Tuzun Böbreklere Etkisi ve Böbrek Temizliği 

 

Tuz yemeklerde o kadar sık kullanılan bir malzemedir ki tuzsuz yemek yapmayı düşünmek neredeyse imkansızdır. Peki insanlar neden bunu yapıyor? Çünkü tuz yemeklerin tadını arttırır ve yemeklerden aldığınız zevki de geliştirir, ama tuz tüketiminin uzun dönem sonuçları o kadar ciddidir ki tamamen beslenme programınızdan çıkarmanıza değebilir.

Tuzdan en çok zarar gören organlar böbreklerdir. Unutmayın böbrekleriniz günde 5 litre kanı filtreleme ve temizleme görevini üstlenmektedir, böylece hastalıklara ve hatta ölüme yol açabilecek toksinlerin ve atıkların birikmesini önler ve bunların vücuttan atılmasını sağlarlar.

Gelin sürekli tuz tüketiminin sonuçlarına daha yakından hep beraber bakalım ve durumu inceleyelim.

Tuzun böbrek sağlığı üzerindeki etkileri nelerdir?

böbrek
Sizlere iyi bir öğüt vermekle başlayacağız: Bugün mutfağınızdaki tuzu halen yemeklere tat verebilecek ve yemeklerden aldığınız zevki arttırabilecek diğer malzemelerle değiştirin. 

  • Hardal
  • Kavrulmuş sarımsak, sarımsak tozu
  • Soğan tozu
  • Soya soyu (düşük sodyum)
  • Limon suyu
  • Kara biber
  • Kekik, dağ kekiği
  • Maydanoz
  • Zencefil
  • Kimyon
  • Fesleğen
  • Zerdeçal

zerdeçal

Yukarıda bahsettiğimiz her alternatif belli başlı yiyeceklerde kullanılabilir, ayrıca da size söz veriyoruz, bu yeni tatları çok seveceksiniz ve beslenme biçiminizi değiştirme konusundaki tutumunuzda başarılı olacaksınız. Sizlere sadece tuz tüketiminizi azaltmayı önermiyoruz – tuzu kullanmayı tamamen bırakmalısınız. 

Unutmayın gündelik olarak tükettiğiniz ve içerisinde sodyum olan başka şeyler de vardır, ve bu kaynaklar tek başına böbrekleriniz için 3 ila 5 gram arasında eleme, filtreleme ve temizleme konusunda büyük yardımcıdır.

Gelin tuzun böbrek sağlığınız üzerindeki sonuçlarına göz atalım.

1. Tuz pH derecenizle oynar

Eğer günde beş gramdan fazla tuz tüketirseniz bunlar dokularınızda, organlarınızda ve kan dolaşımınızda birikmeye başlar ve vücudun tamamında asitlenmeye yol açar. Bunu asla aklınızdan çıkarmayın. Daha önce çok kereler vücutta alkali pH bulundurmanın öneminden bahsettik. Asitlenmenin sonuçları aşağıdaki gibidir:

  • Hastalık
  • Kanser riski
  • Kalp ve böbrek problemleri
  • Sıvı tutulumu
  • Kronik yorgunluk
  • Soğuk algınlığı, üşüme ve yorgunluk hissi
  • Konsantrasyon bozukluğu
  • Rahatsızlık, huzursuzluk
  • Hassas, kolayca kırılan tırnaklar
  • Eklem ağrısı
  • Sık sık yaşanan enfeksiyon durumları
  • Alerjiler

2. Tuz kan akışının temizlenme sürecine karışır, engel olur

İçeriğinde çok fazla tuzun olduğu bir beslenme biçimi 40 yaşına gelen insanlarda yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, yüksek vücut yağı oranı, metabolizmada değişiklikler ile ortaya çıkar. Bunların hepsi çok tuz tüketmek ve çok az su içmekten kaynaklanan böbrek problemlerinin belirtileri olabilir.

  • Vücudun %60ı sudan oluşmaktadır. Vücutta çok fazla tuz olduğu zaman bu dokularda ve organlarda birikerek böbreklerin kan akışını düzgünce filtreleyip temizleyememesine yol açar. 
  • Sıvı tutulumu ve bununla beraber gelen sıkıntıları yaşamaya başlarsınız ve toksinler dokularınızın şişmesine sebep olur. Bunlar gibi böbrek problemlerinin ve kan akışında toksinlerin gözlemlenebilir olduğu durumlar aşağıdaki gibidir:
    • Ayaklarda şişme
    • Kronik yorgunluk
    • Üşüme hissi
    • Sıkı ve şişmiş bir karın bölgesi

3. Aşırı derecede tuz böbreklerin yaşlanmasına neden olur

Ne kadar fazla tuz tüketirseniz, böbrekleriniz vücudu temizlemek için bir o kadar fazla çalışmak zorunda kalır ve bununla beraber yetersiz su tüketimi de böbreklerin erken yaşlanmasına sebep olur. Bu sağlığınız için büyük risktir.

4. Aklınızda tutmanız gereken önemli bir bilgi: Tuzun dolaylı etkileri

  • Damar ve atar damar hastalığı olan damar sertliği
  • Romatizma ve eklem yangısı
  • Kalınbağırsak sancısı
  • Saç kaybı
  • Cilt problemleri
  • Sindirim problemleri
  • Kabızlık durumu
  • Aşırı kilolu olmak ve sıvı tutulumu

Aşırı tuzu vücuttan nasıl atabilirsiniz?

su

Aşırı tuzu vücuttan atmanın ana stratejilerinden biri de daha çok su içmektir. Günde 4 ila 8 bardak arası su içmekte fayda vardır. Bazen kulağa ve göze çok fazla gelse de, yanınızda yarım litre su taşıyıp gün içinde yudumlamanız da bu amaca ulaşmanızda bir adımdır. Ayrıca unutmayınız ki günde bir saat egzersiz yapmak da çok faydalıdır. 

Ayrıca aşağıda sizlere tarifini verdiğimiz karışımı da içerek vücudunuzdaki aşırı tuzdan kurtulabilirsiniz. Kesinlikle inanılmaz derecede etkilidir! Göreceksiniz.

Maydanoz tedavisi

5-parsley-juice
Hangi malzemeleri kullanmalı?

  • 50 gram taze maydanoz
  • 1 litre su
  • 1 limonun suyu

Hazırlanışı:

Suyu kaynatın ve maydanozu ekleyin. 30 dakika boyunca demlenmesini bekleyin, sonrasında bir 30 dakika daha dinlendirin. Limon suyunu da ekleyip, sıvıyı süzün. Bir cam şişeye koyun ve bu karışımı gün içinde için. Her zaman ilk bardağı sabahları boş mideye için ve her öğünden 20 dakika sonra birer bardak daha için.

Bu karışımı her ay üç gün art arda uyguladığınızda kendinizi ne kadar harika hissettiğinizi göreceksiniz!

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Bedri Rahmi Eyüpoğlu… Ben Çalışarak Ressam Oldum…

 

Bedri Rahmi Eyüpoğlu
Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun ilk yapmış olduğu resim, sene 1928 , yer Trabzon…..
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Trabzon 1928

Ölümü ile yarım kalan resim Mor Han, sene 1975.

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Mor Han 1975

Resim sergisinde en güzel bölüm otopotrelerdi. Kendisinin, eşinin, aşkının, abisinin.

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Otopotre Genç 1933
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Otopotre 1964
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Otopotre 1968
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Atölyede Resim Yaparken 1929

1930’larda Fransa’da tanıştığı ve daha sonra evlendiğinde Eren adını vereceği eşi Ernestine Letoni..

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Eren Eyüpoğlu El Şakakda 1935

BİGÜZEL

seni bigüzel giymişim içime gavurun kızı
bir kurşunda vurdular ikimizi
gün ışır, yaprak titrer, tohum üşür
acı güller kızarır hikayemizi.

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Kırmızı Terlik 1946

Çok sevdiği ağabeyi Sebahattin Eyüpoğlu ;

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Sebahattin Eyüpoğlu
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Aile 1944

KARA SEVDA

…ve nihayet gelip çattı
Bir dilimi zehir zıkkım
Bir dilimi candan tatlı.
Masallarla indi yere
Sebil oldu cümle hikayelere
kara kara kazanlarda kaynadı
Diyar diyar al kanlara boyandı
Türkülerde ateş alev yandı tutuştu
Gördes kiliminde nakış
Minyatür bahçelerinde suret kesildi.
Ve nihayet gelip çattı
Elveda belirsiz bedava sevince
Uçan kuşa eşe dosta elveda
Bütün haşmetiyle gelip çattı
Bir dilimi zehir zıkkım
Bir dilimi candan tatlı.

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Yahya Kemal 1948
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Aşık Veysel 1953
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Nasrettin Hoca 1953

KİMİ

kimi güneşle düşünür
Van Gok olur.
kimi yağmurla düşünür
Şopen olur.

kimi iki kere ikiyle…
Aynştayn olur…
kimide sadece insanlarla düşünür
ama sadece insanlarla
işte o eşşoğlueşşek
Adam olur , adam…

Bedri Rahmi Eyüpoğlu  Meryem Palava 1952

Güzel Sanatlar Akademisi’ne misafir öğrenci olarak gelen ve 1946 yılında Alman Hastanesinde Tüberkülozdan ölen büyük aşk yaşadığı Mari Gerekmezyan için yazdığı Karadut şiiri ve resimleri.

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Karadut

KARADUT

Karadutum, çatal karam, çingenem
Nar tanem, nur tanem, bir tanem
Ağaç isem dalımsın salkım saçak
Petek isem balımsın ağulum
Günahımsın, vebalimsin.

 

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Karadut

 

Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan
Yoluna bir can koyduğum
Gökte ararken yerde bulduğum
Karadutum, çatal karam, çingenem
Daha nem olacaktın bir tanem
Gülen ayvam, ağlayan narımsın
Kadınım, kısrağım, karımsın. 

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Karadut

Sigara paketlerine resmini çizdiğim
Körpe fidanlara adını yazdığım
Karam, karam
Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
Sıla kokar, arzu tüter
Ilgıt ılgıt buram buram.
Ben beyzade, kişizade,
Her türlü dertten topyekün azade
Hani şu ekmeği elden suyu gölden.
Durup dururken yorulan
Kibrit çöpü gibi kırılan
Yalnız sanat çıkmazlarında başını kaşıyan
Artık otlar göstermelik atlar gibi bedava yaşayan
Sen benim mihnet içinde yanmış kavrulmuşum

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Karadut

Netmiş, neylemiş, nolmuşum
Cömert ırmaklar gibi gürül gürül
Bahtın karışmış bahtıma çok şükür.
Yunmuş, yıkanmış adam olmuşum 

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Karadut 1945

Karam, karam
Kaşı karam, gözü karam, bahtı karam
Sensiz bana canım dünya haram olsun.

Bedri Rahmi Eyüpoğlu gözünden şehirler ve mekanlar;

Bedri Rahmi Eyüpoğlu

BÜYÜK ŞEHİRLERİ TAKDİM EDERİM

sana büyük şehirlerden bahsedecegim;
en büyük camiler orda kurulur
en küçük mezarlar orda kazilir
en kara yazilar orda dizilir
yüksek minarelerde sela verilir
civar hanelerde zina edilir
büyük şehirlerde yalan söylenir tosunum
halbuki küçük köylerin
mezarligi bile yoktur

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Trabzon Manzara 1928

büyük şehirlere bağlanma mehmedim
öyle bir şehre yerleş ki
küçük fakat bizim olsun
sokaklarinda tanimadigin yüz
ensesine şamar atamayacagin kimse dolaşmasin
her agacina elin
her kariş topragina terin degsin
ve kuytu evlerden birinde
senden habersiz ölenler olmasin

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Edirne 1942
Bedri Rahmi Eyüpoğlu İstanbul 1952

PUL PUL

yedi tepeye kurulmuş,  pul pul
gümüş gümüş baliklari, pul pul
işiktan sudan örülmüş
canim Istanbul


Bedri Rahmi Eyüpoğlu Çorum 1952
Bedri Rahmi Eyüpoğlu

TELGRAFIN TELLERİ

telgrafin tellerini arşinlamali
yar üstüne yar seveni kurşunlamali
tam beş defa
kurşuna dizildi Mernuş
ya kurşunu sikan YAR degildi
ya kurşun kurşun degildi
ya Mernuş Mernuş degildi.

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Akademi Bahçesi 1938
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Dolmabahçe Saray Bahçesi 1937
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Salıpazarı Evimiz 1938
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Korupark Suadiye 1946
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Dalyan 1943
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Midye Mağara 1972

YALNIZLIK

yalnizligin kadarsin
yalnizligin mis kokmali
yalnizlik dedigin büyük bir zindan
dünyanin en kalabalik zindani
dinden imandan çikarir
ama öyle bir adam eder ki insani

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Misuri 1946
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Gece Kondular 1972
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Korupark 1975

SİTEM

Önde zeytin ağaçları arkasında yar
Sene 1946
Mevsim
Sonbahar
Önde zeytin ağaçları neyleyim neyleyim
Dalları neyleyim
Yar yoluna dökülmedik dilleri neyleyim
Yar yar… Seni karasaplı bıçak gibi sineme sapladılar
Değirmen misali döner başım
Sevda değil bu bir hışım
Gel gör beni darmadağın
Tel tel çözülüp kalmışım
Yar yar… Canımın çekirdeğinde diken
Gözümün bebeğinde sitem var

Bedri Rahmi Eyüpoğlu kadınları;

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Hamam 1936

HÜZÜN

Türküler bitti
Halaylar durdu
Horonlar durdu
Al damar, mor damar, şah damar sustu
Bahçeler put kesildi birer birer
Meyveler salkım saçak taş.
Bir bulut uçardı
Başı boş bedava
Yandı kül oldu.
Hüzün geldi baş köşeye kuruldu
Yoruldu yüreğim yoruldu.
Ağaç büyür arkasında koşamam
Kervan yürür peşi sıra düşemem
Yıldız akar uçsam da yetişemem.
Hüzün geldi baş köşeye kuruldu
Yoruldu yüreğim yoruldu.

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Adalardan Bir Yar Gelir Bizlere 1931
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Dünya Güzeli 1931

ÇAKIL

Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde
Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
Bir gelincik açılır ansızın
Bir gelincik sinsi sinsi kanar
Seni düşünürken
Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır
Deliler gibi dönmeğe başlar
Döndükçe yumak yumak çözülür
Çözüldükçe ufalır küçülür
Çekirdeği henüz süt bağlamış
Masmavi bir erik kesilir ağzımda
Dokundukça yanar dudaklarım

Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Talaslı 1944
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Kız Kaçırma 1942
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Kırmızı Bacaklı 1956
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Ana ve Çoban 1957

YIKANSIN GÖZLERİM YIKANSIN

Soyunsun gözlerimin cilasında
İçersinden aydınlanmış tarlalar
Soyunsun beyazlığı içlerinden gelen evler
Soyunsun utancını arzular
Yıkansın gözlerim yıkansın

Soyunsun gözlerimin cilasında
Gelmiş, gelecek bütün kızlar,
Soyunsun hafızanın insan gözü değmemiş yerinde
Sineler, buseler, arzular
Ve bütün bir ömür
Lâhzada harcansın
Yıkansın gözlerim yıkansın

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Köylü Ana 1972
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Adalardan Gelen Yar 1954

Bedri Rahmi ve meslekler;

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Boyacık 1957
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Dutçu 1946
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Fotografçı 1944
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Baltabaş Kemençecisi 1970

Bedri Rahmi Eyüpoğlu ve hayvan sevgisi;

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Ebabil Kuşu 1958
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Karabaş 1946

Bazı resimlerinde şiirler de var.

Bedri Rahmi Eyüpoğlu
Arzulandıkça Kulun 1961
Arzulandıkça Kulun, Arzulandıkça Kölen
Bedri Rahmi Eyüpoğlu
Yunus Emre 1970
Kimi Masum Kimi Güzel Yiğitler Ne Söylerler Ne Bir  Haber Verirler
Bedri Rahmi Eyüpoğlu 1952

KARINCA KADERİNCE

Her nefes kanımı yıkanmış bulur
Her yaprak canımı hazır
Bu yosun bu deniz bu nur
Bu ten gürül gürül yanmalıdır

Ayı ininden
Yılan deliğinden
Arzular salkım sacak yerli yerinden
Sökülüp Yaşanmalıdır

Karınca Kaderince
Bu can meşrebimce harcanmalıdır

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Çentik 1966

ÇENTİK

Canım benim
Canımın çentiği balım
Cennet şuracıkta

Diğer resimleri;

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Mavili Ağaç 1974
Bedri Rahmi Eyüoğlu Hayat Ağacı 1946

İSTİDA

Yarab! Insan ogullarindan çektigim yeter
Gök yüzünden benim hisseme düşeni ver
Altina diledigim gibi ömrümü sereyim
Mendil kadar olsun tarlami ayir
Beni doyuracak agaci göster
Rabbim! Insan ogullarindan çektigim yeter
Yalniz senin ellerin gezinsin ömrümde
Beni yalniz sen mahkum eyle sen azat
Ve yalniz sen canimi iste benden ki
Nereye saklayacagimi şaşirmadan vereyim

Bedri Rahmi Eyüpoğlu Vakko Çiti 1972
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Nato Motifi 1958
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Yavuz Geliyor Yavuz 1932
Bedri Rahmi Eyüpoğlu Karagözün Gemisi 1957
Bedri Rahmi Eyüpoğlu El ve Ayak İzleri

İyiki bu topraklarda Bedri Rahmi Eyüpoğlu el ve ayak izlerini bırakmıştır.

KAYNAK: BENGİ ÖZKAN

Acın olduğunda yapman gereken tek şey, acı veren şeyle ilgili duygularını genişletmektir.

tuzvesu[1]

Hintli bir yaşlı usta, çırağının her şeyden sürekli şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Yaşamındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi.
Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.
“Tadı nasıl?” diye soran yaşlı adama öfkeyle “Acı” diye yanıt verdi.
Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce az ilerideki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi.
Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:
“Tadı nasıl?”
“Ferahlatıcı” diye yanıt verdi genç çırak.
“Tuzun tadını aldın mı?” diye soran yaşlı adamı, “Hayır” diye yanıtladı çırağı.
Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:
“Yaşamdaki acılar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Acının miktarı hep aynıdır. Ancak bu acının acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Acın olduğunda yapman gereken tek şey, acı veren şeyle ilgili duygularını genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.”

Yazarı Bilinmiyor

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.

kahve_fincani[1]

 

Yaşlı kadın, bir antika dükkanından aldığı yüzyıllık fincanı özenle salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı.

Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam etti. Derken, birden fincan dile geldi ve kadına şöyle dedi;

“Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.

Kadın şimdi hayret içindeydi. Önündeki kahve fincanı konuşuyordu!

Kekeleyerek: “Nasıl? Anlayamadım?” diyebildi yaşlı kadın.

“Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar çamurdan ibarettim ve bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp:

“Yeter! Lütfen dur artık!” diye bağırmak zorunda kaldım.
Ama usta sadece gülümsedi ve; “Daha değil!” diye cevapladı beni.
“Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım:
“Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!”
Ama usta bana bakıp gülümsüyordu:

“Henüz değil!”

“Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp ısıyı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: Beni yakarak öldürecek”
Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:
“Usta usta! Lütfen izin ver buradan çıkayım!”
“Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hala gülümsüyor ve “Daha değil!” diyordu.

“Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi.

“Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.

“Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!” dedim. Onun cevabı ise aynıydı: “Henüz değil!”

“Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. “Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!” diye bağırdım.

Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. “Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!” diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım, ama o yine “Daha değil!” diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm.

“Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:

“Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?”
Ona “Evet” dedim.

Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve “Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım.”

“Evet bu sensin!” dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel bir fincan haline geldin.

Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyup gidecektin.
Döner tezgahın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın.
Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın.
Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı.
Ama sana asıl güç ve kuvveti veren ikinci fırın oldu.
Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde.”

Ve ben kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:
“Ustam! Sana güvenmediğim için beni affet!
Bana zarar vereceğini düşündüm.
Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim.
Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum.
Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim…
Teşekkür ederim.”
Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yüreğimi yakan darbeleri bağışlıyorum.

sairindunyasi_GOZ_YASI[1]

 

Döktüğüm yaşları bağışlıyorum.

Acıları ve aldatmaları bağışlıyorum.

İhanetleri ve yalanları bağışlıyorum.

İftiraları ve ahlâksızları bağışlıyorum.

Nefreti ve zulmü bağışlıyorum.

Yüreğimi yakan darbeleri bağışlıyorum.

Yıkılan hayalleri bağışlıyorum.

Ölen umutları bağışlıyorum.

Sevgisizliği ve kıskançlığı bağışlıyorum.

Umursamazlığı ve kötü zihniyeti bağışlıyorum.

Haklılık uğruna haksızlık edenleri bağışlıyorum.

Öfkeyi ve şiddeti bağışlıyorum. İhmalkârliği ve unutkanlığı bağışlıyorum. Bütün kötülükleriyle dünyayı bağışlıyorum.

Paule Coelho

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kronik yorgunluk sendromunun bağırsak florası ile bağlantılı olduğu keşfedildi

 

Kronik Yorgunluk Sendromu nedir? Altı aydan daha uzun süre devam eden, uyuma ve dinlenme ile geçmeyen aşırı fiziksel ve zihinsel yorgunluğa Kronik Yorgunluk Sendromu (KYS) adı verilir. Kronik Yorgunluk Sendromu sadece bir yorgunluk olmakla kalmayıp kas ağrısı, baş ağrısı, boyun ağrısı, eklem ağrısı, uyku bozukluğu gibi sorunları da beraberinde getiren kompleks bir hastalıktır.[1] Hastalığın kesin sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte aşırı stres, beslenme alışkanlığı, genetik yatkınlık ve viral enfeksiyonlar gibi faktörlerden şüpheleniliyor.

Hastalığın sebebinin tam olarak bilinmemesi doktorların hastalığa kesin teşhis koymasını zorlaştırıyor. Bu yüzden  doktorlar, Kronik Yorgunluk şikayeti ile gelen hastaların yapılan muayenesinde somut bir bulguya rastlamazsa, hastalığın ya psikolojik ya da kuruntudan kaynaklandığı yargısına varıyorlar ki, bu yaklaşımın doğru olmadığı ilerleyen zamanda anlaşılıyor.

yorgunluk-salturk

Son zamanlarda Kronik Yorgunluk Sendromu hakkında yapılan araştırmalar hastalığın net bir şekilde biyolojik nedenlerden kaynaklandığını gösteriyor. Bu konuda yapılan araştırmalardan bazıları Kronik Yorgunluk Sendromu hastalarının beyninde karakteristik anormallikler [2] ile bağışıklık sisteminde önemli değişiklikler olduğunu gösteriyor.[3]

Kronik Yorgunluk Sendromu hastalarının bağırsak florasında keşfedilen değişiklikler

Cornell Üniversitesinden Ludovic Guilloteaux ve ekibinin 48 Kronik Yorgunluk Sendromu hastası ile 39 sağlıklı insanın dışkı ve kan örneklerini karşılaştırarak yaptığı araştırma, bağırsak florası ile Kronik Yorgunluk Sendromu arasında şüpheye yer bırakmayacak şekilde bir bağlantının olduğunu gösteriyor.[4] Ludovic Guilloteaux ve ekibi, bu araştırma için deneklerden aldığı dışkı ve kan örneklerinde bağırsak bakterilerinin DNA’ları ile kanda bulunan beş farklı inflamasyon belirteçlerin konsantrasyonunu ölçtüler.

Bağırsaktaki bulgular

yorgunluk-salturk2Bağırsaktaki bulgulara geçmeden önce konunun daha iyi anlaşılması için kısaca Bağırsak florasından bahsetmek gerekiyor. Bağırsak florası, sindirim sisteminde yaşayan ve vücuda alınan gıdarı sindirme ile görevli sayıları 10 milyon ile 1 katrilyon arasında değişen yaklaşık 500-1000 değişik türdeki mikroorganizmanın genel adıdır.

Sağlıklı bir insanda bağırsak florasındaki bakterilerin %98’i faydalı bakterilerden oluşur ve bunlar bağırsakta kaldığı müddetçe faydalı görevlerine devam ederler. Eğer bu bakteriler bir şekilde bağırsaktan kana geçerse iltihabi reaksiyonlar başlayarak kişinin hastalanmasına sebep olur.[5]

Bağırsak florasının azlığı veya belirli bakterilerin bağırsakta bulunmaması Crohn hastalığı gibi kronik ve iltihabi bağırsak hastalıklarının ortaya çıkmasına yol açar. Bu bakımda bağırsak florasındaki bakterileri gerek sayısının gerekse çeşidinin eksilmemesi önemlidir. Guilloteaux ve ekibi yaptıkları bu araştırma ile Kronik Yorgunluk Sendromu hastalarının bağırsak florasında sağlıklı insanlara göre daha az mikroorganizmanın bulunduğunu ve var olanların da daha az hareketli olduğu tespit etti.

 

Kandaki bulgular

Kronik Yorgunluk Sendromu bulunan hastaların kanında bir inflamasyon belirteçi olan Lipopolisakkarit-Bağlayıcı Protein (LBP) seviyesinin yüksek olduğu gözlendi. Bu durum, hastanın bakteriyel bir enfeksiyonla karşı karışıya olduğu anlamına geliyor. Lipopolisakkarit-Bağlayıcı Protein (LBP), bakteriyel enfeksiyonu fark ederek vucudu savunma için alarma geçirir. Yani LBP‘nin kanda yükselmesi bağışıklık sisteminin bakteriyel bir enfeksiyona karşı verdiği doğal bir yanıttan başka bir şey değildir.

Bakteri kana nereden ve nasıl geçiyor

Sağlıklı bir bağırsak duvarından kana bakteri, mantar, parazit ve toksik atıkları geçemez. Çünkü bağırsak duvarının yapısı buna müsade etmez. Ancak hasarlı bağırsaklarda (sızıntılı bağırsak, ingilizce: leaky gut) veya Geçirgen Bağırsak Sendromu hastalarında bakteriler ve toksik maddeler bağırsak duvarından kana sızar kanı enfekte eder.

Yapılan bu araştırmadan elde edilen önemli başka bir bulgu ise, Kronik Yorgunluk Sendromu hastalarının bağırsak duvarının geçirgen olduğu ve bağırsaklarda bulunan bakterilerin kana geçerek iltihaplanmaya sebep olduğunun keşfedilmiş olması.

Tedavide yeni umut

Şu ana kadar Kronik Yorgunluk Sendromunun etkili bir tedavisinin olmaması hastalık hakkında somut biyolojik delillerin olmamasından kaynaklanıyordu.

 

Guilloteaux ve ekibi bu araştırma ile kronik yorgunluk sendromu olan hastaların bağırsaklarında daha az sayıda bakterinin konakladığını, bağırsak duvarlarının geçirgen olduğunu ve bu nedenle bağırsaktan kana bakteri geçişi olduğunu, bunun da kanda iltihabi reaksiyonların ortaya çıkmasına sebep olduğunu keşfettiler. Bu önemli keşifle birlikte Kronik Yorgunluk Sendromu teşhisinin  kan ve dışkı testi ile çok daha kolay bir şekilde tespit edilebilmesinin yolu açılmış oldu.

Sonuç

Bağırsak florası ve bağırsak duvarındaki bu değişimin Kronik Yorgunluk Sendromunun ortaya çıkmasında sebep mi yoksa sonuç mu olduğu şimdilik tam olarak bilinmiyor ama araştırmayı yürüten Giloteaux konu hakkında yaptığı acıklamada, geliştirilecek ilaç ve uygun diyet planları ile bağırsak florasının tekrar dengeye sokularak hastaların normal yaşantıya dönebileceklerini umut ettiğini belirtti.

Mehmet Saltürk

kaynak: medical akademi

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »