Adım Muhammet. 19 yaşındayım. Beni nefretle bakarken göremezsiniz; kabalaştığıma, etiketler koyduğuma, yaftaladığıma şahit olamazsınız.

18952802_10155270710966380_1452838561097941748_n

13 yaşından beri kağıt topluyorum Ankara`da. Niğdeliyim. İlkokula başladığım yıl geldik Ankara`ya. Ortaokulu bitirebildim yalnızca; hep takdir alarak geçtim sınıfları. Liseye yazdırmadı babam; sokağa saldı beni çalışıp da işe yaramam için. O gün bugündür sokaklardayım; çizgili, çizgisiz, kareli, beyaz ve rengarenk kağıtlar, kartonlar topluyorum.
Çalışmaya başladığım yıl babam terk etti bizi. Kumar borcu vardı; çekti gitti bir sabah erkenden. Ben geçindirdim evi. Annem severdi beni, “aslan oğlum” derdi. Yanaklarımı okşardı bazen. Babam gideli dört ay olmuştu; komşular bir adam bulmuşlar anneme. Kumar oynamazmış, namazında niyazında bir adammış. Eşi vefat etmiş. İki kızı varmış adamın. Anneme demiş, “sen kabulümsün, çocukların da kabulüm ama Muhammet olmaz!” Şaşırmış annem, “niye olmazmış Muhammet, o da benim çocuğum” demiş. “İki kızım var; biri on iki yaşında, biri on dört yaşında. Caiz değildir Muhammet`le kızlarımın aynı hane içinde olması” demiş adam. Üç kız kardeşim vardı ve çok düşkündük birbirimize. Annem için kolay olmadı karar vermek. Oturttu beni karşısına bir gece. “Bak Muhammet” dedi, “seni asla bırakmayacağım, ama bir süre dayınlarda kal oğlum.” Sarıldı bana; o ağladı, ben ağladım…
İmam nikahı kıyıldı, dayımlara geçtiğimin ertesi günü. Haftasına kalmadan annemi, kızlarını ve kardeşlerimi alarak memleketine götürmüş adam, Kastamonu`ya. Dayım dedi, “annenin emanetisin bana, burası senin de evin. Arada bir gelip kalabilirsin Muhammet!”
On üç yaşındaydım, bana kalacak bir yer de ayarlamamıştı dayım. Komşulardan, akrabalardan kimse demedi bana, “sana yardım edelim” diye. On üç yaşındaydım, Ankara`daydım, bir başınaydım…
Altı yıldır görmedim annemi ve kardeşlerimi. Bir çok kez niyetlendim Kastamonu`ya gitmeye. Dedim, “kovar beni o adam; göstermez bana ailemi.” Anneme küsüm; istese bana ulaşabilirdi diye düşünüyorum. Çok özlüyorum kardeşlerimi; Hülya`yı, Havva`yı ve Hanife`yi… Domino oynardık dördümüz. Ben bir kere bile kazanmadım; “çocuk onlar, sevinsinler” derdim. Ben de çocuktum oysa…
Yürürken, kağıt toplarken, sabahtan akşama bitap düşene kadar çalışırken hep yüzlerini seyrediyorum insanların. Mesela, sevgililer geçiyor yanımdan ve erkekler beni görünce daha bir ötemden geçirtiyorlar kadınları. Erkekler, kadınlar, muhafazakarlar, devrimciler, hippiler, İbo dinleyenler, Metallica dinleyenler, Kafka okuyanlar, dua kitapları okuyanlar, türbanlılar, mini etekliler, herkes öyle sevgisiz bakıyor ki bana; öyle incitici, öyle hoyrat olabiliyor ki herkes…
İbo`yu bilmeme şaşırmadınız, ama Metallica`yı ve Kafka`yı biliyor olmam ilginç gelmiştir size belki. Olgunlar Sokak`taki seyyar kitapçılardan kitaplar alıyorum. Milena`ya Mektuplar`ı okudum Kafka`dan, diğerlerini de okuyacağım. Birçok kitap okuyacağım ben; Nietzsche`nin “Böyle Buyurdu Zerdüşt” kitabını çok merak ediyorum mesela, bir de Oruç Aruoba`nın şiirlerini. Keşfetmem, okumam, sorgulamam gereken öyle çok yazar, hikaye, roman ve şiir var ki…
Kitapçılar bile önyargılı bana; emeği, vicdanı, barışı savunanlar bile beni gördüklerinde kıyıcı sözler söyleyebiliyorlar ve eminim onlara ürkütücü geldiğimden.
İkinci el kasetlerim var; Metallica kasetim de var, Fikret Kızılok kasetim de. Annem, beni dayımlara yollarken teybi bana verdi,”sıkıldıkça müzik dinle, ama sesini kıs ha” dedi. Şimdilerde teybi son ses açıyorum Metallica`yı dinlerken!
Adım Muhammet. 19 yaşındayım. Beni nefretle bakarken göremezsiniz; kabalaştığıma, etiketler koyduğuma, yaftaladığıma şahit olamazsınız. Bir anlama çabam var; kendimi, annemi ve sizi. Bir öğrenme çabam var; yeryüzünü, doğayı ve evreni. Yazmaya da başlayacağım; sevgisizliği yazacağım önce çöp kutularından topladığım kağıtlara ve sevgisizliği yazdığım kağıtlar geri dönüşüme gidip sevgi olarak dönecek aramıza. Sevgi`li insan dostlarım olacak kağıtlarda diriliveren; sevgiyle var olan canlar, kardeşler, halklar…
Kendime ait bir kütüphanem olacak sonra. Atık kağıtlar topluyor olabilirim; işim gereği tenimden yayılan koku pis gelebilir size ama en sevdiğim koku kitap kokusudur.
Doğada bir başıma yaşama projem de var. Yoruldum incitilmekten, ötekileştirilmekten, lanetlenmekten. Tabiat Ana`ya sığınmak istiyorum ve bunun için otlarla ilgili kitaplar alıyorum. Otlarla beslenmek, otlarla iyileşmek, otlarla huzur bulmak istiyorum. Doğada bir başıma yaşayacaksam otların bütün kerametlerini bilmem gerekiyor.
Böbrek yetmezliği var Abbas`ın; benim kardeşim oldu Abbas, kız kardeşlerimin yokluğunda. Ona biz bakıyoruz ve Abbas iyileşmeden Tabiat Ana`nın yanına gitmeyeceğim.
Kafka kırk bir yaşında ölmüş; onun kadar yaşasam yeter. Kitaplar gibi kokmaktır özgürlük; otlardan sevgi büyüleri yapmak ve toprağa karıştığımda bir gün, Tabiat Ana`nın beni şefkatle anmasıdır…
Böyle buyurdu Muhammet!

İNSANLIKTAN SAKLANAN EN BÜYÜK SIR: EPİFİZ

epifiz

 

İnsan vücudunda (beyinde) epifiz bezi olarak bilinen, aynı zamanda üçüncü göz olarak adlandırılan bir organ bulunmakta.
Epifiz bezinin ingilizce asıl adı Pineal Gland’dır. Pineal denmesinin sebebi ise bu organ çam kozalağına benzemekte. Hatta birebir aynı şekilde. Çam kozalağının ingilizcesi de pine cone. Bunları detaylı belirtiyoruz çünkü birazdan lazım olacak. Beynin merkezine yakın iki yarım küresi arasında yer alan bu küçük çam kozalağı, uyuma, uyanma zaman kavramı, vücudu geceye gündüze göre ayarlama, mevsimsel fonksiyonlar dahil kabataslak bütün işlerle uğraşan, asıl görevi seratonin ve melatonin hormanlarını salgılamak olan bir doku parçası. Hatta astral seyahat denilen gerçekliği kanıtlanmamış ama çoğu kişinin inandığı ruh seyahati olayının bu doku parçası ile mümkün olduğu söyleniyor. Göçmen kuşların ve görme engelli insanların yol bulma kabiliyeti bile Epifiz bezi sayesinde başarılı olduğu söyleniyor.
Yüksek güçlerin bu bilgiyi bizden saklamasının en büyük sebebi ise insanların nasıl güçlü bir dokuya sahip olduklarını, nasıl bir potansiyelleri olduklarının farkına varmalarını istememelerinden kaynaklanıyor.
Hz. İsa’nın “karanlıkta oturanlar gerçek (büyük) ışığı görürler” sözünün epifiz bezi için söylendiği iddia edilmekte. Bezin 3. göz olarak adlandırılmasının bir diğer sebebi ise dokusal olarak göz yapısına benzemesiymiş. Ancak bir fark ile, gözlerimiz ışık ile harekete geçerken, epifiz bezi ise karanlıkta, ışık kesildiğinde aktif oluyor. Hz. İsa’nın sözüne de buradan bir çıkarım yapılmış.
Epifiz bezi kelimenin tam anlamıyla insanlar için fiziksel ve ruhsal dünya arasındaki bir bağlantı noktası. Hatta ünlü bilim adamı Rene Descartes insan ruhunun bu salgı bezinin üstünde bulunduğunu iddia etmiş yüzyıllar önce.. Bu bezi etkinleştirmenin yoga, meditasyon ve diğer gizli yöntemlerle mümkün olduğu söyleniyor. Bu etkinleştirmeyi mümkün kılmak demek, astral seyahat ile başka boyutlarda seyahat etmek ile aynı şey demek oluyor bu arada Eski Sovyetler Birliği hükümetleri dahil olmak üzere çeşitli gölge örgütler, kamudan gizli şekilde kilitli odalar arkasında bu bilgiyi uzun yıllar araştırıp saklamışlar

HANGİ BURÇLA EVLENMELİSİNİZ?

evlilikte-ahde-vefa
Koç
Arası çok iyi: Aslan, Yay
İyi: Boğa, İkizler, Kova, Balık
Kötü: Yengeç, Terazi, Oğlak
Ne iyi ne kötü: Başak, Akrep
Boğa
Arası çok iyi: Başak, Oğlak
İyi: İkizler, Yengeç, Balık, Koç
Kötü: Kova, Aslan, Akrep
Ne iyi ne kötü: Terazi, Yay
İkizler
Arası çok iyi: Terazi, Kova
İyi: Yengeç, Aslan, Koç, Boğa
Kötü: Başak, Yay
Ne iyi ne kötü: Akrep, Oğlak, Balık
Yengeç
Arası çok iyi: Akrep, Balık
İyi: Aslan, Başak, Boğa, İkizler
Kötü: Koç, Terazi, Oğlak
Ne iyi ne kötü: Yay, Kova
Aslan
Arası çok iyi: Yay, Koç
İyi: Başak, Terazi, İkizler, Yengeç
Kötü: Akrep, Kova, Boğa
Ne iyi ne kötü: Koç, İkizler
Başak
Arası çok iyi: Boğa, Oğlak
İyi: İkizler, Yengeç, Balık, Koç
Kötü: Kova, Aslan, Akrep
Ne iyi ne kötü: Terazi, Yay
Terazi
Arası çok iyi: Boğa, Başak
İyi: Kova, Balık, Akrep, Yay
Kötü: Koç, Yengeç, Terazi
Ne iyi ne kötü: İkizler, Aslan
Reklam

Akrep
Arası çok iyi: Balık, Yengeç
İyi: Yay, Oğlak, Başak, Terazi
Kötü: Kova, Boğa, Aslan
Ne iyi ne kötü: Koç, İkizler
Yay
Arası çok iyi: Koç ve Aslan
İyi: Oğlak, Kova, Terazi, Akrep
Kötü: Balık, İkizler, Başak
Ne iyi ne kötü: Boğa, Yengeç
Oğlak
Arası çok iyi: Boğa, Başak
İyi: Kova, Balık, Akrep, Yay
Kötü: Koç, Yengeç, Terazi
Ne iyi ne kötü: İkizler, Aslan
Kova
Arası çok iyi: İkizler, Terazi
İyi: Yay, Oğlak, Balık, Koç
Kötü: Boğa, Aslan, Akrep
Ne iyi ne kötü: Yengeç, Başak
Balık
Arası çok iyi: Yengeç, Akrep
İyi: Oğlak, Kova, Koç, Boğa
Kötü: İkizler, Başak, Yay
Ne iyi ne kötü: İkizler
kaynak: msn

Bu 3 İçerikli Reçete, Kemiklerinizi 20 Yaş Gençleştirecek!

kemikleri-20-yas-genclestirme-formulu-376x280

 

Büyükannelerimiz tarafından bile kullanılan ve yalnızca 3 maddeden yapılmış bu tarifi, bacaklarınızı bile 20 yaş gençleştirecek.
Tüm eklem problemlerinizde (ayaklarınızın ağırlığı, ayak bileklerinde ağrı, sırt ağrısı ve bazı eski yaralanmalardan kaynaklanan sonuçlar) pahalı ilaçlara ihtiyacınız olmayacaktır, çünkü ihtiyacınız olan tek şey bu 3 bileşen.
Kemikleri 20 yaş gençleştiren reçete tarifi
300 ml alkol (% 70)
100 ml iyot
300 mg’lık 10 aspirin hapı
Tüm bu malzemeler yerel eczanelerde bulunabilir. İyot geniş faydalı, çok sayıda bakteri, virüs, mantar, protozoan veya spora karşı etkili güçlü bir mikrop öldürücüdür.
Kemikleri 20 yaş gençleştiren reçete yapılışı ve kullanımı
Alkol ve iyotu birlikte karıştırın, ezilmiş aspirin haplarını ekleyin ve karıştırın. 21 gün boyunca karanlık ve soğuk bir yerde kaldıktan sonra onu bir tedavi olarak kullanabilirsiniz.
Bir tabaka olarak kullanın veya doğrudan ağrılı noktaya masaj yaparak uygulayın. Bu tarif sürülerek kullanılacak.

Not: Kadında yaşam

İSİM FALI

untitled

 

Son günlerde oldukça popülerleşmeye başlayan isim falına bakarak karşınızdaki kişi hakkında fikir sahibi olunabilirmiş.. Astrologlara göre durum bu kadar basit..
NASIL BAKILIR?
Fal için söz konusu isimdeki fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal enerji sembollerinin açıklamalarına bakmak gerek. İsimdeki harflerin anlamlarını biraraya getirerek anlamlı sonuç çıkarıyorsunuz.
Örnek-1 : Aranan ad “TUĞBA” olsun, harf tablosundan T-U-Ğ-B-A harflerinin karşılığını bulup alt alta getiriyoruz ve isim falına bakılmış oluyor.
T : Oldukça ketum tavırlı ve duygularını karşısındakine açmayı zor başarabilen kişiliği temsil eder.
U,Ü : Durgun görünümlü, çok ağır hareket eden, işlerini ağırdan alan bir profil çizen kişilik.
G : İnatçı kişilik, gerginlik ve üstün güçlere sahip olma arzusunu ifade eder.
B : Ön sezileri kuvvetli kişiliği temsil eder. En olumsuz olaylarda dahi umutlarını yitirmeyen kişiliktir, aynı zamanda.
A : Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder.

HARFLER & ANLAMLARI

A : Algılama gücü ve mantık yürütme kabiliyeti yüksek kişiliği temsil eder.
B : Ön sezileri kuvvetli kişiliği temsil eder. En olumsuz olaylarda dahi umutlarını yitirmeyen kişiliktir, aynı zamanda.
C : Güzel sanatlara yatkınlığı temsil eden duygusal kişiliği ifade eder.
Ç : Zevk ve sefa düşkünü kişiliği ifade eder.
D : Üstün gücü temsil eder, hırslı ve zorluklara direnen kişiliği ifade eder.
E : ruhsal karışıklığı temsil eder, yani üzüntü ve sevinci birarada yaşayan ve ruhsal gel-gitleri olan kişiliği ifade eder.
F : Sakinliği temsil eder, uysal ve güvenilir kişiliğin işaretçisidir.
G : İnatçı kişilik, gerginlik ve üstün güçlere sahip olma arzusunu ifade eder.
H : Sakin ve durağan bir kişiliği ifade eder.
I,İ : Hassas, duygusal ve kırılgan bir kişiliği temsil eder.
J : Kaprisli ve kıskanç kişilik belirtisidir.
K : Başarılı, ünvan sahibi ve daima yükselen bir kişiliği ifade eder.
L : Sanatsal yönleri olan kabiliyetli kişilik ifadesidir.
M : Ticarete yatkınlık ve yüksek zeka seviyeli kişiliği ifade eder.
N : Üstün güçlere sahip, sağduyulu kişiliği ifade eder.
O,Ö : Gizemli kişilik sahibidir. Gizliliği sever ve duygularını açığa vurmaktan kaçınan tiplerdir.
P : Kendinden emin kişilik, girdikleri ortamda kendine güvenli tavırlarıyla dikkat çekerler.
R : Tereddütlü kişilik demektir, karar vermede zorlanmalar yaşarlar.
S,Ş : Hayalperestliği sembolize eder. Aşırı hayal kuran kişilik.
Reklam

T : Oldukça ketum tavırlı ve duygularını karşısındakine açmayı zor başarabilen kişiliği temsil eder.
U,Ü : Durgun görünümlü, çok ağır hareket eden, işlerini ağırdan alan bir profil çizen kişilik.
V : Kendi içine dönük, umursamaz bir kişiliği ifade eder, bana dokunmayan yılan bin yaşasın felsefesiyle hareket eden kişilik örneği.
Y : Geçmişteki izleri, üzüntü ve diğer olayları sürekli yaşarlar, geçmişlerini asla unutmazlar ve güçlü bir kişilik yapısı gösterirler.
Z : Bilimsel açıdan başarılı, okumayı seven, akademik anlamda başarılı kişilik ifadesidir.
* Alıntı

VÜCUDUMUZDA 24 SAAT BOYUNCA NELER OLUYOR

18423853_817573988396819_4178041252366219730_n
06.00 Kortizon salgılamasıyla organizma uyanıyor. Bu uyanma vücut için kendini yavaşca kalkmaya hazırlama işareti. Metabolizma hareketleniyor, günün işleri için enerji ve protein hizmete hazır oluyor.
07.00 Vücut hâlâ zayıf. Spor yapmaktan kaçının. Kalbe ve dolaşıma gereksiz yüklenirsiniz. Spor yerine kahvaltı edin, sindirim bu saatte mükemmel çalışıyor.
08.00 Libidonun en yüksek olduğu saat. Fazla miktarda hormon salgılanıyor. Sigara tiryakileri için de durum aynı. Kahvaltı sigarası damarları her zamankinden daha fazla çok daraltıyor.
09.00 Vücudun dinç, kuvvetli olduğu saat. Herhangi bir hastalık için iğne olacaksanız bu en doğru zaman. İğnenin ateş ve şişme gibi yan etkileri ender olarak görülüyor, vücut röntgen ışınlarına karşı daha dirençli oluyor.
10.00 Organizmanın kendine gelme, ‘ben burdayım’ deme saati. Fazla enerjik, vücut en yüksek ısı seviyesinde. Verimliliğimiz de öyle. ‘Kısa süre belleği’ iyi durumda. Bir önemli ayrıntı: 10.00 ile 12.00 arası enfarktüs olaylarına sık rastlanıyor.
HAZIR CEVAP OLDUĞUMUZ SAAT
11.00 Vücudun tam formunda olduğu, verimli olmaya programlı bir saat. Kalp ve dolaşım o kadar zinde ki yapılan muayenelerde kalpteki bir bozukluk gözden kaçabilir. Hazır cevaplık tavan yapar, özellikle hesap işleri, matematik ödevleri rahat ve iyi bir şekilde, zorlanmadan çözülür.
12.00 Dinlenme saati. Dikkat azalıyor ve insanı uyku basıyor. Midedeki asit miktarı fazlalaşıp, beyindeki kan akımı azalıyor. Zira kan sindirim organlarını desteklemesi için mide tarafından kullanılıyor. Öğle uykusu uyuyabilen kişilerde istatistiklere göre enfarktüse %30 oranında az rastlanıyor.
13.00 Vücut formdan düşüyor. Verimlilik gün ortalamasının %20 aşağısına iniyor. Bütün organlar en alt düzeyde çalışıyor, sadece safra öğle yemeğini hazmetme faaliyeti gösteriyor.
14.00 Bitkin oluruz. Çünkü tansiyon ve hormon düzeyi düşüyor. Diş doktorundan korkanlar için en uygun randevu saati. Çünkü bu saatte acı az hissediliyor. Lokal anestezi uzun süre devam ediyor (30 dk.).
HOŞ GELDİN ENERJİ
15.00 Enerji geri geliyor, bellek tam formunda. İkinci verimlilik dönemi başlıyor ama sabahkinden az.
16.00 Spor için en iyi saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumda.
17.00 Organların faaliyeti üst düzeye çıkıyor. Kuvvet artıyor, oksijen harcanıyor, böbrekler ve mesane çok çalışıyor. Tırnaklar ve saçın en çabuk uzadığı zaman. Midedeki asit miktarı fazlalaşıyor. 17.00 ‘ye doğru mide kanaması geçirme riski artıyor.
18.00 Akşam yemeği için ideal saat. Pankreas bu saatte özellikle aktif.
19.00 Kan basıncı ve nabız tembelleşiyor. Bu nedenle kan basıncı düşüren ilaçlara dikkat, tehlikeli olabiliyorlar. Antidepresanların tesiri de bu saatte daha fazla.
20.00 Karaciğerdeki yağ düzeyi düşüyor ve kirli kan kalbe her zamankinden daha fazla akıyor. Alerjisi olanlar ve astımlılar ilaçlarını bu saatte almalı. Etkisi hemen görülüyor. Antibiyotikler de az dozda alınsa bile etkileri en üst düzeyde oluyor.www.diyetevi.com
YEMEĞİ KESİYORUZ
21.00 Sindirim organlarının günlük görevi sona eriyor. Gelen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalıyor ve bu çok tehlikeli. Kalan yemekler bağırsak sahasındaki mukozaya hücum ediyor.
22.00 Vücudun polisi olan akyuvarlar aktif hale geliyor. Sigara içenler dikkat! Bu saatten sonra vücut nikotin gibi zehirleri çok zor atıyor.
23.00 Organizma gün boyunca aktif faaliyet gösteren stres hormonunun salgılamasını durduruyor. Sakinleşip, rahatlıyoruz.
TATLI RÜYALAR
24.00 Uyurken deri hücreleri durmadan çalışıyor, gündüz olduğundan daha sık bölünüyor. İlk rüya safhası, yarım saat içinde rüya görmeye başlıyoruz.
01.00 Verim en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapabiliyor, dikkat azalıyor, çünkü vücut kendini uyumaya programlıyor.
02.00 Araba kullananlar dikkat: Görme zayıflıyor, tepkiler yavaşlıyor, kazalar bu saatte çok oluyor.
03.00 Bedenin de ruhun da en karanlık safhası. Melatonin hormonunun salgılanması tembel ve kararsız yapıyor. İntihar edenlerin sayısı fazlalaşıyor.
04.00 Stres hormonundan enerji kazanıyoruz. Enfarktüs krizleri saat 04.00 ile 06.00 arasında çok oluyor; çünkü kan basıncı oldukça yükselip, damarlar geriliyor. Doğum yapma olasılığının en yüksek saati.
05.00 Stres hormonu bizi faaliyete geçiriyor ve gündüz değerinin tam 6 katına çıkıyor. Vücudumuz harekete geçiyor kaybolan enerji yeniden geri geliyor. Gelsin, yeni bir gün başlıyor.

Zarar Vermeden Karıncaları Evden Kovabilmeniz İçin 5 Ucuz Ve Doğal Yöntem

ants

Karıncalar biyolojik açıdan incelendiğinde harika hayvanlar. Aşırı zekiler, uyum içinde çalışırlar ve gruplarında her birinin görevi bellidir.
Ancak karıncalar evinizi bastığında gözünüze pek de o kadar sevimli görünmeyebiliyorlar. Karıncalardan biri mutfağınızdaki ilgilendiği yiyeceği farkettiğinde diğerleri de ona katılıyor ve mutfağınızı karınca sürüsü basıyor.
Karıncalar doğaları gereği duvara tırmanabildiğinden, mutfağınızdaki hazineyi keşfettiklerinde onları hiçbir şey durduramıyor. Mutlaka bir delik veya çatlak bulup oradan mutfağa sızıyorlar.
Bir kötü yanı da karıncaların ısırması.
Her ne kadar karıncalardan kurtulmak isteseniz de onları öldürmeye gönlünüz el vermiyor. Bu nedenle size harika bir çözüm sunuyoruz.
Karıncalardan, onlara zarar vermeden kurtulabileceğiniz o doğal yöntemler:

Tarçın

canel9
Karıncalar kokuya duyarlıdır. Hatta diğer böceklerle karşılaştırıldıklarında beş kat daha hassaslar. Bunu lehinize çevirmek mümkün.
Hemen hemen herkes tarçın kokusuna bayılır. Ancak karıncalar tarçından nefret ederler. Tarçın yağı veya toz tarçını karıncaların evinize girdiği yolun üstüne dökerek onları kaçırabilirsiniz.

Yarım çay kaşığı toz tarçını veya tarçın yağını bir bardak suyun içine dökün. Karışıma pamuk bandırarak karıncaların geçtiği yerlere sürün.
Bir diğer yöntem de pencerelere, kapı girişlerine ve evin diğer girişlerine çubuk tarçın bırakmak.
Son bir yöntem de sprey şişesine tarçın yağı ve su ekleyip bunu karıncaların geçtiği yolların üstüne püskürtmek.
Arnavut biberi

pepper
Arnavut biberi de karıncaların kaçmasına yardımcı olabilir.
Büyük bir tencerede su kaynatın. Kaynadıktan sonra içine Arnavut biberi atıp bir süre daha kaynatmaya devam edin.
Son olarak bu suyu karıncaların sık geçtiği yerlere azar azar dökün.

Sirke

vinegar1
Karıncaların bir diğer nefret ettiği şey de sirkedir. Sirke aynı zamanda temizlik yapmak için de kullanıldığından bir taşla iki kuş vurabilirsiniz.
Sprey şişesinin içine su, sirke ve limon suyu ekleyin.
Günde bir kez karışımı karıncaların geldiği yerlere sıkın. Bir süre sonra karıncaların kaçtığını göreceksiniz.

Su

pixa1
Eğer evinizin belli bir bölgesine karıncalar akın etmişse su yardımıyla onları kaçırabilirsiniz.
Eğer karıncaları bahçenizin girişinde yakaladıysanız hortumla, suyu fışkırtmadan karıncalara su dökün.
Merak etmeyin karıncalar suyla temas etmeleri halinde ölmeyeceklerdir. Sadece onları püskürteceksiniz.

Temizlik

vinegar1
Karıncalar, buldukları hazinenin izini kaybetmemek için kendilerince iz bırakırlar.
Yaptıkları en sık yöntem de geldikleri yollara koku bırakmak.
Sprey şişesinin yarısını suyla yarısını sirkeyle doldurun.
Son olarak içine birkaç damla deterjan damlatın. Karıncaların geldikleri yol üzerine, çatlaklara ve deliklere spreyi sıkın.

Karıncaları kimyasal karışımlarla evden kovmak da mümkün. Ancak hem evinize kimyasal bulaştırmış olacaksınız hem de bu minik canlıların ölümüne neden olacaksınız.
Karıncalara zarar vermeden onları evden çıkarmanın doğal yöntemlerinin anlatıldığı yazıyı paylaşmayı ihmal etmeyin.

Kaynak: newsletter

Isparta’da Gül Zamanı…


Kankiş Pınar ve annesiyle Isparta’ya gül zamanı gitmeye karar verdik. Bunun üzerine Isparta merkezde bir otel ayarladık, araba kiraladık ve ver elini güller dedik…
Cuma akşamı otele vardığımızda saat 21:00 sularıydı ve üçümüz de kurtlar gibi açtık. Otele nereye gidebileceğimizi sorduk ve bizi Kebapçı Kadir’e (1851) yönlendirdiler. Ortaya 750 gramlık yöresel kuzu tandır, pilav ve üzüm hoşafı söyledik. Ve tabakları sıyırmadan yollamadık. Üstüne de irmik helvası yiyince biraz hareket olsun deyip şehri gezmeye karar verdik. Şansımıza gül ürünleri satan mağazaların bazıları hala açıktı. Çocuklar gibi hepsine girip çıkmaya başladık. Ve kısa sürede ellerimiz gül suyu, gül reçeli, gül sabunu, gül lokumu, gül kolonyası vs. şeklinde doldu…
Ertesi sabah erkenden kalkıp gül tarlalarına (Güney Kent) aktık. Güneşin doğuşuyla başlayan gül toplama işine ucundan yardım ettik. Bol foto çektik. Köylülerle sohbet etik. Dediklerine göre Haziran boyu bu üç haftalık sürede bütün tarlalar her sabah (05:00-10:00 arası) hasat edilirmiş. Fakat hasat daha biterken en baştaki gonca güller güneşi görür görmez açmaya başlarmış.
Kimisi eline çorap geçirmiş, kimisi eldiven, kimisi çıplak elle gülleri tıkır tıkır koparıp önlerinde bellerine bağladıkları çuvala topluyorlar. Bize de yöntemini öğrettiler: Açmış gülün en üstünden sağa doğru kıvırıp tık diye koparıyorsun. Biz eldivensiz yaptığımız için bir süre sonra ellerimiz yapış yapış oldu ama zevkine değdi tabii ki. Güllerin ortasında, arkasında, kenarında, hasat ederken, etmezken bir sürü kompozisyon da foto çektikten sonra kafamıza göre yola devam ettik. Hoşumuza giden gül bahçesinin önünde inip hasada yardım ettik.
Arkasından gül fabrikasına gittik. Gülsuyu ve yağının hazırlanışını dinledikten sonra – bu sene yapılacak 100 şey listemde yer alan – fabrikada gül yapraklarıyla bezenmiş yere uzanarak gülleri havaya atıp poz verdik. Her tarafımız, kollarımız, ellerimiz gül koka koka bahçeye döndük ve bir de güllü kahve içmeye karar verdik. Kahve sıramızı beklerken içerdeki mağazadan gül sabunu, şampuanı, el kremi almaya devam ettik… Ve kahvelerimizi içerken rehber Nezih Bey ve turuyla karşılaşıp sohbet ettik.
Güney Kent merkeze uğrayıp yöre kadınlarının yaptığı gül toplayan bebek figürlerini aldık, yeniden dönüşümle araba lastiklerinden yaptıkları dekoratif masalara hayranlıkla baktık ve derviş sofrasında soluklandık. Geniş ve derli toplu bahçede çaylarımızı içerken gelen nefis tahinli çöreklerimizi yedik ve Yunus Emre türbesini ziyaret edip gezimizi tamamladık.
Haziranın sonuna kadar devam edecek bu gül hasadı ve gül bahçeleri ziyafetini mutlaka yakalayın derim.

Sağlıcakla,
Anette İnselberg  09.06.2017