Domatesin Öyküsü

25289196_10214861845556903_9097195730842482443_n[1]
İnsanlık tarihine baktığımız zaman domatesin hayatımıza oldukça geç girdiğini görüyoruz. Anavatanı Güney Amerika olan domates, And Dağları’nda Aztekler tarafından keşfedildi. 1500’lü yıllarda Meksika’nın İspanyollar tarafından istila edilmesiyle de “Dünya Turu” başladı. İspanyol denizcileri tarafından Güney Avrupa’ya taşınan domates Akdeniz ülkelerinde özellikle İtalya, İspanya, Portekiz’de hızla yayılarak popüler bir besin haline geldi. İtalyanlar “Puma Amuris”, Fransızlar “Pumme Damour”, İngilizler “Apple of Love” diye tanımladılar bu lezzetli yeni ürünü. Bütün dillerde domatesin takma adının “Aşk Elması” ya da “Aşk Meyvesi” olmasının ya da Almanların onu “Cennetin Meyvesi” olarak tanımlamasının nedeni, domatesin cazibesyle özdeşleştirilmesi olsa gerek.
19. yy’ın sonuna doğru ise domates hemen hemen bütün dünyada tanınan bir sebze haline geldi. Yemeklere kattığı lezzet ve renk, onun çeşitli şekillerde ve bolca kullanılmasını sağladı. Bugün mutfağımızın vazgeçilmez bir unsuru olan domates meyve midir yoksa sebze midir? Eğer bir botanikçi ile konuşursanız size domatesin bir meyve olduğunu söyleyecektir; çünkü domatesin içinde tohumlar vardır. Fakat bahçecilik ile uğraşan birisi, domatesin sebze olduğunu ve meyveler gibi ağaçta yetişmediğini söyleyecektir.Her iki cevap da doğrudur: Domates, hem meyve, hem de sebzedir.
Domates neden ideal bir besindir?
Sağlıklı yaşam dendiğinde akla ilk gelecek besinlerden biri domates olmalıdır. Çünkü domates, sağlık, kaliteli bir yaşam ve beslenme ilişkisine en çok yakışan besinlerden biridir.
Domatesin enerji değeri azdır. Bir orta boy domates ile en fazla 25-30 kalori alırsınız. Domates ve domates ürünlerinin kilo yönetimini kolaylaştırmasının bir nedeni budur.
Bir başka neden, domatesin düşük glisemik indeksli bir besin olmasıdır. Bunun anlamı domatesin kana çok yavaş ve dengeli bir biçimde karışmasıdır. Yani insülin salınımını tahrik etmez, insülin direncini tetiklemez. Domatesin kilo kontrolünü sağlamasında düşük glisemik indeksli bir besin olmasının payı büyüktür.
Domates ayrıca lif zengini bir besindir. Bir adet orta boy domateste ortalama 1 gram lif bulunur. Lif bakımından zengin beslenme; kolesterol, kan şekeri ve trigliserit dengesine destek olur. Kan basıncını azaltır. Kansere karşı korur. Kilo yönetimini kolaylaştırır. Kansızlıkla mücadelede yardımcıdır.
Domates ve domates ürünleri A vitamini, potasyum ve folik asit bakımından da zengindir. Taze domateste C vitami de bulunur. Günde 1 orta boy domates yiyerek C vitamini ihtiyacınızı %15-20’sini, A vitamini ihtiyacınızın %10’unu karşılayabilirsiniz.
Tüm bunların yanısıra domates bir likopen deposudur. Kırmızı mucize likopen, domates ve domates ürünlerinin “sihirli gücü”dür. Domatese kırmızı rengini veren likopen bir pigmenttir. Kardeşi beta karoten gibi likopen de karotenoit ailesinin üyesidir. Karotenoitler meyve ve sebzelerin, turuncu ve sarı gibi renkleri olmasını sağlayan kimyasallardır. Likopen karotenoitler içinde “ilaç benzeri etkiye sahip” en önemli besin unsurudur. Sadece, yeşil bitkiler ve bazı mikroorganizmalar (bakteri, mantar ve algler) karotenoit üretirler. Hayvanlar ve insanlar ise bu hayati kimyasalları vücutlarında saklarlar. Likopen, insan plazmasında en baskın karotenoittir. Bu durum belki de, likopenin, insanların savunma sistemlerindeki biyolojik öneminin de göstergesidir. Likopen seviyeleri, çeşitli biyolojik durumlardan ve yaşam şartlarından etkilenir. Likopen, özellikle yağdan zengin dokular olan deride, karaciğerde, testisler ve prostatta bol miktarda bulunur.
Sağlığımız açısından antioksidanlar vazgeçilmez öneme sahiptir. Çok güçlü bir antioksidan olarak kabul edilen likopen, karotenoidler içinde de özel bir maddedir. Likopenin antioksidan özelliği, betakarotenin iki mislidir.Hastalıklara karşı likopen!
Likopen;
Göğüs kanserinde kanserli hücrelerin çoğalmalarını azaltabilir.
Yüksek serum seviyeleri ile kanser riskini düşürür.
Kolon kanserinden korunmada da etkilidir.
Endometrial kanserinde kanserli hücrelerin çoğalmasını azaltır.
Vücudun rahim kanseri, özefagus kanseri ve karaciğer kanserinden korunmasını güçlendirir.
Ağız kanserine karşı da güçlü bir destektir.
Pankreas ve yutak kanserine karşı korur.
Likopen prostat kanserinin görünme riskini düşürür. Likopen mide kanserine karşı korur.
Likopen, LDL kolesterolünü düşürür. Dolayısıyla kalp sağlığını korumaya da yardımcıdır.
Likopen, Alzheimer hastalığını önleyebilir.
Osteoporoz riskini azaltır.
Cildi korur.
Likopenin, önemli hücre biyomoleküllerini, hücre duvarını, hücresel yapıları ve özellikle de DNA’yı koruyarak bazı hastalıkları önlemeye yardımcı olduğu düşünülmektedir. Sağlıklı insanlarla yapılan bir çalışmada, likopen ya da domatesli ürünlerin bulunmadığı bir diyetin sonucunda fazlaca serbest radikaller tespit edilmiştir. Likopenli gıdalar yenmesi sonucunda ise oksidasyonda azalma olduğu görülmüştür. Prostat kanserli hastaların düşük likopen seviyelerine sahip oldukları da, yine yapılan araştırmaların işaret ettiği bir bulgudur.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s