Hangi Psişik Yeteneğe Sahipsin

drprc9027[1]

Yukardaki kelebeklerden birini seç ve sonra yorumu oku…

KIRMIZI KELEBEĞİ SEÇTİYSEN SENİN  RÜYALARLA GELECEĞİ GÖRME YETENEĞİN VAR.

Haberci rüyalar görme yeteneğine sahipsin. Bazen bundan korktuğun ya da ne yapacağını bilemediğin oluyor. Gördüğün rüya seni hazırlamak için var. Kötü rüya gördüysen sadaka ver, bol dua oku belki olayı daha hafif atlatırsın…

MAVİ KELEBEĞİ SEÇTİYSEN SEN DOĞAL ŞİFACISIN

Bu dünyaya hizmet için gelmiş kişilerdensin. İnsanlara şifa dağıtmak seni de çok mutlu edecek. Bu yeteneğinin peşinden gidersen bir çok insana ışık olacaksın. Aman kendini korumayı ihmal etme

SARI KELEBEĞİ SEÇTİYSEN TELAPİTİK ANLAŞMA YETENEĞİN VAR

Tam düşünüyordum aradı, tam istediğim hediyeyi aldı, onu görmek istiyordum kahveye davet etti diyorsan telepat olduğunun farkına var. Konuşmadan düşüncelerini duyurabiliyorsun hep güzel şeyler düşün ki, insanlar etrafını sarsınlar. Sana doğru çekilsinler…

Sağlıcakla

Anette İnselberg

Geçmişin Yüklerinden Arınma & Oh Be! Çalışması

Feng shuiye göre; Evimizde Aşk, Sağlık ve Para Köşeleri

Feng-Shui-certified-villa[1]

 

Evimizin herhangi bir odasına girdiğimizde oda olarak hiç fark etmiyor yatak odası salon, mutfak veya oturma odası {banyo hariç, çünkü enerjiyi alıp götüren mekanlar, karanlık bölümler olmuyor}, sırtımızı bulunduğumuz odanın kapısına veriyor ve kollarımızı öne doğru uzatıyoruz…Kollarımız bizim pusulamız {dış kapı mı, bulunduğumuz oda mı? diyenler için yukarıda altını tekrar çizdim. Bulunduğumuz odanın kapısına veriyoruz.} Sağ karşı köşe aşk, evlilik ve iletişim köşesi… Sol tarafı gösteren köşe bolluk, bereket ve para köşesi. Tam orta kısım ise sağlık bölümü….

Bu köşelerle neler yapabiliriz?

Sağ karşı köşenin enerjisini nasıl yükseltebilirsiniz.? Köşemiz şayet müsait ise boş bir alansa hemen oraya kırmızı iki kalp koyuyoruz. Müsait değil diyelim, dolap veya kaldıramıyacağımız bir eşya var… O zaman oraya kırmızı iki mum koyabilirsiniz… Akşamları evinizdeyseniz haftanın belli günlerinde örneğin perşembe ve cuma { perşembe jüpiter günüdür, cuma ise venüs günüdür} kırmızı mum yakabilirsiniz… Aşk köşesinin renkleri yeşil, kırmızı, pembe, gümüştür. Ve bolluk köşesi evinizin her odasında da bunu yapabilirsiniz bir odada yapabilirsiniz. Özellikle parasal enerjiye ihtiyacı olanlar, maddi açıdan bolluk ve bereket içerisinde olmak istiyorum bir türlü olamıyorum diyenler ya da maddi açıdan hep zorluklar yaşıyorum nedeni nedir diyenler…

 

Sırtınızı bulunduğunuz odanızın giriş kapısına verin ellerinizi iki yana açın, sol köşe bolluk-bereket köşesidir. Sol köşenin rengi mor… Mor renkli herhangi bir obje koyuyoruz.. Bunu yaparken Yaşamınız içerisinde size daima bolluğu düşündürecek olan mor rengi baktığınızda sürekli para bana geliyor yada ben bolluk içindeyim duygusuna kapılacaksınız.Ya da diyelim ki hayalinizde bir ev almak arzu ettiniz bi eve taşınmak maddi imkanınız yok. Hayalinizdeki evin resmini sol köşeye koymak o enerjiyi yüksek tutacaktır..

Sağlık köşesi odanın orta bölümüdür ve rengi yeşil ve beyazdır. Sağlığımız canlı tutmak istiyorsak sonsuza dek sağlıklı olmayı istiyorum, diliyorum ve çekiyorum duygusunu her daim hatırlamak için orta bölüme örneğin bir sehpanın üzerine yeşil bir obje koyuyoruz. Bu yeşil akik iki taş olabilir, yeşil bir kristal olabilir, iki beyaz kristal, yeşil bir örtü bulundurabilirsiniz- ki sağlık enerjisini her daim hatırlamak için “şükürler olsun ben sağlıklıyım”, sağlık sorunu geçirdiyseniz “sağlıklı oldum artık” enerjisini bu objeler size hatırlatacak… Deneyin bakalım sağlıklı olmaya ne kadar önem vericeksiniz. O enerjiyi evinizde ne kadar hatırlatıyorsunuz ne kadar yaşatıyorsunuz kendinize…

Kaynak: Nur Demir

Oturdum kimsin bakalım sen, adın ne ? dedi..

19145965_1922178451334133_7298525916355183008_n[1]

 

Üniversiteyi yeni kazanmıştım. Babamın pek durumu yoktu, ben de biraz para biriktirmek için yazın Bodrum’ a gittim. Bir arkadaşım bir mekanda çalışıyordu, ben de orada işe başladım. Onu ilk kez orada gördüm .Sahneye çıkıyordu, daha yeni yeni tanınıyordu ama..
Sabah oldu, sahnesi bitti, yanımıza geldi ;
Dostum gel otur gel dedi.
Ben utana sıkıla abi iş var dedim.
Ya gel sen, sonra yaparız beraber dedi.
Oturdum kimsin bakalım sen, adın ne ? dedi..
Yusuf dedim.
Ekmek kuyunun dibindedir Yusuf dedi.
Gülümsedim
Okuyorum abi, para lazım dedim..
Aferin dedi
İyi geceler bile demeden gitti..
Sonra hemen hiç selam bile vermeden 2 ay geçti..
Ben babamı kaybettim abi orada çalışırken.
Memlekete gittim.
Mersin’ e.
Baktım kalabalıkta biri var, siyah deri mont, gözlüklü.
Yaklaştı yanıma, olur Yusuf olur..
Hayat bu, kuyudan çıkmaya gayret et sen hep dedi..
Gitti..
Kardeşime bir zarf bırakmış, içinde biraz para ve bir mektup var, bir de banka hesap cüzdanı..
Bütün eğitim masrafların bana ait, kimseye söz etmek yok.
Etmedim abi, kimseye birşey demedim…
O günden sonra abim, babam, herşeyim oldu o benim..
Evlendim, oğlum var bir tane, adı Barış.
Yusuf Sami Atılgan

– Onun yaptığı resimler yerin dibine batsın!..

24232292_10155924772064731_1550586291129953242_n[1]

İlkokul 5. sınıfta resim dersinde öğretmen demiş ki:
– Çocuklar konu serbest, hepiniz hayvan resimleri çizin.
10 dakika sonra küçük Ahmet el kaldırınca, öğretmen yanına gelmiş. Resim kağıdının üzerinde bir sinek gören öğretmen, çocuğun bu sinekten şikayetci oldugunu sanıp, eliyle sineği kovalamış, ama hayvan hiç hareket etmemiş. Biraz daha dikkatli bakan öğretmen, sineğin gerçek olmadığını ve bunun bir sinek resmi olduğunu fark etmiş. Hayretler içinde kalan öğretmen, şaşkınlıkla sormuş:
– Oğlum, bu resmi sen mi yaptın?
– Evet öğretmenim.
– Peki, bir de at resmi yap bakayım.
Küçük Ahmet öyle bir at resmi çizmiş ki; at, sanki kağıttan fırlayıp çıkacak kadar canlıymış. İyice şaşıran öğretmen, çocuğa seslenmiş:
– Yavrum, beni hemen babana götür. Sen müthiş bir yeteneksin. Burada harcanmaman gerekir. Derhal güzel sanatlara transfer olman lazım. Babanla konuşmalıyım.
Son dersten sonra öğretmen, Ahmetle beraber yola çıkmış. Dar bir patikadan geçerek, bir gecekonduya gelmişler. Çocukla birlikte içeri giren öğretmen, yatakta inleyen bir adam görünce konuşmaya başlamış:
– Geçmiş olsun efendim.
– Tesekkür ederim.
– Ben oğlunuzun öğretmeniyim…
– Allah kahretsin oğlumu!..
– Aman efendim, böyle söylemeyin, yaptığı resimler…
– Onun yaptığı resimler yerin dibine batsın!..
– Ama, beyefendi böyle yetenekli bir çocuğun…
– Yeteneğine başlatmayın şimdi!..
– Peki, ne oldu, oğlunuza niçin böyle kızgınsınız?
– Neden olacak? Dün gece eve biraz çakırkeyif geldim.
Bu eşşoğlu eşşek sobanın üzerine çıplak kadın resmi çizmiş!..😂😂

AŞKIN DİLİ MENDİL 💞

24231737_10214739048727059_2588172732820148081_n[1]

AŞKIN DİLİ MENDİL 💞
Hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama mendiller hep kare şeklinde üretilir. Gerek kağıt olsun gerekse, kumaştan yapılsın mendillerin eni ve boyu hep eşittir. Tabii ki bu bir tesadüf değildir mendilin geçmişi yasalara dayanır. Fransa’da yayınlanan bir kararname ile kare üretildi ve hala kare olarak kullanılır. Mendilin Arapça anlamı, yer değiştirmek olsa da hiç kimse bunun neden olduğunu sorgulamadan kullanır.
Mendil cebinizde taşıyıp bir şeyleri silmek için üretilmedi. O zamanlar mendiller sosyal bir sınıf özelliği taşırdı.
Tabii bunlardan kaynaklı olarak zamanla mendil dili gelişti.
*Vedalaşırken sallanan mendil, sana sadık kalacağım anlamına geliyordu.
*Camdan sarkıtılan mendil, şu an ailemin yanında gözetimdeyim anlamındaydı.
*Kendisine bakıldığını gören kadın veya erkek tesadüfen mendilini kendi önüne düşürünce benim kalbim başkasında demek oluyordu.
*Fakat bazı anlarda ise pencereden savrulan mendil ona aşkını ilan etmek ve savrulan mendili alan kişide aşkına cevap vermek anlamında idi.
*Osmanlıda mendillerin rengi önemli idi. Beyaz olan mendil “seni çok seviyorum” demek, Kenarları mor mendil “çok çapkınsın” demek, eflatun mendil yarın penceremin önünden geçiniz demek, mavi mendil ise bugün çok hüzünlüyüm demek, sarı mendil ise hastayım demekti.
Eski zaman insanlarının statü olarak gördüğü kumaş mendiller günümüzde artık bir nostalji hatırası .
ALINTI

❤BEN SENİN BEDENİNİM, BENİ DUY!❤

unnamed[2]
1. Senin benim hakkımda düşündüğün gibi görünüyorum. Lütfen, benim güzel olduğumu düşün ve ben öyle olacağım.
2. Çeşitli hastalıklarla ilgili düşündüğünde ve bunları bende bulmaya çalıştığında senin düşüncelerine boyun eğiyorum ve hasta oluyorum.
3. Sende olumsuz hisler, duygular yaratan düşüncelere çok fazla zaman ayırdığında, ben de hasta olmaya başlıyorum. Çünkü pahabiçilmez hayat enerjin bu düşüncelerle heba oluyor.
4. Mutluluk verici şeyler düşündüğünde ben de çiçek açıyorum ve gözlerinin önünde gençleşiyorum.
5. Benim kaynaklarım ve olanaklarım çok fazladır. Bana sadece güven. Kendimi yenileyebilirim, bazı organlarımı ve dokularımı kendi kendime yenieyebilirim. Doktorlar bana iyileşemez tanısı koysalar bile iyileşebilirim. Benim bu arzuma yardım et ve benim olanaklarıma inan.
6. Ben yüzyıllarca fonksiyon gösterecek şekilde programlanmışım. Neden daha 35-40 yaşlarında yaşlanmayı düşünmeye başlıyorsun? Sen beni düşüncelerinle yaşlandırıyorsun. Çünkü sizin toplumunuzda 100 yıl yaşamanın bir sınır olduğunu söyleyen bulaşıcı bir program yaygın.
7. Bir şey atıştırmaya karar verdiğinde, en azından bazı seferlerde bana da bir sor. Beni duymayı başarırsan, sana her zaman cevap vereceğim. Ve bu sadece senin yararına olacak. Oysa sen yemeği ya otomatik pilotta ya da okuduğun o bir sürü akıllı kitaba göre yiyiyorsun.
8. Güzellikle ilgili konuya bir daha dönmek istiyorum. Beni bir sürü tablet, silikon, botoks, akril, jel gibi şeylerle doldurma. Ben bunlarsız da güzel olabilirim. Sadece bana biraz yardım et. Büyük bir sevinçle, sana gerekli olan ve beğendiğin forma gireceğim.
9. Temiz havada dolaşmaya bayılıyorum. Yüzmeye. Koşmaya. Dans etmeye. Masaja bayılıyorum. Pek çok başka eğlenceli ve sana sevinç veren uğraş. Oysa ki sen bilgisayar ve televizyon önünde oturup duruyorsun…
10. Ben sana inanıyorum. Bir dilim pasta yediğinde kilo alacağını düşünüyorsun ben ise senin düşünceni gerçekleştiriyorum ve kilo alıyorum.
11. Seni çok seviyorum. Ve senden aşk ve şükretmek ile ilgili kelimeler duymak istiyorum. En azından bazen…. Ama yapmasan da fark etmez – seni koşulsuz seviyorum.
Ben, senin bedenin, senin evrenin. Sen de sonsuz evrenin kutsal bir parçasısın.
Her şey olması gerektiği gibi olduğu için şükrediyorum.
Beni dinlediğin için teşekkürler.
Teşekkür ederim…ben sadece sen arzu ettiğin için varım. Ve senin beni görmek istediğin gibiyim.
Hadi birbirimize yardım edelim sevgili bedenim ❤❤❤ meral karaca

Dertlere Derman : 40 Yaş Üzeri Herkes Günde 2 Bardak İçmeli

752x395-ceviz-suyu-kuru-zayiflatir-mi-1496227981573[1]

 

Karın şişliğinden gaz problemine, kolesterol ve kalp hastalıklarına kadar tam bir koruyucu koruyucu kalkan! Her gün 2 bardak mutlaka içilmeli, çünkü…

Bolca vitamin, Omega-3 ve yağlı asitler içeren cevizin tüm faydaları hemen hemen herkes tarafından biliniyor zaten…Sağlıklı ve faydalı olduğu aşikar. Uzmanların sıkça dillendirdiği gibi her gün bir avuç ceviz yemek, sağlıklı bir kalp, beyin ve kilo kontrolü için neredeyse şart.

Özellikle hamile bayanlarda, bebek gelişimi süresince hayati öneme sahip ceviz. Bebeğin beyin gelişimine çok ciddi katkı sağlamakta. Beyin gelişiminin yanı sıra, bebeğin ileri zamanlarında karşılaşabileceği alerjileri vakalarına karşı da tam bir korucu çeper oluşturduğu araştırmalarla ile tespit edilmiş.

Bunun yanında tokluk süresini uzattığı ve yap yakıcı özelliği sayesinde kilo vermeyi de hızlandırdığı biliniyor. Düzenli olarak içilen ceviz suyu yorgunluk ve halsizliği yok ediyor.

Ve yine hamilelik boyunca tüketilen ceviz suyu, kilo alımını da yavaşlattığı görülmüş. Tiroid ve kolesterol hastalarına da tavsiye edilir.

Aynı zamanda karaciğerin de en iyi dostu o. Tüm karaciğer sorunlarıyla savaşır. Karaciğeri güçlendirerek olası sıkıntıları ortadan kaldırır.

Bağırsak problemlerinde de son derece etkilidir. Gaz sorunu yaşayanlar düzenli olarak içmeye devam ederse bu sorun ortadan kalkacaktır.

Peki ceviz suyu nasıl yapılır? Yaklaşık 10 adet temizlenmiş cevizi 6 bardak ılık suya atın. 7/8 saat demlendirin.

Bu karışımı sabah ve akşam bir bardak içebilirsiniz. Sabahları aç karnına, akşam ise yatmadan önce içmeye özen gösterin.

40 yaş üstü erkeklerin prostat problemlerini ortadan kaldırır.

Unutmayın ki, ceviz her zaman lezzetinden öte hastalıklardan, vitamine çok geniş bir sağlık ve fayda yelpazesine sahiptir. Yüz yılı aşkın bir zamandır, faydaları üzerinde sayfalarca belge ve çalışma yürütülmektedir.

İçersin de lif ten proteine, kalp dostu oluşun dan, enerji deposu oluşuna kadar insanın en iyi sağlık dostlarından birisidir. Vitamin konusunda da farkını belli ve ispat etmiştir, demir, kalsiyum, çinko ve daha birçok vitamin unsurunu doğuştan sahiplenmiştir.

İşte bunca faydası da bu zengin yapısından gelmektedir.

Not: Bu karışım oldukça doğal, fakat etkileri kişiden kişiye farklılık göstermekte. Bu sebeple denemeden önce bir uzmana danışmanızda fayda var. Sağlıcakla

Kaynak: Hayat Mutfakta

CEM YILMAZ’ DAN İNCİLER… : ) ) 👏😄💚

24232787_391534387942162_7522271062850344899_n[1]
HANGİMİZ DEĞİLDİK Kİ… 😍😄
Ben çocukken çok salaktım.
Edip Akbayramın ismini Edi zannederdim.Yani o, benim için Edi Pakbayramdı.
Ablama, Nasıl olup da koca bir günü canın sıkılmadan evde oturarak geçiriyorsun? demiştim. Büyüyünce insanın canı sokakta oynamak istemez ki cevabını vermişti. Uzunca bir süre büyüyüp büyümediğimi anlamak için kendime, Canın sokakta oynamayı istiyor mu? diye sormuştum.
………………………………………………………………….
Sabahları kalktığımda aklımın hala yerinde olup olmadığını anlamak için 2+2, 3+4 gibi toplama işlemleri yapardım. Sonuçlar doğru olunca da çok sevinirdim. Dedemle parka gittiğimiz bir gün TRTciler çekim için oradaydı. Beni oynarken çektiler. Yayın günü bizim aile jeneriğinde gözüktüğüm çocuk programını izlemek için televizyon başına geçti. Kendimi ekranda görünce, Beni niye parkta unuttunuz? diye gözyaşlarına boğulmuştum.
Geri vites kavramım yoktu. Şoför, kolunu koltuğa atıp arkaya
doğru bakınca araba otomatikman geri geri gidiyor zannederdim.Benden büyük kuzenlerim dondurmacıların dondurma külahlarının sivri kısmıyla kulaklarını karıştırdığını söylemişti. İnanmıştım. Hala dakü külahların sivri kısımlarını yemem. Çöpe atarım.Babaannem bir gün gelirse sevdiğim dizilerin olmadığı bir gün gelsin istiyordum.
Abimle Karaoğlancılık oynardık. O Karaoğlan olurdu, beni de Bizans askeri yapardı. Sonra evire çevire döverdi. Çok mühim bir şey yaptığımı sandığım için canım yansa bile hiç sesimi çıkarmazdım. Yeşil ve siyah zeytinin ayrı ağaçlarda yetiştiğini sanırdım. Bulmacalardaki, Annenin erkek kardeşi kısmına dayımın beş harfli ismini sığdırmaya çalışırdım.
Anaokulunda patates baskısı yapmayı öğrenmiştik. O kadar hoşuma gitmişti ki, evde duvarlara, masa örtülerine filan basmıştım. Ancak sanat merakım annemin yeni aldığı beyaz eteğe patatesi yapıştırmamla son bulmuştu. Hem gönlünü almak hem de el koyduğu patateslerime kavuşmak için dahiyane bir fikirle öğretmenimin yanına gittim. Annem yazısını patatese oydurttum. Sevinçle eve gelerek soyundum. Renkli boyalara batırdığım patatesi vücudumun her tarafına bastım. Sonra da annemin karşısına geçtim. Beni o halde görünce ağlamaya başlamıştı.
Madonna ile Maradonayı kardeş zannederdim. Kendi kendime,
Bunların babası ne şanslı be. Bir çocuğu futbolun kralı, biri
müziğin kraliçesi derdim. Birinden özür dilediğim zaman Allahın
bana bir özür vereceğini sanırdım. Sakat olacağımı düşünüp hemen dilediğim özrü geri alırdım.
Kurban Bayramında toplanan derilerden uçak yapıldığını sanırdım. Uçakların dış yüzeyi bu derilerle kaplandığı için Türk Hava Kurumunun topladığını düşünüyordum. Uçak kaçırma filmlerinde silahla ateş edildiğinde ya da a patladığında, Ayyy! Deri delindi! derdim.
“Gil ” diye konuşanları fakir zannederdim. Annem banyodan çıktıktan sonra babamın söylediği, Sıhhatler olsun lafını Saatler olsun diye anlardım. Bunun da, Banyoda amma çok kaldın gibi bir şey demek olduğunu sanıp babamın anneme kızdığını düşünürdüm. Annemin buna karşın niye sadece, Sağol dediğini merak ederdim. Ne kibar kadın, derdim.
Cem Yılmaz