

Bugün için kendime bir söz seçtim;
“Güne hükmet.
” Horace
Noktayı koymak ne kadar zor olsa da, tamamlanmış cümleler eksik kalmışlara göre daha az acı verir.”
Dedemin İnsanları

Sofraların gözde besini patatesin, çok besleyici bir bitki olduğunu insanlık tarihi yazık ki geç öğrendi. Patatesi ilk kez İspanyollar Güney Amerikan yerlilerinden tanıdı. Daha sonra Drake adında bir korsan bitkiyi Avrupaya getirdi.
Binlerce yıldır dünya ve insanlık eril enerjiler tarafından yönetiliyor. Eril enerjilerin hâkimiyeti, savaşlar ve envai çeşit güç oyunları ile günümüz dünyasını şekillendirdi.
Venüs geçiti ile birlikte ilahi feminen enerji dünyaya ve bizlere gelecek. Bu eril ve feminen enerjiler arasında mükemmel bir denge yaratacak.
İlahi feminen enerji kalbimizdeki MERHAMET duygusunu uyandıracak ve genişletecek. Ve kalbimizdeki bu MERHAMET, KARŞILIKSIZ SEVGI’yi uyandıracak.
Karşılıksız Sevgi: Bağlılık ve hiçbir beklenti gütmeyen saf sevgi, duyguları iyileştirip, yükselmemizin ilerlemesinde yardım edecek.
Kalbimizde Merhamet’e ve Karşılıksız Sevgi’ye yer açmamız için önce kalbimizdeki bütün ıvır zıvırı dışarı atmamız lazım.
Yer açmak için; bugüne kadar deneyimlediğimiz şeyler için suçladığımız kendimizi ve başkalarını affetmemiz gerek. Biz ve onlar, hepimiz ruhlarımızın deneyimleri için bir şeyler yaptık. Bu deneyimlerde iyi, kötü veya günah yok… Deneyim ruhumuz için saf bir deneyimdir. Hepimiz yaradanın ışığı ve sevgisinden yaratıldık. Bunu bilmemiz bizlere kendimizi ve başkalarını affetmemizde kolaylık sağlayabilir.
Merhamet ve Karşılıksız Sevgi için yer açtınız mı ?
Eğer öyleyse, kalbinizi daha da açın. ŞIMDI !!!
5-6 Haziran 2012 tarihinde başlayacak olan Venüs Geçişi ile gelen ilahi feminen enerjiyi fiziksel, duyusal ve ruhsal bedeninize kabul edin…
Bu tarihte dünya çapında bir meditasyon olacak.
Meditasyon İçin Talimatlar:
1. Birkaç dakika nefes alıp verişinizi kontrol ederek rahatlayın
2. Elektrik mavisi bir ışığın bedeninize girdiğini, bedeninizi geçerek yere ulaştığını 3–4 dakika hayal edin. Bundan sonra bütün karanlığın ve karanlık güçlerin dünyayı terk ettiğini hayal edin.
3. Feminen enerjinin vücudunuza girdiğini hayal edin. Kalbiniz genişliyor. Saf sevginin kalpten kalbe bütün dünyaya yayıldığını hissedin.
4. Dünyanın cennete dönüştüğünü hayal edin. Yenidünyanın Merhamet ve Koşulsuz sevgiyle dolu, huzurlu, ahenkli ve bolluk içerisinde olduğunu hayal edin. Dünyadaki bütün insanların ve hayvanların iyi beslendiğini, dünyanın temiz olduğunu, hepimizin temiz enerji kullandığını hayal edin.
BİR KEZ DAHA SEVGİNİN GÜCÜNÜ YAYACAĞIZ. HEP BİRLİKTE!
Not: Bu sadece gözlerinizi kapatıp 10–15 dakika içerisinde yapabileceğiniz bir meditasyondur. Bu meditasyonu bir otobüste, trende, işinizde bir çay molasında bile yapabilirsiniz.
Bu hayal edebileceğiniz her şeyden çok daha önemli.
Lütfen Sevgi enerjisine ve ilahi feminen enerjileri karşılamamıza katılın.
Geçenlerde eski arkadaşlarla buluşup yemeğe gittik. Orada laf lafı açtı ve konu sevdiğimiz dizi ve filmlere geldi. En favori dizilerimiz Dexter ve Spartacus çıktı. Sevdiğimiz filmler arasında da Kill Bill başı çekti. Bir anda hepimiz birbirimize korkuyla baktık. Eeee Dexter desen seri katil ama hepimiz ona şefkatle yaklaşıyoruz; Spartacus desen insanlar arenada birbirleriyle ölümüne dövüşüyorlar, her taraf kan dolu; Kill Bill’e dönsen ortalık yine dövüş sahneleri, uçan kol ve bacaklarla dolu.
Çocukları olan arkadaşlar çocuk dünyası hakkında bizi bilgilendirmekte gecikmediler ve çocuklarının vurmalı, kırmalı oyunlara bayıldıklarını söylediler.
Hepimiz tekrar birbirimize bakıp “eyvah ki ne eyvah” dedik, yoksa içlerimizde birer Dexter mi barındırıyoruz? Başka koşullar içinde büyüseydik içimizde barındırdığımız Dexter ortaya çıkarmıydı acaba? “Bırr” deyip ürperdik. Allah korusun valla…
Sonra aklım televizyonun olmadığı dönemlere gitti. Eee o zamanda insanlar öldürmeleri, dövüşmeleri seyretmek için arenaya gitmiyor muydu? Ya da daha kaçak dövüşenler elinde tüfeğiyle ormana koşup zevk için hayvan öldürmüyor muydu sanki?
Demek ki bu saldırganlık içgüdüsü hepimizin içinde var, kimisinde daha az kimisinde daha çok ama mutlaka var. Başımıza gelen olaylara göre ya seyirci olarak bu olayın parçası oluyoruz, ya da aktif olarak.
Ayrıca ‘’saldırganlık’’ kelimesini iyi tanımlamalıyız. Yani bir insan hakkını korumak için bağırdığında ya da kızdırılıp tepki verdiğinde de ‘’amma da saldırganlaştın bugünlerde’’diyebiliyoruz.
‘’Yavaş atın tekmesi pek olur’’ söyleminden de anlayabileceğimiz gibi en sakin insanın bile çok üzerine gidilirse, çok eziyet, çok acı çektirilirse kendinden beklenmeyecek bir atak yapabileceğini bekliyoruz.
“Bu yazı nereye mi bağlanır?” diyorsunuz. Bence hiçbir yere bağlanmaz. Sadece durum tespiti yaptık o kadar. Hepimize aydınlık yollardan geçip, ruhsal sağlığımızı korumamız temennisiyle yazımı bitiriyorum efem…
Sağlıcakla,
