Yaşınız 40 Olunca Anlayacağınız 15 Şey

kadın-ay-sarılmak[1]

 

 

 

Kırk yaşına basınca, bir çok şeyi tekrar düşünür ve bir çok soru sorarsınız kendinize. İstediğim hayatı yaşadım mı? Mutlu muyum? Hayallerimi gerçeğe dönüştürdüm mü? Ve belki de bu soruların cevapları, sizi bir orta yaş krizine doğru sürükler. Bu yaşlar, düşünme, gerekirse değişme ve olmak istediğiniz insan olup olamadığınızı keşfetme zamanıdır.
Yaşınız kırk olunca, herhangi bir kriz yaşamanız gerekmez. Akılcı bir şekilde hareket etmek, hayatın her anını eğlenerek ve gerçekten hissederek yaşamak, her bir saniyenin vazgeçilmez bir hazine olduğunun farkına varmak ve şu hayata sadece bir kez geldiğinizi hatırlamak ve anlamak için harika bir zaman dilimidir kırklı yaşlar. Kırk yaşına basmak, aynı zamanda birçok değişikliği de beraberinde getirir. Artık hayatınızın bu evresine ulaştığınız zaman, olağandışı durumlar meydana gelebilir.

Kendinize olan saygınız artar
Kırk yaşınıza geldiğinizde, kusurlarınızın ve erdemlerinizin ne olduğunu zaten biliyorsunuzdur, zaten kendinizi olduğunuz gibi kabul etmiş ve kendinize nasıl değer vereceğinizi öğrenmişsinizdir. Hem hata yaparken hem de doğru bir iş yaptığınız zaman, ağladığınızda ya da güldüğünüzde kendinizi sevmeyi öğrendiniz. Artık kendinizden eminsiniz ve bunu başkalarının görebileceğini de biliyorsunuz. Böylece dünyayla uyum içinde yaşarsınız.
“Hayatımız, kendi değişim süreçlerimize göre küçülür ve büyür.”
– Anaïs Nin

Zararlı insanlardan uzak durursunuz
Size zarar verecek, enerjinizi alıp götürecek, yanlarında olmaktan pek de hoşlanmayacağınız insanları nasıl fark edeceğinizi zaten anlamışsınızdır. Başkalarını değiştirmede ısrarcı davranmazsınız; sadece onları olduğu gibi kabul eder ve yaşamınıza olumlu katkıda bulunan insanları yanı başınızda tutarsınız.
Bedeninizi kabul edersiniz
Çok güzelsiniz, kusurlarınız bile cezbedici, yıllar boyu süren güvensizlik duygunuz artık yok çünkü hepimizin kusurları var ve bu kusurlar da benliğimizin birer parçası. Sizi seven ve sizi takdir eden insanlar, sizi olduğunuz gibi beğenecek ve sizi değiştirmeye çalışmayacaklardır. Bunu biliyor ve bedeniniz ve ruhunuzla beraber huzur içinde yaşıyorsunuz.
Hayatınızın istediğiniz gibi olup olmadığını yeniden düşünürsünüz
Kırk yaşınıza vardığınızda, her zaman istediğiniz hayatı yaşayıp yaşamadığınızı düşünür ve eğer istediğiniz hayat bu değilse, hayal ettiğiniz her ne varsa gerçekleştirmek için gerekli olan tüm değişiklikleri yerine getirmek için tam zamanı olduğunun farkına varırsınız. Şimdi bu değişimin mümkün olduğunu ve istediğiniz şey ne ise, onun için savaşabileceğinizi biliyorsunuz.

Başkalarının sizinle ilgili ne düşündüğünü pek umursamazsınız
Artık başkalarının sizinle ilgili düşüncelerinin ve söylediklerinin bir önemi olmaz, çünkü kendinize ve kendi düşüncelerinize değer vermeyi öğrendiniz. Başkalarının yaşama bakış açıları, sizin hayatınızı yönlendiremez. Bunun yerine, sizi yönlendiren tek şey, kendi değerleriniz ve hayatı algılama biçiminiz olur.
Sizi sevmeyen kişilerden kurtulmayı öğrenirsiniz
Sizi kimin sevmediğini anlamayı öğrendiniz. Sizi arayıp sormayan insanların, sizi özlemeyen insanların ve gerçekten ihtiyacınız olduğunda yanınızda olmayan insanların artık sizi sevmediğinin farkına vardınız. Ve eğer birinin sizi sevmediğini biliyorsanız, siz de onları hayatınızda istemezsiniz ve gitmelerine izin verirsiniz.
“Zamanla, birisinin elini tutmakla, ruhuna zincir vurmak arasındaki ince farkı öğreniyorsunuz.”
– Jorge Luis Borges

Gerçek dostların kim olduğunu anlarsınız
Kırk yıllık hayatınız boyunca, birçok farklı arkadaş grubunuz oldu. Bazıları hayatınızdan kopmuşken, bazıları hala hayatınızdadır. Kimileri yaşamınıza daha yeni girmişken, kimilerini ise yıllardır tanıyorsunuzdur. Ve elbette, artık arkadaşlarınızın kim olduğunu, hem iyi hem de kötü günlerinizde kimin yanınızda yer aldığını biliyorsunuz. Onlar her zaman sizin yanınızda kalıp, size koşulsuz destek veren dostlarınızdır.
Neredeyse hiçbir şey sizi utandırmaz
Kırk yaşınıza geldiğinizde, sizi geçmişte komik duruma düşüren olaylara artık gülüp geçersiniz, çünkü artık geçmişte yaptıklarınız için utanç duymazsınız. Başkalarının ne düşündüğünü, ne söylediğini ya da ne yaptığını umursamazsınız. Eğer söyleyecek aşırı uçta bir şeyiniz varsa, söylersiniz. Eğer kendinize güleceksiniz, güler geçersiniz.
Hayallerinizi gerçeğe dönüştürmeye çalışırsınız
Hala gerçekleştiremediğiniz rüyaların hangileri olduğunu ve onları gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğinizin sadece bir irade meselesi olduğunu biliyorsunuz. Dolayısıyla 40 yaşınıza geldiğinizde, bu rüyaları gerçekleştirmeye çalışırsınız. Bir eylem planı yaparsınız, gerçekleştirirsiniz ve adım adım rüyalarınızın gerçeğe dönüştüğünü görürsünüz.
Düşündüğünüzü söylersiniz
İçinizde tuttuğunuz sürece kendinizi kötü hissedeceğiniz için, düşündüğünüz her ne varsa söylemeyi öğrendiniz. Ama aynı zamanda söylediklerinizi uygun bir biçimde, nazikçe ve saygılı olarak da ifade etmeyi kavradınız. Fikriniz önemlidir ve diğer insanların da bunu bilmesi gerekir.
Şu anın değerini öğrenirsiniz

Yaşadığınız her anı parmaklarınızın ucunda hissedip, içinize çektiniz. Çocuğunuzun gülümsemesinden, bir arkadaşınızın sırdaşlığından, eşinizin sizi kucaklayışından heyecanlara kapıldınız. İçinde bulunduğunuz anı doya doya yaşamayı öğrendiğiniz için, her anın altın değerinde olduğunu artık biliyorsunuz.
“Sanki güneş dolu bir pencere gibi, insanın bir parçası olmak istediği ruhlar vardır.”
– Federico Garcia Lorca
Neredeyse her sorunun bir çözümü olduğunu bilirsiniz
Eğer bir sorunun çözümü varsa, onu arar, bulur ve uygularsınız. Eğer çözüm yoksa, endişelenmezsiniz, çünkü yapabileceğiniz bir şey olmadığını bilirsiniz. “İmkansız” kelimesinin sizin için farklı bir anlamı vardır, çünkü hayat, çok az şeyin imkansız olduğunu göstermiştir. Tek yapmanız gereken, sorunlarınızı çözmek için daha yaratıcı olmaktır.
Kendinize gülersiniz
Söylediğiniz ve düşündüğünüz şeylere, bazen de yaptığınız gülünç işlere, tuhaflıklarınıza ve hayata bakış açınıza gülersiniz. En iyi haliniz, yüzünüzde bir gülümseme olduğu zamandır. Gülümsemek, kendinizi kabullenmenin ve sahip olduğunuz karakterden zevk almanın en iyi yoludur.
Cinsellikten zevk alırsınız

Cinsellik hakkında sahip olduğunuz önyargılar artık geride kaldı. Cinselliğin sadece bir yatakta yatmaktan ibaret olmadığını, bir bakış, bir öpücük, bir mesaj ve sonsuza kadar süren bir zevk anı olduğunu öğrendiğiniz için, artık onun tadını çıkarmayı biliyorsunuz. Artık sizin için cinsellik, tüm renkleri ile tamamen eğlendiğiniz bir olay haline gelmiştir.
Hayatınızın en güzel aşamasında olduğunuzun farkındasınızdır
Kırk yaşınıza geldiğinizde, harika hissettiğinizi, kendinizi sevdiğinizi, kusurlarınıza güldüğünüzü, hayallerinizi gerçeğe dönüştürebileceğinizi, cinselliğin harika bir şey olduğunu, hayatınızda ne olmak istiyorsanız olabileceğinizi ve en nihayetinde hayatınızın en güzel aşamasında olduğunuzu fark edersiniz.

kAYNAK: aKLINIZI kEŞFESDİN

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eckhardt Tolle’den Etkisi Kanıtlanmış 15 Söz…

tollee[2]

 

 

ABD’nin Maine eyaletindeki küçük bir kasabada büyüdüm. Hayatım boyunca kaygı bozukluğuyla mücadele ettim ama 19 yaşında geçirdiğim panik ataklara kadar doktora başvurup bir çözüm aramamıştım. Doktorumun desteği sayesinde epey rahatlamış hissettiğimi hatırlıyorum. Reçetelerce ilaç vermeyi tercih etmemişti. Doktor randevularım bir dizi tavsiyeden oluşuyordu ve bana arkadaşça yaklaşıyordu. 3 yıl sonra California’ya taşındım ve doktorumla daha az zaman geçirdiğim için cesaretim kırılmıştı. Yalnızdım. Kafam karışıktı. 5 yıl sonra (yani bugün) kaygı bozukluğuma dair endişelerim yine patlak verdi. Tıp uzmanlarıyla verimli tecrübeler yaşamadığım için bir profesyonele başvurma konusunda tereddütlerim vardı. Ama şunun farkına vardım ki ne istediğinizi ve neye ihtiyaç duyduğunuzu açıkça ortaya koyduğunuz anda hayattaki her şey yerine oturuyor. Yeni doktorumun ofisine girdim, sorunlarımdan bahsettim ve ilk sorusu kullandığım ilaçlarla ilgili değildi. Sakin bir tonla “Eckhardt Tolle’un Şimdi’nin Gücü adlı kitabı okudun mu?” diye sordu.
Yıllar önce bana böyle bir tavsiye verilse bu kadar garipsemezdim ama Big Pharma’nın hayatlarımızı bu kadar ele geçirdiği bir tarihte, bu soru karşısında tahmin edemeyeceğim kadar çok rahatladım. Beni ofisinde, titreyerek ve kafam karışık bir halde ağlarken gören bir insan, en güçlü ilacın kelimeler olduğuna inandı.
Mantraların ilaç olmasının bir sebebi var. Yoga geleneğinde zihnin, vücudun ve ruhun dönüştüğüne inanılır. Gergin zamanlarımda sürekli olarak mantra kullandım. “Huzurla nefes al, nefesinle beraber tüm endişelerini at.” Doktorum, zihnimi değiştirmem için bu kelimeleri kullanmamı önerdi ve hiç bu kadar huzurlu hissetmemiştim.
Bir düşünürün sözleri olsun, mantra olsun, kelimelerin içinde saklı, ilaçlarla kıyaslanamaz bir güç var.
1) Geçmiş, şimdiki zamanı etkilemekten acizdir.
2) Sıkıntı, kızgınlık, üzüntü ya da korku size “ait” ve kişisel değil. Hepsi, insan zihninin bir ürünü. Gelip geçiciler ve gelip geçen hiçbir şey size ait olamaz.
3) Bazı değişiklikler ilk bakışta olumsuz görünse de bir süre sonra hayatınızdaki yeni alanda, yeni bir şeyler yarattığınızı fark edebilirsiniz.
4) Mutsuzluğun temel nedeni içinde olduğunuz durum değil, bu durum hakkındaki düşüncelerinizdir.
5) Kendinizi düşüncelerinizin sonucu olan bir Varlık, zihinsel gürültünün sonucu olan sessizlik, acının sonucu olan sevgi ve neşe olarak düşünün. Böylece özgürlüğe ve aydınlanmaya ulaşırsınız.
6) Şimdiki zamana her zaman “evet” deyin. Halihazırda var olana karşı çıkmaktan daha boş ve çılgınca ne olabilir ki? Her zaman, şimdiki zamanda kalacak olan hayata direnmekten daha delice bir şey var mı? Şimdiki zamana teslim ol. Hayata “evet” dedikten sonra o da size “evet” diyecek ve karşı çıkmayı bırakacak.

7) Ruhsallığa önem vermek, inançlarınızla veya bilinç durumunuzla ilgili değildir.
8) Sahip olduğunuz tek şey şu andır.
9) Önce kabullenin, sonra harekete geçin. Şimdiki zaman ne barındırıyorsa, sanki bu sizin seçiminizmiş gibi kabul edin. Her zaman şimdi için çalışın, ona karşı değil.
10) İyi olmaya çalışarak iyi bir insan olamazsınız. Zaten içinizde olan iyiliği bulup ortaya çıkmasına izin vermelisiniz. Ancak bu iyilik, sadece bilinç durumunuzda önemli bir değişiklik olduğunda ortaya çıkar.
11) Şimdiki zamanın kıymetini bildiğiniz anda tüm mutsuzluk ve çırpınışlar çözülür ve hayat kolaylaşıp mutlulukla dolar. “Şimdiki zaman farkındalığı” ile yaşadığınızda ne yaparsanız yapın hayatınız, kalite ve sevgi ile dolar.
12) Hayatı yargılamayı bıraktığınız ve onu olduğu gibi kabul ettiğiniz an, zihninizin içinde özgürsünüz demektir. Artık orada sevgi, neşe ve huzur için yer açılmıştır.
13) Sevgi, var olmanın bir türüdür. Duyduğunuz sevgi dışarıda değil, içinizde, derinliklerdedir. Ne siz onu kaybedebilirsiniz ne de o sizi terk eder. Başka bir bedene, yani yüzeysel bir surete bağımlı değildir.
14) Dünyayı kelimeler ve etiketlerle kaplamaktan vazgeçtiğiniz zaman, uzun süre önce kaybettiğiniz mucizevi bir his, yaşamınıza geri gelir. İnsanlığın, düşüncelerinin esiri haline geldiğinde kaybettiği bu hisse ulaşmak, düşünceleri kullanmayı öğrenmekten geçer.
15) “Kafanızın içindeki ses”, sizi siz yapan şey değildir. Bunu bilmek sizi daha özgür kılsa da “O zaman ben kimim?” diye kendinize sormanız gerekir.
Kolektif Kozmos’da yayımlanan, yazar veya çevirmenlerimize ait herhangi bir yazı, çeviri, makale veya haber izin alınmadan basılı olarak ya da internet ortamında kullanılamaz, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. Sitemizde yer alan içeriklerin izinsiz kullanımı halinde muhataplar hakkında hukuki yollara başvurma hakkımız saklıdır.
Yazının Orijinal Linki
Çeviren: Ceren Ürkmeztürk

Bu senin hayatın; her ne istersen sıklıkla onu yap.

1430ae47d9c374a9[1]

 

 

Bu senin hayatın; her ne istersen sıklıkla onu yap.
Bir şey hoşuna gitmiyorsa değiştir.
İşinden mutlu değilsen bırak.
Eğer yeterince zamanın yoksa televizyon seyretmeyi bırak.
Eğer hayatının aşkını bulmak için bakınıyorsan hemen dur; gerçekten gönülden sevdiğin şeyleri yapmaya başladığında seni bulacaktır.
Aşırı düşünmeyi, analiz etmeyi bir yana bırak, yaşam sade ve yalın.
Tüm duygular güzel.
Birşeyler yerken her bir lokmanın şükranlıkla tadını çıkar,
Yaşam yalın ve basit.
Kalbini, aklını ve kollarını tüm yeni şeylere ve insanlara aç, farklılıklarımız aslında bizi Bir’leştiren.
Yanında oturan kişiye onu neyin heyecanlandırdığını, yaşamına ilham veren tutkunun ne olduğunu sor ve onunla kendi tutku ve hayallerini paylaş.
Sıklıkla seyahat et, kaybolmak kendini bulmana yardımcı olacak.
Bazı fırsatlar hayatta bir kere karşına çıkar, çıktığında yakala ve kaçırma.
Yaşam; tanıştığın ve birlikte birşeyler yarattığın insanlardır, kapanma kutuna, kabuğundan çık ve birşeyler yaratmaya başla.
Yaşam çok kısa, tutkularını giyin ve hayalini kurduğun hayatı yaşa.
Holstee Manifestosu.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Enerji Topu Oluşturma ve Fırlatma Egzersizleri

blue orb[1]

 

 

Çoğu kişinin sandığının aksine enerji topu oluşturmak göründüğünden kolaydır. İlk enerji topunu oluşturan birisi hemen etrafa fırlatıp cisimleri düşüreceğini uçuracağını zanneder. Fakat bu yanlıştır. Bu etkileri yapabilmek için öncelikle enerji topu oluşturmada gerçekten ustalaşmak gerekir. Şimdi size kendi yöntemimi adım adım yazacağım…
1 – Öncelikle iki elimizi birbirine hızlıca sürtüyoruz. Elimiz ekstrem sıcaklığa ulaşana kadar yapıyoruz bunu.
2 – Sonra zaman kaybetmeden elimizi psi-ball konumuna getiriyoruz.
3 – İki elimizin arasında gidip gelen bir enerji akımı imaje ediyoruz.
4 – Bu enerji akımını hissedebildikten sonra enerji akımının yavaşladığını ve iki elimizin ortasında bir top formuna büründüğünü imaje ediyoruz.
Ve enerji topumuz hazır. 10 saniyeden kısa sürede enerji topunu oluşturabilir hale gelince diğer egzersize geçin.
ENERJİ TOPUNU FIRLATMAK
Evet… İlk egzersizi başarıyla tamamladınız ve artık 10 saniyeden kısa sürede enerji topunuzu oluşturabiliyorsunuz. Tabi ki bu enerji topunu kullanmazsanız bir anlamı olmaz. Enerji topunuzu oluşturunca hemen bir cisme fırlatmayın. İlk önce onu gerçekten oluşturup oluşturmadığınızı kontrol etmek için iki eliniz arasında geçirmeyi deneyin. Sağ elinizden sol elinize, sol elinizden sağ elinize geçirin. Hatta bunda ilerledikten sonra havaya fırlatıp havada yakalamayı deneyin. Havada yakalamayı başardıktan sonra kendinize bir partner bulun ve partnerinizle enerji topu yakalama çalışmaları yapın. Siz atın o yakalasın o atsın siz yakalayın.
ENERJİ TOPU İLE CİSİMLERE ETKİ ETMEK
Şimdi ilk egzersiz olarak avizeyi sallandırmayı deneyeceğiz. Avize yerine telekinezi alıştırmalarındaki sarkaç yöntemi de olur. Hiç farketmez. Yeter ki havaya asılı sallanması kolay bir obje olsun. Enerji topunuzu oluşturun ve onunla biraz oynayın iki eliniz arasında. Topu hissettikten sonra (BURASI ÖNEMLİ) topu bir enerji topu gibi değil de bakkaldan aldığımız o zıplayan toplar gibi düşünün. Cisme fırlatın ve cisme çarpan topun yerden sekerek size geri döndüğünü düşünün. Seken topu havadayken yakalayın ve tekrar atın. Bu egzersizi ne kadar çok yaparsanız o kadar iyi sonuç alırsınız.
Kaynak: Metin Hara

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HER HARF BİR FREKANSTIR.

17757159_1822019371451468_11523752134476888_n[1]

 
( A ) Kişiye liderlik şahsiyetini verir yükler. namus ve erdem sembolüdür .Sağlam iradeniz mücadeleci bir gücünüz var demektir .
( a) isminin içerisinde varsa hükmedici ve yönlendirici frekans taşır. İsminizin içinde ( 1 ) Den fazla ( A ) Harfi varsa . Buda sizin macera sever Sadakatli Çalışkan ve verimli bir şahsiyetiniz var demektir
( B ) Harfi Hayat gücünü ve yaşam çoşkusunu heyecanı ifade eder , kişiye canlılık ve heves verir . Beden ve ruh canlılığı etkisindedir .
(b)Sağlığa düşkünlük ben merkezcilik ve şüphecilik frekansını çeker.İsminizin içinde ( 1 ) Den fazla ( B ) Harfi varsa her işiniz yardımcısız halletmeye gücünüz ver demektir
( C / Ç )
Bu harfler sevmek sevilmek ve değer görmek ,sanata karşı ilgi ,insana fizik ve manevi güç verir . İlk harfiniz ise iyimse sevecen ve idareci bir iradeniz var demektir .
(c-ç) isteklerine ulaşmada çok kuvvetli frekanstadır. İsminizin içinde ( 1 ) Den fazla ( C ) Harfi varsa Hayatta her istediğinizi elde edeceksiniz demektir
( D )
ilk harfi ( D ) ise Zaman zaman maddi ve manevi sıkıntılı günler yaşarlar . Ancak yine bu zorlukların üstesinden gelmede başarılıdır. ( 4 ) Rakamının tüm özelliğini taşırlar . Tabiatları yavaştır ve uysal ve Egoist olurlar .
(d) Realist ve Çalışkan olurlar Ancak ( 4 ) Rakamının Zıt etkinliklerinden kaçınmaları lazım
( E )
İsminizin ilk harfi ( E ) Harfi ise insana zihin gücü ve kültür zenginliği verir Müzisyenlik ve Konuşma yeteneği kuvvetlidir.
( e ) Söz ile ifade edilen tüm meslek dallarında başarılı olurlar .İsminizde ( 1 ) Den fazla ( e ) varsa Bütün sanat dallarında ve tüm alanlarda başarılı ve aranan kimseler olma frekansları çok yüksektir.
( F )
İsminizin İlk ( F ) Harfi ise gözü kara yapıya sahip hayatta büyük sorumlulukları olan büyük olan ev ile aile ile ilgilenen bir kişi olduğunuzu gösterir .
( e ) İyi huylu ve çalışkan hak ve adaleti duyguları gelişmiş olur.
( G / Ğ )
Bu Harfler tefekkürü ifade eder . İsminde bu harfler olan kişiler Her olayı ve her davayı araştırır . Hayatın gizemini araştırmayı seven kişiliklidir .Meraklı yapıları vardır.
(g-ğ) Derin düşünceler üzerinde yoğunlaşır kimseye muhtaç olmayı istemez başarı ve muhtaç olmadan yaşamayı prensip edinirler.
( H )
Yaşamda sürekli engelleri vardır aşmak için sürekli mücadele verir,
(h) Hayattaki önlerine çıkan merdivenli yolları çıkışlı yollar ağır ve emin adımlar ile çıkar başarıya ulaşırlar ,yetenek seviyeleri gelişmek için frekansları yüksektir
( I / İ )
Bu Harfler Kainata benzer sütuna benzedikleri için .Kişiye yıkılmaz ve sarsılmaz ve yılmaz bir güç verir . ve Mükemmel bir şahsiyet ifade eder .
(ı/i) Hoş görülü Sempatik Yardım sever Ve seyahat etmeyi severler
( J )
Çok iyi bir lider ve otoriter ve otoritesini karşı tarafa ciddi bir şekilde aktarır .
(j) maddi ve manevi sahada çok güçlü frekanslar taşır.
( K )
Büyük kitleleri etkileyecek bir güçleri sahip olur .Kendi güçlerini ve etrafına toplananların güçlerini ve fikirlerini birleştirirlerse daha da başarılı olurlar.
(k)
mücadeleci yanları ile cesur atak ve atılgan olurlar mizaçları hareketlidir.
( L )
Harfi tüm güzellikleri temsil eder ,popüler bilgili ve başarılı olurlar .
(l) Sezgileri kuvvetli olur . Başkalarının davranışlarındaki problemi anlamak ve olayları çözmek isminde ( l) Harfi bulunanlar için daha da kolaydır .
( M )
Mantıklı iradeli üstün yetenekli olurlar . Konsantrasyon güçleri çok gelişmiş olurlar .İş para tüm harfler içerisinde üstün bir güç frekansındadır. işlerinde ve aşk yaşantılarında başarı sağlarlar..
(m)
Bir kişinin İsminin içinde ( 1 ) den fazla (m ) her işte her yerde ve her sahada alanda başarılı olurlar . Ruhsal ve bedensel açı dan çok güçlü olurlar,başarılı ve üstündürler.
( N )
Organize yetenekleri yüksektir ve başarı elde ederler.Merkür Gezegeninin . Tesiri ve Etkisi altındadır . Akılları vehisleri devamlı çarpışma halindedirler .
(n)
Tıpkı bir radyo alıcısı gibi . Frekansları her şeyden etkilenir ve tesiri altında kalırlar . Her zaman uyanık olurlar ve her söyleneni hafızalarına kaydederler . Ve kolay aldatılamazlar . Bu harfin bir özelliğinde kararsızlıktır . Bazen kararsız olurlar ve sıkıntı ve stres yaşarlar . Başarılı olmak istiyorsanız hislerinizi yenmeniz lazımdır .
( O / Ö )
Maddi manevi evren enerjisini üzerine çeker paylaşmayı bile bilirse . Gizemli ve Sihirli olan şeyleri araştırıp bulma yeteneğini vardır
( o/ö)
Duygularını gizlemeyi iyi becerir Ketumdurlar.
( P )
Mükemmeliyetçi Tedbirli zeki ve anlayışlı ve ileri görüşlü olurlar . Okumayı severler.Mistik görüşleri ağır basar
( p ) Ters etkisi ve tesiri içine kapanıklıktır başarılı olmak için . Dünya işlerine pek önemvermezler .
( R )
Hak ve hukuk konusunda adaletli bir yapıya sahiptir, iyi bir lider olur korkusuzca giderler davaların üzerine . Zenginden alıp fakireveren bir mizaçları vardır . Kişilikleri karizmatik ve sade gösterişi sevmeyen insanlardır.
( r ) Harfi enerjik başarı ve azim doludur . Olayların üzerine emin adımlar ile giderler ve başarısız olmaları muhtemelen azdır .
( S / Ş ) Bitmek tükenmeyen güçleri ve arzuları sembolize eder ve arzularını gerçekleştirme çabası kuvvetlidir
( s/ş) Güzel projelere imza atar yaratıcılıkları gelişmiştir sanattta başarılıdırç ihtiraslarla ve gizem ile dolu olduğunu gösterirler kişiye .
( T )
Ketum duygularını ifade etmek istemeyen içlerine kapanık ticarette başarılı kişilerdir.
Çoğunluklar Sihirli ve Gizemli bir mizaca sahip olurlar ,zaman zaman uysal bir kişi olurlar .
(t)
kimse çoğunlukla başkalarının idaresi altında yaşamaktan zevk alırlar . Kendi başlarına bir iş yapmaktan ve sorumluluk almaktan korkar ve çekinirler .
( U )
Tüm seslerin içerisinde herşeyi içinde barındıran tek harftir. hiç beklemedik bir başarı ve yetenek kazanırlar . içine her şey konan bir kaba benzer .
( u ) Olan kimseler her şeyi öğrenmek için çok yetenek ve güç harcarlar ve öğrenirler . Zeki ve azimli olurlar .Neşeli ve rahat bir yaşantıya sahip olurlar.
( Ü ) Zorlu yaşam zorlu deneyimler içinde barındırır.
( ü) Biraz mutsuzluk biraz hayal kırıklığı yaşamaları kuvvetlidir .
( V )
Evren enerjisi şifalandır ma etkisine yardımcı olur. Güçleri sayesinde hayatta karşılaşacakları tüm engelleri ve güçlükleri aşarlar ve başarıya ulaşırlar .
( v) Fizik alanında çok güçlü olurlar .Nazariyattan ziyade tatbikatta daha başarılı olurlar . Azimleri sayesinde başaramayacakları iş yoktur ve hedefe ulaşmak için her yolun mübah olduğunu bilirler
( Y )
Geçmiş değerlerle yaşarlar geçmişte yaşananları silememektedirler, ilim sahasında çok başarılı olurlar. Her ortama ve her topluma kolayca uyum sağlayabilirler .Tefekkür ve İnsanlık sevgisi ve sırdaşlık özellikleridir .
( y) özel yetenekleriniz vardır azminiz ve inancınız ile azminizi ve yeteneğinizi birleştirirseniz uzanamayacağınız dal ve başarılı olamayacağınız alan ve saha kalmaz .
( Z )
Bilgi edinmeyi kendini geliştirme yönü kuvvetlidir. İstenilen bilgiyi kendine yönlendirmekte başarılıdır. Harfinde muazzam bir güç ve enerji vardır Ancak bu güç insanı çok güçlü ve çok güçsüz yapacak niteliktedir .
İç güdülerinin emrettiği kötü işleri yapmazlarsa çok başarılı ve azimli olurlar . İç güdülerini sesini dinler ve iş güdülerinin emirlerine boyun eğerlerse hayattan zevk alamazlar .
( z) Aldığı bigiyi çok iyi kullanabilme yeteneğine sahiptir maddi sıkıntı çekmezler . Politikada başarılıdırlar
Alıntı.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

ABORJİN MESAJLARI

aborjinler_3[1]
* Bir kimse kızdığı zaman, yaşam enerjisi, su ya da kaygan kayalar gibi akmak yerine, her iki tarafa itilir be keskin uçlu bir hale gelir. Bu, bedenin içine girer ve organlara zarar verir. Kızgınlık aynı, bedende yara açan ve çıkarılması zor mızrak gibidir.
* Gücenmenin uçları da sivridir ama onunkilerin uçlarında bir diken vardır, onun için bu insanın içine saplanır ve daha uzun süre orada kalır. Gücenme kızgınlıktan daha zararlıdır çünkü ondan daha uzun sürer.
* Haset, kıskançlık ya da suçluluk endişeden daha karmaşıktır ve düğümler karnında ya da derinin altında olabilir ya da bir başka yerdeki yaşam akışını yavaşlatabilir.
* Üzüntü çok küçük bir bozulmaya neden olur. Ve keder aslında sevgi bağı olan bir çeşit üzüntüdür. Bu hayatta kalan kişinin ömrü boyunca sürebilir.
* Korku bazı şeyleri sona erdirir. Korku kan akışını, kalp atışlarını, solunumu, düşünceyi, sindirimi her şeyi bozar. Korku ilginç bir duygudur çünkü bu, aslında insansı değildir. Bu duygu çok kısa süreli bir hayatta kalma rolüne hizmet ettiği hayvanlardan alınmıştır. Hiçbir hayvan korku içinde yaşayamaz. İnsanların aslında korku duyacakları hiçbir şey yoktur. Onların kendilerinin sonsuzluk olduklarını biliyorlardı. Şimdiyse korku gezegenimizi çevreleyen temel bir enerji gücü haline geldi. Korkunun içimizde yol açtığı zarar işte böyledir.
* İnsan yaşamı bir spiraldir, bizler sonsuzluktan geliriz ve daha yüksek bir düzeyde oraya geri dönmeyi umarız. Zaman bir dairedir. Ve bizim ilişkilerimiz de bir dairedir. Bizler Aborijin çocuklar olarak, yaşamın ilk yıllarında her bir daireyi, her bir ilişkiyi kapatmanın önemini öğrendik. Eğer bir anlaşmazlık varsa biz bu çözümlenene kadar uyanık kalırız. Biz yarın ya da ileriki bir tarihte çözüm bulmayı umarak gidip uyumayız. Bu, daireyi uçları kırılabilir bir halde açık bırakmak olur.
* Sen bu dünyaya bir ruhsal farkındalık düzeyinde geldin ve buradan daha genişlemiş bir düzeyde ayrılma fırsatına sahipsin.
Marlo Morgan

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Reflü İçin Ev Yapımı Çözümler

mide-yanmasi-nasil-onlenir-mide-yanmasi-icin-dogal-yontemler[1]

 

Reflü; stres, kötü yemek alışkanlıkları ve sinirlilik hali yüzünden hergün karşılaştığımız bir sorundur. Fakat bu, “herkesin reflüsü var” diye, bu konuda hiçbir şey yapmayacağımız anlamına gelmiyor. Bu yazımızda, reflü için yapabileceğiniz şeyleri ele aldık.
Reflü Hakkında Bilinmesi Gerekenler
Reflü için kullanılan tıbbi terim pirozis olmasına rağmen genellikle reflü olarak bilinir. Göğüs kafesinin hemen altındaki özafagusta “yanma” ya da “ateş” hissi ile tarif edilir. Reflünün diğer belirtileri, ağızda aisidik veya acı bir tattır. Bu tıpkı kusmadan hemen önce ağzımıza gelen tada benzer. Reflü, yiyecek ve içecekleri yutmamızda zorluk yaratabilir, yemek yerken ya da bir şey içerken acı çekmemize sebep olabilir.
Reflü, mide asidinin yukarı çıkmasından kaynaklanır. Acı hissi göğüs bölgesinde başlar ve kimi durumlarda, boğaza, çeneye ya da boyna yayılır. Dünya nüfusunun üçte biri, ayda bir kez bunu yaşamaktadır. Reflüye sebebiyet verebilecek birkaç şey:
Aşırı yemek ya da alkol tüketimi
Midemizin uzun süre dolu olması
Kahvaltıyı atlamak
Yağlı ve baharatlı yiyeceklerin aşırı tüketimi
Hamilelik
60 yaşını geçmiş olmak
Obezite
Bu problemi önlemek için yapabileceğiniz şeyler arasında; kahve, alkol, soslar, baharatlı yemekler ya da kızartma gibi rahatsızlık verici besinlerden uzak durmak vardır. Buna ek olarak, reflü ağrısının başladığını hissediyor ve diğer belirtileri de gösteriyorsanız, bu şekilde yatağa gitmemelisiniz çünkü kafanızı yastığa koymanız, özafagus asidinin boğaza doğru çıkmasına neden olacaktır. Reflüden sıklıkla şikayet ediyorsanız derhal bir doktora başvurmalısınız. Sıkça yaşanan reflü problemi ülser kaynaklı olabilir. Reflünüz yalnızca bazı durumlarda ortaya çıkıyorsa eczanelerden aldığınız asit dengeleyici ilaçları (antiasit) kullanabilir, doğal yöntemleri uygulayabilirsiniz
Mide Asidini Azaltan Besinler
Bu rahatsız edici sağlık sorununu aşağıdaki besinleri tüketerek tedavi edebilirsiniz:
Sakız: Sakız çiğnemek ağız içi tükürük seviyesini arttıracak ve mide asidini dengeleyecektir.
Zencefil: Kaynayan suyun içine atarak içebilirsiniz. Bu etkili bir mide güçlendiricidir.
Hardal: Bir çay kaşığı hardal, reflü belirtilerini azaltacaktır. Hardalı ya sade ya da bir dilim ekmeğin üzerine sürerek yemelisiniz.
Badem: Yemeklerden sonra tüketeceğiniz 2 ya da 3 badem, reflü semptomlarının ortaya çıkmasını engelleyecektir.
Karbonat: Sıcak suya bir çay kaşığı ekleyin. Mide asit seviyesini dengelemek için yavaşça için.
Yulaf Ezmesi: Kahvaltıda, süt veya yoğurtla karıştırarak tüketin.
Patates: Soyun ve rendeleyin. Çıkan suyu bir kaşık yardımı ile için.
Muz: Yemeklerden önce ya da sonra tüketebilirsiniz.
Elma Sirkesi: Bir çay kaşığı elma sirkesini bir bardak su ile karıştırıp için.
Kavun: Bu meyve reflü ile savaşta oldukça etkilidir.
Rezene: Sindirim süreci ve yanma hissi açısından oldukça yararlıdır.
Maydanoz: Taze ya da yemeklerin içinde yiyebilirsiniz.
Papaya: Sindirime yardımcı olur ve midedeki yanma ve rahatsızlık hissini ortadan kaldırır.
Elma: Yiyeceklerin daha rahat ve iyi bir şekilde sindirilmesine yardımcı olur.
Ananas: Ağır ya da aşırı yemek tüketiminden sonra mideyi rahatlamada yardımcıdır.
Tarçın: Yanma hissini azaltmak için içeceklerinize katıp tüketebilirsiniz.
Reflü İçin Doğal Tedaviler
Yemeklerden sonra midenizde meydana gelen yanma hissiyle savaşmak istiyorsanız aşağıdaki tamamen doğal yöntemlerden istediğinizi deneyebilirsiniz.
İki marul yaprağı ve soyulmuş 4 havucun suyunu çıkarın ve blender’a bir bardak su ekleyin. 5 dakika boyunca karıştırıp süzün ve sabahları açken için.
Kaynayan bir kap suya pelinotu ekleyin. Üzerini kapayın ve kahvaltılardan önce için.
Bir litre suyu kaynatın ve içine 15 gram kurutulmuş fesleğen ekleyin. Bir müddet bekleyin ve her yemekten sonra bir bardak olacak şekilde günde 3 kez için.
15 gram adaçayını 30 gram limon otuyla karıştırın. Elde ettiğiniz karışımdan bir çay kaşığı alarak bir bardak sıcak suya ekleyin ve yemeklerden sonra için.
Bir yumurta akını iki çay kaşığı zeytinyağıyla karıştırın. Bunu gün içinde birkaç kez içebilirsiniz.
Bir kaç hurmayı bir miktar suyun içinde kaynatın ve elde ettiğiniz suyu için.
kaynak: sağlıağa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor.

love-bench_00334399[1]

 

500 kişi bir seminerdeydi. Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi. Herkese bir balon vererek başladı. Herkes gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı. Sonra bütün balonlar toplandı ve bir odaya kapatıldı.
Katılımcılar odaya alındı ve 5 dakika içinde üzerine isimlerini yazdıkları balonu bulmaları söylendi. Herkes deli gibi kendi adını aramaya başladı, insanlar çarpıştılar, bir birlerini ittirdiler, tamamen bir kaos ortamı oluştu.
5 dakikanın sonunda kimse kendi balonunu bulamamıştı.
Konuşmacı bu sefer herkesin bir balon almasını ve üzerinde adı yazan kişiye o balonu vermesini söyledi. Bir kaç dakika içinde herkes kendi balonuna kavuşmuştu.
Konuşmacı dedi ki: “Yaşamımızda bunu görüyoruz. Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor. Bizim mutluluğumuz başkalarının mutluluğunda gizlidir. Onlara mutluluk verin; sizinki size gelir. Ve insanların yaşam amacı da budur…mutluluğun peşinden gitmek.”
* Tiffany Moore

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BEDENİNİZLE SAVAŞMAYI BIRAKIN

BEDENİNİZLE-SAVAŞMAYI-BIRAKIN[2]

 

Bir doktorun ofisinde, doktor gelmeden önce gözlerimde yaşlarla oturduğumu hatırlıyorum. Geleceğini bildiğimi sözcükleri korkuyla bekliyordum.
“Pekala, bu test negatif çıktı.” Veya “Sende ne olduğunu hala bilmiyoruz.” Ya da “Başka bir test yapmak istiyoruz.”
Sindirim sistemimde garip bir rahatsızlık geliştirdim, hiç kimsenin çözemediği bir rahatsızlık. 18 yaşında teşhis edilen bir tiroit sağlık durumunun yanı sıra geldi. Buna tekrar tekrar yapılan diz ameliyatlarını ekleyin, bedenim ve ben savaştaymışız gibi hissettiriyordu.
Daha iyi olmayacaktı. İstediğim şey olmayacaktı. Hayal kırıklığı yaşatmıştı. Doktorları listeye ekleyebilirim. Bana yardım edemediler. Beni umursamadılar. Beni hayal kırıklığına uğrattılar.
Hayal kırıklığım kızgınlığımı körükledi. Doktorları unutun: Onlara rağmen daha iyi olacaktım! Alternatif şifacılar aramaya başladım. Temizlikler, meditasyon, her tür diyet yaparak başladım, yoga bağımlısı oldum, hatta güneşe bakmaya başladım. Bulduğum her yeni şeyi sağlık incili yaptım. Her yeni insan yanıta sahip olabilirdi.
Yeni bir semptom alevlenene dek yanıtları vardı, yanıtları beni yine hayal kırıklığına uğrattı. Sonra bir gün, gayretli şekilde yanıtlar ararken, yolum beklenmedik bir yöne girdi. Yanlışlıkla bazı ilgi çekici yeni sorulara tosladım.
– Bedeninizin gereksinimlerini bilen tek kişi ya siz iseniz?
– Ya bedeniniz aslında gereksinim duyduklarını size anlatabiliyorsa?
– Sizde YANLIŞ olan hiç bir şey yoksa ve bedeniniz gerçekte iletişim kurmaya çalışıyorsa?
Bu soruları sinir bozucu buldum. Önce ne yapmam bekleniyordu? Ne yemeliydim? Nasıl oturmalıydım? Bu insan bana hiç bir şey anlatmıyordu!
Yine de sorular içimi kemiriyordu. Bedenim gerçekten benimle konuşuyor muydu? Tüm o yıllar boyunca onu görmezden mi geldim? Bu kadar uzun zamandır bana ihanet eden bedenim dediğim bu şeye güvenebilir miydim? Dinlemek için kendime yeterince güvenebilir miydim?
Alternatifler olarak gördüğüm şeylerden tükenmiş olarak – ve 14 gündür sadece lahana ve salatalık suyu içmekten aç – teslim olmayı seçtim.
Yanıtlar değil, sorular sağlığa yolculuğumu sonlandırdı. Ve bu aynı soruları bugün size getiriyorum.
– Sağlığınızı ve bedeninizi düzeltmeyi başka birilerine vermeye çalışmayı bırakmaya istekli olur muydunuz?
– Bedeninizle iletişim kurmayı öğrenmeye istekli olur muydunuz?
– Bildiğiniz şeyi takip etmeye istekli olur muydunuz?
İşte sağlığımı geri alma ve kendi bedenimi iyileştirme yolunda 10 yeni alet ve soru;
1. Bedeninize Sorular Sormaya Başlayın
Bedeniniz ile başka bir insanmış gibi konuş mu demek istiyorsun? Evet! Bedeniniz sizinkinden farklı olan bir farkındalığa sahiptir. Onu bir dostmuş gibi düşünün. Bir şey yemeden önce, sorun, “Bedenim bunu arzuluyor musun?” Egzersiz programınızdan önce sorun, “Bedenim, bugün nasıl hareket etmek istersin? Tam o anda yanıtlar almayabilirsiniz; ama, bedeninizin kendi bakış açısına sahip olabileceğini düşünme alışkanlığını edinmek ikinizin iletişim kurma sürecini başlatacaktır.
2. Bedeninizin Dilini Öğrenin
Bedeninizden onu anlamanıza yardımcı olmasını isteyebilirsiniz. Ayakta durarak “Bedenim, bana eveti göster” ve sonra “Bedenim, bana hayırı göster” diyebilirsiniz. Çoğu insan tutarlı olarak evet için bir yöne, hayır için diğer yöne eğilir. Bedeninizin konuştuğu dili anladığınızda, ona sormaya başlayabilirsiniz, “Bu peyniri yemek ister misin?” veya “Yürüyüşe çıkmak ister misin?” Bununla oynayın!
3. Hafif Olanı İzleyin
Her birimiz için farklı şeyler doğrudur. Sizin için doğru olan şey hafiftir. Ağır olan şey bir yalandır. Bir şey okuyorsanız ve sizi gülümsetiyorsa veya gözleriniz parlıyorsa, o sizin için doğru olabilir. Neden başka bir soru sormuyorsunuz? Bedeniniz büzülüyorsa veya mideniz alt üst oluyorsa, o sizin için doğru olmayan bir şeydir veya arzu ettiğiniz şeyi yaratmaz. Başka nereye bakabilirsiniz?
4. Değişimi Zorlamayı Bırakın
Kesinlikle acınası görünen spor salonlarına koşuşturan insanları ne kadar sıklıkla görüyorsunuz? Bedeninizin tükürmek istediği kaç tane diyet yaptınız? Bedeninizle aranızdaki iletişimi artıracaksanız, bedeninizin yapmak istemediği şeyleri yapması için onu zorlamayı bırakmak ve aynı ekipte oynamaya başlamak zorunda olacaksınız. Bedeniniz koşmaktan nefret mi ediyor? Bedeniniz koşmayı sürdürürseniz dizlerinizin patlayacağı farkındalığına sahip olabilir. Bedeniniz hangi hareketlerden keyif alırdı?
5. Etiketleri Kesin
Toplumumuz etiketleri ve teşhisleri sever. Ne kadar sıklıkla bir teşhis sorular sormaya son vermek için gerçekten bir izindir? Reflüm var. Sizin var mı? Bedeniniz sıklıkla reflü dediğimiz semptom ile biraz önce yediğiniz şeyi beğenmediği bilgisini veriyor mu? Hiç domates yiyemediğiniz veya bedeninizin domates ile iyi olduğu zamanlar bulunduğu doğru mudur? Eğer son çare olarak başvuracağınız bir teşhisiniz olmasaydı, bedeninizin her an neyi arzuladığının farkında olmak zorunda olur muydunuz?
6. “Sağlık” Oyununu Bırakın
Evet beni duydunuz. Beslenme uzmanları bunun için benden nefret edecekler, ama neyin sağlıklı olduğu neyin sağlıksız olduğu ile ilgili o kadar çok bakış açısı topladık ki, bedenimizin ondan hoşlanıp hoşlanmayacağını görme şansına sahip olmadan yiyecekleri yargılamaya başlıyoruz. Lahana sağlıklı öyle değil mi? Tiroitiniz az çalışıyorsa, sağlıklı değil. Domates sağlıklı öyle değil mi? Reflünüz varsa değil. Şeker sağlıklı değil. Gerçekten mi? Her zaman mı?
Sizin için iyi ve kötü olan tüm yiyeceklerin listesini dikkatle yaratabilirsiniz ya da size yiyecekler ile ilgili anlatılmış olan her şeyi silip bedeninize her an neyi arzuladığını sorabilirsiniz. Bedeninizin ne kadar çok şey bildiğine ve aslında size karşı işlememeye çalıştığına şaşıracaksınız. Bu harika hissettirecek!
7. Geri Bildirimi Değerlendirin
Baş ağrısıyla ne kadar sık hayal kırıklığına uğrarsanız? Ya da beliniz ağrıdığında keyfiniz kaçar? Bedeninizdeki ağrı ya her zaman kötü bir şey değilse? Bu, bedeninizin sizinle iletişim kurmak için son çaresi ise? Bedeninizde ağrı veya yoğunluk olduğu zaman, minnettar olmak için elinizden geleni yapın ve sorun, “Bedenim, burada bana neyi göstermeye çalışıyorsun?” Yediğiniz bir şeyi mi beğenmiyor? Zehirleyici bir sohbete mi isyan ediyor? Size ne anlatmaya çalışıyor?
Reklam

8. Değişime İzin Verin
Sizin için bir gün doğru olan şey, sonraki gün doğru olmayabilir. İnsanlar tutarlı olmamızı severler, ama gerçek şu ki siz her gün farklısınız. Farklı bir hava durumu vardır, farklı bir ruh halindesinizdir, farklı gereksinimleriniz vardır. Her zaman ne yiyeceğinizi veya tüm yaz boyunca çalışma planınızı düşünmek yerine, sadece bu an ile uğraşın. Bedeniniz bugün neyi arzuluyor? Tutarlı olmak zorunda değilseniz ne olurdu? Bedeniniz tutarlı olmak zorunda değil!
9. Yargılamayı Bırakın
Her gün bedeninize kaç tane yargılama yöneltiyorsunuz? Eğer köpeğinize çoğu insanın bedenlerine davrandığı gibi davransaydınız, o kaçıp giderdi! Bedeninizin sizinle kolaylıkla çalışmaması şaşırtıcı mı? Bedeninizi yargıladığınız her zamanı fark etmeye başlayın ve her seferinde kendinize, “Bu ilginç bir bakış açısı” deyin. Yargılamalarınızın gerçeğiniz olmadığını kavradığınız zaman, sizi kontrol etmeyi bırakacaklardır. Oradan özgürlük yolunda olursunuz!
10. Minnettarlığı Artırın
Değiştirmeyi istediğiniz şeyler üzerinde durmak yerine, işleyen şeyler için minnettar olmaya başlayın. Bedeniniz ile ilgili minnettar olduğunuz her şeyin listesini yapın ve kendinize bunları her gün hatırlatın. Çok fazla minnettar değil misiniz? Görebilmenize ne dersiniz? Derinizdeki esintiyi hissedin. Düşündüğünüzden çok daha fazla minnettar olacağınız şey var!
Minnettarlık yerinden, yargılama yerinden daha fazla şeyleri değiştirmek çok daha kolaydır. Bunu deneyin!
Bedenim ile ilgili seçimler yapmam gerektiğinde, sessizleşirim ve kendime sorarım, “Neyi biliyorum?” Nasıl hissettiğim hakkında artık başkalarını suçlamıyorum. Doktorların verdiği bilgiler için minnettar olabilirim, ama en sonunda harika hissetmekten kendimin dışında kimsenin sorumlu olmadığını biliyorum.
Bedenim ile birliğe girerek, “sindirim rahatsızlığım” yok oldu, tiroit seviyelerim normale döndü (bu mümkün görünmüyordu) ve tekrar bedenimden keyif almaya başladım!
Artık savaşta olmamak ne güzel bir armağan. Bedeniniz ile savaşa son vermenin zamanı mı? Öyleyse, hangi soruları sorabilirsiniz?
Blossom Benedict
(Çeviri: Saffet Güler)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Nasıl talep edilir, evrenle nasıl iletişim kurulur, onun sunduklarına nasıl açık olunur bilmiyoruz

yasamkoclugu[1]

 

Her isteğiniz öyle ya da böyle gerçekleşir. Siz olması için onay verdiğinizden, evren onu yerine getirmek için bütün olasılıkları önünüze çıkarır. Evren vermek, sunmak, sağlamak, tedarik etmek üzerine kurulmuştur. Emin olamıyorsanız doğaya bir bakın. Ama bizler önümüze çıkan her fırsata, “yok almıyım; şimdilik bu kadarı yeterli, kalsın; hayır bu bana uygun değil; şimdi dursun sonra bakarız…” gibi tepkiler veririz. Çünkü bize istemek, talep etmek, almak, kabul etmek öğretilmedi ya da küçültücü bir davranış olduğu aşılandı! Nasıl talep edilir, evrenle nasıl iletişim kurulur, onun sunduklarına nasıl açık olunur bilmiyoruz! Dolayısıyla bu alanda çok fazla alıştırma yapmamız ve inatla kedimizi yeniden yapılandırmamız gerekli. Enerjinizi, alanınızı, bilincinizi yeniden yaratmaya var mısınız?
Talep etmek, “ben şunu istiyorum”, “bu ne zaman gerçekleşecek”, “olmadı, acaba ben haketmiyor muyum” yaklaşımlarının tam tersine içinde ihtiyaç, sınırlama, zorluk enerjisi olmayan bir alandan işlev yapmakla olur. Birincisi, İhtiyaç bilincinin içinden çıkmanız gerekir. “İstiyorum, ihtiyacım var, yoksunum” gibi sözler ve bu sözlerin çağırdıkları, isteklerinizin gerçekleşmesine yetmez, çünkü evreninizde yetersizlik diye bir kavram var. Her “ihtiyacım var” dediğinizde evreninizdeki bu yoksunluğu pekiştiriyorsunuz. İkincisi, zihinden işlev yapmak olasılıkları sınırlar. “Bu isteğimin gerçekleşmesi için şunlar gerekli; bu yolu takip edersem ancak o zaman olur; tek çözüm bu ama benim de elimde araçlarım yok dolayısıyla olmaz; Bittim ben!”. :)) Gerkekten mi? Bir sonsuz varlık nasıl bitebilir? Yaşamın sonsuz olasılıkları varken neden doğrular ya da yanlışlar ile uğraşıp sınırlamalar getirelim? Üçüncüsü, zorluk, imkansızlık, üzüntü, yılgınlık içinde olmak… Şöyle düşünün; İstediğiniz şeyi elde ettiğinizde üzgün mü olacaksınız? Bu yaşamınızı zorlaştıracak mı? Cevap hayır ise, neden kalbinizi ol’maya ve al’maya açmıyorsunuz? İstekleriniz gerçekleştiğinde bu sizi nasıl hissettirir? Eğer harika ve sihirli hissettiriyorsa, yaşamınızdaki her şey size daha mucizevi yollarla gelmez miydi? İstediğiniz şeyin kendisi olun o zaman, en azından olmaya açın kendinizi. Farkedeceksiniz ki, enerjiyi değiştirdiğinizde bütün gerçekliğiniz değişmeye başlayacak.
İsteklerinizin nasıl gerçekleşeceği sizin işiniz değil, evrenin işi. Siz talep edersiniz o yerine getirir. Talep etmenin en etkili yolu soru sormak. Zihinsel sınırlamalara, sonuçlandırmalara, yargılara girmeden kolaylıkla soru sorabiliyor olmaya gönüllü müsünüz? Eğer seçerseniz, şimdiye kadar size öğretilenden çok farklı bir gerçekliğe kapılar açabilirsiniz. Kendi gerçekliğinizi yaratabilirsiniz.
Cevaplarda değil soruda olursanız bu mümkün. Etrafınızdaki birçok kişinin “asla yapamazsın” dediği bir sürü şey, size çocuk oyuncağı gibi gelir. Yeter ki istediğiniz şeyin sorusu olmaya gönüllü olun.
Nasıl soru sorulur?
Sorularınız sonuna soru işareti konulan karar cümleleri olmak yerine, açılım yaratacak türde olmalı. Esnek olmalı ve hayallerinizin de ötesindeki olasılıkların kapısını açmalı. Gerçekten sormalısınız! Sorunun kendisi olmalısınız.
Aşağıda sizin için bir kaç soru örneği ekliyorum:
Yaşamımın nasıl olmasını isterdim?
Bana en çok hangi seçimler hizmet eder?Buradaki sonsuz olasılıklarım nelerdir?
……………..’nın kolaylıkla gerçekleşmesi için neler mümkün?
……………..’nın kolaylıkla gerçekleşmesi için ben nasıl bir enerji, alan ve bilinç olabilirim?
……………..’nın kolaylıkla gerçekleşmesi için neyi algılamam, bilmem, olmam ve alıp kabul etmem gerekir?
Yaşamıma beni daha genişletecek ve yaşamımı kolaylaştırıp neşeyle dolduracak bugün ne ekleyebilirim?
Burada başka neler mümkün?
Talebinizi belirlediniz, onu açılım dolu bir soruya çevirdiniz, cevaplar üretmeksizin sorunun kendisi oluyorsunuz ve bir adım daha ekleyelim buraya:Soruyu sorduktan sonra, “Buna engel olan her şeyi yıkıp yaratımını tümüyle iptal ediyorum” deyin ve temizleme cümlesini kullanın.

(Access Bar Seminerinde detaylı olarak öğretiyorum… Anette İnselberg)

Bırakın engellerin hepsi enerjetik olarak kolayca temizlensin.
*Temizleme cümlesi  Sorularla birlikte ortaya çıkan ağır enerjiyi temizlemekte kullanılır. Access Eğitimlerinde içeriğinden ayrıntılı şekilde bahsedilir. Henüz bilmeyenler için, bu cümleyle ilgili harika olan anlamını bilmeseniz de çalışır.
Yaşamımızdaki mucizelerin artarak çoğalması için neler mümkün? çiğdem uysalın yazısıdır…

Bütün bu mucizeleri hayatınıza katmak istiyorsanız 8 nisan ctesi 10.00-19.30 arası yapacağım Access bar bilinçaltı temizliği seminerine hepinizi bekliyorum.

Rez Tel Anette 0536 798 68 68

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bana Hendek Atlatmak Zordur…

17759767_10203261533414702_8809295935896241157_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HER SORUNUZUN CEVABI BİLİNÇALTINIZDA VAR.

bilincalti-evren-gonenc[1]

 

 

1- Bilinçaltınızda her sorunun cevabı vardır.Uykuya dalmadan önce bilinçaltına ” Sabah altıda kalkacağım” emrini verirseniz sizi tam saatinde uyandıracaktır.
2- Her gece yatarken kendi kendinize söylediğiniz olumlu ifadeler sağlığınızın ve yaşantınızın kusursuz olması yönünde olsun; bilinçaltınız Bu ifadeyi buyruk olarak algılayıp buyruğunuzu yerine getirecektir.
3- Bir kitap ya da harika bir tiyatro eseri yazmak, fevkalâde bir konuşma yapmak istiyorsanız, bu fikri sevgiyle hissederek bilinçaltınıza iletin;o da size istediğiniz karşılığı verecektir.
4- Asla “bunu yapamam” ya da “şunun olması imkânsız” gibi sözler söylemeyin. Bilinçaltınız bunu yalın anlamlarıyla alacak ve bu düşüncelerden dolayı yapmak istediğiniz şey için yeteneğiniz olmadığını kabul edecektir.
5- Size zarar verecek ya da canınızı yakacak şeyler düşünmeyin. Çünkü neye inanırsanız onunla karşılaşacaksınız.
6- En doğru şekilde düşünüp hissetmeye başlarsanız huzurlu bir zihne sahip olmanız kaçınılmaz olur. Bilinçaltınız, zihninizden geçirip doğru olduğunu iddia ettiğiniz her şeyi kabul edecek ve size bunu yaşatacaktır.
7- Bilinciniz kapıdaki bekçidir. En önemli işlevi bilinçaltını, yanlış izlenimlerden korumaktır. İyi şeylerin olabileceğini ve şu anda olmakta olduğunu düşünmeyi her zaman tercih edin
* Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Yediğimiz besinlerin de bir titreşimsel enerji frekansı olduğunu ve bundan dolayı vücudun genel enerji frekans titreşim ahengini bozabildiğini biliyor muydunuz?

high-vibration-food1[1]

 

 

Yediğimiz besinlerin de bir titreşimsel enerji frekansı olduğunu ve bundan dolayı vücudun genel enerji frekans titreşim ahengini bozabildiğini biliyor muydunuz? Frekans dört bir yanımızdadır ve her şeyin içinde bulunabilmektedir. Her ne zaman bir nefes alıyorsak, içimize frekans çekiyoruz. Ne zaman müzik dinlesek, frekans ile etkileşim halinde oluruz. Hatta düşündüğümüz zaman bile, düşüncelerimizi ifade etmesine yardım etmek üzere frekansın kuvvetinden faydalanıyoruz. Frekansın bizi şifalandırma veya bize zarar verme becerisi vardır; bu yüzden, sağlıklı kalmak istiyorsak, bunun genel sağlığımızı nasıl etkilediğini anlamamız gerekir. Düşük frekans içeren bir yemek yiyor olmamız da, enerji seviyemizin bozulmasına sebep olur. Teorik olarak, bedenimizin frekans oranını 60 MHz’in üzerinde tutabilirsek, hemen hemen hiç hasta olmayız. Bunun için ‘düşük’ titreşimli gıdalardan kaçınmamız ve bunun yerine ‘yüksek’ titreşimli gıdaları tercih etmemiz söylenir.
Yüksek titreşimli gıdalar:
Taze, sertifikalı organik meyveler ve sebzeler
Raw beslenme, filizlenmiş besinler, buğday çimi
Spirulina gibi doğal takviyeler
Bitkisel Çaylar
Otlar ve baharatlar
Saf veya filtrelenmiş su – ters osmoz veya yeni toplanan kaynak suyu en iyi seçenektir
Zeytinyağı ve hindistancevizi yağı gibi sağlıklı yağlar
Fındık ve tohumlar
Fermente gıdalar
Kakao
Saf gerçek bal
Bakliyatlar
Karabuğday, kahverengi pirinç, amaranth gibi tahıllar
Düşük titreşimli gıdalar:
Genetiği değiştirilmiş (GDO) gıda maddeleri ve kimyasallar ve pestisitlerle tedavi edilen konvansiyonel gıda maddeleri
Beyaz pirinç ve unlar
Şekerler, tatlandırıcılar (yapay vb.)
Kahve
Soda
Alkol
Et, balık ve kümes hayvanları
İşlenmiş paketlenmiş konserve ve fast food
Kanola, pamuk tohumu, margarin ve bitkisel yağlar gibi sağlıksız yağlar
Dondurulmuş gıdalar
Pastörize edilmiş inekler süt, yoğurt ve peynir
Pişmiş yemekler, fast food, kızartılmış gıdalar ve mikrodalga fırın yemekleri

Kaynak: İntelligent infinity- Merve Karacaoğlu sayfasından alınmıştır

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

MÜKEMMEL BİR YAŞAM İÇİN TOLERE EDİLMEYECEK 20 ŞEY

IMG_5259

1- SİZİ AŞAĞI ÇEKECEK İNSANLARDAN UZAK DURUN: İlişkiler size yardımcı olmalıdır. Sizi incitmemelidir. Sizi mutlu eden insanlarla vakit geçirin.
2- HOŞLANMADIĞINIZ İŞ ÇEVRESİNDEN VE İŞ YERLERİNDEN UZAK DURUN: Bir veya ikinci denemenizde işiniz sizi mutlu etmeyebilir. Vazgeçmeyin. Aramaya devam edin. Eğer kendinizi her saniye mutlu bir şekilde çalışırken buluyorsanız doğru işi bulmuşsunuz demektir. Devam edin. Başarı çok yakınınızda.
3- KENDİ OLUMSUZ BAKIŞ AÇINIZDAN KURTULUN: Kendi zihinsel konuşmalarınız farkına varın. Birçok kez zihninizin sizinle konuştuğunuzu duyarsınız. Kulaklarınızı dört açın. Zihniniz size ne diyor? Eğer zihniniz sizinle olumlu olmayan şekilde konuşmaya başladıysa, hemen kendinize gelin ve zihninizin sizinle olumlu şeyler konuşması için onu yönlendirin.
4- GEREKSİZ İLETİŞİMSİZLİKTEN UZAK DURUN: Hissettiğiniz şeyleri söyleyin ve söylediğiniz şeyleri hissettiğinizden emin olun. Açık konuşun. Sorular sorun. Tam anlayıncaya kadar, konuyu netleştirmekten çekinmeyin.
5- DAĞINIK YAŞAM VE İŞ ALANINDAN UZAK DURUN: Dağınıklığı temizleyin. Kullanmadığınız gereksiz eşyalardan kurtulun. Bu konuda yazılmış David Allen’in kitabı size rehberlik edebilir.
6- KENDİ GECİKMELERİNİZDEN KURTULUN: 30 dakika erken uyanırsanız, gün içerisinde deliler gibi koşturmaya ihtiyaç duymayacaksınız. Bu 30 dakika, sizi yorgunluktan ve gereksiz baş ağrılarından kurtaracaktır.
7-BAŞKALARINA BENZEME BASKISINDAN KURTULUN: Çoğunluk gibi olma baskısı, sizi çoğunluğun içerisinde fark edilmez bir hale düşürebilir. Kalabalığa karışıp kaybolmayın. Bunu kabul etmeyin. Olabileceğiniz tek kişiyi siz var edebilirsiniz.
8- SAĞLIKSIZ BİR BEDENİ KABUL ETMEYİN: Vücudunuz hayatınızdır. Vücudunuzdan vazgeçmeyin. Doğru beslenin, egzersiz yapın ve düzenli aralıklarla doktorunuza başvurun.
9- DEĞİŞİMDEN KORKMAYIN: Hayat değişimin ta kendisidir. Her gün yeni bir gündür. Her günün farklı bir başlangıcı ve sonu vardır. Bunu kabul edin ve farklılığın keyfini sürün.
10- İŞKOLİKLİKTEN KURTULUN: Zamanınızı sürekli çalışarak geçirmeyin. Fırsat buldukça eğlenceye zaman ayırın. Gülümsüyorsanız, doğru şeyi yapıyorsunuzdur.
11- ÜNLÜ İNSANLARIN VE GÜZELLİK REKLAMLARINA TAKILMAYIN:
Güzel bir görünüm gözleri etkiler. Kişilik ise kalbi etkiler. Kendiniz olmakla gurur duyun. Siz zaten güzelsiniz. Pazarlama malzemeleri sizi yetersizmiş gibi hissettirmemeli.
12- UYKUSUZ KALMAMAYA ÖZEN GÖSTERİN: Yorgun bir zihnin üretken olması nadiren görülen bir şeydir.
13- AYNI ŞEYLERİ TEKRAR TEKRAR YAPMAYIN: Siz yaşam tecrübelerinizin toplamısınız. Ne kadar çok tecrübe yaşarsanız, o kadar güçlü bir bakış açınız olur.
14- KİŞİSEL HIRSLARINIZDAN KURTULUN: Azim ve hırs aynı şey değildir. Azim sizi başarıya doğru yöneltirken, hırs ve açgözlülük sizi siz yapan her şeyi elinizden alır. Ayağınıza gelen şans bile, küçük bir hırsla, ayaklarınızın altında ezilmeye mahkumdur.
15- BORÇ YIĞINLARINDAN KURTULUN: Düşlediğiniz hayata henüz ulaşmamışken bile mutlu ve iyi yaşamaya çalışın. Gerek duymadığınız şeyleri satın almaktan vazgeçin ve pazarlama oyunlarına gelmeyin. Büyük düşünün ve birikim yapın. Bütçenizi planlayın.
16- SAHTEKARLIKLA İŞİNİZ OLMASIN: Dürüst bir yaşam, size huzur verir ve geceleri başınızı yastığa rahat bir şekilde bırakmanın değeri paha biçilmezdir. Sahtekarlıkla aynı cümle içinde bile geçmesin isminiz ve bu tür insanlara tahammül etmek zorunda olmadığınızı farkına varın.
17- SADAKATSİZLİKTEN UZAK DURUN: İlişkilerinizi güven çemberinin içinde tutun. İlişkilerinizi, onların kutsal olduğunu düşünerek yaşayın. %100 güven duymadığınız ilişkiler, %100 mücadele etmeye değmeyen, uğruna savaşmaya gerek olmayan ilişkilerdir.
18- GÜVENSİZ EV ORTAMINDA UZAK DURUN: Evinizde kendinizi mutlu ve güvende hissedemiyorsanız, hiçbir yerde mutlu ve güvende hissedemezsiniz kendinizi. Evinizde bulunmaktan gurur duyacağınız bir sevgi ortamı yaratmaya dikkat edin.
19- HAZIRLIKSIZ OLMAKTAN VAZGEÇİN: Hayat öngörülemez. Korku duymak veya hazır olmak arasında çok büyük fark vardır. Hayatı korkuyla da karşılayabilirsiniz, ona hazırlıklı olarak da. Her zaman hazırlıklı olun.
20-HAREKETSİZLİĞE PAYDOS: Ya harekete geçip yeni fırsatlar yaratmayı seçersiniz, ya da bunu başkalarının nasıl yaptığına şaşırmakla yetinirsiniz. Oturup düşünmekle, bir şeyleri değiştirmek bugüne dek kimseye nasip olmamıştır. Harekete geçin.
Alinti

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Evde Doğal Yumuşatıcı Nasıl Yapılır?

evde-doğal-yumuşatıcı-nasıl-yapılır-768x556[1]

 

Yumuşatıcı olmadan çamaşırlarını asla yıkayamayanlardansanız, özellikle kokuya duyarlı büyük çoğunluğun içindesiniz. Hem güzel kokan yumuşacık çarşaflarda uyumayı kim sevmez ki?
Bildiğiniz üzere, içinde katkı maddesi bulunan ürünlerin evde doğal olarak yapımı her geçen gün popülaritesini arttırıyor. Kimyasal maddelerin farklı yollardan vücudunuza verdiği zararın önüne geçmek için uygulayabileceğiniz basit yöntemlerden biri de çamaşırlarınızı kendi hazırladığınız yumuşatıcı ile yıkamaktır.
Günlük olarak kullandığımız şampuan, bulaşık deterjanı ve hatta sabunlar bile alerjiye neden olabiliyor. Alerjen cilt tipine uygun olarak üretilen temel temizlik maddelerinin içinde de çok sayıda koruyucu kimyasal olduğunu düşünürsek en güvenlisi ev yapımı doğal tarifler. Bu arada, markasından dolayı yüksek fiyatlara almanıza rağmen çamaşırlarınızın dokusunu yıpratan yumuşatıcıların, çamaşır makinasında kireçlenmeye neden olduğunu da belirtelim. Cildiniz, çamaşırlarınız, makinanız ve bütçeniz için en akıllı tercih doğal yumuşatıcı. Eğer siz de bebeğiniz gibi hassas bir cilde sahipseniz işte hem pratik hem sağlıklı yumuşatıcı reçetesi:
Malzemeler
500 ml elma sirkesi (pH 4,5 – 5,5 aralığında olmalı)
150 ml (3/4 su bardağı) saf su (kaynatılmış soğumuş)
1 çay bardağından biraz daha az miktarda karbonat (beyaz çamaşırlar için)
Sevdiğiniz koku için doğal yağ aroması (tercihe göre lavanta yağı vb)

Yapılışı
Yumuşatıcınızı hazırlamak için daha önce kullandığınız bitmiş bir yumuşatıcı şişesini yıkadıktan sonra tekrar kullanabilirsiniz. Bu size ölçek kullanma imkanı sunacaktır. Kutuyu çoktan çöpe attıysanız 1,5 litrelik su şişesi de kullanabilirsiniz. Bu durumda ölçeğimiz çay bardağı olacak.
Karışımı hazırlayacağınız şişeye elma sirkesi, su ve karbonatı ekledikten sonra şişeyi iyice çalkalayın. Biliyorsunuz karbonat çamaşırlarınızı çok güzel şekilde beyazlatır. Bu nedenle renkli çamaşırlar için hazırlayacağınız şişeye karbonat eklememenizi tavsiye ederiz. Son olarak harika bir koku için 1 yemek kaşığı doğal yağ ekleyin. Lavanta, limon, portakal ya da nane yağı çamaşırlarınızda çok hoş bir koku bırakacaktır. Yağı da ekledikten sonra şişeyi tekrar çalkalayın. İşte doğal yumuşatıcınız hazır! Elma sirkesi çamaşırlarınızda ve makinanızdaki deterjan kalıntılarını temizlerken, karbonat çamaşırlarınıza parlak bir beyazlık katacaktır.
Hemen küçük bir hatırlatma yapalım. Tüm doğal ürünler gibi ev yapımı yumuşatıcının da kullanım süresi sınırlıdır. Hazırladığınız karışımı 20 gün içinde bitiremeyecekseniz ölçekleri küçülterek hazırlamanız daha uygun olur. Her yıkamada çamaşır ağırlığına göre 1-1,5 çay bardağı doğal yumuşatıcı kullanın. Kimyasal ürünlere göre daha fazla kullanmamızın nedeni etkiyi arttırmaktır. Bu ürünler yoğunlaştırılmış yapıda olduğundan, ev yapımı ürünleri kullanırken ölçek konusunda daha cömert davranmanız sorun olmaz. Bir de her kullanımdan önce şişeyi tekrar çalkamalısınız. Böylece karışım ilk hazırladığınız andaki kadar etkili olacaktır.
Doğal yumuşatıcı tariflerine saç kremi ya da duş jeli ekleyenler de mevcut. Ancak bunun ne kadar sağlıklı olduğu konusunda emin olamadığımız için bu tarifte yer vermiyoruz. Siz de doğal yumuşatıcınızı dakikalar içinde hazırlayarak, cildinize hak ettiği özeni gösterin.

alntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »