Su, Sirke ve Karbonat: Bir Sağlık Mucizesi

Su, Sirke ve Karbonat: Bir Sağlık Mucizesi

Geleneksel olarak, karbonat ve sirke; sağlık ve güzellik amacıyla pek çok tarifte kullanılmaktadır. Bu iki ürün, son derece etkili, ekonomik ve kolay bulunur olduklarından evde bulundurulmaları iyi olur.

Sirke ve karbonatı evinizi temizlemek veya saçınızı doğal olarak yıkamak için kullanmanın yanı sıra, bu yazıda bu kombinasyonu her türlü rahatsızlığı önlemek ve ideal kilonuzu korumak için nasıl güçlü bir karışım olarak kullanabileceğinizi açıklayacağız. İnanılmaz, değil mi?

Sirke ve karbonat neden birleştirilir?

Bu ilaç, elma sirkesi ve karbonatın aşağıda listelediğimiz bütün faydalarının birleşmesini sağlar. Karbonat ve sirke zıt pH oranlarına sahiptir, yani başka bir deyişle, sırası ile alkalin ve asidiktirler; bu da bu karışımı kendinize zarar vermeden tüketmenizi sağlar. Sonuç olarak, vücudunuzu asitlendirmeden iki ürünün tüm özelliklerini alırsınız.

Diğer yandan; mide asidi ile mücadele etmek için karbonat tüketilmesine karşın, bu uzun vadede hiç de iyi bir fikir değildir. Çünkü bu, mide asidinin doğal pH oranını değiştirebilir. Klorik asit oranının, midede gıda sindirimi için dengeli olması gerekmektedir.

karbonat 2

Elma sirkesinin özellikleri

Elma sirkesi, bol miktarda besin değeri ile vücudu temizleyebilen ve yeniden canlandıran mükemmel bir şifalı besindir. A ve B vitaminleri, temel yağ asitleri, enzimler, kalsiyum, fosfor, potasyum, magnezyum, sülfür, çinko, demir ve silikon gibi birçok mineralleri içermektedir.

En Önemli Özellikleri

  • Kükürt içeriği sayesinde toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. Ayrıca doğrudan karaciğer üzerinde etkili olarak yağları metabolize etmede önemli rol oynar.
  • İdrar yolu enfeksiyonlarını önler ve böbreklere çok faydalıdır çünkü idrar yollarını temizler ve idrarı asidik tutar.
  • Metabolizmanızı hızlandırıp vücuttaki aşırı yağı ortadan kaldırarak kilo vermenize yardımcı olur.
  • Vücuttan aşırı sıvı tahliyesini sağlayan harika bir idrar söktürücü görevi üstlenmektedir.
  • A vitamini yönünden zengin olmasından dolayı göz kuruluğunu önler.
  • Enzimler bakımından zengin olduğu için sindirimi iyileştirir. Bu özelliği gaz, asit ve şişkinlik durumlarında çok işe yaramaktadır.
  • Kabızlıkla savaşarak bağırsak florasının durumunun iyileşmesine katkıda bulunur.
  • Diş eti iltihabını azaltır. Bu durumda, yutmadan önce biraz ağzınızda çalkalamanızı öneririz.
  • Soğuk algınlığı ve sinüzit vak’alarında mukusu ortadan kaldırır.
  • Kolesterol, trigliserit ve ürik asit seviyesini düşürür.
  • Öksürük ve boğaz ağrılarını hafifletir.
  • Zengin mineral içeriği sayesinde kas kramplarını önler.
  • Vitamin ve mineral içeriği sayesinde cildinizin ve saçınızın durumunu iyileştirir.
  • Safra kesesi, böbrek ve karaciğerdeki taş riskini azaltır.
  • Mide hiperasiditesiyle mücadele eder ve mideyi anında rahatlatıcı özelliği vardır. Ayrıca çok fazla asit üretildiği durumlarda oluşabilecek mide ülserinin önüne geçer.
  • Ürik asitten kaynaklanan böbrek taşının oluşmasını önler.
  • İdrar yolu enfeksiyonlarının yatıştırılmasında çok etkili rol oynamaktadır.
  • Diş sağlığını geliştirir ve çürük, diş eti iltihabı, plak gibi sorunların oluşumunu önler.

Nasıl Hazırlanır?

elma sirkesi

İdeal oran şudur:

  • Bir bardak ılık veya sıcak su. Çünkü soğuk su karaciğere zarar verebilir.
  • Bir çorba kaşığı elma sirkesi.
  • Bir tutam karbonat

Hazırlayacağınız bu karışım için organik ve kaliteli karbonat bulmaya çalışın. Gerçekten etkili olabilmesi için çiğ olması gerekmektedir. Bir başka deyişle pastörize edilmemiş, yani eski yöntemlerle hazırlanmış olması gerekmektedir. Bu sayede tüm faydalarından daha fazla yararlanacaksınız.

Nasıl İçilir?

Günde bir ile üç bardak arasında içebilirsiniz. Ancak her zaman aç karnına tüketmeniz gerekmektedir. En azından yemekten bir saat önce tüketmeye dikkat etmelisiniz.

Eğer vücudunuzu temizlemek istiyorsanız, bu ilacı üç ana öğününüzden yaklaşık bir saat önce tüketmeniz gerekmektedir. Temizleme işlemi bittikten sonra kahvaltıdan bir saat önce, aç karnına içmeye devam edebilirsiniz.

Kaynak: sağlğa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Havuçlu Öksürük Tedavisi

Öksürük için hazırlayacağınız bu içeceği ana yemeklerinizden sonra bir kaşık olarak almanız önerilirse de, öksürük krizlerinden önce de tüketebilirsiniz.

Öksürük, vücudunuzun yabancı maddeleri ve akciğerde ve solunum yollarında biriken aşırı mukusu ortadan kaldırmak ve atmak için kullandığı bir mekanizmadır.

Buna rağmen, sürekli öksürme atakları yaşamak, özellikle de boğazı tahriş edip uykuları kaçırıyorsa, oldukça rahatsız edici ve acı verici olabilir.

Neyse ki, öksürüğü kontrol almaya yardımcı olan ve aynı zamanda ona neden olan virüslere ve bakterilere karşı savaş açan bir çok tedavi var.

Bu seçenekler arasında fazla mukusu azaltmak ve solunum yollarınızı temizlemek için içerdikleri inanılmaz özelliklerden yararlanabileceğiz tamamen doğal tarifler de vardır.

Bugün, bu durumla başa çıkabilmek için vücudunuzun savunma mekanizmalarını güçlendirecek çok özel doğal bir öksürük tedavisini sizlerle paylaşmak istiyoruz. Denemekten çekinmeyin!

Bu doğal öksürük tedavisi nedir?

Öksürükle mücadele için hazırlanan bu karışım havuç ve baldan oluşuyor. Bu ürünlerin her ikisi de vücuduna sağladıkları inanılmaz besinler sayesinde alternatif tıp alanında çok popüler hale gelmiştir.

Havuç ve bal, savunma mekanizmalarınızı güçlendirir ve öksürüğe neden olan grip, soğuk algınlığı ve diğer solunum yolu problemlerine karşı koruyucu bir bariyer oluşturur.

Bunların balgam söktürücü etkileri öksürüğe iyi gelir ve daha iyi uyumanızı sağlar.

Havucun faydaları

havuc%cc%a7c%cc%a7
Havuç, tarih boyunca milyonlarca kişinin diyetinin bir parçası olmuş olan tatlı bir sebzedir.

Toksik maddeleri ortadan kaldırmaya ve dolaşımını, sindirim fonksiyonunu ve metabolizmayı düzenlemeye yardımcı olan idrar söktürücü ve temizleyici özellikleriyle bilinirler.

Havuçlar, hücrelerinizde oluşan hasarları ve erken yaşlanmayı önleyen güçlü bir antioksidan kaynağıdır.

Akciğer sağlığınıza faydaları, içeriğinde yüksek oranda bulunan aşağıdaki vitamin ve mineraller sayesindedir.

  • A vitamini
  • B-kompleks vitaminleri
  • C vitamini
  • K vitamini
  • Demir
  • Potasyum
  • Magnezyum
  • Fosfor

Balın faydaları

bal
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), balı öksürük ve soğuk algınlığı azaltmak için kullanılabilecek en iyi maddelerden biri olarak gösteriyor.

Bal boğaz için yatıştırıcı bir madde olarak bilinir ve besin değeri göz önüne alındığında, aynı zamanda vücudunuzun savunma mekanizmalarını iyileştirmek için en iyi gıdalardan biridir.

Bal, solunum sisteminizdeki patojenlerin saldırısını engelleyen antioksidan ve antimikrobiyal özellikler içerir.

Ciddi akciğer sorunlarından kurtulmaya yardımcı olan doğal bir balgam söktürücü gibi davranır.

Baldaki doğal şekerler bedeniniz için enerji kaynağıdır ve metabolizmanız için de faydalıdır.

Bal, çocuklar için tamamen güvenlidir ve bu maddenin güzel tadı onları karşı koyamayacakları bir lezzettir.

Beslenme açısından balın sağladığı bazı faydalar aşağıdaki gibidir:

  • Organik asitler (sitrik, laktik, fosfor …)
  • B-kompleks vitaminleri
  • C vitamini
  • Mineraller (magnezyum, iyodin, fosfor, kalsiyum)
  • Enzimler
  • Flavonoidler
  • Steroller
  • Polifenoller

Bu doğal öksürük şurubu nasıl hazırlanır

havuc%cc%a7c%cc%a7c%cc%a7

Bu ballı havuçlu içeceği evde hazırlamak çok kolaydır ve her zaman öksürüğe yardımcı olması için kullanabilirsiniz.

Bu tedavi hem çocuklar hem de yetişkinler için uygundur. Ayrıca göz sağlığınıza da çok faydalıdır. 

Malzemeler

  • 5 bardak havuç (500 g)
  • 6 yemek kaşığı bal (150 g)

Hazırlanışı

  • Havuçları yıkayın ve doğrayın.
  • Su dolu bir kaba koyup yumuşayana kadar ısıtın.
  • Yumuşayınca balı da ekleyip mikserde iyice karıştırın.
  • İlacınızı cam bir kavanoza koyun ve öksürük belirtilerini fark ettiğiniz anda kullanın.

Tüketim biçimi

  • Bu karışımdan günde dört kaşığa kadar tüketebilirsiniz.
  • İlk kaşığı sabah uyanınca alın. Diğer 3 kaşığı ana öğünlerden sonra tüketin.
  • Gece öksürüyorsanız bir kaşık daha alabilirsiniz. 
  • İkinci gün etkilerini fark etmeye başlayacaksınız. İdeal olarak, bunu öksürüğünüz geçene kadar kullanmalısınız.

Bu doğal karışım hakkında ne düşünüyorsunuz? Kendi sağlığınız ve ailenizin sağlığı için evde bu ilacı hazırlamak hiç de fena bir fikir değildir.

Öksürüğünüz bir haftadan fazla sürdüyse ve bu doğal öksürük şurubunu kullanarak bir iyileşme görmüyorsanız, doktorunuzla konuşun.

Kaynak. Sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ahmet Maranki’den Vücuttaki Radyasyonu Atmak İçin Bitkisel Çözüm Kürü:

kabuk-tarcin1
Prof.Dr. Ahmet Maranki radyasyon atmak için şifalı bitkiler ile hazırlanan kür tarifi verdi. Bilgisayar başında çok kalanlar yada çok fazla cep telefonu kullanan kişiler için büyük risk taşıyan radyasyon, özellikle beyin için çok zararlıdır. Pekçok hastalığın nedeni olan radyasyonu vücuttan atmak gerekir. Radyasyonu atmaya yardımcı olacak bitkisel kür aslında herkes tarafından uygulanması gereken bir bitkisel tedavidir.

Radyasyon kürü:
Malzemeler:
* 30 gram tarçın,
* 10 gram dağ kişnişi,
* 5 gram sinemaki,
* 1,5 litre su,
* 5 gram ( 1 çay kaşığı ) iyotlu kristal tuz ( kaya tuzu ).
Hazırlanışı ve Kullanımı:
1,5 litre suya kabuk tarçını dağ kişnişi ve sinemaki atıp 15 dk kaynatılır. kaynatma işlemi bitince soğumaya bırakılır. 1 hafta boyunca her gün yatmadan önce 1 bardak içilir.
kaynak:maranki.com

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Radyasyon Ne Kadar Kalıcı?

15591059_357226934644385_7304600169442331475_o1

Maruz kalınan radyasyon;

Diş röntgeninde 1 gün

Çene dahil, diş röntgeninde 7 gün

Çlft taraflı göğüs röntgeninde 12 gün

Mammogramda 7 hafta

Omurga röntgeninde 6 ay

Kafa tomografisinde 8 ay

Omurga CT Scande 2 yıl

Kolon CT Scanda 3 yıl

Tekrarlanan karın-batın CT Scan de 7 yıl

PET VE CT Scan bir arada yapıldığında 8 yıl boyunca vücudu terk etmiyor

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Hasta Olacağınızda Bunu Yapın Hiçbir Şeyciğiniz Kalmayacak…

15589593_331467330573033_5288354439084705864_n1

Boğazınızda Gıcıklanma Varsa, hasta olacağınızı hissediyorsanız;

Bir fincan sıcak suya iki yemek kaşığı bal, iki yemek kaşığı sirke, bir tutam tarçın ve iki

yemek kaşığı limon suyu koyup karıştırın.

Bunu içtikten bir saat sonrai şikayetleriniz geçer. Denenmiş ve % 100 işe yarayan bir yöntemdir…

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

TURNA KUŞU

15541323_1121763291256209_2057894928617761734_n1

Japonya’ya atom bombası atıldığında 2 yaşında olan bir kız, 12 yaşına geldiğinde maruz kaldığı radyasyon nedeniyle kansere yakalanmış ve hastaneye yatırılmış. Ama durumu ümitsizmiş.
Hastanedeki tüm doktorlar, küçük kızın ölümü için gün sayarken, küçük Japon kızı hayat doluymuş. Koridorlarda koşuyor, oynuyor ve diğer hastalara yardım ediyormuş. Hastaların arasında en sevdiği kişi ise 80 yaşlarında, kendisi gibi kanser olan yaşlı bir kadınmış.
Küçük Japon kızı, ölüm döşeğindeki bu yaşlı kadını hiç yalnız bırakmamış. Kadın ölmeden hemen önce “Benim için çok geç ama, bizim inanışımıza göre; eğer bir kişi kağıttan 1000 tane turna kuşu yaparsa, her istediği kabul oluyor. Ben yapamadım, sen yap ve kurtul” demiş ve son nefesini vermiş.
Küçük Japon kızı çok üzülmüş ama hayatta kalma arzusuyla geleneksel Japon sanatı olan origamiyle kağıtan turna kuşları yapmaya başlamış. Neşe içinde çalıştığından ilk başlarda çok hızlı yapıyormuş. 1000 tane turna kuşu yapması işten bile değilmiş.
Ama sağlığı da hızla bozuluyormuş. Bu hazin öykü önce yerel, sonra da uluslararası basında yer almış. Dünyanın dört bir yanından insanlar kıza, binlerce turna kuşu göndermeye başlamış.
Ama küçük Japon kızı, haberler basında çıktığında elini kıpırdatamaz hale gelmiş. Hayattaki son saatlerini 644. kuşu yaparak geçirmiş. Kuşu bitirmiş, gözleri kapanırken hemşireler ve hastabakıcılar, postadan çıkan yüzlerce origami kuşuyla odasına girmişler. Ama küçük Japon kızı yüzünde bir tebessüm yatağında cansız yatıyormuş. Postacılar aylarca kağıttan turna kuşu taşımışlar hastaneye. Sayısı milyonlara ulaşan turna kuşları Japonya’da bir müzede sergileniyor…
Bu hikaye Japonya’da 1943-1955 yılları arasında yaşayan Sadako Sasaki’nin hikayesidir. Arkadaşları, eksik kalan 356 turnayı katlayıp onunla birlikte gömerler.
Turna kuşu, o zamandan beri barışın ve nükleer silahsızlanmanın simgesidir.
Küçük kızın hayatı “Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu” adıyla 1977 yılında Eleanor Coerr tarafından kaleme alınmıştır.
Ayrıca Hiroşima ve ABD’de anısına heykel ve anıt bulunmaktadır.
*Alıntıponya’ya atom bombası atıldığında 2 yaşında olan bir kız, 12 yaşına geldiğinde maruz kaldığı radyasyon nedeniyle kansere yakalanmış ve hastaneye yatırılmış. Ama durumu ümitsizmiş.
Hastanedeki tüm doktorlar, küçük kızın ölümü için gün sayarken, küçük Japon kızı hayat doluymuş. Koridorlarda koşuyor, oynuyor ve diğer hastalara yardım ediyormuş. Hastaların arasında en sevdiği kişi ise 80 yaşlarında, kendisi gibi kanser olan yaşlı bir kadınmış.
Küçük Japon kızı, ölüm döşeğindeki bu yaşlı kadını hiç yalnız bırakmamış. Kadın ölmeden hemen önce “Benim için çok geç ama, bizim inanışımıza göre; eğer bir kişi kağıttan 1000 tane turna kuşu yaparsa, her istediği kabul oluyor. Ben yapamadım, sen yap ve kurtul” demiş ve son nefesini vermiş.
Küçük Japon kızı çok üzülmüş ama hayatta kalma arzusuyla geleneksel Japon sanatı olan origamiyle kağıtan turna kuşları yapmaya başlamış. Neşe içinde çalıştığından ilk başlarda çok hızlı yapıyormuş. 1000 tane turna kuşu yapması işten bile değilmiş.
Ama sağlığı da hızla bozuluyormuş. Bu hazin öykü önce yerel, sonra da uluslararası basında yer almış. Dünyanın dört bir yanından insanlar kıza, binlerce turna kuşu göndermeye başlamış.
Ama küçük Japon kızı, haberler basında çıktığında elini kıpırdatamaz hale gelmiş. Hayattaki son saatlerini 644. kuşu yaparak geçirmiş. Kuşu bitirmiş, gözleri kapanırken hemşireler ve hastabakıcılar, postadan çıkan yüzlerce origami kuşuyla odasına girmişler. Ama küçük Japon kızı yüzünde bir tebessüm yatağında cansız yatıyormuş. Postacılar aylarca kağıttan turna kuşu taşımışlar hastaneye. Sayısı milyonlara ulaşan turna kuşları Japonya’da bir müzede sergileniyor…
Bu hikaye Japonya’da 1943-1955 yılları arasında yaşayan Sadako Sasaki’nin hikayesidir. Arkadaşları, eksik kalan 356 turnayı katlayıp onunla birlikte gömerler.
Turna kuşu, o zamandan beri barışın ve nükleer silahsızlanmanın simgesidir.
Küçük kızın hayatı “Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu” adıyla 1977 yılında Eleanor Coerr tarafından kaleme alınmıştır.
Ayrıca Hiroşima ve ABD’de anısına heykel ve anıt bulunmaktadır.
*Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Şifasıyla Halk Arasında Efsaneleşmiş 12 Hastalıkla Mücadele Yöntemi

 

siyah-turp-bal-karisimi-sifa-one-cikan

“Böyle soğuk havalarda hasta olmamak mümkün değil” diyenlere çare, en doğalından geliyor bu kez.

Halk arasında faydaları anlatıla anlatıla neredeyse bir efsaneye dönüşen karışımlardan söz ediyoruz. Annelerimizden hatta anneannelerimizden bize kalan, sanki doğduğumuzdan beri biliyormuşçasına benimsediğimiz tarifler bunlar.

Basit malzemelerle, evde kolayca hazırlanan, vücudu gribe, nezleye yakalanmaktan kurtaran, bazılarıysa hasta olunca kullanılması gereken ya da öksürüğü şıp diyen kesen karışımlar…

Ya da en azından biz böyle biliyor, bunlardan en az birine kış boyunca yolumuzu sık sık düşürüyoruz.

Bakın bakalım, size de tanıdık gelecek mi bu karışımlar?

Unutmadan, sizin bildiğiniz farklı formüller varsa bize mutlaka yorum olarak yazın, herkese yardımınız dokunsun. Ne demişler, paylaşmak güzeldir.

En sık kullandığımız: Bal ve zencefil

Hasta olduğumuzda ya da hasta olmamıza ramak kala annelerimizin ellerinde kaşıklarla peşimize düşmesine sebep olan karışımdır bal ve zencefil karışımı.

Her evde mutlaka zencefil bulunmasının nedeni, kış aylarında mutfağın başköşesine oturtulan balın katılmadan edemediğidir. Şifasını görüp hasta olmaktan son anda kurtulan da çoktur, onun sayesinde hastayken bir anda zımba gibi olan da.

Balın bağışıklık sistemini güçlendirmedeki bu kararlılığına tarçın ya da karabiber de eşlik edebilir kimi zaman. Hepsi de pek faydalı, çok doğaldır.

Evlerden eksik edilmemesi gereken bal-zencefil ikilisini daha yakından tanımak isterseniz onları uzun uzun anlattığımız şu yazımıza da bekleriz. 🙂

Tadıyla biraz üzse de şifasına diyecek yok: Siyah turp ve bal

Evlerde hastalıklara, özellikle de öksürüğe karşı kullanılan en yaygın yöntemlerden biri siyah turp ve baldan geçiyor.

Bu yöntemde siyah turpun ucunu ve kök kısmını minicik kesiyor, turpun içini balla dolduruyorsunuz. Bir bardak ya da turpun yüksekte durabileceği dar ağızlı bir kaseye koyarak turpun balın içinden süzülmesini bekliyorsunuz. Turpun sulanması sonucu ortaya çıkan suyla birlikte bardağa süzülen balı “şifa olsun” diye içiyorsunuz.

Başka bir yöntem olarak ise siyah turpu ikiye ayırabilir, içine balı koyup yine turpun sulanmasını bekleyebilir ve sonunda turpun içindeki bu ballı karışıı kaşık kaşık tüketebilirsiniz.

Tadı pek de hoş değil, baştan söyleyelim. Ama etkisi oldukça fazla olduğundan denemeye, kullanmaya değer yöntemlerden.

Daha kolayı yok: Ballı, biraz da limonlu su

Sabah uyandığınızda, gün içinde hafif tok hafif aç olduğunuz o anlarda bir bardak ılık suyun içine ekleyeceğiniz bal ve limonla hem vücudunuzu mikroplardan koruyabilir, hem enerjinizi yerine getirebilir hem de içinizi pırıl pırıl yapabilirsiniz.

Çünkü balın mucizesi, limonun vitamini gibisi var mı? 🙂

Mısırları temizletmeden almaya sebep: Mısır püskülü çayı

Koçan halindeki mısırları temizletmeden, sapıyla püskülüyle almaya sebep mısır püskülü çayı, vücutta kan şekerini dengeleyici, bağılıklık sistemini güçlendirmede yardımcı etkilerde bulunuyor. Bu nedenle, artık öyle aktarlardan alınmadıkça zor bulunan mısır püskülleri kışın evde bulundurmanız gerekenler arasında yer alıyor.

Yapımında dikkat edilmesi gereken ise püskülleri suyun içine atıp kaynatmamak. Bu çayı doğru bir şekilde yapmak isteyenlerin kaynatılmış suyun içine sonradan mısır püsküllerini atıp 15 dakika kadar demlemesi yeterli olacaktır. Küçükken mısır püskülü çayıyla fazlaca haşır neşir olmuş olanların sayısı, hiç az değildir diye tahmin ediyoruz. 🙂

En tercih edileni harnup pekmezi olur: Tahin – pekmez

Üzümden tutun da hurmaya kadar birçok yiyecekten elde edilebilen pekmez, kışın favori isimlerinden. Soğuk algınlığına yakalanma ihtimalini azalması açısından en çok tercih edileniyse yoğun tadıyla diğerlerinden kendini ayıran keçiboynuzu pekmezi.

Harnup pekmezi olarak da bilinen bu pekmezi tek başına yemekte güçlük çekenlerin yardımına en çok koşansa tahin oluyor. Sabah kahvaltılarına birlikte pek yakışıyorlar. Üstelik tahin, pekmezin tadını sadece güzelleştirmekle kalmıyor, faydaları sayesinde o da vücudun hastalıklara karşı dirençli olmasını sağlıyor.

Halk arasında hastalıkla mücadelemizde en büyük destekçimiz olan pekmezin en çok bir araya getirildiği diğer yiyecekler arasındaysa yoğurt ve limon bulunuyor.

Bilmeyenler için uygulama zamanı: Ayva yaprağı çayı

Kış aylarında özellikle öksürük için evlerde uygulanan bir diğer formül de ayva yaprağı çayıdır. Eğer bugüne kadar hiç duymadıysanız bir an önce uygulamak için fazla vakit kaybetmeyin deriz.

Nasıl yapılır? Tüketilecek kadar su, bir güzel kaynatılır. Su kaynadıktan sonra içine ayva yaprakları eklenir ve demlenmeye bırakılır. Yapraklar demlenirken su kaynatılmaya devam etmemelidir.

15 dakika kadar demlenen çay, biraz ılıdıktan sonra içine bal eklenir ve içilir. Halk arasında, düzenli kullanıldığında doğal bir öksürük şurubu görevi gördüğü söylenir.

Barış Manço’ya saygılarımızla: Nane – limon

mykitchenapothecary

Hastalıktan korunmanın, hasta bünyeleri bir an önce iyileştirmenin halk arasında en çok bilinen yöntemlerinden biri de nane – limondur. Hali hazırda nasıl yapıldığını bildiğiniz nane limonu biraz çeşitlendirmek isterseniz Barış Manço’nun bir şarkısıyla uzun uzun anlatıverdiği tarifi değerlendirebilirsiniz.

Tarifin malzemeleri şu şifa kaynağı lezzetlerden oluşuyor: nane, limon kabuğu, hatmi çiçeği, çörek otu, tarçın ve zencefil. Nasıl yapıldığını en eğlenceli şekilde öğrenmek isteyenlerse Barış Manço’nun şifası bol şarkısında buluşuyor. 😍

Hasta olduk diye pes etmek yok: Tuzlu su

Her evde olan iki basit malzeme ve bu malzemelerin dev gücü… Yarım bardak ılık suyun içine 1 çay kaşığını geçmeyecek kadar tuz ekliyor ve iyice karıştırıyorsunuz. Tuz tamamen eriyip suya karıştıktan sonra bu karışımı dilerseniz gargara olarak kullanıp boğazınızı temizleyebiliyor, dilerseniz de burnunuza hafifçe çekerek burun tıkanıklığının önüne geçebiliyorsunuz.

Yalnız burnunuza çekecekseniz tedbiri elden bırakmıyor öyle çok derine gidecek şekilde çekmiyorsunuz, aman dikkat.

Öksürüğe son: Kuru incir ve süt karışımı

Soğuklarla birlikte şifayı kaptığımızda yakamızı bırakmayan problemlerden biri de öksürük oluyor. Tabii buna da hemen doğal formüller üretiliyor.

Bunlardan en lezzetli olanıysa kuru incir ve süt ile hazırlanan, neredeyse tatlı niyetine yenip içilebilecek bu karışım.

Nasıl hazırlandığını henüz bilmiyorsanız anlatalım: Bir bardak süte 2-3 tane kuru incir gelecek şekilde malzemelerinizi hazır ediyorsunuz. Daha sonra sütü bir güzel kaynatıyor, kaynamaya başlar başlamaz da içine kuru incirleri atıyorsunuz.

Ocağın altını kısıp 5 dakikayı geçmeyecek şekilde bekliyor ve ateşten alıyorsunuz. İşte bu kadar.

Ardından kuru incirle karışan sütü afiyetle içiyor, kuru incirleri de tatlı niyetine yiyiveriyorsunuz. Birkaç kullanımın ardından boğazınız yumuşacık oluyor, öksürüğünüz kesiliyor. Mis.

Dilerseniz içine ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler ve tarçın, zencefil gibi baharatlar ekleyerek bu şifa dolu karışımı tam bir ziyafete dönüştürebilirsiniz.

Ana yemek olur: Tavuk suyu çorbası

Küçükken hasta olduğumuzda baş ucumuzda elinde kaseyle beliren anneler, annelerimiz… “Ben şimdi sana bir tavuk suyuna çorba yaparım, hiçbir şeyciğin kalmaz” cümlesiyle içleri saran şefkat, huzur ve umut.

Ağzımıza lokma koymak istemediğimiz o hastalık anlarında ana yemek niyetine üç öğün içtiğimiz bu güzelim çorbayı unutabilir miydik? Kokusunda huzur var bir kere onun. Bu kış da evinizden eksik etmeyin, e mi? Üzerine de bol limon sıktık mı, mis mis.

41 çeşit bitkinin şifası saklı: Mesir macunu

Mesir macunu yüzlerce yıl öncesine dayanan tarihi ve içindeki 41 çeşit bikinin şifasıyla birçok hastalığa iyi geliyor, bildiğiniz gibi.

Bu hastalıklar arasında elbette nezle, grip, soğuk algınlıkları da yer alıyor. Çünkü içinde hardal tohumu ve kakuleden, karabiber ve havlicana dek uzanan birçok bitki bulunuyor. Bu bitkilerin her biri zaten başlı başına şifa kaynağıyken güçlerini birleştiklerinde hiçbir hastalık karşılarında direnemiyor.

Mesir macununun diğer faydalarını da öğrenmek isterseniz sizi hemen şuraya alabiliriz.

Bu da bizden olsun bonusu: Öksürüğü yok eden üç malzemeli karışım

Evet, bu karışım henüz herkes tarafından bilinmiyor ama biz bir an önce bilinsin ve her evde uygulanmaya başlasın istiyoruz. Neden derseniz, bu karışımın iddiası çok büyük. Düzenli kullanıldığında öksürüğü tümden yok ettiği söyleniyor. Üstelik sadece muz, bal ve sudan oluşuyor.

Önemli bir not: Grip, nezle ya da soğuk algınlığı fark etmeksizin eğer hastalığınız ciddi bir şekilde ilerliyor veya uzun süreler devam ediyorsa hiç vakit kaybetmeden doktorun yolunu tutun ve ne kadar doğal olursa olsun doktorunuzun önermediği hiçbir karışımı kullanmayın. Kendinize iyilik yapmak istersen zarar vermeyin, aman diyelim.

Son olarak, tüm bu karışımların etkileri bünyeden bünyeye farklılık göstereceğinden, özellikle daha önce hiç denemediğiniz bir yöntemi uygularken dikkatli olmalısınız. Çeşitli alerjileri olanlar ya da diyabet, yüksek tansiyon gibi farklı ciddi rahatsızlıkları olanlar ise tüm bunları kullanmadan önce yine mutlaka doktoruna başvurmalı.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

ŞOFÖR CENGİZ BEY’İN FELSEFESİ

15356495_1846561202227008_1166769813426346304_n1
Yoldan taksi çevirdim; iki günlük sakalı olan gözlüklü ve ciddi yüzlü, saçları beyazlamış zayıf bir şoförün yanına oturdum. Akatlar’dan Beşiktaş’a gideceğimi söyleyince, sahil yolundan mı gidelim, Balmumcudan mı, diye sordu. Hangisi daha açıksa oradan, dedim. Sahilden gideceğiz; beş dakika daha erken varırız, ama sana bir lira altmış kuruş daha fazla yazar. Bu saatlerde beş dakika fark eder; ama saat beşten sonra yirmi dakika atar, dedi ve sustu.
Siz mühendis olacak adamışsınız, dedim. Ben mesleğimden memnunum, dedi. Hayretle, sahi mesleğinizi seviyor musunuz, diye sordum. Seviyorum, niye hayret ettiniz, dedi ve yan gözle baktı.
İstanbul’da en zor, en stresli mesleğin şoförlük olduğunu düşündüğümü söyledim. Ben mesleğimi seviyorum, her mesleğin stresi var, dedi ve ilave etti; ‘sizin mesleğin stresi yok mu?’
İstanbul’un trafik karmaşasından şikâyet etmeyen bir şoförle konuştuğuma inanamıyordum. İstanbul’da sürekli uyanık olmanız gerektiğini ve sürekli uyanık olma zorunda olmaktan kaynaklanan bir yorgunluk, bir tükenmişlik oluşacağını anlatmaya çalıştım.
Ben, dedi, dinlenmiş ve zinde iken araba kullanınca daha az stres oluyorum; o nedenle belirli aralıklarla dinlenmeye çok önem veriyorum.
Merak etmiştim. Peki, bu işte bunu nasıl yapıyorsun, diye sordum. Evden sabah altıda çıkıyorum. Altı buçukta işbaşı yapıyorum. Saat dokuza kadar çalışıyorum. Saat dokuz dedi mi, durağa geliyorum, yirmi dakika çay molası veriyorum. O sırada durağın telefonu çalsa dahi cevap vermiyorum. Çayımı içiyorum, dinleniyorum. Öğle yemeğinden sonra bir ara daha veriyorum. Biliyorum, belki günde on lira, yirmi lira daha az kazanıyorum, ama zinde kalıyorum ve direksiyonun başındayken işimi seviyorum, stresli olmuyorum. Saat dörtte arabayı teslim ediyorum ve eve varınca saat yediye kadar iki saat uyuyorum. Akşam çocuklarla dinlenmiş olarak vakit geçiriyorum, istersem arkadaşlarla buluşuyorum, genellikle akşam on birde yatağa giriyorum.
Kılığı kıyafetinden, görünüşünden yaşam kalitesine bu kadar önem verecek biri olarak görünmüyordu, etkilenmiştim. Bunu size kim öğretti, diye sordum. Hiç kimse, dedi, kendi kendime bulduğum bir şey bu. Peki, mesleğin başından itibaren bunu yapıyor musunuz, diye sorunca, hayır, zaman içinde farkına vardım, on beş yılımı aldı bunu keşfetmek, dedi.
Peki, dedim, etrafındaki genç şoförler senin bu tavrından etkileniyorlar mı, seni örnek alıyorlar mı? Hayır, dedi, çoğu ne yaptığımın farkında bile değil, söylemeye kalksam da hiç kimse ilgilenmiyor, dinlemek dahi istemiyorlar. Merak etmiştim, adını sordum, Cengiz, dedi.
Cengiz Bey, dedim, siz neden böylesiniz, onlar niçin sizin gibi değil? Bütün mesele dedi, yaşamı sevmek, yaşamın tadına varmak istemek. Ben araba sürerken yaşamın tadına varıyorum, çünkü dinlenmiş haldeyim, zindeyim. Çay içerken tadına varıyorum, çünkü gerçekten canım çektiği zaman, yorgunluğumu giderecek şekilde molamı veriyorum, çayımı acele acele değil, keyifle içiyorum. İki saat uzandığım zaman, çok tatlı uyuyorum, çünkü yorgunluğumun farkında olarak yatıyorum, uykunun keyfini çıkarıyorum. Uyandıktan sonra dinlenmiş olduğum için çocuklarımla, eşimle konuşmanın keyfini çıkarıyorum. Ve gece saat on birde yattığım zaman huzur içinde uyuyorum. Yaşamımın her anının keyfini çıkararak yaşıyorum; direksiyonda, çay içerken, ailemle konuşurken, uyurken her yaptığımın hakkını vererek, isteyerek, keyifle yapıyorum.
Konuşmak istesem kendisini ziyaret edip edemeyeceğimi sordum. Beklerim, dedi ve durağın kartını verdi.
Doğan Cüceloğlu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eski bir yazıttan tercüme edilmiştir…

hayat-01
1. Bir Vücud Size Verilecek…
Sevseniz de sevmeseniz de bu vücut tüm yaşam periyodunuz boyunca sizin olacaktır.
2. Dersler Alacaksınız…
Hayat denilen tam zamanlı bir okula kayıt oldunuz. Bu okulda her günün ders öğrenmek için fırsatınız olacak. Bu dersleri sevebilirsiniz veya anlamsız ya da aptalca bulabilirsiniz.
3. Hatalar Yoktur Sadece Alınacak Dersler Vardır…
Büyümek, deneme yanılma yolunu kullandığımız deneyleme sürecidir. Başarıya ulaşamayan deneyler de başarıya tam ulaşan deneyler gibi sürecin bir parçasıdır.
4. Dersler, Öğrenilene Kadar Tekrar Edilir
Sen öğrenene kadar dersler, çeşitli form ve yöntemlerle sana sunulacaktır. Dersini tam olarak öğrendiğinde bir sonraki derse geçeceksin.
5. Ders Almak Asla Bitmeyecek…
Hayatın tüm noktalarında içinde o bölüme ait bir ders bulundurmayan bir parçası yoktur. Hayattaysan öğreneceğin derslerin bulunmaktadır.
6. Buradan Daha İyi Bir Yer Yoktur…
Senin oraların buralar olduğu zaman, hemen sana buradan daha iyi gözüken yeni bir oralar verilecektir.
7. Diğerleri Sadece Senin Aynandır…
Sen kendinde sevdiğin veya nefret ettiğim bir şeyin yansımasını başkasında görmüyorsan onda olan bir şeyi sevemez ya da nefret edemezsin.
8. Hayatınla İlgili Ne yapmak İstediğin Sana Kalmış…
İhtiyacın olan bütün kaynaklar ve aletlere sahip olacaksın. Bunlarla ne yapmak istediğin sana kalmış. Seçim senin.
9. Cevaplar İçinde Yatıyor…
Hayatın soruları ile ilgili cevaplar içinde yatıyor. Tek yapman gereken İçine Bakmak, İç Sesini Dinlemek ve Kendine Güvenmektir.”
ALINTI

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eğer hasta olmak istemiyorsan;

15390909_1233542623407371_3612480497824094526_n1
Brezilyalı bir doktora ait bu yazıyı mutlaka okuyun ve hatta her gün yeniden okuyun..
Eğer hasta olmak istemiyorsan :
Duygularını anlat.
* Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular; gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar.
* Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür.
Öyleyse, sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız!
* Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir!
Karar Vermelisin..
* Kararsız kişi güvensiz, endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık, sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır.
* İnsanlık tarihi kararlardan oluşur.
* Karar vermek, diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir.
* Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar.
Olduğundan Farklı Yaşama.
* Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir.
* Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur.Kaderleri ilaç, hastane ve acıdır.
Kabullen.
* Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır.
* Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar.
* Eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir.
Çözümler Bul.
* Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler.
* Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı. Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir.
* Biz ne düşünüyorsak oyuz.
* Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir.
Güven.
* Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açık değildir, derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez, gerçek arkadaşlıkları nasıl kurabileceğini bilemez. Güven olmadan, bir ilişki de olamaz. Güvensizlik sendeki inancın azlığıdır.
Hayatı Üzgün Yaşama.
* Mizah. Kahkaha. Huzur. Mutluluk. Bunlar sağlığa güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir.
* Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir. “İyi mizah bizi doktorun elinden korur”.
* Mutluluk sağlık ve terapidir.
Dr. Dráuzio Varella

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 8 Comments »

Yalnızca Sessiz Sakin İnsanların Bildiği 12 Durum

1. Konuşmaktan çok düşünmeyi tercih edersin.

Konuşmaktan çok düşünmeyi tercih edersin.

Bu yüzden kafanın içi pek gürültülüdür.

 2. Az konuşursun çünkü laf kalabalığını sevmezsin.

Az konuşursun çünkü laf kalabalığını sevmezsin.

3. Söyleyecek çok şeyin vardır, sadece doğru zamanı beklersin.

Söyleyecek çok şeyin vardır, sadece doğru zamanı beklersin.

4. Genelde sohbet edecek konu bulamazsın, bunun “konuşmak için konuşmak” olacağını bilirsin.

Genelde sohbet edecek konu bulamazsın, bunun "konuşmak için konuşmak" olacağını bilirsin.

5. Duygularını içinde yaşarsın, bazen orada fırtınalar bile kopar ama farkettirmezsin.

Duygularını içinde yaşarsın, bazen orada fırtınalar bile kopar ama farkettirmezsin.

6. Genellikle birilerine sinirlendiğinde sabredersin, onu içinde biriktirip salarsın.

Genellikle birilerine sinirlendiğinde sabredersin, onu içinde biriktirip salarsın.

Örn: Hani bazı hocalar vardır, herkes tarafından sevilen sessiz sakin biridir. Bir gün sabrı taşar ve beklenmedik anda bağırınca sınıf neye uğradığına şaşırır ya, aynen öyle işte.

7. İlgi alanındaki bir muhabbet açıldığında kimse seni susturamaz, aralıksız konuşmayı özlediğini farkedersin.

İlgi alanındaki bir muhabbet açıldığında kimse seni susturamaz, aralıksız konuşmayı özlediğini farkedersin.

8. Sessiz sakin olduğun için kimse senden büyük başarılar beklemez, başardığında herkesin tepkisinden bunu anlayabilirsin.

Sessiz sakin olduğun için kimse senden büyük başarılar beklemez, başardığında herkesin tepkisinden bunu anlayabilirsin.

9. Bir olay üzerine çok şey yaşadığın için hakkında konuşmanın artık gerek kalmadığını düşünürsün.

Bir olay üzerine çok şey yaşadığın için hakkında konuşmanın artık gerek kalmadığını düşünürsün.

10. Çoğu zaman “konuşsam kimse anlamaz şimdi” diye düşünüp susmayı tercih edersin.

Çoğu zaman "konuşsam kimse anlamaz şimdi" diye düşünüp susmayı tercih edersin.

11. Ortama göre farklılık gösterirsin. Tanımadığın ve sana uymayan bir ortamda sessiz takılırsın ama…

Ortama göre farklılık gösterirsin. Tanımadığın ve sana uymayan bir ortamda sessiz takılırsın ama...

…mutlu olduğun, daralmadığın bir ortamdaysan ortamın popüleri oluverirsin.

...mutlu olduğun, daralmadığın bir ortamdaysan ortamın popüleri oluverirsin.

12. Aslında özetle olay budur:

Aslında özetle olay budur:

Kaynak: listeliste

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

OLUMLAMA METODLARI

13289307616362998368534363-158268_152745518112077_152743831445579_48536_1332_b1
Affirmasyon (onaylama) nedir hepimiz biliyoruz. Gerçekleşmesini istediğimiz cümleleri tekrarlayıp bunları bilinçaltımıza inandırmaktır .
Daha önce affirmasyonları kullandınız mı? Aynı cümleyi tüm gün boyunca tekrar tekrar söylemek sadece zihninizde kuşku uyandırır ve bilinçaltınız her söylediğiniz affirmasyonları reddeder.
Bilinçli zihin: Toplumda kendime güvenli davranırım.
Bilinçaltı zihin: Hayır aptal geçen sefer komik duruma düştüğün anı hatırla tabii ki kendine güvenli değilsin” der..
Bilinçli zihin Her gün daha zeki oluyorum.
Bilinçaltı zihin: Tabii ki değil aptal Sadece ortalama zekadasın ve yerini bil der
Bu nedenle bilinçaltınız kendisi ile çelişen affirmasyonlar ile çalışmaz.
Sadece bilinçaltı zihninizle çelişmeyen affirmasyonlar işe yarar.
Şimdi ben zenginim deyin. Ne oldu içinizdeki ses haklısın sen zenginsin dedi mi? Yoksa neren zengin borçlar diz boyumu dedi.
Affirmasyonların problemi genelde birçoğu bilinçaltı zihin ile çeliştiği için çok kişide çalışmamasıdır. Neden? Çünkü gerçekten inanmadığınız bir şeye kendinizi ikna etmeye çalışıyorsunuz.
Hiçbir affirmasyonu çok uzun ve sık kullanıp ta sonuçta hiç bir şey olmadığını gördünüz mü ?
Antropolojistlere göre insanlar anlam yapıcıdır başka bir deyişle insanlar kendi kendine soru soruculardır. Araştırmalar insan beyninin sürekli soru sorma ve cevap alma durumunda olduğunu göstermiştir.
Mesela size “neden gökyüzü mavidir?” desem zihniniz hemen bunun cevabını araştırmaya başlar.
Eğer insan zihni sürekli soru sorup cevap arıyorsa neden inanmadığımız pozitif kelimeleri söyleyip duruyoruz.?
Bunun yerine neden kendimize güçlendirici sorular sormuyoruz.?
Bu sorular onlara cevap vermek yerine bizim düşünce kalıplarımızı negatiften pozitife dönüştürecekler.
“Ben zenginim” cümlesini alalım ben zenginim dediğinizde bilinçaltımız buna inanmıyor. Öyleyse bunun yerine güçlendirici sorular soralım “neden bu kadar zenginim? “
Sorun şimdi kendinize “neden bu kadar zenginim.”?
Şu anda beyniniz ne yapıyor biliyor musunuz? Bu soruya cevap arıyor.
Sorularımızı değiştirdiğimizde içimizdeki gücün neler yapabileceğini hayal bile edemeyiz..
İşte bu metoda ” AFFORMASYON ” metodu denir.
Hayatınızı değiştirecek afformasyonları yaratmanın 4 adımı.
1. Adım: Hayatınızda olmasını istediğiniz şeyi kendinize sorun ..
Daha önce bir hedefiniz varsa onu da hedefinizi kullanabilirsiniz.
Diyelim kilo vermek istiyorsunuz ve affirmasyonunuz “ben kolayca ve sağlıklı olarak ayda 5 kilo veriyorum” olsun…
2. Adım : Şimdi gerçekmiş gibi düşündüğünüz ve istediğiniz şey için bir soru yaratın .. İstediğinizi şeyin doğru olduğunu farz ettiğiniz bir soru yaratmak afformasyonların anahtarıdır.
Hayatımız yaptığımız varsayımların yansımasıdır. Bu nedenle afformasyon metodu içinizdeki dünya ile iletişiminizdir. Afformasyonlar içinizdeki dünya ve dışınızdaki dünya ile iletişimizi hemen değiştiren gördüğüm en etkili yöntemdir. Şimdi afformasyonumuzu söyleyelim “Neden bu kadar kolay ve sağlıklı olarak ayda 5 kilo veriyorum.”
3. Adım : Soruya odaklanın ..
Afformasyonların önemli noktası sorulara cevap aramamaktır. Bunun yerine daha iyi sorular sormaktır.Daha iyi sorular sorduğunuzda zihniniz otomatik olarak sahip olmadıklarınız yerine sahip olduklarınıza odaklanır..
Bir kere kolay ve sağlıklı olarak kilo vermeye odaklandığınızda kendiliğinden yemenize dikkat edeceksiniz.
4. Adım: Hayatınızın bu yeni varsayımına göre yeni eylemler yapmalısınız.
Daha önce kilo verme programlarını uyguladığınızda bilinçaltınız bunun olacağını varsaymıyordu ve öyle oluyordu. Ama afformasyon metodunu uygulamaya başladığınızda göreceksiniz bilinçaltınız kilo vermeyi varsaymaya başlayacak ve siz yeni eylem programı yapacaksınız.
En az önümüzdeki 21 gün boyunca her sabah uyandığınızda kendinize değişik türde sorular sormalısınız ve yatmadan önce ve gün boyunca aklınıza geldiğinde bu soruları kendinize sormaya devam edin.
Güvensizlik Korkusu için;
Yaşamın akışına güveniyorum.
Her ne oluyorsa benim için en güzel şekilde gerçekleşiyor.
Ben kendime güveniyorum.
Ben tüm insanlara güveniyorum.
Ben her halimle güvendeyim ve bunun için şükrediyorum.
Gelecek Korkusu için;
Geleceğimin güzelliklerle dolu olduğunu biliyorum
Geleceğimi sevgiyle kucaklıyorum
Geleceğimin sağlıklı, varlıklı ve iç huzurlu olduğunu biliyorum ve bunun için şimdiden teşekkür ediyorum.
Yetersizlik Korkusu için;
Ben her halimle her konuda yeterliyim.
Kendi iç gücüme inanıyor ve hayatımın her alanında yeterli olduğumu biliyorum.
Her halimle yeterli olduğum için teşekkür ediyorum öz benliğime ve evrene.
Çaresizlik Korkusu için;
Ben her zaman her şeyin çaresini bulurum,
Her şeyin bir çözümü vardır ve ben daima en kolay çözümleri bulurum
Benim zihnim her şeyin çaresini bulacak kadar güçlüdür.
Değersizlik Korkusu için;
Ben her halimle, olduğum gibi, tüm özelliklerimle değerliyim.
Ben biricik ve tekim benden başka bir ben daha yok bu evrende.
Ben her halimle özelim, her halimle güzelim ve çok değerliyim.
Kendi değerime sahip çıkıyorum ve bu yüzden kendimi takdir ediyorum.
Güçsüzlük Korkusu İçin;
Ben kendi gücüme güveniyorum ve sahip çıkıyorum.
Ben her halimle güçlüyüm ve bu yüzden kendimi takdir ediyorum.
Evrenin gücünü içimde hissediyorum
Ben ne zaman neyi istersem yapabilecek güce sahibim.
Hastalık Korkusu için;
Ben her halimle sağlıklıyım
Benim hücrelerim, organlarım, hormonlarım ve bedenim çok sağlıklı.
Aldığım her nefeste hücrelerim gençleşiyor ve sağlığım her zamankinden daha iyiye gidiyor.
Ben sağlıklı gıdalarla besleniyorum ve sağlıklı yaşıyorum.
Ben sağlıklı yaşamayı seçiyorum ve bedenime değer veriyorum.
Kaybetme Korkusu için;
Ben elimdekilerin değerini biliyorum ve şükrediyorum
Ben sahip olduklarımı özgürce seviyorum
Sevilmeme Korkusu için;
Ben sevmesini bilen ve sevgisini gösterebilen biriyim bu nedenle sevgilerin en güzelini hak ediyorum.
Ben kendimi seviyorum, ben tüm canlıları seviyorum bu nedenle hayat bana sevgisini armağan ediyor.
Tüm insanlar tarafından seviliyorum çünkü bunu hak ediyorum.
Parasız Kalma Korusu için;
Evren bolluk içinde, evrenin bolluğu bana akıyor, maddi, manevi zenginlik içerisindeyim, para bana çoğalarak geliyor.
Arzu ettiğim her şeye uygun olan en güzel zamanda sahip oluyorum.
Ben çok parayı ve varlıklı yaşamı hak ediyorum.
Kilo Verememe Korkusu
Kilo verebilirim
* Kilo veriyorum.
* Ben inceyim.
* Doğallıkla kilo veriyorum.
* Şu andan itibaren her zaman ince olacağım.
* Ben her zaman inceyim, tutarlı kilodayım.
* Her gün daha da inceliyorum.
* Her gün kilo veriyorum.
* Her zaman sağlıklı besleniyorum.
* Sonsuza dek ince kalacağım.
* Sadece sağlıklı gıdalar yiyorum.
* Kilo vermek için iradem ve güçlü arzum var.
* Başarıyı amaçlıyorum.
* Ben kilo hedefime ulaşacağım.
* Kilo vermek için motivasyonum var.
* Kilo vermek kolay.
* Kilo verme sürecinden keyif alıyorum.
* Metabolizmam hızlanıyor.
* Kalorileri çabucak yakıyorum.
* Sağlıklı gıdalar yemekten keyif alıyorum
* Sağlıklı bir diyet yapıyorum.
* İncelmek kolay.
* İnsanlar ince bedenimi seviyor.
* Kilo vermeyi seviyorum.
* İnce bedenimi seviyorum.
* Bedenime dikkat ediyorum.
Kendinle Barışık Olma icin olumlamalar
Yaradanım tüm ihtiyaçlarımın tükenmez ve sınırsız kaynağıdır.
Kendimi ve yaptıklarımı sevgi ile görüyorum, Emin ellerdeyim.
Kendimi hayatın akışına bırakıyorum. Sevgiyle iletişim kuruyorum.
Kendi merkezimdeyim, sakinim ve dengeliyim. Evren beni onaylıyor, her şey yolunda.
Hayatın tüm ihtiyaçlarımı kolayca ve rahatça sağlamasına izin veriyorum.
Yüksek Benliğime güveniyorum. Sağlık, zenginlik ve mutluluk hayatımı sürekli olarak Renklendirir, Ben her bakımdan zengin ve başarılı biriyim.
Sağlığım her açıdan mükemmel. Hayatıma neşe, sevgi, samimiyeti davet ederim.
Sevgi sürekli olarak beni sarmalar. Ben sevilen, neşeli bir insanım.
Yaratıcılığımı kolayca ve coşku ile ifade edebiliyorum.
Hayatımda sürekli olarak hayırlı fırsatlar ve durumlarla karşılaşırım.
Yeni öğreti ve bilgileri kolayca ve zevkle özümseyebiliyorum.
Sonsuz zenginlikler şimdi hayatıma özgürce akıyor.
Hayatta her şeyin en iyisini hak ediyorum, İyi olan her şey bana kolayca geliyor.
Kendimi bütünüyle, olduğum gibi seviyor ve takdir ediyorum, Kendimi özgürce, tam Anlamı ile ve kolayca ifade ediyorum. Doğal bir biçimde öğreniyor, aydınlanıyorum.
Kendi hayatımın efendisiyim. Sevmeyi ve sevilmeyi seviyorum.
Tüm duygularımı bir parçam olarak kabul ediyorum. Her şey hayatımın iyiliği için Birlikte çalışıyor. Hayatımın yüce planı ile uyumlu yaşıyorum.
Kendim olmaktan mutluyum, Yeterliyim.
Burada ve şimdiyi kabulleniyorum, Kendimi seviyorum ve hayatıma sevgi dolu ilişkileri Çekiyorum. Bana içsel bilgeliğim rehberlik yapıyor. Yeni bir başlangıç yapmayı hak ediyorum.
ERKAN KAHRAMAN

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kış Şifası: Ağrıları Dindirirken Yağ Yakımını da Hızlandırdığı İddia Edilen Karışım

5-malzemeli-karisim-yag-yakar1

 

 

Bugün yine en doğalından kendimize katkı sağlamaya hazırız!
Eğer siz de kimyasallarla dolu ilaçları kullanmaktansa doğanın bize sunduklarını değerlendirmeyi sevenlerdenseniz yaklaşın bu tarafa, anlatacaklarımız var.
Bu kez, iddia sahibi olan Meksikalı bir doktor. Kendisi tam da şu sıralar kolayca bulunabilen malzemelerle vücudumuza birçok açıdan fayda sağlayabileceğimizi söylüyor, üstüne hazırladığı bu karışımın tarifini de vermeyi ihmal etmiyor.
Şu sıralar havaların da etkisiye kendini halsiz, yorgun ve daha bir ağrılar içinde hissedenlere, kış geldi diye yeme düzenini değiştirip hızla kilo almaya başlayanlara, hatırlamakla ilgili sıkıntılar çekip hafızasını güçlendirmeye ihtiyaç duyanlara iyi geldiği iddia edilen karışım neymiş, buyurun birlikte inceleyelim.

Kışın evden eksik etmediklerimiz bir arada: Turp, zencefil, limon, tarçın ve bal

healthyhomestead
Karışımın doğal malzemelerden oluştuğunu zaten en başında söyledik. Bir de bu malzemelerin çoğu hali hazırda kışı daha rahat geçirmemizi sağlayan şifalı bitkiler olunca, değmeyin keyfimize.
Şimdi size uzun uzun zencefil, limon, tarçın ya da balın faydalarından söz etmeyeceğiz elbette. Bunları zaten çok önce anlatmış, onlardan çok daha fazla faydalanmamız gerektiğini söylemiştik.
Asıl önemli olan, bu karışımın içinde yer alan turp. Çünkü bildiğimiz turplardan farklı bir turp söz konusu bu tarifte: Yaban turpu. Bu yüzden istedik ki karışımın tarifine geçmeden önce yaban turpundan da bahsedelim size. Ana vatanı Amerika olsa da ülkemizde de yetişen bir bitki kendisi. Tam da turp çeşitlerinin tezgahları doldurmaya başladığı bugünlerde semt pazarlarında karşılaşabilirsiniz onunla.
Şekli uzunca ve taze zencefili andıran ama onun kadar girinti-çıkıntıları olmayan bir bitki. İçinde bolca C vitamini, magnezyum ve kalsiyum gibi bizim için faydalı vitamin ve mineraller bulunuyor. Öksürükten tutun da sırt ağrılarına kadar birçok sorunda doğal çözüm yöntemlerinden biri olarak görülüyor.
Eğer tazesini bulmakta güçlük çekerseniz aktarlardan toz halinde satılanları almayı da deneyebilirsiniz. Yalnız hemen uyaralım, sağlığınıza olumsuz bir etkide bulunmaması adına, aktarınızın güvenilir olduğundan emin olun. Bu, sadece yaban turpu tozu için değil, alacağınız her türlü baharat için geçerli elbette.
Yaban turpunu da az çok tanıdığımıza göre geçelim şimdi iddiası büyük karışımın nasıl yapıldığına…

Geldik en önemli kısma: Yağ yakımını hızlandıran, hafızayı güçlendiren, ağrıları yok eden 5 malzemeli karışımın tarifi

cookingrookie.blogspot
Malzemeler:
• 125 gram yaban turpu
• 2 santimetre boyunda bir parça taze zencefil
• 4 limon
• 3 yemek kaşığı bal
• 2 yemek kaşığı toz tarçın
Yapılışı:
• Yaban turpunu üzerindeki kabuğu incecik bir şekilde aldıktan sonra küçük parçalar halinde blendera koyun.
• Üzerine taze zencefil parçasını da ekleyin ve 1 dakikayı geçmeyecek kadar kısa bir süre blenderdan geçirin.
• Ardından limonların suyunu sıkın ve blenderdaki turp-zencefil karışımının üzerine ekleyin, blenderı 2-3 dakika çalıştırın.
• Blenderdaki karışımı bir kavanoza alın ve son olarak içine bal ve toz tarçını ekleyin.
• Bir kaşık yardımıyla iyice karıştırdıktan sonra karışımınız hazır.
Nasıl kullanılır: Kavanozdaki karışımı bitene kadar günde iki kez bir yemek kaşığı kadar kullanın. Yemeklerden önce ya da spor yapıyorsanız spordan sonra kullanmanız etkisini daha hızlı görmenizi sağlayacaktır. Karışımı 3 hafta boyunca düzenli olarak kullandıktan sonra 1 hafta kadar ara verin. Ardından ihtiyaç duyarsanız yeniden başlayabilirsiniz.
Siz yaparsınız ama biz de söylemeden edemeyiz notu: Böyle karışımlar her ne kadar doğal malzemelerle hazırlanıyor olursa olsun, herkesin bünyesinde aynı etkileri yaratmayacağından, özellikle ciddi herhangi bir rahatsızlığınız varsa mutlaka doktora danıştıktan sonra kullanmalısınız. Doktorunuzun sizin için uygun bulmadığı hiçbir karışımı ya da yiyeceğiyse asla tüketmemelisiniz.

Alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Otostop çektiği araçta, adını ‘Canım kızım’ koyduğu fotoğraf makinesini unutan 60 yaşındaki Ayşe Kurucu,

5850eecd0f254436106f56951

 

 

Otostop çektiği araçta, adını ‘Canım kızım’ koyduğu fotoğraf makinesini unutan 60 yaşındaki Ayşe Kurucu, sosyal medya kullanıcılarının seferberliğiyle makinesine ve onlarca ülkede çektiği fotoğraflarına kavuştu. Kendisine ‘Hür kız’ diyen Kurucu, gezdiği 25 ülkeyi anlattı.

Otostop çektiği araçta unuttuğu fotoğraf makinesini ulaştırmak için 5 ay boyunca aranan 60 yaşındaki Ayşe Teyze bulundu. Ayağı burkulduğu için Ayder Yaylası’nda Tülin Tezel Öztemel ve Emre Öztemel çiftinin aracına otostop çeken Kurucu, fotoğraf makinesini araçta unuttu. Makinenin içindeki fotoğraflara bakan çift, arabalarına aldıkları kadının tek başına dünya turunda çekildiği fotoğrafları görünce fotoğrafları sosyal medyada paylaştı. Çift, uzun uğraşların sonucunda Ayşe Teyzeyi buldu ve İstanbul’dan İzmir’e gelerek fotoğraf makinesini teslim etti. Babasından kalan şehitlik maaşı ile kıt kanaat geçinen Ayşe Kurucu’nun maddi durumu, dünyayı gezmesine engel olmadı. Çevresinde yurt dışına gitmek isteyen çok sayıda kişiyi, tanıdığı tur şirketlerine yönlendiren, bu sayede indirimli olarak geziye çıkan Kurucu, geri kalan ödemeyi de kredi kartıyla yaparak bugüne kadar tam 25 ülke gezdi. Fotoğraf makinesine ‘Canım kızım’ kendisine de ‘Hür kız’ ismini takan 3 çocuk ve 6 torun sahibi Ayşe Teyze, karyolasının altında valizinin hazır olduğunu, İspanya, Japonya ve Çin’e de gitmek istediğini söyledi.

‘FENOMEN OLMUŞUM’

5850eec30f254436106f56931
Onu sosyal medya fenomeni haline getiren olayı anlatan Kurucu, “Temmuz ayında Ayder Yaylalarına geziye gitmiştim. Bir yere tırmana tırmana çıkınca ayağım burkuldu. Tur otobüsü de merkezdeydi. Biraz oturup dinlendim ancak ayağım acıdığı için bir çiftin aracına otostop çektim. Çok tatlı, genç bir çiftti. Sohbet ettik. İnerken fotoğraf makinemi unutmuşum. Otele gelince fark ettim ve içim acıdı. Makineye acımadım ama 15 yılda gittiğim onlarca ülkenin fotoğrafları vardı. Bir daha oralara gitme imkanım yoktu. O fotoğrafların manevi değeri yüksekti. Şimdiye dek fotoğrafları hiçbir yere de aktarmamıştım. Arabalarına bindiğim çift fotoğrafları internete vermiş ama benim bir hafta önce haberim oldu. Meşhur olmuşum. Fenomen olmuşum. Turdan tanıştığım bir arkadaşım internette görünce benim numaramı Tülin Hanımlara vermiş. Beni o şekilde buldular ve makinemi getirdiler. Onlar benim ikinci çocuklarım oldu. Onları çok sevdim. Makinemi getirdikleri için çok mutlu oldum, çok şaşırdım. O makine benim arkadaşım gibi. Bir sürü hatıramız var” dedi.
İLK ÖNCE HAC, SONRA ONLARCA ÜLKE
Gezmeyi çok sevdiğini ve bugüne dek 25 ülke gezdiğini belirten Kurucu, gezgin olma hikayesini ise şu sözlerle anlattı:
“Hacca gitmeyi çok istiyordum ama maddi durumum iyi değildi. Bir tanıdığımın damadının tur şirketi varmış. Beni onunla tanıştırdı ve Hacca gittim. Tur şirketi sahibi Ahmet Bey ile irtibatımı hiç kesmedim ve onun sayesinde bir sürü şirketle tanıştım. Çevremde yurt dışına gitmek isteyenleri o şirketlere yönlendiriyorum ve bana indirim yapıyorlar. Geri kalanı da kredi kartına taksitle gidiyorum. Çevrem de beni destekliyor. Gezerken bir sürü arkadaş edindim, yeni yerler gördüm, kültürleri tanıdım.”
Suriye’den Singapur’a, İtalya’dan Rusya’ya, Tibet’ten Hindistan’a kadar pek çok ülkeye giden Ayşe Kurucu, tur şirketleri ile gezdiği için dil problemi yaşamadığını, gezi sırasında tanıştığı kişilerle birlikte gezdiğini söyledi. Gittiği ülkelerden en çok Singapur ve Dubai’yi beğendiğini kaydeden Ayşe Kurucu, “Bir kere Singapur’da kayboldum ama giderken yürüdüğüm yoldaki tabelalara, binalara bakarım. Otelin adresini taksiciye verdim ve otele geri dönebildim” diyerek gezileri sırasında pek çok macera yaşadığını belirtti.
Gençlere ve yaşıtlarına seslenen Ayşe Kurucu, “Gençler evde oturmasın. Hayat bir kere verilmiş bir sermaye. Hayat dondurulmaya gelmez. Hayat akıp gidiyor. Elim ayağım tuttuğu sürede niçin yaşamayayım? Çocuklarım küçükken fırsatım olmuyordu ama şimdi hür kızım. Sırtıma çantamı atıp geziyorum. Valizim karyolanın altında hazır bekliyor” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Hürriyet

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Egomu Yendim Usta…

15338842_10154072704217765_8134701846356948822_n1

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »