Arınma Suyu – Arınmak için Cevher İksiri

21588_207370479602627_3877898702557880931_n[1]
Bu oldukça yalın ve basittir. Cevher iksiri yapımı da denir bu yönteme. İhtiyacınız olan bir litrelik su ve bir adet kuvars kristali.
1- Öncelikle bir kuvars satın alın veya elinizde olanı kullanabilirsiniz. Soğuk akan suda 10 dakika veya tuzlu su içerisinde 1 gün bekletmek suretiyle kristalinizi arındırdın.
2- Ardından kristali programlamak için hafif bir meditasyon yapın. Kristali elinize alın, onunla temasa geçin, enerjisiyle birleşin ve onu arınma taşı yapmak için programlayın. “Bana arınma için yardımcı ol, sularımı arınmanın enerjisiyle kutsa” diyerek kristalinizi arındırıcı ışıkla doldurun ve bu ışıkla parladığını imgeleyin.
3- Temiz bir kap alın (mümkünse cam, kesinlikle metal olmamalı ) ve temizleyin. Bu camdan bir kavanozda olabilir. Tercihen bir litrelik yapın.
4- İçerisine temiz içilebilir (doğal kaynak suyu) su koyun. Ve içerisine kuvars kristalinizi atın. Ardından Ellerinizi suyun üzerine koyarak kuvarsın tesiriyle ve sizde ışığı taç çakradan çekerek suyunuzu yükleyin. Suyun bembeyaz ışıkla parladığını imgeleyin ve suya “sesli” bir şekilde emir vererek yükleyin. “seni kuvarsla ve ışıkla yüklüyorum ve kutsuyorum. Bana arındırma getir.” İsterseniz kavanozun üzerine “arınma” yazan bir etiket yapıştırabilirsiniz.
5- Bu işlemleri yaptıktan sonra güneş ışığına çıkarın ve sabahtan güneş kapanana kadar açık havada güneş ışığında suyunuzu bırakın. Güneş ışığı ile yüklenmesi önemlidir. Suyun ağzını toz kaçmaması için kapatmayı unutmayın. Güneş ışığına çıkardığınızda kavanoza sert bir cisimle 10 kere vurun ve titreştirin. Bu titreşim suyun enerjisini yükseltecektir.
6- Günün sonunda suyunuzu içerin alın ve buzdolabına kaldırın. 7 gün boyunca her gün bu sudan içeceksiniz. Su bitene kadar kuvars kristalini çıkarmayın.
Alıntı

Hangi Yastığı Evin İçin Alırsın

unnamed-3[1]

Modern Bir Zevke Sahipsin

Sen, modern trendleri takip eden, etmese bile hiçbir zaman modernlikten uzaklaşmayan bir zevke sahip, çok klas bir insansın.

Klasik Bir Zevke Sahipsin
Sen, klasik moda ürünlerinden vazgeçemeyen, asil,insanın içini ısıtan, orjinal bir zevke sahipsin. Senden gelen hediyeleri kimsenin beğenmeme gibi bir lüksü olamaz çünkü senin zevkin, hiçbir zaman eskimeyen türden.

Orjinal Bir Zevke Sahipsin
Sen,orjinal şeylerden hoşlanan,kendine özgü bir tarza sahip,farklı ve klas bir zevke sahipsin.Evindeki eşyaların birbirleriyle uyumlu ama aynı zamanda da bir anlam ifade etmelerini istersin.Çok ince ruhlusun.

Sıra Dışı Bir Zevke Sahipsin
Sen,sıra dışı şeylerden hoşlanan,yeniliklere açık,modadan geri kalmayan bir zevke sahipsin.Evindeki eşyaların hem güzel görünmesini hem de eve daha sıcak bir hava katmasını istersin ve böylece evine gelen insanların da sık sık iltifatlarıyla karşılaşırsın.

Kaynak: baykush

Burcunuza göre dünyaya geliş nedeniniz?..

 

Astroloji düşünülenin aksine, bilimsel bağlantıların en güçlü kanıtlarla sunulduğu bir bilim dalı…

Astrolojiyle ilgili, dedikodu mahiyetini aşan, bilimsel çalışmaları, bulguları, öngörüleri dikkatlice okuyor ve üzerinde çalışıyorum…
Son olarak bana gönderilen; “burcumuza göre, dünyaya geliş nedenimiz ne?..”
“Tanrı bizi dünyaya getirirken burcumuzla birlikte hangi misyonu veriyor?..” isimli çalışma, hayli ilginç sonuçları keyifli bir dille anlatıyor…
İşte burcunuza göre, Tanrı’nın bize verdiği misyonlar:
Kendinizi anlayabilmek için, Tanrı’nın verdiği misyonları; Koç burcundan itibaren okumanız gerekiyor…
Burçlarla arasındaki bütünlüğü anlamak kapsamında…
Sadece kendi burcunuzu okumaya kalkarsanız, “hayatı kendinden ibaret sayan ve evreni anlamaya çalışmayan tüm küçük egolarda” olduğu gibi olaydan hiçbir şey anlamamanız kesindir…
Hepsini bir bütünün parçaları olarak görmeniz dileğiyle…

KOÇ: KENDİNİ BEĞENME ÖZELLİĞİ
Sana ilk tohumu ekme onurunu veriyorum…
Ektiğin her bir tohuma karşılık, elinde bir milyon tohum bulacaksın…
Fakat onların büyümelerini görecek vaktin olmayacak…
İnsanların aklına “BEN”i yerleştirecek ilk kişi sen olacaksın…
Fakat bu düşünceyi geliştirme, ya da hakkında soru sorma, senin görevin olmayacak…
Yaşamının sebebi; eylemdir…
Bu eylem insanlara “BENİM YARATICILIĞIMI” haber verecek…
İyi çalışabilmen için sana “KENDİNİ BEĞENME” özelliği veriyorum…

BOĞA: “SANA GÜÇLÜ OLMA YETİSİNİ VERİYORUM”
Sana tohumu madde haline getirme gücü veriyorum…
Başlanmış olan bütün işleri senin bitirmen gerektiği için, görevin çok sabır gerektiriyor…
Aksi halde tohumlar rüzgarda savrulup kaybolacak…
Yapmanı istediğim bu görev için soru sormayacak, işin ortasında düşünceni değiştirmeyecek ve başkalarından destek beklemeyeceksin…
Bunun için sana “GÜÇLÜLÜĞÜ”, yani “GÜÇLÜ OLMA” yetisini veriyorum…
Onu akıllıca kullan…

İKİZLER: “BİLGİYİ BULACAKSIN…”
Sana insanların çevrelerinde gördükleri şeyi anlamalarını sağlayabilmek için, cevapsız sorular veriyorum… İnsanların neden konuşup, neden dinlediklerini hiçbir zaman bilemeyeceksin…
Fakat cevabı bulmak için yapacağın araştırmalarda sana armağan olarak “BİLGİ”yi vereceğim… Bilgi’yi bulacaksın…

YENGEÇ: “SANA DUYGUYU ÖĞRETME GÖREVİNİ VERİYORUM…”
Sana insanlara duyguyu öğretme görevini veriyorum… Bütün duyguları yaşayarak öğrenmeleri ve olgunluğa ulaşmaları için, onları hem ağlatıp hem güldüreceksin…
Sana olgunluğu hızla arttıracak olan, “AİLE” armağanını veriyorum…

ASLAN: “YARATICILIĞIMIN GÖRKEMİNİ DÜNYAYA GÖSTERME GÖREVİ”
Sana yaratıcılığımın tüm görkemini dünyaya gösterme görevini veriyorum… Ancak azametinde dikkatli olmalı ve bu yaratıcılığın senin değil “BENİM” olduğu gerçeğini daima hatırlamalısın…
Eğer bunu unutursan; insanlar seni küçük görecekler… Bu görevi iyi bir şekilde yerine getirirsen, büyük haz duyacaksın… Bunun için sana vereceğim armağan “ONUR”dur…

BAŞAK: “SENDEN, YARATTIKLARIMI DİKKATLİCE SINAMANI İSTİYORUM…”
Senden insanların BENİM YARATTIKLARIMLA neler yaptıklarını sınamanı istiyorum… Onların ne yaptıklarını dikkatlice inceleyip, kusurlarını hatırlatacaksın; ve böylece BENİM YARATTIKLARIMI iyice öğrenmelerini sağlayacaksın…
Sana bunu yapabilmen için “SAF DÜŞÜNCEYİ” armağan ediyorum…

TERAZİ: “UYUMSUZLUK OLAN HER YERE SENİ YERLEŞTİRECEĞİM…”
Sana insanların birbirlerine karşı olan görevlerini hatırlayabilmeleri için, HİZMET erdemini veriyorum…
Böylece insanlar işbirliğini öğrenecek… Ve kendi davranışlarının diğer yönlerini de yansıtma yeteneğini elde edecekler… UYUMSUZLUK OLAN HER YERE SENİ YERLEŞTİRECEĞİM…Bu gayretlerin için sana armağanım “Sevgi” dir…

AKREP: “HAYVANSAL İÇGÜDÜLÜRLE ÖYLESİNE UĞRAŞACAKSIN Kİ…
Sana çok güç bir görev veriyorum…

Sana düşündüklerini anlama yeteneği verdiğim halde, anladıklarını söylemene izin vermeyeceğim…
Birçok kez gördüklerinle ACI çekecek ve bu acı ile “BEN”den uzaklaşacaksın…
Bu acının “BEN”den değil, benim yanlış anlaşılmış olmamdan doğduğunu unutacaksın…
Birçok insanı hayvan gibi görecek ve onların hayvansal içgüdüleriyle öylesine uğraşacaksın ki, yolunu şaşıracaksın…
Fakat en sonunda BANA döneceksin…
Akrep sana en üst armağanım olan “AMAC”ı veriyorum…

YAY: “BİRÇOK KİŞİNİN YAŞAMINA YALNIZ BİR AN İÇİN GİRECEK…”
Senden “BEN”i yanlış anlayıp, çaresizliğe düştüğünde insanları güldürmeni istiyorum…
Bu güldürme insanlara umut verecek ve bu umutla insanların gözlerini BANA çevirmelerini sağlayacaksın…
Birçok kişinin, yaşamına yalnız bir an için girecek ve girdiğin her yaşantıdaki huzursuzluğu tanıyacaksın… Sana karanlıktaki her köşeye erişip aydınlatabilmen için, “SONSUZ BEREKET” veriyorum…

OĞLAK: “SANA İNSANLARIN SORUMLULUĞUNU YÜKLÜYORUM…”

Senden insanlara çalışmayı öğretmek için alınterini istiyorum… Tüm insanların yükünü omuzlarında taşıyacağın için, bu görevin hiç de kolay değil… Ama bu boyunduruğun yükü için, sana insanların “SORUMLULUĞUNU” yüklüyorum…

KOVA: “YALNIZLIĞIN” ACISIYLA; BENİM SEVGİMİ ÖĞRENECEKSİN…

Sana insanların, tüm olanakları görebilmek için; “GELECEK” KAVRAMINI
veriyorum… “BENİM SEVGİMİ” kişiselleştirebilmen için, “YALNIZLIK” acısını çok duyacaksın… İnsanların gözlerini yeni olanaklara çevirebilmeleri için, sana “ÖZGÜRLÜĞÜ” armağan ediyorum…

BALIK: “SENDEN İNSANLARIN ÜZÜNTÜLERİNİ GETİRMENİ İSTİYORUM…”
Sana hepsinden daha güç bir görev veriyorum…
Senden insanların ÜZÜNTÜLERİNİ toplayıp, BANA geri getirmeni istiyorum…
***
Senin gözyaşların sonunda benim gözyaşlarım olacak…
Senin topladığın üzüntüler, insanların BENİ yanlış anlamalarından doğmuş üzüntülerdir…
Senin onlara vereceğin “ŞEVKAT”le onlar yeniden BENİ anlamaya çalışacaklar…
Bu güç görev için sana en büyük armağanı veriyorum…
Sen oniki çocuğum arasında BENİ tek anlayan olacaksın…
***
Fakat bu anlayış yalnız senin içindir…
Sen onu insanlara anlatmak istediğinde, onlar seni dinlemeyeceklerdir…
Yazar: Reha Muhtar

%100 DÜŞÜNCE GÜCÜ VE İLGİNÇ BİR TEST

peri[1]
Bir düşünsenize, insanoğlu tüm islerini tek parmakla yapıyor olsa idi, o zaman 10 parmakla donatılmış olarak doğmazdık. Eğer beyin hücrelerimizin sadece %10′u mutlu, seviyeli bir yaşantı sürdürmeye yetse idi, kafamız tam 10 kati daha fazla hücre ile dolu olmazdı. Aslında, insanoğlu dünyada beyin kapasitesinin % 100′ünü kullanmayan tek varlıktır. İnsanoğlu ayni zamanda, beraber yasadığı diğer canlılar ile sürekli uyumsuzluk halindeki tek varlıktır.
Yunuslar da benzer bir beyin ile donatılmışlardır, ancak onlar beyin kapasitelerinin tümünü kullanarak yaşamlarını akilli, eğlence sever, çevreleri ile uyumlu varlıklar olarak devam ettirmektedirler. İnsanların da daha fazla beyin kapasitesinin kullanımı ile daha mutlu, daha uyumlu bir yasam sürebileceğini söylemek yanlış olmaz. Siz hiç, beyninin % 100′ünü kullanan birisinin suç, savaş, açlık, salgın hastalık, ön yargı ve çevre katliamı ortamlarında olabileceğini düşünebiliyor musunuz?

Başka bir deyişle, bizler de ayni diğer canlılar gibi mükemmel yaratılmışız; ancak, onlar gibi tüm potansiyelimizi kullanamıyoruz. Neden? Belki, bizler diğer canlılar gibi enerji kaynağına nasıl bağlanacağımızı artik bilemiyoruz ya da kendi özgür irademizi kullanma konusu umurumuzda değil. Belki de özgür irade, sadece bedeninin tepkilerine cevap veren % 10 kullanımlı insanlar için çok karmaşık bir ifade.

Bu potansiyelin kullanılmamasının nedeni ne olursa olsun, burada da kullanmazsan kaybedersin gerçeği ortaya çıkmakta ve normal bir insan yanlış kullanım veya kullanıl-mama yüzünden günde 100.000 beyin hücresini kaybetmektedir. Bu potansiyel değerlendirilmedikçe de, kişinin durumu zamanla daha kötüye gitmektedir. Sizce neden Alzheimer, Parkinson gibi hastalıkların oranı dünyanın doğum oranı ile ayni oranda büyümektedir. Peki, çözüm ne?
Gerçekten de beynimizin tam kapasitesini kullanabilir, bu sayede yasam kalitemizi yükseltebilir miyiz? Tabii ki yapabiliriz. Hafıza kaybına uğramak yerine hafıza sihirbazı, en basit problemlerden bunalan kişi yerine yaratıcı bir dahi, mutluluktan uzak, tekdüze yasam tarzı yerine diğer canlılar ile tam ve değişken bir uyum içerisinde olmayı öğrenebiliriz.
Aslında yaşam düşündüğümüzden daha zor. Parasızlık, kötü geçen çocukluk ya da çevremizdeki diğer insanlar, dış etken olarak insanin kişiliğini etkiler. Ama tüm olumsuzluklara rağmen, kötü başlangıç yapıp sonra da istikrarlı, mutlu bir yasam kuran insanlar da vardır. Bu kişiler, kendini yetiştirmenin ve sürekli geliştirmenin faydalarını fark etmiş, öğrenmiş insanlardır. Kişi, kendini tanıma sürecini geliştirdikçe, aslında içinde bulunduğu konumu veya durumu ile ilgili gerçeğin, tamamen kendi bilinçli, içgüdüsel veya tepkisel seçimlerinden kaynaklandığı fark eder.
Aklın ve vücudun tam ve doğru kullanımı ile kişinin kendini daha iyi hissetmesi, dolayısı ile ruhsal gelişimi, daha bilinçli bir yasam tarzı seçmesini sağlar.
Birçok insan tekdüze günlük hayata takılmakta, sadece tepkisel davranışlar sergilemekte böylelikle çevresindeki birçok olasılıkları ve seçenekleri görememektedir. %100 beyninizi harekete geçirmek için aşağıdaki beyin jimnastiği testini yedi gün boyunca deneyin ve bu kısa süre içerisinde ne kadar yol aldığınızı görün.

Testteki her bölüm beyninizin baksa bir bölgesini çalıştırmaktadır.
1. Vücudunuzu değişik yeni yöntemler ile sınayın. Normalde hangi elinizi kullanıyorsanız bir günlüğüne saçınızı taramak, dişlerinizi fırçalamak, çayınızı karıştırmak gibi basit işlemlerde elinizi değiştirin. Gözünüzü kapatın ve eşyaları hissederek odanızın içinde dolasın. Sesleri dinleyin, çevredeki kokuları duymaya çalısın. Yere düsen eşyaları ayağınız ile almaya çalısın, kapıyı, buzdolabını ayağınız ile kapatın. Okuduğunuz kitaptan bir sayfayı yan tutarak, bir sayfayı da ters tutarak okumaya çalısın.
2. Normalde sorgulayıp, eleştireceğiniz bir kişi hakkında onu onurlandıracak bir iltifat bulmaya çalısın. Kişi hakkındaki yargınızı sorgulayıp, kendinizi onun yerine koyup durumu tekrar gözden geçirin.
3. Buzdolabınızı açıp, birkaç saniye içindekileri gözden geçirin. Kapatıp içinizden tekrarlayın. Ayni şeyi bir oda içindeki eşyalarda, bir mağaza vitrinindeki kostümlerde, duvarda asili detaylı bir resimde deneyin. Adetleri, büyüklükleri, renkleri hatırlamaya çalısın.
4. Her gün beş dakika kendinizi başka bir insan yerine koyun. Sizin su anda olduğunuz durumda o kişinin neler hissedebileceğini, neler düşünebileceğini hayal edin.
5. Kendinizi moralsiz veya keyifsiz hissettiğinizde, hayatta en çok istediğiniz şeyin ne olduğunu hatırlayıp, başarılı olmanız için ne yapmanız gerektiğini tekrarlayın. Ne zaman negatif bir düşünceye kapılırsanız, kafanızda yarattığımız bu küçük pozitif filmi tekrarlayın.
6. Gün içerisinde her saat başı, birkaç saniye için önceki saat içerisinde ne olduğunu düşünün. Günün sonunda, tüm günün bir değerlendirmesini yapın. Hatırlayamadığınız küçük parçalar sizin gün içerisindeki çok fazla bilinçli olmadığınız dakikaları gösterir.
7. Günlük hayatınıza adaptasyon ve esneklik kazandırmak için her gün farklı bir şey yapın. Alışverişinizi değişik dükkândan yapın. Eve geliş yolunuzu değiştirin. Evde ekmek veya kek pişirin. Farklı bir spor yapın. Kendinizi yeni bir komsuya tanıtın.
Her gün ayni şeylerin yapılması beynin hep ayni bölümlerinin kullanılmasına, diğer bölümlerin körelmesine yol açar. Unutmayın çeşitli, farklı uyarımlar, beyin kapasitesinin kullanımı için en önemli anahtardır. Ayni zamanda sizi yoran, sizi zorlayan, rahatsız eden alışkanlıklarınızı bırakmanızı da kolaylaştırır.
İstediğiniz rüyayı görmeyi veya uyandığınızda gördüğünüz rüyayı hatırlamayı istemez misiniz?

Simdiye dek zorladigimiz kapıları belki açacağız belki de yanlış kapının önünde beklediğimizi fark edecegiz.Hepimize hayırlı olsun

26112385_1056800161128407_5113837705650025281_n[1]

1971 sonu ve 1972 doğumlular ya da natal haritasında 29 drc başak, 0 ila 1 drc Terazide Plüton ‘u olanlara diyecek sözüm var. 😊 Transit Satürn oğlak burcuna geçti artık ve ciddi bir yapılanma dönemi içindesiniz. Yıkılanlari toplama,kararlı bir şekilde yaşama yeni bir yön verme zamanı şimdi.
Koç Noktasından giriş yapan Satürn üstelik de natal Plüton ile de birlikte çalışınca, toplumsal anlamda ortaya kalıcı işler koymak için müthiş bir enerjiyi ortaya çıkartacak. Bu gücü yıkıcı, acımasızca ve amaçsız bir şekilde de kullanabilir; herkesin nefretini kazanabilirsiniz ya da bu muazzam gücü yapılandırıp, şimdiye dek yapamadığınız şeyleri gerçekleştirmek için sıçrama tahtası olarak da kullanabilirsiniz. Seçim sizin , seçim bizim 😊 Hayatin içindeki ve asıl ruhun derinliklerindeki yabani otları ayıklama zamanı…Simdiye dek zorladigimiz kapıları belki açacağız belki de yanlış kapının önünde beklediğimizi fark edecegiz.Hepimize hayırlı olsun

Kaynak: Hülya Değer Facebook Sayfası

Gribe karşı etkili doğal savaşçılar

ekinezya-faydaları[1]

 

Grip sezonuna yenik düşenler veya gribe karşı dimdik durmak isteyenler için Beslenme ve Diyet Uzmanı Neşe Ceylan gribe karşı etkili 10 besini sıraladı. Grip sezonuna yenik düşenler veya gribe karşı dimdik durmak isteyenler için Beslenme ve Diyet Uzmanı Neşe Ceylan gribe karşı etkili 10 besini sıraladı.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Neşe Ceylan “Özellikle soğuk kış aylarında soğuk algınlığı ve gripten korunmak için C vitamininden zengin gıdaları tüketmek gerekmektedir. Çok önemli bir antioksidan olan C vitamini, vücuttan toksik maddelerin atılmasında ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemli bir role sahiptir. Bunların yanında A ve E vitamini, demir, çinko, omega-3 gibi yağ asitleri vitamin ve mineraller de bağışıklık sisteminin güçlenerek gribe yakalanma riskini azaltmaya yardımcı olmaktadır. Probiyotik ve prebiyotikler ile lifli gıdalar da bağırsak florasını dengeleyerek yine bağışıklık sistemini güçlendirerek gribe karşı kalkan görevi görmektedir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Neşe Ceylan, gribe karşı 10 doğal savaşçıyı sıraladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.
Narenciye
Limon, portakal, mandalina gibi C vitamininden zengin gıdaları kış aylarında tüketmek gripten korunmak için en iyi yollardan biri. Özellikle sabahları kalkınca limon dilimli ılık bir su içmek limonun antioksidan etkisiyle güne daha zinde başlamaya ve soğuk algınlığından korunmaya yardımcı oluyor. Ancak tansiyon düşürücü etkisinden dolayı, düşük tansiyonu olanların daha dikkatli olmaları gerekiyor. Portakalı ve diğer meyveleri, suyunu içmek yerine posasıyla tüketin.
Sarımsak
Sarımsak vücudumuza giren mikroplarla savaşıyor, bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor. Soğuk algınlığı ve gribe karşı etkili. İçeriğindeki allicin biyoaktif bileşeni sarımsak çiğnendiğinde, dövüldüğünde veya kesilerek tüketildiğinde açığa çıkarak daha çok fayda sağlıyor. Hafif bir nezle başlangıcınız varsa -ancak mide ile ilgili bir probleminiz yoksa- gece yatmadan önce doğranmış bir diş sarımsağı limon suyuyla yutarak gribe yakalanma riskini azaltabilirsiniz.

Ekinezya
Özellikle soğuk algınlığı ilaçlarında, öksürük damlalarında önemli bir kaynak olan ekinezya, bağışıklık sistemini güçlendirerek üst solunum yolları tedavisinde etkili oluyor. C vitamini, flavanoidler gibi antioksidanlarca da zengin. Çay olarak kaynamış suyun içerisine bir tutam atıp, kapağı kapatın ve demlemeye bırakın. Günde bir fincan tüketebilirsiniz. Fakat hamilelik döneminde ıhlamur dışında, ekinezya da dahil olmak üzere diğer bitki çayları tüketilmemeli. Rahim kasılmalarını, kanama riskini artırarak kötü sonuçlara yol açabiliyor.
Yoğurt ve kefir
Probiyotik ve prebiyotik kaynakları düzenli tüketildiğinde bağırsak florasını ve bağışıklık sistemini güçlendirerek grip ve soğuk algınlığından korunmaya yardımcı oluyor. Yoğurt; içerdiği laktik asit ile mikroplara karşı vücudun savunma sistemini geliştirirken; kefir de yoğurttan farklı olarak; sindirim sistemine yararlı bakterilerin yerleşmesini sağlayarak bağırsak florasını dengeleyip, bağışıklık sistemini destekliyor ve hastalıklara karşı koruyor.
Adaçayı
Beslenme ve Diyet Uzmanı Neşe Ceylan “Adaçayı içerdiği uçucu bileşenler sayesinde; özellikle grip ve soğuk algınlığının yol açtığı boğaz ve ağızdaki iltihaplanmayı, enfeksiyonu önlemeye yardımcı oluyor. Hazırlama şekli önemli; bir tutam adaçayını kaynayan suya atıp 5 dakika demlenmesini sağlayarak ister 1 fincan tüketerek ister gargara yaparak kullanabilirsiniz. Ancak daha fazla miktarda ve her gün düzenli tüketilmesi erkeklerde hormonal değişikliklere , hamilelerde ise kanama riskini ve kasılmaları artırarak erken doğum riskine sebep olabilmesi açısından fazla miktarlarda ve uzun süre tüketilmesini önermiyoruz ” diyor.
Balık
Omega-3 ve proteinden zengin balık, içerdiği A ve B grubu vitaminler sayesinde bağışıklığı güçlendiriyor. Özellikle balık mevsimi olan kış aylarında haftada 2-3 gün ızgara, fırın veya buğulama balık tüketmek grip ve soğuk algınlığına karşı koruyor.
Ispanak
İçerdiği C ve E vitaminleri ile bağışıklığı kuvvetlendirerek soğuk algınlığı ve gripten koruyor. Enfeksiyonu önleyen, kanserle savaşan maddeleri de barındıran ıspanak; içeriğindeki demir, kalsiyum ve magnezyumla kemiklerin güçlenmesine de fayda sağlıyor.
Fındık, ceviz, badem
Özellikle fındık, ceviz ve badem gibi yağlı tohumlar içerdikleri E vitamini, çinko, magnezyum , omega 3 gibi yağ asitleri, vitamin ve mineral içeriklerinden dolayı bağışıklık sistemini güçlendirerek gribe karşı kalkan görevi görüyor. Günde bir avuç tüketebilirsiniz. Fındık ve bademi kavrulmamış, çiğ tüketmek faydalı.
Nar
Özellikle kırmızı rengini veren ‘antosiyanin’ bileşeni sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiren nar, gripten kansere dek birçok hastalığın önlenmesine yardımcı oluyor. Özellikle narın suyunu sıkıp içmek yerine bir büyük narın yarısını tüketmek çok daha fazla fayda sağlıyor.
Su
Beslenme ve Diyet Uzmanı Neşe Ceylan “Grip ve soğuk algınlığında vücudumuzdan toksinlerin ve mikropların daha kısa sürede atılabilmesi için mutlaka yeterli su tüketimine ihtiyaç vardır. Özellikle griple beraberinde gelebilecek olan yüksek ateş, ishal vb. gibi durumlarda yüksek sıvı kayıplarına karşı günlük 10-12 bardak su tüketmek gerekmektedir” diyor.

© Milliyet Gribe karşı etkili doğal savaşçılar kaynak: msn yaşam

İçimizdeki Zehirli Mantarları Artık Yemeyelim…

1
Bu nasıl başlık demeyin metafor yaptık herhalde. Buradaki zehirli mantarlardan kastım içimizde biriktirdiğimiz kin, nefret, öfke, kıskançlık, pişmanlık gibi negatif duygular ve bu duyguların sağlığımıza verdiği zararlar. Bu tip duyguları senelerce içimizde biriktiriyoruz, biriktiriyoruz, biriktiriyoruz ve gün geliyor nur topu gibi bir sağlık problemiyle karşı karşıya kalıyoruz. O zaman da “ayıkla pirincin taşını” durumu ortaya çıkıyor.
İşin komik tarafı bu tip duyguları bizde yaratan insanlar kendi dünyalarında mutlu mesut yaşarlarken ve bizde yarattıkları bu duyguların hiç farkında değillerken ya da aldırmıyorlarken, biz “keskin sirke küpüne zarar” lafındaki gibi yerimizde köpürüp köpürüp duruyoruz. Üstelik bu duyguları yaratan insanları da zihnimizin başköşesine oturtuyoruz. Nereye gitsek onları da götürüyoruz, ne seyretsek ne okusak mutlaka bir ilişki kuruyoruz. Arkasından gelsin uykusuz geceler, sebepsiz ağlamalar, hırs içinde “facebook” sayfalarını incelemeler…
Bize yazık değil mi arkadaşlar? Bizimki de can değil mi? En iyisi affediverin gitsin gari… Sonra ohh bugüne gelin rahatınızla, huzurunuzla yaşayın gidin. İnsanlara konuştuğumda herkesin aslında bir affetme çabası içinde olduğunu, “tamam affedeyim de nasıl yapayım” dediğini çok duydum. İşte zurnanın deliğinin zırtladığı yerlerden biri de burası zaten.
Nasıl affedeceğiz? Bunun için bir kaç örnek versem de kötü haber maalesef herkesin kendi yöntemini bulmak zorunda olduğu. Bağ koparma çalışmaları, meditasyon, chi kong, tai chi çalışmaları, bio enerji seansları sayabileceğim yöntemlerden bazıları. Bağ koparma çalışmasına kısa bir örnek vermeye çalışayım: Ilık bir duş alıp rahatlayın sessiz sakin bir köşeye geçin ve kendi kendinize şu sözleri tekrarlayın “herkes kendi tekamülü sırasında elinden geleni yaptı ve her şey olması gerektiği gibi oldu, onu bana öğrettikleri için teşekkür ediyor ve sevgiyle uğurluyorum”. Aslında karşınızdakini bağışlayıp serbest bıraktığınızda esas kendi ruhunuzu özgürleştirdiğinizi, sağlığınızı geri kazandığınızı unutmayın.
Tabi yapılması gereken bir çalışma daha var o da kendinizi affetme çalışması. Çünkü bütün yaptığınız ya da yapmadığınız, söylediğiniz ya da söylemediğiniz şeyler için mutlaka kendinize kızgınlığınız da içinizde giderek büyümüştür. Tabi bu da ruhunuzu bir yangın yerine çevirmiştir. Affedin gidin gari kendinizi. Sonuçta bu dünyaya hepimiz öğrenmeye gelmedik mi? Hata yapmaya gelmedik mi? A keşki tüm bunları yaşamasaydık, keşki ruhumuzu yangın yerine çevirecek deneyimlerden geçirmeseydik diyoruz değil mi? Ya her şey olması gerektiği gibi olmuşsa. Ya bütün bunları deneyimlememiz gerekiyorduysa ne olacak. Artık ah vah etme zamanı değil, öğrenip, ders alıp yola devam etme zamanı.
Ne olur artık kendimizi sevelim, affedelim, çevremize ışığımızı yayalım, el ele tutuşup önce yakın çevremizi, sonra halka halka büyüyerek dünyayı daha iyi bir yere getirmeye çalışalım. Ama nasıl merdivenler teker teker çıkılırsa, biz de önce kendimizden ve içimizdeki duyguları temizlemekle başlamalıyız. Yoksa ne kendimize ne de çevremize bir faydamız olur.
Eee o zaman neymiş bugün önce kendimizi sonra herkesi affediyoruz ve uzun zamandır olmadığımız kadar rahat ve huzurlu bir şekilde arkamıza yaslanıp yemeğimizi afiyetle yiyoruz. Bunu yaptıktan sonra hala kendimize ve başkalarına kızmaya devam mı ediyoruz, ne olur vazgeçin, inanın kimseye bir faydası yok özellikle de size. Gidin reiki seanslarına, gidin Hindistana, gidin yogaya, gidin bio enerji seanslarına, konuşun, dertleşin, enerjinizi dengeletin, bilmiyorum belki aklınıza başka bir şey gelmiştir, gidin onu yapın. Ne yaparsanız yapın ama lütfen bu yolda çalışın. Haaa geçmişi de temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp aklınıza getirmeyin, eski yemek nasıl mideyi bozarsa, kötü anılarda ruhu bozar unutmayın.
Önce kendiniz, sonra çevreniz sonra da dünya için yapın bunu. Hadi ne duruyorsunuz. Doğru çalışmaya…
Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Bu hayatta ne öğrendin diye soranlara şunları söylemek isterim;

IMG_4391
Her zaman kalbimin sesini dinlemem gerektiğini öğrendim…
Özgür iradeye saygı duymak gerektiğini öğrendim…
Yumuşaklığın dayanıklılığını, yanıma almayı öğrendim…
Dostluğun; bizlere bahsedilmiş en kıymetli armağan olduğunu öğrendim…
”Bu da gelir bu da geçer” demeyi öğrendim…
Yaşam boyu öğrenci olmanın önemini öğrendim…
İnsanın bu hayatta bir duruşu olması gerektiğini öğrendim…
Seçimlerimin sonuçlarına razı gelmeyi öğrendim…
Kimseyle yüzgöz olmamak gerektiğini öğrendim…
Kızgınken susup oturmak gerektiğin öğrendim…
Boşa konuşmayı değil, yapmanın esas olduğunu öğrendim…
Hatır, gönül için hiç bir şey yapmamayı öğrendim…
Sağlıklı olmanın nimetini, Şükür kelimesinin sihrini öğrendim…
Önce ”Allah” sonra ”Ben” demesini öğrendim…
Hayatımın merkezini kendim yapmayı öğrendim…
Ömer Hayyam’dan ” Ben varsam bu dünya var, ben yok o da yok” demesini öğrendim…
İşte bu kadar basit :))..
Sağlıcakla,
Anette İnselberg

Burcunuzun Gizli Gücünü Biliyor musunuz? Ait Olduğunuz Burca Göre Mistik Gücünüzü Öğrenin

burcunuza-gore-gizli-gucunuz[1]

 

Farkındalığımızı geliştirirsek aslında her birimizin sahip olduğu gizli mistik güçlerimizin farkına varabiliriz. Mistik güçlerimiz ise farkında olmasak bile çoğu kez burçlarımıza dayanır çünkü burç işaretlerimiz ruhani tarafımızın oluşmasına büyük katkıda bulunan önemli bir uzantımızdır. Mistik yeteneklerinizin farkına vardığınızda güvenle ve kabul ederek uygulayın. Ne kadar çok bağlantı kurarsanız o kadar çok bu yeteneklerinizi geliştirirsiniz.
İşte burcunuza göre mistik güçleriniz:

Koç (21 Mart-19 Nisan)

Mistik gücünüz doğru zamanda doğru yerde olmak. Sizin için en güncel popüler olayları bulmak daha kolaydır. Hatta bunu efor sarf etmeden yaparsınız. Mesela, normal bir şekilde yürürken küçük bir konserde eğlenen insanlara rastlarsınız. Hatta o konseri veren kişi o zamanlar yalnızca ailesine ve arkadaşlarına hünerlerini sergiliyordur. Ve sonradan bir bakmışsınız ki o konseri veren kişinin konserine bilet alabilmek için insanlar ne paralar saçıyor.
Boğa (20 Nisan-20 Mayıs)

Mistik gücünüz sınırları hissetmektir. Boğa olarak, işte bu ‘’sınırlar’’ anlayışına sahipsiniz. Bu sınırlar geçildiğinde gerilimin nasıl arttığını bilirsiniz. İnsanların başkalarıyla arasına koyduğu sınırları asla geçmemek sizin için çok kolaydır. Aynı zamanda diğer insanların ne zaman sizin sınırlarınıza geçmeye çalıştığını da bilirsiniz. Sınırlarınızı geçmeye çalıştıklarında her şey daha kötü bir hal almadan onların üstüne gitmekten korkmazsınız.
İkizler (21 Mayıs-21 Haziran)

Mistik gücünüz doğru kelimeleri bulmaktır. İkizler 5 duyusuyla birleşen bu içgüdüye sahiptir bu yüzden 6.hisse gerek duymazlar. İkizler olarak harika konuşan birisiniz ve doğru kelimeleri söylemeyi biliyorsunuz. İnsanlar bunu nasıl yaptığınızı merak edebilir ancak; yalnızca siz bilirsiniz bu kelimelerin mistik gücünüzden geldiğini.
Yengeç (22 Haziran-22 Temmuz)

Mistik gücünüz içgüdülerinize güvenmenizdir. Diğer insanların ne hissettiğini anlamanızı sağlayan duygusal yeteneğiniz var olduğu için neler olacağını tahmin etmek sizin için daha kolaydır. Numara yaptıklarını hissettiğiniz bir sıkıntıyla karşılaştığınız zaman sezgilerinizi gösteriş yapıyormuşsunuz gibi yorumlarlar. Ancak kimse bilmez size o güveni verenin ruhani hisleriniz olduğunu.
Aslan (23 Temmuz-22 Ağustos)

Ruhani gücünüz doğru zamanı bulmaktır. Bir aslan olarak, an be an hem fiziksel olarak hem de manyetik olarak dünyanın ahengine güçlü bir şekilde bağlısınız. Doğru zaman geldiğinde bir anda ortaya çıkıverirsiniz. Mesela, parti 6’da başlıyordur ancak siz 9.30’da gidersiniz, işte o da asıl eğlencenin başladığı saattir.Ne zaman geleceğinizi, ne zaman konuşacağınızı ve ne zaman hamle yapacağınızı iyi biliyorsunuz.
Başak (23 Ağustos-22 Eylül)

Mistik gücünüz fırsatları ve tehditleri hissetmektir.
Önceden bir şeyi bilebilme ve hatta doğru tahmin edebilme yeteneğine sahipsiniz.
Mistik hissiniz size bir binanın gelecekte etrafında neler olacağını, nasıl bir konumda olacağınızı bile söylüyor. İşte bu his bir yere taşındığınızda ideal bir aile kurabilmek için nereleri tercih etmeniz gerektiğini söylüyor.
Terazi (23 Eylül-22 Ekim)

Mistik gücünüz diğer insanları kendinizden daha iyi tanımanızdır. Diğer insanları okuyabilme yeteneğine sahipsiniz. İsteklerini ve bir sonraki hamlelerinin ne olduğunu anlıyorsunuz.Ancak kendinizi başkalarını tanıdığınız kadar yeterince tanımıyorsunuz. Biri sizle yakınlaştığı zaman 6.hissinizi kaybetmeye meyillisiniz.

Akrep (23 Ekim-21 Kasım)

Mistik gücünüz insanları elekten geçirebilme yeteneğine sahipsiniz.
Çok sevecen birisiniz ve bunu yoğun bir şekilde belli ediyorsunuz. Aradığınız tutkuda kelimeler sizin için zayıf kalır. Bir flörtle gerçek aşkı arayan birini ayırt edebilme yeteneğiniz var. Ayrıca başka birinin bir arkadaşınıza duyduğu gerçek ilgiyi de hissedebiliyorsunuz.
Yay (22 Kasım-21 Aralık)

Mistik gücünüz başarıyı sezmektir. Yay, doğal bir iyimserdir. İşte bu size doğru fırsatları nerede aramanız gerektiğini gösteriyor. Bazı insanlar planlar, grafikler yapar hatta uzmanlardan yardım alırlar ancak siz bunların hiçbirine ihtiyaç duymazsınız çünkü aşkta ve işte ne zaman ne yapacağınızı bilirsiniz.Başarı kovalama konusunda da çok iyisiniz.
Oğlak (22 Aralık-19 Ocak)

Mistik gücünüz doğru adımı atmaktır. Bazı insanlar iniş çıkış yaşarlar ancak oğlaklar hayatın doğru temposunda ilerler. Şartlar öyle göstermese dahi ortaya çıkma zamanının ne zaman geleceğini iyi bilirsiniz. Hayatınızda en doğru zamanda radikal değişiklikler yaparsınız. Yerinizi sağlamlaştırarak başarı merdivenlerinden rahatça çıkarsınız.
Kova (20 Ocak-18 Şubat)

Mistik gücünüz zihin okumadır. Başkalarından istediklerinizi elde etme konusunda doğuştan yeteneklisiniz. Çünkü diğer insanların zihninde neler geçtiğini okuyabiliyorsunuz, onlarla anlaşmak sizin için zor değil. Anlaşırken istekleriniz onların dileklerini dönüşür bir anda.
Balık (19 Şubat-20 Mart)

Mistik gücünüz duyguları sezinlemektir. Bulunduğunuz ortamın ve kişilerin enerjisini çok kolay bir şekilde seziyorsunuz. Karşınızdaki insanın aslında ne düşündüğünü, söylediği şeyin gerçekte ne anlama geldiğini hemen anlayabiliyorsunuz. Herkesten önce sezdiğiniz birşeyin ileride gerçek çıktığına birçok kez şahit olmuş olabilirsiniz.

http://filoji.com/burcunuzun-gizli-gucunu-biliyor-musunuz-ait-oldugunuz-burca-gore-mistik-gucunuzu-ogrenin/

Eklem Ağrısını Hafifletmek için Jelatin Tedavisi Nasıl Yapılır?

jelatin-[1]
Jelatin, eklemlere kollajen sağlamak ve eklem ağrısını azaltmak için oldukça etkili bir yöntemdir. Tüketerek daha etkili olsa da eklemlerinize uygulayarak da kullanabilirsiniz.

Neredeyse herkes eklem ağrılarından muzdariptir.
Genellikle atletlerde sporla uğraşan insanlarda yaygın olsa da, yaralardan, genetik koşullardan ya da hareketsiz kalmanın sonucu olarak da ortaya çıkabilir.

Eklem ağrısı olan insanlar, günlük faaliyetlerini gerçekleştirirken zorluk yaşarlar. Hatta bazen hareketlerinde kısıtlamaya sebep olabilir.
Bu durum kollajen seviyesinde ciddi bir düşüş olduğunun göstergesi olabilir. Kollajen kıkırdak dokusunun, kemiklerin ve tendonların temelinde biriken bir proteindir.
Neyse ki, eklem ağrılarını azaltmak için oldukça etkili doğal bir çözüm bulunmaktadır.
Bu da, jelatin tedavisidir. Bir çok sağlık uzmanı tarafından tavsiye edilen bir tedavidir.
Bugünkü yazımızda bu amaç için kullanılmasının dışında jelatinin başlıca yararlarından bahsedeceğiz.
Eklemler için jelatin kullanmanın yararları nelerdir?

Jelatin, mutfakta farklı amaçlar için kullanılan, marketlerde sıkça rastalanan ve oldukça ucuz bir yiyecektir. Aynı zamanda sağlık ve güzellik alanlarında da kullanılır.
Besin açısında, hayvan kollajenin işlenmesiyle oluşan ciddi miktarda protein içerirler.
Binlerce insan, eklem sağlığı için beslenmesine jelatinin eklemiş durumda çünkü bağlayıcı dokuları yenileyici ve koruyucu besinler içerir.
%90’ı hayvan derisi ve iskelet sistemi proteinleri içerirken %2’si mineral tuzlar ve %8 su içerir.

Bu bileşenler, vücudun kollajen sentezlemesine yardımcı olduğu için iyileştirici etkisiyle ön plana çıkar.
Düzenli olarak jelatin tüketimi, eklemleri korur ve tırnak, saç, diş ve cilde ekstra koruma sağlar.

 

Osteoartrit gibi vücudun bağlayıcı dokularının etkilendiği durumların tedavisi için önerilir. İçerdiği besinler iltihabın oluşmasını azaltır ve yırtılan kıkırdak dokunun tedavi olmasını sağlar.
Vücudun kas kütlesi oluşturması için gerekli olan arginin ve glisin gibi başlıca amino asitleri içerir.
Kolestrol ve yağ içermez. Metabolizmayı hızlandırır ve kilo vermeyi kolaylaştırır.
Ağır yiyeceklerin sindirimini kolaylaştıran maddeler içerir, karın ağrısı ve gaz oluşumunu hafifletir.

Tedavi olarak uygulandığında, elastikliği arttırır, tendonların ve bağların zarar görmesini engeller.
Bunlar da yetmezmiş gibi, içerdiği besinler bağışıklık sistemini güçlendirir ve hastalıkların oluşmasını engeller.
Ekleme ağrısını azalatmak için jelatin tedavisi
Eklem sağlığını korumak için günde 10 gr jelatin tüketilmesini öneriyoruz. Pastalarda, smoothielerde ve diğer tariflerde kullanarak jelatin tüketimini sağlayabilirsiniz.
Jelatinin tedavi edici özelliklerinden yararlanmak istiyorsanız, özellikle eklem ağrısını azaltmak için oluşturulmuş bir dizi tedaviyi kullanmanızı öneriyoruz.
Jelatin ve soğuk su

Bu tedavi, her gün aç karna kahvaltıdan en az yarım saat uygulanmalıdır. Tadını güzelleştirmek ve daha kolay tüketmek için taze portakal suyu ile içebilirsiniz.
Malzemeler
1/2 yemek kaşığı sade jelatin (5 gr)
1/2 bardak soğuk su (100 ml)
1/2 bardak sıcak su (100 ml)
Hazırlanışı
Jelatini soğuk suya dokun ve bir gece bekletin.
Ertesi gün, sıcak suyu ekleyin ve ısıtın.
Tamamen çözüldüğünde ocaktan alın ve tüketmeye başlayın.
Süt jelatin
Doğal süt jelatini, sağlık için jelatin tüketimini arttırmanın bir başka yoludur.
Süt jelatini, kıkırdağı kayganlaştırır, güçlenmesini ve korunmasını sağlar.
Malzemeler
2 yemek kaşığı sade jelatin (20 gr)
3/4 bardak soğuk süt (150 ml)
Hazırlanışı
Jelatini soğuk sütte çözdürün ve bir gece bekletin.
Eğer tatlandırmak isterseniz biraz bal ekleyebilirsiniz.
Kaynatmadan ısıtın.
Ocaktan alın, soğumaya bırakın ve için.
Haftada en az arka arkaya 3 defa yapılmalıdır.
Jelatin kompres

 

Jelatin kompres, eklemlere çok sayıda besin sağlamaz ancak ağrıyı ve iltihabı azaltmak için harika bir yoldur.
Malzemeler
1 yemek kaşığı sade jelatin (10 gr)
1 litre su
1 geniş bandaj
Streç film
Hazırlanışı
Bandajı sıcak suya batırın bir kaç defa katladıktan sonra sade jelatini ekleyin.
Ağrıyan ekleminizin etrafına sarın ve streç filmle üstünü kapatın.
20 dakika bekleyin, her gün tekrar edin.
Çok fazla jelatin kullanmamanız gerektiğini unutmayın çünkü mide, karaciğer ve damar sertliği problemlerine yol açabilir.
Tavsiyelere uyun ve jelatinin yararlarının tadını çıkarın.

Ağaç Ev Testi: Bu Test İle Karakteriniz Hakkındaki Saklı Gerçekleri Öğreneceksiniz!

bu-evlerden-hangisini-daha-sicak-buldunuz-test-filoji[1]

 

Hepimiz evimizden uzakta kendi standartlarımıza göre mükemmel arada kaçamak yapmak isteyeceğimiz bir ev hayal ederiz. Tüm duyularımızı tamamıyla dinlemeye alabileceğimiz bir ev.
Aşağıdaki resimlere baktığınızda hangi evin üstünüzdeki bütün yükten bir nebze olsun arınmasını sağlayacağını düşünün ve seçimizi yapın.

 
1- Hayalperest

Hayallerinizin mütevaziliği sayesinde, onlara gerçekten ulaşabiliyorsunuz. Sarsılmaz bir kararlılığa ve sert bir tutuma sahipsiniz.Yaratıcı ve başarılı olmanın yollarını düşünen bir kişiliğe sahipsiniz. Belki de bu yollardan bazılarını çoktan uyguladınız. Eğer hayalinizdeki ev ile ilgili gerçekten bir adım atarsanız, bu ev önümüzdeki yıl içinde sizin olacaktır. Çok geçmeden, herkes özlem duyduğunuz ve hak ettiğiniz saygıyı size gösterecek. Senin bir konuşmacı olmanın yanı sıra aynı zamanda bir başarıyı yakalamak için gerekli adımları atmak isteyen bir yapıya sahipsin.Pozitiflik senin ikinci adınız
2- Rahat

Hayat oldukça iyi. Mükemmel değil, ama çevrendeki insanlar kadar korkunç değil. Harika bir iş, güzel araba, rahat bir yaşam alanı ve biraz normal bir aileye sahipsin. Yani, herhangi bir aile kadar normal. Bulunduğunuz durumdan memnun olduğunuzu söylemek size kendinizi güvende hissettiriyor. Bazı zamanlar ise sahip olduklarınızdan daha fazlasına istek duyarsınız ama dünyanın bir çoğundan daha iyi olduğunuz konusunda kendinize olan güveniniz, sizin için yeterli oluyor. Hayat sizin için güzel.
3- Dünyevi

Bir göle karşı ya da farklı bir manzarayı gören bir eve sahip olma hayaliniz gerçekleşiyor çünkü siz açık hava insanısınız. Açık havada herhangi bir şeyler yapmayı tercih etmeniz temiz hava ile daha çok vakit geçirmenize olanak sağlar. Gün ışığı en yakın dostunuzdur ve de gününüzü aydınlatmak için bunu çok seviyorsunuz.Hayvanları derin bir sevgi duyarsınız hatta evcil bir hayvanınız bile olabilir. Kendisi için bir şeyler yapmayı seven biri yerine, sizin için bir şeyler yapabilecek olan birine işe alımlarınızda daha çok şans tanıyorsunuz. Yaşam dair olumlu bir bakış açınız var ve çevrenizde olmak bazılar için bir zevk.
4- Keşiş

 

Yalnız olmak hoşunuza gidiyor, Derin düşünen, akıllı birisiniz. Yalnız yapılabilecek sosyal aktiviteleri tercih ediyorsunuz. Kendin ellerinizle bir şeyler yapmayı seviyorsunuz, ağız tadınız ve zevkleriniz oldukça basittir. Bazı şeylerin tek bir yolla olmasını istiyorsunuz bu da ilişkilerinizi zorlaştırıyor. Kontrol Hastalığı? Belki de ama herkesin, hayatını nasıl yaşaman gerektiğine dair düşüncelerine karşı zamanın ya da arzun yok. Başkalarına, özellikle de otoriteye karşı biraz güvensizsin. Süslenme olaylarında ise sadeliği tercih edersin.
5- Hayatta Kalabilen

Çok zor bir hayata yaşamana rağmen, yaptıklarınla gurur duyuyorsun. Başına türlü türlü olay gelmesine rağmen, genel olarak pozitif bir bakış açısına sahipsin. Başkalarına kendini ispatlamak için saçma bir şeye ihtiyacın yok. Sağlıklı, organik veya en az işleme uğramış şeyleri yemeyi seversiniz. İnsanlar sizi büyüleyici, sıcak ve güler yüzlü görürler ve paylaştığınız hikayelerin tadını çıkarırlar. Sahip olduğun bilgelikle yüz hayat yaşamışsın gibi görünüyor. Olduğunuzdan başka bir şey olmak istemiyorsunuz ve sizi mutlu etmek için bir şeylere ihtiyacınız yoktur.
6- Ayrıcalıklı

Biraz narsist bir yönünüz var. En iyisini hak ettiğinize inanıyor ve daha azıyla yetinmiyorsunuz. Hayalleriniz çok görkemli. Kendinizi bir kral ya da bir prenses olarak görüyorsunuz ve başkalarının da size böyle davranmasını bekliyorsunuz. Her hafta piyangoyu oynarsınız. Maaş günleri sonrasında lüks yaşamayı tercih ediyorsunuz. Bazen maaşınız geç yattığında, belli bir süre sade ve tutumlu bir şekilde yaşamanız gerekiyor. bu kesinlikle sizin için sorun değil çünkü bir gün çok zengin olacağınızı biliyorsunuz.

http://filoji.com/agac-ev-testi-bu-test-ile-karakteriniz-hakkindaki-sakli-gercekleri-ogreneceksiniz/

Ruhunun Güzelliği Hareketlerine Yansımış Olan İnsanların 7 Ortak Özelliği

woman-591576_640[1]

 

1. Dürüsttürler ancak kalp kırmamak için ve gönül yapmak için yalan da söylerler. Günümüzün menfaate dayalı, yüzeysel ve genel geçer ilişkilerini anlamlandıramadıkları için topluma adapte olamayıp yalnız kalabilirler.
2. Sabırlıdırlar, fevri değillerdir, gözlerinin içi güler, karşılarına çıkan ruhsuz insanları dahi “acaba” diyerek anlamaya çalışır, kendisinden daha kötü durumda olanlara yukarıdan bakmazlar.
3. İnsanları kırmamak için kendilerinden cok baskalarini onemseyebilirler. Ancak onemsedikleri insanlar tarafindan hor kullanılır, kırılırlar. Ama yine de bu huylarından vazgeçemezler.
4. Özür dilemekten gocunmazlar. Önyargılı değillerdir. Yaptıkları iyilikleri şova dönüştürmezler ve bunu yapan insanlardan hiç hazetmezleler. Bir şeylerini paylaşırken içleri gitmez…
5. Hayvan, çiçek ve doğayı severler. Hatta öyle ki korktukları hayvanları bile gözetirler, acı çekmelerine üzülürler. Çevrelerine saygılıdırlar. Yerde gördüğü çöpü alıp çöpe atan insanlar hep bu gruptadır.
6. İkram ederler. Ellerine bir yiyecek geçtiğinde mutlaka size de uzatır almanız için ısrar ederler. Çikolatasını bölüp uzatan, ekmeğini ikiye bölüp önünüze koyan insanlar hep bu gruptadırlar.
7. Masadaki son lokmayı almamak için kırk takla atan insanlar da bu gruptadır. Yemek isteseler dahi tabağı sofradakilere “Hadi şunu ye!” diye ısrar içinde uzatırlar. Sadece kendilerini, kendi durumları değil çevresindeki sevdiklerinin iyi olması, doymuş olması, halllerinin yerinde olması onlar için önemlidir.
Ek olarak;
Kırılmaları… Ancak kırıldıkları halde, yine de onları kıran kişinin iyiliğini düşünmeleri, nasıl olduklarını içten içe merak etmeleri ve onların zarar görmemesini dilemeleri…
http://filoji.com/ruhunun-guzelligi-hareketlerine-yansimis-insanlarin-7-ortak-ozelligi/

Ruhunun Güzelliği Hareketlerine Yansımış Olan İnsanların 7 Ortak Özelliği

 

1. Dürüsttürler ancak kalp kırmamak için ve gönül yapmak için yalan da söylerler. Günümüzün menfaate dayalı, yüzeysel ve genel geçer ilişkilerini anlamlandıramadıkları için topluma adapte olamayıp yalnız kalabilirler.

2. Sabırlıdırlar, fevri değillerdir, gözlerinin içi güler, karşılarına çıkan ruhsuz insanları dahi “acaba” diyerek anlamaya çalışır, kendisinden daha kötü durumda olanlara yukarıdan bakmazlar.

3. İnsanları kırmamak için kendilerinden cok baskalarini onemseyebilirler. Ancak onemsedikleri insanlar tarafindan hor kullanılır, kırılırlar. Ama yine de bu huylarından vazgeçemezler.

4. Özür dilemekten gocunmazlar. Önyargılı değillerdir. Yaptıkları iyilikleri şova dönüştürmezler ve bunu yapan insanlardan hiç hazetmezleler. Bir şeylerini paylaşırken içleri gitmez…

5. Hayvan, çiçek ve doğayı severler. Hatta öyle ki korktukları hayvanları bile gözetirler, acı çekmelerine üzülürler. Çevrelerine saygılıdırlar. Yerde gördüğü çöpü alıp çöpe atan insanlar hep bu gruptadır.

6. İkram ederler. Ellerine bir yiyecek geçtiğinde mutlaka size de uzatır almanız için ısrar ederler. Çikolatasını bölüp uzatan, ekmeğini ikiye bölüp önünüze koyan insanlar hep bu gruptadırlar.

7. Masadaki son lokmayı almamak için kırk takla atan insanlar da bu gruptadır. Yemek isteseler dahi tabağı sofradakilere “Hadi şunu ye!” diye ısrar içinde uzatırlar. Sadece kendilerini, kendi durumları değil çevresindeki sevdiklerinin iyi olması, doymuş olması, halllerinin yerinde olması onlar için önemlidir.

Ek olarak;

Kırılmaları… Ancak kırıldıkları halde, yine de onları kıran kişinin iyiliğini düşünmeleri, nasıl olduklarını içten içe merak etmeleri ve onların zarar görmemesini dilemeleri…

http://filoji.com/ruhunun-guzelligi-hareketlerine-yansimis-insanlarin-7-ortak-ozelligi/

HER ZAMAN YALNIZSIN…

wp-mevlana-003-680x450[1]

 

HER ZAMAN YALNIZSIN…
Anlatılanlara göre bir gün Mevlana, Şems-i Tebrizi’yi evine davet eder. Şems, Celalettin Rumi’nin evine gider ve ev sahibinin ikramını gördükten sonra ona sorar:
– Benim için şarap hazırladın mı?
Mevlana hayret içerisinde sorar:
– Meğer sen şarap içiyorsun, öyle mi?
Şems cevap verir:
– Evet.
Mevlana:
– Bunu bilmiyordum.
– Mademki öğrendin bana şarap ikram et.
– Bu gece vakti şarabı nereden bulabilirim?
– Hizmetçilerinden birine söyle gidip alsın.
– Bu iş yüzünden Tanrı’nın karşısında şeref ve haysiyetim beş paralık olur.
– O zaman, git kendin al.
– Bu şehirde beni herkes tanır. Ecnebi mahallesine gidip nasıl şarap alabilirim ki?
– Eğer bana saygın varsa benim rahatım için bunu yapmalısın. Çünkü ben geceleri şarapsız ne yemek yiyebilir, ne konuşabilir, ne de uyuyabilirim.
Mevlana, Şems’e olan saygısından ötürü cübbesini omzuna atar, koltuğunun altına büyük bir şişe saklar ve ecnebi mahallesine doğru yola düşer.
Oraya varıncaya kadar kimse onun ecnebi mahallesine gittiğini düşünmez ama ulaştığında insanlar hayret içinde onu takip etmeye başlarlar ve Mevlana’nın bir meyhaneye girdiğini, bir şişe şarap aldığını ve onu sakladıktan sonra dışarı çıktığını görürler.
Henüz ecnebi mahallesinin dışına çıkmadan mahalle sakinlerinden Müslüman bir grup onu izlemeye başlar ve sayıları an be an çoğalır ta ki Mevlana’nın imamı olduğu herkesin arkasında namaz kıldığı caminin önüne gelinceye kadar.
Hal böyle iken kalabalığın içinde bulunan Mevlana’nın rakiplerinden birisi:
– Ey millet! Her gün arkasında durup namaz kıldığınız Şeyh Celaleddin ecnebi mahallesine gidip şarap aldı…
diye bağırdıktan sonra Mevlana’nın cübbesini çekip atar.
Milletin gözü şişededir.
Adam devam eder:
– Mümin olduğunu iddia eden, sizin inandığınız bu münafık şimdi şarap almış ve kendi evine götürüyor.
Sonra Celalettin-i Rumi’nin yüzüne tükürür.
Ve başına öyle bir vurur ki Mevlana’nın sarığı açılır ve boynuna dolanır.
Halk, bu sahneyi gördüğünde özellikle de Mevlana’nın sessizliği karşısında kesin olarak Mevlana’nın sahte takva elbisesi altında onları bir ömür boyu kandırmış oldukları kanaatine varır.
Sonuç olarak ona saldırmak için hazırlanırlar ve hatta öldürmeye niyetlenirler.
İşte tam o anda Şems birdenbire orada belirir ve haykırır:
– Ey hayasız insanlar, dini bütün bir insanı şarap içme töhmeti altında bırakmaya hiç utanmıyor musunuz? Gördüğünüz bu şişenin içinde sirke var. Zira her gün yemeğinde kullanıyor.
Mevlana’nın rakibi bağırır:
– Bu sirke değil, şarap.
Şems şişenin ağzını açar ve Mevlana’nın rakibi de dahil olmak üzere oradaki herkesin avuçlarına, şişenin içindeki sıvıdan biraz döker.
Mevlana’nın rakibi başını döverek Mevlana’nın ayaklarına kapanır ve halk da Mevlana’nın elini öpüp dağılır.
Sonra, Mevlana Şems’e sorar:
– Bu akşam beni niçin böyle bir facianın içine sürükledin ve rezil rüsva olmama izin verdin?
Şems der ki:
– UĞRUNA GURURLANDIĞIN ŞEYLERİN SERAPTAN BAŞKA HİÇBİR ŞEY OLMADIĞINI ANLAMAN İÇİN.
Sen bir avuç sıradan insanın saygısının senin için ebedi bir sermaye olduğunu düşünüyordun ama gördün ki bir şişe şarap aldatmacasıyla hepsi yok olup gitti. Senin suratına tükürdüler, başına vurdular ve hatta seni neredeyse öldürüyorlardı. Senin sermayen işte bu kadardı ve bu gece bir anda nasıl yok olduğunu gördün. O halde öyle bir şeye tutun ki zamanın geçmesi ve olayların değişmesiyle yok olmasın.
Dünya bir HİÇ…
Ehl-i dünya bir HİÇ…
Ey HİÇ! Birleşme HİÇ’le bir HİÇ için…
Ölümden sonra geriye ne kalır, bilir misin?
AŞK’tır, MUHABBET’tir
Gerisi tamamen HİÇ.
Şems/ Mevlana

Üşüdün Mü Canım…

26055915_1361320014013368_7489612962425057013_n[1]