Kitap Banyosu… Günün Fotosu…22\08\2016

IMG_2585

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sokakta su satan Gülru’dan şirket CEO’suna ders!

 

Cimri.com’un CEO’su Serkan Koç, sokakta su satan kız çocuğundan etkilendi ve onu deneyimlerini anlatması için davet etti. Bir CEO su satan çocuktan ne öğrenebilir? İşte çocuğun verdiği ders…

Sokakta su satan Gülru'dan şirket CEO’suna ders!

Bu 13 yaşındaki kızın adı Gülru. Cimri.com’un  CEO’su Serkan Koç sokakta su satarken görmüş ve ondan alacağı dersler olduğunu düşünmüş.
Serkan Koç linkedin hesabından paylaştığı yazısında, “Şimdi, ‘13 yaşında bir küçük kız size satış eğitimi mi verdi? Vay halinize’ sözlerini duyar gibiyim. Ama değerliydi ve sizin de okuyunca hak vereceğiniz yıllarca edinilemeyen deneyimleri bize feyz verdi” diyor.

Sekan Koç yazısında aldığı dersi şöyle anlatıyor:

“Gülru’nun cadde’de su satmaya başladığı gün işe başlamışım. Gülru’yu cadde üstüne koyduğu suları satarken görüp bir kaç su aldım. Sonra bir kaç kez daha aldım. Camdan bakarken Gülru’nun sürekli aynı motivasyonla (iki ışık arasında gücünü toplayarak) kırmızı ışıkta su satmasına tanık oldum. Gülru’yu davet edip motivasyonu ve hevesini öğrenmek istedim. Sapık gibi görünmemek için Ezgi ismindeki çalışma arkadaşımdan ofise davet etmesini rica ettim. Gülru geldi.

Sokakta su satan Gülru'dan şirket CEO’suna ders!

Biz 4 kardeşiz. Babamın tekstil işinden kalan penyeleri Metro’da satıyorduk. Kendimize “5 Lira sigaradan ucuz” sloganını bulmuştuk. (Hedef kitlesinin anladığı dilden konuşmuş) Midye satan biri su satıyordu. O 1 hafta tatile gidince su satmaya başladık. Sonra midyeci geldi ve bizi kovdu. O Metro koridorunda satıyordu. Aklıma girişe gitmek geldi. Böylece hem çıkanlara hem de girenlere ilk biz satış yapıyorduk. (Rekabette tıkanmış ve yeni ve daha iyi bir yol bulmuş) Bunu gören Midyeci yeğeni ve 1 arkadaşını çağırıp onların sattığı yerde su sattırmaya ve Gülru’lara sataştırmaya başlamış. (Onlar yine yılmamış.)

Sokakta su satan Gülru'dan şirket CEO’suna ders!

2 kardeşi penye’ye dönmüşler. Gülru Atatürk Caddesi Kozyatağı girişinde evlerine yakın yerde su satmaya başlamış. ‘Neden’ dediğimde öncelikle güvenlik, ‘eve yakınım’ dedi ama en önemlisi su ısınmasın diye ablası sürekli su tedariki sağlıyormuş.(Tedarik’in zamanlaması ve ürüne göre soğuk veya taze olması önemli) Caddede satarken yayalar çok su almıyormuş ama arabada olanların uzun süre sıcaktan bunaldığını düşünerek arabalara satmaya başlamış. Zaman içinde ki, 2 haftada” hangi araba su alır? suratında yorgunluk olan mı alır yoksa sakin olan mı alıra göre gideceği arabayı önceliklendirerek daha fazla satış yapmaya başlamış. (segmentasyon yapmış ve ihtiyaç anını tespit etmiş.) Cuma günü çok önemliymiş. Cuma namazından sonra herkes ya yardım amaçlı ya da cuma namazı sonrası susuz kaldıkları için su alıyormuş. O yüzden bu saatte çok çalışıp tüm gün sattığımı 1 saatte satıyorum diyor. (rekabet avantajını sağladığı anda tüm enerjisiyle maximum fayda sağlıyor)

Sokakta su satan Gülru'dan şirket CEO’suna ders!

Gülru’ya bunları yazıp hazırlar bize pazartesi anlatır mısın dedim. “Bilgisayar vardı ama kırıldı tamirde kağıda yazsam olur mu” dedi. “Tabi” dedim. “Siz şimdi bunu neden yapıyorsunuz ki?” dedi. “İnsanlar büyüyünce deneyimlerinden dolayı maalesef çaresizlik üzerlerine yapışıyor. Sen yılmadan önündeki engelleri aşmışsın, bunları görüp biz de senin gibi olmaya çalışabiliriz” dedim. “Ayrıca deneyim satmak daha değerlidir. Sen bunu bize anlatınca tüm günde kazandığından çok fazla parayı kazanabiliyorsun” dedim. (Günde 70 TL kazanmak için 70 Tane su satıyor) Neyse ki ikna oldu.

 

Çok uzatmayayım. Gülru bugün bize geldi ve deneyimlerini aktardı. Ben umudumu kaybedersem artık Gülru var. Onu hatırlar tekrar koşmaya devam ederim.
Yaşı tutsa kesin birlikte çalışmak isterdim. Gülru’ya ekip olarak bir notebook hediye ettik. Belki deneyimlerini yazar ve ilerde iyi bir satış eğitimcisi olur.
Küçük mü? Hayır! Olgun ve en önemlisi yılmadan deniyor iyileştiriyor çalışıyor. Bence değerliydi. Ne dersiniz?

kaynak: elmaelma.com

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Ama biz hayatı bir 3. sayfa haberi gibi okumayı adeta şehvetle seviyoruz…

Merve-ozaslan-kolaj-nolmus-2[1]

kolaj: merve özaslan

 

Her gün bir sürü güzel ve çirkin şey oluyor dünyada…

Biz daha çok EN ÇİRKİN olanı fark ediyor, ve onun haberini okumakta ve yaymakta garip bir anlam buluyoruz!

Her gün sosyal medyadaki ana sayfama göz atıyorum ve görüyorum ki, bir çok insan göze görünmesinden, ağza alınmasından en hoşlanılmayacak şeyleri, en çirkin detaylarıyla paylaşıp bir üstüne kendi çirkin duygularını – nefret,tiksinti, lanet, hakaret v.b. – ekleyerek yayıyor.

İnsanların olan bitene tepki duymaları ve bunu göstermeleri normal! Hatta bir tür kamuoyu yaratılması açısından da oldukça gerekli…

Ama biz hayatı bir 3. sayfa haberi gibi okumayı adeta şehvetle seviyoruz… Zira bu bakış açısı bize, birilerinin çektiği acı üzerinden, ”bi tuhaf” kimlik geliştirmek fırsatını veriyor!

”Hayattan ve insanlardan neffffret ediyorum!” diye bağırma arzumuzu, bir başkasının yaşadığı bir olay üzerinden yansıtmak gibi, dolaylı bir dışa vurum çabasına dönüyor bazen böyle paylaşımlar…

İnsanların trajedilerini en acı detaylarıyla ortaya dökmek, etrafımızdaki insanlara ”Dünya çoook kötü bir yer ve aslında siz de EN AZ BENİM KADAR güvende değilsiniz!” demenin bir şekline bürünüyor…

Sanki derinde bir yerde, bizi terk eden sevgiliye, hiç bulunamayan gerçek aşka, asla yeterince kazanılamayan paraya, olmak istediklerimizle olduklarımız arasındaki bir türlü kapanmayan makasa duyduğumuz kızgınlığı, 3. sayfa tadında haber yayarak kusuyoruz…

Ama bu bizi, ne acılarını aktardığımız insanlar kadar şefkate muhtaç, ne de onlar kadar çaresiz yapıyor!

”Duyarlı insan primi” yaparak, kimseye reel bir faydamız olmuyor aslında! Sırf ”kötü” insanlara küfrettik ve onları şiddetle kınadık diye daha ”iyi ve yapıcı” olmuyoruz.

Dünyanın boktan bir yer olduğunu anıra anıra haykırmış olmak, dünyayı daha iyi bir yer yapmak konusundaki sorumluluğumuzu azaltmıyor!

”Ne yani fikrimizi söylemeyelim, sessiz mi kalalım?” diyenlere cevabım; Fikrimizi söylemek ve olumluya davet etmek ile umutsuzluk kusmak arasında fark var!

Hem zaten ne olması gerektiği hakkındaki fikrimizi söylediğimizde bile YETERİNCE iyi bir şey yapmış olmuyoruz!

Baktığınızda pek azımız, bu dünyaya katkıda bulunmakla ilgileniyoruz. Hatta çoğumuz ”çoooook kötü bir dünyada” yaşıyor olmamızı, duvara bir çivi çakmamak, bir ağaç dikmemek için bahane olarak öne sürüyoruz.

Oysa FAYDA, kötüyü ve kötülüğün uzantısı olan umutsuzluk duygusunu daha da fazla kişiye yaymakla değil, insanlara umut veren, güzelliği ilham eden, yardımcı bir el uzatan işler yapmakla olur.

SADECE, cart curt konuşmak yerine YAPTIKLARIMIZLA, ÜRETİKLERİMİZLE ÖRNEK olduğumuzda, bir katkıda bulunmuş oluyoruz hayata…

SADECE her şeye rağmen İNSAN GİBİ İNSAN olmaya çalıştığımızda, emektar, yapıcı, sevgi dolu, elinden geleni yapmaya hazır olduğumuzda – bir sürü insanın birbirine kıyarak var olmayan çalıştığı şu dünyada – anlamlı bir KARŞI DURUŞ sergilemiş oluyoruz.

GERİSİ BİLDİĞİN KAÇAK OYNAMAK…

Sert mi oldu? Naapalım bugün de böyle😉

kaynak: kendi halinde bir hayat gözlemcisi…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Aylık Şifa Seminerleri (Ağustos – Eylül – Ekim 2016)

Aylık Şifa Seminerleri (Ağustos-Eylül-Ekim 2016)

Kızla Öpüşürken Dayandığı Trafodan Çarpıldı Salak…

IMG_2515

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir Hint masalına göre, kediden korktuğu için devamlı endişe içinde yasayan bir fare vardır.

cute-pet-rats-13880jpg-728x728[1]

 

Bir Hint masalına göre, kediden korktuğu için devamlı endişe içinde yasayan bir fare vardır.
Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür.
Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar.
Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür.
Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya baslar.
Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok.
Onu eski haline döndürür. Ve der ki, ”Sen cesaretsiz ve korkak birisin.
Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem.”

Ünlü yazar Shakspeare, bu konuda söyle diyor :
“İnsanların çoğu Sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için..
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »