Biyolojik yaşım 55 peki ya bilinçaltı yaşım?

cocuk-biyolojik-bilincalti-ruhsal-yas

Hepimiz yaşamımız boyuca farklı yaşlarımızda farklı deneyimlere çekiliriz. Her bir deneyim günün sonunda bizlere birşeyler öğretir, bizim gelişmemizi, ilerlememizi sağlar. Yada yaşlıların deyimiyle tecrübe ediniriz. Bir sonraki benzer deneyimde edindiklerimizle ve yeni yapılanmamızla olaylara bakar, yeni bakış açımızla da sorunları daha kolay çözer hale geliriz. Aslında her şeyin özeti bizlerin huzurlu, mutlu, dingin bir hayat sürmemizden ibarettir.

Bilinçaltı Yaşı
55 yaşında olduğumu biliyorum da bilinçaltım kaç yaşında?
Her zaman çözümlere ulaşmak yukarıda ifade ettiğimiz kadar kolay da olmayabilir. Kimi zaman çekirdek inançlarımız gelir karşımıza dikilir. Bulunduğumuz yaşa kadar bir şekilde öğrenmişizdir ve onun gerçekliği içimizde inanca dönüştüğü için de kolay kolay değişmez. Elbette öncelikle o inanca ulaşıp, onu farkındalık seviyesine çekmek ve bugünkü algımızla tekrar bakmak gerekir.

Bazı davranış kalıplarımız vardırki onlara anlam verebilmek hiç mümkün olmaz. Sürekli tekrarlanan ve güçlü davranış ve düşünce kalıplarına haline gelirler. Onların değişimi, dönüşümü neredeyse imkansızdır. Bunlar kimi zaman fobiler olarak kendini gösterir, kimi zaman kalıplaşmış davranış modelleridir. Ancak ilerleyen yaşlardaki bu davranışlar mantık sınırlarını zorlar ve anlamsız bir hal alır.

Örneğin kimileri hayvandan korkar. Yanından bir kedi yada köpek geçse kendini başka bir tarafa atar.Bilinçli düşünce çerçevesinde sorduğunuzda niye korktuğunu bilmez. Kimisinin bazı davranışları çocuk ürkekliğindedir ve bir türlü bu halinden vazgeçemez. Hepiniz hayatınıza baktığınızda bunlara benzer örnekleri görebilirsiniz. Pek çoğumuz ne yaparsak yapalım bu durumun üstesinden gelemeyiz. Bir tür blokaj oluşmuştur. Dışsal davranış olarak ne olduğunu bilsek de içimizde neler olduğunu bilemeyiz.
İçimizde bu durumun sorumlusu bilinçaltı kayıtlarımızdır. Her bireyin gerçekliğine göre değişkenlik arzeder bu kayıtlar. Peki nedir bunlar?

Bilinçaltı içeriksiz olarak her şeyi kaydeder. Örneğin hipnoz seanslarında farklı zaman dilimlerine gidildiğinde hipnoz uygulaması yapılan kişi o zaman dilimini en ince ayrıntısına kadar anlatabilir. Bilinçte ise hatırlamaz. Çünkü kayıtlar herkesin algı seviyesine göre silinir, bozulur ve genellerek ifade bulur.

Bilinçaltı değişimden nefret eder!

Bilinçaltı doğru, yanlış, iyi, kötü, gerçek, hayal bunları ayırt edemez. Duyduğu kelimeyi cümleden bağımsız olarak kaydeder. İçeriksizdir.

Bilinçaltı değişimden nefret eder, değişimi içinde bulunduğu güvenlik alanının dışına çıkış olarak algılar o nedenle de öğrendiği yaşta kalır. Geçmişimizde, belki çocukluğumuzda bir deneyim yaşarız ve o deneyimin sonucunda bir şeyler öğreniriz. Öğrendiklerimiz bizim gelişimimiz için gereklidir. Ancak eğer yaşanan deneyim yaşandığı yaşta, kişiye ağır gelmişse ve o yaşta o deneyimle baş etmeyi öğrenmemişse olumsuz duygular üretir ve o yaşta kalır. Benzer deneyim geldiğinde ise o yaşın tepkilerini verir. Yetersizlik veya değersizlik duygularının yoğun yaşandığı blokajlarda genelde bilinçaltında buna benzer bir kayıt vardır.

 

Kişi artık yetişkin olmuştur ama bilinçaltı onun hala küçük bir çocuk olduğunu zanneder ve onu korumak adına atalet içinde tutar. Geçmiş zaman kayıtlarındaki güçlüzlüğünü, yetersizliğini şimdiki zamana çeker ve kişiyi durdurur. Kişinin kendisini huzursuz hissetmesine neden olur . Oysaki gerçekte kişinin huzursuzluğu, kendini hala küçük bir çocuk gibi zannetmesindendir. Gözleri kapalı olarak “huzursuz olan sen kaç yaşındasın?” sorusu sorulduğunda ilk söylenen yaş blokajın oluşum yaşıdır. Yaşı ilerlemiş olmasına rağmen hala o yaş tepkisi içinde olan kişi şimdiki zaman algısı ile bu durumu farkettiğinde ve olaya artık bir yetişkin olduğunu kabullenerek baktığında düğüm çözülür, kaos biter. Birden bire her şey değişir . Çünkü bilinçaltı yeni durumu algılamış ve kendisini kaldığı yaş blokajından çıkarmıştır.

Dolayısıyla yaşamımızdaki blokajlara bakarken bilinçaltı yaşımızın dikkate alınması önemlidir. Bilinçaltı her şeyi kaydettiği için o herşeyi bilir ve verdiğimiz içsel tepkilerimiz kendi gerçekliğimizde her zaman doğrudur. Çünkü duyguların enerjisinden birebir etkilenir.

Not: Access bar bilinçaltı temizliği sistemiyle bilinçaltına attığımız tüm blokajlar temizlenebilir. 17 haziran ctesi 10.00-19.30 arası access bar bilinçaltı temizliğine hepinizi bekliyorum. Bilgi ve rezervasyon Anette 0536 798 6868

Bu nedenle daha huzurlu ve mutlu bir yaşam için bilinçaltımızla iletişim içinde olmamız önemlidir. Dışa vuran duygusal ve bedensel tepkilerimiz bilinçaltının ifadesidir. Şimdi ve burada olabilmekle ve anda yaşamı sürdürebilmekle fark ettiğimiz kayıtlarımızı bilince çıkararak hem kendimizi ifade edebilir hem de yaşamımızı daha anlamlı kılarız.

Kaynak: indigo dergisi rüya göksel

 

Şıra Nedir? Fermene Üzüm Suyu ( Üzüm Şırası )

fermente-uzum-suyu-376x280
Unutulmaya yüz tutmuş geleneklerimizden birisidir. Şıra yapımı’nın tarihçesi yüzlerce yıl önceye gidiyor. Genel olarak üzüm şırası ve armut şırası bilinmektedir. Şıra, şerbet ve şuruptan farklı bir içecektir, farklı olmasının nedeni ise mayalanma sürecinden geçmesidir ve ekstra tatlandırıcı olmadan yapılmasıdır. Osmanlı zamanında diğer şerbet ve şuruplar gibi şıra da oldukça popülerdi ancak günümüzde bu lezzetler yerlerini hazır ve kimyasal katkılı içeceklere bırakmıştır. Gelelim evde şıra yapımı‘na.

Şıra Nasıl Yapılır? Üzüm Şırası Yapımı ( Şekersiz )
4 kişilik
• 1 su bardağı temizlenmiş kuru üzüm ( karasından )
• 4 su bardağı içme suyu
Üzüm Şırası Yapılışı
Temizlenmiş olan kuru üzümler bol suda yıkanır. Daha sonra ince ince kıyılırlar veya robotta birazcık çekilirler. Üzümler bir kavanoza veya kaba alındıktan sonra üzerine 4 su bardağı su dökülür. Kabın üstü sadece bir tülbent ile örtülür, bu şekilde karanlık ve serin bir yerde 3 gün bekletilir. 3 günün sonunda renk kırmızıdan pembeye döner ve bir miktar kabarcık oluşur. Kabarcık oluşumu artık şıranın mayalandığını gösterir. Şıra süzülerek artık içime hazır hale gelir. Kalan posadan sirke yapılabilir. Sirke yapacak zaman yoksa en azından çekirdekler ayıklanarak bu çekirdekler tüketilebilir. Çünkü mayalanmış üzüm çekirdekleri çok yüksek oranda antioksidan içermektedir. Hazırlana şıra 2 günde tüketilmelidir ancak vereceğimiz bir kaç ip ucu ile bu süreyi biraz arttırmak mümkündür. Üzüm şırası yapımı bu kadar.

Şıranın Çabuk Bozulmaması için
1-) Ağız tadınıza göre bir miktar limon ekleyebilirsiniz. Limon tuzu da eklenebilir. Limon içinde bulunan C vitamini ve sitrik asidin besinleri muhafaza edici etkisi vardır.
2-) Adaçayı, biberiye, kekik, nane, karanfil gibi baharatlar antibakteriyel olduklarından hazırlanan şıra içindeki fermantasyonu ve küflenmeyi durdurucu etkileri vardır. Biraz limon ve birazda bu baharatlardan biri eklenip saklanırsa saklama süresi bir miktar artabilir. Ancak şunu unutmamakta fayda var bu işlemle şıranın tadı biraz değişebilecektir. Ancak yeni tatlar elde etmek isteyenler için güzel bir çözümdür. Kullanacağınız baharat, kaynar su içinde bir çay gibi demlendikten sonra soğutularak şıraya eklenebilir. Bu işlem şıra mayalandıktan sonra yapılmalıdır.

Sağlıcakla Kalınız…

 

GÜNDE 5 BASİT ŞEY YAPIN HAYATINIZ DEĞİŞSİN

382887-3-4-cab4b

 

İngiltere’de 400’den fazla bilim insanı araştırmaları sonunda ‘günde beş basit şey’ yapıldığında insanların daha sağlıklı bir ruh haline sahip olduklarını buldu. İsterseniz bu listeden başlayabilirsiniz:

Günde beş basit şey…

1. Her gün insanlarla iletişim halinde olun
Güçlü aile ve arkadaşlık bağları duygusal destek ve mental uyarılma sağlar.

2. Her gün mutlaka bir fiziksel aktivite yapın
Fiziksel aktivite fit olmanızı sağlayarak genel sağlığınıza ve mutluluğunuza katkıda bulunur.

3. Kendinizi ifade etmenin yollarını bulun
Örneğin bahçeyle uğraşmak etrafınızdaki dünyayla iletişime girmeye yardımcı olur. Ya da şiir okumak duygularınızın farkına varmanıza yardımcı olur.

4. Her gün yeni bir şey öğrenmeye çalışın

Örneğin yeni bir dil veya yemek pişirmeyi öğrenmek için zaman ayırın. Hayat boyunca devam eden öğrenme hem zekanızı keskin tutmaya yarar hem de eğlencelidir.

5. Başkalarına yardım edin
Yardım kuruluşlarına arkadaşlarınıza ailenize veya yabancılara yardım edin. Vermenin kendi başına bir ödül olduğunu göreceksiniz.

(Alıntıdır)

Sivrisineklerden Nefret Mi Ediyorsunuz? – İşte Doktorların Önerdiği Gelmiş Geçmiş En Etkili Sivrisinek Önleyici

shutterstock_626634332

Yaz yaklaşırken sivrisinekler de görevlerine başlıyorlar. Muhtemelen yazın en can sıkıcı olayı da sivrisinekler.

Gerek bahçenizde gerekse de pikniğe gittiğinizde sivrisinekler gününüzü mahvedebiliyor.

Her ne kadar losyon veya krem sürseniz de bu sivrisinekleri sizi ısırmaktan alıkoymuyor.
Marketten alınan sivrisinek sprey ve kremleri kimyasal içerdiğinden vücudumuza aslında zararlı.

Öte yandan daha iyi sonuçlar alabileceğiniz ev yapımı karışımlar hazırlamak da sizin elinizde.

Araştırmacılar, buldukları bir karışımla sivrisineklerden kurtulmanızı ve aynı zamanda güzel kokmanızı sağlıyorlar.
Sivrisinekler hem ısırdıklarında canınızı acıtırlar hem de sonrasında vücudunuzda kabarıklıklar ve kaşıntılar bırakırlar.

Dünyanın çeşitli yerlerinde ise sivrisinekler hastalık taşıyarak insanları öldürmektedir.
Kendinizi sivrisinek ısırıklarından korumak istiyorsanız aşağıdaki karışımı deneyebilirsiniz:

Malzemeler:

15 damla okaliptüs yağı
15 damla limon yağı
1 çay kaşığı vanilya
100 ml vodka
Hazırlanışı:

Yağları, vodkayı ve vanilyayı karıştırın ve sprey şişesine koyun. Dışarıya çıkmadan önce vücudunuza bu spreyi sıkın.

Araştırmacıların belirttiğine göre bu karışım sizi toplamda dört saat %97 oranında koruyormuş. Marketten aldığınız hazır sprey veya kremler ise %84 oranında koruyorlarmış.

Karışım sayesinde sivrisineklerden bütün yaz korunabilirsiniz
Sivrisinek ısırıklarından nefret eden arkadaşlarınızla karışımı paylaşmayı unutmayın.

Kaynak: newsner

İnsan yaşadığı yere benzer

edip-cansever-615x326

“Her yere yetişilir
Hiçbir şeye geç kalınmaz ama
Çocuğum beni bağışla
Ahmet Abi sen de bağışla
Boynu bükük duruyorsam eğer
İçimden öyle geldiği için değil
Ama hiç değil
Ah güzel Ahmet abim benim
İnsan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Konyanın beyaz
Antebin kırmızı düzlüğüne benzer
Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
Denize benzer ki dalgalıdır bakışları
Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına
Öylesine benzer ki
Ve avlularına
(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)
Ve sözlerine
(Yani bir cep aynası alım-satımına belki)
Ve bir gün birinin adres sormasına benzer
Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına
Minibüslerine, gecekondularına
Hasretine, yalanına benzer
Anısı işsizliktir
Acısı bilincidir
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye’ye Ahmet Abi.
Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden
Dirseğin iskemleye dayalı
— Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben —
Cıgara paketinde yazılar resimler
Resimler: cezaevleri
Resimler: özlem
Resimler: eskidenberi
Ve bir kaşın yukarı kalkık
Sevmen acele
Dostluğun çabuk
Bakıyorum da simdi
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.
Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi
Biz eskiden seninle
İstasyonları dolaşırdık bir bir
O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar
Nazilli kokardı
Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası
Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
Kadının ütülü patiskalardan bir teni
Upuzun boynu
Kirpikleri
Ve sana Ahmet Abi
uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
Sofranı kurardı
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
Cezaevlerine düşsen cıgaranı getirirdi
Çocuklar doğururdu
Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar…
Bilmezlikten gelme Ahmet Abi
Umudu dürt
Umutsuzluğu yatıştır
Diyeceğim şu ki
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi
Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse
Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler cepheye giden trenler gibi
İşçiler
Almanya yolcusu işçiler
Kadınlar
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su şişeleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
Ah güzel Ahmet Abim benim
Gördün mü bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
İşte o kadar.
Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.”
Edip CANSEVER