :

Eşit ölçüde kabartma tozu ve tuzu daha beyaz dişler ve ağız içi bakımı yapmak için karıştırın. Bu karışımı istediğiniz zaman kullanabilirsiniz. Dişlerinize doğal bir parlaklık verecektir.

 

 

😎 Kıyafet yıkarken daha iyi sonuçlar :

Kıyafetlerinizin çekmesini önlemek için, bir miktar tuzu çamaşır makinenize kıyafetlerinizle birlikte ekleyin. Kıyafetlerinizi güneşte kurutursanız faydasını göreceksiniz.

9-) Halı ve perdelerinizin rengini geri getirin :

Halı ve kilimlerinizin renklerini geri getirmek istiyorsanız, bu tuzlu solüsyonu kullanın. Bu solüsyonla halılarınız tıpkı yeni gibi görünecek. Sadece bir kez yıkamayla bile sonuç almaya başlayacaksınız. Bir bez parçasını konsantre edilmiş tuzlu suya batırın, birkaç dakika bekledikten sonra bezi alıp halınızı, perdenizi ya da kiliminizi ovarak temizleyin. Birçok insan bu yöntemi devamlı kullanıyor.

Bununla birlikte birçok insan da bu yöntemin, markette satılan deterjanların bile çıkartamadığı lekeleri bile çıkarttığını söylüyor.

Bu önemli bilgi ve yöntemlerden daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…

Kaynak: Hayat Mutfakta

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Zerdeçal Maskesi ile On Sekizlik Genç Bir Kız Gibi Olsun Yüzünüz!

timthumb[1]

 

 

Hem beslenmede hem de cilt bakımında doğal olandan yana olduğumu artık hepiniz biliyorsunuz. Kimyasallar içeren, koruyucu maddelerle doldurulan kozmetik ve bakım ürünlerine yüzlerce lira harcamak yerine evde, kendi mutfağımızda hazırladığımız maskeler, bakım kürleriyle cildimizi beslemeye, nemlendirmeye, gençleştirmeye devam ediyoruz.

Bu bağlamda size parlak ve sağlıklı bir cilde sahip olmanız için zerdeçallı, ballı, yoğurtlu bir cilt maskesi tarifi vereceğim. Hepsi evimizde bulunan, aynı zamanda besin olarak da kullandığımız, hemen her gün tükettiğimiz ürünler olduğu için güvenle cildimize de sürebiliriz.

Binlerce yıllık Ayurvedik uygulamalar, medikal alanda yapılan 3.500’den fazla bilimsel çalışma ve her ikisinin de birlikte kanıtladığı bir gerçek var ki, zerdeçal en büyüleyici botanik ürünlerinden birisidir. Zerdeçal, binlerce yıldır sağlık ve güzellik için çalışıyor, araştırmalar da bu geleneksel kullanımların çoğunu destekliyor.

Zaten zerdeçalın dişleri doğal olarak beyazlattığı ve sağlıklı bir ağız içine sahip olmamıza yardım ettiği yaygın olarak bilinen bir gerçektir. İşte bunun yanında zerdeçalın cilt bakımındaki faydalarını da bu içerikte anlatacağım.Zerdeçal, geleneksel Hindistan Işıldayan Gelin Maskesinin de içeriklerinden birisidir.

Zira bu maske düğünden önceki gece geline uygulanır ve gelin bu sayede bebek gibi bir cilde sahip olur. Topikal olarak uygulanan zerdeçal ya da zerdeçal özü de cilt elastikiyetini korumaya yardımcı olur, tahrişleri yatıştırır ve hatta yara iyileşmesini bile desteklerken cilde hafif bir parlaklık da kazandırır.

İşte ben, parlak bir cilt için zerdeçal yüz maskesi tarifimde de cilde çok faydalı olan zerdeçalın yanında iki malzeme daha kullandım. Bunlar yoğurt ve bal, ki her ikisi de mutfağınızda zaten bulunan cilt dostu maddelerdir.

Zerdeçalın Cilt İçin Faydaları :

Zerdeçal curcumin adı verilen ve “kolajenaz, elastaz ve hiyalüronidazı inhibe eden” bir antioksidan açısından zengindir.

Şimdi bu neden iyi bir şey ona bakalım. Kollajenaz, elastase ve hiyalüronidaz kollajen; elastin ve hiyalüronik asidi parçalar. İşte bu da aslında genç görünen bir cilt için istediğimiz bir şeydir. Elastik lifler, kauçuk bir bant gibi yerinde tutmaya izin verirken, kolajen cildimiz için gerekli yapıyı sağlayan güçlü liflerden oluşur. Hyaluronik asit cildi pürüzsüzleştiren ve nemlendiren bir polisakkarittir. Açıkçası bu da güzel ve genç bir cilt için ihtiyacımız olan ve istediğimiz bir şeydir!

Kurkumin içeren zerdeçal özü, esas olarak cilt tonu sabit tutarken, pek çok araştırma da yaraları iyileştirmek ve cilt tahrişlerini gidermek için faydalı olduğunu gösteriyor. Araştırmalarda tam zerdeçal değil de, zerdeçal özü kullanılmıştır. Çünkü araştırmacılar zerdeçalın cildi boyamasından endişeleniyordu.

Özetlemek gerekirse zerdeçal:Kollajen, elastin ve hiyalüronik asitin parçalanmasına karşı cildi korur. Cildin tonunu korumak için yardım eder.Yaraların daha kısa sürede iyileşmesini destekler.Cilt tahrişlerini yatıştırır.

Çiğ balın cilt için faydaları

Çiğ bal, ölü deri hücrelerinin bağlarını koparır, onların kolayca durulanarak temizlenebilmesi için iyi bir cilt temizleyicisi olarak işlev gören enzimler içerir.

Ayrıca çoğu çalışma, balın anti-aging özelliklere sahip bir yumuşatıcı ve nemlendirici olduğunu gösteriyor. Balla ilgili en sevdiğim şeylerden biri, pH’ının 4.5 civarında olması ve dolayısıyla da hassas yüz için ideal olmasıdır.

Şimdi tarife geçelim!

Malzemeler :

1 tatlı kaşığı zerdeçal
1 tatlı kaşığı çiğ bal
1 tatlı kaşığı tam yağlı yoğurt

Badem yağı veya hindistancevizi yağı gibi besleyici yağ da katabilirsiniz.
İsteğinize göre ekstra malzemeler: Maskeyi takiben uygulamak için zeytinyağı veya avokado yağı Gerekli aparat Uygulama yapmak için temiz bir makyaj fırçası.

Hazırlanışı : Malzemelerin tamamını cam bir kase içinde tahta bir kaşıkla karıştırın.

Uygulama Maskeyi hazırlamadan ve uygulamadan öncesinde çok da önemsemediğiniz eski bir gömlek giyin. Bu sayede maskeden bir şeyler damlamasını önlemiş olursunuz.

Öncelikle cildinizi iyice temizleyin ve tam olarak kurulamadan nemli halde bırakın. Hazırladığınız maskeyi alnından başlayarak boynunuzun altına kadar parmak uçlarınızı veya makyaj fırçalarınızı kullanarak tüm cilde uygulayın.

Maskenin tırnaklarınızın arasına girmesini önlemek için bir eldiven takın ya da makyaj fırçası kullanın. Maskenin tamamını sürdükten sonra yaklaşık 20 dakika cildinizde beklemesine izin verin. Sonrasında ılık suyla cildinizi yıkayın, durulayın.

Yüzünüzü kurularken çok koyu renkli bir havlu veya parlak, renkli bir bez kullandığınızdan emin olun. Bu sayede yüzünüzü kuruladığınız havlu da yeniden kullanılabilir. Tamamen yıkayıp kuruladıktan sonra cildiniz hala hafif bir renk tonu kaldıysa, biraz zeytinyağı veya avokado yağını cildinize sürün, iyice yedirin ve sonra cildin emmediği fazlalıkları pamukla silin. Cilt renginizin kendi doğal renginiz olduğunu fark edeceksiniz. Bu şahane maske sayesinde yumuşak, parlak cildinizin tadını çıkarın!

 

Bu önemli bilgi ve yöntemlerden daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…

Kaynak: Hayat Mutfakta

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bolluk Bereket ve Zenginliği hayatına çekmek için kendini değiştir

bolluk-bereket-dosyasi-herkese-yetecek-kadar-para-var-yeter-ki-almayi-secin-1[1]

Bolluk seviyen, kendini ifade etmenin temel yollarından biridir. Bolluk içinde olmak, özündeki doğal özgürlükle olan bağlantını ifade etmektir. Paranın kendisi özgürlük değildir. Bolluk enerjinin bolca alkışıdır. Bu akış kendisini para, destek, eşzamanlılık ve sevgi olarak ifade eder. Bolluk akışı içinde olduğunda istediğin şeyi yapmakta, olmak istediğin kişi olmakta özgür olursun. Tüm bunlar aynı zamanda büyük değişim potansiyelini ifade eder.

İster para, ister özgürlük ister sevgi yoksunluğu olsun, yoksunluk inancıyla kendi hikayemizi tanımlarız. ”Eğer bolluk içinde olsaydım, şunları şunları yapardım” diye sıklıkla konuşuruz. Rüyalarımızı neden yaşayamadığımızın, niye bize doyum vermeyen durumlar içinde hala kaldığımızın ya da neden mutlu olmadığımızın mantıksal açıklamalarını yapmak için yoksunluk mazeretini kullanırız.

Yoksunluğa odaklanmak kişinin kendisini tanımlamasında çabucak çok güçlü hale gelebilir. Yoksunluk içinde ne kadar mutsuz ve sefil olursak,aynı zamanda hayatımız statik ve rahat hale gelir. Yoksunluk, bilinmeyen korkusunu ( kontrol edilemeyen değişimi ) bizden uzakta tutar. Mutsuzluk ve sefalet inanılmaz derecede rahat olabilir.

Bu alışıldık güvenli mutsuzluk ortamında, bolluk akışını açmak,hikayemiz için büyük boyutlarda tehdit edici olabilir. Yoksunlukt an dolayı birçok şeyi yapmamızın mümkün olmadığına dair inancımızla direndiğimiz tüm değişimler için ayağımızı frenden çekmek,çok tehdit edici olabilir. Yoksunluk inancı,bolluğun getireceği tüm değişikliklere karşı gösterilen direncin inancıdır. Açılım ve bolluk birbirinden ayrılamaz ; ikisi de akışın ve değişimin sembolleridir. Onlar akışını kontrol edemeyeceğiniz nehirlerdir. Hayatında akışa ve değişime izin vermek,onları kontrol edemesen bile güvenli olduğunu kabul etmektir.

Bolluğun özgürlüğüyle, hikayemizi tümüyle yok etme yeteneğimizi acilen kullanabiliriz. Bu nedenle hayatımızda bolluğun olmaması bir hata değildir ; bir anlamı vardır.

Bolluk seviyen sana bir mesajdır. Eğer mesajı işitirsen, temsil ettiği değişime de izin verirsin. Bolluk, direnç gösterdiğin değişimin taşıyıcısıdır. Mesajı işitmek, bolluktan mahrum olmanın sana nasıl hizmet ettiğinin farkında olmaktır. Bunu görebilmek için yoksunluğu reddetmekten vazgeçmen gerekir.

Yoksulluk da bir hata değildir ; yoksulluğu seçtik çünkü hikayemize bir şekilde hizmet ediyor. Yoksulluk bizi,kendimizi yok edici eğilimlerden koruyor olabilir, işi bırakıp inzivaya gömülmekten koruyor olabilir. Yoksunluk bizi korkularımızla yüzleşmekten koruyan bir mazeret olabilir,rüyaları mızı gerçekleştirmenin sorumluluğundan bizi koruyabilir. Terk etmekten korktuğumuz bir kişiye bizi suni olarak bağlayabilir. Evdeki hayatla yüzleşmek istemediğimiz için, bizi uzun saatler çalışmak zorunda bırakıyor olabilir. Kendi değersizlik duygumuzun direkt yansıması olabilir. Yoksulluğun doğal durum olduğuna inanıyor olabiliriz. Nedeni her ne olursa olsun, yoksulluk inançlarımızın bir yansımasıdır.

Yoksunluk durumunun mesajını işit. Realiteni dönüşüme açtığında bolluk gelir. Bolluğun realiteni kontrol edemeyeceğin biçimde değiştireceğini bil.

 

Genellikle insanlar realitelerinin fazla değişmeden aynı kalmasını ama daha çok paraya sahip olarak daha konforlu yaşamayı isterler.Bolluk akışı böyle kontrol edilebilen bir şey değildir. Kontrol bolluk akışını kapar.Bolluk hayatınıza kontrollü biçimde gelmez.Bolluk özgürlüktür ; kontrol,ö zgürlüğü bastırmak ister. Değiştirmek isteyeceğiniz şeyler listesi ve aynı kalmasını istediğiniz şeyler listesi işe yaramaz. Para hayatınızı hiç beklemediğimiz biçimde değiştirir.Bu öngörülebilen ve belirlenebilen bir enerji değildir. Para hayatınıza yeni şeyler getirir,hayatı mızdan bazı şeyler götürür. Bolluk kontrol edilemeyen değişimdir. Bu kadar basit.

Değişimi istemek ile değişime ihtiyaç duymak arasındaki farkın farkında ol. Eğer bolluğu arzu ediyorsan,nası l geleceğine ve seni nasıl etkileyeceğine dair bir tanımlama yapmadan kendini değişime aç. Bolluğu değişim , güçlenme ve özgürlük enerjisi olarak hisset. Bu duyguyu kontrol ihtiyacından özgürleşerek tüm varlığınla hisset. ve doğanda zaten var olan bolluğun akmasına izin ver.

Tıpkı açılım gibi,bolluk bilinci, kendimizi ve realitemizi tanımlamalardan özgürleştirme bilincidir. Bolluk bilinci varlığımızın bol enerjisini hissetmektir. Bolluk bilinci dışsal zenginlik değildir; kendi sınırsızlığımızın içsel bilincidir.

Bolluk bilincini hissetmek, bolluğu dış realitemize de yansıtmaktır. Realitem iz bolluk bilincinin akışında ise, zavallı, fakir, silik, ezik, değersiz, kibirli, kendini beğenmiş, despot olamayız. Bolluk bilinci, kendi harikuladeliğinin varlığından akmasıdır. Olmak istediğin her şey,içindeki bu akışla olur. Realite seni mutlu edemez. Realite ancak kendi içindeki mutluluğu sana yansıtabilir. Kendi değerini içinde hissettiğinde,dış dünyada da değerli bulunacaksın. Kendi değerini biçen sensin.

Bolluğu hayatına sokmak için, yoklukla özdeşleşmeyi bırak.Yoksunluğa tepki duyduğun ölçüde,kendini yoksunluğa mahkum edersin.Bolluk, yoksunluğun yadsınması değildir. Yoksunluk, doğal halimiz olan bolluğun yadsınmasıdır. Kontrolü elden bırakmadan yoksunluktan çıkamazsın.

Kontrolle inşa edilen zenginliğin temelleri yoktur. Bu tür zenginlik,onu korumak için sürekli çaba gerektirir. Daima onu kaybetme korkusu ile kuşatılmıştır. Gerçek bolluk,öylesine kolaylıkla akar ki,asla kaybetme korkusu hissedilmez. bolluğun zorluğu sadece ne kadar bolluğa sahip olma konusunda kendimize izin vereceğimizdedir. Hayatı ndaki değişimlerin akışı karşısında ne kadar güçlüsün ? Ne kadar dönüşüme, özgürlüğe ve sevgiye izin verebilirsin ? Hikayenden ne kadar vazgeçebilirsin ?

Hayatında bolluğa izin vermek için, şu andaki bolluk seviyenin anlamlı olduğunun farkında ol. Anlamını bildiğinde, neden mükemmel olduğunu da netlikle görebileceksin. Anlam bize bolluğa niçin ve nasıl direndiğimizi de gösterir. Eğer direncimizin temsil ettiği korkuyla yüzleşmeye hazırsak, realitemizi değişime açmaya da hazır oluruz. Yokluk ve sınırlılıkla özdeşleşmek sona erer.

Bolluğun akışının içinden akmasına izin ver. Kendi gücünü ve harikuladeliliğini hisset. Enerjinin bolluğunu hisset. Bu gücün ve harikuladeliğin hiçbir beklenti ve kontrol olmadan realitene yansımasına izin ver. Varlığının açılımında kendine özgürce yaratma iznini ver. Dünyayı etkilemek,iz bırakmak senin hakkın. Dünyayı değiştirmek hakkın. Kendi özgünlüğünün ifadesine izin ver.Bolluk, sahip olduğun dış zenginlik tarafından belirlenemez. Bolluğun kaynağı sensin. Bolluk, özgürlüğünün ifadesidir.

Sen TANRI sın / Story Waters

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

OCAK 2018 PROGRAMI ÇITIR ÇITIR…

ocak 2018-6

Yüksek Frekanslı 5 Güçlü Kelime…

25399060_1960332394007293_7295373013411079787_n[1]

1- IŞIK…Ruhum ve aklım güzellikle ışıldıyor. Çevreme ışık saçıyorum…

2- AŞK… Hayata ve kendime aşığım. Huzuru ve gerçek aşkı buluyorum…

3- BARIŞ… Çevremle ve kendimle barışıyor ve huzuru yaşıyorum…

4- İNANÇ… Kendime ve kaderimin iyi olacağına inancım sonsuz…

5- BAĞIŞLAMAK… Kendimi ve geçmişimde yaşadığım her şeyi bağışlıyorum…