Kasım Ayı Seminer Programı-2016

kasim-egitim

Ya İçinizdeki En Gizli İstek Gerçekleşseydi…

mv5bndy2nju0ndaxof5bml5banbnxkftztgwnjq4mti2mte-_v1_uy1200_cr10606301200_al_1

Nerede olduğunu bilmediğimiz bir yerde bir oda vardır ve bu odaya ulaşan kişilerin en derindeki isteği olmaktadır. Burada dikkat etmemiz gereken istediğimizi sandığımız şey değil en dipteki gerçek isteğimiz olmakta…

Stalker (iz srücü) bu odayı bulabilme yeteneğine sahiptir ve isteyenleri bu odaya götürmektedir. Filmde bir yazar ve bir bilim adamına bu odaya gitmek için eşlik etmektedir. Ve bu üç adamın arasında derin sohbetler olmaktadır.

Sohbetler ve katmanlı anlamları beni o kadar etkiledi ki filmi saırım bir kaç kere daha izleyeceğim…

Filmde geçen ve beni etkileyen dialoglardan sadece birini örnek olarak veriyorum;Zayıflık harika bir şeydir, güç hiçbir şey. Bir insan yeni doğduğunda zayıf ve esnektir,
öldüğü zaman ise sert, kaskatı ve duygusuzdur. Bir ağaç büyürken zayıf, esnek ve tazedir.
Kuru ve sert hâle geldiğinde ölür. Sertlik ve güç ölümün arkadaşlarıdır. Esneklik ve zayıflık
ise varoluş tazeliğinin ifadeleridir’

Görüntüler bazan siyah beyaz-bazen renkli ve inanılmaz etkileyici…

Mutlaka seyredin…

Anette İnselberg

ÇOK ÖNEMLİ!!! LÜTFEN OKUYUNUZ VE OKUTUNUZ

siyah-font-kesme-seker1

 

Her doktor öğrenciliği sırasında Otto Warburg’un buluşunu öğrenir. 1930’lu yıllarda Warburg kanserin en temel biyokimyasal sebebini, yani sağlıklı bir hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur.
Bu, o kadar önemli bir b…uluştur ki, Otto Warburg’a Nobel Ödülü kazandırmıştır. Otto Warburg’a göre kanserin bir temel sebebi vardır.
Bu da, vücudun normal hücrelerinin oksijenli solunumunun, oksijensiz -anaerobik- hücre solunumuyla yer değiştirmesidir.
Warburg’un buluşu bize başka neleri anlatmaktadır?
Birincisi, kanser, normal hücrelerden çok farklı bir biçimde metabolize olmaktadır. Normal hücreler oksijene ihtiyaç duyar; kanser hücreleri oksijenden kaçınır. Hiperbarik oksijen terapisi alternatif kanser tedavisi uygulayan kliniklerde kullanılan bir yöntemdir.
Bu buluşun bize anlattığı başka bir şey de, kanserin bir mayalanma (fermantasyon) süreciyle metabolize olduğudur.
Kanserin metabolizması normal hücre metabolizmasından 8 kat daha büyüktür. Yukarıda söylediğimiz her şeyi birleştirirsek ortaya şu tablo çıkıyor:
Vücut, kanseri beslemeye çalışırken mütemadiyen kapasitesinin üstünde çalışır. Kanser devamlı açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini beslemesini talep etmektedir. Besin alımı kesilirse kanser açlıktan ölmeye başlar. Tabii Tabii kendisini beslemek için vücudun şeker üretmesini sağlayamazsa. ..
Proteinlerden şeker Bu ziyan sendromuna kaşeksia (cachexia) denir.
Kaşeksia vücudun proteinlerden (evet, doğru duydunuz, karbonhidratlardan veya yağlardan değil de, proteinlerden) “glükoneogenez” (yeniden glükoz yapımı) işlemiyle, şeker elde etmesidir. Bu şeker kanseri besler. Vücut sonunda, kanser hücresini beslemeye çalışırken kendisi açlık çeker. Şimdi, kanserin şekerle beslendiğini öğrenmişken, onu şekerle beslemek mantıklı geliyor mu size? Yani karbonhidratlardan zengin bir diyet uygulamak? Bugün, kansere karşı uygulanan birçok besin terapisi mevcuttur (işe de yaramaktadırlar) çünkü günün birinde birisi şeker ve kanser arasındaki bağlantıyı görmüştür.
Bu terapilerde, karbonhidratlar bakımından zengin gıdalara izin verilmez. Terapilerin hiçbirinde şekere de izin verilmez çünkü şeker kanseri beslemektedir. Peki doktorunuz bu gerçekleri size neden söylemez? Kim bilir? Belki doktorunuz kanseri tedavi edecek kişinin siz değil, kendisi olduğunu düşünmektedir. Belki Otto Warburg’un buluşunu duymuştur ama geri kalan parçaları tamamlayamamıştır. Belki de beslenmeyle ilgili hiçbir şey öğrenmemiştir.
Aslında 1978’e kadar ABD’nin resmi kuruluşlarından biri, beslenmenin kanserle bir ilgisi olmadığını iddia etmekteydi!! !!
Kanser ve şeker bağlantısından haberdar olanlar ise, dikkate değer terapilerle ortaya çıktılar. Bunlardan biri ‘Laetrile’dir.
Kaşeksialı hastaların yüzde 50’den fazlasında glükoneogenez sürecini durduran hidrazin sülfat bunlardan bir diğeridir.
Bugün, Minnesota Üniversitesi kemoterapi alanında bir “akıllı bomba” üzerinde çalışmaktadır. Akıllı bomba diyebileceğimiz ilacın üzerinde bir kaplama vardır.
İlaç, vücutta oksijensiz bir bölge ile karşı karşıya geldiğinde bu kaplamayı üzerinden atar. Kanseri yok etmek için kemoterapiyi serbest bırakır. Çünkü, vücutta oksijensiz tek alan, kanserli bölgedir.
Kanser hücresini aç bırakmaya çalışan besin terapileri de vardır. Kanserin ne sevdiğini bilen hasta Kanserin ne sevdiğini bilen hasta, bunları yemekten kaçınır. Kanser, çiğ yiyeceklerdense, pişmiş yiyecekleri sever. Pişirme işlemi, besinlerdeki enzimleri ve vitaminleri yok etmektedir. Bir de, kanserin şeker sevdiğini aklınızdan çıkarmayın. Kanserinizi sevmiyorsanız, onu beslemeyin!
Şeker yerine tatlandırıcı kullanmak çözüm değil Şeker yerine tatlandırıcı kullanmayı düşünüyorsanız, başka bir tuzağa düşmüş olursunuz. Tatlandırıcıların da vücuda ciddi zararları olduğu, yapılan araştırmalarla kanıtlandı.
Örneğin, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), sakarin içeren her türlü gıda maddesinin üzerine “Sağlığa zararlıdır.Hayvanlar üzerinde yapılan testlerde kansere yol açmıştır.” ibaresinin konmasını şart koştu. Aspartam ve sükraloz gibi diğer tatlandırıcılar da yan etkileri nedeniyle uzak durulması gereken gıdalar arasında.
(Editörün notu: Ama maalesef hiç birinin üzerinde böyle bir ibare yok). Kaynak: International Wellness Directory
Son iki yüzyıldır şeker tüketimi nasıl arttı? İngiltere’de 1815’de 5 kg cıvarında olan kişi başına yıllık çay şekeri tüketimi 1970’de 50 kg ‘ın üzerine çıkmıştır. 1970-2000 yılları arasında ABD vatandaşları önceki yıllara oranla yılda 100 litre daha fazla şekerli meşrubat tüketmişlerdir.
Türkiye’deki durum da artık çok farklı değildir. Çocuğu ile büyüğü ile çılgınca şeker ve beyaz un kullanılmaktadır. Bütün bu bilgiler kanserlerin niçin arttığını göz önüne açıkça sermektedir.
Aşağıdaki tedbirlerle kanserlerin en az üçte ikisi önlenebilir;
* Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin.
* Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren ‘light’ hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.
* Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. Taş devri diyeti uygulayın.
Bol taze sebze ve meyve yiyin.
* Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı)
* Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı mikroplar) zengin gıdalarla beslenin.
* Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin.
* Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin.Mümkünse manda sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin.
* Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin.
* Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin.
* Yeşil ve siyah çay tüketin (şekersiz!!!! ).
* Stresten uzak durun.
* İyi uyuyun.
* Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun.
* D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D vitamini takviyesi alın.
* Yeteri derecede egzersiz yapın!!!!
* Alkol kullanmayın.
* İşlenmiş soya ürünü yemeyin.
* Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile pişirin. Turbo fırınlar da kullanılabilir.
* Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca kanserojen olabilirler !!!!
* Daha çok toprak (güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin. Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir.
* Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın.
Prof. Dr. Ahmet AYDIN İÜ Cerrahpaşa Tıp Fak. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD
Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı
OKUDUYSAN ve BEĞENDİYSEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞIRMISIN
____________________________________________________________________________

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 13 Comments »

Beni Hiç Gezdirmiyorsun…

14610962_716634635161592_4927612019892496174_n1

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Beni Hiç Gezdirmiyorsun…

14610962_716634635161592_4927612019892496174_n1

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşama Tutkusu

bungee-jumping-nedir_646x3401

 

Genç bir adam kendi yöresinde çok tanınan bir bilgenin yanına gitti. Derdi biraz farklıydı. Genç yaşında hep başarı kazanmıştı. Babasından devraldığı küçük işi hızla büyütmüş, zengin olmuştu. Çevresindeki herkes ona saygı gösteriyordu. Düşmanı yoktu. Evliliği başarılı olmuş, çok genç yaşlarda başlayarak birkaç kez baba olmuştu. Ve genç adamın derdi de buradan sonra başlıyordu. … Bu kadar erken başarı, çok başarı, çok sayılmak yüzünden bütün çevresindeki insanları “küçük” görmeye başlamıştı. Genç adam için “önemli” hiç bir iş, hiç bir insan, hiç bir durum kalmamıştı. Hiç bir konuşmayı birkaç dakikadan fazla dinleyemiyor, okumaya başladığı her şeyi birkaç dakika içinde elinden bırakıyordu.
Bilge kişi genç adamı uzun uzun dinledi. Genç adam anlattıkça anlattı. Sonra da bilge kişi sordu: “Yaparken zevk aldığın, her şeyden daha fazla ilgini çeken hiçbir şey yok mu?” Genç adam bir süre düşündü ve cevap verdi: “Satranç…” dedi, “Ama satrancı da çok iyi oynadığım için rakip bulamıyorum.” Bilge kişi “Güzel” dedi, “Burada bir öğrencim var, o da iyi satranç oynuyor. ” Öğrencisini çağırdı, satranç masası kuruldu.
Genç adam ve öğrenci karşılıklı oturdular. Bilge kişi aniden “Bir dakika” dedi, “Bu satranç karşılaşması biraz farklı olacak. Kaybeden, kafasını da kaybedecek. Kaybedenin kafasını ben kendi elimle, kendi hançerimle keseceğim. Tamam mı?” Öğrencisi “Tabii efendim” deyince genç adam da daha zayıf bir sesle “Tamam” dedi.
Oyun başladı. “Her şeyi en iyi yapan”, “Her şeyde en başarılı” genç adam boncuk boncuk terliyordu. Yaptığı her atak bilgenin öğrencisi tarafından ustaca savuşturuluyordu. Genç adam terlemeye devam ediyordu. Bir süre sonra savunmaları düşmeye başladı. Öğrenci usta hamlelerle genç adamı sıkıştırmıştı. Genç adam bir an bilge kişiye baktı. Gözleri korku doluydu. Bilge kişi o an, bir el darbesiyle satranç masasını devirdi:
“Tamam bitti! Hiç kimsenin kafası kesilmeyecek!” Genç adam önüne bakıyordu. Bilge kişi konuştu: “İşte tekrar tutkuyu yaşadın. Dikkatini toplamayı öğrendin. Hiç kimseyi küçümsememen gerektiğini gördün. Her an ölümün yanında yaşadığın için her şeye değer vermen gerektiğini anladın.
” Sonra bilge ve öğrencisi yere saçılmış satranç taşlarını birlikte toplayıp kutusuna koydular”
alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Kadınlar Arızadır…

14656427_1395289470496398_4894749016369676860_n1

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kadınlar Arızadır…

14656427_1395289470496398_4894749016369676860_n1

Karikatür kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Pazarlama Nedir?

gelen_pazarlama1

 

PAZARLAMA KAVRAMLARI..
Bir profesor, yuksek lisans ogrencilerine pazarlama kavramlarini anlatiyordu:
1. Katildiginiz bir partide buyuleyici bir kiz gordunuz ve yanina
giderek ‘Cok zenginim. Evlen benimle!’ dediniz. Bu, dogrudan
pazarlama dir.
2. Bir grup arkadasinizla katildiginiz partide buyuleyici bir kiz
gordunuz. Arkadaslarinizdan biri kizin yanina gitti ve sizi isaret
ederek kiza ‘O cok zengin. Evlen onunla!’ dedi. Bu, reklamdir.
3. Katildiginiz partide buyuleyici bir kiz gordunuz. Kalkip
kravatinizi duzelttiniz, ona dogru yuruyup ickisini tazelediniz,
arabanin kapisini actiniz, cantasini dusurunce egilip aldiniz,
kucuk bir gezinti teklif ettiniz ve sonra ‘Bu arada ben cok
zenginim. Benimle evlenir misin?’ dediniz. Bu, halkla iliskilerdir.
4. Katildiginiz bir partide buyuleyici bir kiz gordunuz. Yaniniza
geldi ve ‘Duyduguma gore cok zenginmissiniz. Benimle evlenir
misiniz?’ dedi. Bu, marka bilinirligidir.
5. Katildiginiz bir partide buyuleyici bir kiz gordunuz.
Yanina yaklasip ‘Ben cok zenginim. Evlen benimle!’ dediniz. Suratiniza okkali bir tokat yapistirdi. Bu, musteri geribildirimidir.
6. Katildiginiz bir partide buyuleyici bir kiz gordunuz. Yanina
yaklasip ‘Ben cok zenginim. Evlen benimle!’ dediniz. O da sizi
kocasiyla tanistirdi. Bu, arz-talep uyusmazligidir.
7. Katildiginiz bir partide buyuleyici bir kiz gordunuz. Yanina
yaklastiniz, ama siz bir seyler soyleyemeden once biri gelip ona
‘Ben cok zenginim. Benimle evlenir misin?’ dedi ve kiz onunla
gitti. Bu, sizin pazar payiniza goz koyan rekabettir.
8. Katildiginiz bir partide buyuleyici bir kiz gordunuz. Yanina
yaklasip ‘Ben cok zenginim, evlen benimle!’ diyecekken kariniz
geldi. Bu, yeni pazarlara girememektir

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Aysel Abla Herkes Sana ”Deli Aysel” Diyo…

11352061_957305080956615_1014636815_n1

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Simone de Beauvoir’a göre birlikte olacağınız 9 insan tipi

Özgürlük, düşünmektir! <!– [if lt IE 9]> http://www.dusunbil.com/wp-content/themes/smart-mag/js/html5.js <![endif]–>

Feminist teorileri ve varoluşçu felsefesi ile ün kazanan Beauvoir, Sorbonne’dan mezun olan ilk kadın. Bir çok kişi onu Paris entelektüel camiasına katkılarından ve Jean Paul Sartre’la olan ilişkisinden dolayı biliyor. Birlikte olacağınız 9 farklı insan tipi hakkında yaptığı mükemmel tanımlar ise çok az insan tarafından biliniyor. 

Belirsizlik Ahlakı Üzerine adlı kitabının ikinci bölümünde Beauvoir, çocukluktan uzaklaştıkça insanların hayata karşı takındıkları benzer tavırları anlatıyor. Bilirsiniz işte; hayatın tamamen Tanrı’ya ya da tamamen aile kavramına bağlı bir anlamı olmadığını farketmek gibi. Böyle durumlarda bütünüyle özgür hissetmemize rağmen, paradoksal bir biçimde kadere bağımlıyızdır. Açıkcası tanıştığınız birçok insan, yetişkinlikle birlikte gelen ve yine aynı dönemde yitirilen özgürlüklerin karmaşası içinde boğuluyor. Ama herkes başka şekilde yaşıyor acısını. Beauvoir dönemin büyük düşünürlerine göndermelerde bulunuyor –kendisi Nietzsche hayranı sayılmaz- ve yaptığı sınıflandırmalar günümüz Tinder çiftleri için de geçerli!

Party Animals and Beautiful Young WomanPasif

Bir şey olduğu yok; hiçbir şey arzuya veya çabaya değmez.”

İçlerinde en kötüsü, çocukluk sonrası özgürlüğü farkedip kendini korku içinde dünyaya kapatan pasif insandır. Ailesi brokoli yemiyordur ve o sırf bu yüzden Uzak Doğu restoranlarında yemeyi reddeder. En başından beri her şeyin önemsiz ve sıkıcı olduğuna karar vermiştir ve özgür iradenin zorluklarıyla yüzleşmekten ziyade ondan saklanır. Golden Gate Köprüsünü görüp de etkilenmeyen insan işte bu sıkıcı, duygusuz kişidir.

Tehlike Faktörü: Düşük. Böyle birini kilometrelerce öteden farkedersiniz. dv1239048Ciddi

Ciddi insan, özgürlüğü mutlak değerlere tabi kılarak ondan kurtulur.”

Büyük ihtimalle en yaygın tür olan “ciddi”, rastgele bir nesne ya da sistem seçip onu kendi değeri kabul ederek ergenliğin varoluşsal krizlerine çözüm üretir. Seçimin gerçekte belirli bir sebebi yoktur, ama bir seçti mi de geri dönüşü olmaz. Dini fanatiklerden, bireyin değerini parayla belirleyen aç gözlü CEO’lara kadar, ciddi insanlar her yerde. Başlangıçta bu bağlılıklarını sorgulasalar dahi, devamında yalnızca hayatta mutlak bir anlama ulaşabilmek adına sürdürürler inançlarını. İpucu: Kendisi de bir sahtekar olduğunun farkında olan bu insanı rahatlıkla ironi tutkusundan tanıyabilirsiniz.

Tehlike Faktörü: Orta. Eğer siz de benzer değerlere sahipseniz sorun çıkmayacaktır. 3Tutkulu

Hayatı boyunca onu es geçen, dışsal bir nesneye bağlı olan kişi bağımlılığını trajik biçimde hisseder.”

Genellikle ciddi insanla karıştırılan tutkulu insan, obsesif bir şekilde tüm enerjisini ve inancını belirli bir şeye harcar. Fakat tutkulu kişi tüm anlamın o şeyde değil de o şeyle olan ilişikisinde olduğuna inanır. Hiç durmadan FKA twigs’in yeni albümünden ya da sana ilham verebilecek ama “her konuşmayı her ilişkiyi imkansızlaştıran” 17. yüzyıl İtalyan şiirinden konuşur. Eğer böyle bir tutkunun objesi olabilecek kadar şanslıysanız, efsunlu bir romantizm yaşıyorsunuz demektir; fakat aynı zamanda da her an alabora tehlikesinin farkında olmalısınız. Ne yazık ki, tutkulu kişi sizden ya da twigs’den tatmin olmayacaktır.

Tehlike Faktörü: Orta. Yoğun yaz romantizmi için ideal –tabii, hayatınızın en büyük ayrılık kavgasının yaratacağı duygusal yıkıntıyla başa çıkabilecekseniz! 4Nihilist

Herhangi bir şey olamayacağının farkında olan kişi hiçbir şey olmamaya karar verir.”

Genellikle çocukluğun doğallığını kaybeden ergenlerde görülürken, orta yaş krizinde ciddi olmayı deneyip başaramayanlarda da görülür. Nihilist, pasif gibi görülse de, hayata karşı şansını dener. Özgürlüklerini yaşamayı denemiştir fakat çevre onu sindirmiştir. Bunun da etkisiyle Nihilistler daha coşkulu, daha agresif ve Nietzche okumalarını sizinle paylaşma konusunda çok ısrarcıdırlar.

Tehlike Faktörü: Yüksek. Pasifin aksine, Nihilistler bir köşede oturup surat asmakla yetinmezler. Hayatın anlamsız olduğunu herkese kanıtlamak zorundadırlar. “Eğer o hiçbir şey olmaya karar verdiyse, tüm insanlığın da yok olmasını bekler,” diye uyarıyor Beauvoir. 5Şeytani

Çocukluğun , toplumun yahut Kilise’nin değerlerini inatla sürdürür ki bunları hor da görebilsin.”

Ciddi insanın garip bir türü olan şeytani, belli bir görüşe ya da gruba sadık kalır fakat buradaki tek amacı o görüşü, grubu eleştirip onlardan yakınmaktır. Vogue’da çalışan ve Birkin çantasıyla gezip, moda dünyasını kötüleyen kadın işte bu türdendir. Ya da akşam hamburger yemeyi önerdikten sonra bütün gece çiftlik hayvancılığını kötüleyen adam da yine Şeytani türdendir. Klasik hipster malzemesi.

Tehlike Faktörü: Düşük. Çoklu kişilikleri, meraklı Melahatleri baştan çıkarabilir fakat yine de fark etmesikolay.6Maceraperest

Büyük bir hevesle kendini keşfin, aşkın, politikanın, savaşın vaatlerine doğru yöneltir. Ama kendini, yaptığı şeyin sonuçlarına değil; yalnızca zaferine bağlar.”

Nihilistin canlı, optimist versiyonu; fakat maceraperest, hayatın mutlak bir anlamı olmadığını bilir. Bu yüzden hiçbir şeye sadık kalmadan bütün fırsatları yakalamaya çalışan, hazcı bir tavır takınır. Varoluşsal sıkıntılardan kurtulmuştur ve bir çoğumuzu kıskandıracak biçimde anı yaşar. Pop-Budizm üzerine yaptığı mükemmel konuşmayla sizi kendine hayran bırakabilir. Ama aklınızda bulunsun: Maceraperest, yaptığı aşırılıkların tarih kitaplarına geçmesine dair gizli bir istek duyar.

Tehlike Faktörü: Yüksek. Baştan çıkarıcı, idealist aforizmalar kullanarak, Maceraperest, kendi kuralsız, bohem yaşam tarzını güzelleyen her türlü kötülüğü savunacaktır. Nihilizme ne kadar yakın olduğunu farkettiğinde ya size duygusal olarak bağımlı olacaktır yada başka bir maceraya yelken açacaktır. 7Eleştirmen

Topyeküm hakikat adına, insan tarafından ortaya atılan gerekli kısmi gerçekleri anlar, kontrol eder ve reddeder.”

Her zaman skeptik, her zaman dikkatli olan Eleştirmen, Ciddi yada Nihilist olma konusunda her daim gözünü açık tutar. Tek bir doktrine bağlı kalmaktan kaçınır fakat bazı görüşlerin diğerlerinden daha anlamlı olma fikrine de inanır. Yine de Eleştirmen kendini akla adamıştır çünkü onu, bedenin öznelliğinden uzaklaşmasında yardımcı, nesnel bir sığınak olarak görür. Fakat bu tamamen bir hiledir: “İddia ettiği gibi özgür bir zihin olmaktan ziyade, kendi seçimi olmayan bir davanın utanç dolu hizmetkarıdır.” Eleştirmen tamamen siyah giyinir ve yargılarını “nerdeyse,” “öte yandan,” “fiilen” gibi kelimelerle süsler.

Tehlike Faktörü: Düşük. Özel bir çekicilikleri yok ama rahatsız edici de değiller. Sürekli fikir değiştirmeleri zamanla sıkıcı olabilir. AA024418Sanatçı

Varoluşa dikkat çekip, onu sonsuz hale getirmeye çalışırlar.”

Maceraperestler gibi, sanatçılar da varoluş krizlerine karşı olgun bir tavra sahiptirler. Hayatta bulunması gereken bir öz olmadığının farkındadırlar ve dikkatlerini hayatın sıradanlığına verirler ve her gün bu sıradanlığı, kayda değer bir hale getirmeye çalışırlar. Eleştirmenler gibi onlar da zamanın ve özgür iradenin ötesinde nesnel bir kavramın varlığına inanırlar: güzellik. Bir tablonun güzelliği hakkında uzun uzadıya konuşabilirler ve bu ilgi rahatlıkla tutkulu bir ilkeye dönüşebilir.

Tehlike Faktörü: Orta. Suluboyanın sizi nasıl varoluş problemlerinden uzaklaştıracağını anlayamayabilirsiniz… Ta ki asla onların gerçek saplantısı olan sanata ulaşamayacağınızı fark edene dek. 9Özgür

İnsan, varlığı hakkındaki yargılara ancak diğer insanların varlığı sayesinde ulaşabilir.”

Beauvoir’e göre varoluşsal problemlerle yüzyüze gelip, onları aşmayı başaran çok az kişi var. Bunu, hiçbir şekilde bencillik taşımadan, tamamen başkalarının mutluluğuna odaklanarak başarıyorlar. Diğer tiplerin abartılarından uzak durup ama asla da salt Nihiliste dönüşmeden tek bir görüşe bağlı kalıyorlar; başkalarının özgürlüğünü korumak. Başkalarını düşünen ruh ikizi, dinleyici, başkasının iyiliği için kendi rahatından koşulsuz şekilde vazgeçen kişiler işte bu tip insanlar. Bu Özgür insan tipinin varlığı tartışmalı. “Kendi özgürlüğünü istemek, başkalarının da özgürlüğünü istemektir,” diyor Beauvoir. Belki de kendisi bu konudaki tek örnekti.

Yazar: Colton Valentine
Çeviri: Şebnem Ertan
| Düşünbil Portal |

Elmanın 25 Faydası…

elmanin-yararlari-32api3n1jbr5pa01lgsv0g1

 

Elmanın yararları o kadar çok ki inanın saymakla bitiremeyeceğiz. Üretimi çok fazla ve ucuz olmasına rağmen faydaları ile herkesin gönlünde taht kurmayı başarmış bir meyvedir. Çeşitli boyutlarda olması sizi yanıltmasın, bazıları çok iri, bazıları ise ceviz gibi olabiliyor. Çin elması tabirini de sıkça duymuşsunuzdur, ne kadar küçük olabileceğinin kanıtıdır.
İlk olarak uzun makale okumayı sevmeyenler için kısa kısa notlar ile elmanın ne gibi faydaları olduğuna değineceğim. İlerleyen bölümlerde; hangi hastalıklara karşı koruduğunu, kalorisini, hangi tür elmanın neye iyi geldiğini aktaracağım.

Günlük enerji ihtiyacının bir kısmını içerdiği şeker ile karşılar, yağsız olduğu için kilo yapmaz.
Her gün düzenli olarak tüketilen 1 elma birçok hastalığa karşı korur, lakin şeker içerdiği için fazlası zararlı olabilir.
Kilo vermek isteyenlerin açlık anında ara öğünde yemeleri ile diyetin en büyük yardımcısıdır.
Tıp dünyasının uzun yıllardır çare bulamadığı kanseri önlemede elmanın yararları araştırmalar ile kanıtlanmıştır.
Sürekli hazır yemekten dolayı kabız mısınız? İşte elma kabızlığı önler.
Elmanın bilinen en önemli faydası kötü çocuk LDL kolesterolünü düşürür, iyi çocuk HDL’yi de yükseltir.
Kışın sürekli hasta mı oluyorsunuz? Elma yiyin, C vitamini depolayın, kışın herkes hastayken siz turp gibi olun. Halsizliğe iyi gelen yiyecekler makalemize göz atabilirsiniz.
Şehir hayatından dolayı düzgün nefes alamıyorsanız nefes açmaya elma iyi gelir.
Gastrit rahatsızlığınız mı var? Günde tüketeceğiniz 1 elma o kötü mide yanmasına da iyi gelir.
Diş sağlığı testlerinde genelde elma yemenizi söylerler. Diş etiniz sağlamlaştırır ve kalıcı beyazlık sağlar.
Uyku problemi çekiyorsanız geceleri 1 tane yiyin ve mışıl mışıl uyuyun.
Yeşil elmanın faydaları ise midesinde sürekli bulantı sorunu yaşayanlar için bitkisel bir tedavi yöntemidir.
150 gram bir elmada ortalama 80 kalori olduğu için obeziteyi de önler.
Enerji vermedeki faydasının yanı sıra kalp damar sağlığını da korur.
Günümüzde birçok çocuk astım tehlikesi ile karşı karşıya. Eğer bu makaleyi okuyan hamile bayanlar varsa günde 1-2 elma yesin ve çocuğunu astım riskinden korusun.
Ailenizde genetik kalp hastalıkları riski var mı? Elmanın yararları sayesinde artık kalp krizi riskiniz yüzde 25 daha az olacak.
Eskiden tıp çok gelişmemişti. Yüksek ateş için bitkisel tedaviler deneniyordu. İşte elmanın ateşi düşürme gibi bir faydası daha ile karşılaştık.
Tansiyonunuz sürekli yükseliyor mu? Düzenli şekilde bu meyveyi yiyin ve artık yüksek tansiyondan korkmayın.
Hastalıklara yakalanmamızın, erken yaşlanmamızın nedeni hücre ölümleridir. Elmanın bir diğer faydası da hücreleri öldüren maddeleri yok etmesidir.
Egzersiz öncesi yapay enerji içeceklerini bir kenara atın. İhtiyacınız olan enerji ve suyu elma sağlayacaktır.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki günde 2-3 tane yenilen elma 60 gün sonunda kötü çocuk LDL kolesterolünün 10’da 1 oranında düşmesine fayda sağlıyor.
Yaşlandım artık romatizmalarım ağrıyor diyorsanız bu sihirli meyveyi tüketmeyi ihmal etmeyin.
Kızlar, cildinizin parlamasını istemez misiniz? Elma cildi parlatır, gençleştirir, güzelliğinize güzellik katar.
Başınız mı ağrıyor? Grip mi oldunuz? Artık ilaçları bir kenara bırakın ve her gün bu mucizevi meyveyi tüketin.
Vitamini kabuğundadır derken şaka yapmıyorlardı. Güzelce yıkadıktan sonra soymadan tüketilen elma beyin hastalıklarına da iyi gelir.

kaynak: yararları zararları

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eskiyi bırakmak ile yeniyi başlatmak arasında bir karmaşa ve boşluk dönemi yaşanır.

sinuzit-papatya1

“-Eskiyi bırakmak ile yeniyi başlatmak arasında bir karmaşa ve boşluk dönemi yaşanır.

İnsanlar genelde bu dönemde kendilerini kaybolmuş hisseder ve o kaybolmuşluğu, bir şeyin yanlış olduğunu gösteren başka bir işaret olarak yorumlar.

Oysa bu sadece, tarafsız bölgenin verimli kaosuna girmiş olduklarını gösteren bir işarettir.!”
W. Bridge

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eskiden leblebi yer gibi ilaç yerdim. 5 yıldan bu yanadır bir tek antibiyotik dahi almadım

6-10-2016-11

 

Bu kürü yılın ve her mevsiminde kıllanmanız mümkündür. Hastalıkların salgın olduğu bu zamanlarda tüketmeye başlarsanız soğuk algınlığı olma riskiniz sıfıra düşer.
Fayda sağladığı yerler.
Öksürük tedavisinde kullanılır.
Mide üşütmelerinde, bulantılılarda tedavi edici etkisi vardır.
Gribe karşı mucizevi bir koruma sağlar.
Vücut direncinizi artırır.
Virüsleri etkisiz kılar.
Bağışıklık sistemini güçlendirir.
Ses tellerini güçlendirir.
Kansere karşı direnç sağlar.
İştah açıcıdır,
Antiseptik özelliği kanın temiz kalmasını sağlar,
Mideyi düzenler,
Mide bulantılarını giderir,
Mide ağrılarında ve hazımsızlıkta iyi bir seçimdir,
Bağırsaklarda biriken ve atılamayan gazların kolaylıkla atılmasını sağlar(colic),
Solunum yollarını açar,
kanın yapısını daha akışkan hale getirir(ki bu kalbin daha rahat çalışmaı demektir)
Vücutta sıcaklık ve terleme meydana getirir.
Zencefil gerçekten iyi bir anti oksidandır(oksitleri temizler dışarıya atılmasına yardımcı olur)
Kalp ritminin düzene girmesini sağlar,
özellikle romatizmal rahatsızlıklarda bin yıllardır kullanılmaktadır.
Baş ağrılarını gideici özelliği vardır.
Zencefil Uykuyu rahatlatır,
Kandaki kollesterolu diğer bir çok bitkiye nazaran daha fazla oranda düşürür,
Bu ve buna benzer daha bir çok faydaları vardır zencefilin.
Kış Kürü Yapılışı için gerekli Malzemeleri:
1 adet limon ( Dilimlenmiş)
1 adet orta boy kavanoz
1 kavanozun yarısına kadar taze zencefil
Yettiği kadar bal
Hazırlanışı
Öncelikle zencefilin kabuklarını soyun ve ince bir şekilde dilimleyin.(veya rendeleyin) Dilimlediğiniz zencefilleri kavanoza yerleştirin ve dilimlenmiş limonları da ekleyin. Üzerine Balı da ilave edin. Kavanozun kapağını sıkıca kapatın ve buzdolabına kaldırın
Kış kürünü kullanacağınız zaman hazırladığınız zencefil karışımından 1 yada 2 tatlı kaşığı ekleyin ve üzerine sıcak su ilave edip karıştırın.
Zencefil Limon Bal karışımını sıcak olarak tüketebileceğiniz gibi soğuk su veya soda ilave ederek de tüketebilirsiniz.
Hazırladığınız bu karışım buzdolabında 2-3 ay bekleyebilir.

kaynak. sedat aşçı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 10 Comments »

Her Gün Daha Çok Sarılmak İçin 10 Neden

 

 

Sarılmak, birisine karşı sevgi veya sempati göstermek için, kollarınızı uzatıp onun etrafına dolamaktır.

Son yıllarda sarılma eyleminin, hem fiziksel hem de zihinsel sağlığımız için çok yararlı olduğu keşfedildi. Pek çok kişi için sarılmak sıradan bir eylem olsa da, kucaklaşmak aslında stresle savaşıp, negatif duyguların üstesinden gelmek için çok güçlü bir silahtır.

Güzel bir kucaklaşma en az 20 saniye sürmelidir ve birbirini seven veya güvenen iki kişi arasında gerçekleşmelidir.

 

Gün içinde daha çok sarılmaya yer verin. Sarılmak kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olan terapik bir etkiye sahiptir.

Daha fazlasını mı öğrenmek istiyorsunuz? Sarılmayı günlük bir alışkanlık haline getirmeniz için 10 nedenimiz var!

1- Ruh halinizi iyileştirir

keyifli

Sevdiğiniz birisi size sarıldığında bu tüm gününüzü değiştirip, negatif eneriyi üstünüzden atmanızı sağlayabilir.

Sarılmak sevgi hormonu olarak da bilinen oksitosin salgılanmasını tetikler, ve kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayan endorfinlerin salgılanmasını arttırır.

Birisine sarıldığımızda, bizi pozitif enerji ile dolduracak olumlu duyguları paylaşmış oluruz.

2- Acıyı azaltır

Bu basit sevgi gösterme hareketi hem fiziksel hem de zihinsel acı ile baş etmek için en etkili yöntemlerden birisidir. Sarılma sonucu artan oksitosin seviyeleri, acıyı geride bırakarak ana odaklanmanıza yardımcı olur.

3- Güven hissini arttırır

sarilmak

Sarılmanın verdiği sıcak hissiyat, güvende hissetmemizi sağlar ve yalnızlık endişelerini uzaklaştırır. Sarılmak duyguların ortaya çıkmasına yardımcı olur, ilişkilerin gelişmesini sağlar ve davranış bozukluklarını önler.

4- Özgüveni arttırır

Bu başlı başına gün içerisinde daha çok sarılmanız için bir nedendir. Bu eylem, ciddi oranda endişe ve korkuları azaltır, rahatlayabilmek için başkalarının onayına duyduğunuz ihtiyacı azaltır.

Birisine sarıldığınızda salgılanan iyi hissettiren hormonlar ve ortaya çıkan pozitif enerji size yardımcı olur.

Bilimsel açıdan bu çok basit bir fenomenle açıklanmaktadır: yalnız kaldıklarında en sevdikleri oyuncak hayvanlarına sarılan çocuklar, kendilerini daha güvende hissedip sakinleşirler.

5- Kalp krizlerini önler

cift

Her gün sarılmak, kalp ritmi ve kan akışını dengelemeye yardımcı olarak kalbinizi korur.

Sarılmak kandaki oksijen seviyelerini yükseltir ve bu da kalbin düzgün çalışmasına yardımcı olur.

Sık sık sarılmayan veya benzer bir fiziksel temas kurmayan kişilerin kalp sorunu riski daha yüksektir.

6- Sinir sistemine iyi gelir

Sarılmanın sakinleştirici etkisi sadece kalp sağlığınıza değil, sinir sisteminize de iyi gelir.

Günde birkaç defa sarılmak veya size sarınılması sinirlerinizin gevşemesini sağlar ve stresin, endişenin ve diğer negatif duyguların hayatınızı zorlaştırmasını önler.

7- Bağışıklık sistemine iyi gelir

bagisiklik-sistemi

Yeterli miktarda oksitosin salgılandığında, enfeksiyon ve bağışıklık sistemi hastalığı riskiniz azalır.

Bedeninizdeki antikor miktarını arttırarak, bedeninizin virüs ve bakterilerle savaşma becerisini arttırır.

8- Nöronal gelişme

Sarılma şeklinde gösterilen sevgi, özellikle bebeklerin nöronal gelişmesi için çok önemlidir.

Bu tarz bir fiziksel temas kurulmaması sinirlerin ölmesine ve ileride mental ve motor becerilerin azalmasına neden olur.

Duke Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma, daha az kucaklanan bebeklerin beyinlerinin %20 daha küçük olduğunu göstermektedir.

Daha fazlasını öğrenmek için: Uzun Bir Hayat Sağlayan 9 Sağlıklı Alışkanlık

9- Bağları güçlendirir

Mutlu bir ilişkinin anahtarı beden dilidir. Birbirlerine sarılan çiftlerin arasındaki bağ daha güçlüdür ve bu kendilerini daha çok sevilmiş ve güvende hissetmelerini sağlar.

10- Tansiyonu kontrol altında tutar

tansiyon

Sarılma sırasında başka bir kişi ile kurulan fiziksel temas, ciltte bulunan ve sinirlere sinyal gönderen kan yuvarlarını aktifleştirerek tansiyonun düşmesine yardımcı olur.

Bu bedeninizin kendisini daha güvende hissetmesini, kalp ritminizin dengelenmesini ve kan basıncının normale dönmesini sağlar.

Her gün yeterince sarılıyor musunuz? Birisine sarılmanın size hiç bir maliyeti yoktur ve bu hayatınızı daha da güzelleştirmek için harika bir yoldur.

Hayatınıza daha fazla anlam katmak için, her gün daha çok kucaklaşın!

kaynak: sağlığa bir adım

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »