Şu köşelerdeki boşluklara gelince, onlar karşılıksız sevmelerimden başka bir şey değil. Ben sevgimi verdim, ama karşılığını alamadım

faldabulut1

 

 

Bir zamanlar, genç bir adam küçük bir şehrin meydanında durmuş, yüksek sesle yüreğinin o civarın en güzel yüreği olduğunu ilan ediyordu. Etrafında toplanan insanlar, onun elinde tuttuğu yüreği görünce hayranlık sesleri çıkardılar. Gerçekten de kusursuz bir yürekti gencinki. Üzerinde en küçük bir çizik veya buruşukluk bile yoktu. Herkes aynı ağızdan onu doğruladı: Evet, kesinlikle gencin yüreğinden daha güzel bir yürek görmemişlerdi! Onlarında desteğini alan genç, daha yüksek sesle yüreğiyle övünmeye ve gururlanmaya başladı.
Derken, kalabalığın içinden yaşlıca bir adam sıyrıldı ve gence doğru yaklaşıp şöyle dedi: “Korkarım, senin yüreğin benimki kadar güzel değil, genç arkadaşım!”
İnsanlar ve genç adam yaşlı adamın elinde tuttuğu yüreğe baktılar. Güçlü atıyordu, ama üzeri yara bere ile doluydu, kimi kısımları kopmuş ve onların yerine konulanlar tam uymadığı için çıkıntılar oluşmuştu. Dahası, bir sürü köşesinde de boşluklar vardı. Belli ki, buralarda kopan parçaların yerine bir şey konulmamıştı.
… Bu kalbe bakan herkesin aklına aynı soru geliyordu: Bu adam nasıl olur da en güzel yüreğin kendisininki olduğunu söyleyebiliyordu?
Genç adam kalabalığın sözcülüğünü üstlenip yaşlı adamın yüreğine bakıp güldü:
“Şaka yapıyor olmalısın amca!” dedi. “Bir senin yüreğine bak, bir benimkine. Seninki, çiziklerle, yaralarla, gözyaşlarıyla dolu, benimki ise tertemiz ve bir çizik bile yok üzerinde.”
Evet!” dedi yaşlı adam. “Seninki güzel görünüyor, ama dünyaları versen yüreklerimizi değişmem.” Sonra da kendi yüreğini gence doğru uzatıp anlatmaya başladı:
“Şu yaralar, çizikler var ya, onların her biri sevgimi verdiğim bir insanı temsil ediyor. Her birine yüreğimin bir parçasını koparıp verdim. Onlar da kendi sevgilerini verdiler bana. Yüreklerinden koparıp verdikleri parçaları kendi yüreğimdeki boşluklara ekledim. Ama parçalar tam tamına uymadığı için bazı yerler gördüğün gibi çıkıntılı oldu. Böylesi daha iyi, çünkü bu çıkıntılar, parçaların birbirine tam uymayışı, bana paylaştığım sevgileri hatırlatıyor.”
“Şu köşelerdeki boşluklara gelince, onlar karşılıksız sevmelerimden başka bir şey değil. Ben sevgimi verdim, ama karşılığını alamadım. Kim bilir, günün birinde belki o köşeler de dolacak. Ama yine de, bana insanları karşılıksız sevmeyi hatırlattıkları için hoşuma gidiyorlar.”
“Şimdi söyle bakalım delikanlı, gerçek güzelliği anladın mı?”
Gözyaşları yanaklarından süzülen genç adam yaşlı adama doğru yürüdü. Elimdeki yüreğinden bir parça koparıp titreyen ellerle karşısındaki adama uzattı. Yaşlı adam bu sevgi ikramını kabul edip o parçayı yüreğine ekledi. Sonra yaralı bereli yüreğinden bir parça alıp genç adamın yüreğindeki boşluğa yerleştirdi. Parça oraya tam uymamıştı, girintiler çıkıntılar vardı.
Genç adam, yüreğine baktı, eskisi kadar mükemmel değildi belki, ama çok daha güzeldi. Çünkü, yaşlı adamla paylaştığı sevginin işareti duruyordu üzerinde.
İki insan sevgiyle kucaklaştılar, sonra kol kola kalabalığı yararak oradan uzaklaştılar…

İnsan, neyse o olmayı reddeden tek yaratıktır…

14051565_1357267930957839_281881903230841716_n1

 

 

Antik zamanlarda yaşamış yaşlı bir adamla, genç bir çocuğun hikayesidir bu:
Yaşlı adamın adı Sartebus, genç çocuğun ki ise Kim’di… Kim, yalnız yaşayan, yiyecek ve başını örtecek bir çatıdan çok, bir neden arayan, köyden köye dolaşan bir yetimdi. “Neden” diye merak ederdi; “Neden her şey bu kadar zor? Biz kendimiz mi zorlaştırıyoruz, yoksa mücadele etmemiz gerektiği için mi?”
Bunlar, Kim kadar genç bir çocuk için bilgece düşüncelerdi…
Bir gün, aynı yolda seyahat eden yaşlı bir adamla tanıştı.
Yaşlı adam, oldukça ağır görünen, üzeri örtülü, büyük bir sepet taşıyordu. Yol kenarında mola verdiklerinde, yaşlı adam yorgun bir halde sepetini yere koydu.
Kim’e, sanki “yaşlı adam varını-yoğunu bu sepette taşıyormuş” gibi geldi. “Sepetin içinde onu bu kadar ağır yapan ne var?” diye sordu Kim, Sartebus’a…
“Onu senin için taşımak beni mutlu edecektir. Ne de olsa sana göre çok genç ve güçlüyüm!”
“O senin, benim yerime taşıyabileceğin bir şey değil” diye yanıtladı yaşlı adam.
“Kendim taşımam gereken bir şey.” Ve ekledi…
“Bir gün, kendi yolunda yürüyeceksin ve benimki kadar ağır bir sepet taşıyacaksın.”
Günlerce ve kilometrelerce birlikte yürüdüler ve Kim, Sartebus’a “İnsanların neden böyle kendi kendilerine eziyet ettikleri” hakkında sorular sordu. Ama ne yanıtlarını öğrenebildi, ne de yaşlı adamın taşıdığı sepetin içindeki ağır yükün ne olduğunu…
Sonunda Sartebus, artık daha fazla yürüyemeyeceği ve son kez dinlenmek için uzandığı zaman, sepetin içindeki sırrı söyledi ve neden insanların kendi kendilerine eziyet ettiklerinin yanıtını da verdi :
“Bu sepette” dedi Sartebus, “kendim hakkında inandığım ama gerçek olmayan şeyler var. Onlar, yolculuğum boyunca ağırlık yapan taşlardı.” “Şüphenin her çakıl taşının, tereddüdün her kum tanesinin ve yanılgının yol boyunca topladığım her kilometre taşının ağırlığını sırtımda taşıdım. Bunlar olmadan çok ilerilere gidebilirdim. Hayalimde canlandırdığım insan olabilirdim. Ama bunlarla, yolun sonunda, gördüğün gibi baş başayım…”
Ve sepeti kendisine bağlayan ipleri bile çözemeden, yaşlı adam gözlerini kapadı, son uykusuna daldı…
Kim, sepeti Sartebus’un sırtından çözdü ve içini merakla açtı…Sepetin içi boştu! Ve o anda sorularının yanıtını anlar gibi oldu: Çoğumuz, sırtımızdaki bir sepette korkularımızı ve kendi oluşturduğumuz sınırlarımızı taşıyarak yaşadığımız için, hayallerimizle birlikte gömülüyoruz!

Yazarı Bilinmiyor

Kaynak: Charlotte Gabay

Enerjinizi Bağlayan 10 Etkenden Kurtulun…

cropped-difficulty-kc4b1sa1

 

Umutsuzluk içine düşeriz. Çevremizdeki herkes gibi asık suratlı olur ve emeklilik yıllarını beklemeye başlarız. Hayallerimizi kaybeder ve çocukluk enerjimize veda ederiz. Üçüncü sayfa haberlerini okur ve bunlar bizim başımıza gelmedi diye seviniriz. Sonunda ise enerjimizi kaybeder ve hayallerimize veda ederiz. Hadi gelin enerjimizi bağlayan bu etkenleri değiştirelim. Gülüşümüze ve enerjik yıllarımıza tekrar kavuşalım.

Kendinizi suçlamayı bırakın.
Her sabah kendime kızıyorum. Başaramadığım şeyler beni bu hale getirdi veya şunları yapabilseydim daha iyi olacaktı. Şöyle yapsaydım harika bir hayatım olacaktı. Aynaya bakın ve kendinize sen harika bir insansın ve seni suçlamıyorum deyin. Geçmiş hatalarınızı affedin ve geçmişin yükünü artık sırtınızdan indirin.

Başkalarını mutlu etmeye çalışmayın.
Tüm enerjinizi size değer vermeyen ve sizi önemsemeyen insanlar için harcamayı bırakın. Sizi seven insanlara odaklanın. Ailenize ve sizi sadece siz olduğunuz için sevenlere. Enerjiniz bağlanıyor çünkü hayatınızın odağını yanlış kişiler için harcıyorsunuz. Tüm hayat enerjinizi size değer vermeyen insanlar için harcıyorsunuz. Onları kendi yollarına bırakın.

Kendinize inanın.
Çoktan vazgeçtim hayallerimden diyorsanız büyük bir hata yapıyorsunuz. Siz hayatınızı değiştirecek yegane kişisiniz. Enerjiniz bağlanıyor çünkü inanmadığınız şeyler yapıyorsunuz. İstemediğiniz bir işte çalışıyorsunuz. İstemediğiniz halde tüm enerjnizi o işe vermek zorunda kalıyorsunuz. Mutsuzluğunuzun ve enerjinizin bağlanmasının sebebi işte budur.

Çocukluk enerjinizi koruyun.
Bir çocuk gibi saf ve huzurlu düşünün. Enerjinizi bağlayan en büyük etkenlerden biri de budur. Çok fazla hesap yapmayın. Hayatın getirdikleri ile mutlu olun.

Aklınızı sessizleştirin.
Zihninizi susturun ve huzur o anda sizi bulacaktır. Huzurlu bir ruh ile bağlanan tüm enerji açılacaktır.

Ağzınızdan çıkana dikkat edin.
Tutamayacağınız sözler vermeyin. Kimsenin arkasından konuşmayın ve kınamayın. Unutmayın kınadığınız şey başınıza gelir ve o şekilde sınanırsınız. Hayatını kanunu bu. Ağzınızdan çıkan yanlış sözler size negatif enerji olarak geri döner.

Olumsuz düşünmekten vazgeçin.
Kafanızda kurduğunuz olası geleceklerin hiç biri olmayacak çünkü sizin için en doğru gelecek seçildi. Siz bir bedeni deneyimleyen ruhlarsınız. Siz enerjisiniz. Hayatınızı negatife değil pozitife yönlendirin. Unutmayın akıl her zaman negatifi düşünmeyi tercih eder.

Kaygıyı bırakın.
Gelecek kaygısı duyarak enerjinizi bağlıyorsunuz. Eğer kaderiniz içinde güzel bir sabah varsa kimse sizden onu alamaz. Ama bu sabahı berbat etmek istiyorsanız kimse size engel olamaz. Kötü veya İyi yoktur. Sadece denge vardır. Akışı kontrol edemezsin. Ama akışa uyarsan zaten gitmen gereken yere seni götürecektir.

Neden sonuç ilişkisinden kurtulun.
Her şeyin bir nedeni ve sonucu vardır. Ama hayatın asıl amacı deneyimlemektir. Yaşadığınız sonuçlardan kimseyi suçlamayın ve özellikle de kendinizi suçlamayın.

Gülen neşeli insanlar ile bir arada olun.
İki hasta varmış ikisine de aynı teşhis koyulmuş ve ameliyata alınacaklarmış. Hastalardan biri öleceğine inanıyor ve sürekli söyleniyormuş. Diğeri ise gülüyor ve hayatının daha iyi olacağına inanıyormuş. İkisi arkadaş olmuşlar. Önce karamsar olan günlerce anlatmış ne kadar tehlikeli bir ameliyata gireceklerini ve kurtulma şanslarının ne kadar zor olacağını. Neşeli hasta ise onun anlatmaları her bittiğinde komik bir anısını anlatıyor ve gülüyorlarmış. Sonunda ne mi olmuş karamsar hasta da bırakmış ameliyatı filan o da yaşadığı anıları anlatmaya başlamış. Ameliyat gününde ikisi de gülerek ve neşeli girmiş ameliyata. Sağlıklı bir şekilde çıkmışlar ameliyattan.

Hepimiz biraz karamsar hasta gibiyiz. Ölümü düşünmediğimizi iddia ediyor ama çok düşünüyoruz. Kafayı takıyor ve çevremizi, kendimizi mutsuz ediyoruz. Sizce o neşeli hasta olmak zor mu bu kadar? Siz karamsarsanız bile çevrenizde neşeli insanlar olsun. Onlar sizi o girdaptan kurtaracaklardır.
Bilgeye sormuşlar. Akıllı ile Aptal arasındaki en büyük fark nedir diye.

Bilge;

 Akıllı insan her anı farkındalıkla yaşar ve bir kere ölür.Aptal insan ise her anı ölecekmiş gibi yaşar ve bin kere ölür.

kaynak blgi erdemdir

Charles Bukowski’nin Kadınlar Hakkında Yaptığı 12 Efsane Tespit

552_14645181601

 

1. “Kadınlara yalan söylemekten çekinmeyin. Yeter ki kendileri için söylendiğini bilsinler.”

2. “Harikulade düşünceler ve harikulade kadınlar kalıcı değildirler.”

3. “Gerçek kadınlar ruhunuzu ele geçirmek isterler, o yüzden ben orospuları tercih ettim.”

4. “Basit erkek, bütün bayanlara güzelsin demeyi tercih eder. Basit kadın buna inanır, zor kadın güler ve geçer.”

5. “Erkek tahmin etmek ve başarısız olmak için yaratılmış, kadın geri kalan her şey için.”

6. “Her ay kanayıp da ölmeyen canlıya güvenilmez.”

7. “Her kadın farklıdır. Aslında en iyi ve en kötünün karışımıdırlar. Hem sihir hem de dehşet. Ne olursa olsun varolduklarına memnunum.”

8. “Erkekler bir futbol maçı izler, bira içer, ya da bovling oynarken, kadınlar bizi düşünüyorlar, bizi kabul edip etmeme, atıp atmama, öldürüp öldürmeme, ya da sadece terkedip etmeme konusunda enine boyuna düşünüp karar veriyorlardır.”

9. “Hıçkırarak ağlayan bir kadının gözyaşları, ağlatan adamın başına geleceklerinin altına atılacak imzadır.”

10. “İyi bir kadının karşınıza çıkmasını beklemeyin çünkü iyi kadın diye bir şey yoktur.”

11. “Kadınlar sizi sevebilir. Fakat bir süre sonra bir şey olur onlara, sizi ölürken izlemek isterler, arabayla sizi ezip suratınıza tükürmek isterler.”

12. “Bir kadın size sırtını döndüyse, o kadını unutun

kaynak: listelist

Eklem Ağrısının Bağırsak Bakterisiyle İlişkisi

eklem-agrisi1

Romatoid artrit hastalığının nedeni kıkırdak bozulmasıdır ve bu da iltihaba ve eklem ağrılarına yol açar.

Araştırmacılar bu sağlık sorununu tetikleyebilen risk faktörlerini belirlemiş olsalar da uzmanlar hala bu hastalığın doğrudan nedenin ne olduğunu araştırmaktadır.

Tam nedenini saptamak için bir grup araştırmacı; şimdiye kadar hiç dikkate alınmamış, potansiyel neden olarak gördükleri, bağırsaklarımızda yaşayan bakterilere odaklanmıştır.

Son çalışmalar bağırsak bakterilerinin romatoid artrit de dahil eklem ağrılarına neden olabileceğini göstermektedir.

Ayrıca bu bakteriler, bağışıklık sisteminin işleyişini değiştirip farklı kronik sağlık sorunlarına neden olan hastalıklara da yol açar.

Bağırsaktaki bakterilerin eklem ağrısına yol açmasının nedeni

New York Üniversitesinde romatolog olan Dr. Jose Scher, 2013 yılında yaptığı bir çalışmada; romatoid artritli hastaların bağırsaklarında, bu hastalığa sahip olmayanlara oranla çok daha fazla miktarda Prevotella copri adı verilen bakteri türüne rastlandığını bulmuştur.

Aynı yılın Ekim ayında yayımlanan başka bir çalışmada ise Dr. Scher, psoriatik artriti olan insanların bağırsaklarındaki önemli bakterilerin daha az miktarda olduğunu açıklamıştır.

Bu araştırmalar, bilim insanlarının; mikrobiyomların (gastrointestinal sisteminde yaşayan mikrop kütleleri) genel sağlık üzerindeki etkilerini ve rollerini anlamaya çalışmalarının bir parçasıdır.

Bağırsak florasının 1000 farklı çeşit bakteri türünü içerdiği ve floranın toplam ağırlığının yaklaşık 1-3 kilogram arasında olabileceği düşünülüyor. Son yıllarda araştırmacılar; bu organizmaların insan sağlığı üzerindeki etkilerini ispatlamaya çalışmaktadır, bazıları vücudu korurken diğerleri ise çeşitli hastalıkları tetiklerler.


Eklem Ağrılarının Limon Kabuğuyla Tedavisi yazımızı da okumaya ne dersiniz?

Bağırsaktaki bakteriler bağışıklık sistemini etkiliyor

Rochester, Minnesota eyaletindeki Mayo Klinik’te immünolog olan Veena Taneja; “Yapılan her çalışma, bu mikropların bağışıklık sistemine ciddi zararlar verdiğini, ve bağırsaklarla sınırlı kalmayıp vücudun diğer bölgelerinde de hastalıklara neden olduğunu biraz daha açık hale getiriyor. Eklem ağrıları da bu bağırsaktaki bakteriler ile ilgilidir.” diyor.

patojen
Araştırmacılar, bağırsak bakterilerinin bağışıklık sistemini düşünüldüğünden daha fazla etkilediğini ispatlayan bulgular ile karşılaştıklarında çok şaşırdılar.

Son yıllarda, otoimmün hastalık vakaları arttı ve mikrobiyom araştırmacıları; modern yaşam tarzı ve bu yaşamın mikrobiyom ekosisteminde oluşturduğu değişikliklerin bu sorunun kaynaklarından biri olduğuna inanıyorlar.


Okumak isteyebileceğiniz bir başka yazı: Evde Yapabileceğiniz Bir Kolon Temizliği


Eklem ağrılarına yol açan prevotella copri bakterisi

Bu mikroplar, vücudun bağışıklık hücrelerinin 2/3ünün bulunduğu bağırsakların sağlığını etkilerler. Sindirim sırasında, gastrointestinal sistem sürekli yiyecek ve içeceklerle vücuda alınan yabancı mikropların akınına karşı koymak zorundadır.

eklem sızısı

Bağırsaklar, işlerini yapabilmek için diğer organlara da uzanan geniş bir bağışıklık sistemi geliştirmiştir. Bağırsaklarda yaşayan bağışıklık hücreleri, eklemler de dahil olmak üzere; tüm vücutta, iltihaplı hücreler meydana getirme yeteneğine sahiptir.

Uzman José Scher’e göre; Prevotella copri bakterileri, bağışıklık reaksiyonuna neden olur ve ilerleyen safhalarda ise diğer dokulara yayılarak eklem ağrılarına yol açar. Başka bir teoriye göre; yararlı bakteriler yerlerinden edilerek bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur.

Çok destekçisi olan yeni bir teoriye göre ise; Prevotella copri düzeyi yüksek olan hastaların vücudunda, bağışıklık sistemini destekleyen Bacteroides fragilis isimli yararlı bakterilerin oranında azalma görülmektedir.

Bu araştırmaların sonucunda; bağışıklık sistemi hastalıklarının tedavisinde, bu bakterilerin kullanılması için yeni stratejiler ve ön çalışmalar başlamıştır.

Aslında sağlık uzmanları, bağırsak florasını düzenlemek için zaten probiyotiklerin (zararsız bakteri) kullanımını önermektedirler; akne, uykusuzluk ve bağırsakların sağlığı ile bağlantılı olan diğer sağlık sorunlarının tedavisi için de bu öneri geçerlidir.

kaynak: sağlığa bir adım

Sodyum Bikarbonat ve Limonun Sağlığa Yararları

limon-ve-karbonat1

 

Bu ilaca farklı bakış açıları var. Yanlış bir bakış açısı ise, her şeyi tedavi edebileceğine inanmak. Bunun basit bir içecek olduğunu unutmamalıyız, olağanüstü özellikler tahsis etmemeliyiz ve ciddi hastalıkları tedavi edeceğine inanmamalıyız. Neyse o şekilde kabul etmeliyiz: sodyum bikarbonat ve limon vücut işlevlerini düzenleyen bir takviyedir, sağlığı destekler ve kilo vermeyi kolaylaştırır, enfeksiyonlarla savaşır ve detoks etkisi yapar… Ama kanseri tedavi etmez. Başka yararları var mıdır? Elbette. Ama bu takviyeyi aşağıda belirtildiği gibi ve ılımlı şekilde kullanmalısınız.

Bunları aklınızda tutarak şimdi gelin sodyum bikarbonat ve limonun faydalarına bakalım:

1. Böbrek sağlığı

Belki de böbrek ve idrar yolu problemleri, böbrek taşı ve benzeri sorunlar yaşayan şanssız insanlardan birisiniz. Bu durumların her biri sağlığınızı etkileyebilir ama bunlar için her öğünden sonra alabileceğiniz çok basit bir ilaç var: bir bardak suya bir yemek kaşığı sodyum bikarbonat ve bir kaç damla limon suyu. Bu karışım vücudunuzun pH derecesini arttıracak ve alkalileştirecek. Böbrek işleviniz artacak ve böbrekleriniz kanı daha iyi temizleyecek, böylece safra kesesinde enfeksiyona yol açabilecek kirlilikler daha kolay atılacak. Bu karışım, nefrologlar tarafından önerilmektedir, hem vücut işlevlerini düzenler hem de sağlığınıza iyi gelir. Böbrekler iyi çalışmadığı zaman vücutta asit birikir ve bu alkalin karışımı asidi nötr hale getirir. Size iyi gelecek.

2. Daha iyi sindirim

Ninelerimiz her zaman söylerdi, sindirim problemleri için bir bardak suda sodyum bikarbonattan daha iyisi yok. İçine bir de bir kaç damla limon suyu eklediğiniz zaman yiyecekler de daha iyi sindirilir, bu şekilde mide ve boğazdaki şişliğe sebep olan asitle de savaş kolaylaşır, mide gazına iyi gelir ve reflüye yardımcı olur.

Eğer vücudunuz artmış asit derecesinden sıkıntı yaşıyorsa ve sodyum bikarbonatlı bir ilaca ihtiyaç duyuyorsa, sindiriminize bir bakın. Eğer aynı zamanda ağırlık ve şişkinlik varsa, tuvalette çok vakit geçiriyorsanız veya kabızlık çekiyorsanız bu ilacı uygulamaya başlayın. Vücudu ve bağırsakları toksinlerden temizlemek, arındırmak için kullanın.

3. Sağlıklı bir karaciğer için

Bu alkalin tonik karaciğeriniz için harikalar yaratabilir. Karaciğerin daha verimli arındırma yapması için bir katalizör görevi görür. Unutmayın karaciğer vücudun detoks laboratuarıdır, kanı temizler ve vitamin ile enzimleri sentezler. Her gün boş mideye bir bardak su ile alınacak olan bir yemek kaşığı sodyum bikarbonat ve bir kaç damla limon hem C vitamini sağlar hem de antioksidan görevi görür. Karaciğeri sağlıklı tutmak için harika bir yöntemdir.

4. Kilo kaybı için

Kilo vermeyi kolaylaştırmak için bir şey mi arıyorsunuz? Daha fazla aramayın. Her gün boş mideye bir bardak suda erimiş bir yemek kaşığı sodyum bikarbonat ve yarım limon suyu için. Bu karışım toksinleri ve iltihaba yol açan maddeleri temizler, bağırsak problemleri ile su tutulmasına iyi gelir. pH ve alkalin oranlarını arttırmak yağ yakmaya ve kilo vermeye yardımcı olur.

Sodyum bikarbonat ve limonu nasıl alacağım?

su için

En genel yöntem sabah boş mideye içmektir. Su ılık olmalıdır. Sıcak veya soğuk olmamalıdır. Suda tamamen erimiş bir yemek kaşığı sodyum bikarbonat ve yarım limon suyu (veya daha azı). Bu karışım detoks, kilo verme ve karaciğer bakımı için dört dörtlüktür. Eğer bunu böbrekleriniz için alıyorsanız, her gün iki öğünden sonra yarımşar bardak için.

Akılda tutulması gereken bir uyarı: Eğer sodyum yüzünden yüksek oranda stres yaşıyorsanız bu ilacı kullanmayın. Ayrıca gastrit yaşıyorsanız da kontrollü şekilde için, çünkü rahatsızlığa yol açabilir. Hatırlayın, bu karışımı genel sağlığınız için kullanacaksınız, asla mucizevi bir çare olarak görmeyin.

kaynak:

Yaşadığımız mekanların enerjilerini temizlemek için pratik yöntemler olduğunu biliyor muydunuz?

clouds-164757_960_7201

 

 

İLKBAHAR TEMİZLİĞİ
Baharla birlikte büyük temizlik gelenektir. Isınan havalarla kıyı kenar temizliği bazıları için bir yaşam sevinci bazıları içinse sıkıcı bir iştir. Hoşa gitsin veya gitmesin boyalar cilalar bu mevsimde yapılır perdeler halılar elden geçirilir.
Temizlik çokça önem verdiğimiz bir konudur; eller sıklıkla yıkanır, çamaşırlar mutfağımız, banyomuz ter temiz olmalı, yiyecekler mikropsuz, hastaneler steril olmalı. Bütün bunları yaparak tertemiz olduğumuzu sandık yıllarca! Bütün steril ve hijyenik temizlik kurallarıçok gerekli olup YETERSİZDİR. Çünkü bedenimiz için yaptığımız bir hatayıçevremiz içinde yapmaktayızdır. Nasıl fizik beden için yaptığımız iyi ve dengeli beslenme, uyku, spor ve diğerleri gerekli ancak yeterli değilse çevremiz için yaptığımız temizlikte yeterli değildir… Çevremizde bir enerjidir ve enerji temizliğine ihtiyacı vardır. Tozların biriktiği köşelerde, olumlu olmayan enerjilerde birikir. Yatak kanepe gibi altlarına kolayca ulaşılamayan yerlerde durağan enerjiler toplanır. Odalarda yapılan tartışma ve kırıcı hatta şiddetin titreşimi gidip duvarlara, mobilyalara yapışır, daha doğrusu her şey çevresinde olup biteni bir CD kaydı gibi kaydeder hem de yüzyıllarda kalacak şeklide…

Hani eski büyükler der ya “Şunun bir dili olsa da konuşsa” diye… Zaten büyük anneler babalar bazı bilgilerin kırıntılarım hatırlıyordu! Bugün ‘batıl’ dediğimiz her olgu irdelendiğinde çok altlarından “kozmik bilgilerin” olağan kabul edildiği dönemlerin masalımsı mirası, biraz özünden kaybetmiş olsa da atalar boyunca özellikle de Türklerin şamanik geçmişidir. Safranbolu’da adeta bir feng shui harikası olan evler, ne işe yardığını tam bilemediğimiz ama evlerimize hediye gelen gümüş ters aynalar, mavi boncuklar, artık unutulmuş enerji biliminin izleridir.

Şöyle bir çevrenize bakın, şimdi bulunduğunuz odada daha önce kimler yaşadı? Neler yaptılar? Eşyalar yenimi? Nerden geldiler? Hele antikalar? Başucunuzda elektrik kabloları ve prizler var mı? Bunların enerji alanlarımıza büyük etkisi vardır.

Evimiz, iş yerimiz veya enerjisini temizlemek istediğimiz mekânda adaçayı tütsüsü ile başlamak en İyisidir. Adaçayı titreşimi çok yüksek bir bitkidir. Fesleğen, kekik, okaliptüs, nane gibi şifacılıkta kullanılır. Yüksek titreşimi nedeniyle bulunduğu yerdeki düşük titreşimi uzaklaştırır. Adaçayı yapraklarını ateşe dayanıklı bir kapta yakın, biraz zor yanar ancak alev alması gerekmez. Alev aldıktan sonra söndürün ve tütmeye başladıktan sonra evinizde isterseniz uygunsa iş yerinizde de yapabilirsiniz. Özellikle ilk taşınılan yerde yapılması tavsiyedir, daha önce orda yaşanmış, etrafta kalmış olumlu olmayan enerjilerin temizlenmesi için. Tozların biriktiği yerler pusulanız olsun; odaların köşeleri, yatakların altı ve hatta dolapların içi…
Bir sonraki önerim Reiki bilenler içindir; Reiki 2 seviyesindekiler odaların köşelerine Reiki güç sembolünüçizerek Reiki enerjisi verebilirler. Yatağınızın üstüne, kristal ve Ametist taşlarınıza Reiki güç sembolünüçizin Reiki’yi evin her alanında
kullanabilirsiniz.

Taşlardan söz etmişken, taşlar özel bir bilgi gerektirir. Kristallerle iyice bilgilendikten sonra çalışın, ancak ametist her evde bulunması faydalı, olumlu olmayan enerjileri toplayan bir taştır. Ancak birçok kişi taşları temizlemeyi unutmaktadır. Hiçbir taşı temizlemeden üzerinizde taşımayın evinizde bulundurmayın. Ametist olumlu olmayan enerjileri toplar, toplar ve doygunluk noktasına gelince bu enerjisi yaymaya başlar ve taşlar hasta edici olabilirler. Bir taşı satın aldığınızda içinde kaya tuzu katılmış su bulunan bir kapla taşıyın, tuzlu su onu temizler ve götüreceğiniz yere kadar izole eder. Taşlar için en garantili temizlik onları 24 saat toprağa gömmektir, toprak altında kalan taşüstündeki enerjiyi boşaltır. Toprak bulamadığınız bir yerde ise taş o kadar süre kaya tuzlu suda kalsın ve daha sonra adaçayı ile tütsüleyin. Yakın çevremizde temiz bir ametist bize yardımcı olur ancak sıklıkla temizlenmek şartıyla…

Olumlu olmayan enerjileri toplamak için küçük bir kap İçinde tuz da işe yarar, yatak başucu veya yatağın altındaki bir kap tuz, hareket etmeden uzun süre kaldığımız yatağımızda, üzerimizdeki ve çevremizdeki olumlu olmayan enerjiyi emer, tabi yine sıkça değiştirilmek şartıyla. Söz yataklardan açılmışken, yatakların altının boş, Chi enerjisinin serbestçe akabileceği şekilde olması gerekir. Yatak altına doldurulmuş eşyalar, özellikle eski eşyalar bütün gece yayın yaparlar, savunmasız uykudaki vücudun enerji alanı sürekli bu enerjilerle boğuşur, ertesi gün bize gerekli olan depolanacak enerji yatakla savaşmak için harcanır. Yatak ne kadar hafif ve sade ise bizde o kadar rahat uyuruz. Enerjisi arındırılmamış antika yataklar geçmişle bir tangodur, hem de başkalarının hayatı…

Düşük titreşimler olumlu olmayandır; korku, endişe, kin, nefret. Bunlar bizim insani düşük titreşimlerimizdir. Diğer düşük titreşimlere manyetik alan oluşturur. Yüksek titreşim dinginlik, hoşgörü ve neşedir, diğer yüksek titreşimleri barındırır.

Mekânda su ile yapılan temizliğe sirke karıştırmak, yine büyük annelerden eski bir gelenek, faydalı bir arındırmadır. Evdeki kuru çiçekleri, artık yaşam enerjisi taşımadıkları, ölü bir enerji taşıdıkları için atmak gerektiğini biliyoruz. Ölü olan her şey durağan bir enerjiyle çevrilidir. Bunu ilk öğrendiğimde atmak zorunda olduğum kurutulmuş ortancalar çok üzülmüştüm…
Evde, ofiste kullanılmayan ve ne zaman kullanacağımızı bilmediğimiz her şey durağan enerji tutar.
kullanılmayan ve ne zaman kullanacağımızı bilmediğimiz her şey durağan enerji tutar. Atabilir veya başkasına verebilirisiniz. Japonların ne kadar sade evleri olduğunu biliriz. Ne kadar az eşya o kadar az kafa karışıklığı… Gazeteler, birikmiş dergiler, fi tarihinden kalmış işe yaramaz her çer çöp… Atın gitsin… Zihnimizdeki ağırlıkta onlarla birlikte gitsin… Henüz enerjilerini ölçemediğiniz objeler, majik kitap ve garip bilinmeyen konularla ilgili malzemeleri evinize sokmayın… Evinizde tartışma yapmayın, şiddet içeren filmleri seyretmeyin, olan biten, söylenen her şeyin enerjisinin evinize kaydolduğunu unutmayın…

Mekânlarda spritüel olarak yapılabilecek en çok sevdiğim çalışma ise Başmelek Mikael’i davet etmektir. Birçok insan korunma ve arınma için baş melek enerjisi ile çalışıyor. Ben her gün evime Başmelek Mikaeli çağırıp kendi sözlerimle şöyle diyorum; “Ulu yaradanın izni ve ismiyle Başmelek Mikaeli davet ediyorum” Başmelek Mikaeli devamlıçağıranlar onu zaman içinde hisseder ancak bir şey hissetmeniz gerekmez, güvenmek yeterlidir. “Bütünün ve benim en yüksek hayrıma olacak şekilde lütfen “odamı” “evimi” olumlu olmayan enerjilerden arındırmanı rica ediyorum.”
“Lütfen yatağımı ve beni koru bunu yaptığın için teşekkür ederim.”
Bu sembolik cümleye saygıçerçevesinde diğer arınma dileklerinizi de katılabilir. Mum ışığını hiç unutmayın. Mum ışığı sadece romantik bir ışık değil enerji temizleyen hoş bir ışıktır. Evinizde her akşam havalandırmaya dikkat ederek bir mum yakabilirsiniz. Yanında hoş kokulu bir tütsü hoş olmayanları kaçırır. Müzikte enerjiyi temizler, özellikle lir sesi meleksi bir titreşim olarak kabul edilir. Alışık olduğunuz, güvendiğiniz dualarda yüksek titreşimli olduklarından, özellikle yüksek sesle olduğunda alçak titreşimli olan enerjiyi uzaklaştırır. Eviniz için daha fazlasını yapmak isterseniz bir uzmana başvurun. Bazı mekânlarda jeopatik etkiler olabilir. Bunların enerji yükseltici yağların ve bazen de minerallerle dengelenmesi gerekebilir. Bütün bu saydıklarımdan anlaşılacağı gibi her şey titreşir. Bazıları yüksek, bazıları düşük. Enerji yasası; Yüksek titreşim alçak titreşimi iter. Titreşimini yüksek olduğunu bildiğimiz her şeyi düşük titreşimi uzaklaştırmak için kullanabiliriz. Bildiğimiz ve güvendiğimiz şekilde amatörce yapılabilen mekân temizliğinden sonra yine isteyenlere ‘altın ışık ‘ tarifimi veriyorum. Ben evimi altın ışıkla yüklüyorum.

İsteyenler şu şekilde yapabilir;
Sol elimi açıyorum, gökyüzüne dönük.
“Ulu Yaradanın izni ve ismiyle, ALTIN IŞIK enerjisini istiyorum!”
Sol elime gökyüzünden altın bir ışık iniyor, imgeliyorum.
“Hoş geldin ALTIN IŞIK” selamlıyorum.
Altın ışık avuç içimden içeri giriyor, kolumdan dirseğime doğru ve oradan sol omzuma sırtımdan dolaşıp sağ koluma ve sağ elimin avucuna içine geliyor; bir altın ışık huzmesi olarak çıkıyor. Sol elim gökten bir alıcı sağ elim verici gibi avucumdan çıkan altın ışığı yönlendiriyorum. Odaların köşelerine “altın ışık buraya ak” Yatağıma “Altın ışık yatağımı altın ışıkla doldur” Odalara “Altın Işık bu odayı doldur”

Mekânın her yerini altın ışıkla dolduruyorum.

İmgeledim, altın ışık her yere geldi.

Altın ışığı yaralara destekleyici bir şifa olarak da kullanıyorum…
Bu kadar kolay olması size inandırıcı gelmiyorsa “zor” olanı seçmeye devam edebilirsiniz. Einstein’ın ünlü “imgeleme gücü bilgiden daha önemlidir” sözü bana her zaman rehberdir. Seçeneklerle dolu hür iradenin var olduğu bir boyutta yaşıyoruz. Ne olacağını, nerde yaşayacağımızı biz seçiyoruz. Patron biziz! Bu bilgilerde kolay ve altın ışıklı olanı seçenler için. Ra-Sheeba enerjisi de güçlü bir enerji ve özellikle olumlu olmayan ağır enerjilere etkin olduğu için tavsiye de ederim.

Siz bilmiyorsanız bilen bir arkadaşınızdan yardım alabilirsiniz.

Sevgi ve Işıkla

chi dergisi mart 2007 sayısından alıntıdır…

BİLİNÇALTI KODLARINIZ DEĞİŞTİRECEK 7 KELİME

bilincalti-bilgierdemdir11

 

Olumlama yapıyorsanız veya olumlu cümleler kullanıyorsanız; bu 7 kelimeyi cümlelerinizde mutlaka kullanın.

ŞANS
En yüksek enerjili kelimelerden biri…
“Şans yıldızım her gün yükseliyor ve şansım artıyor”.

ENERJİ
Enerji kodlarından yoğun şekilde işleme sebep olur.
“Bugün enerji doluyum. Enerjim tüm potansiyelimi arttırıyor.”

SEVGİ
Yüksek bilinç kelimesidir. Kaynağa bağlıdır. Kaygılarınızı ve negatif enerjinizi azaltacaktır.
“Ben sevgiyim. Ben tüm yüreğimde sevgiyi yaşıyorum. Tüm enerjim sevgi kaynağına bağlı”

AFFET
“Kendi geçmişimi ve tüm her şeyi affediyor ve beni engelleyen enerjileri çözüyorum.”

AKIL
Bilince ve bilinçaltına seslenen bir kelime…
“Yaşamım aklımla be bilgeliğimle yükseliyor. Aklım sorunlarımı çok kolay bir şekilde çözüyor.”

SAĞLIK
Bedenin ve ruhun ihtiyacı sağlıktır.
“Sağlıklı ve iyi bir hayatım var. Tüm bedenim sağlıklı ve ruhum dingin.”

HUZUR
Olumlamalarızın asıl amacı “huzur”a ulaşmak değil mi?
“Huzur tüm bedenimi ve çevremi sarıyor ve zihnimi kuşatıyor.”

Bir Bilgine Sormuşlar…

1332583-kus-tuyu-21

Sormuşlar bir bilgine:

Hayat ne diye?
Demiş bilgin; iki yönlü bir yol
devam eder bilinmeze.
Sen görmemezlikten gelsen de
vardır bir yoldaş her köşesinde
Bazen çıkarsın zorlukla dar bir yokuştan
bazen de aşarsın dertleri sanki uçuyormuş gibi inerek buradan.

Peki, sevgi nedir, demiş biri
Kalbine sığmayacak kadar geniş
Dedikodusunu yapamayacağın kadar temiz,
kokusunu alamayacağın kadar uzak
hayal edemeyeceğin kadar yakın…

Ya korku nedir, diye atılmış diğeri
Bir yağmur damlasındaki barut kokusu.
Belki de saklanılan bir hayal yontusu
ya bir miniğin haykırışı,
ya da yüreği yaralı bir kuşun feryadı…

Peki ya umut nerededir, diye atılmış bir umut avcısı.
Bilinmezde değildir bilirim, demiş
yerini kaygılı ve tasalı.
Aradın boşuna her yeri ama unuttun en kolay yeri besbelli
bunu derken işaret etti insanın en derinden yaralanan yerini…

Peki, dost kimdir, diye sormuş biri.
Demiş; paylaştın mı sevgini, korkunu, ümidini ve yenilgini, verdin mi desteğini, sordun mu halini, yolladın mı yüreğini,
ağladın mı onun gibi.

Hissettin mi dostluğu, demiş diğeri.
Bilgin demiş:
Karşılığı olmadan verilir mi hiç yürekteki sevgi?
Dostluk dediğin; tek bir ruhun, iki ayrı bedende dirilmesi…

DUYGULARIN ALTINDA YATAN BAZI KORKULAR

urkme-a886b09a-srmzs1

 

Bir bakın bakalım sizde hakim olan duygu hangisi? Dürüst olmaya özen göstereceğinizden hiç şüphem yok 🙂

İnsan gölge yanı ile tanıştığında, onu aydınlığa çekebiliyor ama reddederse içinde karanlık büyüdükçe büyüyor…

* Kıskançlık; yetersizlik korkusu
* Dik başlılık; güçsüzlük korkusu
* Kibir; değersizlik korkusu
* Küçümseme; aşağılama korkusu
* Mükemmeliyetçilik; onaylanmama korkusu
* Şüphecilik; çaresizlik ve güçsüzlük korkusu
* Yalancılık; suçlanma korkusu
* Cimrilik; yokluk korkusu
* Tembellik; yetersizlik korkusu