%100 DÜŞÜNCE GÜCÜ VE İLGİNÇ BİR TEST

peri[1]
Bir düşünsenize, insanoğlu tüm islerini tek parmakla yapıyor olsa idi, o zaman 10 parmakla donatılmış olarak doğmazdık. Eğer beyin hücrelerimizin sadece %10′u mutlu, seviyeli bir yaşantı sürdürmeye yetse idi, kafamız tam 10 kati daha fazla hücre ile dolu olmazdı. Aslında, insanoğlu dünyada beyin kapasitesinin % 100′ünü kullanmayan tek varlıktır. İnsanoğlu ayni zamanda, beraber yasadığı diğer canlılar ile sürekli uyumsuzluk halindeki tek varlıktır.
Yunuslar da benzer bir beyin ile donatılmışlardır, ancak onlar beyin kapasitelerinin tümünü kullanarak yaşamlarını akilli, eğlence sever, çevreleri ile uyumlu varlıklar olarak devam ettirmektedirler. İnsanların da daha fazla beyin kapasitesinin kullanımı ile daha mutlu, daha uyumlu bir yasam sürebileceğini söylemek yanlış olmaz. Siz hiç, beyninin % 100′ünü kullanan birisinin suç, savaş, açlık, salgın hastalık, ön yargı ve çevre katliamı ortamlarında olabileceğini düşünebiliyor musunuz?

Başka bir deyişle, bizler de ayni diğer canlılar gibi mükemmel yaratılmışız; ancak, onlar gibi tüm potansiyelimizi kullanamıyoruz. Neden? Belki, bizler diğer canlılar gibi enerji kaynağına nasıl bağlanacağımızı artik bilemiyoruz ya da kendi özgür irademizi kullanma konusu umurumuzda değil. Belki de özgür irade, sadece bedeninin tepkilerine cevap veren % 10 kullanımlı insanlar için çok karmaşık bir ifade.

Bu potansiyelin kullanılmamasının nedeni ne olursa olsun, burada da kullanmazsan kaybedersin gerçeği ortaya çıkmakta ve normal bir insan yanlış kullanım veya kullanıl-mama yüzünden günde 100.000 beyin hücresini kaybetmektedir. Bu potansiyel değerlendirilmedikçe de, kişinin durumu zamanla daha kötüye gitmektedir. Sizce neden Alzheimer, Parkinson gibi hastalıkların oranı dünyanın doğum oranı ile ayni oranda büyümektedir. Peki, çözüm ne?
Gerçekten de beynimizin tam kapasitesini kullanabilir, bu sayede yasam kalitemizi yükseltebilir miyiz? Tabii ki yapabiliriz. Hafıza kaybına uğramak yerine hafıza sihirbazı, en basit problemlerden bunalan kişi yerine yaratıcı bir dahi, mutluluktan uzak, tekdüze yasam tarzı yerine diğer canlılar ile tam ve değişken bir uyum içerisinde olmayı öğrenebiliriz.
Aslında yaşam düşündüğümüzden daha zor. Parasızlık, kötü geçen çocukluk ya da çevremizdeki diğer insanlar, dış etken olarak insanin kişiliğini etkiler. Ama tüm olumsuzluklara rağmen, kötü başlangıç yapıp sonra da istikrarlı, mutlu bir yasam kuran insanlar da vardır. Bu kişiler, kendini yetiştirmenin ve sürekli geliştirmenin faydalarını fark etmiş, öğrenmiş insanlardır. Kişi, kendini tanıma sürecini geliştirdikçe, aslında içinde bulunduğu konumu veya durumu ile ilgili gerçeğin, tamamen kendi bilinçli, içgüdüsel veya tepkisel seçimlerinden kaynaklandığı fark eder.
Aklın ve vücudun tam ve doğru kullanımı ile kişinin kendini daha iyi hissetmesi, dolayısı ile ruhsal gelişimi, daha bilinçli bir yasam tarzı seçmesini sağlar.
Birçok insan tekdüze günlük hayata takılmakta, sadece tepkisel davranışlar sergilemekte böylelikle çevresindeki birçok olasılıkları ve seçenekleri görememektedir. %100 beyninizi harekete geçirmek için aşağıdaki beyin jimnastiği testini yedi gün boyunca deneyin ve bu kısa süre içerisinde ne kadar yol aldığınızı görün.

Testteki her bölüm beyninizin baksa bir bölgesini çalıştırmaktadır.
1. Vücudunuzu değişik yeni yöntemler ile sınayın. Normalde hangi elinizi kullanıyorsanız bir günlüğüne saçınızı taramak, dişlerinizi fırçalamak, çayınızı karıştırmak gibi basit işlemlerde elinizi değiştirin. Gözünüzü kapatın ve eşyaları hissederek odanızın içinde dolasın. Sesleri dinleyin, çevredeki kokuları duymaya çalısın. Yere düsen eşyaları ayağınız ile almaya çalısın, kapıyı, buzdolabını ayağınız ile kapatın. Okuduğunuz kitaptan bir sayfayı yan tutarak, bir sayfayı da ters tutarak okumaya çalısın.
2. Normalde sorgulayıp, eleştireceğiniz bir kişi hakkında onu onurlandıracak bir iltifat bulmaya çalısın. Kişi hakkındaki yargınızı sorgulayıp, kendinizi onun yerine koyup durumu tekrar gözden geçirin.
3. Buzdolabınızı açıp, birkaç saniye içindekileri gözden geçirin. Kapatıp içinizden tekrarlayın. Ayni şeyi bir oda içindeki eşyalarda, bir mağaza vitrinindeki kostümlerde, duvarda asili detaylı bir resimde deneyin. Adetleri, büyüklükleri, renkleri hatırlamaya çalısın.
4. Her gün beş dakika kendinizi başka bir insan yerine koyun. Sizin su anda olduğunuz durumda o kişinin neler hissedebileceğini, neler düşünebileceğini hayal edin.
5. Kendinizi moralsiz veya keyifsiz hissettiğinizde, hayatta en çok istediğiniz şeyin ne olduğunu hatırlayıp, başarılı olmanız için ne yapmanız gerektiğini tekrarlayın. Ne zaman negatif bir düşünceye kapılırsanız, kafanızda yarattığımız bu küçük pozitif filmi tekrarlayın.
6. Gün içerisinde her saat başı, birkaç saniye için önceki saat içerisinde ne olduğunu düşünün. Günün sonunda, tüm günün bir değerlendirmesini yapın. Hatırlayamadığınız küçük parçalar sizin gün içerisindeki çok fazla bilinçli olmadığınız dakikaları gösterir.
7. Günlük hayatınıza adaptasyon ve esneklik kazandırmak için her gün farklı bir şey yapın. Alışverişinizi değişik dükkândan yapın. Eve geliş yolunuzu değiştirin. Evde ekmek veya kek pişirin. Farklı bir spor yapın. Kendinizi yeni bir komsuya tanıtın.
Her gün ayni şeylerin yapılması beynin hep ayni bölümlerinin kullanılmasına, diğer bölümlerin körelmesine yol açar. Unutmayın çeşitli, farklı uyarımlar, beyin kapasitesinin kullanımı için en önemli anahtardır. Ayni zamanda sizi yoran, sizi zorlayan, rahatsız eden alışkanlıklarınızı bırakmanızı da kolaylaştırır.
İstediğiniz rüyayı görmeyi veya uyandığınızda gördüğünüz rüyayı hatırlamayı istemez misiniz?

Simdiye dek zorladigimiz kapıları belki açacağız belki de yanlış kapının önünde beklediğimizi fark edecegiz.Hepimize hayırlı olsun

26112385_1056800161128407_5113837705650025281_n[1]

1971 sonu ve 1972 doğumlular ya da natal haritasında 29 drc başak, 0 ila 1 drc Terazide Plüton ‘u olanlara diyecek sözüm var. 😊 Transit Satürn oğlak burcuna geçti artık ve ciddi bir yapılanma dönemi içindesiniz. Yıkılanlari toplama,kararlı bir şekilde yaşama yeni bir yön verme zamanı şimdi.
Koç Noktasından giriş yapan Satürn üstelik de natal Plüton ile de birlikte çalışınca, toplumsal anlamda ortaya kalıcı işler koymak için müthiş bir enerjiyi ortaya çıkartacak. Bu gücü yıkıcı, acımasızca ve amaçsız bir şekilde de kullanabilir; herkesin nefretini kazanabilirsiniz ya da bu muazzam gücü yapılandırıp, şimdiye dek yapamadığınız şeyleri gerçekleştirmek için sıçrama tahtası olarak da kullanabilirsiniz. Seçim sizin , seçim bizim 😊 Hayatin içindeki ve asıl ruhun derinliklerindeki yabani otları ayıklama zamanı…Simdiye dek zorladigimiz kapıları belki açacağız belki de yanlış kapının önünde beklediğimizi fark edecegiz.Hepimize hayırlı olsun

Kaynak: Hülya Değer Facebook Sayfası

Gribe karşı etkili doğal savaşçılar

ekinezya-faydaları[1]

 

Grip sezonuna yenik düşenler veya gribe karşı dimdik durmak isteyenler için Beslenme ve Diyet Uzmanı Neşe Ceylan gribe karşı etkili 10 besini sıraladı. Grip sezonuna yenik düşenler veya gribe karşı dimdik durmak isteyenler için Beslenme ve Diyet Uzmanı Neşe Ceylan gribe karşı etkili 10 besini sıraladı.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Neşe Ceylan “Özellikle soğuk kış aylarında soğuk algınlığı ve gripten korunmak için C vitamininden zengin gıdaları tüketmek gerekmektedir. Çok önemli bir antioksidan olan C vitamini, vücuttan toksik maddelerin atılmasında ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemli bir role sahiptir. Bunların yanında A ve E vitamini, demir, çinko, omega-3 gibi yağ asitleri vitamin ve mineraller de bağışıklık sisteminin güçlenerek gribe yakalanma riskini azaltmaya yardımcı olmaktadır. Probiyotik ve prebiyotikler ile lifli gıdalar da bağırsak florasını dengeleyerek yine bağışıklık sistemini güçlendirerek gribe karşı kalkan görevi görmektedir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Neşe Ceylan, gribe karşı 10 doğal savaşçıyı sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
Narenciye
Limon, portakal, mandalina gibi C vitamininden zengin gıdaları kış aylarında tüketmek gripten korunmak için en iyi yollardan biri. Özellikle sabahları kalkınca limon dilimli ılık bir su içmek limonun antioksidan etkisiyle güne daha zinde başlamaya ve soğuk algınlığından korunmaya yardımcı oluyor. Ancak tansiyon düşürücü etkisinden dolayı, düşük tansiyonu olanların daha dikkatli olmaları gerekiyor. Portakalı ve diğer meyveleri, suyunu içmek yerine posasıyla tüketin.
Sarımsak
Sarımsak vücudumuza giren mikroplarla savaşıyor, bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor. Soğuk algınlığı ve gribe karşı etkili. İçeriğindeki allicin biyoaktif bileşeni sarımsak çiğnendiğinde, dövüldüğünde veya kesilerek tüketildiğinde açığa çıkarak daha çok fayda sağlıyor. Hafif bir nezle başlangıcınız varsa -ancak mide ile ilgili bir probleminiz yoksa- gece yatmadan önce doğranmış bir diş sarımsağı limon suyuyla yutarak gribe yakalanma riskini azaltabilirsiniz.

Ekinezya
Özellikle soğuk algınlığı ilaçlarında, öksürük damlalarında önemli bir kaynak olan ekinezya, bağışıklık sistemini güçlendirerek üst solunum yolları tedavisinde etkili oluyor. C vitamini, flavanoidler gibi antioksidanlarca da zengin. Çay olarak kaynamış suyun içerisine bir tutam atıp, kapağı kapatın ve demlemeye bırakın. Günde bir fincan tüketebilirsiniz. Fakat hamilelik döneminde ıhlamur dışında, ekinezya da dahil olmak üzere diğer bitki çayları tüketilmemeli. Rahim kasılmalarını, kanama riskini artırarak kötü sonuçlara yol açabiliyor.
Yoğurt ve kefir
Probiyotik ve prebiyotik kaynakları düzenli tüketildiğinde bağırsak florasını ve bağışıklık sistemini güçlendirerek grip ve soğuk algınlığından korunmaya yardımcı oluyor. Yoğurt; içerdiği laktik asit ile mikroplara karşı vücudun savunma sistemini geliştirirken; kefir de yoğurttan farklı olarak; sindirim sistemine yararlı bakterilerin yerleşmesini sağlayarak bağırsak florasını dengeleyip, bağışıklık sistemini destekliyor ve hastalıklara karşı koruyor.
Adaçayı
Beslenme ve Diyet Uzmanı Neşe Ceylan “Adaçayı içerdiği uçucu bileşenler sayesinde; özellikle grip ve soğuk algınlığının yol açtığı boğaz ve ağızdaki iltihaplanmayı, enfeksiyonu önlemeye yardımcı oluyor. Hazırlama şekli önemli; bir tutam adaçayını kaynayan suya atıp 5 dakika demlenmesini sağlayarak ister 1 fincan tüketerek ister gargara yaparak kullanabilirsiniz. Ancak daha fazla miktarda ve her gün düzenli tüketilmesi erkeklerde hormonal değişikliklere , hamilelerde ise kanama riskini ve kasılmaları artırarak erken doğum riskine sebep olabilmesi açısından fazla miktarlarda ve uzun süre tüketilmesini önermiyoruz ” diyor.
Balık
Omega-3 ve proteinden zengin balık, içerdiği A ve B grubu vitaminler sayesinde bağışıklığı güçlendiriyor. Özellikle balık mevsimi olan kış aylarında haftada 2-3 gün ızgara, fırın veya buğulama balık tüketmek grip ve soğuk algınlığına karşı koruyor.
Ispanak
İçerdiği C ve E vitaminleri ile bağışıklığı kuvvetlendirerek soğuk algınlığı ve gripten koruyor. Enfeksiyonu önleyen, kanserle savaşan maddeleri de barındıran ıspanak; içeriğindeki demir, kalsiyum ve magnezyumla kemiklerin güçlenmesine de fayda sağlıyor.
Fındık, ceviz, badem
Özellikle fındık, ceviz ve badem gibi yağlı tohumlar içerdikleri E vitamini, çinko, magnezyum , omega 3 gibi yağ asitleri, vitamin ve mineral içeriklerinden dolayı bağışıklık sistemini güçlendirerek gribe karşı kalkan görevi görüyor. Günde bir avuç tüketebilirsiniz. Fındık ve bademi kavrulmamış, çiğ tüketmek faydalı.
Nar
Özellikle kırmızı rengini veren ‘antosiyanin’ bileşeni sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiren nar, gripten kansere dek birçok hastalığın önlenmesine yardımcı oluyor. Özellikle narın suyunu sıkıp içmek yerine bir büyük narın yarısını tüketmek çok daha fazla fayda sağlıyor.
Su
Beslenme ve Diyet Uzmanı Neşe Ceylan “Grip ve soğuk algınlığında vücudumuzdan toksinlerin ve mikropların daha kısa sürede atılabilmesi için mutlaka yeterli su tüketimine ihtiyaç vardır. Özellikle griple beraberinde gelebilecek olan yüksek ateş, ishal vb. gibi durumlarda yüksek sıvı kayıplarına karşı günlük 10-12 bardak su tüketmek gerekmektedir” diyor.

© Milliyet Gribe karşı etkili doğal savaşçılar kaynak: msn yaşam

İçimizdeki Zehirli Mantarları Artık Yemeyelim…

1
Bu nasıl başlık demeyin metafor yaptık herhalde. Buradaki zehirli mantarlardan kastım içimizde biriktirdiğimiz kin, nefret, öfke, kıskançlık, pişmanlık gibi negatif duygular ve bu duyguların sağlığımıza verdiği zararlar. Bu tip duyguları senelerce içimizde biriktiriyoruz, biriktiriyoruz, biriktiriyoruz ve gün geliyor nur topu gibi bir sağlık problemiyle karşı karşıya kalıyoruz. O zaman da “ayıkla pirincin taşını” durumu ortaya çıkıyor.
İşin komik tarafı bu tip duyguları bizde yaratan insanlar kendi dünyalarında mutlu mesut yaşarlarken ve bizde yarattıkları bu duyguların hiç farkında değillerken ya da aldırmıyorlarken, biz “keskin sirke küpüne zarar” lafındaki gibi yerimizde köpürüp köpürüp duruyoruz. Üstelik bu duyguları yaratan insanları da zihnimizin başköşesine oturtuyoruz. Nereye gitsek onları da götürüyoruz, ne seyretsek ne okusak mutlaka bir ilişki kuruyoruz. Arkasından gelsin uykusuz geceler, sebepsiz ağlamalar, hırs içinde “facebook” sayfalarını incelemeler…
Bize yazık değil mi arkadaşlar? Bizimki de can değil mi? En iyisi affediverin gitsin gari… Sonra ohh bugüne gelin rahatınızla, huzurunuzla yaşayın gidin. İnsanlara konuştuğumda herkesin aslında bir affetme çabası içinde olduğunu, “tamam affedeyim de nasıl yapayım” dediğini çok duydum. İşte zurnanın deliğinin zırtladığı yerlerden biri de burası zaten.
Nasıl affedeceğiz? Bunun için bir kaç örnek versem de kötü haber maalesef herkesin kendi yöntemini bulmak zorunda olduğu. Bağ koparma çalışmaları, meditasyon, chi kong, tai chi çalışmaları, bio enerji seansları sayabileceğim yöntemlerden bazıları. Bağ koparma çalışmasına kısa bir örnek vermeye çalışayım: Ilık bir duş alıp rahatlayın sessiz sakin bir köşeye geçin ve kendi kendinize şu sözleri tekrarlayın “herkes kendi tekamülü sırasında elinden geleni yaptı ve her şey olması gerektiği gibi oldu, onu bana öğrettikleri için teşekkür ediyor ve sevgiyle uğurluyorum”. Aslında karşınızdakini bağışlayıp serbest bıraktığınızda esas kendi ruhunuzu özgürleştirdiğinizi, sağlığınızı geri kazandığınızı unutmayın.
Tabi yapılması gereken bir çalışma daha var o da kendinizi affetme çalışması. Çünkü bütün yaptığınız ya da yapmadığınız, söylediğiniz ya da söylemediğiniz şeyler için mutlaka kendinize kızgınlığınız da içinizde giderek büyümüştür. Tabi bu da ruhunuzu bir yangın yerine çevirmiştir. Affedin gidin gari kendinizi. Sonuçta bu dünyaya hepimiz öğrenmeye gelmedik mi? Hata yapmaya gelmedik mi? A keşki tüm bunları yaşamasaydık, keşki ruhumuzu yangın yerine çevirecek deneyimlerden geçirmeseydik diyoruz değil mi? Ya her şey olması gerektiği gibi olmuşsa. Ya bütün bunları deneyimlememiz gerekiyorduysa ne olacak. Artık ah vah etme zamanı değil, öğrenip, ders alıp yola devam etme zamanı.
Ne olur artık kendimizi sevelim, affedelim, çevremize ışığımızı yayalım, el ele tutuşup önce yakın çevremizi, sonra halka halka büyüyerek dünyayı daha iyi bir yere getirmeye çalışalım. Ama nasıl merdivenler teker teker çıkılırsa, biz de önce kendimizden ve içimizdeki duyguları temizlemekle başlamalıyız. Yoksa ne kendimize ne de çevremize bir faydamız olur.
Eee o zaman neymiş bugün önce kendimizi sonra herkesi affediyoruz ve uzun zamandır olmadığımız kadar rahat ve huzurlu bir şekilde arkamıza yaslanıp yemeğimizi afiyetle yiyoruz. Bunu yaptıktan sonra hala kendimize ve başkalarına kızmaya devam mı ediyoruz, ne olur vazgeçin, inanın kimseye bir faydası yok özellikle de size. Gidin reiki seanslarına, gidin Hindistana, gidin yogaya, gidin bio enerji seanslarına, konuşun, dertleşin, enerjinizi dengeletin, bilmiyorum belki aklınıza başka bir şey gelmiştir, gidin onu yapın. Ne yaparsanız yapın ama lütfen bu yolda çalışın. Haaa geçmişi de temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp aklınıza getirmeyin, eski yemek nasıl mideyi bozarsa, kötü anılarda ruhu bozar unutmayın.
Önce kendiniz, sonra çevreniz sonra da dünya için yapın bunu. Hadi ne duruyorsunuz. Doğru çalışmaya…
Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Bu hayatta ne öğrendin diye soranlara şunları söylemek isterim;

IMG_4391
Her zaman kalbimin sesini dinlemem gerektiğini öğrendim…
Özgür iradeye saygı duymak gerektiğini öğrendim…
Yumuşaklığın dayanıklılığını, yanıma almayı öğrendim…
Dostluğun; bizlere bahsedilmiş en kıymetli armağan olduğunu öğrendim…
”Bu da gelir bu da geçer” demeyi öğrendim…
Yaşam boyu öğrenci olmanın önemini öğrendim…
İnsanın bu hayatta bir duruşu olması gerektiğini öğrendim…
Seçimlerimin sonuçlarına razı gelmeyi öğrendim…
Kimseyle yüzgöz olmamak gerektiğini öğrendim…
Kızgınken susup oturmak gerektiğin öğrendim…
Boşa konuşmayı değil, yapmanın esas olduğunu öğrendim…
Hatır, gönül için hiç bir şey yapmamayı öğrendim…
Sağlıklı olmanın nimetini, Şükür kelimesinin sihrini öğrendim…
Önce ”Allah” sonra ”Ben” demesini öğrendim…
Hayatımın merkezini kendim yapmayı öğrendim…
Ömer Hayyam’dan ” Ben varsam bu dünya var, ben yok o da yok” demesini öğrendim…
İşte bu kadar basit :))..
Sağlıcakla,
Anette İnselberg

Burcunuzun Gizli Gücünü Biliyor musunuz? Ait Olduğunuz Burca Göre Mistik Gücünüzü Öğrenin

burcunuza-gore-gizli-gucunuz[1]

 

Farkındalığımızı geliştirirsek aslında her birimizin sahip olduğu gizli mistik güçlerimizin farkına varabiliriz. Mistik güçlerimiz ise farkında olmasak bile çoğu kez burçlarımıza dayanır çünkü burç işaretlerimiz ruhani tarafımızın oluşmasına büyük katkıda bulunan önemli bir uzantımızdır. Mistik yeteneklerinizin farkına vardığınızda güvenle ve kabul ederek uygulayın. Ne kadar çok bağlantı kurarsanız o kadar çok bu yeteneklerinizi geliştirirsiniz.
İşte burcunuza göre mistik güçleriniz:

Koç (21 Mart-19 Nisan)

Mistik gücünüz doğru zamanda doğru yerde olmak. Sizin için en güncel popüler olayları bulmak daha kolaydır. Hatta bunu efor sarf etmeden yaparsınız. Mesela, normal bir şekilde yürürken küçük bir konserde eğlenen insanlara rastlarsınız. Hatta o konseri veren kişi o zamanlar yalnızca ailesine ve arkadaşlarına hünerlerini sergiliyordur. Ve sonradan bir bakmışsınız ki o konseri veren kişinin konserine bilet alabilmek için insanlar ne paralar saçıyor.
Boğa (20 Nisan-20 Mayıs)

Mistik gücünüz sınırları hissetmektir. Boğa olarak, işte bu ‘’sınırlar’’ anlayışına sahipsiniz. Bu sınırlar geçildiğinde gerilimin nasıl arttığını bilirsiniz. İnsanların başkalarıyla arasına koyduğu sınırları asla geçmemek sizin için çok kolaydır. Aynı zamanda diğer insanların ne zaman sizin sınırlarınıza geçmeye çalıştığını da bilirsiniz. Sınırlarınızı geçmeye çalıştıklarında her şey daha kötü bir hal almadan onların üstüne gitmekten korkmazsınız.
İkizler (21 Mayıs-21 Haziran)

Mistik gücünüz doğru kelimeleri bulmaktır. İkizler 5 duyusuyla birleşen bu içgüdüye sahiptir bu yüzden 6.hisse gerek duymazlar. İkizler olarak harika konuşan birisiniz ve doğru kelimeleri söylemeyi biliyorsunuz. İnsanlar bunu nasıl yaptığınızı merak edebilir ancak; yalnızca siz bilirsiniz bu kelimelerin mistik gücünüzden geldiğini.
Yengeç (22 Haziran-22 Temmuz)

Mistik gücünüz içgüdülerinize güvenmenizdir. Diğer insanların ne hissettiğini anlamanızı sağlayan duygusal yeteneğiniz var olduğu için neler olacağını tahmin etmek sizin için daha kolaydır. Numara yaptıklarını hissettiğiniz bir sıkıntıyla karşılaştığınız zaman sezgilerinizi gösteriş yapıyormuşsunuz gibi yorumlarlar. Ancak kimse bilmez size o güveni verenin ruhani hisleriniz olduğunu.
Aslan (23 Temmuz-22 Ağustos)

Ruhani gücünüz doğru zamanı bulmaktır. Bir aslan olarak, an be an hem fiziksel olarak hem de manyetik olarak dünyanın ahengine güçlü bir şekilde bağlısınız. Doğru zaman geldiğinde bir anda ortaya çıkıverirsiniz. Mesela, parti 6’da başlıyordur ancak siz 9.30’da gidersiniz, işte o da asıl eğlencenin başladığı saattir.Ne zaman geleceğinizi, ne zaman konuşacağınızı ve ne zaman hamle yapacağınızı iyi biliyorsunuz.
Başak (23 Ağustos-22 Eylül)

Mistik gücünüz fırsatları ve tehditleri hissetmektir.
Önceden bir şeyi bilebilme ve hatta doğru tahmin edebilme yeteneğine sahipsiniz.
Mistik hissiniz size bir binanın gelecekte etrafında neler olacağını, nasıl bir konumda olacağınızı bile söylüyor. İşte bu his bir yere taşındığınızda ideal bir aile kurabilmek için nereleri tercih etmeniz gerektiğini söylüyor.
Terazi (23 Eylül-22 Ekim)

Mistik gücünüz diğer insanları kendinizden daha iyi tanımanızdır. Diğer insanları okuyabilme yeteneğine sahipsiniz. İsteklerini ve bir sonraki hamlelerinin ne olduğunu anlıyorsunuz.Ancak kendinizi başkalarını tanıdığınız kadar yeterince tanımıyorsunuz. Biri sizle yakınlaştığı zaman 6.hissinizi kaybetmeye meyillisiniz.

Akrep (23 Ekim-21 Kasım)

Mistik gücünüz insanları elekten geçirebilme yeteneğine sahipsiniz.
Çok sevecen birisiniz ve bunu yoğun bir şekilde belli ediyorsunuz. Aradığınız tutkuda kelimeler sizin için zayıf kalır. Bir flörtle gerçek aşkı arayan birini ayırt edebilme yeteneğiniz var. Ayrıca başka birinin bir arkadaşınıza duyduğu gerçek ilgiyi de hissedebiliyorsunuz.
Yay (22 Kasım-21 Aralık)

Mistik gücünüz başarıyı sezmektir. Yay, doğal bir iyimserdir. İşte bu size doğru fırsatları nerede aramanız gerektiğini gösteriyor. Bazı insanlar planlar, grafikler yapar hatta uzmanlardan yardım alırlar ancak siz bunların hiçbirine ihtiyaç duymazsınız çünkü aşkta ve işte ne zaman ne yapacağınızı bilirsiniz.Başarı kovalama konusunda da çok iyisiniz.
Oğlak (22 Aralık-19 Ocak)

Mistik gücünüz doğru adımı atmaktır. Bazı insanlar iniş çıkış yaşarlar ancak oğlaklar hayatın doğru temposunda ilerler. Şartlar öyle göstermese dahi ortaya çıkma zamanının ne zaman geleceğini iyi bilirsiniz. Hayatınızda en doğru zamanda radikal değişiklikler yaparsınız. Yerinizi sağlamlaştırarak başarı merdivenlerinden rahatça çıkarsınız.
Kova (20 Ocak-18 Şubat)

Mistik gücünüz zihin okumadır. Başkalarından istediklerinizi elde etme konusunda doğuştan yeteneklisiniz. Çünkü diğer insanların zihninde neler geçtiğini okuyabiliyorsunuz, onlarla anlaşmak sizin için zor değil. Anlaşırken istekleriniz onların dileklerini dönüşür bir anda.
Balık (19 Şubat-20 Mart)

Mistik gücünüz duyguları sezinlemektir. Bulunduğunuz ortamın ve kişilerin enerjisini çok kolay bir şekilde seziyorsunuz. Karşınızdaki insanın aslında ne düşündüğünü, söylediği şeyin gerçekte ne anlama geldiğini hemen anlayabiliyorsunuz. Herkesten önce sezdiğiniz birşeyin ileride gerçek çıktığına birçok kez şahit olmuş olabilirsiniz.

http://filoji.com/burcunuzun-gizli-gucunu-biliyor-musunuz-ait-oldugunuz-burca-gore-mistik-gucunuzu-ogrenin/