Archive | 06 Ekim 2016

Son moda ruh hastalığı: Memnuniyetsizlik

baby-girl-e14605718244351

 

 

Siz hayatın size sunduğu hediyeye karşı memnuniyetsiz bir yaklaşım sergiledikçe hayatta size güzelliklerini sunmaktan vazgeçecektir. Bizler nasıl bir ruhla ödüllendirilmiş, ruhtan ibaret varlıklar isek hayatın kendisi de bizim tüm ruhlarımızın toplamı. En büyük ruh, en büyük enerji kaynağı ise varoluşun kendisi ve buna saygı duyma zorunluluğumuz var.

Bazen kendimle ilgili sorulara cevap bulmak istediğimde tek başıma dolaşırım sokaklarda. Mahalle aralarında yürür, evlerden gelen seslere kulak verir, deniz kıyısında oturur; yürüyen insanları izler ya da parka gider bir kenardan çocukları izlerim. Kendi cevaplarımı ararken gözlem yapmak, benim dışımda akıp giden dünyayı anlamaya çalışmak ve bu hayatın içerisine dâhil olmak, çözüme giden yolda işimi kolaylaştırır.

Son dönemde gözlem yapmak için gittiğim her yerden, cevap bulmak için izlediğim her durumdan daha da fazla soru işaretlerine sahip olarak dönüyorum. Kafamdaki en büyük soru “Neden herkes bu kadar memnuniyetsiz?” Mutsuz olmaktan bahsetmiyorum, evet birçoğumuzun mutluluk kavramıyla ilgili de sıkıntıları var fakat mutlu olabilme durumunu bir şekilde çözümleyebiliyoruz. Memnuniyetsizlik bir hastalık gibi birimizden diğerine yayılıyor. Ne gidilen tatiller yetiyor, ne dolaptaki giysiler, ne kazanılan paralar ya da ulaşılmış kariyer hedefleri. Yıllarca koca bulma uğruna kendilerini helak eden kızlarımız, evlendikten sonra bol kısırlı mercimek köfteli altın günlerinde beylerinden ne kadar memnuniyetsiz olduklarından dert yanıyorlar. Yıllarca çocuk hasretiyle yanıp tutuşan çiftler, evlat sahibi olduktan sonra bezmiş bir yüz ifadesiyle uykusuz geçirilen gecelerden çocuğun çok gazlı olmasından şikâyet ediyorlar. Başka bir taraftan yıllarca devlete girip öğretmen olmak için kendilerinden geçen insanlar, atanıp öğretmen olduktan sonra sistemin bozukluğundan öğrencilerin işe yaramazlığından dem vuruyorlar. Bu örnekler hiç bitmiyor aksine katlanarak çoğalabiliyor.

Memnuniyetsizliğimizin kaynağı gerçekten dış dünya mı? Her şey mükemmel bir sistem içerisinde gidiyor olsaydı memnun olabilme durumunu hakkıyla yaşar mıydık?
Yaratıcı muhteşem bir sistem kurmuş. Gerçekten yürekten istediğinde hayat sana altın tepside isteklerini bir bir sunuyor. Bu sunumun devamlılığının sağlanması ise kişinin kendi ellerinde oluyor.
Bazen duyuyorum; “İstediğim hiç bir şey gerçek olmuyor.” Diye yakınanları… Bir zamanlar istediğiniz bir şey gerçekleştiğinde nasıl tepkiler verirdiniz? Hiç fark ettiniz mi? Ya da soruyu farklı bir şekilde sorarsam; Çok sevdiğiniz bir arkadaşınıza elinizden geldiğince hediye aldığınızı ve onunda her defasında aldığınız hediyeye olumsuz bir taraf bulduğunu ve memnuniyetsizlik gösterdiğini… Bu olumsuz ve memnuniyetsiz tavır karşısında daha ona ne kadar hediye almaya devam edebilirsiniz ki?
Hayat da tam olarak böyle işte… Siz hayatın size sunduğu hediyeye karşı memnuniyetsiz bir yaklaşım sergiledikçe hayatta size güzelliklerini sunmaktan vazgeçecektir. Bizler nasıl bir ruhla ödüllendirilmiş, ruhtan ibaret varlıklar isek hayatın kendisi de bizim tüm ruhlarımızın toplamı. En büyük ruh, en büyük enerji kaynağı ise varoluşun kendisi ve buna saygı duyma zorunluluğumuz var.
Memnuniyetsizliğin temel kaynağı hayatın kendisinden öte bizlerin yaşama karşı sergilediği tutumdur. Bizler ki kendi iç dünyamızda ruhumuzla öz varlığımız ile memnun ve barışık olamadıkça, hayatın sunduklarına şükran duymadıkça, yaşamın güzelliklerine de olumsuzluklarına da aynı oranda saygı göstermedikçe, evrenin cömertliğini hem gözlerimiz göremeyecek hem de var olan bu sonsuz cömertlikten de kendi payımıza düşeni alamayacağız. Biz kendimizi onaylamadıkça evrenle bir bütün olmamız mümkün olmayacaktır. Bir bütün olarak ilk önce kendimizi onaylamamız ve sevmemiz, her koşulda karşımıza çıkacak olan durumları da memnuniyet ile kabullenmemize sebebiyet verecektir.

Şimdi soralım kendimize; “Ben kendimden ne kadar memnunum?” diye. Stefanno D’ anna Tanrılar Okulu kitabında “Dünya böyle çünkü sen böylesin” der. Dünya bizim yansımamızdır. Etrafımızda gördüğümüz her durum ve olay biz böyle olduğumuz için böyledir. Biz değişmeye karar vermedikçe hayatta aynı olayları farklı senaryo ve kişiler ile tekrar tekrar karşımıza çıkaracaktır, ta ki biz bunlarla neden karşılaştığımızı fark edip kendimizden memnun olup, varlığımıza şükran duyup aynada kendimize kocaman gülümseyip öz varlığımıza teşekkür edene kadar…

kaynak: indigo hüma ünsal

Louise Hay Hayatı Ve Kanserini Nasıl İyileştirdiği

about-body-11

Louise şifa teknikleri ve pozitif öğretisi ile milyonlarca insanın yaşamlarını güzelleştirmelerine , bedensel zihinsel ve ruhsal sağlıklar oluşturmalarına yardımcı olmuştur.
Avustralya medyası tarafından neredeyse yaşayan ermiş sıfatı ile isimlendirilmiş Louise Hay,aynı zamanda kişisel gelişimin dünyadaki en önemli isimlerinden biridir. Bedenini İyileştir isimli ilk kitabı 1976 yılında yayınlanmıştır. Bu tarih Dünyada zihin ve beden bağlantılarının konuşulmaya başlamasından çok önce idi.
1988 yılında daha gelişmiş ve yenilenmiş bir baskısı çıktı ve en iyi satan kitaplar listesinde uzun bir zaman durdu. 33 farklı ülkede yayınlandı ve 25 farklı dile çevrildi.
Louise hayatının işine 1970 yılında Newyork da başladı. Hayatını güzelleştirmek için pek çok kurslara ve eğitimlere katılırken kendini insanlara danışmanlık yaparken buldu. Bu hobi çok kısa zamanda tam zamanlı bir iş haline dönüştü. Bir süre sonra Louise tüm bedensel hastalıkların zihinsel nedenlerini ve bunların nasıl pozitife döndürülebileceği ile ilgili bir referans kitabı yazdı. Tüm Amerika kıtasında seyahat ederek eğitimler ve seminerler vermeye başladı.
Louise bir süre sonra kansere yakalandı. Kendi teorilerini pratiğe dönüştürdü ve 6 ay içinde ameliyat yada kemoterapiye ihtiyaç duymadan kanseri tamamen iyileştirdi.
1980 yılında Louise tekrar California eyaletine geri döndü ve tüm öğretilerini kitaplara dökmeye başladı. 1984 yılında orijinal ismi You Can Heal Your Life yayınlandı. Bu kitap Türkçeye Düşünce Gücüyle Tedavi adı ile çevrildi.
New york Times en çok satılan listelerinde tam 13 hafta kaldı. Tüm dünyada 50 milyondan fazla baskısı satıldı.
Louise 20 yıl sonra Opray Showa çıktı ve kitap gene en iyi satanlar listesine yerleşti. Bir kitabın 20 yıl ara ile en iyi satanlar listesine yerleşmesi dünyada ilk defa oluyordu.
Louise Hay House adında bir şirket kurdu. Önce evinin salonunda başlayan bu firma dünyada son derce tanınan pek çok yazar ve kişisel gelişim uzmanlarının kitaplarının yayınlandığını çok başarılı bir şirket haline geldi.
Louise 81 yaşında kendi filmini yaptı. Adı kitabı ile ve tüm Dünyada markalaşmış öğretisi ile aynı. You Can Heal Your Life.
Louise şu anda 89 yaşında halen San Diego da boyama, bahçecilik ve danslarla meşgul olduğu sağlıklı ve aktif bir hayat sürüyor