Ödem Atmak İçin Ne Yapmalı? 11 Muhteşem İpucu Ve Ödem Atmaya Yardımcı Çay Tarifi

odem_nasil_atilir-copy[1]

Bazen çok yediğimiz bir hafta sonu sonrası, uçak seyahati sonrası, kadınların özel günlerinde veya bazen de “o” elbisenin içinde daha iyi görünmek istediğimizde vücudumuzdaki fazla ödem can sıkıcı olabiliyor. Hatta bu fazla ödem çoğu zaman yanıltıcı olup kilo aldığımızı sanmamıza bile sebep olabiliyor.
Seni rahatsız eden bu fazla ödemden kurtulmak için bilinen en etkili yöntemleri listeledik.
Vücutta sıvı birikimi olarak adlandırabileceğimiz ödem el, ayak, yüz, karın ve bacak bölgelerinde gözlenebilir. Oluşumu özel bir rahatsızlık veya ilaç kullanımı söz konusu değilse başlıca,

*fazla tuz tüketimi
*yeterince sıvı tüketmemek
*yanlış beslenme
*alkol
*hareketsizlik
gibi sebeplerden kaynaklanabilir.
İnsan vücudunun %60’ı sudan oluşur. Aynen yağ ve şekeri depolayabildiği gibi vücudumuz suyu da depolayabiliyor. Bu sorunun sık tekrarlanmaması için öncelikle ödem yapan besinlerin tüketimine dikkat etmemiz gerekiyor.
Ödem atmak için ne yapmalı?
1- Daha fazla su tüket. Su içince ödem artar gibi düşünmek çok yanlıştır. Çünkü vücudumuzda yeteri kadar su olmadığında günlük görevlerini yerine getirebilmek adına vücut kalan suyu depo eder. Bu yüzden günde en az 8 bardak su içtiğinden emin ol!
2- Tuz alımını azalt. 1 gram tuz vücutta 200ml su tutabilir. Çünkü tuzun içerisindeki sodyum suyun depolanmasına sebep olur. Konserve, paketlenmiş ve hazır donmuş yiyecekler çokça sodyum içerir. Bunları fazla tüketmemeye çalış. Tuzu yemek pişerken ekle, sofrada ekstra tuz eklememeye çalış.
3- Basit karbonhidrat alımını minimuma indir. 1 gram karbonhidrat vücutta 3-4 gram su tutulmasına sebep olur. Ekmek, makarna, bisküvi gibi un içeren ürünler kaslarda glikojen depolanmasına dolayısıyla suyun kaslarda tutulmasına ve şişkinliğe sebep olur. Bu sebeple basit karbonhidratlar yerine tahıl, yulaf, kinoa, karabuğday gibi kompleks karbonhidratları tercih etmelisin.
4- Daha fazla lifli besin tüket. Lifli besinler bağırsakların ve böbreklerin çalışmasını düzenler. Bu sayede suyu dışarı atmana yardımcı olur. Sebzeler ve tahılları yemeklerinde daha fazla tüketmeye özen gösterebilirsin. Ödem atmaya yardımcı besinler ıspanak, maydanoz, pancar, yeşil fasulye, soğan, pırasa ve salatalık doğal diüretik yani idrar söktürücü özelliğe sahiplerdir.

5- Antioksidan meyveleri daha fazla tüket. Yaban mersini, çilek, ahududu, böğürtlen ve türevlerini daha fazla tüketmeye özen göster. Zengin lif ve antioksidan içerikleri ödem atımını hızlandıramaya yardımcı olacaktır.
6- Yeterince uyduğundan emin ol. Gerekenden az uyumak fazla suyu dışarı atmanıza yardımcı olan böbreklerin çalışmasını olumsuz etkileyebilir.
7- Kahve ve çay tüket. Kahve ve çayın idrar söktürücü özelliği bilinmektedir. Suyun vücuttan atılmasını hızlandıracaktır. Ancak bu suyu yine daha fazla su içerek dengelemen de gerekli. Yoksa fazla su kaybından dolayı tekrardan ödem oluşabilir.

8- Bitki çayı tüket. Maydanoz, zencefil, rezene, karahindiba, ekinezya, yaban mersini gibi bitkiler ödem atmaya yardımcı olacaktır.

Bizim en sevdiğimiz ödem atmaya yardımcı çay tarifleri:
Maydanoz çayı. Ödem atmak için maydanoz suyu çok iyi bir seçimdir. Ancak fazla su kaybına sebep olabileceği için günde 2 bardaktan fazla maydanoz suyu içilmemesi öneriliyor.
1 bağ maydanozu 1 litre kaynayan suya ayıp 3-5 dakika kaynatabilirsin. İçerisine yarım limon suyu da sıkabilirsin.
Ananas, limon, zencefil, tarçın çayı. Hem ödem attıran hem de ağzını tatlandıran bir çay. Aynı zamanda içerisindeki tarçın kan şekerinin düzenlenmesine de yardımcı olacaktır. 500ml su içerisine 1 dilim ananas, 2 adet çubuk tarçın, başparmağının ucu büyüklüğünde zencefil ve yarım limonu içerisine ekleyerek 5 dakika kaynatabilirsin. Dilersen 1 çay kaşığı bal da ekleyebilirsin.
9- Egzersiz yap. Koşu, bisiklet gibi terleyeceğin kardiyo antrenmanları yapabilirsin. Bu sayede terleyerek doğal yöntemlerle fazla suyu dışarı atabilirsin.
10- Sauna veya buhar odalarına girebilirsin. Terleyerek su atılımını hızlandırabilirsin.
11- Ödem atmak için sıvı detoksu yapabilirsin. Hollywood ünlülerin dahi kırmızı halıya çıkamadan önce başvurduğu yöntem sıvı detoksu bilinen en etkili ödem söktürme yöntemlerinden biri. Bu sayede hem lifli besinler tüketerek bağırsak ve böbreklerinin çalışmasını hızlandırabilir, hem bol su tüketerek, hem de ödemi artırıcı besinlerden de uzak kalarak süreci hızlandırabilirsin. En az 1 günlük Juico sıvı detoksu yapanlar hızla ödem attıklarını söylüyorlar.
Referanslar: juico.blog

HER ZAMAN BİR RÜYANIZ VE ONU GERÇEKLEŞTİREBİLECEK RUHUNUZUN OLMASI DİLEĞİ İLE :)))

24862248_1584636568297973_8328924846931678168_n[1]

 

ROSE
Okulun ilk günü, ilk derste profesörümüz, önce kendini tanıttı, sonra “Bu yıl, yepyeni bir öğrencimiz var. Çok ilginç biri bakalım bulabilecek misiniz” dedi… Ayağa kalkıp etrafa bakmaya başlamıştım ki,yumuşak bir el omzuma dokundu… Döndüm… Yüzü iyice kırışmış bir yaşlı hanımefendi, bana gülümseyerek bakıyordu… “Ben Rose” dedi.. “Benim adım Rose, yakışıklı… 87 yaşındayım. Madem tanıştık seni kucaklayabilir miyim?..” Güldüm… “Tabii” dedim… “Hadi sarıl bana…” Öyle sımsıkı sarıldı ki… “Bu kadar genç ve masum yaşta üniversiteye niye geldin” diye şaka yaptım.. Minik bir kahkaha ile yanıtladı:
“Buraya zengin bir koca bulmaya geldim. Evlenip birkaç çocuk doğuracağım. Sonra emekli olup dünya turuna çıkacağım…”
Dersten sonra kantine gidip, birer sütlü çikolata içtik. Hemen arkadaş olmuştuk. Ertesi gün ve ertesi üç ay, sınıftan hep birlikte çıktık ve hep kantinde lafladık… Öyle akıllı ve öyle deneyimliydi ki, onu dinlemekle, derslerden daha çok şey öğrendiğimi hissediyordum.
Sömestr boyunca Rose kampüsün ilahesi oldu. Nereye gitse etrafı çevriliyor, çok çabuk arkadaş ediniyordu. İyi giyinmeyi seviyor, diğer öğrencilerin ilgisini çekmeye bayılıyordu. Rose hayatını yaşıyordu. Hepimizden daha canlı, daha dolu yaşıyordu…
Sömestr sonunda, Futbol Balosuna davet ettik Rose’u… Konuşma yapması için… Orada bize verdiği dersi unutmama imkan yok…
Konuşmasını önceden hazırlamış ve bir yığın karta kocaman kocaman yazmıştı. Elinde bu deste ile kürsüye yürürken, kartları elinden düşürdü. Konuşma darmadağın olmuştu. Şaşkın, biraz da utanmış mikrofona doğru eğildi…
“Ne kadar beceriksizim, değil mi?… Özür dilerim… Buraya gelmeden önce heyecanım yatışsın diye bir duble viski attırdım. Sonucu görüyorsunuz… Şimdi bu kartları toplasam bile onları yeniden sıraya koymam mümkün değil… Onun için en iyisi ben size aklımda kalanları söyleyeyim, olur mu?…”
Biz kahkahalarla gülerken, o bardaktan bir yudum su aldı ve konuşmasına başladı:
“Yaşlandığımız için eğlenmekten, oynamaktan, yaşamaktan vazgeçmeyiz… Eğlenmek, oynamak ve yaşamaktan vazgeçtiğimiz için yaşlanırız. Genç kalmanın, mutlu olmanın ve başarıya ulaşmanın sadece dört sırrı vardır… Hergün gülmek ve yaşama katacak mizah bulmak… Bir rüyanız olmalı mutlak… Rüyalarınızı kaybettiniz mi, ölürsünüz. Etrafımızda dolaşan pek çok kişi aslında ölü ve bundan kendilerinin bile haberi yok…
Yaşlanmakla, büyümek arasında çok büyük bir fark vardır… Eğer 19 yaşındaysanız ve bir yıl hiçbirşey yapmadan, hiçbirşey üretmeden bir yıl sırtüstü yatarsanız, sadece bir yaş yaşlanır, 20 olursunuz… Ben 87 yaşındayım ve ben de bir yıl hiçbirşey yapmadan, hiçbirşey üretmeden sırtüstü yatarsam, 88 yaşımda olurum. Herkes bir yılda bir yaş yaşlanır. Bunun için özel bir yetenek ya da bilgiye ihtiyaç yoktur. Oysa bir yaş daha büyümek için, mutlak birşeyler yapmak, üretmek, kendini geliştirecek fırsatları bulmak ve kullanmak gerekir.
Asla pişman olmayın… Biz yaşlılar, genelde yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan pişman oluruz çünkü… Ölümden korkan insanlar, pişman olanlardır… Pişman olmaktan korktukları için hiçbirşey yapmayanlardır…”
Ders yılı sonunda Rose, yıllarca önce başlayıp, yaşam mücadelesi içinde ara vermek zorunda kaldığı üniversiteyi derece ile bitirdi…
Mezuniyet töreninden bir hafta sonra, uykusunda, huzur içinde öldü. Cenaze törenine 2 binden fazla üniversite öğrencisi katıldı.
“Yapabileceğimiz herşeyi yapmak için asla geç olmayacağını” hepimize hem de nasıl öğreten bu muhteşem kadının anısına layık bir törendi bu…
Rose’un öğretisi aslında dünyanın bütün üniversitelerinde zorunlu ders olmalıydı:
“Çok Geç Diye Bir Zaman Yoktur”
HER ZAMAN BİR RÜYANIZ VE ONU GERÇEKLEŞTİREBİLECEK RUHUNUZUN OLMASI DİLEĞİ İLE :)))

İlk Gördüğün Üç Kelime 2018 de Senin Olsun…

24909774_1568071266607253_4173454435631755299_n[1]

Bu Resimde Gözünüze Çarpan İlk Şey Bilinçaltınızda Yatan En Büyük Korkuyu Açığa Çıkarıyor

ilk-dikkatinizi-ceken-ne-kurukafa[1]

 

Korku; potansiyel tehlikeye karşı verdiğimiz doğal bir tepkidir. Zihnimiz tuhaf sembolleri kendisine karşı bir tehlike, tehdit olarak algılamaya meyillidir. Bunun nedeni bilinçaltımızda yatan çözümlenmemiş duygulardır.
Şimdi göreceğiniz resim bilincinizin derinliklerinde yatan, henüz keşfetmediğiniz korkularınızın psikanalitik açıklamasını öğrenmenizi sağlayacak.

Aşağıda gösterilen resim korkunun sembolleri ile bilinçaltınızda ilgili sinyalleri uyandıracak bir bağ kuruyor ve resme baktığınız anda gördüğünüz ilk figür bağıntılı olarak en büyük korkunuzu açığa çıkarıyor.
Bu psikanalitik test çok kolay ve hızlıca çözebileceğiniz şekilde. Yapmanız gereken tek şey üzerinde hiç düşünmeden, resimde gözünüze takılan ilk figürleri bulmak.
Başlayalım…
1. Kuşlar
Eğer resme baktığınızda gördüğünüz ilk şey kuşlar ise, siz kesinlikle özgürlüğüne düşkün birisiniz. Arkadaş çevrenizde kendine özgü ve farklı biri olarak dikkat çekiyor olmanız gayet olası. Sizin korkularınızın kaynağı çoğunlukla özgürlüğünüzün kısıtlanması ve istediklerinizi gerçekleştirememekle alakalı.
Ayrıca kuşların kafaları üzerindeki hareleri (halkalar) onlara ait birer parça olarak gördüyseniz bu sizin dışa pek belli edemeseniz de, oldukça iyilik sever biri olduğunuzu göstermektedir. Bu sebeple bir diğer korkunuz savaş, çatışma ve yıkımlardır. Zaman zaman kendi kendinize ülkenizin ve sevdiklerinizin geleceği üzerine düşünerek endişeleniyor olabilirsiniz. Ayrıca hayvanlarla iyi iletişim kuruyor olma ihtimaliniz hayli yüksektir.
2. Kelebek
Kelebek neredeyse çoğu zaman pozitif anlamlarla bağdaştırılan sembollerden biridir. Kelebek zorluklar sonucunda ulaşılan güzellikleri temsil eder. Fakat kelebek bilinçaltındaki karanlık tarafların derinliklerinde yatan bir korkunun da sembolüdür.
Eğer resimde gördüğünüz ilk şey kelebek olduysa, siz büyük bir ihtimalle çocukluk veya gençlik yıllarınızda hayatta çeşitli alanlarda zorluk çekmiş ve zorlu yollardan geçerek hayatı öğrenmiş ancak şuanda hayata şükretmeyi bilen, olgunlaşmış birisiniz. Tıpkı kelebeğin daha önce bir tırtıl olması gibi sizde şuan ki, halinize erişmeden önce farklı biriydiniz ancak artık özbenliğini geliştirmeye çaba harcayan birisiniz. Bu sebeple bilinçaltınızda bir kaybetme korkusu olabilir. Çok sevdiğiniz bir yakınınızı, bulunduğunuz konumu ya da buna benzer bazı şeyleri kaybetmekten içten içe korkuyorsunuz.

3. Sarkan yapraklar, sarmaşıklar ve çiçekler
Bu tür simgeler eski çağlardan beri güçlü psikolojik semboller olarak değer görürler. Ağaçlar, yapraklar, çiçekler ve meyveler bizim köklerimizi simgeler ve bu bakımdan oldukça derin bir anlam ifade ederler. Yaprak ve dallar ilk olarak dikkat ettiğiniz şey ise doğaya özlem duyan ve doğadan uzak kalmaktan hoşlanmayan bir yapıya sahipsiniz.
Ayrıca eğer bu görselde ilk olarak sarkan ağaç yapraklarını, sarmaşıkları veya çiçekleri gördüyseniz en büyük korkunuz duygusal olarak ikilemde kaldığınız konuyla alakalıdır. Hayatınızda size kendinizi kötü hissettiren birileri olmasına rağmen geçmişin hatrına bu kişileri tamamıyla hayatınızdan çıkarmayı reddediyor ve kimliksel bir karmaşıklık yaşıyor olabilirsiniz. Ancak şu bir gerçek ki, diğer insanları düşündüğünüz kadar kendinizi de düşünüp artık hayatınızın merkezine kendinizi almalısınız.
4. Kurukafa

Eğer diğer hiçbir öğeye takılmadan direkt olarak kurukafayı gördüyseniz, detaylara takılmayan ve büyük resmi görebilen bir yapıya sahipsiniz. Okumayı ve araştırmayı kendine huy edinmiş biri olma ihtimaliniz çok yüksektir. Genellikle kendini geliştirmeyi seven insanlar detaylardan ziyade büyük amaca odaklıdırlar.

Her ne kadar bu yapıya sahip kişiler yalnız vakit geçirmeyi sevseler de, içten içe canlı tuttukları bir korkuları vardır. Bu “ölüm korkusudur.” Ancak çoğu kez bu ölüm korkusu kendi ölümleriyle alakalı olmaktan çok bir sevdikleri veya önem verdikleri birinin ölümüdür. Eğer ilk olarak kurukafa gördüyseniz, içten içe değer verdiğiniz birinin ölümünden oldukça korkuyorsunuz demektir.

http://filoji.com/bu-resimde-gozunuze-carpan-ilk-sey-bilincaltinizda-yatan-en-buyuk-korkuyu-aciga-cikariyor/

Telefonunuzun son üç rakamı sizi anlatıyormuş

24900218_1074174486058917_6372207940660686718_n[1]

1: Para

2: Alışveriş

3: Aşk

4: Alkol

5: Yemek:

6: Seyahat

7: Uyku

8: Seks

9: Arkadaş

0: Müzik