baskıcı, zorlayıcı ya da tatminkar olmayan ilişkilere duyduğumuz garip bağımlılıktan özgür kaldığımızda, kendimizi tanırız

10391999_776302605830030_8952989308854692157_n[1]

BİR KUŞ KANATLARI OLDUĞU İÇİN KUŞTUR!
UÇMAYI ÖĞRENMEMEK İÇİN ISRAR ETMEYELİM

”İnsan hep başkalarının tercihleri ve sınırları ile kavga halindedir. Oysa asıl kavgası kendisi iledir wink ifade simgesi
Aslında kendimizi başkalarından korumak yerine KENDİMİZDEN KORUMAMIZ gerekir.
Zira ilişkilerde hep istemediğimiz ödünler veriyor veya aşırı talepler sergiliyorsak, bunun nedeni İÇ AYARIMIZIN bozuk olmasıdır.
Karşımızdakiler bize İSTEDİĞİMİZ anlayışı, alanı, özgürlüğü, ihtiyaç duyduğumuz tepkiyi, desteği, saygıyı veya ilgiyi vermiyorlarsa, kendimizi o ilişkilerin içinde güvende ve rahat hissetmiyorsak,
Bunun KARŞIMIZDAKİNDEN kaynaklanan bir sebebi vardır.
Biz kendimizi iyi hissetmek için hep karşımızdakini değiştirmeye çalışırız..
Daha çok verir, daha çok zorlar,
Olmayınca da daha çok ağlar, daha çok kızarız .
Oysa insanların tercihleri ve tavırları bizim kontrol alanımızın dışındadır.
Biz sadece ve sadece kendimizi sorgulayıp, kendi tavırlarımızı kontrol edebiliriz…
MESAFE ve SINIR AYARI insan ilişkilerinin anahtarıdır!
İnsanları anlayabileceğimiz ve gerekirse kendimizi anlatabileceğimiz yakınlıkta olmakta,
Anlaşılamadığımız ya da anlam veremediğimiz noktada ise kendimizde kalabileceğimiz, zarar verip zarar görmeden var olabileceğimiz bir mesafede durmakta daima yarar vardır!
Biz hep kendimizi ilişkilerle tanımlamaya çalışırız…
Oysa baskıcı, zorlayıcı ya da tatminkar olmayan ilişkilere duyduğumuz garip bağımlılıktan özgür kaldığımızda, kendimizi tanırız…”

Kaynak: Juno Gözlemci

ZİHNİ KEMİREN ZEHİRLİ DÜŞÜNCELER.

353_060120121620_708656638[1]

 

Her gün bir diğerinin aynısı mı? Sürekli kurban rolünde misiniz? Hep kendinizin mi haklı olduğunu düşünüyorsunuz. Tebrikler sizi kemirip bitiren 12 zehirli düşünceden 3’üne hali hazırda sahipsiniz. İşte listenin geri kalanı. Okuyun ve hayatınızı kemiren o zehirli sarmaşıklardan kurtulun.

Hayatınızı sabote eden 12 zehirli düşünce

Güne mutsuz başlıyor, hayatınızın hiç değişmeyen bir kısır döngü tarafından yönetildiğini düşünüyor ve bunun için başkalarını mı suçluyorsunuz? O zaman, belki farkında bile olmadığınız bazı‘zehirli‘ düşüncelerden kurtulmanız gerekiyor demektir. Huffington Post gazetesi, o düşünceleri 12 maddede derledi:

1- Kurban olduğunuzu düşünmek

Siz bir kurban değilsiniz. Sorunlarınızdan dolayı başka insanları ya da koşulları suçlamayı bırakın. Şu an hayatta olduğunuz yerden memnun olmamanız, durumunuzu değiştirmek için kişisel sorumluluk alamayacağınız anlamına gelmez. Dolayısıyla kurban psikolojisinden çıkın çünkü bu hiçbir işe yaramaz. Esasında, başarılı olmanızı da engeller. Şunun farkına varın ki, ‘kader’inizden sadece ve sadece siz sorumlusunuz.

2- Başkalarını değiştirebileceğinizi düşünmek

Değiştiremezsiniz. Değişmek istemiyorlarsa ya da bunu nasıl yapacaklarını bilmiyorlarsa, bütün çabalarınız boşuna demektir. Dolayısıyla başkaları için endişelenmeyin. Onları oldukları gibi sevmiyorsanız, birlikte vakit geçirmeyin. Şunu bilin ki, onları değiştirme hakkınız da yok.

3- ‘Gerçek’lere sürekli direnen düşünceler

Bazı şeyleri, hatta çok fazla şeyi değiştirebilirsiniz. Kilo verebilir, daha iyi bir iş bulabilir, üniversiteye dönebilir, evliliğinizi düzeltmek için çaba harcayabilirsiniz. Fakat değiştiremeyeceğiniz şeyler de var. Patronunuzun ‘sinir’ bir tip olduğu gerçeğini değiştiremezsiniz. İş değiştirebilirsiniz ama patronunuzu değiştiremezsiniz. Kira ya da ev kredisi ödemek zorunda olduğunuz gerçeğini değiştiremezsiniz. Ama bunlara direnmekten vazgeçebilirsiniz. Değiştiremeyeceğiniz şeylere direnmek sizi sinirlendirmekten ve üzgün hissettirmekten başka hiçbir işe yaramaz. Dolayısıyla değiştirebileceğiniz şeyler konusunda harekete geçin ama değiştiremeyeceklerinizi de kabul edin.

4- ‘Komşunun tavuğunun kaz olduğunu’ düşünmek

‘O kız kadar güzel ya da o adam kadar zengin olsaydım, o zaman mutlu hissederdim‘. Bu tür düşünceler doğru değil. Başkalarının hayatının sizinkinden daha iyi olduğunu zannetmeniz, bunun gerçekten öyle olduğu anlamına gelmez. Belki de o güzel kız çocukluğunda çok zorlu bir ev hayatı yaşadı ve hayatını düzene sokmakta zorlanıyor. Ve belki de o zengin adam işinde o kadar çok vakit geçiriyor ki, ailesini hiç göremiyor. Komşunun tavuğu kaz değildir. Kendi elinizdekileri takdir etmesini bilin.

5- Başka insanlardan beklentiler

Beklentiler, siz her ne kadar mantıklı olduğunu düşünseniz de, mutluluğu öldürebilir. Sırf siz öyle istiyorsunuz diye insanlar bir şeyleri yapmak zorunda değil. Beklentilerinizin kişisel deneyimleriniz ve önyargılarınızdan kaynaklandığının farkına varın. Bunların başka insanların da önceliği olmasını beklemeyin. Siz de muhtemelen yapmak istemediğiniz şeylerin sizden beklenmesinden hoşlanmıyorsunuz. Dolayısıyla başka insanlara dayatmalarda bulunmayın. Davranışlarından hoşlanmıyorsanız ya onları öyle kabul edin ya da ilişkinizi bitirin.

6- Hayatınızda birinin olmasının sizi tamamlayacağı düşüncesi

Siz kendinizi zaten ‘tam‘ hissetmiyorsanız, bir sevgiliniz olması sizi tamamlamaz. Dahası, ‘sizi mutlu etme zorunluluğu’, diğer kişi üzerinde büyük bir baskı yaratır. Hayatınızda biri olsun ya da olmasın, kendi kendinizle mutlu olmanız gerekiyor.

7- Haklı olduğunuzu her zaman kanıtlamak zorunda hissetmek

Bazı insanların ‘haklı‘ olduklarını kanıtlamak için ölümüne savaşmaları insanı şaşırtıyor. Amaç ne? Zayıf, savunmasız veya aptal görünmek istemiyor olabilirler. Fakat hatalı olduğunuzu itiraf etmek çok daha asil ve olgun bir davranış. Dahası, herkesin fikirleri farklıdır. Bırakın siz istediğiniz gibi, onlar istedikleri gibi düşünsün.

8- Başka insanların ne düşündüğü konusunda endişelenmek

Size ne? Sizi yargıladıklarını mı düşünüyorsunuz? Kimse sizi, sizin kendinizi yargıladığınızdan daha fazla yargılamıyor. Diğer insanlar kendilerini yargılamakla öyle meşgul ki, size ayıracak vakitleri yok. Dolayısıyla nasıl mutlu hissediyorsanız öyle davranın. Ve eğer diğerleri sizi yargılıyorsa, bu sizin değil onların sorunu.

9- Tek bir doğru ve tek bir yanlışın olduğunu düşünmek

Objektif bir doğrunun var olduğunu düşünmeyi seviyoruz ama bu bir yanılsama. Öyle bir şey yok, sadece subjektif gerçeklikler var. Bir kişinin ‘doğru‘ bulduğu şey, bir başkası için yanlış olabilir. Herkes bir şeyleri doğru buluyor çünkü o ‘şey‘, hayatına ve dünya görüşüne uyuyor.

10- Hazırlıksız hissettiğiniz için gelecek hakkında endişelenmek

‘Endişelenmek, istemediğiniz bir şey için dua etmektir‘ diye bir deyiş vardır. Bunun yerine şu anı yaşayın. Gelecek hakkında endişelenmeyi bırakın çünkü onu sadece bir yere kadar kontrol edebilirsiniz.

11. Paranın mutluluk getirdiğine inanmak

Paraya ve başarıya önem veren kapitalist bir düzende yaşasanız bile, varlıklı insanların çok parası olanlardan daha mutlu olduğu illa ki doğru değil. Bankada beş kuruş parası olmadan veya sıradan işlerde çalışarak da mutlu olan insanlar olduğu gibi, mutsuz milyarderler de var. Mutluluğa zengin olarak ulaşabileceğiniz fikri gibi bir tuzağa düşmeyin.

12- Geçmişin geleceğinizi belirlediğine inanmak

Geçmişte hata yapmış olmanız, geleceğinizi daha iyi bir hale getiremeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Fakat kendinizi geçmişiniz yüzünden ‘işe yaramaz’ diye damgaladıysanız, ‘işe yaramaz‘ tavrınızı geleceğe de taşırsınız.

 

Kaynak: http://www.diken.com.tr

2016 değişim ve dönüşüm yılı…

12390964_10154711748068973_2826638554533628978_n[1]

 

2016 ya adım atarken hayatımızda bizi geride tutan, her ne varsa, en yüksek hayrımıza olacak şekilde değişsin, dönüşsün, Aşk OLsun.. heart ifade simgesi

Kaynak: julia aubier

Avokadonun İyi Geldiği 11 Durum

avokado[1]

 

Avokado birçok doğal tedavi yönteminde kullanılır. Bağırsak problemlerini gidermeye yardımcı olur, görüşünüzü sağlamlaştırır ve cildin yaşlanmasını yavaşlattığı, ayrıca saçı parlak ve yumuşak bir hale getirdiği için güzellik alanında da tercih edilir.

Avokado Meksika’ya özgü bir meyvedir ve birçok faydalı özelliğe sahiptir. Şekli armuda benzer, koyu yeşil bir kabuğu vardır ve içi çarpıcı derecede açık yeşildir ve son olarak merkezinde de kocaman bir çekirdeği vardır. Avokado birçok doğal tedavi yönteminde kullanılması gereken besin ögelerini içerir. Avokadonun doğal tedavi yöntemlerini keşfetmeye hazır mısınız? 

Avokadonun Özellikleri

Avokado ağacı 20 metreye kadar uzayabilir ve yılda 120 meyve verir ve bu meyveler bu ağacın yenilebilen tek kısmıdır çünkü yaprakları zehirlidir (özellikle de hayvanlar için).

Aztekler avokadoyu doğurganlığın meyvesi olarak görmüşlerdir. Onların dilindeki ”ahucuatl” kelimesi de ”testis” anlamına gelmektedir. Aynı zamanda avokadonun afrodizyak etkisi olduğuna inanmışlardır, bu zamandan beridir avokado erkeklerin cinsellik problemlerini tedavi etmek için kullanılmaktadır.

Aynı zamanda, avokado kalp hastalıklarına karşı koruma sağlar ve sağlık için iyi olan mono doymamış yağlar (bunlar kolesterol seviyesini düşürür, atardamarları korur ve kan damarlarını açmaya yardım ederek kan akışının daha sağlıklı olmasını sağlar) ve çok miktarda E vitamini içerir. Fakat diyet yapan bir çok insan yüksek kalori seviyesinden (1 meyvede 227 kalori) ötürü bu meyveyi yememektedir.

yesil avokado

Avokado 10 adet önemli doğal mineral elementini içerir:

  • Çinko
  • Sodyum
  • Selenyum
  • Bakır
  • Potasyum
  • Manganez
  • Magnezyum
  • Demir
  • Fosfor
  • Kalsiyum

Bunların hepsinin bir faydası vardır, örneğin hücre metabolizmasının çalışmasına yardımcı olurlar. Avokadoda aynı zamanda bağırsak kurtlarını temizleyen oleik asit ve bazı kanser türlerini, özellikle de akciğer kanserini engelleyen, serbest kökler vardır. A ve B6 vitamini ve folik asit kaynağı olmasından ötürü de romatizmal eklem iltihabından ve diyabetten muzdarip kişiler için de avokado tüketimi önerilmektedir.

Avokado aynı zamanda gazın yok edilmesine yardımcı olur, görüşü güçlendirir, kanayan diş etlerini onarır, kemikleri güçlendirir, nezle ve gribe iyi gelir, ishal ile savaşır, kabızlığa karşı etkilidir ve baş ağrısını rahatlatır.

Avokadonun diğer özellikleri (özellikle de avokadonun yağı); cildin yaşlanmasını geciktirir, kırışıklıkları azaltarak cilde sağlıklı ve yumuşak bir görünüm verir. Saçların parlak ve yumuşak olmasını sağlar, derideki çatlakları azaltır ve kuru cildi kontrol eder. Ayrıca, kepekle, bitle ve sirke ile savaşır.

avokado1

Avokadonun Kullanılabileceği Doğal Tedaviler

Kepeği Önlemek İçin

kepek

Avokadonun çekirdeğini hint yağı ile öğütün ve bu karışım ile kafa derinizi ovun. Plastik bir bone ile başınızı kapatın ve 2 saat bekletin, ardından ılık su ile durulayın. En son da normalde nasıl yıkıyorsanız öyle yıkayın.

Bağırsak Kurtlarından Kurtulmak İçin

Avokadonun çekirdeğinden yapılmış veya kabuğunu sıcak suda bekleterek elde edilmiş çayı aç karnına için.

Bit ve Sirkelerden Kurtulmak İçin

5 adet ezilmiş avokado çekirdeğini bir dal sedef otu ile birlikte 230 ml suda  kaynatın. Biraz soğumaya bırakın ve ılıdığında kafa derinizi bu karışım ile ovun. Sonra başınızı bir havlu ile kapatarak 30 dakika bekletin. Ilık su ile durulayın, ardından şampuan ve saç kremi ile saçınızı yıkayın.

Kırışıklıklarla Savaşmak İçin

kirisiklik

1 adet avokadoyu ikiye bölün ve içini çıkarın. İyice ezin ve yumuşak hamur gibi bir kıvam elde edinceye kadar üzerine birkaç damla zeytinyağı damlatın. Yüzünüzü ve boynunuzu temizleyip üzerine bu karışımı uygulayın. 30 dakika bekletin ve ılık su ile durulayın. Daha sonra da ev yapımı bir nemlendirici ile cildinizi nemlendirin.

Çatlamış Dudakları Yumuşatmak İçin

1 yemek kaşığı hindistancevizi yağını, yarım çay kaşığı karite yağını ve yarım çay kaşığı avokado yağını bir kapta güzelce eritin. İyice karıştırın ve kapağını kapatarak soğumasını bekleyin. Ardından buzdolabında bekletin ve her gece dudaklarınıza uygulayın fakat ardından durulamayın.

Sedef Hastalığını Azaltmak İçin

Avokadoyu ortadan bölün, ve içini doğrudan hastalıklı bölgeye uygulayın. Diğer bir alternatif ise, kulak pamuğunu avokado yağına batırıp bu bölgelere uygulamaktır.

Kolesterolü Kontrol Etmek İçin

kolesterol

Her gün 1 adet avokado yiyin, sandviçlerde mayonez yerine kullanın, salatanızın içine koyun veya öğleden sonra atıştırmalığı olarak tüketin. Bu 1 ay içerisinde trigliserit oranınızı %15 oranında düşürecektir.

Kuru Saçı Nemlendirmek İçin

1 bardak mayonez ile olgun bir avokadonun içinin yarısını yumuşak hamur kıvamına gelinceye kadar karıştırın. Bu karışımı saçınıza uygulayın, sıcak bir havlu ile saçınızı sarın ve 20 dakika bekletin. Ilık su ile durulayın ve ardından normalde saçınızı nasıl yıkıyorsanız o şekilde yıkayın. Bunu haftada 1 olacak şekilde tekrar edin. Eğer daha sağlıklı bir alternatif istiyorsanız, mayonez yerine yumurta ve limon suyu kullanabilirsiniz.

Çatlakları Önlemek İçin

Çatlaklar genellikle gebelik sonrasında veya ani kilo alıp vermenin sonucunda oluşur. Bu görüntüden kurtulmak için, orta boy bir avokadonun içini 1 yemek kaşığı limon suyu ve 1 yemek kaşığı bal ile karıştırın. Yumuşak hamur kıvamı elde ettiğinizde, zarar görmüş bölgeye, cildinizi temizledikten sonra dairesel hareketlerle uygulayın. Daha sonra ılık su ile durulayın ve nemlendirici sürün.

Ülser ve Ağızdaki Aftları Engellemek İçin

aft

Bir parça avokado kabuğunu yıkayın ve yutmadan çiğneyin. Çiğneme esnasında çıkan suyun ağzınızda yayılmasını sağlayın. Bunu birkaç kez tekrar edin ve daha sonra avokadoyu ağzınızdan çıkarın.

İshali Önlemek İçin

Avokadonun çekirdeğini yıkayın ve bir kaseye koyun. Fırına koyup pişirin ve sonra toz haline gelinceye kadar rendeleyin. 2 yemek kaşığı tozu 1 bardak ılık suda çözün ve bunu için.

kaynak: sağlıa bir adım

yesil avokado

Meyve Kabuklarından Aromatik Mum Yapımı

kabukmum1[1]

Geçmişi çok eskilere dayanan mumlar artık, evlerimizde ve dinlenmek için gittiğimiz mekanlarda sadece dekor olarak kullanılmıyor. İçerdikleri öz yağların şifa verici özelliklerinden dolayı doğal tedaviler için de kullanılıyorlar.

Mumlar vazgeçilmez bir aydınlatma aracı olarak 14. yüzyıldan beri kullanılmaktadır. Eskiden hayvan yağlarından yapıldığı için nahoş kokan mumlar, elektriğin keşfi ile daha çok samimi dinlenme mekânlarında dekor için kullanılan, ışığa bezeli erimiş balmumu havuzlarına dönüştüler. Ardından içlerine katılan öz yağlar ile daha da sakinleştirici ve dinlendirici hale gelen aromatik mumlar baş ağrısına hatta migrene bile iyi gelir oldular.

Mumlar ve Aromaterapi

Kokunun doğal tedaviler arasında dinlendirici bir unsur olarak önemli bir yeri vardır. Aromaterapide bitkiler, meyveler, kökler, yapraklar ve benzeri doğal malzemelerden elde edilen öz yağlar, balmumu ile karıştırılır ve hafif bir buhar olarak solunur. Bu sayede koku duyusu aracılığı ile vücudumuzda çeşitli hisler oluşur ve stres, gerginlik ve benzeri hisler azalır.

Şimdi size kozmetik mağazalarında, aktarlarda veya eczanelerde bulabileceğiniz bazı öz yağlarının özelliklerinden bahsedeceğiz.

Geçmişi çok eskilere dayanan mumlar artık, evlerimizde ve dinlenmek için gittiğimiz mekanlarda sadece dekor olarak kullanılmıyor. İçerdikleri öz yağların şifa verici özelliklerinden dolayı doğal tedaviler için de kullanılıyorlar.

Mumlar vazgeçilmez bir aydınlatma aracı olarak 14. yüzyıldan beri kullanılmaktadır. Eskiden hayvan yağlarından yapıldığı için nahoş kokan mumlar, elektriğin keşfi ile daha çok samimi dinlenme mekânlarında dekor için kullanılan, ışığa bezeli erimiş balmumu havuzlarına dönüştüler. Ardından içlerine katılan öz yağlar ile daha da sakinleştirici ve dinlendirici hale gelen aromatik mumlar baş ağrısına hatta migrene bile iyi gelir oldular.

Mumlar ve Aromaterapi

Kokunun doğal tedaviler arasında dinlendirici bir unsur olarak önemli bir yeri vardır. Aromaterapide bitkiler, meyveler, kökler, yapraklar ve benzeri doğal malzemelerden elde edilen öz yağlar, balmumu ile karıştırılır ve hafif bir buhar olarak solunur. Bu sayede koku duyusu aracılığı ile vücudumuzda çeşitli hisler oluşur ve stres, gerginlik ve benzeri hisler azalır.

Şimdi size kozmetik mağazalarında, aktarlarda veya eczanelerde bulabileceğiniz bazı öz yağlarının özelliklerinden bahsedeceğiz.

Hazırlanışı

İlk olarak mandalinayı düz bir zemine koyup kabuğunun etrafından düzgünce keseceğiz. Ardından meyve kabuğuna zarar vermemeye özen göstererek içine aşağıdaki resimde gösterildiği gibi bir kaşık sokacağız.

kabukmum5

Kaşığı yavaşça hareket ettirip meyveyi dikkatlice kabuğundan ayıracağız.

Meyveyi kabuğu yırtmamaya veya delmemeye özen göstererek çıkartın.

kabukmum6

Mumunuzu kabuğun içerisine döküp katılaşması için bekleyin. Mumu bu yazımızda anlattığımız şekilde hazırlayıp, klasik bir kalıba dökmek yerine mandalina kabuğunuza dökün.

Resimler ManualidadesBlog’un izniyle kullanılmıştır
kaynak: sağlığa bir adım

İnsan İlişkilerinde 10 Kural…

773771_1653730548239973_6914742038120837710_o[1]

  1. Size gelen haberleri araştırın
  2. İnsanların arasını adaletle düzeltin
  3. Birbirinizle alay etmeyin
  4. Birbirinizi ayıplamayın
  5. Birbirinize lakap takmayın
  6. Zandan sakının
  7. Birbirinizin kusurunu araştırmayın
  8. Birbirinizi kıskanmayın
  9. Yumuşak ve hoşgörülü olun
  10. Bütün inançlara saygılı olun

KORONER ATARDAMAR TIKANMASI..!

1005031_758650634279741_7668365175133586779_n[1]

Atardamarlar, yaş ilerledikçe sertleşebilir fakat bu süreci hızlandıran bir çok sebep vardır, örneğin; tütün kullanımı, hareketsiz yaşam tarzı veya sağlıksız beslenme.
Koroner atardamarlar oksijence zengin kanı kalp kaslarına taşımak ile görevlidirler. Bu atardamarlar tıkanmaya başladığı zaman koroner atardamar hastalığına yol açarlar, bu da kalbe giden kanın azalmasına sebep olur ki bu da çok tehlikeli bir sağlık durumudur.

Eğer atardamarlar tamamen tıkanırsa, kalbin bu bölümlerinin zarar görmesi muhtemeldir. Bir çok durumda en kötü senaryo kalp kasının ölümüdür, ve bu son evresinde ölüme neden olabilen çok yaygın bir hastalıktır.

Koroner atardamarları tıkanan kişilerin kalp krizi geçirmesi veya miyokard infraktüsü geçirme riski çok yüksektir. Bu hastalık hem kadınları hem de erkekleri etkiler ve iki tarafta da ölüm oranları oldukça yüksektir.

Kalp Hastalıklarına Sebep Olan Şeyler Nelerdir?

Koroner atardamarların tıkanmasının esas sebebi atardamarların içinde yağsı maddelerin birikmesidir. Bu da kan içerisinde kolesterol, kalsiyum ve diğer maddelerin oluşmasına sebep olur. Koroner kalp hastalığının temel sebepleri şunlardır:

-Kalp kasına kan götüren atardamar duvarlarının kalınlaşması.
-Koroner atardamarların içerisinde yağ birikmesi.
-Koroner atardamarların daralması.
-Koroner atardamarlardaki kanın pıhtılaşması sebebiyle oluşan kan akışının engellenmesi.
-Koroner atardamarlardaki yangı.
-Tıkanma nerede olduğu farketmeksizin bir veya birden daha fazla koroner atardamar içerisinde gerçekleşebilir ve şiddeti de birbirinden farklı olabilir. Kalp kasına düzgün kan akışını engellediğinden dolayı semptomları göğüs ağrısı ve/veya nefes darlığı olarak görülebilir.

Kalp Hastalığının Belirtileri Neelrdir?

Koroner atardamar tıkanmasının en zor tarafı seneler geçtikçe oluşmasıdır. Bu çok büyük bir risk oluşturur çünkü erken dönemlerinde herhangi spesifik bir semptom görülmez ve hastalık tedavi etmesi zor bir duruma gelene kadar kendini göstermeyebilir. Koroner atardamar hastalığının semptomları kişiden kişiye değişebilir, fakat genellikle görülen semptomlar şunlardır:

-Rahat edememe veya göğüs ağrısı (anjina).
-Nefes alıp vermede zorlanma.
-Ayaklarda ödem veya sıvı tutulumu.
-Spordan sonra aşırı yorgunluk ve kırgınlık.
-Kollarda veya omuzlarda ağrı ve acı.
-Aşırı terleme.
-Bulantı.

Koroner Atardamarların Tıkanmasını Önlemek Mümkün Müdür?

Diğer kronik hastalıklar gibi, sağlıklı bir yaşam sürmek koroner kalp hastalığının önlenmesinin anahtarıdır. Aşağıda size günlük hayatınıza uygulayarak koroner kalp hastalığından korunmanız için bazı öneriler vereceğiz.

-Sağlıklı bir kiloda kalmaya çalışın ve aşırı kilolu olmaktan kaçının.
-Tam tahıllı gıdaların, meyve ve sebzelerin tüketimini arttırmaya çalışın çünkü bunlar atardamarları temizlemek için vazgeçilmez besinlerdir ve kalp sağlığına faydaları vardır. Aynı zamanda, doymuş yağlardan, kırmızı etten ve işlenmiş etlerin tüketiminden de kaçınmalısınız.
-Yaşınıza ve fiziksel kabiliyetinize uygun bir spor rutinine başlayın.
-Eğer sigara içmek gibi kötü bir alışkanlığınız varsa, bunu bırakmak için yardım almaya başlayın.
-Eğer hipertansiyon veya diyabetten muzdaripseniz, düzenli sağlık kontrollerine gitmeniz iki hastalığın da sonuçlarından kaçınmanız için çok önemlidir.
-Günlük olarak düşük dozda aspirin almak koroner atardamarların tıkanmasını engelleyebilir, fakat bunu yapmadan önce bir doktora danışmanız çok önemlidir.
-İyi kolesterol tüketimini arttırın, kötü kolesterol ve trigliserit tüketimi seviyesini düşürerek sağlıklı bir hayat sürmeye çalışın.

Sevdikleriniz için mutlaka paylaşın..!

kaynak: sağlık haberleri

Titremiş Bir Daha Çek…

1915147_183565755329733_6647820415788333449_n[1]

YENİ YILDA KENDİNE MANDALA ARINME VE DİLEKLERİ GERÇEKLEŞTİRME ATÖLYESİ HEDİYE ET… HEMEN KAYDOL…

12299278_853595554753428_365256699644474587_n[1]
40.000 yıl öncesinde mağara duvarlarında bulunan Mandala çizimleri insanların hayatlarında dileklerinin ve arzularının gerçekleşmesi için yaptıkları manyetik çekim gücü olduğuna inanılan desenlerdir. Çizdiğimiz ve yarattığımız Mandalalar beynimizin sağ ve sol yarım kürelerini dengeler, düşüncelerimizi ve sezgilerimizi bir noktaya toplamamıza yarar ayrıca merkezde kalabilmeyi sağlar. Mandala bir başka deyişle bilinçaltında saklanan gerçekleri ortaya çıkartmamıza araç olan sanatsal bir terapi metodudur.
Amerikan Yerlilerinden Tibetlilerin kum boyamalarına kadar, Gotik gül pencerelerinden Hindu Yantralarına kadar, Osmanlı daki şifalı gömleklere ve tezhip sanatına kadar mandalalar meditasyon, koruma ve iyileşme sembolleri olarak kullanılmaktadır.”
“Mandala sizinle ve etrafınızdaki dünyayla ilgili derin doğruyu ortaya çıkaran ve genellikle daire şeklinde olan kutsal bir alandır.”

Mandala tüm dünyada binlerce muhtemelen on binlerce yıldır kişisel büyüme, kendini ifade etme ve ruhani dönüşüm amacıyla kullanılmıştır.
Psikanalizde hiperaktivitesi olan çocuklarda merkezde kalma ve odaklanmayı sağlarken, Alzheimer hastalığını önleyici sağ beyni ve nöronları canlandırma ve uyandırma çalışması olarak kullanılmaktadır.

Manda (Enerji – öz), La (kap) anlamına gelmektedir. Kısacası Mandala’ya enerjiyi tutan kap diyebili
16 Ocak Cumartesi 2016

14.00-18.00

Mandala Hakkında Bilgi
Mandala Çizmenin Dört Aşaması
Mandala Çeşitleri
Arınma Mandalası Meditasyonu ve Çizimi
Mandala Yakma Töreni

17 Ocak Pazar 2016

14.00-18.00

Bindu Noktasının Özellikleri
Mandala Çeşitleri Devam
Dilek Mandalasını Feng-Shui’ye Göre Nereye Asmalıyız
Psikolojik Test ve Değerlendirmesine Göre Niyet Mandalanızı Belirleme
Niyet Mandalası Meditasyonu Ve Çizimi(Para-bolluk-bereket-aşk gibi niyetler)
Ve Deeksa Enerjisiyle Evrene Gönderiyoruz…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Eğitim Adresi: Psikocity- Avrupa Yakası Nişantaşı

Eğitime katılmak istiyorsanız Anette İnselberg facebook sayfamdan bana ulaşabilirsiniz…

Narenciye Kürü…

12391243_783011451844054_7258375285425844069_n[1]

1 Mandalina

1 Limon

1 Greyfurt

1 Tatlı Kaşığı Yeşil Çay

Meyvelerin suyunu sıkarak kabuklarından birer parmak kadar kesin. Tüm malzameleri mutfak robotuna yerleştirin. Yeşil çay ve kabuklar iyice parçalandıktan sonra , kürünüz hazır hale gelir. Afiyet olsun

KORKULARIMIZI YENMEK İÇİN 9 ADIM

fobi-korku-kadin[1]

Hayvanlara baktığımızda, sadece anlık ve halen gerçekleşmekte olan bir tehlike karşısında korku yaşadıklarını görüyoruz. Şu anda gerçekleşmeyen, hatta ileride başımıza gelme ihtimali bile olmayan bir şeyden korkmak ise biz insanlara özgü.

Bazılarına göre bu korku bizim varoluşumuz için gereklidir ve aptal aptal şeyler yapmamızı engeller. Ancak bu korkuların büyük çoğunluğu gereksiz ve asılsızdır. Üstelik bir çok başarıyı da elde etmemize engel olurlar.

Nedir bu korkulardan bazıları?

• Başarısızlık
• Terk edilmek / reddedilmek
• Yakın ilişki kurmak
• Başarı
• Parasız kalmak
• Yetersiz olmak

Aslında son maddede yer alan “yetersiz olmak” korkusu diğerlerinin altında yatan ana nedeni oluşturuyor. Kendimizi yeterli görmediğimiz için başarısız olacağımızdan korkarız. Yeteri kadar iyi olmadığımızı düşündüğümüz için ilişkilerimizi kaybetmekten, terk edilmekten, reddedilmekten korkarız. Başarı korkusunun bile altında yeteri kadar iyi olamama endişesi vardır.

Peki sizde bu endişe var mı? Yeteri kadar iyi olmadığınıza dair bir endişe? Benim bütün yaşamım boyunca vardı, bugün de çeşitli şekillerde varolmaya devam ediyor.

Şuna dikkat çekmek istiyorum: Bu endişeyi yaşamak doğaldır. Ancak bu endişenin hayallerimizi engellemesi ise üzücü bir durumdur.

Ben hayatımın çok büyük bir kısmında aynen bunu yaptım. Bir çok konuda kendimi yetersiz gördüm. Bunun sonucunda da, istediğim bir çok şeyi değil denemekten, hayalini bile kurmaktan vazgeçtim.

Ama yıllar içinde bu korku ve endişelerimin asılsız olduğunu gördüm. Aslında oldukça yeterliyim. Tamam, mükemmel değilim, ama hangi insan mükemmel ki?

Yetersiz olma, reddedilme, başarısızlığa uğrama korkularımın üstesinden gelebildiğimde ise kendimi dünyaya açtım ve başarılı oldum. Aslında yeterli olduğumun farkına vardım.

Bu tabii ki yetersiz olma korkumun artık hiç kalmadığı anlamına gelmiyor. Hala bazen yetersiz olduğumu düşünüyor ve başarısızlığa uğramaktan korkuyorum. Zaten bunları hiç düşünmüyor olsaydım insan olmazdım. Her ne kadar göstermeseler bile, Barack Obama, Bill Gates, Steve Jobs gibi bir çok başarılı insan bile mutlaka bu endişeyi taşıyordur. Ama onlar bu endişelerinin ilerlemelerine engel olmasına izin vermiyor.

Peki biz bunu nasıl yapabiliriz? Gelin birlikte bakalım.

Korkularımızı Nasıl Yenebiliriz?

Korkuları yenebilmek için adım adım izlenebilecek garantili bir yöntem yok. Ama bu konuda öğrendiğim, uyguladığım ve faydasını gördüğüm bazı adımları sizinle paylaşmak istiyorum:

1) Korkularınızı kabullenin. Bu adım, tek başına bile atabileceğimiz çok büyük bir adımdır. Eğer bunu bugün yapabilirseniz, korkunuzu yenme yolunda müthiş mesafe katetmiş olursunuz. Aslında bir çoğumuzda bu korku ve endişeler sürekli var, ama hep beynimizin karanlık bir köşesinde, bizim farkında bile olmadığımız bir yerde yaşıyorlar. Biz de sanki onlar hiç yokmuş gibi davranıyoruz. Ancak onlar orada varolmaya ve yaşamımızın her gününde bizi etkilemeye devam ediyorlar. İşte bu yüzden ilk adım korkularımızın varlığını kabullenmektir.

2) Yazıya dökün. Sizi korkutan ve endişelendiren şey nedir? Hemen bir kağıda yazın. Korkunuzu yazıya dökmek, onu kabullenmekle birlikte gün ışığına da çıkartıyor. Korkunuz beyninizin karanlık bir köşesindeyken oldukça güçlüdür ve sizin üzerinizdeki etkisi kuvvetlidir. Siz bu korkuyu yazıya dökerek tüm çıplaklığıyla ortaya koymuş olursunuz. Artık bu noktada güç, korkunuzdan size geçiyor. Çünkü korkunuz artık sizin dışınızda bir yerde duruyor. Şimdi ona müdahale edebilirsiniz. Ben şahsi olarak o kağıdı buruşturup üzerinde tepinmeyi tercih ediyorum, ama siz istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz.

3) Korkunuzu hissedin. Her ne kadar bir ve ikinci adımda korkunuzu kabullenip yazıya dökmüş olsanız da, hala endişeleniyor olabilirsiniz. Kim bilir, belki bu korkudan dolayı utanç bile duyuyor olabilirsiniz. Ama artık değil. Lütfen bu konuda yalnız olmadığınızı hatırlayın. HEPİMİZİN öyle ya da böyle çeşitli korkuları ve yetersizlik endişeleri var. Tanıdığınız ünlü ve başarılı kişileri düşünün. Evet, onlar bile sizinle aynı korku ve endişeleri taşıyor. Şimdi lütfen benimle birlikte söyleyin: Bu korkumun beni endişelendiriyor olması normal. Şimdi bunu hissedin. Bütünüyle deneyimleyin. Bu korkunun içinde adeta yüzün. İnanın bu sandığınız kadar kötü değil. Bu korku sizin bir parçanız olabilir, ama sizi kontrol etmiyor. Bir internet kullanıcısının da yazdığı gibi: “Korkuyu hisset ve ona rağmen hareket et.” Nil Gün, kitaplarından birinde bunu çok güzel anlatıyor: “Cesaret, hiç bir şeyden korkmamak değil, korkularına rağmen adım atabilmektir.”

4) Kendinize şu soruyu sorun: Başıma en kötü ne gelebilir? Genellikle bu sorunun cevabı zannettiğimiz kadar kötü değildir. Yeni bir işe girerseniz başarısız olmaktan mı korkuyorsunuz? Peki başarısız olsanız ne olur? Başka bir iş bulursunuz. Bu durumun üstesinden gelirsiniz. Yaşamaya devam edersiniz. Etkilendiğiniz bir kadın / erkek tarafından reddedilmekten mi korkuyorsunuz? Diyelim ki sizi reddetti. Peki ne olur? Yaralarınızı sarar, kendinize daha uygun biri ile karşılaşır ve hayatınıza devam ederdiniz. Tamamen parasız kalmaktan mı korkuyorsunuz? Tüm varlığınızı kaybetseniz ne olur? Harcamalarınızı kısar, belki eş dosttan geçici olarak maddi destek istersiniz. Bir şekilde para kazanmanın yolunu bulursunuz. Yaşamaya devam edersiniz.

5. Harekete geçin ve yapın. Tekrar ediyorum: “Korkuyu hissedin ve ona rağmen harekete geçin.” Korkuyu yenmek için yapmanız gereken tek şey harekete geçmektir. Sürekli olarak çıkış yolunu düşünmek değil, harekete geçmek. Tıpkı iskelenin başında durup suya atlayıp atlamamayı düşündüğümüz gibi. Düşünmeyin, atlayın! Bu inanın müthiş bir his. Zamanında (ve bazen hala) topluluk önünde konuşmaktan çok çekiniyordum. Ama buna rağmen yine de kalkıp konuşuyorum. Ve istisnasız her seferinde kendimi çok iyi hissediyorum. Şimdiye kadar hiç yüzüme domates veya yumurta yediğim de olmadı.

6. Kendinizi mücadeleye hazırlayın. Bir konuda rakibiniz olan biriyle mücadeleye gireceğiniz zaman kendinizi hazırlarsınız değil mi? Hayali silahlarınızı kuşanır, bir mücadele planı hazırlar ve kendinizi geliştirirsiniz. Korkunuzla vereceğiniz mücadelede de aynı şeyleri yapın. Eğer bir müzisyen veya sporcu olmak istiyorsanız ve başarısız olmaktan korkuyorsanız…pratik, pratik ve daha fazla pratik yapın. Ardından bir gelişim planı oluşturun, bu planı gerçekleştirmek için gereken tüm yetenekleri ve bilgiyi elde edin. Sonra pratik yapmaya devam edin. En sonunda da gidin ve bu planı uygulamaya koyun.

7. Anda kalın. Başarısız olmak, reddedilmek, terk edilmek veya benzeri korkular tamamen gelecek zamana ait korkulardır. Şu anda ne olduğu değil, gelecekte ne olabileceği hakkında endişe yaşarız. Bunun yerine, gelecekle ilgili tüm düşüncelerinizi bir kenara bırakın. Hatta geçmişte yaşanan başarısızlık ve hatalarınızla ilgili düşüncelerinizi de bir kenara bırakın. Sadece şimdiki ana odaklanın. Korkularınızı yenmek ve hayallerinizin peşinden koşmak için “şimdi” bir şeyler yapın ve ileride ne olabileceği düşüncelerini bir kenara bırakın. Kendinizi geçmiş veya gelecekle ilgili düşünceler içinde bulursanız, önce derin bir nefes alın, ardından nefesinizi verirken kendinizi şu an içinde bulunduğunuz ana ve yapmakta olduğunuz şeye odaklayın.

8. Küçük adımlar. Korkunuzu bir anda yenmeye, ve hayat amacınızı hemen gerçekleştirmeye çalışmak bizi ilk başlarda oldukça zorlayabilir. Bu yüzden küçük adımlar atarak başlayın. Adeta ufak bir çocuk gibi minik adımlar atın. Burada önemli olan, yapabileceğinizden emin olduğunuz bir adımı atmaktır. Çünkü bu boy bir adımı atabileceğimizden emin oluruz. Her ne kadar küçük olursa olsun, bu adımı atmış olmak bizi mutlu eder ve bizi bir adım daha atmaya teşvik eder. Bunu sürekli yapın ve bir süre sonra göreceksiniz ki o küçük adımları ata ata kocaman bir tepeyi aşmışsınız.

9. Her başarınızı kutlayın! Ne kadar küçük olurlarsa olsun, doğru yaptığınız her bir şey için kendinizi kutlayın. Ardından, bu kutlama ile gelen başarı hissi bir sonraki adımınızı atmak için sizi teşvik etsin. Her bir küçük başarınızı bir sıçrama tahtası olarak kullanın ve sizi daha da yükseltmesini sağlayın.

Bu dokuz maddeyi hemen şimdi uygulamaya başlayabiliriz. Buradaki en önemli nokta, korkularımızı yenmenin bir süreç olduğunu daima hatırlamamızdır. Ne kadar erken adım atmaya karar verirsek, bu süreci de o kadar çabuk aşmış oluruz. Korkularınızdan özgürleşme serüveninizde tüm güzelliklerin sizinle birlikte olmasını diliyorum.

* Alıntıdır

kaynak: sonsuz şifa

Nefes nefese kalan müdür, testi bitirmeye karar verdi

12391820_10153722742127557_1956517645089147479_n[1]

 

Bir gün Ali, öğretmeni Ayşe Hanım’a giderek dersten sonra kendisiyle görüşmek istediğini söyledi. Öğretmen kabul etti ve sordu:
– Sorun nedir Ali?
– Ben bu sınıfın düzeyine göre fazla zekiyim. Bir üst sınıfa geçmek istiyorum.
İstek konusunda bilgi verilen müdür, Ali’ye bunun için bir testten geçmeyi isteyip istemediğini sordu. Ali tereddütsüz kabul etti ve test başladı.
– Söyle bakalım ali: 3×4?
– On iki
– Peki 6×6?
– Otuz altı müdür bey
– Japonya’nın başkenti?
– Tokyo.
Ve test bir saat sürdü, Ali hiç hata yapmadı. Test sonunda Ali’nin öğretmeni de soru sormak istedi. Ali ve müdür bu isteği kabul ettiler. Öğretmen sorulara başladı:
– İneklerde dört tane, bende iki tane olan nedir?
– Bacaklar öğretmenim!
– Doğru! peki; senin pantolonunun içinde olup, benim pantolonumun içinde olmayan nedir?
Müdür bu soruya çok şaşırdı.
– cepler öğretmenim.
– Kadınların tüylerinin en kıvırcık olduğu yer neresidir?
Velet tereddütsüz yanıt verdi:
– Afrika’dır öğretmenim.
– Yumuşak olup, kadınların ellerinde sertleşen nedir?
Müdür gözleri fal taşı gibi açılmış tam konuşacakken ali yanıtladı:
– Tırnak cilası.
– Peki. bekâr bir kadına göre evli kadında daha geniş olan nedir?
Müdür kulaklarına inanamıyordu.
– Yatak öğretmenim.
– Kadın vücudunda en nemli organ hangisidir?
– Dil öğretmenim.
Nefes nefese kalan müdür, testi bitirmeye karar verdi ve şöyle dedi: “Değil bir üst sınıfa, ben bunu doğrudan üniversiteye göndereceğim. Çünkü ben bütün sorulara yanlış cevap verdim!”

MEVLANA’NIN 7 ÖĞÜDÜ

12376564_758641947613943_2942665941672897368_n[1]

1. Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
2. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
3. Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
4. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
5. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
6. Hoşgörülükte deniz gibi ol.
7. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

Hazreti Mevlana Celaleddin-i Rumi (k.s.)

Her kahve aynı tadı taşımaz… Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona gore degişir…

377914_10151084715825557_1637203497_n[1]

Her kahve aynı tadı taşımaz… Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona gore degişir…

Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü, en sevdiğin dostun ağlarken içtigin kahvenin tadı kederlidir… Kahve telvesine yüreginin acısı karışır.

Bir pazar öğle sonrası annenin “hadi bir kahve yap da içelim” dediği kahve huzurludur… Köpükler annenin göz bebeklerine yansır… Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir…

Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtiği kahve düşülen kuyudan çıkma cabasıdır… Koyu kıvamlı kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın … çıktığın an uyuyakalırsın… ferahlıktır!!!

Dostlarla içilen kahve neşedir… Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer…

Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır…Acıdır tadı… Ama garip de bir keyfi, lezzeti vardır…

Baban için yaptığın kahve sevgi doludur… çay bardağında, az şekerli…Kahve gibi görünmez sana… Ama sıcaktır dumanı tüter ve kokusu büyülüdür…

Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve baskadır… Isıtır insanın içini…

Yorgun olduğunda içtigin kahve hafifletir seni… Kendine getirir, unutturur günün ağırlığını…

Kahve aynı kahvedir belki… köpüğüyle, rengiyle, dumanıyla aynı kahvedir ama icilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer ve tadlari degişir…
Her kahve aynı değildir bu yüzden…

Sevgi ile, sevgiliyle paylaşılan kahvelere….

kaynak: sağlıkla kal sayfası

Fatoş Pabuccu Tuncay