Kış İçin Domates Saklıyoruz

 

Domates, bütün bir yıl yemeklerimizde neredeyse soğan kadar sıklıkla kullandığımız bir sebze/meyvedir. Esasen tamamen güneşli yaz aylarına ait olan bu bitki yıllardır seralarda kış ayları için de üretiliyor ama biliyorsunuz ki sağlığımız için en doğrusu eskiden olduğu gibi her şeyi kendi mevsiminde yemektir. . Bu yüzden insanlar yıllardır domatesin tadını kışa saklayabilmek için salça yapmışlardır. Evde salça yapmak oldukça zahmetli ve uzun bir iş. Hele ki büyük şehirlerde çalışan kadınlar için gerçek salça yapmak cesaret ister. Bu yüzden biz salça yerine başka yöntemlerle kışa domates saklamayı tercih ediyoruz.

1-Derin dondurucuda domates saklamak: 

Bu yöntem çok kolay olduğu halde büyük yer gerektirir. Eğer büyük bir derin dondurucunuz varsa işiniz çok kolaydır. Dalından koptuğu kadar taze ve lezzetli çiğ domates saklayabilirsiniz. Bunun için çok sağlam ve etli domatesleri sirkeli suda iyice yıkayıp kuruladıktan sonra bütün olarak veya küp şeklinde keserek ya da kabuklarını ayıkladıktan sonra blenderden geçirerek kilitli buzdolabı poşetlerine doldurup saklayabilirsiniz. Büyük  dondurucularda bir şeyler saklarken paketlerin etiketlenmesine ve yerleştirildikleri yerden  kolayca çıkarılabilir olmasına dikkat etmek gerekir.

2-Domates püresini pişirerek kavanozlarda saklamak:

Bugün yapılışını tarif edeceğim bu yöntemi artık hemen hemen herkes biliyor sanırım ancak belki bir kere de beraber uygulamak isteyebilirsiniz.

Ben domatesi sade püre olarak sakladığım gibi yemeklik olarak soğanlı, biberli püre şeklinde ve de menemenlik olarak da kavanozlara dolduruyorum. Hatta sebzeli menemenlik de yapıyorum.

Bu iş için ilk şart temiz malzeme kullanmak ve mutfakta hijyeni sağlamaktır.

Sade domates püresi:

-Ben ilk önce kavanozlarımı kaynar su içinde bekletip sonra da kuruluyorum. Her yıl yeni kavanoz kapağı satın alıyorum ki kavanozlarım hava almasın ve domateslerim bozulmasın.

-Ezik olmayan mümkünse bol etli domatesleri ve içine katacağım kırmızı ve yeşilbiberleri iyice yıkadıktan sonra, biberlerin tohumlarını ayıklıyorum. Domateslerin de saplarını çıkartıyorum.

– Doğranmış malzemeyi robotta iyice püre haline getiriyor ve ardından büyük bir tencerede bir miktar zeytinyağı ve deniz tuzu ekleyerek yaklaşık yarım saat kaynatıyoruz. Domatesimizin biraz daha da ince bir püre olmasını istersek o zaman tencerenin içinde el blenderiyle bir kez daha ezmemiz gerekebilir.

-Ardından domates püremizi steril edilmiş kavanozlarımıza kaynar haldeyken dolduruyoruz ve kavanozların ağızlarını temiz bir bezle silip kapaklarını çok sıkıca kapatıyoruz ve hemen baş aşağı çeviriyoruz. Tüm kavanozları bir tepsinin üzerine çevirdikten sonra üzerini kalınca bir örtüyle örtüp ertesi sabaha kadar bu şekilde bekletiyoruz. Ertesi gün kavanozları düzeltip güneş görmeyen serince bir mutfak dolabında veya varsa kilerde bekletiyoruz. Bu sosu soğansız pişireceğim tüm domatesli yemeklerde ve çorbalarda kullanıyorum.

Soğanlı, biberli yemeklik domates püresi:

Ben uzun yıllar çalışırken bu yöntemle kendime kolaylık sağlamıştım. Bu alışkanlığım halen devam ediyor. Domates püresini kaynatırken içine (kilogram başına 1-2 adet büyük soğan olacak şekilde )önceden robottan çektiğim ve üstü örtülü bir şekilde yumuşayacak kadar pişirdiğim soğanları ekliyorum. Hatta biraz da ince kıyılmış yeşilbiber de eklediğimde nefis bir yemek dibi elde etmiş oluyorum. Bu sosu kuru fasulye, nohut, mercimek ve yazdan saklanan tüm yaş sebzelerin pişirilmesinde kullanıyorum.

Acı domates, biber sosu:

Acı yeşil ve kırmızıbiberleri yıkayıp içlerini temizledikten sonra minik minik doğruyor ve bir miktar domates püresiyle beraber pişirip yukarıdaki yöntemle saklıyoruz. Ancak bu defa en minik kavanozları tercih ediyoruz.

Sade ve sebzeli menemenlik:

Bu yıl yaz tatiline giderken Nazilli’nin Ocaklı köyündeki İpek Hanım Çiftliğini ziyaret ettik.

 Tamamen eski usul tarım yapılan Sinekçiler Köyü ve çevresini gezdik, yayla evlerinden birinde bir gece konakladık ve her şeyin tazesini, doğalını yedik içtik. Tam da zamanı olduğundan konserve yapımını da izledik. Bu arada da farklı bir menemen içi yapıldığını öğrendim. İsterseniz çifliğe sipariş verebiliyorsunuz. İçine domates, biberden başka patlıcan ve kabak da konuyordu. Eve döner dönmez ben de denedim, doğrusu pek lezzetli oldu.

(Ben onlardan farklı olarak soğan da ekledim.)

Soğanı, kırmızı ve yeşilbiberi, kabak ve patlıcanı minik küp şeklinde doğradıktan sonra biraz zeytinyağı ile kavuruyoruz. Ardından minik doğranmış domatesleri de katıp bir taşım kaynattıktan sonra yine sıcakken kavanozlara doldurup ters çeviriyoruz. Domates püresi yöntemi ile aynı yöntem.

Benden hatırlatması, sizden yapması…

kaynak: mutfak penceremden…

Ağaç Dansı (Chi Gong Çalışması)

cwhl00ujxbk1

Bu aslında özünde bir Çi Gong meditasyın çalışmasıdır. Dans etmek istemeyenler ayakta meditatif bir halde durarak da nefese hazırlanabilirler.

Bunun için, ayaklarınızı omuz açıklığında açarak yere sağlamca basın.
Dizlerinizi hafifçe kırın, bu sırada kalçanızı ve kuyruk sokumunuzu içeriye doğru çekerek, sırtınızın bel çukurunu dışarıya verip, sırtınızı düzleştirin.
Bunu yaparken sırtınızın düzlüğünü hissedebilmek için bir duvar köşesi ya da kapı kenarına sırtınızı verin.

Şimdi bu şekilde ayakta dururken ellerinizi karnınız hizasına getirin.
Kollarınızla sanki görünmez bir ağacın gövdesine sarıldığınızı hayal edin.
Gözleriniz kapalı olabilir ya da sabit bir noktaya bakabilirsiniz.
Bu sırada bacaklarınızdan ve ayaklarınızdan dünyanın merkezine doğru kök saldığınızı hayal edin.

Şimdi de, her nefes aldığınızda yaşam enerjisi olan Çi’yi ellerinizden, ayaklarınızdan içinize çektiğinizi düşünün.
Ellerinizi tıpkı bir ağacın yaprakları gibi, kollarınızı da dalları gibi düşünün ve bırakın güneş, hava elleriniz ve kollarınızdan içeriye köklerinize kadar aksın.
Bu sırada sadece nefes alışınıza konsantre olun.

Elleriniz ağacın fotosentez yapan yaprakları gibi olsun.
Nefes alırken ayaklarınızın ağacın özsuyunu yopraktan alan kökleri olduğunu hayal edin ve yaşam enerjisini gövdeniz boyunca çıkartıp dallarınıza ve yapraklarınıza kadar ulaştırın.

5 ya da 10 dakika boyunca bu şekilde durmaya devam edin.

***

Bu egzersizi bir ağaç altında, doğada yapmak daha da güzel bir açılım sağlayabilir.
Her nefes aldığınızda ayaklarınızın altından köklerinizin dünyanın merkezine doğru uzadığını, yapraklarınızın güneşe ve gökyüzüne doğru uzayıp serpildiğini hayal edebilirsiniz.
Sabit durmaktan hoşlanmıyorsanız, bırakın kollarınız, bacaklarınız içinizden geldiği gibi özgürce hareket etsin.

***

Danstan hemen sonra, düz bir yere uzanıp, dizlerinizi hafifçe kırarak karın kaslarınızı mümkün olduğunca gevşetin.
Ayaklarınızı omuz açıklığınızda açarak yere sağlamca basın.
Kalçanızı ve kuyruk sokumunuzu içeriye doğru çekerek, sırtınızın bel çukurunu dışarı verip, yattığınız yeri tüm onurganızda hissedecek şekilde sırtınız düzleştirin ve bu sırada kendinizi tamamıyla gevşetin.
Ve diyaframınızı kullanarak, doğal nefesler alıp vermeye başlayın.

***

Karnımız aynı zamanda kendimiz demektir.
Göğsümüz de başkalarını temsil eder.
Şimdi, başkalarına kendimizden çok değer vermekle ilgili ne varsa, kendinize önem ve öncelik vermemekle ilgili ne varsa hepsini yıkıp, yeniden yaratımını iptal edelim.

Bu sırada kendi kendinize olumlamaları düşünmeye başlayın;
*Gözlerimi güzellikleri görmeye açıyorum. Kulaklarımı güzel şeyler duymaya odaklıyorum.
* Zihnimi yargılamadan, çarpıtmadan algılamaya, geçmişimin ve düşüncelerimin süzgecinden geçirmeden olayları be kişileri anlamaya ve pozitif düşünceler üretmeye açıyorum.
* Seçimlerim hayatımı belirliyor ve ben seçimlerimde özgürüm.
* Enerjimi ve gücümü suçlayarak, kızarak, cezalandırarak karşımdaki kişi ve olaylara vermek yerine kendime döndürmeyi seçiyorum.
* Kendime dönerek içimdeki dengeyi bulmaya odaklanıyorum.

Kaynak: Hürriyet Gazetesi / Nefesi Keşfet

Yüksek Tansiyonu Düşürmek İçin 5 Doğal Yöntem

Yüksek kan basıncı yani hipertansiyon çok ciddi bir sağlık sorunudur ve insan ırkının en tehlikeli rahatsızlıklarından birisidir. Arteriyal kan basıncının sürekli artması çok ciddi sorunlar yaratabilir, hatta ölüme bile neden olabilir. Bu yazımızda sizlerle, kan basıncınızı kolayca nasıl düşürebileceğinize dair 5 doğal yöntem paylaşacağız.

Bu hastalığın özelliklerinden birisi de genelde bir belirtisinin olmamasıdır; ancak tedavisi çok kolaydır. Yine de olabilecek belirtiler arasında, çarpıntı, baş ağrısı, terleme, ani nabız değişikliği, baş dönmesi, gerginlik, yorgunluk, kulak çınlaması ve yüz kızarması bulunmaktadır.

1- Sarımsak

kan-basinci21

Uzmanlar yüksek tansiyonla baş etmek için sarımsak tüketilmesini öneriyorlar. Sarımsak damarların genişlemesini sağlayıp, pıhtı oluşumunu önlüyor. Sarımsağın bu özelliğinden faydalanmak için, beslenme düzeninize günde bir diş sarımsak eklemeniz yeterli olacaktır.

2- Bitter Çikolata

kan-basinci31

Almanya Cologne Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre, bitter çikolata yemek tansiyon için yararlı. Belki de bunun nedeni, çikolatanın kalp sağlığı için çok önemli olan flavonoidleri içermesidir. Yine de uzmanlar sütlü çikolata yerine ufak porsiyonlarda bitter çikolata yememizi öneriyorlar.

3- Maydanoz ve limon

kan-basinci41

Kabuğu da dahil bütün bir limon ve maydanoz ile yapacağınız bir içecek karışımının, idrar söktürücü etkisi çok önemlidir. Vücut, tansiyonun yükselmesine neden olan maddeleri idrar ile dışarı atabilir. Bu nedenle, sabahları kahvaltıdan önce limon ve maydanoz suyu içmenizi öneriyoruz. Eğer isterseniz bir bardak ılık suyun içine bir limonun suyunu sıkıp onu da kahvaltıdan önce içebilirsiniz.

4- Yulaf ezmesi

kan-basinci51

Yüksek kan basıncı veya hipertansiyonla savaşmada bize yardımcı olabilecek bir başka doğal ürün de yulaf ezmesi. Yulaf ezmesi, kötü kolesterol seviyesini ciddi miktarda azaltan çözülebilir lifler içerir. Bildiğimiz üzere, bu tür kolesterol tansiyon yükselmesinde önemli bir rol oynuyor. En çok önerilen yulaf ezmesi tüketme yöntemi, kahvaltıda bir kase yemek. Bu şekilde bir taşla iki kuş vurmuş olursunuz.

5- Lavanta, Mercanköşk ve Jojoba

kan-basinci61

10’ar damla lavanta ve mercanköşk yağını 20 ml jojoba yağı ile karıştırın. Dairesel hareketlerle yavaşça göğsünüze sürün. Gece uygulanması daha iyidir.

Son olarak, yüksek tansiyonu önlemek için dikkate alınması gereken başka önemli öneriler de var. Tuz tüketiminizi azaltın, potasyum, magnezyum ve kalsiyum açısından zengin meyve ve sebze yiyin, stresten kaçının, dinlendirici egzersizler yapın ve son olarak her şeyden önemlisi tansiyonunuzu düzenli olarak ölçüp almanız gereken ilaçlar varsa alın.

kaynak: sağlığa bir adım

Dostlar Önemlidir…

terzi-300x3001

 

 

“ Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkânı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası. Günler boyu iş aramış ama bulamamış… Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını ödeyecek kadar para kazanamamış. Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük… bir bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş kendini… Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki parktan başka gidecek yeri yokmuş. Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında. Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta otururken, kocaman bir araba yanaşmış kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan şoförü kızgınlıkla yana itmiş arabadan inen yaşlı adam, “Yalnız bırakın beni, parkta dolaşırsam belki sinirim geçer” diye söylenmiş.

Zengin bir işadamı olduğu her halinden belli olan ihtiyar, birkaç adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş. Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuş dikkatle. Birden siniri geçiveren ihtiyar, “Zavallı adamcağız kim bilir nasıl üşüyordur, ona nasıl yardım etsem acaba?” diye düşünmeye başlamış. Oysa terzinin düşlediği paltonun sıcaklığı değilmiş. O, çok kalın ve kaliteli bir kumaştan üretilen bu paltonun sahibine hiç de yakışmadığını ve onun vücuduna uygun şekilde dikilmediğini düşünüyormuş. Yaşlı işadamı, terzinin yanına yaklaşıp, “Ne o evlat, bu ayazda parkta donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim” deyince, “Hayır, teşekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre olmadığını düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduğunuzdan şişman göstermiş” diye yanıt vermiş terzi.

Yaşlı adam bu cevabı alınca hayli şaşırmış. Çünkü o da üzerindeki paltoya onca para ödediği halde kendisine bir türlü yakıştıramıyormuş. “Soğuktan titrerken nasıl böyle bir şeye dikkat edebiliyorsun?” diye soran yaşlı adam, “Ben terziyim” yanıtını alınca “Benimle gel, hayat hikayeni yolda anlatırsın” diyerek arabaya bindirmiş bizim terziyi. Bu karşılaşma, terzinin hayatındaki dönüm noktası olmuş. Böyle yetenekli bir insanın işsiz ve evsiz kalmasına çok üzülen iyiliksever yaşlı adam, terziye bir dükkan açmasına yetecek kadar para vermiş.

Bunun karşılığında tek istediği kendi giysilerini bu genç adamın dikmesiymiş. Terzi yeniden bir işe hem de kendi işine başlamanın heyecanıyla deliler gibi çalışmaya başlamış. Bu arada yaşlı işadamı da desteğini esirgemiyor, onu kendi çevresinden zengin kişilerle tanıştırarak yeni siparişler almasını sağlıyormuş. Küçük dükkân önce kocaman bir modaevine dönüşmüş, sonra da pek çok ünlü marka için üretim yapmaya başlamış. Terzi artık “ünlü işadamı” diye anılır olmuş. Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiş. Terzi çok büyük bir iş bağlantısı yapmak üzere yurt dışına gidecekmiş ve uçağa yetişmesine az bir zaman varmış. Biraz sohbet ettikten sonra yaşlı adam birden fenalaşmış, kalp krizi geçiriyormuş. Hemen bir ambulans çağırılarak hastaneye kaldırılmasını sağlamış. Yeni işadamımız ise büyük işi kaçırmak istemediği için uçağa yetişmiş. Yaşlı adam krizi atlatmış ve uzun süre hastanede yatmış, bir yandan da sadece bir kez telefon ederek durumunu soran terziyi bekliyormuş. Fakat terzi daha çok para kazanmak için oradan oraya koştururken bir türlü yaşlı adamı ziyarete gidememiş. Aradan o kadar uzun bir süre geçmiş ki bu sefer de utancından yaşlı adamın kapısını çalamaz olmuş. Bir süre sonra terzinin işleri yolunda gitmemeye başlamış. Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış ve elinde kala kala yine küçücük bir dükkan kalmış.

Utana sıkıla yaşlı adama koşmuş hemen nerede hata yaptığını sormak için. Son derece kırgın olan ihtiyar yine de onu kabul etmiş ama anlatacağı öyküyü dinledikten sonra hemen çıkıp gitmesini istemiş. Ve başlamış anlatmaya: “Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki bir kulübede yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış. Bir gün kulübesinde yangın çıkmış ve bu yangın bütün ormanı kül etmiş. O çevrede kimse ona güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu, eşeğine binip yola koyulmuş. Ağaçların arasında yürürken birinin kendisine seslendiğini duymuş. Başını kaldırınca konuşanın bir bülbül olduğunu görmüş. Bülbül ona “Senin haline çok üzüldüm, şimdi öyle bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel şarkı söylemeye başlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp çok para kazanacaksın” demiş. Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye başlamış. Oduncu o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş.

Oduncu ve şarkı söyleyen eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün yine bir gösteriye yetişmek için koştururlarken, bülbülün yardım isteyen sesini duymuş oduncu. Bir kedi bülbülü yakalamış ve yemek üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama gösteriye gitmemeyi, onca parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına bakmadan kaçmış oradan. Gösteri başladığında ise eşeği her zamanki gibi güzel şarkılar söylemek yerine sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış. Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını zor kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduğunu anlamış. Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden bozuldu.

Keşke güzel giysiler dikerken dostluk ipliğini koparmasaydın…” Öyküyü dinleyince hemen çıkıp gitmiş terzi, çünkü söyleyecek bir sözü yokmuş… Dostluk iplerinizi koparmamanız dileğiyle

Sürekli Geçmişten Ders Alarak Başarıya Ulaşan Japonlara Ait 21 Atasözü

japon-naruto1

 

 

1. İlk karını sana Tanrı, ikinci karını insanlar, üçüncüsünü ise şeytan gönderir.

2. Para eğer hizmetkârın değilse, efendin olur.

3. Savaşı bilmeyen, barışı da bilmez.

4. Kızgın adam hayatta girdiği tüm savaşlarda yenik ayrılır.

5. Para kazanmak iğneyle kuyu kazmak gibi; para harcamak kuma su dökmek gibi.

6. Âşık, sivilceyi gamze sanır.

7. Adam mevki sahibi olmaya görsün, köpeği bile mağrur eda takınır.

8. Pişmanlık duymayanı bağışlamak suya resim yapmakla birdir.

9. Göze batan çivi, çekici yer.

10. Eylemsiz öngörü hayal görmek, öngörüsüz eylem karabasan görmektir.

11. En iyi kılıç, kınında tutulan kılıçtır.

12. Zafer pek bir şey öğretmez; yenilgi çok şey öğretir.

13. Yalan dörtnala gider. Hakikat ise adım adım yürür, fakat yine de vaktinde yetişir.

14. Sular yükselince gemiler de yükselir.

15. Yedi kez düş, sekiz kez ayağa kalk.

16. Sanatçıyım diyebilmek için, ustanı geçeceksin ve kendini geçecek bir öğrenci yetiştireceksin.

Sanatçıyım diyebilmek için, ustanı geçeceksin ve kendini geçecek bir öğrenci yetiştireceksin.

17. Biri beni aldatırsa yazıklar olsun ona; iki kez aldatırsa yazıklar olsun bana.

18. Pirincin içindeki siyah taştan değil, beyaz taştan korkun!

19. Öfkenin uzaklaştırdığını, gülücükler geri getiremez.

20. Bilgi, eğer bilge değilsen, eşeğin sırtına vurulmuş kitap yükü gibidir.

21. Okuduğun her şeye inanacaksan, hiç okuma daha iyi