Arkadaş Grubunda Burçlar…

15338666_1200704280011307_2906277093412194318_n1

Koç: Grubun Havalısı

Boğa: Grubun İnatçısı

İkizler: Grubun Manyağı

Yengeç: Grubun Annesi

Aslan: Grubun Neşesi

Başak: Grubun Zekisi

Terazi: Grubun Yardımseveri

Akrep: Grubun Lideri

Yay: Grubun Baş Belası

Oğlak: Grubun Gizli Koruyucu

Kova: Grubun Sessizi

Balık: Grubun Sakinleştiricisi

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

”Ömer Hayyam adını duydunuz mu?” diye sorar.

15319195_292464054483016_1069659116457958496_n1

 

“Bursa Cezaevi denetimine Adalet Bakanlığı’ndan bir müfettiş gelir. Bir kaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre: “- Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir?” der. Nazım’i odaya getirirler. Müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş Nazım’ı tepeden tırnağa süzer ve:
“-Demek Nazım Hikmet sensin”, der. Nazım’a oturması için yer göstermez. Kısa bir konuşma sonrası, “Gidebilirsiniz” der. Nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe:
“-Ömer Hayyam adını duydunuz mu?” diye sorar. Müfettiş hemen atılır: “-Kim bilmez ki Hayyam’ı”
Nazım: “-Hayyam zamanında İran hükümdarı kimdi?” diye sorar.
Müfettiş şaşırır. Nazım konuşmasını sürdürür, “Görüyorsunuz, sanatçıyı anımsadınız ama hükümdarı anımsamadınız. Yıllar sonra beni dünya anımsayacak, ama dönemin Adalet Bakanını ve sizi kimse anımsamayacak” der ve çıkar.
Müfettiş yaptığı yanlışı anlar, Nazım’ı geri çağırır ama Nazım koğuşunun yolunu tutmuştur, asla geri dönmez.
Sahi, o dönemin Adalet Bakanı kimdi?”

Kaynak: Keyif Atölyesi

“Ey hayat nasıl geçersen geç”diyorsun bazen ancak ne geçmek biliyor ne de gerçek anlamda yaşıyorsun.

15171051_343192269394792_6596975820143771416_n1

 

“Ey hayat nasıl geçersen geç”diyorsun bazen ancak ne geçmek biliyor ne de gerçek anlamda yaşıyorsun. Tüm olumsuzluklara yenilip, içindeki canavara teslim oluyorsun. Kendini nasıl sabote ettiğinin dahi farkında değilsin. Sınırlayıcı inançlar ve olumsuz düşünceler ile oluşturduğun çemberin dışına çıkamıyorsun. Çoğu insan da sınırlayıcı düşüncelere sahip olduğundan tamamen habersizdir ve sen yalnız değilsin.
Geçmişi değiştiremeyeceğini bilmeli insan, değiştirmeye çalışmanın da anlamı yok. Bunun yerine düşünceleri değiştirmeli ve bilinçli seçimler yapmalı. Daha huzurlu, başarılı ve coşkulu bir yaşam için kendini yeniden programlamalısın.
Bu programlama için de bazı temel kurallar vardır.
İlk şey bolluk zihniyetinde olmak. Kıtlık bilincinde tutan söylemlerden uzaklaşmak. Yeterli olduğunu bilmek ve içindeki güce inanmak. Başkaları ile yarışmak zorunda değilsin. Gerçek mutluluğa ve bolluğa sahip olmanın yolu gereksiz rekabetten uzaklaşmaktır.
Bolluk ve bereket içinde hayat yaşamanın vazgeçilmez parçası şükran duymaktır. Her gün minnettar olacağın o kadar çok şey listeleyebilirsin ki.
Şükran günlüğü tutmaya ne dersin?
Minnettar olduklarını yazmanı öneriyorum. Şükran alışkanlığı daha çok mutlu olmana yardımcı olacaktır. Mutluluk içinden gelir, şükran basit ama güçlü bir etkiye sahiptir. Şükran sadece duygusal bir duygu ya da tepki değil, yaptığımız bir seçimdir. Benlik saygını artıran, huzurlu bir uyku sağlayan ve enerji düzeylerini dengeleyen faydasını da unutmamak gerekir.
Sahip olduğun bolluğu başkaları ile paylaştığında hayatın tadını daha çok çıkarmaya başlayacaksın. Mutluluk paylaşımını yaymak harika bir yoldur. Sevdiklerine vakit ayır, tebessüm etmeyi unutma. Heal Your Life® Workshops and Seminars sayfasından
Kendini Sev,Hayatını İyileştir
Bahar Paksoy

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Negatif Enerjili İnsanlardan Korunmak İçin Çok Basit Bir Teknik…

dsc05173-solar-medium11

 

Basit bir metot daha.
Diyelim ki, negativiteyle karşılaştınız, neşenizi çalıyorlar.
Ortam, karşınızdaki insan, telefondaki insan, televizyondaki insan, negatif.
Toplu ulaşım araçları, hastaneler, vergi daireleri, taziye evleri zaten hep negatif, ama aslında, her yerde mümkün.
En ilginç olan, aslında pozitivite vaadeden yerler:)
Çünkü oralarda insanlar negativiteden kurtulmaya geliyorlar filan.
Negatif, gücünüzü azaltan şeyler, bazen iyi zannedip, sevdikleriniz de negatif olabilir, ama bu başka bir konu.
Böyle bir durumda, 3. çakrayı kapatmalısınız.
3. çakra, göbek deliğinizin 4 parmak üstündeki nokta.
Ve başta insan kaynaklı olanlar olmak üzere, negativitenin bünyenize giriş kapısı.
Enerji kullanmayı bilip bilmemeniz de önemli değil.
Hangi eliniz olursa olsun, hatta tasavvuf büyüklerinin iki elle yaptıkları gibi de olur, o noktayı, el ayanızın ortasına gelecek şekilde, elinizle kapayın.
Göreceksiniz, o sırada size haksız eleştirilerde de bulunsalar, hakaret, hatta küfür de etseler, etkilenmeyeceksiniz.
“Neden böyle yapıyor, sevgisiz biri galiba, haydi ona gülümseyeyim, iltifat edip gününü güzelleştireyim” bölümü opsiyonel ve bonus.
Ama etkilenmeyeceksiniz.
Korku filmlerinde korkmayacak, sevmediğiniz liderlere kızmayacak, telefonda, kontrolünüzü kaybetmeyeceksiniz.
Vız gelip, tırıs gidecekler.
Eğer sizi kasten üzmek isteyenler varsa, bu metot onları başta, biraz daha kızdırabilir.
Çünkü sizi artık kontrol edemediklerini fark ederler, ve bir süre sonra, bundan vaz geçmek zorunda da kalırlar.
Ama o da, onların sorunu:)

Her zamanki gibi, basit, kolay, ve garantili.
Korunmaya hakkımız var.
Korunmanın huzurunda buluşalım

Korkut Keskiner

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

MUTLULUĞUN GİZLİ ANAHTARI (ŞÜKRETMEK)

gulenkadin1

 

 

Aslında herkesin elinde olan ama çoğumuzun kullanmayı bir türlü beceremediği o gizemli anahtar!
İnsanın kendi iç zenginliğini fark etmesine yol açan; farkındalığını çoğaltan, hayatın daha anlamlı, daha yaşanabilir olduğunu kanıtlayan bir insani duygu. Bir anlamda mutluluğun gizli anahtarı, şükretmek…
Oysa ki kullanmayı bilenler hayatın o en güzel anlarını iliklerinde hisseder, şükrettikçe ruhunun zenginliğini daha da çoğaltır. Mutluluğunun farkına varıp hayatına yeni mutluluklar katar. Evet mutluluğunu fark eder. Çünkü hepimiz sahip olduğumuz o kadar çok şey adına mutluyuz ki aslında. Ama farkında değiliz; elimizin tersiyle itip duruyor, kendimizden uzaklaştırıyoruz. Oysaki küçücük bir gayretle farkına varmaya başladığımızda sayıları karşısında şaşıracağımızdan; mutlu olmamıza yetecek kadar çok sayıda değere sahip olduğumuz için hepimizin aslında çok zengin olduğundan kimsenin şüphesi olmasın.
Bunu bir kere değil, beş kere değil tıpkı nefes alır gibi her an hissetmeliyiz. Neden mi? Çünkü farkındalığın gücünü kendi içimizde yaşatmaya başladığımızda ancak, etrafımızda bizi mutlu etmek için bekleyen çok özel detayların olduğunu anlayabiliriz. Elimizdeki her şeyin, sahip olduğumuz tüm sevgilerin kıymetini daha güçlü hissederiz. Dışarıda bizi düşünerek, bizim için çarpan kalpler olduğunu bilmek bile şükretmek için yeterli neden değil mi sizce?
Sevebiliyorsanız özgürce sevginizi haykırabiliyorsanız, seviliyorsanız, paylaşıp çoğalıyorsanız, sevdikleriniz için çabalıyor, onların gözlerinde tatlı tebessümler yaratabiliyorsanız ne mutlu size. Şükredin tüm bunlara. Elinizdekileri kaybetmeden değerlerinin farkına varın, çünkü inanın bana herkes kendi ölçüsünde çok zengin. Yeter ki o zenginliğin farkına varalım, yeter ki zengin olmamıza sebep olan her bir detay için şükretmesini bilelim.
İnanmak ve beklemek, beklerken elimizdeki azlara, çoklara her şeye şükretmek; aslında tüm yapacağımız bu. Olumsuz duygu ve düşüncelerden olabildiğince uzak durarak iyi şeyleri hatırlamak. Güzelliklerin yine güzellikleri çektiğini, karamsar ve negatif duyguların ise çoşkumuzu bir balon gibi söndürdüğünü unutmadan. Hep olumlu, hep seven, hep mutlu ve sevgi dolu.
Peki sorarım size hangimiz bunu sıklıkla yapıyor ve yeterince şükretmesini biliyor? Maalesef etrafımızdaki örnekler bir elin parmaklarını dahi geçmiyor. Biliyorum bu hayat şartlarında, onca olumsuzluğun içinde bunu başarmak hiç kolay değil ama bunu öğrenebiliriz. Tekrarlarla tıpkı bir dersi çalışır gibi hevesle, canla başla. Her gün bakış açımıza, farkındalığımıza yeni bir tuğla ekleyerek. Her olayda edindiğimiz tecrübelerle attığımız adımları daha da sağlamlaştırarak. Tek tek, özenle, yılmadan ve her defasında denemekten heyecan duyarak, isteyerek.
Çünkü her şeye rağmen hayat çok güzel. Yaşamak, nefes almak, bu serüvenin bir parçası olmak çok önemli. Yaşam koşturmamız içinde her defasında şükretmemiz gereken fark edemediğimiz o kadar çok güzellik var ki… üstelik tümü mutluluğumuza mutluluk katacak kadar önemli detaylar.
Sabahları uyanırken, gözlerimizi ilk açtığımız anda sağlıkla gerinebiliyorsak eğer… işte ilk neden karşımızda duruyor bile. Ne dersiniz? Sağlıklı olmanın parayla bile ölçülemeyecek derecede önemli olduğunu hepimiz biliyoruz, öyle değil mi? Biliyoruz da hangimizin aklına bunun için şükretmek geliyor ki? Ancak hastalandığımızda, sağlığımızı kaybetmeye başladığımızda değerini anlıyoruz; ama iyileşince her şey tekrar eskiye dönüyor, rutine biniyor ne yazık ki…
Tıpkı bunun gibi bir başka örnek… market arabamızı elimizdeki listeyle doldurup eve geldiğimizde tüm alabildiğimiz nimetler için şükretmemiz gerekmez mi sizce; hele hele istediklerini, özlediklerini, onlardan da önemlisi ihtiyaçlarının çoğunu alamayanları düşününce? Peki bizler ne yapıyoruz; elimizin ağırlığından, yorgunluğumuzdan dem vuruyoruz öyle değil mi?
Bunlara benzer örnekleri çoğaltmamız mümkün elbette ama bunların pek çoğunu fark edebilmemiz için mutlaka bir şeylerin sebep olması, bize bir şekilde hatırlatılması gerekiyor. Oysaki… kendiliğinden fark edebildiğimiz, şükür edebildiğimiz ölçüde mutluluk kıvılcımları daha bir etkili olacak, denizin mavi serinliklerinin ruhumuzu dinlendirmesi gibi daha bir sarıp sarmalayacak dört bir yanımızı.
Kendi mutluluğunu fark edenler çoğaldığında ise sadece kendileri mutlu olmakla kalmayıp; etrafındaki kişilerin, sevdiklerinin kalplerini de bu ışıltıyla ısıtıp sıcacık yapacaklar. Sadece tek bir eylemle ne kadar çok şey başarabiliriz aslında düşünsenize; yapacağımız tek şey bunu unutmamak, o kadar.
Gelin şükreden insanlardan olalım, gelin tercihimizi bu yönde kullanalım ve güne gülerek başlayalım, her yeni günde yaşanacak pek çok güzellik olduğuna yürekten inanalım. O günü daha gelmeden, yaşamadan mutluluk adına tüm frekanslarımızı açık olarak bekleyelim. Ve unutmayalım ki günümüz güzel geçecek; üstelik eğer dün için yaşadıklarımıza şükredersek, bugünümüz dünden daha zengin ve güzel olacak.
Ben buna inanıyorum ve her sabah yatağımdan gülümseyerek kalkmanın keyfini yaşıyorum. Ya siz?
Sevgiyle kalın.
Belgin ERYAVUZ
____________________________________________________________________________

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Yaşadığınız her anın tadını çıkarın. Kıymetini bilin. Geriye yaşadığımız güzel anlardan başka bir şey kalmıyor…

01shutterstock_1144325321

 

Üniversitede çıktığım bir çocuk vardı. Bir gün okul çıkışı Fenerbahçe parkına gittik. Karşıdan elinde bir dolu uçan balonu olan bir satıcı bize doğru yürümeye başladı. Erkek arkadaşım baloncuya yanaştı ve belki 15 tane balon aldı bana. Ve tüm harçlığı bitmiş oldu…
Ben de bütün bir hafta koca bir gülümsemeyle gezdim. Eve o balonları götürürken yolda herkesin bana şaşkınlıkla bakması ve benim gururla o balonları tutuşum hala aklımda…
Hala o mutluluk ve şaşkınlık içimde… Yaşadığınız her anın tadını çıkarın. Kıymetini bilin.

Geriye yaşadığımız güzel anlardan başka bir şey kalmıyor…
Sağlıcakla,
Anette

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ayvalar Rüyalar Aleminde… Günün Fotosu…04/12/2016

img_6668

By Anette İnselberg

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

EVDEKİ SEVİMLİ ŞİFACI

kedi1

 

 

Evcil dostlarımızdan kediler kimilerine göre çok sevimli hayvanlar, kimilerine göre nankör ve sinsi hatta bazılarına göre de canavar, ama bu çok iyi tanıdığımızı düşündüğümüz canlının ne gibi özellikleri var biliyor muyuz?
Kedilerin belki de daha önce duymadığınız en önemli özelliği iyi bir ŞİFACI ve gözlemci olmaları.
Kedilerin sevimli dostluklarının dışında en önemli görevi , sizin gün boyunca üzerinizde biriktirdiğiniz negatif enerjiyi ortadan kaldırmaktır. Siz uyurken bu negatifi bedeninizden kendileri çekerler. Eğer ailede birden fazla kişi varsa, o zaman onlarda aileden topladıkları çok fazla negatif yüklemesi olur.
Bu nedenle çok kilo alırlar. Siz ise bunun ona verdiğiniz yemekten ötürü olduğunu zannedersiniz ama bu doğru değildir. Onlar uyurken, sizden topladıkları negatifi boşaltırlar.
Eğer siz aşırı stres içindeyseniz, bu negatif enerjiyi boşaltmak için zamanları olmaz, dolayısıyla bu boşaltımı yapıncaya kadar negatif enerji bedenlerinde yağ olarak birikir. KEDİLER eğer bir sorununuzun olmadığını bilirlerse, o gece sizinle beraber yatmazlar.
Eğer tuhaf bir şey olmaktaysa, bunu hissedip yatağınıza atlarlar ve sizi sararlar.
Ev ve aura alanınıza zarar verecek veya o alandan enerji çalacak biri geldiğinde, kişinin negatif titreşimlerini fark eder.
O kedi sizin etrafınızda bir KALKAN vazifesi görerek sizi hemen saracaktır. Başınızda ve ayaklarınızın dibinde duracaklardır.
Evinize gelen misafir olduğunda kediler o kişiye koşarsa, okşanmak isterlerse, gelen kişinin gelen kişinin emin olduğunu bilebilirsiniz.
Doğayla birlikte yaşayan kedilerin insan aurasına daha iyi ŞİFA verebildikleri bir gerçektir. Kendilerini doğada temizleyip, topraklayıp daha sonra geri enerji yüklü olarak gelme şansları vardır.
Genel olarak evinizin durumunu ve yalnız yaşıyorsanız kendi durumunuzu, kedinizin durumundan anlayabilirsiniz. Normalden çok uyumaya başladıysa evinizin enerjisi ağırlasmıştır. Ya da ajite ise her hangi bir sağlık sorunu baş gösteriyorsa, sizde de ayni bölgede sorun var mi diye kontrol edin. Ajitasyonu sizden kaynaklanıyor ya da evin enerjisinden kaynaklanıyor olabilir.
Bir kedinin yaşadığı evde belli bir hastalığa yakalanması (yaşlanmaya bağlı hastalıklar hariç), genelde evdeki bir dengesizliğe dikkat çeker. Kedilerin hastalıkları yaşadıklari evde yaşayan insanların ENERJİLERİ hakkında önemli bilgiler verir.
Özellikle kediyle en fazla vakit geçiren ya da ondan en fazla uzak duran kişiye bakmak gerekir. Genelde, bu tür uç noktaları temizlemeye çalışırlar. Bir diğer olasılık, bütün ailede tekrar eden bir hastalığa işaret ediliyor olabilir.
Ayrıca bir kediyi okşamanın KAN BASINCINI düşürdüğü bilimsel olarak ispatlanmıştır
Kediler yüksek TANSİYON hastalarına iyi gelmekte ve kan basıncını azaltmaktadır.
(Bu bilgiler ışığında

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Başka Birinin Gözlerine 1o Dakika Bakmak Bilincin Değişik Hallerini Başlatabiliyor…

brains-460x30711

Hepimiz bilincin değişik hallerine bir çok araçlarla erişebileceğini biliyoruz, buna hayal gördüren ilaçlar veya meditasyon dahildir.
Ama son zamanlardaki bir araştırma bu hali başlatmanın çok daha kolay bir yolu olduğunu gösteriyor – başka birinin gözlerine 10 dakika bakarak.
İtalya’daki Urbino Üniversitesinden Giovanni Caputo 20 gönüllüyü çiftlere ayırdı ve birbirlerinin 1 metre önünde durup karşıdakinin gözlerine 10 dakika bakmalarını istedi. Deneyin gerçekleştirildiği oda gönüllülerin renk algısını azaltmak için loştu. Aynı zamanda, katılımcıların karşıdaki kişinin yüz hatlarını ayırt edebileceği kadar ışık vardı.
Deney ayrıca 20 kişilik bir kontrol grubunu kapsıyordu, onlardan da çiftler halinde loş bir odada oturmaları istendi, ama tek fark onlar boş duvara bakmak zorundaydılar.
Her iki gruptaki gönüllülere deneyin asıl amacının anlatılmadığını, sadece meditatif hali başlatmakla ilgili olduğunun söylendiğini not etmek gerekli.
Zaman dolduğunda, katılımcılardan iki soruyu yanıtlamaları istendi – biri deney sırasında deneyimlenen herhangi bir ayrışma semptomu olup olmadığı ve diğeri partnerinin yüzünü (birinci grup) veya kendi yüzlerini (kontrol grubu) nasıl algıladıkları. Ayrışma semptomu terimi algının, farkındalığın veya kimliğin bozulmasını kapsayan herhangi bir durum için kullanılır – gerçeklikten kopmuş olduğunuzu hissettiren herhangi bir şey.
Sonuç olarak, ilk gruptaki gönüllüler garip deneyimlerini bildirdiler, örneğin azalan renk yoğunluğu, zamanın değiştiği algısı ve seslere yüksek hassaslık. Dahası, katılımcıların %90’ı partnerinin yüzünün deforme göründüğünü iddia etti – %75’i canavar halüsinasyonları gördü, %50’si kendi yüz hatlarını gördü ve %15’i partnerinin yüzünde bir yakınlarını gördü.
Bu benzer sonuçları getiren ilk çalışma değildir. 2010’da, Caputo 50 gönüllüyü kapsayan bir deney gerçekleştirdi, sadece bu kez, onlardan aynadaki kendi yansımalarına 10 dakika bakmaları istendi. Katılımcılar deneyin sadece ilk bir dakikasından sonra kendi yüzlerinde deformasyonlar gördüklerini iddia ettiler; bazıları kendi anne babasının yüzünü gördü, diğerleri – yaşlı bir kadın veya atasının portresi gibi arketipik yüzler gördüler. Bazıları yüzlerinde hayvanlar ve canavar yaratıklar gördüklerini bile bildirdi. Caputo bu tür halüsinasyonları “garip yüz illüzyonu” olarak tanımladı.
Bu acayip fenomenin arkasında ne var ve neden başka birinin gözlerine bakmak bu tür garip halüsinasyonlara neden oluyor? Caputo’ya göre, bilincin değişmiş halleri duyusal yoksunluktan dolayı gerçekleşiyor. Duyusal uyarı yokluğu nedeniyle beynin ayrışma haline girdiğini ve gerçekliğe geri döndüğünde,kişinin bilinç altı düşüncelerinin partnerinin yüzüne yansıtılıp bu “garip yüz görünüşüne” neden olduğunu ileri sürüyor.
Bunun gibi araştırmalar ve deneylerle, bilim sürekli olarak insan zihninin ne kadar şaşırtıcı olduğunu ve ne kadar çok ilgi çekici olasılıkları gizlediğini gösteriyor.
Araştırma Psikiyatri Araştırması dergisinde yayınlandı.
(Çeviri: Saffet Güler)

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İkinci Beynin Bilinmeyen Gerçekleri

braingut1

 

Karın bölgesindeki bu ikinci merkez ile mutluluk salgılarının, psikolojimizi belirleyen durumların çok yakından alakalı olduğu tespit edilmiş.

• Elliden fazla sayıda hastalıkla, bazı psikolojik rahatsızlıkların kökeninin, bizim şimdiye kadar farkında olmadığımız ikinci beyin bölgesindeki aksamalardan kaynaklandığı anlaşılmış.

• Tanısızlıktan hastalık hastası diye tanı konulan vakalarda gerçek suçlunun birinci beyin değil, ikinci beyin olduğu ortaya çıkmış.

• Bebeklik döneminde birinci beyinden önce ikinci beyin devredeymiş. İkinci beyinin hafızasının bebeklik döneminde yaptığı kayıtlar nedeniyle ömür boyu depresyon yaşama riski mevcutmuş.

• Kişilik oluşumu ikinci beyinle yakın ilişkideymiş. Çünkü bilinçaltı kayıtlarıyla ikinci beyin sıkı bağlantı halindeymiş.

Özellikle bu bilgi, bebeklik döneminde sağlıklı ve huzurlu bir ortamın ne kadar gerekli olduğunu bir kez daha anlatıyor bize. Doğa şifacısı ebe ninemin bebek bakımında doktorlara inat bize yaptırdığı ve anlattığı “güya hurafeleri” daha iyi anladım bu bilgiler sayesinde.

İkinci beynin yarattığı biyolojik şifreler; sezgi, korku, aşk gibi konularda karın bölgesinde duyumsanan hislerin yol göstericisi. Entelektüel zekâ verileriyle hareket etmeyen sezgisel kararlar, ikinci beynin eseridir. Bu duruma “Gut feelings” yani karın hissiyatı deniliyor. Aklımızla tarif edemediğimiz bir sürü kararın altında bu biyolojik karar mekanizması yatıyor. Yani bedenimiz birinci beyini dinlemeden hareket kararı veriyor. Akıldışı gibi görünen eylemlerin altında yatan bilimsel gerçek budur belki de. Özellikle; “görünmeyen alanlar dediğimiz ruhsal alanlarda, ya da bilinçaltında bizi yöneten merkez karın bölgemizdir” şeklinde bir gerçek çıkıyor ortaya. Birinci beyin; kararı bağımsız olarak kendisinin verdiğini sanırken, ikinci beyinin kendisine gönderdiği bilgi deposundan geri bildirim aldığının farkına varmıyor. Birinci beyin gözlemcidir ve karar verirken gereğinden fazla enerji harcar. İkinci beyinle verilen kararlar daha çözümseldir. Sonuçları itibarıyla daha uyumlu bir yaşam sağlar.

İkinci beynin fiziksel faaliyet etkinlikleri bilimsel olarak incelenirken işin içine ruhsallık ve bilinmeyen alanlarımız giriyor; çünkü sezgi, korku, aşk gibi konular ruhsal alanımız içindedir. Rüyalar da bu alanın içinde yer alıyor.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ŞALGAM VE ŞALGAM SUYUNUN İNSAN SAĞLIĞINA FAYDALAR BAĞIRSAK DOSTU DOĞAL KABIZLIK GİDERİCİ…

15268062_591236991073404_8986264231928496089_n1

 

Bütün hastalıkların devası onda saklı
Tıbbın babası Hipokrat “Bütün hastalıklar bağırsakta başlar. Bağırsak hasta ise, vücudun geri kısmı da hastadır” der. Bağırsak sorunlarının çözümü ise, şalgam suyu tüketmek…
Katkı maddesiz, doğal, organik beslenmenin mide, karaciğer ve bağırsak gibi, ölümcül hastalıkların başlangıcı ve yayılımında çok önemli yer tutan organları korumasında hem fikir olan uzmanlar geleneksel yiyecek ve içeceklere dönüşü öneriyor.
Stres ve sinir sistemini etkilemesi sebepleriyle ruhsal hastalıklara dahi yol açabilen bağırsak sorunları dikkatle üzerinde durulması konulardan. Beslenme alışkanlıklarımızdan, tuvalet eğitimimize birçok konunun etkili olduğu bağırsak sorunlarının çözümü için asıl yapılması gereken katkılı, GDO’lu gıdalar ve sigara gibi bağırsak florasına zarar veren maddelerden uzak durmak.
——– Sponsorlu İçerikler ——–
KABIZLIK İLAÇLARI BAĞIRSAKLARI TEMBELLEŞTİRİYOR
Kabızlık, toplumun yüzde 80’inin hayatında en az bir dönem maruz kaldığı ve hemoroid gibi yaşam kalitesini oldukça kötü etkileyen sonuçlar doğuran çok önemli bir hastalık. Özellikle kış aylarında metabolizmadaki hareket hızının azalması ve yeme alışkanlıklarının değişmesi sebebiyle daha fazla karşılaşılan kabızlık, başta yeme alışkanlıklarının değiştirilmesi ve spor gibi düzenli yapılan aktivitelerle azaltılabiliyor.
İlaç kullanımının “bağırsak tembelliği”ne yol açtığı hastalıkta, lifli gıdalar ve sıvı tüketimi öneriliyor. İçindeki bol lif sebebiyle şalgam ve şalgam suyu hem doğallığı hem de asırlardır bu özelliği ile bilinen ve tüketilen bir ürün olması sebebiyle en doğru çözümlerden. Kaynak: Mynet Sağlık

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

TROİD BEZİNİN DOĞAL TEDAVİSİ !!???

15317874_591230987740671_2226128515615418062_n1
Troid rahatsızlığının kesin ve net tedavisini ZENCEFİL SUYU tek başına sağlar.
Troid bezinin çok çalışması ve ya az çalışmasının tedavisinin ya…nısıra HAŞİMATO TROİDİ adı verilen troid bezi iltihaplanmasının da tek tedavi (ilaçsız) şekli taze sıkılmış ZENCEFİL SUYU’dur.
Kullanım: Sabah: 1 çorba kaşığı ( sabah ezanı aç iken ) – Akşam: 1 çorba kaşığı ( akşam ezanı aç iken)
Hazırlanışı: Aktardan, büyük marketlerden ( AVM lerde de bulabilirsiniz) tedarik edeceğiniz taze zencefili yıkadıktan sonra katı meyve sıkacağında ve ya rende yardımıyla suyunu elde edebilirsiniz.
Her defasında taze olarak suyunu elde edebileceğiniz gibi bir küçük kavanozda bir kaç günlük olarak da hazırlayıp kullanabilirsiniz.
Zencefilin her zerresi çok değerlidir. suyu çıktıktan sonra geriye kalan tüm kısımları çay olarak hazırlayıp ailenize limon ve bal eşliğinde bir akşam çayı keyfi yaşatabilirsiniz. (Bu sayede hem bu rahatsızlıkları hem B12 vitamin eksikliği yaşamazlar)
Not: Taze zencefil suyu oldukça acıdır. İlk defa zencefil suyu ile tanışacak kardeşlerimiz başlangıç itibari ile tadından dolayı sıkıntı yaşayabilirler. Fakat zaman içinde sıhhatinize kavuştuğunuzu gördükçe bundan bile keyif aldığınızı göreceksiniz.
——– Sponsorlu İçerikler ——–
HİÇBİR YAN ETKİSİ YOKTUR…!
Sadece kan sulandırma özelliği olduğundan kan sulandırıcı ilaç kullananların zencefil aldıkları sürece bu ilaçları almaması gerekiyor. O ilacın görevini de zencefil suyu zaten gerçekleştirir.
Troidi az çalışan da çok çalışan da Haşimato troidi olan da mutlaka sonuca ulaşıyor.
TROİDLERİNDE NODÜL MEVCUT OLAN KARDEŞLERİMİZ DE DIŞARDAN NODÜLLERİN ÜZERİNE ZENCEFİL SUYU SÜREREK NODÜLLERİNDEN KURTULABİLİRLER.
BİLGİLENDİRMEK İÇİN LÜTFEN BİR KERE PAYLAŞINIZ TEŞEKKÜRLER

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ama Sen Kurbağa Prens Değilsin…

_780x672-t16efvfzv51

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ANLAR… Sadece yaşadığın anlar senindir…

01shutterstock_1144325321

❤️Tanrı ve Adam❤️
Bir adam ölür … Öldüğünü fark ettiğinde, Tanrı’nın elinde bir çanta ile kendisine yaklaştığını farkeder. Tanrı ile adam arasında şöyle bir konuşma geçer:
Tanrı: Haydi oğlum gitme zamanı.
Adam: Bu kadar mı erken? Bir sürü planım vardı…
Tanrı: Üzgünüm ama gitme zamanı.
Adam: O çantada ne var?
Tanrı: Sahip oldukların!
Adam: Sahip olduklarım mı? Yani eşyalarım mı? Elbiselerim… Param…
Tanrı: Onlar asla sana ait değildi, onlar dünyaya aitti….
Adam: Anılarım mı?
Tanrı: Hayır.. Onlar zamana ait…
Adam: Yeteneklerim mi?
Tanrı: Hayır.. Onlar koşullara ait…
Adam: Arkadaşlarım ve ailem mi?
Tanrı: Hayır oğlum.. Onlar yürüdüğün yola ait…
Adam: Karım ve çocuklarım mı?
Tanrı: Hayır. Onlar kalbine ait…
Adam: O zaman bedenim olmalı?
Tanrı: Hayır hayır. O toprağa ait…
Adam: O zaman kesinlikle ruhum olmalı!
Tanrı: Üzücü bir hata yapıyorsun oğlum.. Ruhun bana ait…
Adam gözlerinde yaşlar ve kalbinde korkuyla çantayı Tanrı’nın elinden alıp açtı… BOŞTU! Kalbi kırık, göz yaşları yanaklarından akarak Tanrı’ya sordu…
Adam: Hiçbir şeye sahip değil miyim?
Tanrı: Doğru.. Asla bir şeye sahip değildin..
Adam: O halde, benim olan ne vardı?
Tanrı: ANLAR… Yaşadığın anlar senindi.. Hayat sadece bir andır…
HER ANI YAŞAYIN.. HER ANI SEVİN.. HER ANIN TADINI ÇIKARIN..❤️
❤️“İyi insanlar cennete gider demek doğru değildir, iyi insanlar nereye giderse orası cennet olur!” ❤️
Osho
Elinizden geldiği kadar her AN’ı yaşamanız dileğiyle…..

Anı Biriktirmekle İlgili Ufak Bir Anımı Paylaşmak İstiyorum…

Üniversitede çıktığım bir çocuk vardı. Bir gün okul çıkışı Fenerbahçe parkına gittik. Karşıdan elinde bir dolu uçan balonu olan bir satıcı bize doğru yürümeye başladı. Erkek arkadaşım baloncuya yanaştı ve belki 15 tane balon aldı bana. Ve tüm harçlığı bitmiş oldu…

Ben de bütün bir hafta koca bir gülümsemeyle gezdim. Eve o balonları götürürken yolda herkesin bana şaşkınlıkla bakması ve benim gururla o balonları tutuşum hala aklımda…

Hala o mutluluk ve şaşkınlık içimde… Yaşadığınız her anın tadını çıkarın. Kıymetini bilin.

Sağlıcakla,

Anette

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Lütfen katkı maddeli tavuk/et bulyonları eve sokmayın!!!

15123444_681358185364130_7806825982246432942_o1

 

Lütfen katkı maddeli tavuk/et bulyonları eve sokmayın!!!
Artık kendi et/tavuk suyunu evde yapmayan yoktur sanırım ama yine de tarif vermek ve sizlerden de değişik tarifler almak isterim.
ET suyu: Az etli kuzu kol veya 1 kilo dana kemik aldım. Etleri 30 dk soğuk suda tutttum suyu döktüm. Kaynayana kadar ısıttım suyunu döktüm. Böyle yapmadan içim rahat etmiyor. Siz yapmayabilirsiniz tabii. Evet belli bir vitamin kaybı oluyordur ama ne koşullarda oluyor o etler acaba? 5 litre su, biraz kereviz sapi,1/2 baş kereviz, 1 soğan, 1 havuç, yarım demet saplarıyla maydanoz ve 3 diş sarımsak iri doğrayıp ekledim. Biraz kaynattım. Biriken köpükleri alıp attım. 30 dk düdüklüde fıslattım. Düdüklü yoksa 1,5- 2 saat kısık ateşte pişirdim.
Tavuk Suyu: Bütün organik tavuğu kaynayana kadar ısıttım, suyunu döktüm. 5 litre su, biraz kereviz sapi ve yarım demet saplarıyla maydanoz ve 3 diş sarımsak iri doğrayıp ekledim. Biraz kaynattım. Biriken köpükleri alıp attım.1 saat daha pişirdim.
Süzdüm. Soğuduktan sonra buz kalıplarına koydum dondurdum. Daha sonra bunları buzdolabını poşetine alıyorum. Bazılarını da yarım kiloluk plastik kapaklı cam kaplara dondurdum. İsterseniz kağıt bardaklarla da dondurabilirsiniz. Pilav, makarna, bulgur ve çorba yapiyorum bunlarla. Afiyet olsun. Unutmayın et ve tavuk suyu lezzet katar sağlıklıdır ama çocuklarımız için en besleyici ve sağlıklı olan etin kendisidir. Mutlaka eti de yedirin. Herkesin tarifi başka olabilir, en doğrusu budur demiyorum, benimki bu…

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »