Ortak acı, ortak hüzün, ortak pürüzdür esas yakınlaştıran,

10888473_1430389143922106_7612165797951758888_n[1]

Bir gün, bir bilge,
kendi türleriyle uçmayı reddeden iki ayrı cins kuşa rastlar yol kenarında.
Hayli merak eder bu iki farklı yaratığın nasıl olup da kendi aileleriyle,
ait oldukları yerlerde yasamak istemediklerini,
nasıl olup da bir ´yabancıyı kendi kardeşlerine yeğlediklerini.
Biri karga, biri leylek…
O kadar farklıdır ki kuşlar
İhtimal veremez birbirlerini sevdiklerine,
Kardeşleriyle değil de birbirleriyle uçmayı yeğlediklerine.
Öyle ya, karga dediğin kargalarla uçmalıdır,
leylek dediğinse leyleklerle.
Yaklaşır ve merakla inceler kuşları.
Ta ki her ikisinin de topal olduğunu keşfedinceye kadar.
O zaman anlar ki,
birlikte kaçar, birlikte uçar, birlikte yaşarlar beklenenlerin yanında tutunamayanlar.
O zaman anlar ki, sahip oldukları değil, sahip olmadıklarıdır kimilerini birbirlerine yakın kılan.
Topal kuşlar birbirlerinin arıza’larını bilir
ve sömürmek ya da örtmek yerine kabullenirler öylesine.
En sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine değil,
ortak yoksunluklar üzerine kurulanlardır.
Aynı şekilde zengin, aynı şekilde mesut olanların
ortak paydaları sabun köpüğü gibidir uçar, söner gider.

Ortak acı, ortak hüzün, ortak pürüzdür esas yakınlaştıran,
yaklaştıran..

~Mevlana~

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ve tüm bunların farkına varabiliyorsan, mutlusun demektir”.

imagesLWV1U5R9

Evini bir sohbet sonrası temizlemek için uğraşıyorsan;
Bir çok arkadaşın var demektir.
-Faturalarını ödeyebiliyorsan;
Bir işin var demektir.
-Pantolonun biraz sıkıyorsa;
Aç kalmıyorsun demektir.
-Gölgen seni izliyorsa;
Güneş ışığını görüyorsun demektir.
-Otobüsten indiğin yerden işyerine yolu uzun buluyorsan;
Yürüyebiliyorsun demektir.
-Yanındaki adamin sesinden rahatsız oluyorsan;
Duyuyorsun demektir.
-Camları silmen, çatıyı onarman gerekiyorsa;
bir evde yasiyorsun demektir.
-Doğalgaz faturan yüklü geliyorsa;
Isınıyorsun demektir.
-Yığınla yıkanacak ve ütülenecek çamaşırların varsa;
Yığınla giyeceğin var demektir.
-Çalar saatin sabahın köründe çalıyorsa;
Yaşıyorsun demektir.
“Ve tüm bunların farkına varabiliyorsan, mutlusun demektir”.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gün Ola Harmonika…

11136723_874196355977058_2357523714477134424_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İki Güneş Gördün Mü…

11149340_874365355960158_4124055639608439884_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çok Kritik Bir An: Eski Erkek Arkadaşla Karşılaşma Anı…

imagesgd6eiz65[1]

Erkek arkadaşını ilişkin boyunca seversin, güvenirsin, özelini paylaşırsın, derdini dinlersin, ilişki bitince de dokuz kat yabancıdan fazla yabancı olur ya hiç alışamıyorum bu duruma ama başka çaresi de kalmıyor insanın.

Geçen gün bir yazı okudum: Eski erkek arkadaşıyla arkadaş kalanlar ya birbirlerini hiç sevmemişlerdir ya da biri hala barışma umudu taşıyordur ondan diyordu. Doğrusu katılmamak elde değil.

O aşktan, o tutkudan sonra medeni şekilde selamlaşmayı bir yere bırakıyorum ama “aaa ne güzel yeni kız arkadaşın mı var çok sevindim” yalanını sallayacağıma, bir miktar (aşkının boyutuna göre) yaram sızlayacağına hiç görüşmem daha iyi. Daha iyi tabi daha iyi olmasına da dünya çok küçük, mutlaka bir yerlerde hatta hiç ummadığın yerlerde karşılaşıyorsun (hele şimdi facebook varken hayli küçükJ).

Aslında bu karşılaşma anındaki duruma bakmadan önce ilişkinin nasıl bittiği ve kimin içinde kaldığı da önemli. Eğer ilişkiyi biz bitirdiysek ve içimiz de rahatsa, ne durumda ne ortamda karşılaşırsan karşılaş pek de sallamazsın. Buna “en rahat karşılaşma anı” denebilir.

Eğer ilişki ortada bitmişse, yani bazen sen, bazen o bitirmek istemişse, böyle kör topal da olsa bir müddet gitmişse, sonunda yine böyle ortada bitmişse, karşılaşma anı önemlidir. Yine o ortada durumun ilişkiye dönme şansı vardır. O yüzden iki taraf da yalnızsa, tekrar flörtleşmeler, cilveleşmeler, konuşmalar, yakınlaşmalar doğabilir. İlişki gene gel git doğasına geri dönebilir. Buna “umut vaat eden karşılaşma” diyoruz.

Fakat taraflardan biri hala tek diğeri ise yeniden çift olmuşsa, tek olan tarafın birkaç gün içinde hırsından çiftleşeceğine bahse girerim. Karşı tarafa da sık sık bu benden iyi mi, iyi halt ettin salak bakışı da atılacaktır.

İki tarafta çiftleşmişse, sen buldun ama bak ben de buldum karşılıklı nispeti rahatça yapılacaktır. Sonra gel git ilişkilerinin alışkanlığı gereği birkaç yazışma da beklemek gerekir bence. Buna ‘’bekle gör ne olacak karşılaşması’’ diyoruz.

Şimdi giderek zurnanın zort dediği yere geliyoruz. Biri diğeri için yanıp tutuşurken, hayatının merkezi haline getirmişken, ne dediyse yapıyorken karşı taraf bu tek hakim benim durumundan sıkılıp terk ettiyse eyvah ki ne eyvah.

Terk edilen taraf olur da bir ümit doğar diye, sürekli diğer tarafın karşısına çıkmaya çalışıp işleri önce bir güzel daha beter hale getirir. Sonra biraz kendi başına kalmayı becerip cidden tesadüf karşılaşırlarsa eyvah ki ne eyvah. Mutlaka terk eden koluna birini takmıştır. Diğeri bunu görünce yandım anam diye diye oradan kaçar. Gelsin sonra uykusuz geceler ağlamalar. Tekrar adamın peşine düşmeler, ne istersen yaparım ne olur bana dönler. Tabi ki boşuna çaba, boşuna perişanlık…

Bir de ayrılırken pişmanlıklar, keşkeler, şunu böyle yapaydım, bunu böyle yapaydım durumundakiler içinde aynı şeyler geçerli. Her karşılaşma hem sonuçsuz kalmaya, hem de yeni bir acı selini peşinden getirmekten başka hiçbir şeye yaramayacaktır. Buna ‘’ acıların kadınıyım karşılaşması’’ diyoruz.

O zaman ne yapıyoruz ayrıldıktan sonra sorunlu bir durumdaysak, kendimize yeni bir hayat, yeni bir arkadaş çevresi, yeni hobiler bulup kendimizi kurtarıyoruz. Naçizane benden söylemesi: Hayat sizin, acı çekmeyi seçmek sizin, yeniden hayata günaydın demek yine sizin kararınız…

Sağlıklı kararlar vermeniz dileğiyle,

Anette İnselberg

Mart 2015

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kafanızın içine Bir Köpek Balığı Atın !!!!!!!!!

11156190_874406092622751_1678874594571364469_n[1]
Japonlar taze balığı hep çok sevmişlerdir. Fakat Japon sahillerinde ihtiyacın tamamını karşılayacak kadar balık bulmak mümkün değildir. Talebi karşılayamayan balıkçılar, daha büyük tekneler yaptırıp, daha uzaklara açıldılar. Balık için açık denizlere gidildikçe, tutulan balıkların tazeliği de kaybolmaktaydı.

Japonlar birkaç gün beklemiş balığı lezzetsiz buldular. Ürünleri satılmayan balıkçılar sorunu çözebilmek için teknelerine soğuk hava depoları kurdurdular. Böylece istedikleri kadar uzağa gidip, tuttukları balıkları da dondurulmuş olarak saklayabileceklerdi. Ancak, Japon halkı taze ile donmuş balık arasındaki lezzet farkını anlayabiliyor ve donmuş balıklara fazla para ödemek istemiyorlardı.

Balıkçılar bu durumu çözebilmek için teknelerine balık havuzları yaptırdılar. Balıklar havuz içerisinde sıkışacaklar, birbirlerine çarpa çarpa biraz da sersemleyecekler ama yine de canlı kalabileceklerdi.

Hareketsiz,uyuşmuş vaziyette günlerce yol gelen balıklar;canlı,diri,hareketli,taze balık lezzetinde değildi.

Balıkçılar Japonya’ya nasıl taze ve lezzetli balığı getirebileceklerdi? Çözüm aslında basittir. 1950’lerde L.Ron Hubbart’in gözlemlediği üzere “İnsanoğlu ancak hırs iddiası içinde bulunursa
anormal çabalar sarf eder.” Problemin çözümü ne kadar karmaşıksa çözüme ulaşmak o kadar heyecanlı olacaktır.Enerjinizi yüksek tutmak için bir tetikleyiciye ihtiyaç duyarsınız.

Japonlar, balıkları yine teknelerindeki akvaryumlarda tuttular, ancak içine küçük bir de köpekbalığı attılar. Balıkların bazıları köpekbalığı tarafından yutuldu ama geride kalanlar son derece hareketli ve taze kaldılar.

Problemlerden uzaklaşmak yerine dâhil olmak, çabalamak ve sorunların üstüne gitmek gerekir. Probleminiz çok ve çeşitli olabilir. Ümitsiz olmayın. Onları tanıyın, organize edin, kararlı olun, daha çok bilgi ve yardım desteği ile onlarla savaşın. Kafanızın içine bir köpekbalığı atın ve yapabileceklerinizi görün…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kadınların neden daha uzun yaşadığını merak etmiyor musunuz?

images[7]

 

Akşam annemle babam televizyon seyrediyorlardı. Annem, ‘Geç oldu’, ‘zaten yorgunum, ben yatıyorum.’ dedi.

Annem kalktı, mutfağa gitti. Çerez-meyve tabaklarını çalkaladı kaldırdı. Sabaha hazır olsun diye çaydanlığı doldurdu, demliğe çay koydu.

Şekerliğe baktı, dibinde az kalmış, üstüne ekledi. Kahvaltı için buzluktan ekmek çıkardı, akşam yemeği için çözülsün diye de eti aşağıya koydu.

Kahvaltı masasını hazırlamak için masanın üstündekileri topladı. Telefonu şarja
koydu, telefon defterini kapatıp yerine koydu.

Sonra çamaşır makinesinden ıslak çamaşırları çıkarıp astı ve makineyi tekrar doldurdu. Banyodaki çöp sepetini boşalttı. Islak bir havluyu kurusun diye duş perdesinin borusuna astı.

Bir gömlek ütüledi, kopuk düğmesini dikti. Çiçekleri suladı. Esneyerek gerindi ve yatak odasının yolunu tuttu. Çalışma masasının yanından geçerken durdu, okul gezisi için para sayıp ayırdı, eğildi, sandalyenin altına girmiş ders kitabını aldı, masanın üstüne koydu.

Kek tarifleri defterini çıkardı, arkadaşına söz verdiği tarifi bir kağıda yazdı, çantasına koydu. Bakkaldan alınacakları not etti, notu da Çantasına koydu.

Sonra gitti, 3’ü 1 arada temizleme losyonuyla yüzünü yıkadı, dişlerini fırçaladı.
Gece kremini ve kırışık önleyici nemlendiricisini sürdü.Tırnaklarına baktı,
törpüledi.

İçeriden ‘sen yatmaya gitmemiş miydin’ diye seslenen babama ‘şimdi gidiyorum’
deyip kapıları pencereleri kontrol etti, holdeki lambayı yaktı. Kardeşimin odasına gitti, oğlan uyumuş, lambasını söndürdü, bilgisayarını kapattı, gömleğini astı, yerdeki kirli çorapları toplayıp sepete attı.

Bana geldi, ‘haydi yat artık, biraz da yarın çalışırsın,’ dedi. Kendi odasına gitti, saati kurdu, ertesi gün giyeceklerini hazırladı. 6 maddelik acil işler listesine 3
madde daha ekledi.

Kendi kendine iyi geceler diledi, hayallerinin gerçekleştiğinigözünün önüne getirdi.

İşte o sırada babam televizyonu kapattı, ortaya öylece bir ‘ben yatıyorum’
dedi ve gitti yattı. Sizce bu işte bir gariplik yok mu?

Kadınların neden daha uzun yaşadığını merak etmiyor musunuz?

ÇÜNKÜ BİZİM YAPIMIZ UZUN ÇEKİŞLİ (ve işimizi bitirmeden öyle çabuk
çabuk ölemeyiz)!

Kedi Manikürü:)

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Cola’nın Verdiği Hastalıklar ve Rahatsızlıklar

image[1]

 

Günümüzde Türkiye’de Milyonlarca ve dünya genelinde Milyarlarca insanın içtiği Coca Cola neredeyse herkese aşırı bir bağımlılık yapmaktadır.. Peki Araştırmacılar Cola için ve bu meşrubatların yaptığı bağımlılık hakkında ne dediler ve ortaya neler çıkardılar, zararları nelerdir ve ne değildir hepimiz gözden geçirelim.

Birçok kaynaklarda geçtiği gibi daha öncesinde doğurganlığı önlemek için kısırlık ilacı olarak eczanelerde satılarak başlanan ve daha sonra içecek haline getirilen Coca Cola’nın benzer iddialarla bir çok benzer haberler bulunmaktadır.. İçerken tadına doyamadığımız gazlı içecekler aslında birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Ünlü yazar Karen Hill, ‘Yeteeerr! Artık Diyet Yapmak İstemiyorum’ adlı kitabında bu içeceklerin neden olduğu 12 hastalığı anlattı. Karen Hill, insanların kolaya olan düşkünlüğüne değinerek, ‘Türkiye’de adeta bir kola bağımlılığı var’ dedi.Bazıları Günde bir-iki litreyi geçiyor adeta su yerine kola tüketiyoruz.Öncelikle kola korkunç bir bağımlılık yaratan içecektir. Uyuşturucuyu bırakmak kadar zahmetlidir.İnsanların kolayı bırakmakta çok güçlük çektiğine değinen Hill, Bırakmaya karar verdikleri ilk gün korkunç migren ağrıları, titremeler, asabilik ve uykusuzluk yaşıyorlar.Fakat iki günü atlattıktan sonra bomba gibi oluyorlar.

İşte bırakmanız için en önemli 12 hastalığa sebep…

1-    Fazla kilo ve yağlanma

2-    Karaciğer hasarı

3-    Diş çürümesi

4-    Böbrek taşları ve Kronik böbrek hastalığı

5-    Asit reflü

6-    Kemik erimesi

7-    Hipertansiyon

8-    Kalp hastalığı

9-    Sindirim bozukluğu

10-   Alzheimer (hafıza kaybı)

11-   Kanser

12-   Şeker Hastalığı

kaynak: Son Manşet Haber

Beni acıtan duyduğum sözler,

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

Ne yaşananlar, ne olaylar, ne iniş çıkışlar beni incitiyor.

Beni acıtan duyduğum sözler,

Ne kulaklarım duymak, ne zihnim anlamak istiyor,

Ama nafile,

Hepsini kucağımda buluyorum insafsızca

Tökezleyip düşecek gibi olduğumda

Ellerimi açıyorum, kucağımdaki sözcükler sağ sola dökülüyor

Kurtuluyorum bu ağır yüklerden

Ve yürüyüp yoluma devam ediyorum

Anette İnselberg

 

Çalakalem Laflarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yalancı Çoban Senmisin?

11150376_1003565299668819_5169134899278832588_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Bana Bir Adım Gelene…

11136686_1003571259668223_7561643447255086652_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

DOĞAL AĞRI KESİCİ KREM YAPIMI;

11130128_927687727272106_8490727988274615982_n[1]
3 yemek kaşığı kadar çam iğnesi(taze),

3 yemek kaşığı mentollü nane,

3 yemek kaşığı bilya kekik(top kekik),

3 yemek kaşığı biberiye,

2 tatlı kaşığı tane karabiber(top karabiber),

2 tatlı kaşığı karanfil ve 1 tatlı kaşığı acı pul biber güzelce karıştırılıp harmanlanır.
Bir toprak çömleğe(güveç kabı)en alta 1 yemek kaşığı saf katı kakao yağı ezilerek koyulup üzerine yukardaki karışımdan 1-2 yemek kaşığı koyulur,üzerine tekrar 1 yemek kaşığı saf katı kakao yağı koyulur üzerine tekrar bitki karışımı bu böylece bir kaç kat yapılır. Daha sonra çömleğin ağzı alüminyum folyo yada kendi kapağı ile kapatılıp fırına sürülüp 35-40 derecede 15-20 dakika pişirilip fırından alınır.

Sıvı haldeki bu karışım bir tülbentten süzülerek başka bir kaba alınır ve kendi halinde soğumaya bırakılır.Elde edilen ürün mükemmel bir ağrı kesici kremdir.Bu kremi eklem ağrıları,adale ağrıları v.s. ağrılarda kullanabilirsiniz.

Sadece iltihaplı romatizma hastalarının içine karabiber ve karanfil KOYMAMALARI gereklidir,çünkü iltihaplı romatizma ısıtıcı yağları sevmez.Tabi yüzdede kullanılmamalıdır.Bel boyun dizler bacaklar v.s. bölgelerde kullanılabilir.Çömlek bulamayanlar fırına girebilecek başka kaplardada yapabilirler ama çömlek varsa daha iyi olacaktır.

alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Birçok ülkede çeşitli hastalıların tedavisinde arpa suyu çayı tüketilir.

imagesQUSHH6E7

Arpa zengin demir ve lif içermektedir. Birçok ülkede çeşitli hastalıların tedavisinde arpa suyu çayı tüketilir.

Arpa suyu kürü egzama, uyuz, mantar gibi çeşitli cilt hastalıklarına ve kaşıntılarına iyi gelmektedir. Arpa suyu, adale ağrıları, akciğer veremi, idrar yanması, böbrek ağrıları ve daha birçok hastalığın tedavisinde kullanılan doğal bir bitkidir. Arpa suyu, tatlımsak hoş kokulu aroması ile içimi de kolaydır. Uzak Doğu ülkelerinde oldukça popüler olan arpa çayı birçok hastalığa iyi gelmektedir. Her yıl tohumları ekilerek yetiştirilen arpa, tohum ve çimen kısmı çeşitli şekillerde kullanılır. Mide hastalıklarında iltihap giderici, sindirim sorunlarını giderici, mide bulantısını giderici etkileri bulunmaktadır.

Astım ve bronşitte etkili olan arpa suyu boğaz ağrısını alır. Kanı temizler, kalp sağlığını koruru ve kanserden korunmada etkilidir. Kurutulmuş kapsülü ve tozları üretilen arpanın, suyu başka bir deyişle çayı doğal yollarla hazırlanmaktadır.

Arpa Suyunun Cilde Yararları

Arpasuyu cildi güzelleştirir. Cildi temizleyerek yumuşatma özelliğine sahiptir. Diş etlerini korumaya da yardımcı olan arpa suyu, gece terlemelerini de önlemektedir. Arpa suyu anne sütü artıran besinler arasında olup anne sütünü hem miktar hem de kalite bakımından artırıcı özellik arz etmektedir.

Arpa çayı nasıl yapılır?

Arpa öncelikle tavada ya da fırında biraz kavrulur. Daha sonra dövülerek un haline getirir. Daha sonra 1 litre kaynar suyu 4 çay kaşığı kadar arpanın üzerine dökerek demleyin. 10-15 dakika kadar demlenince içmeye hazır olur. Zevkinize göre ılık, sıcak ya da soğuk olarak için. Arpa suyunu bal ve portakal suyu ile tatlandırarak da tüketebilirsiniz. Günde 2 kez yemeklerden sonra içebilirsiniz.

Arpa Suyunun Zararları

K vitamin açısından zengin olan arpan, kanın pıhtılaşmasında etkilidir. Fakat kanının pıhtılaşması sakıncalı olan kişileri arpa tüketmesi sakıncalıdır. Bunun dışında bilinen bir yan etkisi bulunmamaktadır. Ancak günde 2 fincandan fazla tüketilmemesi tavsiye edilmektedir.
7günde 3 kilo zayıflayın sayfasından alıntıdır

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İçinde yumurta kaynattığınız suyu dökmeyin

imagesHMOZ800U

Yumurta kaynattığınız suyun ne kadar yararlı olduğunu biliyor muydunuz? …

Yumurta kaynattığınız su mineral ve kalsiyum bakımından oldukça zengindir. Evinizde bulunan çiçeklerinizi bu suyla sulayarak solmuş çiçeklerinizi bile canlı hale getirin.

SAÇINIZIN CANLI GÖRÜNMESİNİ SAĞLAR
Suyu ılıtıp saçınıza dökün protein açısından zengin olan yumurta suda kaynatılınca protein suda çözünür ve saçınızın daha canlı görünmesini sağlar.

KİRECİ TEMİZLEMEK İÇİN YUMURTA KABUĞU
Yumurtanın kabuklarını da kaplardaki kireci temizlemek için kullanabilirsiniz. Kaplardaki kireci temizlemek için kabın içine yumurta kabuklarını bırakıp kaynatın veya bir miktar sirke döküp kaynatın. Kireç’in yok olduğunu göreceksiniz.