Işıklar içinde uyu. Orada bizi biz yapan, kalbimizi anlatan kim varsa selam söyle. Seni seviyoruz

fft267_mf25017801

 

O çapkın bir sevgili, o Hababamın yakışıklısı. Bazen hasta kardeşi için kitaplarını satan bir ağbi. Aşk için damlara çıkan bir deli divane. Fabrikatör babası Hulusi Kentmen’nin haylaz oğlu. Tam genç kızların hayalinde ki gibi, ince zayıf, boylu poslu.
İzmirliyim ben ama bilen bilir, Bakırköy’de büyüdüm. Kenan Par’sın piyango bayinden bilet alan, Erol Taş’ın kahvesinin önünden geçen, bir çocukluğum oldu. Hiç tanışmadık Tarık Akan’la ama yanımdan çok geçip gitti. Bazen el sallardım, o da el sallardı gülümseyerek. Yılların alışkanlığı tabi, tanınmış biri olmak böyle bir şey
Şimdi bana kim öldü derseniz. O Hababamın yakışıklısı öldü derim. Çapkın sevgili derim. Daha neler derim de. Tarık Akan öldü demem.
Zaten bir sinema sanatçısının arzusu bu degil midir. O da öyleydi işte. Oynadığı her rolde bizden biri yaptığımız her karakterle defalarca bizi kendini sevdiren.
Işıklar içinde uyu. Orada bizi biz yapan, kalbimizi anlatan kim varsa selam söyle. Seni seviyoruz

Murat Ginlik

Enerji Bitiriciler/ Enerji Yükleyiciler

14355180_10207238899711925_4040224720270558772_n1

İnsanlığa en büyük hediye Küba’dan mı geliyor?

page_kubali-doktorlar-basardi-kanseri-durduran-asiyi-buldular_8633231391

 

Küba en yoksul dönemlerde bile bilim ve araştırmadan vazgeçmedi. En büyük mucize de sağlık alanında oldu. Tahmini ömür süresi 80 yıl, ABD’den fazla. Bebek ölümleri bazı yerlerde sıfır! Hastaneler herkese bedava. Ama esas bomba, kanser aşısı Cimavax. Japonya ve Avrupa’dan sonra Amerika da klinik testlere başladı. Kübalı idealist doktorlar 5-10 yıl içinde insanlığa yüzyılın hediyesini, Castro kardeşlere de “altın vuruş” fırsatını verebilir.

Havana’nın hemen dışında, Küba’nın gözbebeği La Pradera Sağlık Merkezi’ndeyiz.

Fidel Castro’ya da bakan meşhur klinik…

Venezuela’nın eski lideri Hugo Chavez kanser tedavisini ülkesinde değil, burada gördü.

Futbol ilahı Diego Armando Maradona sık sık gelip, sağlık depoluyor.

Gazeteci olduğumuzu söylersek giremeyeceğimiz için başka bir bahane buluyoruz.

Bu güzel insanları aldatmak istediğimizden değil, bürokrasiyi asla aşamayacağımız için…

Sağlık turizmi hakkında bilgi alırken bir bakıyorum, bir Türk daha var burada.

İstanbul’daki bir üniversite hastanesinde doktormuş…

21 yaşındaki kız kardeşi kanserle savaşıyor. Tedavisi için evini, arabasını, nesi varsa satmış.

Ama deniz bitmiş… Anladığım kadarıyla son parasını bilete harcamış ve Küba’da almış soluğu…

Kız kardeşi nur yüzlü, gencecik bir kız…

Abisinin kederi yüzüne vurmuş, bize “Amacım biraz daha yaşatabilmek, gittiği yere kadar” diyor.

Giriş için hastaneye verecek parası yok. “Bankadan gelecek, o zaman vereceğim” diyor.

Hastane görevlileri de durumu anlıyor ama Küba’da hastaları geri çevirmiyorlar.

İçimiz parçalanıyor, işi gücü bırakıp destek olmaya çalışıyoruz.

Dünyanın zenginleri son çare olarak nasıl “Bir de Ameriya’yı deneyelim” derse, üçüncü dünyanın orta sınıfları kapağı Küba’ya atmaya çalışıyor.

Rehberimiz Fidel “En azından hastanelere güvenebilirsiniz. Paranızı almak için gereksiz testler filan yaptırmazlar” diyor.

BİZLER ŞANSLI İNSANLARMIŞIZ!

La Pradera’da geziyoruz. Dünyanın en neşeli hemşireleri, yüzme havuzu, palmiye ağaçları… Ve yabancılar için oldukça düşük fiyatlar.

Doktor arkadaşımızla ve kardeşiyle vedalaşıp çıkarken Fidel iç geçiriyor: “Biz gerçekten şanslı insanlarız. Her hastane bu kadar lüks değil ama aynı tedavilerin hepsi bedava… Adamcağız doktor ama kalkıp Türkiye’den buralara gelmiş…”

Bu iki kardeşe Türkiye’de yeniden ulaşmaya çalıştım ama numara kapalıydı. Bu durumda fotoğraflarını kullanmadım. Allah yardımcıları olsun…

SAĞLIK MUCİZESİNİN KAHRAMANLARI

Peki Küba onca fakirliğe, zorluğa rağmen sağlık mucizesini nasıl başardı?
Cevabı basit: Azimle…
1959’da devrimcilerin en büyük hedefleri şunlardı: Aşırı yoksulluğun yok edilmesi, halkın tamamının okuryazar olması ve herkese bedava eğitim ve sağlık hizmeti…
Küba devrimden önce de tıpta ileri bir ülkeydi. Ama devrim sonrası doktorların yüzde 40’ı ABD’ye kaçtı. Sadece 3 bin doktor ve Havana Üniversitesi’nden 16 profesör kaldı.
Havana’da buluştuğumuz doktor Angela Ramirez (55) “Büyük profesörlerimiz… Arkadaşları gitti ama onlar gitmedi. Bazıları hala çalışıyor. 80, 90 yaşındalar. Hocalarımız… Onlara çok şey borçluyuz” diyor duygulu bir ifadeyle.
Kendisi de doktor olan Che Guevara bedava sağlık hizmetini ve önleyici tıbbı öncelik olarak belirledi. 1976’da bu, Küba anayasasına eklendi. 50. madde şöyle diyordu: Herkesin sağlık hizmetine hakkı vardır. Devlet bu hakkı ücretsiz tıp ve hastane hizmetiyle garanti eder.
Küba’da diş bakımından cinsiyet değiştirmeye kadar her şey ücretsiz!
170 kişiye bir doktor düşüyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bu oranda dünyada İtalya’dan sonra ikinci sırada.

FİDEL’İN ELÇİLERİ

Fidel Castro: “Enternasyonalist olmak, insanlığa borcumuzu ödemekle mümkündür” dedi. 185 bin Kübalı doktoru, 100’ün üzerinde ülkeye gönderdi.
Küba az gelişmiş ülkelere G-8 ülkelerinin toplamından çok tıp görevlisi gönderiyor.
Venezuela’da başlattıkları ‘Mucize Operasyonu’nda Latin Amerika’da 6 milyon kataraktlı ve görme engellinin yeniden görmesini sağladılar. Yoksul insanlara bedava gözlük ve kontakt lens verdiler.
Küba doğal felaketlerle mücadelede de dünyada en iyilerden biri.
Katrina Kasırgasında Amerika’ya 1500 kişilik bir insani yardım tugayı göndermeyi önerdiler.
Ama Bush yönetimi teklifi reddetti.
Küba’nın sosyalist doktorlarına “Fidel’in elçileri” diye bakanlar da oluyor doğal olarak.
Bu yüzden ABD, Küba’nın tıp atılımlarına mesafeli yaklaştı.
Ambargoyla tıp makinalarının adaya gitmesini engelledi.
Fidel ve Raul inat etti, araştırma bütçelerini kesmedi. Hatta buna “Fidel’in kumarı” denildi.
Ve sonunda Küba öyle bir adım attı ki buna ABD de kayıtsız kalamadı.
Sürekli dünyanın en iyi purolarını içtikleri için adada akciğer kanseri çok yaygın.
Kurdukları Moleküler İmünoloji Merkezi 25 yıl boyunca kansere karşı bir aşı üzerinde çalıştı ve başardı.

KANSER AŞISI KÜBA’DA KULLANIMDA

2008’deki klinik denemelerin ikinci fazında, aşı olan kanser hastalarının diğerlerine oranla 4 ila 6 ay uzun yaşadığı tespit edildi.
Ve Sağlık Bakanlığı Cimavax adlı aşıyı halka ücretsiz vermeye başladı.
Küba’daki bin kişiden sonra Avrupa’da da bin kişi teste tabi tutuldu.
Aşının, ömrü bir yıla kadar uzatabildiği, 60 yaş altındaki hastalarda iyi sonuç verdiği ortaya kondu.
Bu aşı doğrudan tümöre saldırmıyor. Tümörün ürettiği ve kanda dolaşan “epidermal büyüme faktörü” adlı proteini hedef alıyor.
Bu protein hücrelere büyümesini ve bölünmesini söylüyor, kanseri yayıyor. Aşı işte bu proteinin kanser hücrelerine yapışmasını engelliyor.
Cimavax önleyici bir aşı değil. Var olan tümörlerin büyümesini ve metastaz atmasını engelliyor.
Geç aşama kanseri, kronik ama beraber yaşanabilen bir hastalığa dönüştürüyor.
Obama’nın Küba açılımından sonra ABD’deki Roswell Park Kanser Enstitüsü aşıya ilgi gösterdi ve klinik deneyleri başlatmaya karar verdi. Şu anda Gıda ve İlaç Dairesi FDA’dan izin alma sürecindeler.
Bu aşının klinik testlerden geçmesi, ABD’de kullanıma girmesi 5-10 yıllık bir süreç. Küba’nın üretim kapasitesi sınırlı. Testleri akciğer dışındaki kanserlere uygulama şansları da olmadı. O yüzden ABD ve diğer ülkelerin katılımı çok önemli.
Uzmanlar, testler olumlu sonuç verirse, bir gün Cimavax’ın insanların çocukken yaptıracağı önleyici bir aşı haline gelebileceğini belirtiyor.
İşte o zaman Küba esas devrimi, insanlığın en büyük düşmanı olan kansere karşı yapmış olacak.

kaynak: biliyomuydun

İnsan İlişkileri Üzerine Samimi Tavsiyeler…

falda-muhabbet-kusu-gormek1

1- İnsan yaratılmışların en kutsalı ve varlığın özetidir. ”İnsanı sevmek” gerekir.

2- İnsanlarla “selamlaşmak” gerekir. Selam dostluğu arttırır, yeni dostlar getirir.

3- İnsanlara karşı “güler yüzlü” olunmalıdır. ”Gülümsemesini bilmeyen dükkan açmasın” dermiş Çinliler…

4- Her “insanın adı” sevimlidir, öğrenmek ve onlara adlarıyla hitap etmek yararlıdır. Elbette hoşlanacakları biçimde…

5- Kimseyle “tartışmamaya girmemelidir”. Tartışmayı kazanırsan karşındakini yitirirsiniz; kaybedersen kendine özgüvenin yara alır…

6- “Kimseyi eleştirme”…Hiçbir yararı olmaz… Mutlaka eleştirmen gerekiyorsa kendi kusurunu söylemekle başla; onu bir meziyetini öv; karşındakinin kişiliğini koruyarak davranışının yakışmadığını söyle…

7- İnsanların meziyetlerini , “iyi işlerini takdir et ve onları öv”…Elbette gerçekçi olmak kaydı ile…

8- İnsanlara “içten ilgi” göster… İçtenlikle

9- İnsanlara “ilgilenecekleri konulardan söz et” , kendinden söz etmeyi en aza indir, onlarla sohbet eyle…

10- Konuşanların sözlerini kesmeden “dinlemeyi öğren”…Gerçekten dinle, dinler gibi yapma

* Alıntıdır.