Okuyanda Tesiri Geçmeyecek Bir Etki Bırakan Uçurtma Avcısı Kitabından 21 Alıntı

Khaled Hosseini’nin bir solukta okunan, üzerinizden etkisini atamayacağınız eşe dosta tavsiye edilesi bir roman. Kitaptan alıntılar eminim Emir, Hasan, Assef, Baba, Ali, Rahim Han, Sohrab gibi karakterleri zihninizde yeniden canlandıracaktır. Afganistan’da çocuk olmak bu kadar etkili bir dille anlatılabilirdi. İnsanı adeta alıp Afganistan’ın orta yerine bırakıveriyor.

1. “Yaşamımda öyle çok iyilikle karşılaşmıştım ki ve mutlulukla… Bunları hak edip etmediğimi merak ediyordum.”

"Yaşamımda öyle çok iyilikle karşılaşmıştım ki ve mutlulukla... Bunları hak edip etmediğimi merak ediyordum."

 

2. “Elime bir tüfek alıp önüme gelene ateş etseydim bile, o beni bir an sendelemeyen bir sevgiyle sevmeyi sürdürürdü.”

"Elime bir tüfek alıp önüme gelene ateş etseydim bile, o beni bir an sendelemeyen bir sevgiyle sevmeyi sürdürürdü."

 

3. “…Ve ansızın, Hasan kulağıma fısıldadı: Senin için, bin tane olsa yakalarım. -Hasan, tavşandudaklı uçurtma avcısı.”

"...Ve ansızın, Hasan kulağıma fısıldadı: Senin için, bin tane olsa yakalarım. -Hasan, tavşandudaklı uçurtma avcısı."

 

4. “Belki haksızlık, ama bazen birkaç günde hatta tek bir günde olanlar bütün bir ömrün akışını değiştirebiliyor Emir.”

"Belki haksızlık, ama bazen birkaç günde hatta tek bir günde olanlar bütün bir ömrün akışını değiştirebiliyor Emir."

5. “Ama o an, damarlarımı yarıp o lanetli kanını bedenimden akıtmak, def etmek istedim.”

"Ama o an, damarlarımı yarıp o lanetli kanını bedenimden akıtmak, def etmek istedim."

6. “Sorun, Baba’nın dünyayı siyah-beyaz görmesiydi. Ve neyin siyah neyin beyaz olduğuna karar verişinde. Hayatı böyle yaşayan birine duyduğunuz sevgiye mutlaka korku eşlik eder. Belki biraz da nefret.”

"Sorun, Baba'nın dünyayı siyah-beyaz görmesiydi. Ve neyin siyah neyin beyaz olduğuna karar verişinde. Hayatı böyle yaşayan birine duyduğunuz sevgiye mutlaka korku eşlik eder. Belki biraz da nefret."

 

7. “İlkokul birinci sınıf kitabımı bile okuyamayan Hasan, beni rahat rahat okuyordu.”

“İlkokul birinci sınıf kitabımı bile okuyamayan Hasan, beni rahat rahat okuyordu.”

 

8. “…Sonra babam eşikte göründü; yüzünde bir şey vardı. Hemen tanıyamadığım, çünkü daha önce hiç görmediğim bir şey: korku.”

"...Sonra babam eşikte göründü; yüzünde bir şey vardı. Hemen tanıyamadığım, çünkü daha önce hiç görmediğim bir şey: korku."

“Emir! Hasan!” diye bağırarak, kolları ardına kadar açık, bize doğru koştu. “Bütün yolları kesmişler, telefon da çalışmıyor. Delirecektim!”

Bizi kollarına aldı. Bir an, kısacık bir an, o gece olanlara -artık ne olduysa- sevindim.

9. “İyilik bu toprakları terk etti; ölümlerden kaçmanın yolu kalmadı. Ölüm, her an, her yerde ölüm.”

"İyilik bu toprakları terk etti; ölümlerden kaçmanın yolu kalmadı. Ölüm, her an, her yerde ölüm."

10. “Çocuklar boyama kitabı değildir. Onları en sevdiğin renklere boyayamazsın.”

"Çocuklar boyama kitabı değildir. Onları en sevdiğin renklere boyayamazsın."

11. “Senin bu kadar mutlu olmana, ancak senden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verirler.”

"Senin bu kadar mutlu olmana, ancak senden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verirler."

12. “Afganistan’da çocuk çok ama çocukluk yok.”

"Afganistan'da çocuk çok ama çocukluk yok."

13. “…Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir.”

"...Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir."

Bir adamı öldürdüğünde bir hayat çalarsın. Karısının onun üzerindeki hakkını, çocuklarının babaları üzerindeki hakkını da. Yalan söylediğinde birinin gerçeği bilme hakkını çalarsın. Çalmaktan daha alçakça bir hareket yoktur.

14. “İnsan olmana izin vermiyorlar.”

"İnsan olmana izin vermiyorlar."

15. “Zamanla kanserin pek çok adı olduğunu öğrendik; tıpkı şeytan gibi.”

"Zamanla kanserin pek çok adı olduğunu öğrendik; tıpkı şeytan gibi."

&16. “Masasının üzerindeki bir levhada şöyle yazıyordu: Yaşam bir trendir, atla!”

"Masasının üzerindeki bir levhada şöyle yazıyordu: Yaşam bir trendir, atla!"

&17. “Baba, kötülerin bile canını yakmanın günah olduğunu söylerdi. İstemeden kötü olmuşlar, bazen de düzelirlermiş.”

"Baba, kötülerin bile canını yakmanın günah olduğunu söylerdi. İstemeden kötü olmuşlar, bazen de düzelirlermiş."

&18. “Mutlu son diye bir şey var mı? Her şey bir yana hayat bir Hint filmi değil. Afganların en sık yinelediği deyiştir: Zendagi migzara. Hayat devam ediyor.”

"Mutlu son diye bir şey var mı? Her şey bir yana hayat bir Hint filmi değil. Afganların en sık yinelediği deyiştir: Zendagi migzara. Hayat devam ediyor."

&19. “Gel. Yeniden iyi biri olmak mümkündür, demişti Rahim Han tam telefonu kapatırken. Öylesine söyleyivermişti; son anda aklına gelmiş gibi. Yeniden iyi biri olmak.”

"Gel. Yeniden iyi biri olmak mümkündür, demişti Rahim Han tam telefonu kapatırken. Öylesine söyleyivermişti; son anda aklına gelmiş gibi. Yeniden iyi biri olmak."

&20. “Sonradan bulduğun bir şeyi yitirmek, her zaman daha zordur.”

"Sonradan bulduğun bir şeyi yitirmek, her zaman daha zordur."

&21. “Uçurtmayı senin için yakalamamı ister misin? – ”Yutkunurken, âdemelması inip çıktı. Rüzgâr saçlarını karıştırdı. Başını evet anlamında salladığını gördüm.

“Uçurtmayı senin için yakalamamı ister misin? - ”Yutkunurken, âdemelması inip çıktı. Rüzgâr saçlarını karıştırdı. Başını evet anlamında salladığını gördüm.

 

Senin için bin tane olsa yakalarım,” dediğimi duydum.
Sonra döndüm, koşmaya başladım.

Yalnızca bir gülümsemeydi, hepsi bu. Her şeyi düzeltmiş değildi. Hiç bir şeyi düzeltmemişti. Belli belirsiz bir tebessüm. Minicik bir şey. Ormandaki bir yaprak; ansızın havalanan bir kuşun kıpırdattığı bir yaprak.

Hayatınızı değiştirebilecek kadar güçlü olan sözler

Hayatınızı-değiştirebilecek-kadar-güçlü-özlü-sözler-standart-1[1]

 

Özlü sözlere çok fazla itibar etmiyor olabilirsiniz. Bu sözlerin birçoğu farklı bakış açılarından beslenir ve bazen de birbirleriyle çelişebilir. Genel olarak da başka birinin felsefesine bağlı kalmak doğru gelmeyebilir. Ancak önemli olan özlü sözleri birer gerçek olarak kabul etmemenizdir. Bunların arasından sizin hayatınıza değen, sizi daha iyi açıklayanları benimseyebilir, diğerlerini görmezden gelebilirsiniz. Böylelikle hayatınızla alakalı olarak, temel noktalarda kendinizi ifade ederken daha rahat olabilir, daha felsefi düşünebilirsiniz.

 

Herkesin hayatından bir şeyler bulabileceği özlü sözler…

1. “Sorun, zamanın olduğunu zannetmendir.” Buddha
2. “Hayatın anlamı, hediyeni bulmaktır. Hayatın amacı ise onu bir kenara koymaktır.” William Shakespeare
3. “İlerleyebilmenin sırrı başlamaktır.” Mark Twain
4. “Kapılar, onu çalabilecek kadar cesur olanlara açılacaktır.” Tony Gaskins
5. “Bütün büyük işler genelde küçük başlangıçlarla ortaya çıkar.” Anonim
6. “Sadece iyi olmayın. Bir şey için iyi olun.” Henry David Thoreau
7. “Her sabah önünüzde iki yol vardır. Ya uykunuza devam edip, rüyalarınızı görmeye devam edersiniz; ya da uyanıp onları kovalamaya başlarsınız.” Anonim
8. “Deneyim, bizim hatalarımıza verdiğimiz isimdir.” Oscar Wilde
9. “Bundan yirmi yıl sonra, yaptığınız işlerden çok yapmadıklarınız sizi hayal kırıklığına uğratacaktır. Bu yüzden güvenli bölgenizden çıkın, hayallerinizin peşinden koşun. Keşfedin, hayal edin, bulun.” Oscar Wilde

Hayatınızı değiştirebilecek kadar güçlü olan özlü sözler 
İleride pişmanlık yaşamamak için, şimdi kendinize sınır koymamalısınız

10. “Nehre düştüğünüzde boğulmazsınız. Ama batıp kalırsanız boğulabilirsiniz.” Paulo Coelho
11. “İncelenmemiş bir hayat yaşamaya değmez.” Socrates
12. “Kendi hayallerinizi gerçekleştirin, ya da birisi onun hayallerini gerçekleştirmeniz için sizi işe alsın.” Farrah Gray
Kaynak: uplifers

Hiç Bilinçli Duş Aldınız Mı?

12309990_1703323786549328_1988216366987408049_o[1]

Güzel sözler söylenen su, kristalize edildiğinde mükemmel bir görüntü vermiştir. Tam tersinde suya kötü bir söz söylendiğinde ise su çok kötü bir kristal yapı vermiştir.

Bu yüzden duş alırken, elinizi, ayaklarınızı yıkarken, suyu içerken, suya güzel düşüncelerinizi, sözlerinizi iletin ve sonrasında olumlu enerjileri depolayan suyun sizin enerji bedeniniz üzerindeki tüm olumsuz enerjileri silip götürdüğünü ve dengeye girdiğinizi düşünün ve rahatlatın…

FAYDA GÖRECEKSİNİZ…

DOĞUM TARİHİNİZE GÖRE HANGİ ÇİÇEKSİNİZ?

cicek-resimleri-4[1]

 

1 Ocak – 10 Ocak tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Sarı gentiyan.
Sıcak yazı simgeleyen gizemli bir çiçektir. Dağ çayırlarında yetişir. Karaktere gizem katmaktadır. İçe kapanıklık ve suskunluğun nedeni basit bir çekingenlik de olabilir. Bu simgede doğan insan inatla amaçlarına ulaşır. Soğuk havalarda sağlığına dikkat etmelidir.

11 Ocak – 20 Ocak tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Deve dikeni.
O hiç kimsenin dikkatini çekmez. Bu nedenle o sürekli kendi kendiyle uğraşır. Bu karakteri deve dikeninin gerçek kişiliğinin saklanmasına neden olur ve insanlar onun bir önemli özelliğini iyi kalpliliğini fark etmezler. O iyi bir dosttur ve ailesine düşkündür. Çok çalışkandır. Verilen bütün işleri yerine getirir. Ama çok çalışmak bir yana sağlığına dikkat edip, dinlenmesini de bilmelidir. Bu insanlarda hipertansiyon görülebilir.

21 Ocak – 31 Ocak tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Ölmez çiçek.
Bu insan ciddi birisidir. Modayı yakından takip eder. Çekiciliği ile etrafındakileri kıskandırabilir. Enerji dolu olduğu için zorluklarla başa çıkabilir ve kötü niyetli insanlarla savaşıp onları yenebilir.

1 Şubat – 10 Şubat tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Ökse otu.
Bu işaretin bayanı aşırı meraklı ve hafif hareketleri ile dikkat çeker. İnsanları baştan çıkarmak onlar için en basit iştir. Bu işaret altında doğan erkekler spor, vücut geliştirme, karate, tenisle uğraşarak popülariteye ulaşırlar. Ayrıca, bu insanlar sporla uğraştıkları için sağlıklı olur ve kolay hastalanmazlar.

11 Şubat – 19 Şubat tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Güzelavratotu.
Bu işarette doğan kadınlar gerçek güzeldirler. Aynı zamanda ciddiyetlerini korurlar. Onlara yaklaşmak kolay bir iş sayılmaz. Erkekler yakışıklı olmasalar da usanmadan çalışırlar. Bu şekilde amaçlarına ulaşmasını da iyi bilirler.

20 Şubat – 28 Şubat tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Küstümotu (mimoza).
Bu insanlar hassasiyetleri ile diğerlerinden seçilirler. Mimoza insanı yaptığı iş değerini bulamazsa gerçekten acı çeker. Bu insan ona verilen işi neyin pahasına olursa olsun yerine getirir. Bu yolda gerekirse kendi sağlığını feda eder. Ama sonuç olarak da bir değerlendirme, bir aferin duyma ihtiyacı hisseder. Kalp krizi ve ülser kaçınılmaz hastalıklardandır.

1 Mart – 10 Mart tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Haşhaş.
Onun güzelliği herkesi büyüler. Bu insanın ağına yakalanmak kolay, ordan çıkmak oldukça zordur. Onun yolu çok engebelidir. Haşhaş insanı kendi güçlerine inanmalıdır, ancak bu şekilde başarılı olur. Et yemeklerinden uzak durması tavsiye edilir. Sebzeler onun için vitamin kaynağı ve iyi moral deposudur

11 Mart – 20 Mart tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Zambak.
Zarif bir insandır. Zambak bir ay çiçeği olduğu için, sırları ancak yarım ay olduğu zaman ortaya çıkar. Her şeye rağmen Zambak nasıl mutlu olacağını iyi bilir.

21 Mart – 31 Mart tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Yüksükotu.
Bu işaretin sarı ve solgun çiçeklerine rağmen, bu işareti taşıyan insanlar kararlı bir kişiliğe sahiptirler. Kafaları bir makine kadar hızlı ve dakik çalışır. Yaşamın en zor dönemlerinde bile hızlı bir çözüm bulmak onlar için zor değildir. Hiçbir zaman kendilerini kaybetmezler. Bir az sinirlidirler. Baş ağrıları çekebilirler.

1 Nisan – 10 Nisan tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Manolya.
Dürüsttür, her zaman birinci olma isteği en belirgin özelliğidir. Sosyal ilişkilerinde başarılı sayılmaz. Çünkü insanların tavsiye ve önerilerine asla kulak asmaz.

11 Nisan – 20 Nisan tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Ortanca.
O iyi kalplidir, cömerttir. Bazen fazla iyi davranır, elinde ne varsa hepsini çevresindekilere vermeye çalışır. Bu huyu bazen yakınları tarafından iyi karşılanmaz.

21 Nisan – 30 Nisan tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Dahlia.
O azamici bir kişilik taşımaktadır ve bu huyu amaçlarına ulaşmakta onu engelleyebilir. Dahlia insanı başkalarından çok kendine ve kendi gücüne güvenmelidir. Bu durum sadece iş için değil, özel hayatında da geçerli olabilir.

1 Mayıs – 10 Mayıs tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: İnci çiçeği.
Cömert ve iyi kalplidir. Menfaatçi insanlar tarafından acımasızca kullanılmaya yatkındır. İnci çiçeği kadınına iyi bir koruyucu gerekebilir. İş konusunda bu insanlar fazla sorunlar yaşamamaktadırlar. Ani değişiklikler sinirlerini olumsuz etkileyebilir.

11 Mayıs – 21 Mayıs tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Semiz otu.
Kolay güvenemeyen, tehlikelerden sakınan, her zaman darbe bekleyen, hatta sevdiği insana karşı bile dikkatli ve tedbirli olan bir insandır.

22 Mayıs – 31 Mayıs tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Papatya.
Bu gelenekseldir: seviyor-sevmiyor. İnsanlar tarafından zor anlaşılsa da onları kendine çekmeyi başarmıştır. Güzel bir dış görünüşe sahip olmalarına rağmen bu insanlar, yaşamlarını rekabet uğruna masa başında geçirmeye hazırdırlar. İş tutkularının nedeni spora olan merakları da olabilir.

1 Haziran – 11 Haziran tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Çançiçeği.
Sabit karakterlidir. Her hangi bir değişiklik onu korkutabilir, üzebilir. İyi bir aile ve iyi bir iş sahibi olursa bu kişiliği yüzünden fazla zarar görmez. En sevdiği ulaşım aracı, örneğin iş gezileri için tercih edebileceği araç trendir. Uçak mı? Asla!

12 Haziran – 21 Haziran tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Krizantem.
Sakin ve sessizdir, evde oturmayı sever, tedbirlidir, gözlemcidir. Olaylarda dedikoduculuk rolünü üstlenmeye bayılır. Amaçlarına ulaşır.

22 Haziran – 1 Temmuz tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Lale.
Lale erkeği şüphesiz Don Juan dır. Hiçbir şeyi umursamaz. Lale kadını enerjiktir. Kendine güveni sonsuzdur. Bu kadınların eşleri mutsuz olurlar.

2 Temmuz – 12 Temmuz tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Nilüfer.
Su, hava ve toprak – üçü bir arada. Çok değişken bir kişiliğe sahiptir. Yaşam onun için kolaydır. Zorlukların üstesinden gelir. Sıkıntılarından çabuk kurtulabilir.

13 Temmuz – 23 Temmuz tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Menekşe.
Herkesin gözleri onun üzerindedir. Genelde gölgede saklanır. Ama gerekirse güneşe çıkar ve ihtiyacı olan şeyi elde eder. Hafife alınmamalıdır!

24 Temmuz – 2 Ağustos tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Yaban gülü.
Dikenlidir. Çıplak elle tutulamaz. Tabii bu dikenler onun iyi korunmasını sağlar. Kendini iyi savunur ve koşullara ayak uydurmasını bilir.

3 Ağustos – 12 Ağustos tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Ay çiçeği.
Kendi yerini güneşin altında bulmuştur. Başarılar onun gözlerini kapatamaz.

13 Ağustos – 23 Ağustos tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Gül.
Çiçeklerin kralıdır. Başka insanlar her zaman gül insanını kıskanırlar. Onun aleyhine entrikalar düzenlenir, onu yerinden koparmak için planlar yapılır, komplolar kurulur. Gül hatalı değildir. Ama bütün zamanlarda kendi erişilmezliğini korumak güçtür. Sağlığına dikkat etmeli ve fazla yorulmamalıdır.

24 Ağustos – 2 Eylül tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Hezaren (delphinium).
Kendine sert davranır, yabancılara ise tolerans tanır. Çok zeki olduğu söylenemez. Bu nedenle zorluklarla karşılaşabilir. Kendine uzatılan yardım elini kabul etmelidir.

3 Eylül – 11 Eylül tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Karanfil.
Karanfil insanı çok sabit fikirlidir. Çevresindekiler bundan rahatsızlık duyabilirler. Ama o yenilmezdir, her zaman doğru yolu seçer ve inatla yolunda durmaya devam eder.

12 Eylül – 22 Eylül tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Saray patı (aster).
Saray patı sonbaharın hüzün ve kederini kapatmaya çalışır. Saray patı insanı etrafına neşe saçar. Maalesef bazen insanları neşelendirmekle gecikir. Bu insanlar iyi yönetici olabilirler.

23 Eylül – 3 Ekim tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Funda.
Bu insanlar zarafetleri ile dikkat çekerler. Onlar işlerinde uzmandırlar. Kendi altın ellerinin değerini bilirler. Funda iyi bir dosttur. Arkadaşını kötü günde yalnız bırakmaz.

4 Ekim – 13 Ekim tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Kamelya (Japon gülü).
Hoş bir dış görünüşe sahiptir. Sakin ama korkusuzdur. Hareketlerinde çocuksuluk sezinlenir. Sanata yatkınlıkları vardır.

14 Ekim – 23 Ekim tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Leylak.
Leylak şafağın, tazeliğin, gençliğin simgesidir. Çalışkan bir insan olan Leylak başkalarına da yardım etmekten zevk alır. Kıskanç iş arkadaşların dikkate almamalıdır.

24 Ekim – 2 Kasım tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Freesia.
Korkusuz, inatçı kişilikleri bazen zarar verebilir. Bu işaretin insanları çok sevimli ve sempatik olurlar. Bu sayede işlerinde de ilerleme gösterirler. Bir az diplomatik davranmalıdırlar.

3 Kasım – 12 Kasım tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Orkide.
Orkide insanı gizemli ve anlaşılmaz kişiliği ile dikkat çeker. Şüphecidirler. Çevrelerindeki insanlara karşı dikkatli yaklaşırlar. Sabırla, çalışarak istediklerini adım adım elde ederler.

13 Kasım – 22 Kasım tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Peony.
Peony insanı sağlığı için endişelenmeyebilir. Her koşula dayanıklıdır. Tabii işinde çok çalıştığı zamanlarda ara vermeli, dinlenmelidir. Bir az daha tutumlu olmalıdır. Ve planlarında savurgan davranmamayı öğrenmelidir.

23 Kasım – 2 Aralık tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Glayöl (Gladiolus).
Glayöl insanı özel yetenekleri ile diğerlerinden farklı olmasa da, çok çalışkan ve başarılıdır. İyi yönetilirse çok şey elde edebilir. Ancak kendini övmekten hoşlanır.

3 Aralık – 12 Aralık tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Keklik otu.
Sıcağın sembolüdür. Tazeliği ve rüzgarı sever. Dikkat merkezinde olmaya bayılır. Maymun iştahlılığı ile bazen sınırları geçebilir. İşte bir eleştiri alırsa hemen savunmaya geçer ve sıyrılmayı başarır.

13 Aralık – 22 Aralık tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Lotus.
Temizlik sembolüdür. Asya insanları için çok şey ifade eder. Buralarda sadece egzotik açıdan değerlendirilir. Lotus insanı zevklidir, amaçlarına kolay ulaşır. İnsanlarla ilişkilerinde daha esnek davranmalıdır.

23 Aralık – 31 Aralık tarihlerinde doğanlar:
Çiçeğiniz: Akça.
Bu işaret altında doğan insanlar iyi arkadaş, dost olurlar. Güvenilirdirler. Sakin ve öfkelenmeyen kişilikleri var. Onları kızdırmak zordur.

Kaynak: meleklerkahvesi

Doğduğun Aya Göre Kişiliğin…

Nisan-Ayi-Ugurlu-Tasi-ile-Bezen_185_5[1]

 

OCAK

Hırslı ve ciddi kişilik.

Öğrenmeyi ve öğretmeyi sever.

İnsanların zaaflarını ortaya çıkarmayı sever.

Çok eleştirir.

Akıllı ve planlı programlıdır. Çok çalışır ve üretkendir.

Duyarlı ve derin hisleri olan biridir.

İnsanı nasıl mutlu edeceğini bilir.

Aşırı dikkatlidir, bünyesi kuvvetlidir.

Zor heyecanlanır.

Romantiktir ama aşkını ifade etmekte zorlanır.

Çocukları sever, evcil ve sadık bir eş olur.

Kolayca kıskanır.

Sosyal yönden zayıftır.

ŞUBAT

Somut şeylere önem verir.

Değişkendir.

Sessiz utangaç ve ağırkanlıdır.

Kendine güveni pek yoktur.

Dürüsttür.

ÖzgÜrlüğüne düşkündür, bazen saldırganlaşır.

Kesin olmayan işlerden hoşlanmaz.

İnatçıdır, hayallerinin peşinden gider.

Batıl inançlara eğilimlidir.

MART

Çekici kişilik.

Utangaç ve tutucu.

Esrarengiz, cömert ve sempatik.

Rahatına düşkün, duyarlı.

Hizmet etmekten zevk alır, kolay sinirlenmez.

Güvenilir, nezakete önem verir.

İyi bir gözlemcidir.

İntikamcıdır.

Seyahat etmeyi sever, dikkat çekmeyi sever.

Dekorasyona meraklıdır.

Tempolu müzikleri sever, çok değişkendir.

NİSAN

Aktif ve enerji doludur.

Çabuk karar verip çabuk pişman olur, şefkatlidir.

Mantığını dinler, diplomatiktir.

İnsanlari teselli etmeyi sever.

Dostlarının sorunlarıyla yakından ilgilenir.

Cesurdur.

Maceraperesttir.

Sevgisini ve ilgisini belli eder.

Hafızası güçlüdür.

Baş ve göğüs hastalıklarına eğilimlidir.

MAYIS

Sert yapılıdır.

Kolay sinirlenir, kolay ilgi çeker.

Fiziksel güzelliğe önem verir.

Motivasyona ihtiyacı yoktur.

Sistematik calışır.

Hayal kurmayı sever.

İleri görüşlüdür.

Kolay sakinleştirilir.

Anlayışlıdır.

Kulak ve boyun bölgesi hassastır.

Edebiyat ve sanatla ilgilidir, evde oturmayı sevmez.

Çocukları çok sever.

HAZiRAN

Aynı anda birden fazla şey düşünür.

Nazik ve tatlı dillidir.

Hassastır.

Kararsızdır, komik ve eğlencelidir.

Konuşkandır, kolay arkadaş edinir, kolay incinir.

Gribe yatkın bünyesi vardır.

Çok inatçıdır.

TEMMUZ

İyi bir sırdaştır.

Anlaşılması güç biridir.

Aşırı gururludur.

Başkalarının düşüncelerine aşırı önem verir.

Kin tutmaz.

Sempatiktir.

Yalnız olmayı sever.

Kolay öğrenir.

Arkadaş sıkıntısı çekmez.

Mide sorunları olabilir.

Zor ikna olur.

Ağır işleri sever.

AĞUSTOS

Şakalaşmayı sever.

Duyarlı ve ilgilidir.

Korkusuzdur.

Liderlik özellikleri vardır.

Ruhbilimle ilgilenir.

Kolay provoke edilir.

Dikkatli ve tedbirlidir.

Bağımsızlığına düşkündür.

Yol göstermeyi sever.

Romantiktir.

EYLÜL

İyi bir konuşmacıdır.

Sadık ve güvenilirdir.

Detaylarla uğraşır.

Sorumluluk almayı sever.

Bilgi ve kültüre önem verir.

İnsanların hatalarını yüzüne vurmayı sever.

Spor ve seyahati sever.

İlişkilerinde seçicidir.

Hislerini kendine saklar.

EKİM

Herkesle sohbet etmeyi sever.

İlgi odağı olmak ister.

Yalancılığı yapmacıklığı sevmez.

Arkadaşlarına çok önem verir.

Çabuk kırılıp çabuk toparlanır.

Bencildir, kendiliginden yardım teklif etmez.

Başkalarının düşüncelerine önem verir.

Duygusaldır.

Kendine kolay güvenmez.

Etrafindan çabuk etkilenir.

KASIM

Eğlenceli kişilik.

İnsanları kolay etkiler.

Çalışkan ve sorumluluk sahibi.

Kontrolü ele almay sever.

Enerjik ve cevresini motive eden biridir.

İyi bir liderdir.

İçten ve yardımseverdir.

Adil davranır.

Sürprizleri sever.

Hataları affetmez.

İradesi güçlüdür.

Derin duygularla sever.

Herkesi olduğu gibi kabul eder.

Sır saklamayı bilir.

ARALIK

Sadık ve cömerttir.

Sabırsızdır.

Birlikte vakit geçirmesi eğlenceli kişilik.

Azimli, sosyal yönü kuvvetlidir.

Dostlarını kendinden fazla düşünür.

Kızgınlığı uzun sürmez.

Sevildiğini hissetmek ister.

Espri anlayışı gelişmiştir.

Iyi Haberlerin Muhabiri Olun…

bulutlar_ve_gzel_gkyz_hd_duvar_kad1[1]

 

Tanri dedi ki: Bu kadar olumsuzluk yeter. Ona ihtiyaciniz yok! Onu ilan edip duyurmaya da ihtiyaciniz yok. Olumsuzluklari birakin artik. Kotu haberleri paylasmanin nesi iyi olabilir? Bunu yaparak ne kazanirsiniz? Belki biraz rahatlama. Ne verirsiniz? Kendisinin de rahatlamaya ihtiyaci olan birisine aci ve kaygi. Dolayisiyla da rahatlama ihtiyacini es gecmis olursunuz. Dunyada zaten yeterince negativite yok mudur? Onu yaymaniza ne gerek vardir o halde? Bu, inkar etmek degildir. Hickimse hicbir seyi inkar etmiyor. Birakin negativitenin orumcek aglarini baskalari yine baskalari icin orsunler; tabii eger illa ki buna mecburlarsa. Fakat siz buna mecbur degilsiniz. Siz degilsiniz. Birakin dunyadaki kotu haberlerin dedikodusunu baskalari yapsin, siz degil. Bunun bir sonunun olmasi gerekiyor. Artik negativiteyi yaymamanizi istiyorum sizden. Uzun zaman once size, gazetelerden ve televizyondan uzak durmanizi soylemistim. Negativiteyle yukludur onlar. Gazetelerin sattigi budur. Televizyon programlari ve reklamlar tehlike uyarilari ile doludur. Hastaliktan korkarsiniz, islenen suclardan, savaslardan korkarsiniz ve onlara odaklanmaya devam edersiniz. Zihninizi olumsuzluklardan uzaklastirin. Bu cukurun disina cikin aziz cocuklarim, hastanelerden ya da savas alanlarindan cikin. Eger patronunuz sizi incitiyorsa, bunu is arkadaslariniza detayli olarak anlatmaniz gerekiyor mu gercekten? Eger, aslinda ogretmenlik yapmamasi gereken bir ogretmeniniz varsa, surekli bu ogretmen hakkinda konusmaya mecbur musunuz? Bu sikintiya arkadaslarinizi ortak etmeye mecbur musunuz? Belki de hos bir iltifatla ogretmeninizi sasirtabilirsiniz. Bu yaklasiminiz ogretmen icin bir fark yaratir veya yaratmaz.

Fakat herhalukarda sizin ruh halinizde bir degisim yapar. Eger gununuz kotu gittiyse, herkes bunu bilmeye mecbur mudur? Eger kendinizi ofkeli hissediyorsaniz bunu gostermek zorunda misiniz, neden boyle oldugunuzu anlatmak zorunda misiniz? Gecmisinizdeki mutsuzluklardan ya da benzer seylerden kac kez bahsedebilirsiniz? Sikintinizi bir kez ifade edin ve meseleyi orada birakin. Onu canli tutmayin. Onu yinelemeyin, bir kez daha ondan bahsetmeyin. Zumrud-u Anka (*) gibi olun ve kullerinizden dogun. Mazinin disina cikin dedigimde ne kastettigimi dusunuyorsunuz? Kafanizi salliyor ve “Evet, bu dogru. Haydi tum gecmisi arkada birakalim” diyorsunuz. Hemen sonra da bir takim talihsiz haberlerin uzerine atliyor ve gecmis izdiraplarin atesini koruklemis oluyorsunuz. Aziz cocuklarim, bir dakika oncesi de mazidir.

Dunyanin vibrasyonunu yukseltmek icin burada bulundugunuzu unutmayin. Bu vibrasyonu en yukseklere cikarin. Mutsuz dusunce cukurlarindan disari cikin. Felaket tellalligi yapmayin. Kotu haberleri nakletmeniz ya da tekrar etmeniz gerekli degildir. Bunu sizin icin yapanlardan yeterince vardir. Bunu yapmalari gerektigini dusunebilir onlar, fakat sizin icin oyle olmadigini bilirsiniz. Size bir Pollyanna olmanizi soylemiyorum Ben.

Soyleyecek iyi bir seyleriniz olmadigi zaman dilinizi tutmanizi soyluyorum size. Hayattaki pozisyonunuzu degistirin. Hayattaki misyonunuz izdirap dolu haberleri oradan oraya nakledip herkesi haberdar etmek degildir. Bu tavir, biraz da dedikoducu bir yaklasimi cagristirmaktadir aslinda. Iyi haberlerin muhabiri olun. Mucizeleri duyurun. Yeryuzundeki insanlarin engin iyiligini duyurun. Insanlarin kurdugu dostluklari duyurun. Kahramanlari haber yapin. Nezaketi haber yapin. Guzel hikayeler anlatin aziz cocuklarim. Dostluktan bahsedin. Karsiliksiz iyiliklerden bahsedin. Yuzunuze bile bakmayanlardan degil, size selam veren yabancilardan bahsedin. Hayallerinizi anlatin. Gokkusagina isaret edin. Konustugunuz insanlarin ufkunu genisletin. Kendi ufkunuzu genisletin

Üç şeyi hatırlaman gerekiyor :

galapagos-adaları[1]
Bir , ne olman gerektiğini sana söyleyenleri asla dinleme : kendi iç sesini dinle , sen nasıl olmak istiyorsun ? Yoksa hayatın harcanır gider .

İki , maske kullanma – bedeli ne olursa olsun dürüst kal . Öfkeliysen öfkeli ol. Öfkesini bastıran insanın bedeninde blokajlar oluşur . Öfke iki noktadan , tırnak ve dişlerden boşaltılır . Uzun süre öfkesini bastıran insanlar… daha çok yer , daha fazla sigara içer , daha fazla konuşurlar ; çünkü bir şekilde enerjiyi birazcık boşaltabilmek için çenelerinin çalışması gerekir . Ve öfkeli insanların elleri çirkinleşir , yamuklaşır . Herhangi bir şeyi bastırırsan bedende o duyguya karşılık gelen yer etkilenir . Ağlamak istemiyorsan gözlerin parlaklığını yitirir , çünkü gözyaşı gereklidir . Unutma , içten gelerek gözyaşı dökemezsen , gülemezsin de , çünkü bu diğer uçtur . Gülmek istiyorsan gül ,yüksek sesle gülmenin ters bir tarafı yok .

Üçüncüsü , sahici olmaktır ; şimdiki zamana sadık kal , çünkü tüm yalanlar ya geçmişten ya da gelecekten içeri sızar . Geçen geçmiştir , üzerinde durma , bunu bir yük gibi taşıma . Gereksiz yere gelecekle uğraşma , yoksa gelecek şimdiki zamanı ele geçirip yok eder ve henüz olmayanlar olmamıştır . Şimdiye sadık kal , işte o zaman sahici olacaksın . Şimdi burada var olmak , sahici olmaktır

–OSHO

HAVUÇ SUYU HER DERDE DEVA..!

 12308607_749171201894351_7126478245674239621_n[1]

Özellikle kansızlık sorunu yaşayanların sıklıkla tüketmesi gereken ciddi bir A vitamini deposu olan havuç, suyu sıkıldığında da oldukça faydalı.

Şekersi tadı ve muhteşem rengiyle havuç hemen hemen herkesin sevdiği bir besindir. İçeriğinde bulunan vitamin ve minerallerle de besin zincirinde önemli bir yer tutan havucun suyunu sıkarak da tüketebilirsiniz.

İşte her derde deva havuç suyunun faydaları:

– Kan kaybında veya kansızlıkta hızla kan yapar.
– Mide ve bağırsak kanamalarında çok faydalıdır.
– Havuç, A vitamini ve bol minerali ile karaciğerin kendi kendini tamir etmesini sağlayarak kuvvetlendirir. Özellikle enginar ile birlikte yenirse, karaciğerden ileri gelen sarılığı giderir.
– Safra miktarı ve akışını artırır.
– Bağırsakları tedavi eder. Yara ve iltihaplarının iyileşmesine yardım eder.
– Özellikle küçük çocuklarda sık sık görülen ishallerde faydalıdır.
– Kemik gelişmesi yavaş, dişleri çok çürüyen cılız çocuklara ve ruhi yorgunluk içinde olanlara faydalıdır.
– Kanı temizler.
– Vücuttaki üre asidi, ürat tuzları maddelerini idrarla dışarı atarak romatizma, mafsallarda ürat birikmesi, kum ve taş sorunlarına karşı oldukça etkilidir.
– Bol A vitamini ile gözlerin görme kapasitesini artırır.
– Her türlü hücrelerin çalışmasını ve yenilenmesini sağlar.
– Cilde temizlik ve pembelik verir.
– Yaşlılığı geciktirir.

ÖKSÜRÜĞÜ KESEN BU TARİFLERİ MUTLAKA DENEYİN..!

12314140_749290458549092_6123670125374545503_n[1]

Gıcık halinde gelen ya da hastalıktan sonra sizi rahatsız eden öksürüğü geçirmenin doğal yolları…

KARABİBER ÇAYI

Karabiber, dolaşımı ve balgam akışını hareketlendirir. Bal, katıldığında ise bu karışım, öksürüğü tamamen yatıştırır ve doğal bir antibiyotik niteliğindedir.

Karabiber çayının hazırlanışı:

Bir çay kaşığı kadar taze çekilmiş karabiber, 2 yemek kaşığı kadar bal ile bir fincanda karıştırılır. Üzerine kaynar su dökülür. 15 dakika kadar demlendikten sonra süzülür ve içmeye hazır hale gelir. Balgamlı halde gelen öksürüğü geçirmek için ideal bir içecektir.

KEKİK – BAL

Üst solunum yolları enfeksiyonlarına, bronşit gibi hastalıklara çok iyi gelir. Bu hastalıklar öksürük yapan hastalıklar olduğu için, bu öksürüğü geçirmek için kekik kullanılır. Kekik yaprağı, ispatlanmış bir öksürük ilacıdır. İçine bal katılmış kekik çayı daha faydalı olacaktır.

LİMON- KARABİBER- TUZ

Bir limonu dörde bölün. Böldüğünüz parçalardan birinin üzerine karabiber ve tuz atın. İyileşmenin hızlanması için limonu yiyin. C vitamini ile bağışıklığınız güçlenirken, nefes alışınız da rahatlar. Öksürük için ideal bir yiyecektir.

ILIK SÜT- BAL

Bal katarak içtiğiniz ılık süt, öksürüğünüzü alır ve boğazınızı tamamen rahatlatır. Boğazınızdaki gıcığı ve öksürüğün gelmesini engeller.

BADEM – PORTAKAL SUYU

Bademleri rondo yardımıyla parçalayın. Birkaç çay kaşığı parçalanmış bademi, bir fincan portakal suyu ile karıştırın. Öksürüğünüze çok iyi gelecek bir karışımdır.

KURUYAN ELLER İÇİN MİS KOKULU EV YAPIMI KREM

12314074_551271208370350_483148959855572510_n[1]

Krem  için ihtiyacınız olan malzemeler:

2 yemek kaşığı balmumu
4 yemek kaşığı Hindistan cevizi yağı
1 yemek kaşığı zeytinyağı (veya biberiye demlenmiş yağ)
Limon kabuğu, tarçın ya da kokusunu sevdiğiniz bir uçucu yağ

Yapılışı:

Küçük metal ve cam bir kasenin içine balmumu ve Hindistan cevizi yağını karıştırın. Sonra bu karışımı balmumu erinceye kadar mikrodalga içine koyun. Eğer mikrodalganız yoksa o zaman küçük kase içindeki karışımı, ocak üzerinde sıcak suyun içine oturtun. Balmumu erinceye kadar bu işleme devam edin.

Balmumu eridikten sonra karışımı alın ve içine zeytinyağı, rendelenmiş limon kabuğu, tarçın, ya da en sevdiğiniz uçucu yağdan birkaç damla ekleyin. Silikon kalıp içine karışımı dökün. Kalıpları buzdolabına koyun. En az bir saat kalsın ve iyice sertleşsin. Hazırladığınız losyon küplerini hoş bir kutunun içine koyabilirsiniz. Kuruyan ellerinizi ve vücudunuzun başka yerlerini bu küplerden biri alarak ovun. Ovma işlemi bittikten sonra küpleri yine losyon kutusunun içine koymayı unutmayın. Çünkü dışarıda bırakırsanız, bulunduğu yeni eriyerek nemlendirebilir.

kaynak: mucizevi şifa sırları

Gördüğün İlk 3 Kelime 2016’Da Yaradanın Sana Armağanı Olsun İnşallah…

12243069_1014008605316506_9192373305253545752_n[1]