Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş.

images[1]

Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş.

Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş.
Öğrencilerden biri “çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince ermiş “ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?” diye tekrar sormuş.
Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”
“Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır.
Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur?
Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”
Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: “Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz.
“Zerzevatçı bağırır, sarraf bağırmaz,
Eskici bağırır , antikacı bağırmaz,
Söyleyecek sözü, fikri değerli olan bağırmaz,
Bağıran düşünemez düşünmeyen kavga eder…”
Mevlâna

Savaştan Geldim Kadın, Bana Şarap Getir…

10995922_1000386746653341_6919143551637244723_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yine Gelin…

10981849_1000401939985155_1563366831699557622_n[2]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

”18 IŞIK YÖNTEMİ” İLE OLUMSUZLUKLARINIZDAN ARININ.

images[4]

Bizi yaşamdan uzaklaştıran en önemli bahanelerden biridir “Zamanım yok!” ifadesi Kendinize mutlaka zaman ayırın ve beden-zihin bütünlüğünüzü gerçekleştirin

Aşağıdaki 18 öneriyi planlı bir şekilde yaşama geçirmenizi öneriyoruz Vakit kaybetmeden “hemen şimdi” uygulayın!
Sevgiyi de hemen şimdi istiyoruz dostluğu da…

Ama işte en zoru da bu İsteklerine nasıl yaklaşacağını bilmeyen, kendini mutlu edecek yolların adreslerini kaybeden birçok insanın varlığından haberdarız

Aynı zamanda çözümlerin hep çok uzaklarda arandığının da İçimize ferahlık kazandıracak bütün “hemen”leri yakalayabilmenin ipuçlarını bulmak hiç de zor değil

Şunu unutmayın; düşüncelerin zihinde bloke olmasından dolayı, insanlar içlerindeki yaşam sevincini yitirebiliyorlar Korku ve endişe duyguları bir kanser gibi benliklere hakim olabiliyor

Oysa, bunları bizden uzak tutacak “arınma” yöntemleri mevcut Kendinize yatırım yaparak, korkuları ve kaygıları uzaklaştırmaya var mısınız?

İşte, dönem dönem yenilenme sohbetleri düzenleyen ve alternatif terapinin önemli bir adresi olan Işık Terapi’nin de gösterdiği yollarla geliştirdiğimiz 18 öneri…

18 Işık Yöntemi

1- En önemli an, sabah uyandığınız zaman dilimidir Sabah henüz yataktan kalkmadan (uyandığınız an) dudaklarınıza bir gülümseme gönderin “Bugüne sağlıkla ve sevgiyle gözümü açabildiğim için şükürler olsun” sözleriyle bu gülümsemeyi tüm bedeninize gönderin ve şunu söyleyin:

“Bugün evrenin bana vereceği tüm güzel mucizeleri kabul ediyorum Bugünüm aydın olsun” Ardından, yataktan yavaş ve sakin bir biçimde kalkmaya çalışın

2- Pencerenin önüne gelin ve dışarıya bakarak nefes alıp vermeye başlayın Bu “nefes egzersizleri”ni, nefesinizi izleyerek gerçekleştirin Bunu birkaç kez tekrarlayın

3- Bu 18 öneriyi uygulamak için kendinize bir süre verebilirsiniz Örneğin 10 gün Bu 10 gün boyunca, beslenme tarzınızı da gözde geçirin Özel bir yemek mönüsü hazırlayın örneğin Yemeklerinizin sebze ve meyve ağırlıklı olmasına dikkat edin Ağır yemeklere asla sofranızda yer vermeyin

Bol bol su için (En az üç litre) Ancak, bu asla “diyet” olarak algılanmamalı Bu beslenme biçimi sadece bedeni temizlemeye ve tazelemeye ortam hazırlar Yani yemekle ilişkinizi 10 gün boyunca “yaşamak için yemek” boyutuna indirgeyin

4- Her gün, ne olursa olsun 5-10 dakika bile olsa açık havaya çıkın (Deniz kenarı ya da yeşil alan) Bu ortamda varlığınızı fark edin Dünyada tek ve çok önemli olduğunuzu düşünün

Elinizdeki her şey için (Şükürler olsun ki sağlıklıyım gibi ifadelerle) teşekkür edin Bu teşekkürü hücrelerinizin bile hissedeceği bir içtenlikle yapın Kendinizi o an baş başa kaldığınız doğal ortamla bütünleştirerek

5- Kendiniz için bir defter edinin ve her gün bu defterle birkaç dakika baş başa kalın Arınmaya yönelmek için zihninizdeki tüm olayları yazın İçinizden gelen duygu ve düşüncelerinizi hiçbir baskı altında kalmadan defterinize aktarın

Sorunları yazarak netleştirmek, onlarla yüzleşmek hayatınıza inanılmaz bir rahatlık getirir ve sırtınızdan büyük bir yük kalkmış gibi bir duyguya kapılırsınız

6- Arınma programı süresince, sadece çok candan yaptığınız ve ruhsal doyum aldığınız, sizi besleyen şeylerle ilgilenmeye çalışın

Her gün size huzur ve mutluluk veren kelimeleri ya da olayları defterinize yazın Bu yazdıklarınızı gün içinde ara ara okumaktan ya da bir göz atmaktan vazgeçmeyin

7- Ağzınızdan çıkan her kelimeyi kulağınız duysun “BEN yaparım”, “SEN zaten böylesin” gibi yargılayıcı tavırlar içine kesinlikle girmeyin Çünkü kendinizi ya da başkasını yargıladığınız anda kendi bedeninizi enerjitik anlamda kirletmeye başlıyorsunuz Eğer çok gerekiyorsa yapıcı ifadeler kullanmaya özen gösterin

8- Zaman zaman neler düşündüğünüzü dışarıdan sanki başka bir kişi gibi gözlemleyin ve kendinizi dinleyin Ancak bu gözleminiz de eleştirel anlam taşımasın Kendinize dışardan bakabilmeye ve kendi duygularınızla empati kurabilmeye çaba gösterin

9- Her şeyle ama her şeyle bağ kurmaya çalışın; çiçekle, ağaçla, hayvanlarla, cansız varlıklarla Onlarla aranızda oluşturacağınız bu bağ, emin olun ki sizi şaşırtacaktır Çünkü yaşam, bizim algılamak istediğimiz kadar bizimle buluşur Algı boyutlarımızı zenginleştirdiğimizde ise bambaşka bir ortamda bulabiliriz kendimizi

10- Bu 10 günlük süre içinde çok az konuşun Olayları, kişileri ya da olguları algılama ve hissetme konusunda zihin-beden buluşmasına sık sık başvurun

11- Bazı farklılıklarla tanışın Örneğin, evinizde veya işyerinizde size ait, çok sevdiğinizi hissettiğiniz obje grubu oluşturun Renkli taşlar, kristal objeler Bir demet çiçek de olabilir

Her gün o sevdiğiniz objenize (veya objelerinize) mutlaka dokunun ve sizden onlara, onlardan da size sevgi enerjisi akmasına izin verin

12- Çiçeklerle veya doğayla kurulan bağ çok önemlidir Yaşam bize bizim ona sunduğumuz kadar artı (+) veya eksi (-) frekans sunar O halde, kendimize sevgiyle verdiğimiz her armağan, motive olmamız için gerekli bir araçtır

Çiçekleri veya doğayı size sunulmuş bir armağan gibi düşünüp, bu bakış açısıyla onları algılamaya çalışırsanız doğa size ödülünü vermekte gecikmeyecektir

13- Masanızın üstünde mutlaka, tüm negatif enerjileri çeksin düşüncesiyle bir bardak su bulunsun Bu suya her gün olumlu düşünceler yükleyerek yenileyin Su, arınmak için çok önemli bir maddedir

14- Günde en az 20 dakika meditasyon yapmayı deneyin Meditasyonun amacı, derinden gevşemek ve bedenle iç varlığın tazelenmesini sağlamaktır

15- Her gün birisi ya da bir şey için, iyi olduğuna inandığınız bir davranışta bulunun Örneğin, “Seni seviyorum” deyin ya da ona çiçek alın İhtiyacı olan birine iyilik yapın Ancak asla “Ben yaptım”, “Ben gittim”, “Ben hallettim” gibi sözler kullanmayın

16- Gün bittiğinde, tüm gününüzü gözünüzün önünden geçirin Bir şekilde sanki kendinizi değil de bir başkasını seyrediyormuş gibi neler yaptığınızı gözden geçirin

17- Kendinize sorular sorun Örneğin, “Bugün nasılsın? Gün içinde neler yaptın? Neler seni rahatsız, neler seni mutlu etti?” gibi soruların cevaplarını hissetmeye çalışın Ancak asla kendinizi yargılamayın

18- Akşam yatarken yine olumlu geçen gün için evrene teşekkürü ihmal etmeyin Birkaç kez derin nefes egzersizleri ile rahatlayın

“Gün içinde, bedenimde birikmiş tüm tortulardan, huzursuzluklardan arınıyorum” sözleriyle rahatlayın Yeni günün ışığının sizinle birlikte, güvenle var olacağını bilmenin huzuru içinde kendinizi rahat bir uykuya bırakın

* Alıntı..

4 Nisan Ay Tutulması Olumlamaları…

11133777_886309581412838_4151668148961079150_n[1]

4 Nisanda iki tane 4 yan yana gelecek ve bir sekizle birleşerek günün enerjisini oluşturacak. Anlamı, yaşamınızda işlemeyen ve sizi engelleyen ne varsa bunların oluşturacağı sıkışma ile derin dipli bucaklı bir yüzleşme yaşanabilir demek.

Yüzleşmeler yolunuzu açacak etkilerdir. Kaçtıkça yolunuzu açma fırsatlarını kaçırırsınız. Yaşamınızda yeniye yer açmak için yüzleşin ve tıkanıklıkları kaldırın ! Sabit ve ön yargılı davranmak yerine doğal olarak gelişen değişimlerden sizde kendinizi geliştirecek ve yenileyecek şekilde faydalanın.

Bastırılan duyguların açığa çıkması muhtemeldir. Duygusal patlamalar ikili ilişkilerde sorunlar oluşturabilir. İfade edilmeyi bekleyen duygular varsa bunlar sürprizlerin oluşmasına sebep olabilir. Dengesizliğin içinde saklı bir denge vardır. Kaybolan dengelerin yerine yeni dengeler oluşacaktır. Yeni dengelere açık olmak daha kolay geçiş sağlar.

OLUMLAMA

Zihnim, ruhum, duygularım ve bedenimle bir bütünüm.Tüm yönlerimle dengedeyim ve kendimi olduğum gibi seviyor ve onaylıyorum. İçimdeki duyguların özgürce açığa çıkmasına , ifade edilmesine ve olanca tatminle yaşanmasına izin veriyorum. Bu akışa teslim olurken özgürleşiyorum. Varlığıma şükürler olsun.

kaynak: Mehmet aktürk

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

TEMEL HİNT KURALI:

1385664_10153684125673912_5909447210528816577_n[1]

İlk kural :
” Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru kişilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretirler.”
İkinci kural :
“Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiç bir şey, hem de hiç bir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile değiştiremeyiz. ‘Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı’ gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir.”
Üçüncü kural :
” İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.
Dördüncü kural:
“Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir.
Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun bu tecrübeyle yola devam etmek gerekir.”
Kendine iyi bak. Tüm kalbinle sev. Sonuna kadar hayatın tadını çıkar. Hayatındaki her gün bir hediyedir, kıymetini bil.
Şifa Olsun…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 2 Comments »

Çakraları Açmak İçin…

10424998_10205141522769866_2089452555351900012_n[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Rabbim… Bana haberlerin en güzelini gönder…

10408725_10153263224069189_9112898308448679777_n[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ey Akıllı Geçinenler 10 Saniyede Kaç Fark Var Bulun Bakalım… Hodri Meydan…

1907645_10153187776972878_2353442518558759111_n[1]

Kendinizi Olumsuz Olarak Yargılamaktan Nasıl Kurtulursunuz?

images[4]
Birçok insan, başarılı olan kişilerin kendileri hakkında daima iyi hissettikleri, güvensizlik ve ke…ndinden emin olmama gibi sorunları hiç yaşamadıkları yanılgısına sahiptir. Çok başarılı, yaptıklarıyla kendilerini herkese hayran bırakan birçok danışanım oldu ve onların da kendilerine karşı ne kadar acımasız olabildiklerini gördüm. Kendileriyle ilgili pek çok kötü düşünceye sahip olmalarına rağmen, kıskanılacak bir yaşam sürmeyi başarıyorlardı. Ancak kendileri hakkındaki olumsuz hisleriyle dış dünyadaki başarıları arasındaki kopukluk, onları daha huzurlu ve daha tatmin edici bir yaşam sağlayacak değişimler gerçekleştirmekten alıkoyuyor. Bu nedenle değişim onlara kendini dayatana kadar hareketsiz kalıyor ve karşılarına çıkan hemen her krizde yıkılıyorlar. Kendini olumsuz yargılamanın yıkıcı gücü
Ne kadar başarılı olursak olalım, ne kadar mutlu görünürsek görünelim, hepimiz kendimizle ilgili bazı olumsuz yargılara sahibizdir. Bu olumsuz yargılar bizim hayatımızı daha iyiye doğru değiştirmemiz için gerekli olan gücü keşfetmekten bizi alıkoyar. Ancak daha olumlu düşünce kalıplarına geçtiğimiz zaman, krizler yıkıcı olmaktan çıkar ve tutkulara ve iç kaynaklara yönelmek çok daha kolay olur ve güvenle ilerlersiniz. Olumlu düşünce gerçekten de güçlüdür ancak kendinize gerçekçi olmayan hedefler koymayın ve yıllardır etkisinde olduğunuz düşünce alışkanlıklarını hemen değiştirebileceğinizi düşünmeyin. Burada amaç, bu kendini yargılamalara bir anlam yüklemekten vazgeçmektir. Çünkü ancak onları dikkate aldığınızda onlar sizi aşağı doğru çekmeyi becerebilirler. Farkındalık alıştırmasıyla kendinizi ne zaman alaşağı ettiğinizi fark etmeyi öğrenebilir ve kendini eleştirme alışkanlığınızı değiştirmeye başlayabilirsiniz. Aklınızda dönüp duran hikâyeler Çoğu zaman, akılcı tarafınız gerçeği çarpıtma eğilimindedir.
Sadece “Ben utangacım” demek yerine akıl şöyle düşünceler üretir: “Ben utangacım ve bu yüzden hiç bir zaman sevgili bulamayacağım. Utangaçlığım beni sevimsiz kılıyor” Aynı şekilde dışa dönük bir kimsenin de aklında onu güçsüz düşüren şu tür bir hikâye olabilir: “Ben dışadönüğüm. Annem bu yönümden hiçbir zaman hoşlanmadı ve bu durum kardeşlerimi de utandırmışa benziyor. Belki de birçok zaman kendimi küçük düşürdüm. Diğer insanlarla iletişim kurmaya fazla istekliyim. Bu da duygusal olarak onlara muhtaçmışım gibi algılanmama ve bu insanların bana yukarıdan bakmasına neden oluyor.” Kendinizi sağlıksız bir şekilde olumsuz yargılara boğduğunuzun farkında olmayabilirsiniz bile. Kendinizle ilgili olumsuz yargılamalara yeni bir bakış açısı ile bakmak Farkındalık ve kendini keşfetme alıştırmalarıyla, olumsuz yargıları nötr hale getirebilir hatta onları olumluya çevirebilirsiniz. Kendinize odaklı olmak ve iç çatışmalarınıza odaklanmak bencilce gelebilir ancak zaman zaman dikkatinizi kendinize ve kendi ihtiyaçlarınıza yöneltmek çok önemlidir.
Eğer kendinizi “duygusuz” hissediyorsanız bu özelliği “cesur” veya “girişken” olarak yeniden tanımlayabilirsiniz. Eğer kendinizi “güçsüz” buluyorsanız, bir de kendinize “diğerlerinin duygularına duyarlı” biri olarak bakmayı deneyin. Şimdi size “Wise Mind, Open Mind” kitabımdan olumsuz yargılarınıza yeni bir açıdan bakmanızı sağlayacak bazı aşamaları paylaşmak istiyorum. 1. Yargıyı tespit edin ve etiketleyin. Ona “samimiyetsiz” ya da “insanları memnun etmeye çalışan” gibi basit isimler verin. 2. Yargının kalitesini keşfedin. Kendinize “Bu yargı şu an benim kendimi nasıl hissetmemi sağlıyor?” diye sorun. Örneğin beni utanmış, kızgın ya da suçlu mu hissettiriyor? Bu duygunun size iyi gelip gelmediğine veya huzurunuzu kaçırıp kaçırmadığına dikkat edin. 3. Bu huzursuz edici düşünce ya da his için bir çare bulun. Kendinize “Daha farklı bir şekilde düşünebilir miyim veya hissedebilir miyim?” “Hangi his veya düşünce beni bu sağlıksız düşünce durumundan çıkarırdı?” gibi sorular sorun. 4. Yeni bir düşünce, his veya imge oluşturun ve onu sıkıca tutun.
Onu gözünüzde canlandırın ve vücudunuzda hissedin. Rahatlama, heyecan veya tamamlanma gibi hislere kendinizi bırakın. 5. Bir değişim yaşayıp yaşamadığınızı değerlendirin. Kendinize “Bana iyi gelmeyen o histen, düşünceden uzaklaşıp olumsuz yargılamayı bir kenara bırakabildim mi?” diye sorun. Eğer yapabildiyseniz, çare olarak bulduğunuz yeni hislerin, düşüncelerin tadını çıkarın. Eğer olmadıysa, geriye dönün 1. maddeden 4. maddeye kadar her şeyi tekrarlayın. Hiçbir zaman tam olarak kendinizle ilgili olumsuz yargılardan kurtulamayabilirsiniz. Ancak onların üzerinizdeki etkisini azaltabilir, onlardan bir şeyler öğrenebilir ya da onları dönüştürebilirsiniz. Böylece daha fazla sizin huzurunuzu kaçıramazlar ve sizin için bir engel olmaktan çıkarlar. Olumsuz yargılarınızdan kurtulduğunuzda gizli bir hazine karşınıza çıkacak. İçinizde saklı kalmış yönlerinizin farkına varacaksınız. Farkındalık sayesinde, bu yönlerinizin size ilham verdiğini ve sizi canlandırdığını keşfedebilirsiniz. Yazan: Ronald ALEXANDER

Uzayda Ses Dalgaları Yayılmadığından Orda Karı Kız Muhabbeti Yapılmaz…

uzay belgeseli[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Uzayda Hayat Var Ama Hep Şifre Koymuşlar…

16381_999975136694502_4106726669142007994_n[1]

Bu da Geçer Yahu!!!

1621874_523814164398237_1388271705_n[1]

BÜTÜN MESELE; İYİ, MUTLU  VE SAĞLIKLI  OLDUĞUN ZAMANLARDA REHAVETE KAPILIP BU DURUMUN EGONU ŞİŞİRMENE VE DOLAYISYLA HATALAR YAPIP YERE ÇAKILMANI ENGELLEMEK, KÖTÜ OLDUĞUN ZAMAN DA KARALAR BAĞLAYIP, UMUTSUZLUĞA KAPILIP KENDİNİ BIRAKMANI ENGLELLEMEK…

BUNUN İÇİN HER DAİM UYANIK OLMAK LAZIM VE BUNUN HATIRLATICISI DA ”BU DA GEÇER YA HU DUR!”’

aNETTE

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tutulma çeşitleri; ay tutulması, yürek tutulması, dans tutulması, aşk tutulması, akıl tutulması, ten tutulması…

imagesUQQVE5MA

Tutulma çeşitleri; ay tutulması, yürek tutulması, dans tutulması, aşk tutulması, akıl tutulması, ten tutulması, kıskançlık tutulması, öfke tutulması, çikolata tutulması, ağaç tutulması…

Anette

 

YEŞİL TERAPİ”

Ünlü sav sözünde Spinoza, :

1469941_440829749372972_655798116_n[1]

Renkler etrafımızda her yerde.
Renk tedavisi tekniklerinin esası insanda enerji merkezleri olduğu varsayılan çakralara bağlanır
Renk Terapisi tamamen bütünsel bir terapidir ve gerçekte, renk sadece bir terapist ile bir veya iki saat için deneyimlediğimiz bir şey, değil günlük yaşamımızın bir parçası olmalıdır.”Doğaya göre bütün insanlar birdir,  fakat pratikte birbirlerinden dehşetli ayrılık gösterirler.”

KONFÜÇYÜS

Bedene Renk Uygulamak

Renk tedavisinde etkili olan, insan vücuduna enerjileri sokan, göz, deri ve cakralardır.

Vücudumuza değişik yollarla sokulan bu enerjilerle fiziksel, duygusal olumsuzlukların ortadan kaldırılması mümkün.
Renk tedavileri, diğer terapilerde olduğu gibi, bedene değişik yollarla uygulanabilir.

Kullanılan çeşitli yöntemlerin bazı örnekleri renk ile meditasyon yapmak, güneş ışığına maruz bırakılan su, renk soluma, renkli ipek yerleştirmek ve bedene renkli ışık yönlendirmek.

Bedene renk yönlendirmenin en genel şekli, renkli filtreler kullanılan bir ışık kutusudur.

YEŞİL

Mavi ve sarı renkten yapılan yeşil uyumun rengi olarak görülür. Ilımlı bir yatıştırıcıdır. Sinir durumlarının, yüksek ateşin, ülserlerin, gribin, sıtmanın, soğuk algınlığının, cinsel rahatsızlıkların ve kanserin tedavisinde faydalıdır. Gözün görüşünü korur ve güçlendirir. İltihaplı durumların tedavisinde büyük yardımcıdır.

Yeşil Enerji Kalp Çakrası tarafından yönetilir. Bu çakra sevgi/kendini sevme ile ilgilidir. Sevgiyi koşulsuz olarak verme ve alma yeteneği. Dengeli olduğunda, bu sevgiyi verebiliriz ve ayrıca kendimizi olduğumuz gibi sevebilir ve besleyebiliriz.

Kalp çakrası ile ilgili bazı problemler: kalp rahatsızlıkları, Bağışıklık sistemi hastalıkları, örneğin AIDS, kronik yorgunluk sendromu; bağışıklık sistemi ile ilgili diğer problemler, alerjiler, meme kanseri.

Yeşil görünür spektrumun ortasında, dengeleyici bir renktir. Yeşilin üzerindeki üç renk, “serin” renkler olarak bilinir ve sakinleştirici etkileri vardır, yeşilin altındaki üç renk “sıcak” renkler olarak bilinir ve canlandırıcı etkileri vardır. Yeşil bu ikisi arasındaki dengedir.

Yeşil uyumlayıcı, dengeleyici enerjidir. Kalp ve kan üzerinde güçlü etkileri vardır.

Yeşilin, kendiniz ile ilgili hissettiğiniz yol ile çok fazla ilgisi vardır. Bolluk ve verme ile ilişkilidir. Yeşilin doğa ile güçlü bağı dengeli, huzurlu, uyumlu olmak için çok önemlidir.

Kalp Çakrası – kalbin, akciğerlerin, bronşların, kolların, ellerin ve ikincil sistemin dengelenmesini sağlar. Bu enerji – yenilenme, yeni hayat, tazelik ve berraklık hissi verir.

Kalp ruhun merkezidir ve bizi diğer insanlar ile bir yapan kalptir. Daha önemlisi, sevgi enerjisini barındırır.

Sevilen kişiler ile, aile ve arkadaşlar ile birlikte olmak kalp enerjisini güçlendirir.

Yeşil kullanmak – Kalplerimizde sevgiyi kabul etmeli ve izin vermeliyiz ve geriye herhangi bir karşılık beklemeden sevgiyi vermeyi öğrenmeliyiz.
Kalp merkezimiz dengelendiğinde, koşulsuz olarak pozitif hisler ve mutluluk verebiliriz.

* Sinirlerinizi yatıştırmaya gereksiniminiz olduğunda,
* Gerilimli başağrınız olduğunda,
* huzur ve uyuma gereksiniminiz olduğunda,
* kronik problemleriniz olduğunda,
* yatışmaya gereksiniminiz olduğunda, Yeşil Enerji yardımcı olabilir.

Dinshah, yeşili beyin fonksiyonunun ve genelde fiziksel bedenin “dengeleyicisi” olarak düşünürdü.

Yeşil ışığın ayrıca, zarar görmüş kasların ve beden dokularının yeniden inşasını canlandırdığı düşünülür.

İlave olarak, yeşilin hipofiz fonksiyon bozukluğunun neden olduğu endokrin rahatsızlıklarının iyileştirilmesinde hipofiz bezini canlandırdığı ve yeniden dengelediği söylenir.

Dinshah yeşil ışığı enfeksiyonları tedavi etmek için faydalı olabilen bir dezenfektan, antiseptik ve mikrop öldürücü olarak sınıflandırdı.

Yeşil ayrıca, kalp çakrası ile ilgili baskın renktir, bu, yeşil rengi kalp hastalıklarının bazı formlarını tedavi etmede yararlı bir renk yapar.

Ancak, eğer kalp rahatsızlığının duygusal kaynaklı olduğu hissedilirse, renk
refleksolojisti Willis yeşil yerine pembe ve menekşeyi kullanmayı savunur. Willis klinik gözlemlerinde yeşil ışığın enfeksiyonları tedaviye yardımcı olduğunda Dinshah ile uyuşur.

Ayrıca yeşil ışığın eterik bedeni temizlediğini iddia eder. Yeşil renk, toksin atımı ve atık ihracının en büyük organları olan kolon, karaciğer veya böbreklerdeki problemlerin neden olduğu toksinliğin tedavisinde macenta ile birlikte faydalı olabilir.

Toksin giderimine gereksinim olan hastalarda, Willis hem boğaz çakrası refleks noktalarının hem de anahtar organ refleks noktalarının (karaciğer, kolon veya böbrekler için refleks noktaları) macenta ve yeşil ile tedavi edilmesini önerir.

Genelde, yeşilin bedeni, zihni ve ruhu dengeleyen renk olduğu söylenir ve durugörürlerin şifacıların ellerinden yayıldığını sıkça gözledikleri bir renktir.

Aura alanındaki yeşil spiritüel büyüme ve gelişme ile ilişkilendirilebilir.
Yeşil, tüm enfeksiyonları tahrip eder ve iyileştirir.

Yeşil mevcut olduğunda, hastanelerde daha az enfeksiyon olur.

Çürümeyi yok eden ve hücreleri ve dokuları inşa eden renktir. Bu, proteinin maddesi ve kasların yapıcısı azottur. Hayvansal proteinler oldukça toksik ve tahrip edicidir.

Bedenin gereksinim duyduğu birçok element havadan akciğerler vasıtası ile absorbe edilir. Oksijen ve hidrojenin havadan alındığı bilinir, ancak çok az kişi azotun da havadan alındığının ve protein oluşturucu olarak kullanıldığının farkındadır.

Taze hava solumak ve taze sebzeler yemek, hayvansal formda gıda gereksinimini tamamen elimine eder. Sigara içmek, akciğerlerin havadaki azotu kullanmasını önler. Çok sigara içenler toksik hayvansal proteinleri yemeyi çok isterler. Bitkiler de azotlarının çoğunu havadan elde ederler.

Yeşil ister kronik, ister akut olsun tüm hastalıklar için temel renktir. Birçok durum sadece yeşil renk ile temizlenebilir.

Yeşil, bedenin veya başın herhangi bir yerindeki kan pıhtısını çözer. Bunu gerçekleştirmesi bir saatten az sürer! Bu amaçla kullanılan kimyasalların birçok yan etkisi vardır.

Kanser için kullanılan ana renk yeşildir. Kanser bedendeki atıklardan ve çürüme durumlarından beslenir. Bu atıklar bedenden uzaklaştırıldığı zaman, kanser sağlıklı dokulardan beslenemez, parçalanır ve bedenden atılır – kesinlikle zararsız şekilde. Temiz, sağlıklı bir beden kanserin herhangi bir formunu asla üretmez.

Açık yaralarda, kesiklerde, çürüklerde yeşilin kullanımı gerçekten olağanüstüdür. Kas ve dokuyu inşa etmek için yanıklarda ve yaraları olmayan yeni bir deri tesis etmek için yeşili turkuaz ile birlikte kullanılır.

Araştırmalar insanın içinde yaşadığı fiziksel çevrenin, sağlık ve mutluluğu açısından son derece önemli olduğunu tespit etmiş. Bu tespitler, doktorları,mimarları ve peyzajcıları bir araya getirmiş ve terapi bahçeleri oluşturmaya başlamışlar. Şimdi çalışmalar yapıyorlar , insanı iyileştiren terapi bahçelerinin nasıl olması gerektiği hususunda.

Bu konudaki ilk ciddi araştırmayı psikolog Roger Ulrich yapmış. 1984 yılında Science dergisinde yayınlanmış. Bahçe ve doğada zaman geçirmek çok zaman, ameliyat sonrası iyileşmenin, enfeksiyonların iyileşmesinin ve diğer bazı hastalıkların iyileşme sürelerinin daha çabuk olmasında etkili oluyor.

Kalp ameliyatı geçiren 160 hasta ile yoğun bakımda bir çalışma yapılmış.

6 farklı resim kullanılmış bu çalışmada. 3 tanesi çeşitli doğa fotoğrafları,bir soyut resim, bir boş duvar ve bir beyaz levha. İnceleme sonunda , yattıkları yerden ağaçlı dere resmine bakan hastaların, daha düşük dozda ağrı kesiciye ihtiyaç duydukları gözlemlenmiş. Ve diğer hastalara göre daha sakinlermiş.

Bu terapi tüm hastalıkları tek başına tabii ki iyileştirmiyor fakat ağrı seviyesini azaltıyor, stresi hafifletiyor ve bazı durumlarda iyileşme sürecini hızlandırıyor.

Araştırmalar terapi bahçelerinin hepsinin aynı etkiyi göstermediğini belirtiyor.En etkili olanlar etrafında ağaçların sıralandığı derelerin aktığı, yemyeşil gür çimenlerin, yeşilin her renginin görüldüğü,çalıların ve rengârenk çiçeklerin olduğu bahçeler.

Ve şimdilerde hastanelerde terapi bahçeleri oluşturulmaya başlandı.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »