ANTİK ÇAĞLARDAN BU YANA UYGULANAN USUL …

hauling-ass[1]

EŞEĞİ YOKUŞA SÜRMEK …
EMEKTAR EŞEKLER …..
1950’li yıllarda Amerikalı mühendisler gelmiş Türkiye’ye.
Bir kısım imar çalışmalarına rehberlik ediyorlarmış. O zamanlarda bizde yol güzergahını belirleyecek alet yok, eleman yok.
Nafia mühendisleri eşeği yokuşa sürüyorlar, arkasından elemanlar şeritmetre çekiyor ve eşeğin ayak izlerine kazık çakıp istikamet belirliyorlarmış.
Bunu gören Amerikalı mühendis, pratiği kavrayamamış ve sormuş:
– Ne yapıyorlar böyle?
– Rampada yolun güzergahını belirliyorlar.
– Nasıl yani, anlayamadım?
– Eşek % 7 eğimin üstüne çıkmaz, biz de eşeğin izinde kazık çakıp rampada yol güzergahı belirliyoruz demişler.
Amerikalı katılarak gülmeye başlamış. Yatışınca da sormuş:
– Peki, eşek bulamayınca ne yapıyorsunuz?
Yetkili cevap vermiş:
– Amerika’dan mühendis getirtiyoruz ….. 🙂 )))))

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Farkında Olmalı İnsan…

24796722_10213439363553077_1039512636852117478_n[1]

Can Yucel ne güzel anlatmış…
Farkında Olmalı İnsan…
Kendisinin, Hayatın, Olayların, Gidişatın Farkında Olmalı
Farkı Fark Etmeli, Fark Ettiğini De Fark Ettirmemeli Bazen…
Bir Damlacık Sudan Nasıl Yaratıldığını
FARK ETMELİ.
Anne Karnına Sığarken Dünyaya Neden Sığmadığını Ve En Sonunda Bir Metre
Karelik Yere Nasıl Sığmak Zorunda Kalacağını
FARK ETMELİ.
Şu Çok Geniş Görünen Dünyanın, Ahrete Nispetle Anne Karnı Gibi Olduğunu
FARK ETMELİ.
Henüz Bebekken “Dünya Benim!”Dercesine Avuçlarının Sımsıkı Kapalı
Olduğunu, Ölürken De Aynı Avuçların “Her Şeyi Bırakıp Gidiyorum İşte!”
Dercesine Apaçık Kaldığını
FARK ETMELİ.
Ve Kefenin Cebinin Bulunmadığını
FARK ETMELİ.
Azraillin Her An Sürpriz Yapabileceğini, Nasıl Yaşarsa Öyle Öleceğini
FARK ETMELİ
Ve Ölmeden Evvel Ölebilmeli.
Hayvanların Yolda Kaldırımda Çöplükte
Ama Kendisinin Güzel Hazırlanmış Mükellef Bir Sofrada Yemek Yediğini
FARK ETMELİ.
Eşref-İ Mahlûkat (Yaratılmışların En Güzeli) Olduğunu
FARK ETMELİ.
Ve Ona Göre Yaşamalı.
Gülün Hemen Dibindeki Dikeni Dikenin Hemen Yanı Başındaki Gülü
FARK ETMELİ.
Evinde 4 Kedi 2 Köpek Beslediği Halde
Çocuk Sahibi Olmaktan Korkmanın Mantıksızlığını
FARK ETMELİ.
Eşine “Seni Çok Seviyorum!” Demenin Mutluluk Yolundaki Müthiş Gücünü
FARK ETMELİ.
Dolabında Asılı 25 Gömleğinin Sadece Üçünü Giydiğini Ama Arka Sokaktaki
Komşusunun O Beğenilmeyen Gömleklere Muhtaç Olduğunu
FARK ETMELİ.
Zenginliğin Ve Bereketin Sofradayken Önünde Biriken Ekmek Kırıntılarını
Yemekte Gizlendiğini
FARK ETMELİ.
63 Yıllık Ömründe Hiç Karnı Doymayan Bir Peygamber’in Ümmeti Olarak
Aşırı Beslenme Yüzünden Sarkan Göbeğini
FARK ETMELİ.
Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür, O Da Bugündür.
Can Yücel

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu Resimdeki Her Birey Farklı Bir Zihin Yapısını Temsil Ediyor: Siz Hangilerini Seçerdiniz?

test[1]

 

Resimde gördüğünüz birbirinden farklı bireylere bir göz atın. Hepsinin pozisyonu ve modu birbirlerinden farklı. Kendinize en yakın gördüğünüz ve olmak istediğiniz bireyi seçin.
Eğer seçtiğiniz bireyleri zihninizde kesinleştirdiyseniz, seçimleriniz sonuçlarını aşağıdan inceleyin;

– Eğer 1, 3,6 veya 7 numaraları figürleri seçtiyseniz, çok kararlı bir insansınız demektir. Zorluklar gözünüzü korkutmuyor hatta sizi teşvik ediyor. Mücadeleci bir ruha sahipsiniz.

– Eğer kendinizi 2, 11, 12, 18, veya 19 numaraları figürlere yakın hissediyorsanız, yardımsever ve dostlarını yüzüstü bırakmaktan hoşlanmayan bir insansınız demektir. Bu karakterleri seçen bireyler genel olarak mutlu kimselerdir.
– Eğer 4 numaralı figürü seçtiyseniz, istediği hedefe ulaşmaya çalışan azimli bir insansınız demektir. Ancak harekete geçme konusunda sıkıntılar yaşıyorsunuz.

– 5 numaralı figürü seçtiyseniz, hayatla bu ara uğraşacak enerjiniz yok demektir. Yalnız kalmak ve düşüncelerinizle vakit geçirmek istiyorsunuz.

– Eğer 9 numaralı figürü seçtiyseniz, insanlarla vakit geçirmeyi seven neşeli birisiniz demektir. Hayatın asıl amacının sevmek ve mutlu olmak olduğunu düşünüyorsunuz.

– 13 veya 21 numaralı figürleri seçtiyseniz, insanlara karşı mesafeli birisiniz demektir. İnsanlarla bir arada olmak sizi o kadar da mutlu etmiyor. Kendi kendinize vakit geçirmekten daha çok zevk alıyorsunuz.

– Eğer 8 numaralı figürü seçtiyseniz, hayalperest bir insansınız demektir. Dünyaya bakış açınız diğer insanlardan oldukça farklı. Kendi vizyonunuz ve görüşleriniz var.

– 10 veya 15 numaralı figürler, halinden memnun mutlu insanları temsil etmektedirler. Bu insanlar sahip oldukları için şükrederler. Hayatlarında dengeyi tutturmuş insanlar çoğunlukla bu karakterleri seçerler.

 

– Eğer 14 numaralı figürü seçtiyseniz, hayatınızın şuanda pek iyi gitmiyor demektir. Duygusal olarak yorgun bir dönemden geçiyorsunuz. İnsanlara güven problemleriyle alakalı sıkıntılarınız olabilir.

– 20 numaralı figürü seçen kişiler, lider olma potansiyeline sahiplerdir. Kendilerinden fazlasıyla emin insanlardır. Mücadelecidirler ve başarı elde etme güdüsüne sahip kimselerdir.

– Eğer 16 numaralı figürü seçtiyseniz, oldukça yardımsever bir kişiliğe sahipsiniz demektir. Hatta öyle ki, çoğu zaman sevdiğiniz kişi için kendinizden dahi feragat edebilirsiniz.

– Eğer onun yerine 17 numaralı figürü seçtiyseniz, size yardım eden ve destek olan bir insan var demektir. Bu insana oldukça fazla güveniyor ve bu güven duygusuyla mutlu bir yaşam sürüyorsunuz.

http://filoji.com/bu-resimdeki-her-birey-farkli-bir-zihin-yapisini-temsil-ediyor-siz-hangilerini-secerdiniz/

Ortaya Karışık, Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Bir Sembol Seçin ve Ruhunuzun İhtiyaç Duyduğu Sözlere Erişin

sembolleerrr-[1]

 
Doğru kaynaktan gelen bilge sözler, tüm bakış açınızı değiştirebilir ve karanlığın içindeki ışığı fark etmenizi sağlayabilir.

Peki, şimdi ruhunuzun ne duymaya ihtiyacı var?
Aşağıda yer alan resimdeki 3 farklı sembolden size hitap edeni seçin. Sizde farkındalık yaratacak o mesaj okur okumaz aklınızda parlamayabilir. Önemli olan, mesajınızı okuduktan sonra, bir süre ruhunuzla baş başa kalıp düşünmek için kendinize zaman tanımanızdır böylece, mesajınız netlik kazanacaktır.

Birinci sembolü seçtiyseniz:

Mali durumunuz, harcamalarınız, yeme alışkanlıklarınız veya ilişkileriniz gibi kontrolünüzden çıktığını düşündüğünüz herhangi bir alandaki konunun ve öz disiplininizin dalgalı bir hal aldığı konuların sorumluluğunu üstlenmenin ve her birini ciddiye almanın zamanı gelmiştir. Bu konuda gri renk şıkkı yoktur. Ya kendinizi motive edip işlerinizi yolunda götürürsünüz ya da hiçbir şey yapamazsınız. Odak, motivasyon ve niyetiniz konusunda kendinize karşı dürüst olun. Söz konusu özfarkındalığınız ve sorumluluğunuz olduğunda, gizlenebileceğiniz herhangi bir yer bulamazsınız. Odak ve hedeflerinizi düzenleyip yoluna koyduktan sonra, hayata karşı daha hafiflemiş ve net hissedeceksiniz.

İkinci sembolü seçtiyseniz:

Ruhunuzun bu günlerde sizden beklentisi, grup aktivitelerine katılmanız ve topluluklarda yer alabileceğiniz görüşmelere dahil olmanız yönündedir. Grup bilincini keşfederken, bütünün hayrı ve iyiliği için tüm yeteneklerinizi ve size bahşedilmiş becerilerinizi paylaşma imkanı bulacaksınız. Işığınız işte tam bu anlarda parlayacak ve gücünüz açığa çıkacaktır. Fırsatların ayağınıza gelmesini beklemeyin. Fırsatlara siz gidin, adım atın ve geleceğinizi düşünerek şimdiden bir şeyleri değiştirmeye başlayın. Etrafınızda harekete geçemediğini ve tutukluk yaşadığını düşündüğünüz insanlara da yardım etseniz sizin için faydalı olur.

Üçüncü sembolü seçtiyseniz:

Nihayet bitiş çizgisine varmadan önce son engeli de aşmaya hazır mısınız? Zaten zorlu birçok engelin üstesinden gelip çok iyi iş çıkardınız, ancak başarmanız gereken tek bir göreviniz kaldı. Şöyle bir durup nefes alsanız diyoruz, nasıl olur? Dinlenmeyi çok da uzatıp koy vermeyin kendinizi yoksa her şeye baştan başlamanız gerekebilir, aman dikkat! Mola verin, nefes alın ve kendinize zaman ayırın. Çok hızlı gittiğiniz zaman, olduğunuz yerde az da olsa durun, açın gözlerinizi, hissedin görebildiğiniz onca varlığı, tadabildiğiniz onca tadı ve sonunda şükür ve hamd edin sahip olduklarınız için… faydasını göreceksiniz.

http://filoji.com/bir-sembol-secin-ve-caresizlikten-daralan-ruhunuzun-ihtiyac-duydugu-sozlere-erisin/

‘Ayla’ Filmine Esin Kaynağı Olmuştu: Kore Gazisi Süleyman Dilbirliği Hayata Veda Etti

 

s-a0748b4430797e98392e9628207aa446bd802fd7[1]

Hayatı Türkiye’nin Oscar adayı “Ayla” filmine konu olan ve öyküsü ile Türkiye’yi gözyaşına boğan Kore gazisi Astsubay Süleyman Dilbirliği, 91 yaşında hayata gözlerini yumdu.
Dilbirliği, solunum ve böbrek yetmezliği tanılarıyla 12 Kasım’dan bu yana yoğun bakım ünitesinde tedavi görüyordu.

s-7f0fd1f55b28bc7bb10112fb43a23697ce541dad[1]

Hastaneden yapılan açıklamada, “Solunum ve böbrek yetmezliği tanılarıyla hastanemiz yoğun bakım kliniğine 12 Kasım’da yatırılan Dilbirliği, yaklaşık 30 gündür aralıklı organ destek tedavileriyle takip ve tedavi altında tutulmuştur. Ancak hastamızın son bir hafta süresince genel durumunda bozulma görülmüş ve son 24 saat boyunca gelişen organ yetmezliği sonucunda yapılan tüm müdahalelere rağmen gazimiz vefat etmiştir.” ifadelerine yer verildi.

s-f4a83425a0a441e8c636e24e814dcd17b632cc84[1]
Astsubay Süleyman Dilbirliği, Kore Savaşı sırasında ailesini savaşta yitiren 5 yaşındaki bir kız çocuğunu sahiplenerek adını Ayla koymuştu.

Vefatı ile Türkiye’yi yasa boğan Süleyman Dilbirliği’ne sosyal medyadan veda mesajları yağıyor…

s-a7b18a192133484434a3cd996fdd7a2b072cf97f[1]

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ARALIK 2017 SEMİNER PROGRAMI…

aralık

İşte İstanbul’da bir semte adını veren ‘şaşkın bakkal’

BBGfvEP[2]

85 yıl önce o zamanlar yerleşim yerlerine çok uzak bölgede manav açtığı için “bu bakkal şaşırmış” diye eleştirilen Ahmet Koşar’ın bakkalı, semte ismini vermesinin yanı sıra bölgede telefonun ilk kullanıldığı yerlerden olduğu için “telefonlu manav” olarak da tanınmış. Ahmet Koşar’ın torunu Volkan Koşar, “O dönemde buradan geçen insanlar çok tuhaf karşılıyorlar, ‘Burada kime ne satacak? Bu insan şaşkın, burada hiçbir şey satılamaz’ diyorlar. O dönem çok sakin, yerleşim yok denecek kadar az. Şaşkın bakkalınki işte buradan yürüyen bir hikaye… Rahmetli Barış Manço Şaşkınbakkal’da otururmuş. Ahmet Koşar hiçbir zaman ceketsiz bir yere çıkmaz. Tabii şarkının içinde geçen birçok şey mizansen ama yine de Ahmet Koşar’a ithaf edilmiş ya da Ahmet Koşar örnek alınarak yazılmış bir şarkı” dedi.

Anadolu Yakası’nın en eski semtlerinden Şaşkınbakkal’a ismini veren “şaşkın bakkal” Ahmet Koşar’ın hikayesi, 1932 yılında kıraç toprakların bulunduğu Bağdat Caddesi’nde kiraladığı bahçe içinde sebze-meyve satışıyla başlar.
Yerleşim yerlerine uzak yerde bakkal açan Ahmet ve Mehmet Koşar kardeşler, çevreden ‘Bunlar burada kime ne satacak?’ diye eleştirilirken aynı zamanda ilgi de çekince “Şaşkın Bakkal” ismi yavaş yavaş zihinlere kazınır.
BÖLGEDE TELEFONUN İLK KULLANILDIĞI YER
Aynı zamanda, çekilen telefon hattıyla bölgede telefonun ilk kullanıldığı yer olma özelliğini taşıyan ve bir süre “telefonlu manav” olarak da anılan bakkal, zaman içinde “Şaşkın Bakkal” adını alarak semte adını verir.

“Şaşkın bakkalın” hikayesini anlatan torunu Volkan Koşar, o dönemde esnaflığı, çalışkanlığıyla çevresine örnek olan dedesinin ticaretteki başarısını ilerleterek 1964 yılında Atlantik Sineması’nı kurduğunu, ardından armatörlük ve nakliyecilik yapmaya başladığını anlattı.
Semte ismini veren dedelerinin torunları olarak hala aynı semtte yaşadıklarını dile getiren Koşar, tekstil işinin yanı sıra dedesinin kurduğu nakliyecilik firmasını da yönettiğini söyledi.
Dedesinin hatıralarıyla büyüdüğünü, aile büyüklerinin vizyonu ve başarılarıyla gurur duyduğunu belirten Koşar, dedesi Ahmet Koşar’ın 1914 doğumlu olduğunu, 1928’de Hafız Efendi’nin işlettiği Ethem Efendi’deki bir manavda çırak olarak işe başladığını, 1932’de ise şu an Bağdat Caddesi’nin en bilinen mağazalarından birisinin faaliyet gösterdiği yerde bahçe kiralayarak iş yeri açtığını ifade etti.
O yıllarda yerleşimin yoğun olmadığı Bostancı-Kızıltoprak arasında tek manav olan bakkalın “şaşkın bakkal” diye eleştirildiğini ve zaman içinde öyle tanınmaya başlandığını aktaran Koşar, şöyle devam etti:
“Küçücük bir bahçe kiralıyor ve buraya bir bakkaliye ve bakkaliyenin önüne de birkaç sandık koyarak meyve-sebze satışı yapmaya başlıyor. O sırada Bağdat Caddesi takdir edersiniz ki bu şekilde değil. Önünde tramvay işliyor ve tamamen yazlıkçıların geldiği Suadiye İstasyonu’ndan gelinen bir yer. Suadiye İstasyonu’nda inen insanlar buradan aşağı yürürlerken burayı görüyorlar. O zaman sadece birkaç tane köşk ve Erenköy Kız Lisesi’nin mevcut olduğu bir ortam burası. O dönemde buradan geçen insanlar çok tuhaf karşılıyorlar bu konuyu. Diyorlar ki ‘Burada kime ne satacak’. Bu tür sohbetler oluyor. ‘Bu insan şaşkın, burada hiçbir şey satılamaz’ diyorlar. Kimse yok çünkü, o dönem çok sakin bir yer. Şaşkın bakkalınki işte buradan yürüyen bir hikaye…”

”ANLATTIĞIM ZAMAN HALA KIZLARIM İNANMIYOR”
Zamanla işleri büyüterek bakkalı, 22-23 kişinin çalıştığı, manavdan ziyade küçük bir hal görünümüne kavuşturan dedesi Ahmet Koşar’ın 1969’da kalp krizi nedeniyle yaşamını yitirdiğini belirten Koşar, şöyle konuştu:
“Hissettiklerimizi çok fazla çocuklarımıza aktaramıyoruz. Çocuklarımıza bunlar çok ütopik, çok uzak gibi geliyor. Ama biz bu durumun aile olarak kendi içimizde haklı gururunu yaşıyoruz. Şaşkınbakkal’dayız demek, semtin adını telaffuz etmek bile çok keyifli. Ama takdir edersiniz ki bunu çok fazla insan bilmiyor. Zaman zaman arkadaş ortamlarında bunlarını anlattığımız zaman benim yaşımdakilere bile çok hikaye gibi geldiği için çocuklarımız çok fazla idrak edemiyorlar ama bizim için çok önemli bir gurur. Burada yaşıyorum ve zaman zaman şaşkın bakkalın yerine yapılan mağazaya geliyoruz. Bunları anlattığım zaman kızlarım hala inanamıyor. ‘Baba gerçekten bu doğru mu? Gerçekten büyük dedemizin hikayesi bu şekilde miydi?’, ‘Bu bina bizim miydi, şaşkın bakkal burada mıydı?’ diye sorguluyorlar. Onlara anlatıyorum, bugüne kadar bu konuyu çok fazla dillendirmedik, gündeme getirmedik ama semte adını vermek çok önemli, aile hatıramızı sıcak tutmak istiyoruz.”
Semte adını veren ailenin evladı olarak ilginç an ve diyaloglara şahit olduğunu vurgulayan Koşar, “Arkadaşlarımızla çok sık buluşan insanlarız. Şaşkınbakkal bizimmiş gibi muamele görüyoruz. O yüzden her zaman diyorlar ki ‘Burası senin, hesap ödememize gerek yok.’ Zaman zaman eğlenceli olaylar yaşanıyor.” dedi.
”BARIŞ MANÇO ŞARKISINDA DEDEMİ ANLATIYOR”
1999 yılında aramızdan ayrılan büyük sanatçı Barış Manço’nun en çok bilinen şarkılarından “Ahmet Bey’in ceketi” şarkısında dedesi Ahmet Koşar’ı anlattığını da öne süren Koşar, şunları söyledi:
“Rahmetli Barış Manço Moda’da oturmadan evvel Şaşkınbakkal’da otururmuş. Ahmet Koşar ve Mehmet Koşar çok sevilen sayılan bir esnaf ve çalışkanlıkları çok takdir edilen kişiler. Barış Manço da o zamanlar çok genç. Kafasında bir Ahmet Koşar imajı var ve Ahmet Koşar hiçbir zaman ceketsiz bir yere çıkmaz. İşinde de özel hayatında da hep bir ceketi varmış. Tabii şarkının içinde geçen birçok şey mizansen ama yine de Ahmet Koşar’a ithaf edilmiş ya da Ahmet Koşar örnek alınarak yazılmış bir şarkı.”
Araştırmacı-Yazar Mustafa Cellek, Ahmet Koşar’ın oğlu, Volkan Koşar’ın babası İhsan Koşar’ın arkadaşı olduğunu, Şaşkınbakkal’ın öyküsünü de İhsan Koşar’dan tesadüf sonucu öğrendiğini belirterek, Şaşkınbakkal’ın hikayesini bir süre araştırdığını dile getirdi.
Cellek, Koşar soyadının bir ayağı kısa olduğu için “Topal Ahmet” olarak da tanınan Ahmet Koşar’ın engeline rağmen işlerini koşar adım yürütmesinden ve çalışkanlığından geldiğini söyledi.
Mustafa Cellek, sözlerini, “Ahmet Koşar, çok çalışkanmış. Çalışkanlığı dışında öngörüsü ve dönem şartlarına göre attığı önemli adımlarla da hafızalara yer etmiş. İstanbul’dan Adalar’a ilk konteynerle su servisi yapan da Ahmet Koşar olmuş, yurtdışına gidip belediye başkanlarıyla görüşerek proje üreten de… Bu nedenle ondan kalan pasaport torunları tarafından hala özenle saklanıyor.” diye tamamladı.

https://www.msn.com/tr-tr/yasam/yeni/işte-istanbulda-bir-semte-adını-veren-şaşkın-bakkal/ar-BBGfjMK?ocid=spartanntp

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

KADINLARIN YATMA HİKAYESİ

depositphotos_89865462-stock-photo-portrait-of-diligent-girl-student[1]

Akşam annemle babam televizyon seyrediyorlardı.

Annem, ‘Geç oldu,’ dedi, ‘zaten yorgunum, ben yatıyorum.’

Annem kalktı, mutfağa gitti.

Çerez-meyve tabaklarını çalkaladı kaldırdı.

Sabaha hazır olsun diye çaydanlığı doldurdu, demliğe çay koydu.

Şekerliğe baktı, dibinde az kalmış, üstüne ekledi.

Kahvaltı için buzluktan ekmek çıkardı, akşam yemeği için çözülsün diye de eti aşağıya koydu.

Kahvaltı masasını hazırlamak için masanın üstündekileri topladı.

Telefonu şarja koydu, telefon defterini kapatıp yerine koydu.

Sonra çamaşır makinesinden ıslak çamaşırları çıkarıp astı ve makineyi tekrar doldurdu.

Banyodaki çöp sepetini boşalttı.

Islak bir havluyu kurusun diye duş perdesinin borusuna astı.

Bir gömlek ütüledi, kopuk düğmesini dikti.Çiçekleri suladı.

Esneyerek gerindi ve yatak odasının yolunu tuttu.

Çalışma masasının yanından geçerken durdu, öğretmene tezkere yazdı, okul gezisi için para sayıp ayırdı, eğildi, sandalyenin altına girmiş ders kitabını aldı, masanın üstüne koydu.

Kek tarifleri defterini çıkardı,arkadaşına söz verdiği tarifi bir kağıda yazdı, çantasına koydu.

Bakkaldan alınacakları not etti, notu da çantasına koydu.

Sonra gitti, 3’ü 1 arada temizleme losyonuyla yüzünü yıkadı,dişlerini fırçaladı.

Gece kremini ve kırışık önleyici nemlendiricisini sürdü.

Tırnaklarına baktı, törpüledi.

İçeriden ‘sen yatmaya gitmemiş mıydın’ diye seslenen babama ‘şimdi gidiyorum’ deyip köpeğin su kabını doldurdu.

Kapıları pencereleri kontrol etti, holdeki lambayı yaktı.

Kardeşimin odasına gitti, oğlan uyumuş diyerek, lambasını söndürdü, bilgisayarını kapattı, gömleğini astı, yerdeki kirli çorapları toplayıp sepete attı.

Bana geldi, ‘haydi yat artık, biraz da yarın çalışırsın,’ dedi.

Kendi odasına gitti, saati kurdu, ertesi gün giyeceklerini hazırladı.

6 maddelik acil işler listesine 3 madde daha ekledi.

Kendi kendine iyi geceler diledi, hayallerinin gerçekleştiğini gözünün önüne getirdi.

İşte o sırada babam televizyonu kapattı, ortaya öylece bir ‘ben yatıyorum’ dedi ve gitti yattı.

Sizce bu işte bir gariplik yok mu?

Kadınların neden daha uzun yaşadığını merak etmiyor musunuz?

ÇÜNKÜ BİZİM YAPIMIZ UZUN ÇEKİŞLİ

(ve işimizi bitirmeden öyle çabuk çabuk ölemeyiz)!

Şimdi bu yazıyı tanıdığınız olağanüstü kadınlara gönderin – emin olun, hepsi bayılacaktır.

HADİ YATIN BAYANLAR😀

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu Test Kişiliğinizle Alakalı Tüm Sırları Ortaya Çıkartacak! Resimde Ne Görüyorsunuz?

samdan[1]

 

Sonuçlar kendi içinde büyük bir oranda doğruyu yansıtmaktadır. Bu çok basit bir test! İçinde birden fazla resim olan bir görüntü var ve siz içinden bir tanesini seçiyorsunuz. Bunun sonucunda da kişiliğiniz hakkında bir teşhis konuluyor ve geleceğiniz hakkında tavsiye veriliyor! Bu testi çözen çoğu kişi test sonuçlarının doğruluğunu onaylıyor!
Kendinizi tanıdığınızı düşünüyor musunuz? O kadar da emin olmayın. Bazen farkında bile olmadığımız belirli kişilik özelliklerimiz vardır ya da kendimizle alakalı bu özellikleri fark etmekte istemiyor olabiliriz. Bu testle kişiliğinizdeki gizli yanları keşfedeceksiniz!

Bir insanın kişiliğiyle alakalı sonsuza kadar konuşabilirsiniz. Bu tür testler, günlük hayatta fark edilmesi zor olan gizli gerçekleri ortaya çıkartmada yardımcı olur. Bu resme baktığınızda ilk olarak ne gördüğünüzü hiç tereddüt etmeden söyleyin.

Eğer gördüğünüz bir…

Şamdansa

Dünyaya çok geniş bir pencereden bakarsınız. Planlarınız her zaman çok gösterişlidir ancak detayları ve nüansları sıklıkla unutursunuz. Koca yürekli ve nazik bir insansınızdır. Genellikle diğer insanlar tarafından kullanılırsınız, bu yüzden gelecekte sorun yaşamamak için tetikte olmalısınız ve arkadaşlarınızı dikkatli bir şekilde seçin.

Kadınsa

Çok zeki ve duygusal birisinizdir. Hayatınızı idealleştirmeye meyillisinizdir ve bazen etrafınızdaki şeylere ya da gerçek dünyaya dikkat etmesiniz. Bulutların üzerinde yaşarsınız. Bu bir yandan iyi bir şeydir çünkü dünyada kalan birkaç romantikten biride sizsinizdir. Diğer yandan, tüm bu romantikliğin ardında kalan gerçek dünyadaki karmaşıklıkları ve hayal kırıklıklarını unutursunuz. En azından arada sırada gerçek dünyaya dönmeyi unutmayın, yoksa hayat sizin için hiç durmadan devam eden ve üzerinden atlamak zorunda kaldığınız engelli bir yarışa dönüşür.

Erkekse

Çok sakin bir insansınızdır. Sizinle birlikte olan herkes samimidir ve sanki taş bir duvarın arkasında gibi güvenli hisseder. Kısa ve öz konuşursunuz, düşünceli ve yaratıcısınızdır. Sinirlenmeniz zordur ancak kendinizi geliştirmeniz gereken bir konu vardır ki bu da size yakın olan insanlara yeter kadar özen göstermediğinizdir. Bu durumu düzeltmek için sevdiğiniz insanlar söz konusu olduğunda en ufak ilgi alakayı bile gösterin ve böylece hem onlar hem de siz mutlu bir hayat yaşayın.

Alevse

Diğer insanlara benzemezsiniz. Düşünce yapınız standartlardan farklıdır. Kendi dünya görüşünüz vardır ve size yakın olan insanlar sizi anlamakta bazen zorluk çeker. Bu önemli değildir. Ana fikir kendinizi değiştirmemektir! Özgüveninizi aynı şekilde korumanız, hatta geliştirmeniz gerekir. Böylece her şey daha iyi bir hal alacaktır.
Testi beğendiniz mi? Sonuçlara katılıyor musunuz? Testi arkadaşlarınızla paylaşın.

http://filoji.com/bu-test-kisiliginizle-alakali-tum-sirlari-ortaya-cikartacak-resimde-ne-goruyorsunuz/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

En Çok Hoşunuza Giden Ve Çekim Hissettiğiniz Kristali Seçin Ve Size Verdiği Pozitif Mesajı Öğrenin!

değnekler

 

Bugün yeni bir gün ve mutlu olmak için birçok fırsatınız var. Fakat birçok insan yapacaklarından ziyade yapamayacaklarına odaklanmakta. Bugün yapacaklarınıza odaklanarak diğer insanlardan daha farklı olmayı deneyin.

Bugünün pozitif mesajınız keşfetmek için bu üç kristal değnekten bir tanesini seçin.
1) Hayatta her şey olur ve her şey değişir

Her şeyin tamamlanmış olduğunu sakın düşünmeyin. Hayatta her şey yarım, her şey değişiyor, her şey uçuyor ve her şey gelişiyor. Hayatta her şeyin bir zamanı ve ritmi olduğunu sakın akıllınızdan çıkarmayın. Acı çekiyor olsanız bile bu durum geçicidir. Sonunda her şey olacağına varacaktır. Bunun olması için ise sabıra ve zamana ihtiyacımız vardır. Bunları elde etmek imkansız görünebilir fakat gerçekte durum asla öyle değil. Gün gelecek ve yaşadığımız bunca acı sadece birer anı olarak hafızalarımız da kalacaktır. Başımıza gelen her şeyin başlangıcı olduğu gibi, bir sonu da vardır. Bu yüzden başınıza kötü bir şey geldiğinde bunun sizi yıpratmasına izin vermeyin. En sonunda rahata kavuştuğunuz da geriye yaslanın ve yaşadıklarınızdan çıkardığınız dersleri gözden geçirin.
2) Hayaller
Hayaller bütün başarıların temellidir. Hiçbir başarı öncesinde hayal kurulmadan elde edilmemiştir. İlk adımınız hayallerinizi başarmak olmalıdır. Yolun sonunu görmüyor olmanız önemli değildir. Siz ilk adımı atın gerisi mutlaka gelecektir. İk adımı atttınız fakat hayalinize ulaşmak için bir şey yaptınız mı? Eğer günlük planınızda hayallerinize ulaşmak için yapılması gereken şeyler yoksa hayallerinize ulaşmak doğal olarak imkansız olacaktır. Başarı ancak planlanarak elde edilir. Eğer günlük planlarınız sizi hayallerinize yaklaştırmıyorsa harekete geçmelisiniz. Fakat gerçek endişeyi eğer hayalleriniz yoksa duymalısınız. Hayallerinizi önceliğiniz olmalıdır ve ufakta olsa her gün mutlaka bir adım uğrunda adımlar attığınız birşeyler olmalı.

3) Huzur

Bu kristal hayatınıza huzur, neşe veya sevgi getirmeyen her şeyi elemeniz gerektiğini söylüyor. Sizi içten içe kemiren, iğneleyen kimselerle artık aranıza mesafe koyarak, kendi benliğinizi önceliğiniz yapmayı öğrenmelisiniz. Mutluluğu yakalamak için birçok zorluğu aşmamız gerekmektedir. Eğer bunu sevgiyle ve kararlıkla yaparsanız önünüzde hiçbir engel duramaz. Bütün negatif düşünceleri bir kenara bırakın ve huzurlu olmaya çalışın. En azından size huzursuzluk verenlerle aranıza bir set çekmeyi bilin. Böyle düşünmeye başladığınızda bütün güzellikler yavaş yavaş önünüzde sıralanmaya başlayacaktır.

http://filoji.com/en-cok-hosunuza-giden-ve-cekim-hissettiginiz-kristali-secin-ve-size-verdigi-pozitif-mesaji-ogrenin/

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gizli Düşman ‘Şeker Bağımlılığı’ Ve Ondan Kurtulduğunuzda Başınıza Gelecek 5 Şey

ŞEKER[1]

 

Her şeker aynı derecede zararlı değildir. Şeker; meyve ve süt de dahil olmak üzere bol miktarda gıdada doğal olarak bulunur. Şekeri bırakmaya karar verdiğinizde çok sayıda olumlu şey fark edeceksiniz.
Batı dünyasında yaşayan insanlar şekeri ve tatlandırıcıyı zengin miktarda içeren gıdaları tüketmeye meyilli olsalar da; kesinlikle buna gerek yok.

Eğer doğal olarak oluşan şekerlerin dışındaki şekerleri yemeyi bırakırsanız; aşağıda belirteceğimiz 5 değişimizi yaşayacaksınız.
1. Enerjiniz İyileşecektir
İronik bir şekilde, çoğumuz yorgun olduğumuzda, enerji içeceği ve kafeinli içecekler de dahil olmak üzere şekerle doldurulmuş öğelere ulaşmak eğilimindeyiz. Ancak şeker olmadan da, doğal olarak daha yüksek bir enerji seviyesine sahip olabiliriz. Başka bir deyişle, şeker, vücudumuzun enerji depolarını maksimum seviyelerde tutma kabiliyetini engelliyor. Artı olarak, kan şekerinizde düşmeler ya da yükselemeler yaşanmayacak; bu nedenle öğleden sonraki çökmeler geçmişin bir tecrübesine dönüşecek.

2. Kilo Sorunları Yaşamayacaksınız
Şeker sizi daha fazla şekere itiyor, biz sadece şekerden ham şeklinde konuşmuyoruz. Kabul edelim: şekerin çoğu, işlenmiş veya en azından istenmeyen içerikler içeren, yüksek yağ ve / veya yüksek karbonhidratlı gıdalardadır.
Bir şeker detoksuna giderek, vücudunuz bu ek kalorileri taşımak zorunda kalmayacaktır. Sağlık açısından da bu oldukça önemlidir. Aç hissetmeyeceksiniz. Şekere olan alışkanlığınız gittikçe doyma hissi doğru bir şekilde gelecektir ve kilo problemleri ortadan kalkacaktır. Şeker alışkanlığınızı bıraktığınızda, günde 200 kalori kara geçebilir ve 5-6 aylık sürenin sonunda 5 kilodan kurtulabilirsiniz.

3. İç Organlarınız Daha Etkili Çalışacak
İç organlarınız günlük olarak ne istediklerini söyleyebilseydi; yüksek lifli gıdalar isterlerdi. Şekeri bıraktığınızda, midenizin ve bağırsaklarınızın yediğiniz şeyleri işleme yeteneklerini sıfırlamasına izin veriyorsunuz. Tuvalete daha sık gidebilirsiniz ki bu iyi bir şey. Her şeyin normal bir rutine dönüştüğü anlamına gelir.
İlave şekerler kronik olarak insülin seviyesini arttırır; buna bağlı olarak sempatik sinir sistemi uyarılır, tansiyon ve kalp hızı yükselir. Şekeri bıraktıktan sonraki birkaç hafta içerisinde LDL kolesterol seviyesinde %10, trigliserit seviyesinde ise %20-30 düşüş meydana gelir. Tüm bunlar ise, kalp sağlığınızın iyileşmesi anlamına gelir.

İlave şeker, karaciğer yağlanmasını arttırır. Bu yağ depoları ise insülin direnci oluşumuna yol açar ve diyabetin kapılarını aralar. Şekeri bıraktığınızda ise diyabet riskiniz otomatik olarak düşer.
4. Artık Şeker İstemeyeceksiniz
Yavaş yavaş şekerli bir şey yemeye olan isteğinizi kaybedeceksiniz. Meyvelerdeki doğal şekerin tadı bile bile size tatlı gelmeye başlayacak ve pastadan bir lokma tattığınızda; size aşırı tatlı gelecek. Şu ana kadar nasıl tabaklar dolusu pasta yediğiniz konusunda kendinize şaşıracaksınız. Tatlı krizlerini sona erdirmenin yolu aksine tatlı yemeyi bırakmaktır.

5. Cildiniz Daha Sağlıklı Olacak
Sivilceleri unutun: Çünkü sistematik enflamasyon, akne oluşumunu tetikliyor ve bu işin baş sorumlularından birisi şekerdir. Belki de şeker iç cildinizi incitiyor olabilir. Birçok kişi, şekerin tadını çıkarmayı bıraktıktan sonra cildinin daha iyi hissettiğini ve sağlıklı gözüktüğünü bildiriyor.

Şeker dünyada en çok tüketilen ürünlerden bir tanesidir ve ne yazık ki aynı zamanda sağlığımız için de çok büyük bir risk teşkil eder. İnsanlık tarihi boyunca tatlı ihtiyacı var olmuş olsa da, şeker tüketimi uzun vadede hayat kalitenizi düşürür ve birçok sağlık sorununun kökeni haline gelir.

http://filoji.com/gizli-dusman-seker-bagimliligi-ve-ondan-kurtuldugunuzda-basiniza-gelecek-5-sey/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sadece Parmaklarınızı Kullanarak 5 Dakikada Yapacağınız Bu Egzersiz Enerji Seviyenizi Düzenleyecek

parmak-refleksoloji-[1]

 

Jin Shin Jyutsu, vücudumuzda meydana gelen ve zamanla çeşitli hastalıklara sebep olan gerginlikleri salıverme sanatıdır. Vücudumuz hücrelerimizde dolaşan birçok enerji yolu içerir. Bu enerji yolları tıkandığında vücutta rahatsızlık veya ağrı oluşabilir.
Tıkanıklıklar sadece etkili oldukları bölgeyi bozmakla kalmaz, diğer tüm enerji yollarını da bozar. Jin Shin Jyutsu’da farkındalığımız canlanır. Yeni bulunan bu farkındalık vücudumuza hem fiziksel olarak, hem zihinsel olarak hem de ruhsal olarak ahenk ve denge katar.

Jin Shin Jyutsu’nun antik çağlardan iyileştirici bir uygulama olduğu bilinir. Japon iyileştirici ve filozof Master Jiro Murai, bu yöntemi 20.yüzyılın başlarında tekrar keşfetmiştir. Jin Shin Jyutsu’yu uygulayan kişi her iki elini de kullanır. Bu eller bağlantı kablosu olarak adlandırılır. Uygulayıcısı için çok az efor gerektiren basit bir süreçtir.

Parmaklarımızdan geçen birçok enerji yolu vardır. Parmaklarımızdan vücudumuza yeni bir enerji akışı ahengi getirebiliriz. Örneğin yalnızca sağ veya sol elinizle karşıdaki kişinin baş parmağını tutar ve hafifçe basınç uygularsanız, bu, karşınızdaki kişinin hemen rahatlamasını sağlayacaktır.Aşağıdaki talimatlar sayesinde bu uygulama hakkında daha fazla bilgi sahibi olabilirsiniz:
• Endişeyi ve depresyonu yok etmek için elinizle baş parmağınızı birkaç dakikalığına tutun. Bunu yapmak ayrıca sindirim ve strese de iyi gelir.

jin-shin-jyutsu-finger-mudras-5l[1]

• Korkuyu ve özeleştiriyi yok etmek için işaret parmağınızı tutun. Bunu yapmak ayrıca çenenize, dişlerinize, diş etlerinize ve sırt ağrılarınıza da iyi gelecektir.

isaret-parmagi-tut[1]

• Öfkeyi ve asabiliği yok etmek için orta parmağınızı tutun. Bu aynı zamanda yorgunluğa, görme kabiliyetinize, baş ağrısına ve kararsızlığa da iyi gelecektir.

orta-parmak-shin[1]

• Mutsuzluk ve kederi yok etmek için yüzük parmağınızı tutun. Orta parmağı tutmak kulaktaki çınlamaya, cilt problemlerine, aşırı balgama ve negatif tutumlara da iyi gelecektir.

yuzuk-parmagi-shin-refleksoloji[1]

 

• Endişeyi yok etmek için serçe parmağınızı tutun. Serçe parmağı tutmak şişkinliğe ve kalbe de iyi gelir.

serce-parmak-refleksoloji-shin[1]

Jin Shin Jyutsu yapmanın genel faydalarından bazıları şunlardır:
– Ağrıları giderir.
– Rahatlatır.
– Uykunuzu düzene sokar.
– Endişeyi azaltır.
– Stresi azaltır.
– Kan dolaşımını hızlandırır.
– Konsantrasyonu arttırır.
– Bağışıklık sistemini güçlendirir.
– Vücudun yenileme görevini arttırır.
– Detoks etkisi yaratır.

parmak-refleksoloji-[1]

 

Daha sağlıklı bir hayat yaşayabilmek için bu basit egzersizleri günlük olarak yapmanızı şiddetle tavsiye ederiz.

filoji.com/sadece-parmaklarinizi-kullanarak-5-dakikada-yapacaginiz-bu-egzersiz-enerji-seviyenizi-duzenleyecek/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bakalım toplumumuzda erkek ve kadın ne imiş:

slide3[1]
“Erkekler labaratuarlarda sabahlarken,kadınlar pöff;)))
Evlenmemiş erkeğe, BEKAR;
Evlenmemiş kadına, EVDE KALMIŞ KIZ denir..
Erkekler; kendi aralarında,
ÖNEMLİ KONU’ lar üzerinde DÜŞÜNÜR’ ler;
Kadınlar, kendi aralarında,
ÇENE ÇALAR’ lar..
Erkeklerin;
sosyal hayatlarında duydukları ÖNEMLİ HABER’ lerdir, …
Kadınların duydukları DEDİKODU..
Erkek AİLE işleri üzerinde başarılı ise;
AİLE REİS’ i,
kadın başarılı ise;
DİZGİN’ leri ele almış..
Erkek eşiyle ilgiliyse CENTİLMEN,
Kadın kocasıyla ilgiliyse KISKANÇ’ tır..
KIRK’ ındaki erkek;
en güzel çağına gelmiş OLGUN,
kadın KIRK’ ına gelmişse KOCAMIŞ’ tır..
Erkeğin eli açıksa;
AİLE’ sinden hiçbirşey esirgemeyen,
kadının eli açıkca
HAR VURUP, HARMAN SAVURAN’ dır..
Az konuşan erkek; AĞIR BAŞLI,
az konuşan kadın SOĞUK ve KİBİRLİ..
Çok konuşan erkek; İÇTEN,
Çok konuşan kadın; GEVEZE’ dir..
** TOPLUM’ da;
genel KABUL GÖREN durumlara baktığımızda,
ne halde olduğumuzu görüyoruz..
ALLAH,
KADIN’ lara SABIR versin..!!
Sunay AKIN

Ve anladım… İnsan olduğunu anlaman için, birinin gülümsemesine sebep olman gerekiyormuş..

19059812_1995303347354976_4601253026701446874_n[1]

Sabahın altısıydı telefonum çaldı.
Arayan Jim.
Eski bir öğrencim nefes nefese;
– Bunu görmelisiniz Profesör..
Erken kaldırılmayı sevmiyorum..
+ Hey Jim,yaşım 79,ve emin ol çok şey gördüm..
– Hayır Bay Langdon..
Bunu görmelisiniz…
dedi.
Bu ısrarına dayanamayıp evden ayrıldım ve Jim’in Melbourne’deki kliniğine doğru yola koyuldum..
Saat 8 deki hastasını kesinlikle görmem gerektiğini söyledi..
Ben tecrübeme istinaden çok bir beklenti içinde değildim..
Saat 8 oldu,ve bir adam, kucağında,2,5 yaşlarında sarışın bir erkek çocuğuyla çıkageldi..
“tibial hemimelia..”
Yani her iki bacağı da doğuştan kasıklarından itibaren yok..
ismi Ted.
Ted yüzüme baktı,gülümsedi..
Sanki Tanrı yeryüzünde yeni bir Irmak yaratmış gibi bir heyecan sardı içimi..
Sonra gitti..
Birşey yapılmalıydı..
Jim,protez bacak için ölçü ve modeli belirledi ama Ailenin durumu ülke standartlarının altında olduğu için maliyeti asla karşılayamayacaktı..
Umutsuzduk..
Mutsuzduk..
2,5 yaşında bir çocuk,en tatlı adımlarını atacağı yaşlarda ve henüz yürümek nedir bilmiyor..
Arabamı sattım..
Jim’e söyledigimde çok şey demedi,gülümsedi o da küçük Ted gibi..
Zaten bir eşim yok,çocuğumda yok,alt tarafı bir araba..Neler oluyordu bilmiyordum,ama içimde değişik bir heyecan vardı..
Protezler yapıldı,
geldi..
Takıldı..
Ted’e sadece yürümek kalmıştı..
Ted yürüdü..
Yanıma geldi,yüzüme baktı,gülümsedi…
‘büyükbaba’ dedi..
Babası ağlıyordu.
Jim de..
Annesi de..
Sadece ben ve Ted ağlamıyorduk..
Yetiştirme yurdunda büyüyünce ağlamayı unutman gerekiyor..
79 yıl bekledim ağlamak için…
Ve ağladım..
Ve anladım..
İnsan olduğunu anlaman için,birinin gülümsemesine sebep olman gerekiyormuş..
Prof.Dr.Thomas Langdon

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Günün Fotosu… 06/12/2017… Elmalı Kedi…

IMG_3993

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »