Hepimizin görünen dışında bir de gizli kişiliğimiz varmış…

agactesti[1]

Buradaki ağaçlardan en çok hoşunuza gideni seçin ve gizli kişiliğinizin ana hatlarını okuyun…
1.Ağacı seçtiyseniz

Sen gerçek bir hayalperestsin. Hayallerine sıkı sıkıya bağlısın ve onlar olmadan senin için hayatın bir anlamı yok.Ayrıca onlar senin için sadece hayal değil,gerçekleştireceğin ideallerin.Cesur ve kararlı kişiliğin sayesinde bir gün tüm hayallerin gerçek olacak.Ağacı seçtiyseniz
2. Ağacı Seçtiyseniz

Senin içinde gerçek bir lider yatıyor. Güçlüsün, cesursun, azimlisin. Sen bu dünyaya “yönetmek” için gelmişsin. İstediğin her şeyi başarabilecek zeka ve potansiyele sahipsin.
3.Ağacı seçtiyseniz

en çok duygusal, en ufak bir meseleyi bile günlerce düşünen birisin. Fakat bunları asla dışarıya yansıtmaz, kendi içinde yaşarsın. Çok merhametli, düşünceli ve sadıksın.
4.Ağacı seçtiyseniz

Sen çok yaratıcı, hayal gücü geniş ve tutkulu bir insansın. Yeni şeyler denemekten ve zor işler başarmaktan büyük zevk alıyorsun. Risk almayı seven, cesur ve mücadeleci bir karakterin var.
KAYNAK: https://www.baykush.net/eglence/sectigin-agac-gizli-kisiligini-ortaya-cikariyor/

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ay, Osman Bey Ne Yapıyorsunuz…

IMG_4454

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Aklımı nasıl başıma getirebilirim diyorsanız bu hafta bunları yapın…

ruhveakilsagligi[1]

Aklımı nasıl başıma getirebilirim diyorsanız bu hafta bunları yapın…
•İnsan beyninin ayaktayken yaklaşık %10 daha fazla çalıştığı düşünülmektedir. Önemli kararlarınızı alırken kapalı alandaysanız volta atmayı deneyin.
•İnsan beyni açık havada, kapalı alana göre çok daha yüksek performansla çalışır. + beyin açık havada ve ayaktayken daha iyi çalışır
•Yürürken kolları sallamak beynin daha iyi çalışmasını sağlıyor.
•Yabancı dil öğrenmek beyni güçlendiriyor. En azından her gün yeni bir kelime öğrenerek kullanabilirsiniz. Alışveriş ve telefon numaralarını ezberlemeyi deneyebilirsiniz.
•Zihinsel jimnastik yapın. Bunun için başta sudoku olmak üzere diğer akıl oyunları oynayın Ör: Satranç.
•Zihinsel rutinlerinizi kırın yani bir gün evinize uzun yoldan gidin yada cep telefonunuzu sağ değil de sol elinizle kullanın bu bir televizyon kumandası da olabilir.
•Beyninizi kaliteli cümlelerle besleyin ör: özdeyişler
•Her gün güzel bir resme bakmayı deneyin. Beyninizi “güzel” görüntüler ile besleyin.
•Günde aklımızdan 60 bin ile 80 bin arasında düşünce geçer.Bu düşünceler ne hakkındaysa hayatımızda ona göre şekil alır. Bu yüzden olumlu düşünün.
•Bir konu hakkında düşünürken, nasıl düşündüğünüzde gözlemleyin. Bu beyninizin kalitesini artırır.
•İyi bir uyku kaliteli bir beyin için şarttır. Einstein’ın günde 10 saatten fazla uyduğu biliniyor.
•Bol ve temiz oksijen beyin için çok yararlıdır. Şimdi pencerenizin camını açık ve kendinize temiz oksijen ısmarlayın.
•Farklı düşünce tarzı olan insanlar ile konusun. Ör : çocuklarla vakit geçirin.Sizden farklı
düşünen insanlar ile konuşun.
•Kullanılmayan Organ körelir. Sürekli televizyon izleyerek beyninizi düşük viteste kullanmayın.
•Beynin en tehlikeli yanı ters tepki etkisidir yani bir şeyden ne kadar korkarsanız o şey başınıza gelir. O yüzden korkunuza değil konunuza odaklanın.
•“Beyninize çöp girerse beyninizden çöp çıkar” Beyninize gereksiz şeyleri almayın.
Beyin diyeti yapın.
•Beyninizi yoran en önemli şey monotonluktur. Hayatınızı ne kadar çok renklendirirseniz, beyninizi o kadar neşelendirirsiniz.
•Ders çalışırken kısa aralar vererek çalışın.
•Beyin tıkandığında varsayımlarla akıl yürütür. Kararsız kaldığınız anlarda “ATATÜRK benim yerimde olsaydı ne yapardı?” diye düşünebilirsiniz.
•Beyninize sizi başarıya ulaştıracak sorular sorun Ör: Hayatta gelebileceğim en iyi yerde miyim? gibi..
•Dr.Davit Schwartz‘a göre: “Bir şeyin imkansız olduğuna inanırsanız aklınız bunun neden imkansız olduğunu arama başlar. Ama bir şeyin yapılabileceğine inandığınızda, aklınız onu yapmak üzere çözüm bulmanıza yardım etmek için çalışmaya başlar“
•Kitap okumak güçlü bir beyin jimnastiğidir.
•Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Bu yüzden spor yapın, fazla kilolarınızı atmaya çalışın ve SU İÇİN. Unutmayın beynin %78’i sudur.
alıntı

Ortaya Karışık, Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Domatesin Öyküsü

25289196_10214861845556903_9097195730842482443_n[1]
İnsanlık tarihine baktığımız zaman domatesin hayatımıza oldukça geç girdiğini görüyoruz. Anavatanı Güney Amerika olan domates, And Dağları’nda Aztekler tarafından keşfedildi. 1500’lü yıllarda Meksika’nın İspanyollar tarafından istila edilmesiyle de “Dünya Turu” başladı. İspanyol denizcileri tarafından Güney Avrupa’ya taşınan domates Akdeniz ülkelerinde özellikle İtalya, İspanya, Portekiz’de hızla yayılarak popüler bir besin haline geldi. İtalyanlar “Puma Amuris”, Fransızlar “Pumme Damour”, İngilizler “Apple of Love” diye tanımladılar bu lezzetli yeni ürünü. Bütün dillerde domatesin takma adının “Aşk Elması” ya da “Aşk Meyvesi” olmasının ya da Almanların onu “Cennetin Meyvesi” olarak tanımlamasının nedeni, domatesin cazibesyle özdeşleştirilmesi olsa gerek.
19. yy’ın sonuna doğru ise domates hemen hemen bütün dünyada tanınan bir sebze haline geldi. Yemeklere kattığı lezzet ve renk, onun çeşitli şekillerde ve bolca kullanılmasını sağladı. Bugün mutfağımızın vazgeçilmez bir unsuru olan domates meyve midir yoksa sebze midir? Eğer bir botanikçi ile konuşursanız size domatesin bir meyve olduğunu söyleyecektir; çünkü domatesin içinde tohumlar vardır. Fakat bahçecilik ile uğraşan birisi, domatesin sebze olduğunu ve meyveler gibi ağaçta yetişmediğini söyleyecektir.Her iki cevap da doğrudur: Domates, hem meyve, hem de sebzedir.
Domates neden ideal bir besindir?
Sağlıklı yaşam dendiğinde akla ilk gelecek besinlerden biri domates olmalıdır. Çünkü domates, sağlık, kaliteli bir yaşam ve beslenme ilişkisine en çok yakışan besinlerden biridir.
Domatesin enerji değeri azdır. Bir orta boy domates ile en fazla 25-30 kalori alırsınız. Domates ve domates ürünlerinin kilo yönetimini kolaylaştırmasının bir nedeni budur.
Bir başka neden, domatesin düşük glisemik indeksli bir besin olmasıdır. Bunun anlamı domatesin kana çok yavaş ve dengeli bir biçimde karışmasıdır. Yani insülin salınımını tahrik etmez, insülin direncini tetiklemez. Domatesin kilo kontrolünü sağlamasında düşük glisemik indeksli bir besin olmasının payı büyüktür.
Domates ayrıca lif zengini bir besindir. Bir adet orta boy domateste ortalama 1 gram lif bulunur. Lif bakımından zengin beslenme; kolesterol, kan şekeri ve trigliserit dengesine destek olur. Kan basıncını azaltır. Kansere karşı korur. Kilo yönetimini kolaylaştırır. Kansızlıkla mücadelede yardımcıdır.
Domates ve domates ürünleri A vitamini, potasyum ve folik asit bakımından da zengindir. Taze domateste C vitami de bulunur. Günde 1 orta boy domates yiyerek C vitamini ihtiyacınızı %15-20’sini, A vitamini ihtiyacınızın %10’unu karşılayabilirsiniz.
Tüm bunların yanısıra domates bir likopen deposudur. Kırmızı mucize likopen, domates ve domates ürünlerinin “sihirli gücü”dür. Domatese kırmızı rengini veren likopen bir pigmenttir. Kardeşi beta karoten gibi likopen de karotenoit ailesinin üyesidir. Karotenoitler meyve ve sebzelerin, turuncu ve sarı gibi renkleri olmasını sağlayan kimyasallardır. Likopen karotenoitler içinde “ilaç benzeri etkiye sahip” en önemli besin unsurudur. Sadece, yeşil bitkiler ve bazı mikroorganizmalar (bakteri, mantar ve algler) karotenoit üretirler. Hayvanlar ve insanlar ise bu hayati kimyasalları vücutlarında saklarlar. Likopen, insan plazmasında en baskın karotenoittir. Bu durum belki de, likopenin, insanların savunma sistemlerindeki biyolojik öneminin de göstergesidir. Likopen seviyeleri, çeşitli biyolojik durumlardan ve yaşam şartlarından etkilenir. Likopen, özellikle yağdan zengin dokular olan deride, karaciğerde, testisler ve prostatta bol miktarda bulunur.
Sağlığımız açısından antioksidanlar vazgeçilmez öneme sahiptir. Çok güçlü bir antioksidan olarak kabul edilen likopen, karotenoidler içinde de özel bir maddedir. Likopenin antioksidan özelliği, betakarotenin iki mislidir.Hastalıklara karşı likopen!
Likopen;
Göğüs kanserinde kanserli hücrelerin çoğalmalarını azaltabilir.
Yüksek serum seviyeleri ile kanser riskini düşürür.
Kolon kanserinden korunmada da etkilidir.
Endometrial kanserinde kanserli hücrelerin çoğalmasını azaltır.
Vücudun rahim kanseri, özefagus kanseri ve karaciğer kanserinden korunmasını güçlendirir.
Ağız kanserine karşı da güçlü bir destektir.
Pankreas ve yutak kanserine karşı korur.
Likopen prostat kanserinin görünme riskini düşürür. Likopen mide kanserine karşı korur.
Likopen, LDL kolesterolünü düşürür. Dolayısıyla kalp sağlığını korumaya da yardımcıdır.
Likopen, Alzheimer hastalığını önleyebilir.
Osteoporoz riskini azaltır.
Cildi korur.
Likopenin, önemli hücre biyomoleküllerini, hücre duvarını, hücresel yapıları ve özellikle de DNA’yı koruyarak bazı hastalıkları önlemeye yardımcı olduğu düşünülmektedir. Sağlıklı insanlarla yapılan bir çalışmada, likopen ya da domatesli ürünlerin bulunmadığı bir diyetin sonucunda fazlaca serbest radikaller tespit edilmiştir. Likopenli gıdalar yenmesi sonucunda ise oksidasyonda azalma olduğu görülmüştür. Prostat kanserli hastaların düşük likopen seviyelerine sahip oldukları da, yine yapılan araştırmaların işaret ettiği bir bulgudur.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Doğum Yılınızın Son Rakamı Ne? O Rakam Sizinle Alakalı Birçok Özelliği Ortaya Çıkarıyor!

dogum-gununden-karakter-testi[1]

 

Doğduğumuz yılın hayatımızdaki etkisi oldukça büyüktür; özellikle de son rakamı. 0’dan 9’a kadar tüm rakamlara karşılık gelen; hava, ateş, toprak, tahta ve su olmak üzere elementler mevcuttur. Bu elementler, insanların karakter özellikleri ve kişilik yapılarıyla ilgili birçok bilgiyi açığa çıkarabilme özelliğine sahiptir.
Şimdi doğum yılınızın son rakamını ele alarak elementinizi bulmalısınız. Örneğin 1987 yılında dünyaya geldiyseniz, bu tarihin son rakamı olan “7”yi seçin; 7 rakamı ateş elementine girer. Elementinizi bulduktan sonra özelliklerinizi okumaya başlayabilirsiniz.

Element #1 : HAVA (rakam:0-1)

Örnek: 1980, 1981, 1990, 1991
Hava elementine ait bir enerjide dünyaya geldiyseniz, güçlü ve sağlam bir karaktere sahipsinizdir. Aynı zamanda, özgürlükçü bir kişiliğiniz vardır ve ağzınız da oldukça sıkıdır. Kendi kararlarınız doğrultusunda hareket etmeye oldukça heveslisinizdir. Tutarlı ve aşkla yaşamak istersiniz.
Bunun dışında, sizler hayatta tam olarak ne istediğini bilen insanlarsınız. Amaç ve hedeflerinizi gerçekleştirmek uğruna her şeyi yapabilirsiniz. Ayrıca, güce, lüks eşyalara ve paraya olan arzunuz ön plandadır ve bu da sizler için bir dezavantaj olabilir. Son olarak, sizler hatalara tahammül edemeyen azimli bir yapıya sahipsinizdir.
Element #2: SU (2-3)

Örnek: 1992,1982,1993,1983,1972,1973
Su elementi enerjisiyle doğan insanlar merhametli, cazibeli ve sempatik olurlar. Gelişmiş bir hayal kurma yeteneğine sahip, oldukça becerikli insanlardır. Siz bu enerjide dünyaya geldiyseniz, sanatla alakalı mesleklerde oldukça başarılı olursunuz. İç güdüleriniz son derece gelişmiştir ve olağanüstü düzeyde detay odaklı hareket edersiniz.
Element #3: TAHTA (4-5)

Örnek: 1984, 1974,1994, 1985,1975,1995
Tahta elementi enerjisinde doğanlar kendinden emin ve gayretli insanlardır. Siz de bu rakamların enerjisini taşıyorsanız, özgünlüğe ve yeni tecrübeler edinmek için tam anlamıyla can atıyorsunuz demektir. Dünyayı tuhaf yerleriyle ve bilmeceleriyle keşfetme hayalini kurarsınız daima. Bununla birlikte, asla bencil ve egoist davranışlar sergilemezsiniz.
Element #4: ATEŞ (6-7)

Örnek: 1976, 1986, 1996, 1977, 1987, 1997
Ateş elementi enerjisi altında dünyaya gelen insanlar gerçek birer maceraperesttirler ve hayatta daima dünya turuna çıkmayı hayal ederler. Bir şeylere, düşünmeden ve çok hızlı bir şekilde karar verme ve atılma huyları vardır.

Bununla birlikte, eğer siz de bu rakamların enerjisiyle dünyaya geldiyseniz, insanları nasıl ikna edeceğini iyi bilen sevimli ve doğal birisinizdir.
Element #5: TOPRAK (8-9)

Örnek: 1978,1988,1998,1979, 1989,1999
Toprak elementi enerjisinde dünyaya gelen insanlar güvenilir ve girişkenlerdir. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünürler ve mantıksız olan hiçbir şey yapmamaya çalışırlar. Siz de bu rakamların enerjisiyle dünyaya geldiyseniz, planlı yaşayan, disiplini ve düzeni seven bir yapınız vardır. En büyük korkunuz alışılmadık ve bilinmedik durumlardır.

http://filoji.com/dogum-yilinizin-son-rakami-ne-o-rakam-sizinle-alakali-bircok-ozelligi-ortaya-cikariyor/

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Para bana her zaman keyifle, neşeyle helal yollardan gelir

23795719_1689313111088865_8618708434785515884_n[1]

 

Parayla ilgili: Geçmiş ve şimdiki yaşamımda; Atalarımdan genler yoluyla gelen ve kendi yaşanmışlıklarım dahil parayla ilgili bilinçli yada bilinçsiz oluşturduğum bilinçaltı kalıplarını tüm boyut, zaman ve mekanlarda hemen şimdi iptal, iptal, iptal ediyorum. Para bana her zaman keyifle, neşeyle helal yollardan gelir. Ben emeğimin karşılığı olan parayı almayı ve ışık yolunda ihtiyacı olanlarla paylaşmayı kabul ediyorum. Şimdi ve her zaman
Sevgide ve Işıkta Kalın

Kaynak: Meleklerle Gücünüzü Keşfedin

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

72 Saatte Bağırsaklardan Tüm Toksinleri Atan Karışım

aaa[1]

 

3 GÜN DE BAĞIRSAKTAKİ TOKSİNLERDEN KURTULUN

Fazla kilolu ve obez olmayan kişilerin bile bağırsaklarında en az 3 kilo kadar toksin bulunduğu söyleniyor.

Ancak alternatif tıp uzmanları sağlıklı beslenmenin yanında birazdan vereceğimiz karışımla toksinleri vücuttan 72 saatte atılacağını belirtiyor.

Kötü beslenme alışkanlıkları dengesiz beslenme zamanla bağırsaklarınızda toksin birikimine neden olabilir.

Aynı zamanda stres, sıkıntı ve gerginlik durumu gibi ruhsal problemler zamanla bağırsaklarınızda toksin birikmesine neden olabilir. Bu toksinleri hızlı bir şekilde atmanız için size önerbileceğimiz bir tarifimiz var.

Malzemeler

– Organik elma sirkesi – 1 Çorba kaşığı
– Organik limon suyu – 2 çorba kaşığı
– Organik zencefil – 1 yemek kaşığı
– Deniz tuzu – bir tutam(az miktarda)
– 1 bardak içme suyu

Bir bardak içme suyunu kaynatın ve içerisine tuz ilave edin. Ardından diğer malzemeleri de ekleyip iyice karıştırın. Kahvaltılardan önce her zaman boş mideyle içilmesi gerekiyor.
Bu önemli bilgi ve yöntemlerden daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…

Kaynak: Hayat Mutfakta

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnsan Sağlığına En Faydalı Meyvelerden Biri ” Cennet Hurması”dır…

25299057_1531508826944975_5470416925081784099_n[1]

İnsan Sağlığına En Faydalı Meyvelerden Biri ” Cennet Hurması”dır… İçerisinde vitamin, mineral ve antioksidanlar yer alır… ”Kanser” hastalığına karşı adeta kalkan görevi görür…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BİLİNCİMİZ YÜKSELDİKÇE NELER OLUR?

24312705_10212213590548188_8514571644492461412_n[1]
▫️ Bilinci henüz bizim kadar yükselmemiş olanların konuşmaları bize eski tadı vermemeye başlar.
▫️ Kendimiz gibi olan insanları arar ve onlarla bir şekilde karşılaşıp yeni dostluklar oluşturmaya başlarız.
▫️ Bize söylenen şeyleri olduğu gibi doğru kabul etmek yerine sorgulamaya başlarız.
Korkularımız azalır.
▫️ Eskiden zoraki yaptığımız şeyleri artık yapmaya mecbur hissetmeyiz.
▫️ Kendimizi çok daha rahat ifade etmeye başlarız.
▫️ İstemediğimiz şeylere rahatça “Hayır” diyebiliriz.
▫️ Tek başımıza kalmaktan keyif almaya başlarız.
▫️ Hayatı gerçekten yaşamak istediğimiz gibi yaşayıp yaşamadığımızı sorgulamaya başlarız.
▫️ Gerçekten ne yapmak bize heyecan veriyorsa onun peşine düşeriz.
▫️ Olumsuzluklar bizi eskisi kadar üzmez olur.
▫️ Kötü giden şeylere dertlenmek yerine çözüm bulmaya odaklı oluruz.
▫️ Etrafta sıkıntı veren şeyler bizi etkilemez.
▫️ Gelecek için kaygılanmayız.
▫️ Başımıza kötü bir şey geldiğinde eskiden olduğu kadar üzülmeyiz.
▫️ Birisi bize hakaret ettiğinde, bağırdığında etkilenmez ve aynı şekilde tepki verme ihtiyacı duymayız.
▫️ Birisi bizi haksız yere suçladığında kendimizi savunma ihtiyacı
duymayız.
▫️ İltifatlar da bizi eskisi gibi etkilemez.
▫️ Onaylanma ve takdir edilme ihtiyacı hissetmeyiz.
▫️ Birilerine bir şeyleri ispat etme isteğimiz ve çabamız biter.
▫️ Bizi rahatsız eden zihin konuşmaları gitgide azalır ve zor duyulur hale gelir.
▫️ Öfke ya da üzüntü gibi duygular ara sıra gelir ama bizim üzerimizdeki etkileri dakikalar içinde geçer üzerimize yapışmaz ve bizi günlerce rahatsız edemezler.
▫️ Diğer insanların zenginliğini kıskanmayız.
▫️ İnsanların bizim hakkımızda ne düşüneceklerini umursamayız.
▫️ İnsanları kategorilere ayırmayız ve herkese aynı davranırız.
▫️ İnsanları eleştirmeyi, kınamayı, yargılamayı bırakırız.
▫️ Yapılan hataları çok çabuk affederiz.
▫️ Dışarıda ne olursa olsun içimizde sebepsiz bir sevinç olur.
▫️ Her yerde ve herkesin yanında kendimiz gibi oluruz.
▫️ Herkesin içinde aynı Öz’ün parçası olduğunu fark etmeye başlarız.
▫️ Dünya bir oyun alanı gibi gelmeye başlar.
▫️ İçimizde sürekli hissettiğimiz huzuru kimse bozamaz.

Herkesin bilincinin en kısa zamanda yükselmesi dileğiyle…
Özlem Hatipoğlu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Osho’nun Sevgi isimli eserinden:

25151855_10212275685900533_259723598850586919_n[1]
“…Bir samuray, bir kış günü Eisai’nin tapınağına geldi ve bir ricada bulundu: “Ben hasta ve yoksulum” dedi, “ve ailem açlıktan ölüyor. Lütfen efendim bize yardım edin.”
Emekli maaşına bağlı olarak yaşayan Eisai’nin hayatı zorluklarla doluydu ve verebilecek hiçbir şeyi yoktu. Tam samurayı geri göndermek üzereyken, meditasyon salonundaki Yakushi-Buda’ nın heykeli aklına geldi. Heykele gidip başındaki değerli haleyi koparıp samuraya verdi. Eisai, “bunu sat” dedi. “Bu seni bir süre idare eder”. Şaşkın ama çaresiz samuray haleyi aldı ve gitti.
“Efendim! Bu bir hakarettir! Bunu nasıl yapabilirsiniz” diye Eisai’nin müritlerinden biri bağırdı.
“Hakaret mi? Hıh! Ben sadece sevgi ve merhametle dolu olan Buda’nın zihnini, tabiri caizse işe yarar hale getirdim. Aslında bu zavallı samurayı duymuş olsaydı Buda’nın kendisi onun için bir uzvunu keserdi.”
“…Birincisi, verecek hiçbir şeyin olmasa bile yeniden bak. Her zaman için verilecek bir şey bulacaksın. Bu bir tavır meselesidir. Hiçbir şey veremezsen; en azından gülümseyebilirsin; hiçbir şey veremezsen en azından o kişi ile oturabilirsin ve ellerini tutabilirsin. Bu bir şey verme meselesi değildir, bu vermekle ilgili bir meseledir.
…Dünyanın ne olmasını istersen önce kendin, örnek olmak gerekir. Felsefenin doğruluğunu ateş testinden geçerek önce kendi örneğin ile kanıtlamak zorundasın.
…Sevginin motivasyonu yoktur; o herhangi bir dürtüye sahip değildir. Başkası ihtiyaç duyduğunda değil, basitçe sende olduğunda verirsin. Sevgide diğeri bir etken değildir. Sende çok fazlası olduğu için taşmaya devam edersin. Sevgi kendiliğindendir, doğaldır, nefes gibidir.” OSHO
En son ne zaman verecek hiçbir şeyiniz olmasa bile vermeye çalıştınız? En son ne zaman karşılık beklemeden gülümsediniz? En son ne zaman bir yarar beklemeden, sadece yardımcı olmak için bir yerde, bir şekilde bulundunuz? En son ne zaman, zaman ayırıp bir insanın derdini sadece dinlemek için dinlediniz? En son ne zaman “almak” durumunu gözetmeden bu dünyaya “güzel bir şey” verdiniz?
Derleyen Pınar Ulus

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sadece 1 Dakikada Uykunuzu Getirecek Yöntem

sadece_1_dakikada_uykunuzu_getirecek_yontem_h1795_6a85b[1]

Endişeniz varsa ya da önemli bir olaydan önce stres altındaysanız, uykuya dalmak ve uykuda kalmak ciddi bir sorun olabilir. Sinirlerini sakinleştirmek ve biraz dinlenmek için bunları deneyin. Bir harika teknik ve bir özel tarif yazımızda sizleri bekliyor.

ABD’li doktor Andrew T. Weil, uykuya dalma problemi yaşayanlar için 4, 7 ve 8’er saniyelik nefes alıp verme egzersizlerine dayanan 6 aşamalı bir teknik geliştirdi

Harvard tıp doktoru Andrew T. Weil, çeşitli nedenlerden uykusuzluk sorunu çekenlere oldukça yenilikçi bir yöntem sunuyor. Weil kamuoyuyla paylaştığı yeni yöntemini deneyenlerin 90 saniyede uyuyacağını ileri sürüyor. “4-7-8 tekniği” adı verilen egzersizler bütününde nefes alıp verme teknikleri kullanılıyor.

SİNİR SİSTEMİNE ETKİ

Weil, yönteminin sinir sistemi için doğal bir sakinleştirici olduğunu söylüyor. Yapılan test çalışmaları sonucunda bu egzersizlerin stres seviyesini tıpkı meditasyon gibi düşürdüğü tespit edildi. Doktor Weil, bu yöntem sayesinde sakinleşen kişilerin, stresten abur cubur yemeyi de bırakacağını söylüyor.

Yöntem uyku ilaçlarına gerek bırakmadığı için değerli bir işlev görüyor. Güzellik ve bakım sitesi editörü Alina Gonzalez denediği bu tekniğin işe yaradığını söyleyerek “4-7-8 egzersizlerinin ilk setinden ikincisine nasıl geçtiğimi hatırlamıyorum bile. Hakikaten insanı gevşetiyor” dedi.

Alex Taylor isimli bir Facebook kullanıcısı ise devrim niteliğindeki uygulama için “Bu tekniği 3 gecedir kullanıyorum. Yıllardır aşırı derecede uykusuzluk çekiyordum. Egzersizler gerçekten işe yarıyor. Sonunda uykuya dalmayı başardım” diyor.

TEKNİK NASIL UYGULANIYOR?

Dilinizi damağınıza değdirerek, üst ön dişlerinizin arkasına dayayın ve tüm egzersiz boyunca aynı pozisyonda tutun.
Ağzınızdan vızıltı sesi çıkararak soluk verin.
Ağzınızı kapatın ve 4 saniye boyunca burnunuzdan soluk alın.
7 saniye boyunca nefesinizi tutun.
8 saniye boyunca ağzınızdan vızıltı sesi çıkararak soluk verin.
Tekrar nefes alın ve tüm işlemleri 3 kere daha yaparak 4’e tamamlayın.

TAM OLARAK NASIL ÇALIŞIR?

Stresli veya endişeli olduğunuzda, kanınızdaki adrenalin miktarı artar ve nefesiniz daha hızlanır ve hafifleşir. Bu nefes egzersizi bir çeşit sakinleştirici gibi davranıyor. Nefesinizi kasıtlı olarak bu şekilde yavaşlatmak kalbinizin ritmini yavaşlatır ve sizi çok çabuk sakinleştirir; basit bir fizyoloji!

Aynı egzersiz, zihninizi de sakinleştirmeye yardımcı olur çünkü bu tamamen size solunum üzerinde yoğunlaşmanızı sağlar. Farkında değilsiniz, ancak şu anda merkezi sinir sisteminiz etkinliğini yavaş yavaş azaltıyor ve kaygı duyguları kayboluyor. Herhangi bir nörolog sizin için bunu onaylayabilir.

Sonuç, tüm vücudunuzun rahatlamış olmasıdır. Sahip olduğu fiziksel etkinin hızı ve gücü açısından, egzersiz bir anesteziye benzer. Harvard tıp doktoru Andrew Weil , ‘4-7-8’ yönteminin birkaç yüzyıl boyunca Hint yogisi tarafından iyi bilinen bir yöntem olduğunu araştırdı. Tam bir gevşeme durumu elde etmek için bunu meditasyon uygulaması sırasında kullanıyorlar. Bu nedenle, tamamen zararsız olduğunu söylemek güvenlidir.

Özellikle sizin için nasıl faydalı olabilir?

Mesela bir şey sizi rahatsız ettiği için geceleri uyanırsanız bu yöntem yardımcı olacaktır. Aynı durum, bir yarışmadan veya önemli bir hayat badiresinden önce ya da sinirlendiğinizde de işinize yarayacaktır.

Yatmadan önce zihninizi ve bedeninizi rahatlatmak için aşağıdakileri karıştırın

1/4 çorba kaşığı bal
1/8 çorba kaşığı deniz tuzu
1 çorba kaşığı hindistancevizi yağı

Bu karışımı olduğu gibi yutabilir veya bir bardak ılık su içerisine ekleyebilirsiniz – etki aynı olacaktır. Ya da dilinizin altında bekletebilirsiniz.

Bu bileşenler yalnızca sağlığınız üzerinde büyük etkiye sahip olmayacak, aynı zamanda uyku kabiliyetinizi ve gece sizi uyandırmanızı engelleyen kortizol sivilerini de azaltacaktır.

Bu önemli bilgi ve yöntemlerden daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…

Kaynak: hayat mutfakta

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hiçbir Şey Yapmak İstemiyormuş Gibi Hissediyorsanız Sakral Çakranız Kapanmış Olabilir

sakral-cakra-acma[1]

 

Sakral çakra nedir?
Sakral çakra daha çok ilişkilerle, hayatınızdaki akışla, cinsellikle, tutkularınızla ve duygularınızla ilgilidir. Neşeli olma hali, mutluluk ve aşkla ilgilidir. Toplum baskısı yüzünden birçoğumuz duygularımızı istediğimiz gibi yaşayamıyoruz. Bu durum çakralarımızın tıkanmasına yol açıyor.Hiçbir neden yokken hayata küsebiliyoruz veya sıkılgan hissedebiliyoruz.
Aynı zamanda çakra kendimizde sevdiğimiz özellikleri barındırmaktadır. Bu özelliklerimiz kötü ilişkilerimizde veya sürekli başımıza gelen olaylarda ortaya çıkmaktadırlar.

 
Çakranızın bloke olduğunu nasıl anlarsınız?
1) Yaratıcılıkta eksiklik
2)Moral bozukluğu
3) Cinsel isteksizlik
4) Duygusal karışıklık
5) Önemsiz hissetmek
6) Sevilmediğini hissetmek
7) Toplumun sizi kabul etmediğini düşünmek
8) Kendinize dikkat etmemek
Çakranızı iyileştirmenin yolları
1. Kendinize dikkat edin.
Rahatlamanıza yardımcı olacak şeyler yapın. Beslenme düzeninizi ayarlayın, iyi uyuyun veya uzun, rahatlarıcı duşlar alın. Arada bir spaya gidebilirsiniz.

2. Kendinize anlayış gösterin.
Kendinize de karşınızdaki insanlara gösterdiğiniz anlayışı göstermeye çalışın. Başka insanların sorunlarını, dertlerini nasıl dinliyorsanız kendinizi de öyle sakince dinleyin.

3. Suya yakın olun.
Suyla ilgili olan her şeyin size yardımı dokunacaktır. Bir nehir veya göl kenarında oturmak iyi hissetmenize yardımcı olacaktır. Hatta haftada bir kez havuzda veya imkanınız varsa denizde yüzmek günün stresinden arınmanızı sağlayacaktır.

4. Çok sıvı tüketin.
Vücudumuzun yüzde 70’i sudan oluşur. Eğer gün içinde yeterli miktarda su tüketmezseniz bedeniniz yorgun düşebilir ve başınız ağrıyabilir. Bu da enerjinizin akışkanlığına müdahale eder ve kendinizi verimsiz hissedersiniz. Öğünlerinizde bolca su, çorba veya meyve suyu tüketmeye çalışabilirsiniz.

5. Hobilerinize odaklanın.
Eğer bir hobiniz yoksa mutlaka kendinize iyi gelecek, başarılı olacağınızı düşündüğünüz bir hobi edinin. Yetişkin yaşamı genellikle çoğu insan için zorunlulukları yerine getirmekle geçiyor. Fakat enerjimizi yenileyebilmek için sevdiğimiz işlere de odaklanmamız gerekir. Seçeceğiniz aktiviteler sayesinde yaratıcılığınızı geri kazanabilir ve enerjinizi farklı alanlara yöneltebilirsiniz.

 

6. Tantra yöntemi ile sevişin.
Kısacası sevişirken kibar ve dikkatli olun. Sevişmeyi korkulacak, çekinilmesi gereken bir şey olarak görmeyin. Rahat olun ve kendinizi partnerinizle birlikte anın akışına bırakın.

7. Size zarar veren ilişkilerinizi ya iyileştirin ya da bırakın.
Kendinizde olan gelişimi desteklemeyen kişilerle olan ilişkinize bir son verin. Bazı insanlar sadece hayatımızda yanlış giden şeyleri göstermek ve bize ders vermek için girerler. Eğer o insanların size almanız gereken dersi verdiğini düşünüyorsanız, geride bırakmakta fayda var. Sizi daha fazla sınamasına izin vermemelisiniz. Fakat ortada çözülemeyen meseleler varsa onları iyileştirmeye çalışabilirsiniz.

8. Erkeksi ve dişil enerjilerinizi dengede tutun.
İçinizdeki erkeksi ve dişil enerjileri dengede tutmak için belirli teknikler kullanabilirsiniz. Bunun için yoga egzersizleri idealdir.

9. Spontane bir şekilde dans edin.

Kendinizi ritmin akışına bırakın ve istediğiniz gibi dans edin. Belli figürlere ve hareketlere bağlı kalmadan, bedeninizi kontrol etmeden sadece müzikle dans etmek sizin iyi olmanızı engelleyen enerjilerden kurtulmanızı, bloke olan çakralarınızın açılmasını sağlayacaktır.

http://filoji.com/hicbir-sey-yapmak-istemiyormus-gibi-hissediyorsaniz-sakral-cakraniz-kapanmis-olabilir/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

El Refleksolojisi…

10402786_813427198720991_6548944287094190345_n[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BEYNİNİZDE ”SİL” KOMUTUYLA ÇALIŞAN BİR TUŞ VAR, ONU KULLANMAYI ÖĞRENEBİLİRSİNİZ!

DM0-c-RWsAAlayS[1]

 

Bu, beyninizin yeni ve daha kuvvetli irtibatlar kurmak için izlediği hayranlık verici bir yol.
Daha önceki bir söyleyiş vardır “birlikten kuvvet doğar.” Nöronlar (sinir hücreleri) için de bu geçerli. Nöron hareketliliğiniz ne kadar yoğun olursa, hareketliliğin gerçekleştiği bölgedeki devreler de o kadar güçlenir.

Bu da “pratik yapmak mükemmeliğe götürür” ifadesini haklı çıkarıyor.
Ne kadar çok piyano çalarsanız, yeni bir dili kullanırsanız ve yahut da hokkabazlıkla uğraşırsanız alakalı nöron bağları o kadar güçlenir.
Örnekler saymakla bitmez. İşte Fast Company’den, konunun ayrıntıları:
Öğrenme yetisi yalnızca nöron bağlarını yapmak ve güçlendirmekten ibaret değil.

Yıllardır “öğrenme” konusunun odağı bu olmuştur. Ancak çalışmalar vaziyetin değişik olduğunu gösteriyor. Daha da ehemmiyetlisi daha önceki bağları ortadan kaldırabilme yetimiz ve buna “sinaptik (sinirsel) budama” tecrübe ediyor.
Çalışma prensibine beraber bakalım:
Beyniniz bir bahçe gibi.

Beyninizin bir bahçe olduğunu düşünün. Tabii, çiçek, meyve ya da sebze yetiştirmek yerine “nöron”lar arası sinaptik (sinirsel) irtibatlar yetiştiriyorsunuz.
Bu irtibatlarsa dopamin, seratonin (halk arasında mutluluk hormonları olarak bilinirler ancak çeşitli görevleri vardır) ve benzeri nöro-aktarıcıların (kimyevi taşıyıcı/nöro-hormon) hedeflerine erişmelerini sağlar.
“Gliya hücreleri (sinir hücrelerinin savunucuları)” beyninizin bahçıvanlarıdır.

Belli nöronlar arasındaki sinyalleri hızlandırmak için görev başındadırlar.
Kimi diğer gliya hücreleriyse atıklarla uğraşır, zarar veren maddeleri ortadan kaldırır, ölü yaprakları temizler.
Beyninizin budamadan mesul bahçıvanlarıysa “mikro-gliyal hücreler”dir. Sinaptik (sinirsel) irtibatlarınızı budarlar.
Sualimizse şu, “hangisini budayacaklarını nasıl biliyorlar?”

Araştırmacılar bu gizemin üzerindeki perdeyi aralamaya başladılar ancak bildikleri şey şu ki, az kullanılan sinirsel irtibatlar “C1q” isimli bir protein tarafından işaretleniyor.
Budamadan mesul bahçıvanımız olan “mikro-gliyal” hücrelerse bu işareti gördükleri vakit, o proteinle birleşip, sinirsel irtibatı yok ediyor.

İşte bu şekilde, beyinlerimiz yeni ve daha kuvvetli irtibatlar kurup, bizim için fiziki boşluk oluşturuyor ki daha fazla şey öğrenebilelim.
Uyku neden ehemmiyetli?

Hiç, beyninizin tıka basa dolu olduğunu hissettiniz mi?
Belki yeni bir işe başlarken veyahut ehemmiyetli bir projenin derinliklerindeyken.
Yeterince uyumuyorsunuz, üstüne bir de, daimi yeni bilgi depoluyorsunuz. Bir
nevi beyniniz sahiden “dolu.”
Yeni bir hayli şey öğrendiğiniz vakit, beyniniz irtibatlar inşa eder, ancak bunlar zayıftır, kroki gibidirler.

Beyniniz bu irtibatların çoğunu budamaya ihtiyaç duyar zira daha akıcı, randımanlı sinirsel yollar kurması gerekir. İşte bunu uyurken gerçekleştirir.
Beyniniz, siz uyurken kendini temizler. Beyin hücreleriniz %60 oranında küçülür ki, gliya hücreleri gereksiz sinirsel irtibatları rahat rahat ortadan kaldırsın.
Hiç, güzel bir gece uykusundan uyandığınızda, duru bir zihinle ve hızlıca düşünebildiğinizi fark ettiniz mi?

Bunun sebebi gece süresince beyninizde gerçekleşen budama ve temizlik çalışması.
Öğrenmenizin kolaylaşması hesabına rahat bir ortam oluşmuş vaziyette içeride.
Uykusuz bir beyinle düşünmek, devasa ve yoğun bir ormanda meyve bıçağıyla yolunuzu açmaya çalışmak gibidir. Bıkkınlık verici, yavaş ve verimsiz.
Şekerlemeler de aynı sebepten dolayı düşünsel yetileriniz için çok yararlı.

 

10 ya da 20 dakikalık şekerleme, beyninizdeki gardiyanların kısa müddetliğine de olsa işbaşı yapmalarını ve yeni bilgi edinimleriniz için alanı temizlemelerini sağlar.
Dinlenmiş bir beyinle düşünmek, İstanbul’un mesai çıkışı trafiğinde tek aracın sizinki olması gibidir.
Yollar bomboş, zaman kaybınız yok, gereksiz duraklamalar geride kalmış.
Sahip olduğunuz bilginin farkında olun.

Aslında, beyninizdeki mevzubahis budama/temizlik işleri gerçekleşirken, kontrolün bir bölümü da sizin elinizde.
Geri dönüşüm kutusuna giden sinirsel irtibatlar, “sizin” kullanmadıklarınız.
Kullandıklarınızsa güzelce sulanıyor ve bakımdan geçiyor. Neyi düşündüğünüze bu yüzden dikkat etmelisiniz.

Şayet Game of Thrones’un sonuna konusunda çok fazla kuram okursanız ve işinize yeterince odaklanmazsanız, tahmin edin hangi sinirsel irtibatlar silinmeleri adına işaretlenecek?

Şayet işyerinden biriyle aranız bozuksa ve ona gününü göstermek adına ne yapabileceğinize kafa yorarsanız ve elinizdeki asıl işleri ihmal ederseniz, yenilikçi istikametiniz zarar görecek ve intikam düşkünü sinirsel bir hücre hayat bulacak.
Beyninizdeki bu tabii bahçevari sistemin özelliklerinden yararlanın.

Sizin için ehemmiyetli olan şeyleri düşünün. Bahçıvanlarınız bu irtibatları
güçlendirecek ve sizin için ehemmiyetsiz olanları temizleyecekler.
Bahçenizi savsaklamayın
kaynak | MekanikAdam BLOG | MekanikadamBLOG

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

NEGATİF ENERJİLERDEN KURTULMAK İÇİN BASİT BİR ARINMA TEKNİĞİ

lotus[1]

Negatif enerjilerden kurtulmak, temizlenmek ve arınmak için çok kolay uygulayabileceğiniz bir arınma tekniğini sizinle de paylaşmak istedim.
Sessiz bir ortama çekilin ve aşağıdaki uygulamayı bire bir yapın.

Gözlerinizi kapatın kendinizi pembe bir ışıkla çevirili olarak imgeleyin ve bu imgelemeyi yaparken ve içinizden yada sesli olarak sürekli olarak ” Ben Sevgiyim” deyin.

Bunu istediğiniz kadar yapabilirsiniz. Bir kaç saniye yada bir kaç dakika size kalmış ama ben 2-3 dakika kadar sürdürüyorum.

Daha sonra kendinizi yeşil bir ışıkla çevirili olarak imgeleyin ve bu imgelemeyi yaparken ve içinizden yada sesli olarak sürekli olarak ” Ben Refahım ” deyin.

Daha sonra kendinizi mavi bir ışıkla çevirili olarak imgeleyin ve bu imgelemeyi yaparken ve içinizden yada sesli olarak sürekli olarak ” Ben Huzurum” deyin.

Son olarak kendinizi beyaz bir ışıkla çevirili olarak imgeleyin ve bu imgelemeyi yaparken ve içinizden yada sesli olarak sürekli olarak ” Ben Evrenle birim” deyin.

 

İmgelemelerinizi bitince gözlerinizi açmadan şu kalıbı bir yada birden fazla tekrar edin.

“Ben sevgiyim, ben refahım, ben huzurum ve ben evrenle birim”

Arındım, temizlendim ve evrenle uyum içinde olduğumu kabul ettim.

Bu benim çok sevdiğim bir arınma çalışmasıdır, ne zaman isterseniz yapabilirsiniz.
Hatta gün içinde ben sevgiyim, ben refahım, ben huzurum ve ben evrenle birim şeklinde afirmasyonda yapabilirsiniz.

* Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »