Cengiz Eve Davetini Nezaketen Kabul Ettim…

donu-da-nerden-cikarttin1

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Cengiz Eve Davetini Nezaketen Kabul Ettim…

donu-da-nerden-cikarttin1

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Repair Cafe: Bozuk eşyalarınız ücretsiz tamir edilir

HABER MERKEZİ – Kadıköy Repair Cafe’de, bozulan eşyalarınız her ayın ilk pazar günü gönüllüler tarafından ücretsiz tamir ediliyor.  “Atma, dönüştür. Onar, yeniden kullan” sloganıyla gerçekleştirilen etkinlikte teknoloji ile birbirinden uzaklaşan insanların yeniden bir araya gelmesi de hedefleniyor.

Bir eşyanız bozuldu ama tamir işlerine yatkın değilsiniz. Tamda ihtiyacınıza uygun eşyanızı tamir ettirebileceğiniz hem de sohbet etme imkanı bulacağınız bir etkinlik: Repair Cafe (Onarım kafe)

Kadıköy merkezli Yeryüzü Derneği’nin “Atma, dönüştür. Onar, yeniden kullan” sloganıyla hayata geçirdiği ilk Repair Cafe etkinliği geçtiğimiz ay, derneğin Söğütlüçeşme’deki merkezinde gerçekleştirildi.

212201681333666resim3

10 katılımcının, ses sistemleri, ev telefonları, tansiyon ölçüm aleti, oyuncak tren gibi elektrikli cihazlar ve giysiler gibi 14 parça eşya getirdiği etkinlikte eşyaların mevcut imkanlar dahilinde onarımı yapıldı.

Repair Cafe düzenli olarak her ayın ilk pazar günü yapılacak.

Bir sonraki etkinlik, 4 Aralık Pazar günü saat 12.00-15.00 saatleri arasında dernekte gerçekleştirilecek.

Teknolojinin ayırdığı insanları yeniden teknoloji birleştiriyor

212201681333666resim4

Onarım yapılırken, yapılanların bir yandan anlatılarak bilgi verildiğini ifade eden Yeryüzü Derneği koordinatörleri şunları belirtti:

Onarım yapılırken, yapılanlar da bir yandan anlatılıyor, böylece etkinliğin bilgi verme yönü de ortaya çıkıyor. Katılımcıların beklerken sohbet etmeleri, ikramların yapılması da sosyalleşmeyi sağlayan Café ortamını oluşturuyor. Böylece insanların teknoloji tarafından ayrıldığı noktada tekrar teknoloji üzerinden sohbet etmeleri sağlanmış oluyor.

Yeryüzü Derneği, diğer projelerinde olduğu gibi armağan ekonomisi uygulamasını, dayanışmayı, birlikte sorun çözmeyi, tüketimin azaltılmasını, çevrenin korunmasına duyarlığını bu projeyle bir kez daha ortaya koymuş oluyor. Toplumumuzun tüketim toplumu olmasından uzaklaşması için elimizden geleni yapıyoruz. Etkinliklerimize katılım için dernek üyesi olmak gerekmiyor, tüm etkinliklerimizde olduğu gibi bu etkinliğimizde de kapımız tüm toplumumuza açık.

Gazete Karınca

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KİŞİLİK YAPISI HASTALIKLARDA ETKİLİ…İYİ İNSAN  YOKTUR SAĞLIKLI İNSAN VARDIR

sinir-borderline-kisilik-bozuklugu-nedir21

 

kİŞİLİK YAPISI HASTALIKLARDA ETKİLİ

Psikolojik faktörlerin hastalıkları hızlandırdığı çıkarımın doğru olduğuna inandığını söyleyen ve tartışmalı boyutu olmakla birlikte bilimsel gözlem ve araştırmaların, C tipi kişilik yapısına sahip olanlarda bu hastalığın gelişme  riskinin arttığını gösterdiğine dikkat çeken Özkan, “Bu kişiler aşırı duygusal  olup duygu ve öfkelerini çoğunlukla içe attıkları için yaşamlarını kendi istek,  arzu ve dürtü leriyle yaşamıyorlar” diyor.
İYİ İNSAN  YOKTUR SAĞLIKLI İNSAN VARDIR
Prof. Dr. Sedat  Özkan, “İyi insan  olarak tanımlanan kişi her zaman ruhen sağlıklı insan anlamına gelmez” diyor.
Sağlıklı insanın; kişiliği olan, kendi benlik algısı bulunan, gerektiğinde hayır  demeyi bilen kişi olduğuna dikkat çeken Özkan, başkalarının belirlediği  kalıplara göre yaşamanın kişide kimlik karmaşası ve çatışmaya, bu durumun da  yoğun öfke birikimine yol açtığını söylüyor.
DUYGUSAL ÇATIŞMALAR SÜRECİ HIZLANDIRIYOR
Uzun süre devam eden duygusal çatışmalar, yakın zamanda yaşanan kayıp ve  travmalar organizmadaki hastalık sürecini tetikleyip hızlandırıyor. Prof. Dr.  Özkan, bunun toplumda “antikanser zihin” kavramı oluşturduğunu ve bir travmanın  zihinde yaşattığı çatışmanın beynin işlevlerini bozduğunu düşündüğünü söylüyor.  Bu durumda bağışıklık sistemi zafiyete uğruyor ve kanser süreci hızlanıyor.  Negatif deneyimler negatif öğrenmelere yol açtığı için sürekli travmaya maruz  kalan insan, hayatı içinde yaşadığı şekilde yorumluyor. Yapılması gerekenin  hastanın duygularını ortaya koyması ve negatif öğrenmeleri pozitife çevirerek  sorunları aşması olduğu belirtiliyor.
Uzun süreli kızgınlık bağışıklığa düşman
Araştırmalar ve klinik gözlemler uzun süreli kızgınlık ve umutsuzluk algısının, bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini gösteriyor. Prof. Dr. Sedat  Özkan, “Kişinin kendini algılaması pozitifse bu bağışıklık sistemini olumlu  etkiler” diyor. Kendini sürekli kritize etme halinin kişi üzerinde negatif  etkisi bulunuyor. İyilik hissiyle yaşayan, kendisiyle barışık, huzurlu  insanların bağışıklık sistemi daha güçlüyken, ruhu çöken insanın bağışıklık  sistemi bundan olumsuz etkileniyor ve zedeleniyor

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Beyinde Unutma- Silme Düğmesi Var…

vo2xo_s3l0csrs-xijf3xg1

Tüm yaşamı kontrol altına alabilmek sadece beyindeki nöron ağlarını kontrol edebilmekten geçiyor.

Öğrenme becerisi, nöral bağlar kurmak ve güçlendirmekten daha fazlasıdır

Nörobilimde bir söz var: “Beraber ateşlenen nöronlar, beraber bağlanır.” Bu şu demek; beyninizde bir nöro-devreyi ne kadar çok çalıştırırsanız, o devre o kadar çok güçlenir. Bu yüzden bir başka sözü de buna eklemeden geçmeyelim: “Pratik mükemmelleştirir.” Ne kadar çok pratik (piyano çalmak, bir dili konuşmak, ya da jonglörlük, vb…) yaparsanız, ona ait devreler o kadar çok güçlenir.  Bu fikir, yeni şeyleri öğrenmenin yıllardır odağında yer almıştır.

“Öğrenme becerisi, nöral bağlar kurmak ve güçlendirmekten daha fazlasıdır.”

Hattâ daha önemli olan şey; eski bilgileri yıkma becerimizdir. Buna “sinaptik budama” denir. Gelin bunun nasıl çalıştığına bir göz atalım…

Soru şu: “Hangilerinin budanacağını nasıl biliyorlar?”

BEYNİNİZ BİR BAHÇE GİBİDİR

Beyninizin bir bahçe olduğunu hayâl edin… Çiçek, meyva ya da bitki yetiştireceğiniz değil de nöronlar arasında sinaptik bağlantılar kurduğunuz bir bahçe olduğunu düşünün. Bunlar, dofamin, seratonin ve diğerleri gibi nörotransmiter olup, beyin boyunca seyahat eden bağlantılardır.

“Glial hücreleri”, beyninizin bahçıvanlarıdır; belirli nöronlar arasındaki sinyali hızlandırırken, diğer glial hücreleri de atıkları ortadan kaldırır; yabani otları temizler, zararlı böcekleri öldürür, kurumuş yaprakları toplar. Beyninizin budama bahçıvanı “mikroglial hücrelerdir.” Sizin sinaptik bağlantılarınızı budarlar.

Soru şu: “Hangilerinin budanacağını nasıl biliyorlar?”

Araştırmacılar bu gizemi daha yeni yeni çözmeye başladılar. Bildikleri şey; daha az kullanılan sinaptik bağlantılar, C1q (diğerlerinin yanı sıra) adlı bir protein tarafından işaretleniyor. Mikroglial hücreleri bu işareti tespit ettiklerinde, bu proteini bağlayıp, o sinapsı yok ediyor ya da buduyor.

Bu, beyninizin daha fazla öğrenebilmeniz için yeni bağlantılar kurmada ve güçlendirmede size fiziksel yer açamasıdır.

Uykunun önemi

UYKU NEDEN ÖNEMLİ?

Hiç zihninizin dolu olduğunu hissettiğiniz oldu mu? Bunu belki yeni bir işe başlarken ya da bir projeye gömüldüğünüzde hissetmiş olabilirsiniz. Sürekli yeni bilgilerle muhattap olduğunuz için yeterince uyuyamazsınız.. İşte bu durum da gerçekten de kafanız doludur…

Pek çok yeni şey öğrenirken, beyniniz bağlantılar kurar ama bunlar etkisiz, verimsiz, geçici bağlantılardır. Beyniniz, bu bağlantıların pek çoğunu budama ve daha akıcı, gelişmiş, verimli yollar kurma ihtiyacı duyar ve bunu da “uyku esnasında” yapar.

Beyniniz temizleme işlemini siz uyurken yapar.(Beyin hücreleriniz, glial bahçıvanlarının gelip, atıkları temizlemesi ve sinapsları budaması için %60 oranında büzüşür, daralır.)

Hiç iyi bir gece uykusundan kalkıp da daha net ve daha hızlı düşünebildiğiniz oldu mu? Bunun sebebi; tüm o budama ve neticesinde oluşan verimli yolların gece boyunca sürmesi ve sabah kalktığınızda size yeni bilgiyi (bir başka değişle öğrenmek için) kabul edip, sentezleyecek pek çok yeri açmasıdır.

“Uykusuz bir beyin ile düşünmek, tıpkı vahşi ormanda elinde palayla yürüyerek yol açmaya benzer. Bu, çok yavaş ve çok yorucu, tüketici bir şeydir.”

Aynı sebepten dolayı, şekerleme yapmak bilişsel beceriler için çok yararlıdır. 10-20 dakikalık bir kestirme, mikroglial bahçıvanlarınıza, gelip, bazı kullanılmayan bağlantıları temizleme ve yenilerinin yetişmesinde yer açma şansı verir.

Uykusuz bir beyin ile düşünmek, tıpkı vahşi ormanda elinde palayla yürüyerek yol açmaya benzer. Bu, çok yavaş ve çok yorucu, tüketici bir şeydir. Bu vahşi ormanda o şekilde yürüken, yollar birbirine geçmiş ve ışık aradan süzülmemektedir… Çok iyi dinlenmiş bir beyinle düşündüğünüzde ise, bu, Central Park’ta mutlu bir şekilde gezmeye benzer; yollar açık, bağlantılar görülür, ağaçlardan önünüzü görebilirsiniz. Bu canlı, net bir durumdur.

Sizin için önemli olan şeyleri düşünün

DÜŞÜNCENE DİKKAT ET

Aslında uyku esnasında beyninizin neyi sileceğine karar vermede siz de biraz kontrol sahibisiniz. Bunlar, recycle (geridönüşüm) için işaretlenen sinaptik bağlantılardır. Kullandıklarınız, sulanan ve oksijen verilenlerdir.

Dolayısıyla, ne düşündüğünüze dikkat edin, farkında olun.

Game of Thrones dizisi hakkında çok fazla teori okuyup da, esas yapmanız gereken iş üzerinde daha az vakit harcadığınızda, bilin bakalım recycle (geri dönüşüm) için hangi sinapslar işaretlenir?!…

İşyerinizde birisi ile tartışıp, zamanınızın büyük bir kısmını üzerinde çalıştığınız proje yerine onunla nasıl ödeşeceğinizi düşünerek harcarsanız, tüm sinaptik bağlantılarınızı öç alma konusuna yönlendirmiş ve yaratıcılığınızı köreltmiş olursunuz.

Beyninizin doğal bahçıvanlık sisteminin avantajından yararlanmanın en basit yolu; sizin için önemli olan şeyleri düşünmenizdir. Bahçıvanınız bu bağlantıları güçlendirecek ve daha az önem verdiklerinizi de budayacaktır. Bu şekilde beyin bahçenizdeki çiçeklerin açmasına ve yetişmesine yardım etmektesiniz…

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Kulak Masajı… Kulaklar bedeni hisseder, görür ve duyar. Siz de şefkatli ellerinizi esirgemeyin

kulak-refleksoloji-haritasi11

Kulak ceninin ana rahmindeki duruşunun şematik olarak aynısıdır. Ve tüm akupunktur noktaları kulak üzerinde bu esasa göre yer almıştır. Şimdii… başınız, boynununz, beliniz, sırtınız, bacaklarınız, kalçanız, ayaklarınız, omzunuz ağrıdığında yapacağınız tek şey kulaklarınıza masaj yapmak. Kulağınızı baş ve işaret parmaklarınızın arsına alarak kulak kepçesinden başlayarak, dayanabildiğiniz kadar güçlü ve sıkarak masaj yapın.

İlk anda bazı noktalar acıyacaktır (bunlar bedendeki ağrıyan bölgelerin kulaktaki refleks noktalarıdır). Kısa bir süre sonra bu ağrılar kaybolacaktır. 2 -3 dakika bu masajı yapmanız yeterli olur. İsterseniz uzatabilirsiniz de. Zaten masajın sonuna doğru bedeninize bir sıcaklıklığın yayıldığını hissedeceksiniz. Bunun ardından ağrılarınızın azaldığını ve kaybolduğunu da…

Hiç bir yan etkisi olmayan bu uygulamayı herzaman her yerde kendinize ve ağrısı olan yakınlarınıza uygulayabilirsiniz. Yorulduğunuzda, uzun otobüs yada araba yolculuklarında oturmaktan ağrılara maruz kaldığınızda, çok üşüdüğünüzde ve bedeninizi dengeye kavuşturmak için mucize benzeri bu uygulamayı kullanabilirsiniz.
Önemli olan kulağın her noktasına dokunun. Kulağınız size hemen yanıt verecektir. Kulaklar bedeni hisseder, görür ve duyar. Siz de şefkatli ellerinizi esirgemeyin.
Ellerinizdeki enerjinin farkına varın…

Kaynak: Yaşam Enerjisi Kitabı ve Porofilaktik Masajla Mucizevi Tedaviler Kitabi…

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ceviz farklı kanser türlerine karşı fayda sağlıyor

15268079_591233594407077_2936153458294396059_n1
CEVİZİN SAĞLIĞA FAYDALARI MERAK EDENLER…
Ceviz farklı kanser türlerine karşı fayda sağlıyor
Cevizin bir faydası daha ortaya çıktı!
INC (Uluslararası Kabuklu Yemiş ve Kuru Meyve Konseyi) tarafından yapılan açıklamaya göre, farklı çalışmaların ortak sonucu olarak haftada 2 ya da 3 porsiyon ceviz, fıstık ya da badem gibi kuruyemiş tüketimi kolon, prostat ve meme kanseri gibi bazı kanser çeşitlerine karşı fayda sağlıyor.
Ceviz, yüksek besinli bir gıda maddesi olarak dünyanın birçok yerinde yüzyıllardan bu yana tüketilmekte. Ceviz, yaygın olarak tüketilen yemişler ve yerfıstıkları arasında en yüksek oranda polifenol içeriğine sahiptir. Polifenollerin büyük çoğunluğu antioksidandır ve Alzheimer, kalp hastalıkları ile kanserden korunmada güçlü bir rol oynadığı bilinmektedir (Winson, 2012). Sürekli olarak gerçekleştirilen çeşitli incelemeler ve araştırmalar sonucunda ceviz yönünden zengin bir beslenme düzeninin prostat, meme ve kolon gibi farklı kanser türlerine fayda sağlayabileceği görülmüştür.
Bu araştırmalardan bazıları şöyle;
“Hyunsook Kim, Wallace Yokoyama ve Paul Davis tarafından gerçekleştirilen ve Journal of Medicinal Food dergisinin Aralık 2014 çevrimiçi sayısında yayınlanan çalışma, ceviz yönünden zengin diyetlerin kolesterol seviyesini kayda değer oranda düşürdüğünü, prostat kanserinin gelişimini yavaşlattığını ve meme kanserinin gelişiminde rol oynadığı bilinen IGF-1 hormonunda bir düşüşe neden olduğunu gösterdi.
——– Sponsorlu İçerikler ——–
“Kolon kanseri hücreleri ile ilgili olarak Beth Israel Deaconess Medical Center ve Harvard Medical School’da bir araştırma grubunun gerçekleştirdiği incelemeye göre, her gün 2 porsiyon (50 gr.) ceviz tüketimi ile kolon kanseri hücresinin gelişimi %33 oranında yavaşlatılabilir.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

1001 Derde Deva Propolis Mucizesi…

Propolisin faydaları

İşte doğadan gelen bir antibiyotik.

Propolisin-faydaları

Propolis nedir?
Tıbbı vе Arоmаtik Bitkilеr Uzmаnı Sеvil Gülsоy, prоpоlisin, аrılаrın çеşitli bitki vе аğаç kаbuklаrını çiğnеyеrеk оluşturduklаrı mаcunа bаzı еnzimlеrini еklеmеsiylе оluştuğunu vе yаrаlаrın tеdаvisindе vе аğız еnfеksiyоnundа bir аntisеptik оlаrаk dа kullаnıldığını söylеdi.

Çоk еski zamanlarda kеşfеdilеrеk, dоğаl bir аntibiyоtik оlаrаk kullаnılаn prоpоlisin mikrооrgаnizmаlаrа kаrşı оlаn еtkisi tеmеl kаrаktеri оlduğunu, ilаç özеlliklеri nеdеniylе еski çаğlаrdаn bеri insаnlаr tаrаfındаn kullаnıldığını bеlirtti.

Aksuvitаl Tıbbı vе Arоmаtik Bitkilеr Uzmаnı Sеvil Gülsоy, “Prоpоlis Yunаncа bir kеlimе оlup ‘prо’ ‘sаvunmа’ аnlаmınа vе ‘pоlis’ ‘şеhir’ аnlаmınа gеlmеktеdir vе аrılаrın çеşitli bitki vе аğаç kаbuklаrını çiğnеyеrеk оluşturduklаrı mаcunа bаzı еnzimlеrini еklеmеsiylе оluşur” dеdi.

Propolisin faydaları özellikle 17. yüzyılda yaralara sürülen ilaç olarak kullanılmaktaydı. Günümüzde ilaç sektörünün ilerlemesiyle Propolisin yerini antibiyotik haplar aldı. Yapılan аrаştırmаyа görе Türkiyе аntibiyоtik kullаnımı 40 Avrupа ülkеsi аrаsındа birinci sırаdа. Türkiyе’dе kullаnım аlışkаnlığı hаlinе gеlmiş оlаn аntibiyоtiklеrin yоğun kullаnımı sоnucundа bаktеrilеrin bаğışıklık kаzаnаrаk dаhа güçlü hаlе gеldiği gözlemleniyor. Bunun sonucunda vücudumuz bir sürе sоnrа еn küçük rаhаtsızlıklаrlа bilе sаvаşаmаyаcаk hаlе geliyor.

Yаpılаn аrаştırmаlаr sоnucundа prоpоlisin kullаnım аlаnlаrını dа аrttırdığını bеlirtеn Gülsоy, Aksuvitаl bünyеsindе vе birçоk kаnаldа çеşitli sıvı ,hаp sаf оlаrаk bulunаbilinеn prоpоlisin, kоzmеtik ürünlеrindе, mоbilyа sаnаyindе vе diş tеmizlеmе iplеrindе, bоzulmаyı önlеmеk аmаcıylа gıdа sаnаyindе kullаnıldığını söylеdi.

KANSERLİ HÜCRELERE PROPOLİS videosu

Propolisin faydaları :
-Yaraların iyileşmesini 4 kata kadar hızlandırır.
-100 kata kadar antibiyotik etki içerdiği tesbit edilmiştir.
Propolisin faydaları arasında çok güçlü antioksidan olmasıyla bilinir.
-Her gün bir kaç kez Propolis ekstarktı ile gargara yapıldığında, plak oluşumunu önler.
-Diş eti iltihabı ve ağız içi ve gırtlak enfeksiyonlarını giderir.
-Diş abselerine, çürüklere, ağız kokusuna karşı kullanılır.
Propolisin faydaları arasında diş beyazlatılmasına yardımcı olmasıylada bilinir.
-Sedef hastalığına iyi gelir.
-Deri enfeksiyonlarını giderir.
-Mantar ve zor öldürülen bakteri çeşitlerini engeller.
-Soğuk algınlığına iyi gelmektedir.
-Solunum enfeksiyonlarında; faranjit, kronik bronşit, nezle, burun iltihabı hastalıklarında etkin çözümdür.
Propolisin faydaları; Şampuana katıldığında saç sağlığına ve kepeğe karşı faydalıdır.
-Sindirim sistemi rahatsızlıklarına iyi gelir.(Bağırsak Paraziti, ülser, mide iltihabı..vs)
-Kulak enfeksiyonlarına devadır.(İç kulak- dış kulak iltihapları, akut kulak rahatsızlıkları)
-Bağışıklık sistemi bozukluklarını düzeltir. İltihaplanmaların her türüne faydalarıdır.(Vajina-uterus, aseptik necrosis, iltihaplanmış yaralar.. vs.)
-Tüberküloza denenmiş devadır.
Propolisin faydaları; Ülserlilere super etkin devadır.
-Akut ve kronik kolite çözümdür.

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ayaklarınız sürekli kaşınıyor ve Mantar varsa eczanelerden pahalı kremleri almak düşündürüyorsa…

15355576_731704963650389_2999054299146458608_n2

 

Ayaklarınız sürekli kaşınıyor ve Mantar varsa eczanelerden pahalı kremleri almak düşündürüyorsa..,
markete gidin yaş hamur mayası alın 1litre ılık suya bir tane yaşmayayı ezin, ayaklarınızı 30 dakika bekletin hem ölü deriler gider , tırnaklarınız güzelleşir ve mantardan eser kalmaz.
1 hafta 2 günde bir kullanın sonucu görun.
Sağlıklı günler dileriz.

Kaynak: Yaşam Sırları

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İstanbul Manzaralarının Efendisi; Ressam Hoca Ali Rıza Bey…

 

Üsküdar’da Kar, tuval üzerine yağlıboya, 52/81cm, Özel Koleksiyon

Ressam Hoca Ali Rıza Bey, ömrünü İstanbul’un, bugün beton işgali altında olan pek çok semtinin 19. yüzyıldaki muhteşem görünümlerini bizlere gösterebilmek adına resmederek, bir nevi kayıt altına alarak geçirmiş değerli bir Türk ressamıdır.

Bu gayesini; ‘Yegane amacım, İstanbul’un doğal ve tarihi güzelliklerini resmetmek ve böylece onlara birer belge niteliği kazandırarak onları resimler vasıtası ile ölümsüzleştirmektir.’ şeklinde ifade eden sanatçıya bugünkü İstanbul’un semtlerini inceledikten sonra hak vermemek elde değil gibidir.

1858 yılında İstanbul’un Üsküdar semtinde dünyaya gelen ressam, gençliğini ve evlilik hayatının büyük bir bölümünü de yine bu semtte geçirmiştir. Eğitimini Harbiye’de tamamlayan sanatçı asker ressamlarımızdan olup ilk derslerini Süleyman Seyyid Bey’den almıştır. Kolera salgını sebebiyle dönemi içerisindeki pek çok ressam gibi İtalya’ya gitmeyerek yurtta kalmış ve kendisini resim çalışmalarına adamıştır.

Bir tabiat aşığı olan Hoca Ali Rıza Bey, henüz Paris’te dahi zafere ulaşmamış empresyonizm akımının çizgilerini benimseyerek kendisini doğanın kollarına bırakmış ve karakalem desenleri, suluboya ve yağlıboya resimleri ile ışığın kendisine hissettirdiklerinin fırçasına dökülmesine izin vermiştir.

Hoca Ali Rıza Bey, gerçek bir empresyonist gibi kırlarda ve sahillerde resim yapan ilk Türk ressamdır. Bu sebeple kendinden sonra gelecek kuşakların zihninde bir ‘ekol’ olarak yer etmiş ve hocalık yaptığı dönemlerde öğrencisi olan birçok önemli sanatçı onun ifade tarzını benimsemiştir. Batılılaşan ve modernleşen toplum yapısının geleneksel izlere duyulan ilgiyi yok etmekte olduğu bir dönemde yaşayan sanatçı, gelenekselliğin çizgilerini kaybetmekten korkarcasına, bugün bizlere anımsatabilme gayretiyle çalışmış ve eserlerinde bu çizgileri özellikle vurgulamıştır.

Bu amaç doğrultusunda Hoca Ali Rıza ardında bıraktığı beş bini aşkın kroki, desen ve renkli çalışmaları ile adeta İstanbul’un portresini çizmiş gibidir. Burada bizlere düşen görev, ardında bıraktığı bu eserleri ölümünden seksen dört yıl sonra incelemek ve hak ettiği değere kavuşturmaktır.

 

                    Üsküdar’da Kar, tuval üzerine yağlıboya, 52/81cm, Özel Koleksiyon

Denize Açılan Sokak ve Simitçi, tuval üzerine yağlıboya, 75/100cm, Özel Koleksiyon

Sümbüllü Yalı, kağıt üzerine suluboya, 16/22cm, Özel Koleksiyon

Sokakta Yeniçeriler, kağıt üzerine suluboya, 27/39cm, Özel Koleksiyon

 

Keten Ayakkabılar, kağıt üzerine karakalem, 12/17cm, Yapı Kredi Bankası Koleksiyonu

cesme-ali-riza-hoca-bey

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gün İçerisinde Kaç Bardak Su İçmeliyiz…

15109558_1779502488985284_6154850826815281124_n1

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KENDİNİ BİR RENKLE ANLAT…

55eb5f3ff018fbb8f8bcd73e1

 

Beyaz = Doğal.
Turuncu = Tatlı.
Yeşil = Artist.
Sarı = Sempatik….
Mavi = Güvenilir.
Siyah = Gizemli.
Mor = Büyüleyici.
Kahverengi = Duygusal.
Lacivert = Gıcık ama tatlı.
Pembe = Tanımıyorum
turkuaz = yakışıklı/güzel
Gri = Bir tane

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Huzursuz Ayak Sendromu Olanlara Bitkisel Çözüm…

siyah-hardal-tohumu11

 

Siyah hardal tohumu, Helenistik ve Roma döneminden şimdilere kadar bilinen ve kullanımına devam edilen hardal tohumunun asıl yetişme alanı gerçekleştirilen kazılarda  Batı Asya ve Avrupa olduğu tespit edilmiştir. Hardalın pek çok türü bulunmaktadır. En çok bilinen türleri, beyaz hardal, kahverengi hardal ve siyah hardaldır.
Beyaz hardal yani yabani olarak, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Akdeniz ve Avrupa’da kendine yetişme alanı bulmuştur. Fakat asıl yetişme alanı Himalaya’nın etekleridir. Çiçekleri sarı renge sahiptir. Yalnız, hardalın tohum kısmından üretilen baharatı ise beyaz, sarı, siyah ya da kahverengi olabilmektedir. Tat olarak hafif tatlımsıdır. Özellikle salatalarda, et yemeklerinde, peynirlerde, sandviçlerde, çorbalarda ya da süt mısırına dökülen sos olarak tercih edilebilmektedir. Genellikle baharatın bolca tüketildiği Hindistan’da ve Bangladeş’te bol miktarda tüketilmektedir.
Ülkemizde de genellikle yemeklerin içerisinde kullanılan hardal tohumu çok faydalı bir bitkidir. Hardal tohumu C, K, E ve B vitaminlerini ihtiva etmektedir. Aynı zamanda hardalın içerinde fosfor, magnezyum, kalsiyum, potasyum ve demir mineralleri bulunmaktadır. Yani sağlık açısından eşsiz bir besindir diyebiliriz. Yurdumuzda pek bilinmemekle birlikte son yıllarda popülerlik kazanmış olan bir bitkidir.
Siyah Hardal Tohumunun Faydaları
Hardal tohumu özellikle kas ağrısı şikayeti olan bireyler için faydalı bir besindir. İçerisinde mevcut olan magnezyum ve potasyum mineralleri ile kasların gevşemesine ve rahatlamasına fayda sağlamaktadır. Eğer mevcut kas ağrılarınızdan şikayetçiyseniz hardal tohumunu lapa biçimine getirip şikayet edilen bölgeye sürmeniz ağrıların hafiflemesi adına faydalı olacaktır.
Hardal tohumu kan basıncını düşürür ve bu basıncın dengelenmesine yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda hardal tohumu ani felç ve kalp krizi riskinin önüne geçmektedir.
Hardal tohumu bedenin toksinlerden arınmasına yardımcı olmaktadır.
Hardal tohumu menopoz döneminde karşılaşılan uykusuzluk sıkıntısına iyi gelmektedir. Fazlaya kaçmamak şartı ile hardal tohumu, uyku düzeninin sağlanmasına yardımcı olmaktadır.
Mevcut balgamın sökülmesine yardımcı olmaktadır.
İştahsızlık sıkıntısı olan bireylerin iştahının artmasına ve kilo almaya yardımcı olmaktadır.

Hardal tohumunu un haline getirip içerisine az miktarda da tarçın ekleyerek tüketmek iştah açmak için tercih edilebilir.
Besin zehirlenmelerinde kusarak mideyi boşaltmak için kullanılabilmektedir.
Her sabah uyanır uyanmaz 1 su bardağı ılık suya çeyrek çay kaşığı kadar hardal tohumu ekleyin ve 20 gün kadar bir süre devam edin. Bu uygulama sayesinde gastrit şikayetinden kurtulmak için önerilen bir yöntemdir.
Hardalın yakı biçiminde göğüs bölgesine uygulanması ile göğüs bölgesinde oluşan balgamın rahatlıkla söktürülmesine yardımcı olmaktadır.
Hardal tohumu regl döneminde bayanların sıkça yaşadığı adet sancılarını hafifletmektedir.
Metabolizmanın düzenlenmesine yardımcı olur ve bedendeki yağların azaltılmasına destek olmaktadır.
İçeriğinde bulunan magnezyum sebebi ile kan damarlarının görevlerini daha iyi yapmasına destek olur. Halsizlik ve yorgunluk sıkıntılarına karşı da iyi gelmektedir. Özellikle, mesane kanseri, kolon kanseri, bayanlarda sıklıkla karşılaşılan rahim ağzı kanseri gibi pek çok kanser türü ile mücadele ederek kanserli hücre oluşumlarını yok etmektedir.
En önemli faydalarından bir tanesi de kanser görülme riskini azaltmasıdır. Önemli oranda bitkisel besin içeren hardal, içerisinde bulunan ve bitkisel besin kaynağı olan glukosinolat desteği ile, pek çok kanser türüne karşı etkin bir rol oynamaktadır.
Aynı zamanda sedef rahatsızlığı ve kontakt dermatit gibi cilt rahatsızlıklarına karşı da iyi geldiği bilinmektedir.Huzursuz ayak sendomunu geçirmektedir.
Özellikle güzelliğine önem veren bayanlar tarafından tercih edilen bir tohumdur. Kaynatılmış olan kına yaprakları ile birlikte karıştırılıp saça sürüldüğü takdirde saça canlılık kazandırmaktadır.
Hardal Tohumunun Zararları
Bu tohumun beden direkt olarak teması çok uzun sürmemelidir. Bu ciltte bazı yara oluşumlarına ve tahrişlere sebep olabilmektedir. Bu tohum yakı biçiminde kullanılacaksa gözlerle olan temasından kaçınılmalıdır. Bu yakının dumanıda gözleri yakarak acı oluşumuna ve öksürüğe sebep olmaktadır. Aşırı tüketilmesi halinde bağırsak ve midede kan toplanmasına sebep olabilir. Önerilen dozdan fazla kullanılması halinde ölüm gibi bir sonuçla dahi karşılaşılabilir.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ÇOK ÖNEMLİ HERKES BU YAZIYI OKUMALI !!!

15350565_591648361032267_6051444668274189757_n1

 

DR. SERDAR HAKAN ÇİFTÇİ ‘ YE TEŞEKKÜRLERİM LE..
Merhabalar
İsmim Serdar Hakan ÇİFTÇİ. 46 yaşındayım. Evliyim. 20 yaşında ikiz kızlarım var. GATA mezunuyum. Tıp doktoruyum ve halen hekimliğe aktif olarak devam etmekteyim. Sağlıkla ilgili yazılanları okuduğumda gördüm ki; çok fazla bilgi eksikliği ve kavram kargaşası var. Burada konuşulanlara ayrı ayrı değil, genel olarak cevap vermeye çalışacağım. Öncelikle Tıp Fakültelerimizde besin tamamlayıcıları ilgili bir ders okutulmadığından, Türkiye deki doktorların %95 i Doçent – Profesör de olsalar, balık yağı, polen, arı sütü gibi ek besin maddelerini ve kullanım alanlarını bilmemektedirler. Geri kalan %5 ise tıbbi çalışmalarda veya yurt dışı kongrelerde tesadüfen bunlarla karşılaştığı için bilir ama onlar da nerelerde ve ne dozda kullanılacağını bilmezler. Burada suç biz doktorlarda değil; Türkiye deki Tıp eğitimindedir. Yurt dışındaki hekimler bu tür ürünleri bilmekte ve tamamlayıcı tıp olarak kendileri de dahil herkeste kullanmaktadırlar.

Aksi takdirde Türkiye de hiçbir vicdanlı doktor, 9 tane balık yağıyla romatoid artriti, aloe vera ve propolisle reflü, gastrit ve ülseri, aloe vera, propolis ve balık yağıyla astımı, balık yağı, B12 ve folik asitle psikiyatrik rahatsızlıkları, balık yağı ve argiyle damar tıkanıklıklarını, ginsengle migreni, polen ve pomesteen le kansızlığı, aloe vera, polen, fields of greens ve balık yağıyla şekeri, 6 tane besin tamamlayıcısıyla kanseri vurabileceklerini bilselerdi, kullanmazlar mıydı ? Onca insan kilo problemiyle boğuşurken, zayıflatıp sağlıklarına kavuşturmazlar mıydı onları ? Tabiki kullanırlardı ve tabiki kavuştururlardı. Meslektaşlarımın bu tür ürünlere olumsuz tepki vermelerinin altında sadece bilgi eksiklikleri değil; sağlığı paraya dönüştürmeye çalışan, tıpta ŞARLATAN dediğimiz ucube yaratıkların piyasadaki engellenemeyen varlığı da yatar. O yüzden bir hekime balık yağını, polen ya da propolisi sorduğunuzda, “Bırak bu saçmalıkları, sen doğru beslenmene bak” cümlesini duyarsanız şaşırmayın. Çünkü onlar besin maddelerinin besin değerlerini yitirdiğinin, bitkilerin genetik yapılarıyla oynandığının ve hastalıkların altında yatan nedenlerin yine bu mevcut tüketilen besin maddelerinin olduğunun farkında değiller ! Gelelim doğru bilgilere: Bitkisel omega 3, asla hayvansal omega 3 ün yerini tutmaz. Yani ceviz, ıspanak, semiz otu yiyerek bu iş olmaz. Balık yağı doğumdan ölüme kadar herkesin düzenli ve devamlı kullanmak zorunda olduğu, en önemli ek besin maddesidir. Türkiye deki meslektaşlarım bilmeseler de, dünyada en çok bilinen ve üzerinde en fazla tıbbi çalışma yapılmış (2.400 den fazla çalışma var) maddedir üstelik Omega 3. Tıbbi olarak 4 özelliği vardır balık yağının 1-Antiinflamatuar = İltihap giderici 2-Antioksidan = Temizleyip yenileyici 3-Antitümöral = Kitle engelleyici 4-Antiaterosklerotik = Damar sertliğini, daralma ve tıkanıklıkları önleyici Amerika dan İngiltere ye, Avustralya dan Almanya ya kadar herkese, üstelik doktor nezaretinde kullandırılmaktadır balık yağı. Japonya da ise balık yağı kullanımında, direkt sağlık bakanlığı devrededir. Yeni doğan bebeğe – Biz Türkiye de, bebek 6 aylık olana kadar anne sütü dışında bir şey vermezken – anne sütüyle birlikte balık yağı da vermektedirler. Üstelik te neredeyse bizim büyüklere verdiğimiz doz olan 0.9 gram/gün olarak. 3 ile 5 yaş arası tüm çocuklara bizdeki erişkin dozunun 1.5 katı olan 1.5 gram/gün verilmektedir. 50-70 yaş arası kadınlara 2.5 gram/gün, erkeklere 2.9 gram/gün Hamilelere 2.1 gram/gün Lohusalara 2.5 gram/gün kullandırılmaktadır. Sonuç ne sizce ? Türkiye de kalpten ölüm oranı %50 iken yani 2 kişiden biri kalpten ölürken; Japonya da bu oran %13 tür ! Japonya da 100 yaş üzeri yaşayan insan sayısı ise – Verileri görmeme rağmen inanmakta ben bile güçlük çekiyorum – tam 300.000 kişidir ! 90 yaşında birisi öldüğünde, “Vah vah, genç yaşta, çiçeği burnunda gitti” diyorlar oralarda Bizde ise “Maşallah. Dünyaya kazık çakmış, amma da yaşamış” deniyor. Piyasada çok ucuza satılan, Norweç, Alaska kökenli olduğu söylenen balık yağları var. Bunların bir çoğunun prospektüslerini okudum. Hiçbirisinde hangi cins balıklardan ve balığın neresinden elde edildiği yazılmamış ! Bu kadar ucuz olmaları, düşündürücü değil mi sizce de ? Benim ailemde ve kendimde kullandığım balık yağı, somon, sardalye ve uskumru gibi soğuk deniz balıklarının gövdesinden elde edilmekte. 150 ülkede denetlenmiş ve o ülkelerde satılan bir balık yağı ayrıca.

Üretimiyle ilgili danışman hekimleri ise, Tıp tarihinde “Balık yağının babası” diye bilinen, ilk defa Eskimo çalışmalarını yapmış, Grönland eskimolarının kalp krizi geçirmediklerini ve sürekli somonla beslendiklerini bulan, 300 den fazla tıbbi çalışması olan Prof.Dr.John Dyerberg. 60 lık kapsülünün müşteri satış fiyatı 83 tl. 200-250 adet olup 30-40-50 ya da 70 tl ye alınabilen, üstelik te Norweç ten Alaska dan geldiği söylenen balık yağları gerçek olabilir mi sizce? Ve kaç ülkede denetlenip satılmakta bir araştırın isterseniz. Sağlığımız bu kadar ucuz olmamalı ! Sen balığı Norweç te yakala, fabrikasını kur. Yağını çıkar. Ambalaj yap. Oradaki çalışanlarının maaşını ver. Yine orada vergi öde. Türkiye ye gönder. Türkiye de ayrıca vergi öde. Yine Türkiye de dağıtıcı firmanın karını ver. Eczanelere mal fazlası bırak. Eczanenin karını ver. Dağıtımda kullandığın representlerin parasını ver. Reklam artistlerine para ver. Ve 200 tane balık yağını 70 tl ye sat. Bu mümkün mü ? Birkaç ihtimalden biri bunların bir kısmının balık yağını, çok ucuza mal edilen balina gibi balıkların karaciğerlerinden üretip bedavaya getirdikleri ve bizim gibi ülkelerde sattıkları. Çünkü balığın karaciğerinden elde edilen balık yağları çok ucuz ama aşırı zararlıdır. Bu balık yağları A ve D vitaminlerini çok fazla içerdiklerinden, karaciğerde toksik etki yapmakta ve vücudu zehirlemektedirler !

Diğer ihtimal ise Türkiye de illegal olarak merdiven altında üretilip; yurt dışından geldiğinin söylenmesi. Olur mu olur ! Devletimiz bununla ilgilenip denetlemeli ve bizlerin sağlığını korumalı diye düşünüyorum. Sizler gibi bu tür kaliteli sitelere üye olup, bloglarda konuyu sorgulayan arkadaşlarımızın da, ucuz diye böyle balık yağlarını almamaları gerekir. Bir meslektaşım “Haftada 2 kez balık tüketen kişinin balık yağı kullanmasına gerek yok” demiş. Peki bu meslektaşım, Türkiye deki balıkların sıcak deniz balığı olduğunu, aktif omega 3 olan EPA DHA nın içlerinde yok denecek kadar az bulunduğunu ve bir kişinin alması gereken günlük doz olan 1 gram EPA DHA yı alabilmesi için her gün 17 kilo hamsi yemesi gerektiğini biliyor mu acaba? Ya Türkiye de bulunan balıkların bir çoğunun ağır metaller içerdiği gerçeği ne olacak ?

Balık yeyip yarar sağlayalım derken; tamir edilemeyecek zararlarla karşılaşıyor insanımız ! Umarım yazdıklarım biraz olsun sizleri aydınlatmıştır. Ben bir hekim olarak, bu yazıyı yazmakla vicdani sorumluluğumu yerine getirmiş oluyorum. Fakir ya da zengin hiç kimsenin bebeğinin ya da ailesinin hayatı, diğerlerinkinden kıymetli değildir ve herkesin doğru bilgiye ulaşma hakkı vardır !

kaynak: facebook karbonat sayfası

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 36 Comments »

Migren, Sindirim Rahatsızlıkları ve Ağrıdan Kurtulmak için Zencefil Suyu

Migren, Sindirim Rahatsızlıkları ve Ağrıdan Kurtulmak için Zencefil Suyu – Sağlığa bir adım

Zencefil, mutfakta ve çeşitli tıbbi nedenlerden dolayı çağlardır kullanılmış olan aromatik bir bitkidir.

Çok yönlülüğü nedeniyle dünyanın dört bir yanındaki mutfaklarda yaygın olarak kullanılan baharatlı bir yumru köküdür.

Zencefil, iltihaplanma karşıtı, ağrı kesici ve antioksidan etkilere sahip olduğu kabul edilen aktif madde olan zenceol içerir.

Aynı zamanda uçucu yağlar, vitaminler ve amino asitler için zengin bir kaynaktır. Bunlar, vücut için çok çeşitli hem içsel hem de harici yararlara sahiptir.

Alternatif Doğu tıbbında sıklıkla kullanılır. Sağlığı geliştirme özelliği nedeniyle şu anda dünyaya yayılmış haldedir.

Aşağıda, sizinle zencefil suyunun birincil yararlarını ve zencefil suyu için popüler bir tarif paylaşmak istiyoruz, siz de bu faydalardan faydalanabilirsiniz.

Hadi bir bakalım!

Zencefilin besinsel yararları

zencefil

Zencefil kökü, vücudu korumak ve çeşitli hastalıklarla mücadele etmek için kullanılabilecek muazzam bir besin kaynağıdır.

Limonen, sitronella ve zenceol gibi uçucu yağlar içerir ve bu da bu olumlu sağlık etkilerinin önemli bir kısmını sağlar.

Zenceol hepsinden en şaşırtıcı olanıdır ve aynı zamanda ona baharatlı lezzet katmaktadır. Artrit ve osteoartrit gibi hastalıkların tedavisini destekleyen güçlü bir iltihaplanma karşıtı maddedir.

Ayrıca C vitamini, B kompleks vitaminleri ve kalsiyum, krom, alüminyum ve fosfor gibi mineralleri içerir.

Buna ek olarak linoleik asit, niasin ve triptofan gibi amino asitler ve proteaz ve zingibain gibi enzimler içerdiğini de belirtmeliyiz.

Zencefil suyunun faydaları

migren

Zencefil suyu, limon ve bal ile birleştirilen, bir yumrudaki tüm besinleri konsantre eden şifa verici bir içecektir.

Çok güçlü bir iltihaplanma karşıtı, ağrı kesici ve sakinleştirici etki yarattığından, baş ağrılarını, migreni ve stres kaynaklı gerginliği gidermek için öneririz.

Beyindeki kan damarlarını alevlendirerek migrene neden olan bir madde olan prostaglandinlerin etkilerini bloke ettiği kanıtlanmıştır.

Aynı zamanda, gaz, ağrı ve hazımsızlık gibi ortak sindirim sistemi ile alakalı problemlerle mücadelede mükemmel olan harika bir sindirim toniğidir.

Aktif bileşenleri kan akışını uyarır ve varikoz ve örümcek damarlarının oluşmasını önler.

Zenceol, iltihaplanmayı azalttığı ve rahatlama hissi yarattığı için, eklem ve kas ağrısına karşı en iyi doğal ilaçlardan biridir.

Aslında, her gün ılımlı bir dozaj almak, romatoid artrit, osteoartrit ve diğer kronik iltihaplı durumlarla ilişkili belirtilerle savaşır.

Ve düşük kalorili olduğundan, metabolizmanın hızlanması ve kilo kaybının daha kolay olması için sağlıklı bir seçenektir.

Zencefil suyu nasıl hazırlanır?

limon-zencefil

Zencefil suyunu yapmak için bilim insanı olmanıza gerek yok. Ayrıca maliyetli maddeler ya da bulması zor olan bir şey gerektirmez. Onları en yakın pazarda bulabilirsiniz.

Gün boyunca genelde görülen sancıları hafifletmek için mükemmel olan, nemlendirici, iltihaplanma karşıtı bir içecektir.

Malzemeler

  • 5 çorba kaşığı taze zencefil (50 gram)
  • 3 bardak su (750 mL)
  • 1/2 limonun suyu
  • 2 çorba kaşığı organik bal (50 g)

Yapılışı

  • Taze zencefil kökünü alın ve iyice yıkayın. Daha sonra bir yemek rendesi ile rendeleyin.
  • Ardından suyu kaynatın. Su kaynayınca, zencefil ekleyin.
  • İki dakika düşük ateşte bırakın, ardından ocaktan alın.
  • İçine limonu sıkın, sonra organik bal ekleyin.
  • Bu karışımı sıcak olarak tüketebilirsiniz, aynı zamanda buzdolabında soğuk bir içecek olması için bırakabilirsiniz.
  • Günde iki ya da üç bardak için.

Reçetenin uygun olmama durumları

Zencefil suyunun çok fazla sayıda fayda sağladığı gerçeğine rağmen, içmeyi önermediğimiz bazı durumların bulunduğunu da eklemeliyiz.

Örneğin: duodenal ülser, kolit veya Crohn hastalığınız varsa içmemelisiniz, eğer aktifse bunlar ağrıyı kötüleştirebilir.

Bu bileşiklerden bazıları fetüsünüzün hormon sisteminin oluşumuna müdahale edebileceğinden hamileyken içmek de iyi bir fikir değildir. Bunu mide bulantısını sakinleştirmek için kullanıyorsanız, kadın hastalıkları uzmanınızı görmek en iyisidir.

Diyabet ya da dolaşım sistemi için ilaç kullanıyorsanız, bir uzmana danışmalısınız.

Zencefilin çok sayıda aktif maddesi bu tür ilaçların etkilerini değiştirebilir

Kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »