Çıplak Ayakla Toprakta Yürüdükten Sadece 20 Dakika Sonra Gerçekleşen Mucize

Toprakta-yürümenin-yararları[1]

Yalınayak Toprakta Yürümek “Grounding” Hayatınızı Değiştirebilir
Yalın ayak vaziyette herhangi bir toprak parçasına basıp birkaç adım atmanın yani nam-ı diğer “grounding” in hayatınızda büyük değişikliklere yol açabileceğini tahmin eder miydiniz? Son yıllarda toprakta yürümenin faydaları üzerine yapılan bir çok araştırma çıplak ayakla toprak üzerinde yürümenin yaygın vücut ağrısı ve yorgunluğunu azalttığını, vücutta iltihaplanmayı önlediğini hatta uyku düzenine olumlu etki ettiğini ortaya çıkardı.

Gerçektende üzerinde fazla düşünmeden bu duruma göz gezdirdiğimizde sadece çıplak ayakla toprak üzerinde yürümenin sağlığımıza bu denli olumlu etki ettiğine inanabilmek çok güç. Ancak toprakta yürümenin faydaları aslında bilimsel olarakta kanıtlanmış durumda. Toprak yüzeyi negatif yüklü elektronlar yaymakta ve çıplak ayakla yeryüzü ile direkt temas ettiğimizde vücudumuz bu negatif elektronlarla yüklenmekte ve bu negatif elektronlar insan bedeni üzerinde hayal edilmesi dahi güç birçok olumlu etkiye sahip.

Çıplak ayakla toprağa basılarak yapılan 20 dakikalık bir yürüyüş yüz çevresindeki kan dolaşımını arttırıyo. u araştırmayı yürüten Pittsburgh Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden Dr. James Oschman çıplak ayakla toprak üzerinde yürümenin bir çok kronik rahatsızlığa karşı doğrudan iyileştirici ve önleyici etkiye sahip olduğunu dile getiriyor;
Serbest Radikallerin Dolaşımını Azaltır Ve İltihaplanmanın Önüne Geçer
Aslında metabolizmanın düzgün işleyebilmesi için gerekli olan serbest radikaller sigara, x-ray cihazları ve diğer bir çok kimyasal ve elektronik sayesinde vücudumuzda dolaşım miktarını arttırarak vücudumuza zarar vermeye ve kısacası bizi yaşlandırmaya başlarlar. Yapılan bazı araştırmalar antioksidanların vücudun iltihaplanmasına sebep olan bazı serbest radikalleri nötrülize ettiğini ortaya koymuş.

Toprakta yürümenin faydaları arasında vücutta yarattığı antioksidan bir etkiyi göz önünde bulundurursak, çıplak ayakla atacağımız bir kaç adımın iltihaplı hastalıklara yakalanma oranımızı düşüreceğini düşünmek hiçte yanlış bir çıkarım olmaz.
Toprakta Yürümek Psikolojimize İyi Geliyor
Sahilde çıplak ayakla ufakta olsa bir yürüyüş yaptıktan sonra kendinizi bir hayli rahatlamış hissetiğiniz oldu mu? İnanın yalnız değilsiniz. Gaetan Chevalier tarafından yapılan bir araştırmaya göre gün içerisinde en az bir saat boyunca toprak üzerinde çıplak ayakla vakit geçirenler, geçirmeyenlere oranla kendilerini ruhsal açıdan daha rahatlamış hissetiklerini rapor ettiler.

Tabi bu konu üzerinde yapılan bilimsel çalışmalar daha çok kişisel beyana bağlı. Ancak sonuçlar ortada. Buradan yola çıkarak gün içerinde çıplak ayakla atacağımız bir kaç adım stres, kaygı gibi bir çok psikolojik sorunda yardımcı tedavi olarak görülebilir.
Çıplak Ayakla Toprağa Basmak Uyku Kalitenizi Arttırıyor
Eğer sizde kronik olarak uyku problemleri çeken, yada daha kötüsü insomnia yaşayan şanssız azınlıktansanız çıplak ayakla toprak üstünde yürümek vücuttaki kortizol seviyesini düşürdüğünden dolayı size yardımcı olabilir. The Journal Of Alternative and Complementary Medicine ‘de yayınlanan bir çalışmaya göre uyurken çıplak ayakları özel olarak hazırlanmış yatak içi düzenek sayesinde toprağa deydirilen deneklerin gece salgıladıkları kortizol oranı kayde değer biçimde düşmüş ve gün içerisindeki kortisol oranlarıda yine önceki kayıtlara oranla daha düşük seyretmiş. Kortisol ‘un amiyane tabirle diğer adının “stres hormomu” olduğunu düşünürsek, düşük kortizol seviyesinin iyi bir uyku için neden çok önemli olduğunu daha iyi anlayabiliriz.

Doku Onarımını Hızlandırır ve Yaraların İyileşme Süresini Kısaltır
Daha öncede Tour De France ‘da yarışan bisikletçilerin “Earthing Recovery Bags” olarak adlandırılan uyku tulumu benzeri ancak içi toprak materyalleri ile dolu tulumların içerinde vakit geçirerek toprağın kaslar üzerindeki iyileştirici etkisinden faydalandıkları biliniyor. Ancak siz evinizde böyle bir lükse sahip olmasanızda, yaptığınız egzersizleri çıplak ayakla toprak üzerinde yaparak aynı iyileştirici etkileri kendi bedeniniz üzerinde gözlemleyebilirsiniz.
Kalp Sağlığına İyi Geliyor
Toprak üzerinde çıplak ayakla yürümenin faydaları üzerine yapılan bir araştırma, çıplak ayak gezmenin kanın akışkanlığını arttırdığını ve pıhtılaşmanın önüne geçtiğini ortaya koyarak kalp sağlığının korunmasında önemli faydalar sağlalayabileceğini öne sürüyor. Çıplak ayakla toprağa basmak kırmızı kan hücreleri içerisindeki zeta potansiyelini arttırarak kırmızı kan hücresi sayısında yükselmeye sebep oluyor.

 

Negatif elektrik yüklü olan kırmızı kan hücrelerinin vücutta artışı kan akışının hızlanmasına sebep oluyor ve böylelikle pıhtılaşmanın önüne geçiyor. Bu noktada zaten hali hazırda kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar, kullananların yalın ayak toprağa basma alıştırmalarını günlük rutinlerine eklemeden önce doktora danışmalarında fayda olduğunu belirtmekte yarar var.
Adet Öncesi Sendromu – PMS ‘in Etkilerini Azaltyor
Adet öncesi sendromu – PMS çoğu kadında kendini baş ağrısı, çabuk sinirlenme, göğüs büyümesi, vücudun genelinde şişme ve ani depresyon olarak belli ediyor. Adet öncesi sendromunu dindirmek için verilen önerilerden çoğu gerçektende birçok kadında işe yaramamakta. Eğer sizde PMS esnasında yaşadığınız sıkıntılara tam olarak çözüm bulamadıysanız ve farklılıklara açıksanız çıplak ayakla toprak üzerinde yürümeyi denemenizde fayda var. Bunun sebebi daha öncede belirttiğimiz gibi toprak üzerinde yalın ayak yürümenin vücuttaki kortizol yani “stres hormonu” nu azalatması. Kim bilir, belkide yıllardır çektiğiniz adet öncesi sendromu – PMS ‘in ilacı çıplak ayakla toprakta yürümektir?
Egzersiz Sonrası Kas Yanmasının Daha Hızlı Geçmesini Sağlıyor
Uzunca bir süre spora ara verdikten sonra yada düzenli spor yapsanız dahi normalden daha zorlayıcı bir antremanın ertesi günü kaslarınızda yoğun bir yanma hissedersiniz. Yabancıların deyimi ile DOMS ( Delayed Onset Muscle Soreness) bizim deyimimizle “et kesiği” dediğimiz bu olay kasta biriken laktik asitin oluşturduğu bir rahatsızlıktır. Bu ağrıyı dindirmenin buz masajı yada esneme hareketleri gibi rahatlatmaya yönelik tedavileri olsada ne yazık ki, ağrıyı anında bitirecek bir çözümü bulumuyor.

Ancak bunlara ek olarak yapılan son araştırmalar yalın ayak toprağa basmanın antreman sonrası oluşan kas ağrısını yoğun biçimde azalttığına dair sonuçlar ortaya koyuyor. The Journal of Alternative and Complementary Medicine ‘de yayınlanan bir pilot çalışma kas kütlesini düzenli olarak çalıştıran vücut geliştirmeciler ve diğer sporcular için umut verici sonuçlar ortaya koymakta.
Toprakta Yürümenin Faydaları – Kilo Vermenize Yardımcı Olabilir
Enerji seviyemiz dengeli olmadığında ve yoğun stres hissettiğimizde genellikle kötü yiyecek seçimleri yaparak, yüksek oranda şeker yada yağ içeren yiyeceklere yönelerek kendimizi rahatlatmaya çalışırız. Stres altında olduğumuz vücudumuz “stres hormonu” dediğimiz kortizol salgılar ve bu durum beynimize bedenimizi rahatlatması emrini verdirtir. Tabi birçoğunuzun aklına geleceği üzere rahatlamak için ilk olarak alkollü içkiler yada çabuk tüketilebilir şekerli gıdalar yöneliriz. Ve tabi kaçınılmaz son olarak kilo alırız. Oysa ki, stres hormonu salgılanmasını dengeleyebilir, yeterli uyku alabilir isek, sağlıklı seçimler yapma ve kendimize uygun bir hayat stili seçme şansımız daha yüksek olacaktır.

Daha önce yukarıda defalarca bahsedildiği gibi toprak üzerinde çıplak ayakla yürümek stres hormonunun düşürülmesinde etkili bir role sahip. Burdan yola çıktığımızda düşük stres hormonu sayesinde genel olarak elde edeceğimiz sağlıkl halinin, yiyecek içecek seçimlerimize de olumlu yönde etki ederek bize ideal kilomuza ulaşmamızda yada en azından varolan kilomuzu korumamızda yardımcı olacağı su götürmez bir gerçek.
Peki Hangi Yüzeylerde Çıplak Ayakla Dolaşırsak Fayda Görürürüz?
Yukarıdaki yazıdanda okuduğunuz üzere ayakkabılarınızı ve çoraplarınızı çıkararak yalın ayak toprak zemini üzerinde atacağınız bir kaç adım sağlığınıza tahmin bile edemeyeceğiniz kadar büyük faydalar sağlayabilir. Ancak toprakta yürümenin faydaları ancak belli yüzeyler ve zeminler üzerinde yürürseniz ortaya çıkmakta. Her yüzey size gerekli olan negatif elektron yüklemesini vermeyecektir. Bu konuda dikkat etmeniz gereken şey;
– kum
– çimen
– nemli toprak
gibi yüzeyler sizin için faydalı olacakken;
– ahşap, tahta
– parke kaplama
– üzeri filmle kaplı mermer
gibi yüzeyler sizin için yararlı olmayacaktır.

Toprakta Yürümenin Faydaları – Yalınayak Toprakta Yürümenin Bilinmeyen Yönleri

Konuyla alakalı araştırmalara ilgi duyuyorsanız, ekli linkteki bilimsel makaleyi incelemenizi tavsiye ediyoruz; http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3576907

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Resme Dikkatle Bakın Gözünüze En Çok Takılan Şey Sizi Anlatıyor

Resimde-Ne-Goruyorsunuz-ilginc-Bir-Test--kisilik-analiz-agac-testler-1[1]

 

Yukarıdaki Resme bir bakın..! Resim’de gözünüze en çok hangi kısmı takıldı veya Bu Resim’de en çok dikkatinizi çeken şey ne oldu?

 

1- ALTI AYRI PARÇAYA BÖLÜNMÜŞ LALE DİKKATİNİZİ ÇEKTİYSE: Bu aralar duygularınızla değil, mantığınızla hareket ediyorsunuz. Yeni kararlar alma aşamasındasınız bu iş ya da aşk hayatınızla ilgi olabilir. Eğer lalenin içinde var olan karışık çizgilere gözünüz takıldıysa ve onların ne olduğunu anlamaya çalıştıysanız; kafanız karışık ve yoğunlaştığınız bir konuyu sürekli düşünüyorsunuz. Lalenin altı ayrı parçadan oluştuğunu fark ettiyseniz; sizinde kafanız tıpkı lale gibi bölünmüş ve her biri ayrı bir şey düşünüyor. Üstünüze yıkılan sorumluluk çok ve bazen altından kalka bilir miyim diye düşünüyorsunuz.

 

2- LALENİN ETRAFINA AÇILAN İKİ DAL DİKKATİNİZİ ÇEKTİYSE: Düşüncelerin yoğunlaştığı ve kendinizi yalnız hissettiğiniz bir dönemdesiniz. Hangi anlamda olursa olsun çok sevdiğiniz biri ile konuşmak size iyi gelecektir. Zaten güvendiğiniz birinden akıl almaya ihtiyacınız olduğunun farkındasınız. Eğer dallara dolanmış sarmaşığı fark ettiyseniz; hayata olan kırılganlığınız azalmış ve bir yerler yeniden hayata tutunmaya çalışıyorsunuzdur.

3- RESMİN ORTASINDA BULUNAN ÇİÇEK VE ETRAFINDAKİLER DİKKATİNİZİ ÇEKTİYSE: Bu sizin duygusal anlamda yüreğinizin dolu olduğunu (doludizgin aşkı yaşadığınızı) gösterir. Yani aşk kapıyı ya çaldı ya da çalacak. Etraftaki diğer çizgilere ve salyangoza benzeyen şekle takıldıysanız; karşıdaki insana kendinizi rahat ifade edemediğiniz için canınız yanıyor ve bu kendi iç dünyanıza kapanmanıza neden oluyor. Ben büyük çiçeğin üzerindeki, iki ince dalı gördüm diyorsanız; iki insan arasında karar veremiyorsunuz, ama birine duyduğunuz aşkın diğerine duyduğunuz aşktan çok daha fazla olduğunun farkındasınız.

 

4- BİR DALLA UZATILAN ELMA DİKKATİNİZİ ÇEKTİYSE: Hayatta çok çalışıp az kazandığınızı artık ektiklerinizin biçme zamanının geldiğini düşünüyorsunuz. Bu elma sizin hayatınızda verimi ifade ediyor çok çalışıp birçok şeyi ihmal ettiğinizi de. İki işle aynı anda uğraşıyorsunuz ve çalışmaktan zevk alıyorsunuz, emeğinizin karşılığını almak sizi mutlu ediyor.

5- RESMİN SONUNDA VAR OLAN HAYAT KÖKLERİ DİKKATİNİZİ ÇEKTİYSE: Siz de eğer burayı görenlerdensiniz; hayatta kopamayacağınız tek yer aileniz. Çünkü onlarla iyi diyalog kurabildiğiniz bir çocukluk geçirdiniz. Onlar sizin için çok değerli ve ailenin bütün sorunu sizin sorununuz. O kadar ki kendinize dahi vakit ayıramıyorsunuz.

alıntı

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

RENKLERİN ÖNEMİ… RENKLERİN DUYGUYULARLA İLŞKİSİ NEDİR?

3765ebb[1]
RENKLERİN ÖNEMİ
Bir rengin insanoğlu üzerinde yarattığı psikolojik ve duygusal etki o kadar önemli ki, bugün dünyada milyonlarca dolar para sırf bir şirketin ne renk logo kullanacağını tespit etmek için harcanıyor Renkler bizi neşelendirir, duygusal yapar, sinirli veya hırçın yapar, aç değilken yemek yememizi sağlayanlar bile vardır İşte bu yüzden bir ev dekore ederken seçeceğiniz renkler hayatınızı etkiler desek yalan olmaz…
Mavi ve tonları
Mavinin birçok anlamı vardır Her şeyden önce mavi sakinleştirici ve dinlendirici bir renktir (masmavi bir gökyüzü ya da mavi bir deniz gibi)

Mavi güvenirliği, dürüstlüğü ve kaliteyi de temsil eder O yüzden evinizde mavi ve tonlarını kullanacaksanız misafirlerinize işte bu duyguları vereceksiniz demektir Mavinin bir diğer (ve kesinlikle en güzel) özelliği ise iştah kapatma etkisidir Mavi tonlarla döşenmiş bir yatak odasında veya oturma odasında durup dururken açlık krizlerine girme olasılığınız oldukça düşük olacaktır Hayatınız boyunca rejim mi yaptınız? Oturma odanızın rengini değiştirin ve bir de şimdi kilo vermeyi deneyin!  Duvarları mavi olan okullarda ise çocukların daha az yaramazlık yaptığı saptanmış!
Yeşil ve tonları
Doğada gördüğümüz bir diğer renk ise yeşildir Yeşil ve tonları da mavi kadar dinlendirici ve sakinleştirici olabilir Bize genelde kırları ve ağaçları hatırlatır Bunun yanı sıra ilginç bir gerçek de yeşilin insan gözü tarafından en kolay ve güzel algılanan renk olmasıdır

Ayrıca bir rivayete göre de kalbimiz, bu rengin yaydığı enerji alanındaymış Doğanın ve baharın rengi olan yeşil kesinlikle güven veren renkmiş

Bir ilginç nokta daha: yeşil ile dekore edilmiş yerlerde yaşayan ve vakit geçiren insanların daha az mide rahatsızlığı çektiği ispatlanmış!
Mor ve tonları
Eğer renklerin arasında bir asalet sıralaması yapılsaydı, mor ve tonları kesinlikle en üst noktada olurdu Mor, bilgeliği, sempatiyi, onuru ve asaleti simgeler Eski çağlardan beri de ihtişam ve lüksün son basamağı olarak düşünülür Tarih kitaplarının anlattığına göre, yüksek sınıflar, saray mensupları ve kraliyet aileleri illa mor giyerlermiş

Kırmızı ve tonları
Bu rengi çok seviyorsanız dikkat edin! Ne kadar güzel ve çekici bir renk olsa da kırmızı insanı sinirli, huzursuz ve aç hissettirir!
Peki, her ne kadar canlılık ve dinamizm ile ilgili bir renk olsa da aslında mutluluğu temsil ettiğini biliyor musunuz? Eğer evinizin bir odasında kullanmak isterseniz dışarıdan gören bir insan sizin için şunları düşünecektir: “Bu kişi fiziksel olarak atak, canlı ve duygusal olarak da bir işi sonuna kadar götüren azimli ve kararlı biri olmalı”
Unutmayın, kesinlikle ama kesinlikle iştah açar! Tansiyonu yükseltir, kan akışını hızlandırır Eğer siyah veya grinin tonlarıyla beraber kullanırsanız ortaya çok sofistike bir görüntü çıkacaktır
Sarı ve tonları
Sarı güneşlidir, meyvelidir ve dikkatlidir! En dikkat edilen yazıların sarı üzerine siyahla yazılanlar olduğu keşfedilmiştir!

Aynı zamanda zekâyı, inceliği ve pratikliği de simgeler Sarı bir yandan da hüzün ve özlemin rengi olarak da sayılabilir Eğer bir odanızı sarı ağırlıklı döşeyecekseniz çok çok aşırıya kaçmamaya, yanında mutlaka zıt renkler kullanmaya özen gösterin

Portakal ve tonları
Portakal tam manasıyla kişileri hipnotize eden bir renktir Yapılan araştırmalar portakal rengin beyinsel aktiviteyi en hızlı duruma getirdiğini ve yaratıcılığı arttırdığını kanıtlamıştır Portakal aynı zamanda “dikkaatt ben burdayımm” diye bağıran bir renk olduğu için çocukların da çok ilgisini çeker Oyun çağına gelmiş bir çocuğunuz varsa odasında portakal tonlar kullanmak onu çok daha yaratıcı ve hareketli yapacaktır
Siyah ve tonları
Siyah renk, renklerin arasında en asil olanıdır Modern aynı zamanda retro, ve yüksek sınıfın tercih ettiği bir renktir Gücü ve tutkuyu temsil eder, gizemli ve ciddidir Beyaz ile birlikte kullanıldığında son derece dikkat çekici olur
Fakat aynı zamanda duygusallığı ve hüznü de simgeler İlginçtir, Türkiye’de ve Avrupa’da siyah renk matemi temsil ederken, Japonya’da mutluluktur Siyah fonda kullanılırsa karamsarlığı çağrıştırır Einstein bir şeye konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan odaları tercih edermiş!
*Alıntıdır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kızla Öpüşürken Dayandığı Trafodan Çarpılmış Salak…

22141209_1832493000395246_5509975822328836613_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

5 Ekim 2017 Koç Burcunda Dolunay – Ben mi Biz mi?

merkur-retro--i857780[1]
Kendinizi bir savaş arabasının üzerindeki bir savaşçı gibi düşünün. Bir elinizde siyah bir atın eyeri, diğer elinizde beyaz bir atın eyeri olsun. Bu iki eyeri dengeli bir şekilde kontrol edebilirseniz savaş arabanız dengeli bir şekilde ancak hareket edebilecektir.
Her birimizin içerisinde kendi içgüdülerinin ve isteklerinin peşinden gitmek isteyen bir savaşçı yatmaktadır. Peki, bu isteklerinizi nasıl elde edersiniz? Özellikle de bunu başka birisiyle birlikte nasıl yapabilirsiniz? Bir ortaklığa veya birlikteliğe kendi ilkelerinizi feda etmeksizin nasıl girersiniz? Hem kendi bireyliğinizi muhafaza edip hem de nasıl işbirliği yapabilirsiniz? Ben mi, biz mi? Rekabet mi, işbirliği mi? İddia mı, ödün mü? Bağımsızlık mı, ilişki kurmak mı? Fethetmek mi, adaleti sağlamak mı?
İşte bu konularda bizleri düşünmeye yönlendiren bir dolunay deneyimleyeceğiz.

 

Uzman astrologlarımız kişisel doğum haritanız üzerinden sorularınızı cevaplıyor.
ŞİMDİ SORU SOR
Mantıklı tarafımız, bilinçli yönümüz diplomasiyi ve barışı sağlamak isterken, duygularımız tamamen kendi ihtiyaçlarımızı ön plana sürmek ve kendimiz için mücadele etmek ister gibidir. Bilinçli yönümüz olaylara her açıdan bakmak isterken, bilinçsizce kendi isteklerimizi direten bir yaklaşım sergileyebiliriz. Tüm bu karşıtlık hayatımızdaki bir takım amaçlarımızın yıkılıp yeniden yapılandırılması sonucunu doğurabilir. Veya bizim tavırlarımız tamamen yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Bir an önce zincirleri kırmak ve gemileri yakmak isteyebiliriz.
Peki, bu karşıtlığı nasıl dengeleyebiliriz? Veya nasıl olumlu anlamda kullanabiliriz?
• Yıkıcı olmak yerine belli bir amaca tutkuyla sarılmak diğer insanlara da liderlik etmemizi ve onlar üzerinde bir dönüşüm sağlamamızı sağlayabilir. Aynı bir spor karşılaşmasında bir oyuncunun maç sırasında muazzam bir odaklanmayla hareket etmesinin diğer oyuncuların da motivasyonunu kuvvetli bir şekilde etkilemesi gibi, biz de etrafımızdaki insanlar veya ilişkide olduğumuz kişiler üzerinde böyle bir etki yaratabiliriz.
• İyi bir sosyal beceriyle hareket etmek önemlidir. Kendi konumumuzu sarsmadan, ne zaman ve nasıl iddiacı olacağımızı, nasıl işbirliği yapıp paylaşımda bulunacağımızı bilmemiz bize fayda sağlayabilir. Tüm bunları yaparken amaçlarımızdan ve tutkularımızdan vazgeçmeden tatlı bir rekabet anlayışı benimsenebilir.
• Yapıcı bir iletişim anahtar rol oynayacaktır.
• Her şeyden önemlisi karşımızdaki kişiyle duygudaşlık kurabilmemiz gereklidir. Öncelikle kendi duygusal ihtiyaçlarımıza odaklanmak sonrasında etrafımızdaki kişilerin kendi duygusal ihtiyaçlarını kendilerinin tatmin etmeleri için onları yüreklendirmek herkes açısından en iyisi olacaktır.
Bu dolunay öncü burçların etkilerini taşıdığı için olayların saman alevi gibi bir anda parlaması ve derhal yatışması muhtemeldir. Her şey geçtikten sonra “Ben ne yaptım?” dememek için bahsettiğim yapıcı yöntemlere başvurmak daha hayırlı olabilir.
Dolunayın burçlar üzerinde yarattığı etkilere gelecek olursak. (Yükselen burcunuza göre okumanızı öneririz)
Koç: Dolunayın sizi ikili ilişkiler, gelecek amaçlarınız, kariyeriniz ve çalışma hayatınızla alakalı konularda etkileyeceği görülmektedir. Rekabet içerisinde olduğunuz kişilerle, müşterilerinizle, ortaklarınızla ilişkilerinizde gerilimler yaşayabilirsiniz. Ortak bir paydada buluşmak zor olabilir. Veya siz gelecek amaçlarınıza çok kilitlenmiş ve özgürlük isteyen bir şekilde yıkıcı tavırlar sergileyebilirsiniz. Burada yapılması gereken gelecek amaçlarınız söz konusu olduğunda herkesi kapsayacak şekilde kararlar almanız, çalışma ortamınızda rekabeti olduğu kadar uzlaşıyı da benimsemeye çalışmanız ve genel olarak etrafınızdaki insanlara kendi duygularınızı da yapıcı bir şekilde ifade etmenizdir.
Boğa: Dolunay haritanızın 12. Evinde gerçekleşecek. Genel olarak sağlığınıza dikkat etmeniz gereken bir dönemdesiniz. Olayların sizin kontrolünüzde olmadığını hissediyor olabilirsiniz. İş yerinizde alınan bazı kararlar sizin kendinizi ortaya koymanızda engel oluşturabilir. Bu durum sizi inançlarınız, hayata bakış açınız, felsefeniz ve yurt dışı bağlantılı konularda zorlayıcı olarak etkileyebilir. Burada yapılması gereken yeni yollar bulmaya çalışmak ve kendi yaratıcılığınızı ortaya koymaktır. İnandığınız değerlerinizden vazgeçmeden, bu değerlere tutkuyla sarılmanız ve bu değerler için mücadele etmeniz sizin için daha olumlu sonuçlar doğuracaktır.
İkizler: Dolunay haritanızın 5-11 aksında gerçekleşecek. Dolayısıyla aşk hayatınız, sosyal çevreniz, çocuklarınız ve gelecekten beklentilerinizle alakalı konular dikkatinizin odağına yerleşecektir. Bu konularla alakalı olarak hayatınızın bir dönemeçte olduğunu hissedebilirsiniz. Anlaşmazlıklar ve yıkıcı tavırlar ilişkilere ciddi anlamda zarar verebilir. Bu dönemde sadece amaçlarınıza ve hırslarınıza odaklanmak yerine etrafınızdaki kişilerle empati kurmanız, kendi değerinizin farkında olmanız ve güçlü iletişim özelliklerinizi ortaya koymanız sizin açınızdan daha olumlu olabilir.
Yengeç: Kariyeriniz ve aileniz arasındaki bir gerilim ilişkiniz, ortaklarınız, rakipleriniz ve evlilik hayatınızda zorlayıcı sonuçlar doğurabilir. Kendi amaçlarınızı ve duygularınızı ön plana koymaya ve kariyeriniz için mücadele etmeye ihtiyaç duyarsınız. Bununla birlikte kendi amaçlarınıza fazla bir şekilde odaklanır ve yakınlarınızla ilişkilerinizde ortak paydada buluşmaz iseniz ilişkilerinizde problemler yaşamanız olasıdır. Genel olarak kariyer ve yuva hayatınızla alakalı kendinizi bir dönüm noktasında hissetmeniz olasıdır. Burada yapılması gereken mümkün olduğunca güzel bir iletişim kurmanız, yanlışları düzeltmek üzere hareket etmeye çalışmanız, etrafınızla empati kurmaya özen göstermeniz ve tutku duyduğunuz şeyler için tatlı bir rekabet ortamını korumanızdır.
Aslan: İnandığınız şeyler ve hayat felsefeniz için mücadele etmek isteyebilirsiniz. Fakat bu mücadeleyi verirken iletişim dilinize dikkat etmeniz önemlidir. Mümkün olduğunca uzlaşmadan yana, barışçıl ve diplomatik bir tutum sergilemeniz sizin faydanıza olacaktır. Aksi bir tutum çalışma hayatınız, çalışma arkadaşlarınız ve günlük rutininiz üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilir. Kendi değerinizin farkında olmanız, tutkuyla bağlı olduğunuz şeyler için tatlı bir rekabet içinde olmanız; fakat bunları yaparken diğer insanların duygularını da anlamaya çalışmanız sizin için daha faydalı olabilir.
Başak: Aşk hayatınızda, eğlenceli ve sportif aktiviteler ile alakalı konularda ve çocuklarınızla ilişkilerinizde kendinizi bir dönemeçte hissedebilirsiniz. Duygusal ihtiyaçlarınız için çaba göstermek ile karşınızdaki kişi ile işbirliği kurmak arasında bir gerilim yaşamanız mümkündür. Tamamen kendi amaçlarınıza odaklanır ve uzlaşmaz tavırlar sergilerseniz bu durum ilişkileriniz üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Bunun yerine karşınızdakinin istek ve beklentileri ile kendi istekleriniz arasında bir orta yol bulmanız sizin açınızdan daha iyi olabilir.
Terazi: İkili ilişkiler, evlilik ve ortaklık ile alakalı konularda yeni bir sürecin arifesindesiniz. İkili ilişkilerinizde ve evliliğinizde kendi istekleriniz ile karşı tarafın duygusal ihtiyaçları arasında bir gerilim oluşabilir. Bu alanda uzlaşmaz tavırlar sergilemeniz en nihayetinde ilişkilerde zorlanmalara ve yuva hayatınızda krizlere sebep olabilir. Her iki tarafın istek ve beklentilerini bir potada eriten bir yaklaşım herkes açısından daha hayırlı olabilir. Bunu yapabilmek için karşınızdaki kişiyle duygudaşlık kurmaya çalışmanız ve etkili bir iletişim sizin faydanıza olacaktır.
Akrep: Sosyal çevreniz, gelecek amaçlarınız, bağlı olduğunuz gruplar ve arkadaş çevrenizle alakalı bir dönemeçten geçmektesiniz. Çalışma arkadaşlarınız, çalışma ortamınız ve iş koşullarınızla alakalı konularda değişim ve ani gelişmeler yaşayabilirsiniz. Bir takım perde arkasından dönen konular ve konuşmalar gün yüzüne çıkabilir. Çalışma arkadaşlarınızla ve iş ortamınızda ilişkilerinizde dengeli, diplomasiden yana, barışçıl, karşıt ihtiyaçları aynı potadan eriten çözümler bulmaya çalışmanız sizin açınızdan daha faydalı olabilir. Bu dönemde yıkıcı, despot ve sert bir iletişim yakın çevrenizle ilişkilerinize zarar verebilir. Tutkuyla bağlı olduğunuz şeyler için tatlı bir rekabete girmeniz, insanlarla duygudaşlık kurmaya çalışmanız ve yapıcı bir iletişim sizin için daha faydalı olacaktır.
Yay: Sosyal hayatınız ve eğlence hayatınızla alakalı alışkanlıklarınız, aldığınız kararlar maddi durumunuz üzerinde baskı oluşturabilir. Bu alışkanlıklarınızı gözden geçirmeniz gerekebilir. Veya kariyerinizde para için daha fazla rekabete gireceğiniz, maddi amaçlarınız için daha fazla mücadele edeceğiniz yeni bir döneme giriş yapabilirsiniz. Bunun dışında aşk hayatınız, çocuklarınız ve sosyal çevrenizle ilişkilerinizde gerginlikler yaşayabilirsiniz. Bu gerginlikler en nihayetinde karşınızdaki kişiye veya kendinize verdiğiniz değerle alakalı konulara kadar uzanabilir. Bu nedenle zorlayıcı ve baskıcı tavırlardan ziyade karşınızdaki kişiyle empati kurmaya çalışmanız ve ortak noktada buluşmaya çalışmanız sizin için daha iyi olabilir.
Oğlak: Yuvanız, aileniz, hayatınızın temeli, kariyeriniz ve geleceğinizle alakalı konularda yeni bir sürece giriş yapıyorsunuz. Dolunay bu yeni sürecin aileniz ve yuvanızla alakalı konularda bir değişim ile birlikte geldiğini göstermektedir. Kendinizi genel olarak baskı altında hissetmeniz olasıdır. Bu nedenle despot ve zorlayıcı davranışlar sergilemek sizi zor durumda bırakabilir. Aile içerisindeki ilişkilerde uyumu ve dengeyi korumak, barıştan ve diplomasiden yana hareket etmek bu dönemde sizin için daha iyi olabilir. Yeni girişimleriniz, tutkuyla bağlandığınız şeyler ve başarmak istediğiniz şeyler için yapıcı bir şekilde harekete geçmeniz sizin için daha faydalı olacaktır.
Kova: Kardeşleriniz, yakın çevreniz ve yakın akrabalarınızla ilişkilerinizde biraz daha dengeden ve diplomasiden yana bir tutum sergilemeniz gerekebilir. Bu alanda bazı değişimler yaşayabilirsiniz. Dolunay nedeniyle ani seyahatler ve eğitim konuları karşınıza çıkabilir. Bu konularla alakalı süregelen gelişmeler daha görünür hale gelebilir veya bir nihayete erebilir. Bir şekilde olayların kontrolünün sizde olmadığını hissedebilirsiniz. Yine de yaşayacağınız değişim sizin hayrınıza sonuçlanabilir.
Balık: Bu dolunay bütçenizi denkleştirmeye çalışmanız ve harcama alışkanlıklarınızı gözden geçirmenizle alakalı gelişmeler getirebilir. Maddi durumunuzda ve borçlarınızda yaşadığınız ani değişimler sizi bu yöne sevk edebilir. Maddi durumunuzla alakalı yaşadığınız gelişmeler gelecekten beklentileriniz ve gelecek projeleriniz üzerinde baskı oluşturabilir. Maddi açıdan rahatlamak için rakiplerinizle daha fazla; ama tatlı bir rekabete girebilir, daha fazla müşteri bulmaya çalışabilir, ortaklarınızdan ve eşinizden destek bekleyebilir veya yeni ortaklıklar kurmak yönünde hareket edebilirsiniz.

Kaynak: merkurapp.com/posts/5-ekim-2017-koc-burcunda-dolunayin-burclara-etkisi

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dolunayda Yapılabilecek İki Adet Bolluk Ritüeli…

729E949464C84ECC809022D1EFE55BD7[1]

1-BEREKET SAKSISI RİTÜELİ
Dolunay zamanı mor veya turuncu bir saksı satın alın.
Saksının dibine o gün yaptığınız alışverişin üzerine verilen demir parayı koyun.
Bir adet akik taşı ve bir adet kehribarı da ekleyin. Tüm bunların üzerine toprak koyun.

Bu saksıda bereketi sembolize eden fesleğen yetiştirin.  Her Dolunayda saksıyı dolunay ışığını alacak şekilde pencere önüne alın ki saksı  bollul ve bereketle dolsun…
2-BOLLUK KARIŞIMI RİTÜELİ
Adaçayı yaprağı, ıhlamur yaprağı, demir para, kehribar taşı, karanfil parçalarını altın rengi ipek bir keseye koyun. Kesenin ağzı sıkıca bağlanırken niyete odaklanın.

Keseyi pencere veya balkonun dış tarafında ip yardımı ile bağlayın/sarkıtın. Dolunayın ışığını aldığından emin olun ve sabaha keseyi içeri alın ve adaçayı dolu bir kasede bir sonraki dolunaya kadar bekletin. Ve ritüeli tekrarlayın…

Dışarıdan beklenen haberlerin gelişini hızlandırır, daha çok bereketi bolluğu eve/ofise davet eder…

Not. Bu ritüelleri dolunaya üç gün kala ve üç gün geçene kadar yapabilirsiniz…

Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

5 Ekim 2017 Dolunayında Şifalanmak İçin Kolay Bir Meditasyon… Şifa Olsun…

Full-Moon-Yoga[1]

 

Bu güzel dolunay gecesinde serbest bırakma meditasyonu yapalım… Ve yeni güzel başlangıçlara yer açalım…

Rahatça yatağınıza uzanın, güzel bir meditasyon müziği açın. Mumlarınızı ve tütsünüzü yakın ve 15 dakikayı kendinize ayırın.

Burnumuzdan nefes alıp ağzımızdan verelim yedi kere…

Kızgın olduğumuz kişiyi ya da konuyu düşünmeye başlayalım.

Ve arkasından kızdığımız kişiyi ve konuyu serbest bırakmaya niyet edelim. Ve şu sözleri tekrarlayalım… Bu konuyu-kişiyi artık serbest bırakıyorum. Ve özgürüm. Aramızdaki tüm bağları kesiyorum. Aramızdaki tüm bağları kesiyorum. Ve aramızdaki tüm bağları kesiyorum…

Arkasından kendimizi banyoda duş alırken hayal edip şunları söylüyoruz: İçimdeki tüm öfkeyi, kızgınlığı bu duşla beraber temizliyorum, temizliyorum ve temizliyorum ve hayatıma mucizelerin girmesine niyet ediyorum…

Ve tekrar burnumuzdan nefes alıp ağzımızdan nefes vermeye devam ediyoruz -en az yedi kez -ve hazır olduğumuzda gözlerimizi açıyoruz…

Şifa olsun,

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Aç Kal, Uzun Yaşa; Nobel Ödülü

Acim[1]

Neden hastalanınca iştahımız kesilir hiç düşündünüz mü? Acaba vücudumuz, sindirim sistemini kapatarak hastalıkla tüm gücüyle ilgilenebilmek için bize işaret mi veriyor?
Uzun süreli açlık diyetlerinde hiçbir şey yenmez ancak bolca SU içilir. SU seçerken sodyum oranı düşük suları seçmeniz gerekmektedir. Yapılan araştırmalar, 3 gün aç kalmanın, vücudun savunma mekanizmasını yenilediğini ortaya koyuyor. Bu araştırmalar, özellikle savunma mekanizması ağır hasar görmüş kanser hastaları ve yaşlılıkla mücadelede çığır açacak nitelikte. Açlık ve vücudumuzdaki sonuçlarıyla ilgili bir araştırma geçtiğimiz günlerde Nobel Tıp Ödülü kazandı.
AÇLIK ÜZERİNE ARAŞTIRMA NOBEL KAZANDI
Nobel Tıp ödülü 3 gün önce açlık ya da hücrenin kendi kendini yemesi ve gereksiz parçaları atarak, otofaji adı verilen savunma mekanizmasını yenilemesi sisteminin nasıl çalıştığını ortaya çıkaran Japon bilim insanı Yoshinori Ohsumi’ye verildi.
Nobel’den yapılan açıklamada, “Ohsumi’nin keşifleri, hücrenin içeriğini nasıl ayrıştırdığını anlamamızı sağladı. Keşifler, otofajinin açlığa adapte olma ya da enfeksiyonlara verilen yanıt gibi birçok fizyolojik süreçteki temel önemini anlamamıza da yardımcı oldu. Otofaji genlerindeki mutasyonlar, hastalıklara neden olurken otofajik süreçler, kanser ve nörolojik hastalıklar gibi bazı vakalarda önemli rol oynamaktadır” denildi.
Hücrenin kendi kendini yemesi olarak da bilinen otofaji alanındaki çalışmalarıyla ödülü alan Ohsumi, 8 milyon İsveç Kronu (1 milyon dolar) para ödülünün de sahibi oldu. Japon bilim insanı Yoshinori Ohsumi’ye Alfred Nobel’in ölüm yıldönümü 10 Aralık’ta düzenlenecek ödül töreninde diploma ve altın madalya da verilecek.
Yoshinori Osumi Japonya’dan bir hücre biyoloğu.
OTOFAJİ BİR ANLAMDA ÇÖP TEMİZLİĞİ

Otofaji- hücrelerin içlerindeki gereksiz parçalardan kurtularak temizlenmesi. Bir anlamda çöpü yok etmesi.
Aslında otofaji 1960’larda keşfedilmiş, ancak bilim adamları mekanizmanın nasıl çalıştığını anlAyamamıştı. Nobel kazanan Oshumi araştırmasıyla otofaji’den sorumlu olan genleri ortaya çıkarıyor, ve 39. Nobel ödülünü bu sayede kazanıyor.
Otofaji insanlar da dahil olmak üzere canlıların hepsinde mevcut. Ve bu sayede hücreler ihtiyaç duymadıkları maddelerden ve hatta vücut ihtiyaç duymadığı hücrelerden temizleniyor.
Hücreler bize benzemeseler bile bazı durumlarda aynı insanlar gibi hareket ediyorlar. Çöplerini özel torbalara dolduruyorlar (otofagozomlar), ve konteynerlere depoluyorlar (lizozomlar). En kirli olanları yokedilip sindiriliyor, bazıları da yeniden dönüştürülerek enerji üretiminde kullanılıyor.
Otofaji vücut stres altındayken çok daha fazla çalışıyor. Mesela oruç tutarken ya da açlık sırasında. Bu durumda hücre enerji üretimini kendi iç imkanlarını kullanarak yapmaya çalışıyor ve tabii ki ilk olarak çöpünü ve patojen bakterileri sindirerek başlıyor.
Nobel komitesinin de onayladığına göre açlık ve bazen oruç hala faydalı olabiliyor.
Ohsumi’ye göre otofaji vücudu erken yaşlanmadan da koruyor.
İŞTE BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR: 3 GÜNLÜK AÇLIK ORUCU NE YAPAR

Uzun süreli açlığın savunma mekanizmasını yenilediğine yönelik geniş bir bilimsel araştırma yazısı da İngiliz The Telegraph gazetesinde yayınlandı. Yazıda en büyük uyarı, açlık diyetinin doktor kontrolünde yapılması yönünde.
İşte bu araştırma yazısına göre, 3 günlük oruçtan sonra vücudun bağışıklık mekanizması yeni akyuvar oluşumunu tetikleyerek vücudun bağışıklık sistemini tamamiyle yeniliyor.
Çığır açan bir araştırmaya göre 3 günlük oruç yaşlılarda bile vücudun bağışıklık mekanizmasını komple yenileyerek vücudun dinçleşmesini sağlıyor.
DİYETİSYENLER ELEŞTİRİYOR AMA…
Diyet uzmanları tarafından oruç diyetleri sıkı bir şekilde eleştirilse de, araştırmaya göre vücudu aç bırakmak kök hücreleri tetikleyerek yeni akyuvar üretilmesine yol açıyor.
Güney Kaliforniya üniversitesindeki bilim adamları bu bulgunun bağışıklık sistemi zarar görmüş hastalarda mesela kemoterapi gören kanser hastalarında çığır açabileceğini belirttiler.
Ayriyeten bağışıklık sistemleri yaşlılık nedeniyle zayıflamış,ve basit hastalıklara karşı bile dirençsiz kalmış yaşlılarda da bu oruç faydalı oluyor.
Açlık vücuttaki kök hücrelerindeki bir düğmeyi aktif hale getirerek vücudun bağışıklık sisteminin kendini yenilemesini gerçekleştiriyor.
KÖK HÜCRELERE ‘AKTİF OL’ EMRİ

Kaliforniya Üniversitesi’ndeki gerontoloji ve biyolojik bilimler profösörü Walter Longo’ya göre oruç kök hücrelere ‘AKTİF OL’ emri vererek onların bağışıklık sistemini yenilemesine neden oluyor.
Ve işin güzel tarafı vücut bu bağışıklık sistemini yenilemek için gereksiz ve hasarlı parçaları yokederek bunlardan elde ettiği malzemeyle yeni sistemi oluşturuyor.
Kemoterapi yada yaşlanma nedeniyle aşırı şekilde hasar görmüş bir sistemle başlasanız bile oruç döngüleri kelimenin tam anlamıyla yeni bir bağışıklık sistemi oluşturulmasına neden oluyor.
Uzun süreli açlık, glikoz ve yağ depolarını kullanmak için vücudu zorlar ama aynı zamanda beyaz kan hücrelerinin de önemli bir bölümünü yokeder. Beyaz kan hücrelerindeki bu azalma kök hücre bazlı rejenerasyonu tetikler ve bu da yeni bağışıklık sistemi hücrelerinin değişimini gerçekleştirir.
Yapılan testlerde insanlardan altı ayı aşan sürelerde 2 ile 4 gün arasında oruç tutmaları istendi.
KANSER HÜCRELERİ DE AZALIYOR
Uzun süreli oruç sırasında yaşlanma ve kanser riskini ve tümör büyümesini artıran bir hormon olan enzim PKA da azalmış bulundu.
Doktor Longo’ya göre, uzun süreli açlık süresince vücut hücreleri azalan enerjiyi korumaya çalıştıkları için öncelikli olarak hasarlı ve çok verimli olmayan bağışıklık hücrelerini yok etti.
Dr. Longo, “Hem insan hem hayvanlarda ölçümlerimize göre akyuvar sayısı kayda değer miktarda azaldı. Ardından kişi tekrar yemeye başlayınca tüm akyuvarlar tekrar yerine geldi. Biz acaba nereden ortaya çıktı, nereden üredi bu akyuvarlar diye merak ettik. Kök hücrelerinin aktifleşip bunları ürettiğini sonradan bulduk” dedi.
72 saat tutulan oruç aynı zamanda kemoterapi gören kanser hastalarına da faydalı oldu.Araştırmanın yazarlarından olan USC Norris Kanser merkezi asistan profösör Tanya Dorff’a göre, kemoterapi hayat kurtarmasına rağmen vücudun bağışıklık sistemini önemli miktarda çökertir. Bu araştırmanın sonuçlarına göre uzun süreli açlık kemoterapinin zararlı etkilerini büyük miktarda azaltıyor.
Profosör Longo ayrıca “Daha fazla klinik deneyler yapılırsa ve sadece bağışıklık sistemi değil diğer organ ve sistemlerin de olumlu olarak etkilendiği bulunabilir” görüşünde.
UCL’de yeniden oluşturma ilaçları Profösörü Chris Mason’a göre: Çok ilginç sonuçlar bulunmuş. Bu araştırmaya göre 72 saatlik bir açlık sırasında vücudun akyuvar ve diğer bağışıklık hücresi sayısı hatırı sayılır miktarda azalıyor, ardından tekrar yemek yenildiğinde bu sefer hücre sayısı eskisinden de yüksek miktarda geri geliyor. Potansiyel olarak faydalı olabilir, çünkü 72 saat çok uzun bir süre değil, kanser hastalarını geri dönüşü olmayacak şekilde zarar verdirecek kadar bir süre değil. Bence en doğru devam yolu bir şekilde ilaçlarla birlikte oruç tutturmak hastalara. Ayrıca oruç konusunda kesin olarak emin olduğumu söyleyemem insanlar düzenli yemek yiyerek savaşıyorlar hep hastalıklarıyla.
Doktor Longo’ya göre oruç zarar vermiyor, tam tersine bulgulara göre fayda sağlıyor.
Kanser hastalarından yüzlerce e-mail aldım. Onkolojistleri gözetiminde oruç tutuyorlar ve çoğunda ilerleyiş olumlu yönde. Sadece az sayıda yan etki görüldü bayılma ve karaciğer işaretleyici testlerinde kötü sonuç tespit edildi. Bunun dışında herhangi bir yan etkiye rastlanmadı.
http://pusulakibris.com/2016/10/07/nobel-odulu-ac-kal-uzun-yasa/

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu Resimde Kaç Hayvan Var? 1000 Kişiden Sadece 1’i Resimdeki Tüm Hayvanları Görebiliyor!

kac-hayvan-goruyorsunuz[1]

 

İlk olarak Puzzleworld’de yayınlandıktan sonra, internette birçok farklı ortamda paylaşım rekoru kırmış olan bu testin insanları şaşırtmasının altında, resimdeki toplam hayvan sayısını çok az kişinin görebilmesi yatıyor. İngiliz DailyMail gazetesinin dahi haber yaptığı bu resimde siz kaç hayvan görüyorsunuz? Resmi iyice inceleyin ve cevabınızı aklınızda kesinleştirdikten sonra yorumları okuyun…
4 veya daha az hayvan gördüyseniz;
Bu optikal veya mental olarak bazı sorunlarınız olduğuna işaret ediyor olabilir. Normal şartlarda, resmi iyice inceledikten sonra testi uygulayanların yüzde 98’i en az 4’ün üzerinde hayvan görebildiklerini dile getirmekteler. Derin bir nefes alıp rahatladıktan sonra görseli tekrar incelemeyi deneyin.
5 ile 8 arası hayvan gördüyseniz;
Birçok insan bu resmi detaylıca incelediğinde 5 ile 8 aralığında hayvan görmekte ve aslında gerçekte olması gerekende bu. Bu aralıkta hayvan görmeniz optikal ve mental olarak gayet sağlıklı bir birey olduğunuza işaret eder. Bu aralıkta hayvan görenlerin çoğu resmin içinde daha fazlasının saklı olduğunu hissetseler bile, saklı bu hayvanları tam olarak isimlendiremediklerini dile getirmekteler.
9 ve üzeri hayvan gördüyseniz;
Gerçekten de, belli bir azınlık içerisindesiniz. Resmi inceleyenlerin çok çok az bir bölümü 9’un üzerinde hayvan görerek bunu kesin olarak isimlendirebiliyor. Görsel ve mental yetenek olarak oldukça başarılısınız.
Peki Ama Bu Resimde Toplam Kaç Hayvan Var?

Resimde Toplam 16 Hayvan Var!

Resimdeki 16 hayvanı birden gördüyseniz 1000’de 1’lik dilime girmeyi başardınız. Tüm hayvanları görebilenlerin aslında üstün bir optikal yetenekten daha çok, iyi bir hayal gücüne sahip olduğunu söylemek daha doğru. Çünkü tüm hayvanları görenler listenin bu şekilde olduğu konusunda birleşirken, testi inceleyen birçok kişi hala tüm hayvanları tam olarak göremediğini dile getiriyor.

Bunun yanı sıra bu test üzerinde kafa yoranların çoğu görseldeki birçok hayvanın görülmemesinin sebebinin kültürel farklılıklardan kaynaklı olduğunu düşünmekte. Örneğin, karides ve kılıç balığıyla daha önce tanışmamış veya yeterince aşina olmamış birinin bu tablodan bu hayvanları çıkarması mümkün değildir.

Peki siz? Tüm hayvanların bulunduğu listeyi incelediğinizde bulmacanın parçaları kafanızda yerine oturdu mu? Sağlıkla kalın!

http://filoji.com/bu-resinde-kac-hayvan-var-1000-kisiden-sadece-1i-resimdeki-tum-hayvanlari-gorebiliyor/

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

George Bernard Shaw’dan Sizi Kendinize Getirecek 10 Söz

George-Bernard-Shaw1-e1488714077687[1]

 

Öncelikle bu ünlü İrlandalı yazar hakkında kısa bir bilgi vermek isterim. Resmi eğitime karşı bir tutum sergileyen Bernard Shaw, sigaraya ve alkole karşı hayatı boyunca uzak bir tutum sergilemiş aynı zamanda vejetaryen bir yaşam biçimini benimsemiştir. Hayatı boyunca 60’dan fazla oyuna imza atmıştır. 1925’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü, 1938’de Pygmalion ile Oscar’ı alarak, bu iki ödülü de alabilen ilk ve tek insan olmuştur. Sosyalizm ve kadın haklarının koyu bir savunucusu olmuştur.1950 yılında yani 94 yaşına geldiğinde ise talihsiz bir kaza sonucu oluşan yaralarının iyileşmemesinden dolayı birkaç gün sonra vefat etmiştir.
Onun anısına bazı güzel sözlerini sizinle paylaşmak isterim.

 

1. Bazı insanlarla yüzleşmek zordur, haksız çıkarsın. Çünkü onların galip gele
cekleri ikinci bir yüzleri daha vardır.
2. Suskunluk, aşağılamanın en iyi anlatım biçimidir.
3. Bir kez kalp kırıldı mı, geriye dönüş yoktur bunun. Hiçbir şeye aldırmaz olursunuz. Mutluluğun sonu, huzurun başlangıcıdır bu.
4. Eğer yürüdüğün yolda engeller yoksa o yol seni bir yere götürmez.
5. Dünyada iki tane trajedi vardır. Biri kalbinizdeki tutkuyu yitirmek, diğeri ise kaybettiğiniz tutkuyu geri kazanmaktır.
6. Attığınız tokada karşılık vermeyen kişiden sakının: o hem sizi bağışlamaz hem de kendinizi bağışlamanıza olanak bırakmaz.
7. Yaşlandığımız için oyun oynamayı bırakmayız, oyun oynamayı bıraktığımız için yaşlanırız

8. Benim şaka tarzım doğruyu söylemektir. Doğru dünyadaki en komik şakadır.
9. Biz iki hırsız arasında kendimizi ifade ederiz. Düne ait üzüntüler ve yarına ait korkular.

10. Bütün zekâmı, yeteneğimi, şöhretimi, eserlerimi akşam eve zamanında gelip gelmeyeceğimi merak eden bir kadın için feda edebilirim!

http://filoji.com/george-bernard-shawdan-sizi-kendinize-getirecek-10-soz/

Sigmund Freud’dan 1 Dakikada Okunacak 10 Düşündürücü Söz

sigmaund-freud-sozleri[1]

 

Bazı sözler yüreğimize dokunur, bazı sözlerde kendimizi buluruz. Bazı sözleri hayatımızın merkezine koyar; motive oluruz. Özellikle düşünürlerin, felsefecilerin, filologların ya da bilim adamlarının söylediği sözler tecrübe ve bilgi kokar. İnsanların hayatlarına dokunur: Yaşanmışlıkları ya da kendi tecrübeleri akıllarına gelir. Yol göstericidir kimi sözler; kimi sözler ise ders verici.
Psikanalitik kuramın kurucusu Sigmund Freud’un sözleri de hayatın içinden. Freud, yaşamı boyunca insanlığın ve hayatın gerçekleriyle cebelleşmiştir. Anlamı ve mutluluğu sorgulamıştır. Bilinçaltıyla ilgilenmiştir. Bizlere söylediği her söz önemlidir. Birkaç Freud imzalı söz:

1. Bir insan bir yere bakıyorsa orada ilgilendiği bir şey vardır. Bir insan bir yere hiç bakmıyorsa orada ilgilendiği bir şey kesinlikle vardır.
2. Mutsuzluğu tatmadan hep mutlu olmak istersin. Oysa nelerin seni mutsuz ettiğini bilmeden, nelerle mutlu olacağını bilemezsin.

3. İnsanın sağlığını koruyan iki faktör vardır: İşini sevmesi ve hayatı sevmesi.

4. Bir puro, bazen sadece bir purodur…

5. ‘An’ asla bir şeyi veremez: Anlamı. Mutluluğun ve anlamın yolları aynı değildir.

6. Bilinçaltın unutmak üzere olduğun şeyleri hatırlatır.

7. Vicdan dediğimiz şey, içimizde alevlenen belli bir arzunun, dış dünya tarafından reddedildiğinin iç dünyamız tarafından algılanmasıdır.

8. Sevildiğinden emin olunca insan, ne kadar da cüretkar oluyor.

9. Deli, uyanıkken rüya gören kimsedir.

10. Aslında unutmak; artık acıyı hissetmemektir. Çünkü yapılanları zihinsel olarak unutmak fizik kurallarına göre mümkün değildir.

http://filoji.com/sigmund-freuddan-hayatiniza-dokunacak-sozler/

Sadece Bir ‘GÖZ’ Seçin! Bu Test Bilinçaltınızda Yatan Gerçek Kişiliği Ortaya Çıkaracak!

gözler[1]

 

Ne gördüğümüz, gördüğümüzden ne anladığımız her zaman kişiden kişiye değişen detaylar olmuştur. Nasıl baktığımız aynı yerde farklı şeyler görüyorsak, biz de insanoğlu olarak aynı gerçekliğin farklı detaylarıyız.
Psikolojide bilinçaltı; şuan mevcut olan farkındalıktan farklı olan, bilincin bir parçasıdır. Bilinçaltınız kocaman bir hafıza bankasına benzer. Kapasitesi neredeyse sınırsızdır. Maruz kaldığınız, tanıklık ettiğiniz, gördüğünüz her şeyi kalıcı olarak kaydeder. 21 yaşında bir insan o yaşa kadar 100 ansiklopedi bilgisi kadar içeriği hafızasında bulundurmuş olur.

Eğer teste hazırsanız, gerçekten dürüst olmanız gerek. Hadi bilinçaltınızda neler saklıymış birlikte görelim!
Hangi göz şekli sizin dikkatinizi çekmeyi başardı?
1. Tutku dolu bir insansın.

Yenilikleri seven, maceracı bir yapın var. Sürekli yeni bir hayata başlamaya ihtiyaç duyuyorsun, yerinde saymak seni çürümüş gibi hissettiriyor.
Geçmişin seni kovalıyor. Anılarından ve geçmişteki insanlardan kolayca kopamayan bir yapın var. Fakat geçmişini affetmeye ihtiyacın var. Ne olursa olsun ruhunu iyileştirmeye ihtiyacın var ve bunu affederek yapabilirsin. Çünkü sen değerlisin.
Hayallerinden vazgeçme, yeniden hayata başlamış gibi hissedeceksin.
2. Gizemli bir kişiliğe sahipsin.

Halihazırda bir sır küpü gibisin. Her şeyi kendi içinde yaşamayı seviyor, yaşamına ait detayları kendinde saklıyorsun. Yani sırlarla dolusun. İnsanlar seni tanıyabilmek için çabalıyorlar çünkü gizemli tavırların herkesin dikkatini çekiyor ve merak topluyorsun.
Fakat bu özelliğini dengelemeye ihtiyacın var. Karanlıktaki yalnız insan olmayı bırakmalısın. Biraz duygularını yüzünde taşımayı denemelisin. İnsanlarla kapalı ilişkiler yaşamak yerine samimi, açık olduğun ilişkilere de yakın olmalısın.
3. Dikkatleri üzerinde topluyorsun.

Doğuştan çekici bir insansın. Diğerlerinin ilgisini çekmen için çabalamana gerek yok. Çünkü auran o kadar yüksek ki, kimsenin seni fark etmemesine imkan yok. Çevrendeki insanlar senin yardımına ve senden fikir almaya ihtiyaç duyuyorlar. Çünkü enerjin o kadar yüksek ki onlar da senin yanında iyileşmiş hissediyorlar ve senden güç alıyorlar.
4. Derin bir ruha sahipsin.

Sana bir olay anlatıldığında içindeki detayları fark ediyor ve onları anlamlandırmakta zorlanmıyorsun. Yeni bir insanla tanıştığında o insanın derinliğini ve nasıl bir karaktere sahip olduğunu anlayabiliyorsun. Biraz empatik bir kişiliğin var ve bu sayede insanlar senin sezgilerine çok güveniyorlar. Zihnin bir maymun oradan oraya atlıyor ve asla boş durmuyor. Sürekli bir şeyler analiz ediyorsun.
Bazen kaybol hissedebilirsin. Bu derin bir ruha sahip olmandan kaynaklanıyor. Herkes gibi hata yapabilirsin. Bunun normal olduğunu kabul etmenin zamanı geldi. Fazla düşünmekten ve kendini yormaktan vazgeç. Kendini sev.
5. Kimsenin çözemediği bir bulmaca gibisin.

 

İnsanların hayatında bir soru işareti gibisin. Kendini doğru bir şekilde ifade etmekte zorlanıyorsun çünkü çok konuşmaktan hoşlanmıyorsun. İnsanlar seni çözemediklerini anladıkları anda pes ediyorlar ve sen de ne olduğunu anlayamadan insanların hayatından kopuşuna şahit oluyorsun.
Onların seni anlamadığını düşünüyor olabilirsin. Sadece biraz daha açık olmanda fayda var. İnsanlara olan güvensizliğin de senin onlarla olan iletişimini kısıtlıyor. Kendini serbest bırakmayı denemelisin.
6. Antika bir ruha sahipsin.

Kesinlikle şu zamanlarda daha da değeri artmış, antika bir ruhun var. Sanki daha önceden bu dünyaya farklı bir bedende gelmiş kadar tecrübeli ve bilge bir insansın. Gizemli ve insanları kolayca etkisi altına alan birisin. Herkes senin bu büyülü enerjine hayran kalıyor. Bazen öyle konuşmalar yapıyorsun ki senin bu zamana ait olduğuna inanmak imkansız.
Bazen kendine olan inancın sarsılıyor olabilir. Kendini kaybetmeden sakin kalmalı ve içindeki gerçek seni ortaya çıkaracak işlere yönelmelisin. Sana en iyi gelen ortamlarda bulunmaya gayret et ve gereksiz insanları hayatından çıkarmaya çalış.
7. Bir gece baykuşusun.

Adeta karanlık gecenin arkadaşı gibisin. Bir sürü bilgiye sahipsin ve onları en doğru çekilde değerlendiriyorsun. Her şeyin farkına çabuk varıyor, pratik çözümler üretiyorsun. Fakat insanlara bu özelliklerini göstermekten pek hoşlanmıyorsun.
İllüzyonistlik tam sana göre bir meslek. Birçok zor olayın içinden kolayca sıyrılıyorsun ve insanlar bunu nasıl başardığını çözemiyor. Aslında güçlü bir kişiliğe sahip olman senin olayların üstesinden kimsenin haberi ve yardımı olmadan gelebilmeni sağlıyor.

Kendini değiştirmeye çalışma ve buna cürret edenlere de izin vermemelisin. Sen doğru bildiğinden vazgeçmemeye devam ettiğin sürece her türlü zorluğun üstesinden gelebilecek güçtesin.

http://filoji.com/sadece-bir-goz-secin-bu-test-bilincaltinizda-yatan-gercek-kisiligi-ortaya-cikaracak/

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

ÇOK DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BİR KONU

HTB16wudHXXXXXatapXXq6xXFXXX0[1]
Anneannem 84 yaşında vefat etmeden yaklaşık 2 sene önce çevresinden kopmaya başlamıştı… Son günlerinde ise beni dahi zor tanıyabiliyordu. Teşhis konamamıştı o zaman… Şeker hastalığına bağlanmıştı olay! Ancak aradan bir kaç yıl geçip “Alzheimer” keşfolunup, semptomları yazılınca, anlamıştımki rahmetlinin vefat sebebi de buydu! Altmışına merdiven dayamış bir yaşlı olarak düne baktığımda…
Biz çocukken, evde bakır kaplarda pişerdi yemekler… Arada bir kapı önünden geçen “kalaycı”lar, bakır kapları kalaylardı. Yemekler de bu kalaylanmış kaplarda pişerdi. Sonra birden aluminyum furyası çıktı!. Herkes bakır kaplarını satıp evi aluminyum kaplarla doldurmaya başladı… Büyük kolaylıktı. Hafifti, ucuzdu, kalaylanma derdi yoktu!. Yıllar yılı alüminyum kaplarda pişmiş yemeklerle beslendi beyinlerimiz! . Derken çelik kaplar, teflon tencereler çıktı yakın yıllarda…
Ve atıldı ortaya bir yeni keşif! “Alzheimer”, yani ALUMİNYUM hastalığı!
Bu hastalığa yakalananları n beyin hücrelerinde normalin 4 katına kadar alüminyum fazlalığı tespit oldu 1989 da… Özellikle, beynin hafızayla alâkalı hippocampus bölgesindeki hücrelerde bu birikim çok fazla olarak bulundu. İnsanların farkında olmadan gıda ve diğer yollarla aldıkları fazla alüminyum beyni iflasa sürüklüyordu…
İsimleri, yerleri, kişileri hatırlamaz hâle getiriyordu “ALZHEİMER” hastalığı. Ve bunda, kullanılan alüminyum kapların etkisi çok büyük!Yapılan araştırmalara göre, normal kapta pişen domatesteki aluminyum oranı, alüminyum kapta piştiğinde yüzde yüze yakın artıyordu.
Şimdi aluminyum tencereler kullanılmıyor pek ama tehlike geçti mi?
Bu defa da en başta aluminyum “kutu”larda saklanan, içilen konserve ve meşrubat türü gıdalar çıktı karşımıza! Bunların yanı sıra vücuda alınan bazı ilaçlara da dikkat edilmeli sanırım! Meselâ, stresli toplumlar sürekli mide yanmalarına karşı antiasid almaya başladılar… Ki alınan antiasid hap veya şurupların pek çoğunda yoğun miktarda alüminyum hydroxid ve alüminyum tuzları bulunmakta! Yanı sıra ishal kesici (antidiarrheal) haplar dahi alüminyumlu maddeler ihtiva etmekte. Bir kısım ağrı kesici aspirinler, kepek olmasını önleyici bazı şampuanlar, bazı
deodorantlar, hep beynimizin belâsı alüminyumu ihtiva etmekte…
Bilmem alüminyumlu nesnelerden uzak durmamız gerektiğini yeterince anlatabildim mi?.Yanı sıra kesinlikle LIGHT ve DIET yazan yenecek ve içeceklerden uzak durmak gerekiyor…Rafine beyaz şeker ise beyni “turn-OFF” yapan (çalışmasını durduran) madde olarak adlandırılıyor.
Prof. Dr. Turan GÜVEN
Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi
Biyoloji ABD Öğretim Üyesi. ALINTI

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KRİSTALLERİ ve YARI DEĞERLİ TAŞLARI ARINDIRMA VE ENERJİ YÜKLEME YÖNTEMLERİ

images[3]

Akar su:
Suyun zarar vermediği taşları pınarda, derede, denizde ya da musluktan akan suyun altında temizleyebilirsiniz. Bazı kişiler taşlarını yağan yağmurun altında bırakırlarken, bazıları da suyun zarar vermediği taşlarla banyo yaparlar. Taşınızı musluğun altında temizlemek istediğinizde başka bir yöntem: Onu lavabonun yakınında bir yere koyun. Her zaman kullandığınız elinizle sarkacı üzerine getirin ve diğer elinizi musluktan akan suyun altına koyun. “Bu taştaki negatif enerjiyi temizle” dediğinizde sarkaç saat yönünde döner ve taş temizlendiğinde durur. Bu sırada taşın negatif enerjisi her gün kullandığınız elinizden bedeninize, oradan da diğer elinize geçer ve akan suyun altında parmak uçlarınızdan akıp gider.

Ateş:
Taşları, yanan ateşin dumanından geçirerek arındırma ve yeniden enerji yükleme işlemidir.

Güneş ve ay:
Taşlarınızı, güneş ya da ay ışığına bırakabilirsiniz. Güneş ışığıyla direkt temas ettiğinde ametist, pembe kuvars, sitrin, göktaşı, akuamarin, aytaşı, bazı firuze türleri, mavi kalsit, opak ve fluoritin
renkleri solar. Göktaşı da güneş ışığına doğrudan maruz kalmamalıdır.Taşlar güneş ve ayın ışığını massetmek için 24 saat dışarıda bırakılabilir. Negatif enerjiyi pozitife dönüştüren siyah turmalin gibi taşların tamamen temizlenmesi ve yeniden enerjiyle yüklenmesi için 48 saat gerekebilir. Havanın kapalı olması ya da ay ışığının olmaması taşların temizlenmesini etkilemez.

Işık:
Taşların arındırılmasında gün ışığından ya da beyaz, sarı, mor ve mavi yapay ışıklardan yararlanılır. Kristallerinizin üzerine renkli ya beyaz bir ışığın aktığını zihninizde canlandırın ya da onları gerçekten
gün ışığına tutun.

Kristaller:
Küçük kristaller şeffaf kuvars ya da ametist salkımlarının üzerine konarak temizlenebilir, yeniden enerji yüklenebilir. Bu iş için başka kristallerden de yararlanabilirsiniz ama kuvars, ametist ve göktaşı salkımlarındaki uçların değişik yönlere bakması, enerjinin çeşitli yönlerden gelmesini sağlayarak arındırma işlemini daha kolayca yapar. Başka bir yöntem ise şöyledir: Taşınızı şeffaf bir kuvars salkımının üzerine koyun. Tek uçlu dört şeffaf kuvars kristalini teker teker Doğu, Güney, Kuzey ve Batı yönlerinde dizin. Bu kristallerin uçları salkıma baksın. Temizleyip yükleyeceğiniz taşları kristal salkımının üzerinde istediğiniz kadar bırakabilirsiniz.

Kuru tuz:
Kristalleri bir gece ya da daha uzun süre kuru tuzun içine koymak etkili bir arındırma yöntemidir.

Melekler:
Siz talep ettiğinizde melekler, kristal devalar, spiritüel varlıklar kristallerinizi ve taşlarınızı temizler.
Kristal deva, kristallerinizin ve taşlarınızın Yüksek Benliği, ruhu ve zihnidir. O, her taşın spiritüel, zihinsel ve duygusal veçhesi olduğu kadar her taş türünün de kolektif zihnidir.

Nefes:
Küçük parçalar için nefes tekniği çok etkilidir. Taşı her zaman kullandığınız elinizde tutun. Burnunuzdan derin nefes alın. Taşı arındırma ve enerji yükleme niyetinize odaklanın. Nefesini taşın üzerine burnunuzdan verin. Bunu taşın bütün yüzleri temizleninceye kadar tekrarlayın. Nefesinizin hızını kendinize göre ayarlayın. Ya da taşı elinizde tutarak burnunuzdan derin nefes alın, ağzınızı hafifçe açarak “ha” sesi çıkarırken taşın üzerine üfleyerek nefesinizi verin.

Ses:
Ses tonlamaları, küçük çan ve davul sesleri, şarkılar taşları arındırır. Taşları elinize alıp A, E, I, O, U, OM, HA seslerini çıkarmanız onları bir dakikadan daha kısa sürede temizler.

Shakti enerjisi:
Taşınızı ellerinizin arasına alın. Beyaz, altın sarısı ya da gökkuşağı renginde bir şifa ışığı demetinin taç çakranızdan girerek kollarınızdan ya da kalbinizden avucunuzun içindeki taşa aktığını, ona hayat verdiğini zihninizde ya da gözünüzde canlandırın. Bu sırada, “Shakti enerjisi, taşın doğal şifa enerjisini evrenin en yüksek hayrına düzeltiyor ve (1-10 kat) artıyor” deyin.

Toprak:
Taşlarınızı dinlendirmek ve arındırmak için onları pamuk, yün ya da ipek gibi doğal bir kumaşa sararak 24 saat toprağa gömebilirsiniz. Eğer aşırı negatif enerji depolamış olduklarını hissediyorsanız onları, ayın bir evresinden diğerine, örneğin yeniaydan ilkdördüne kadar ya da daha uzun süre toprakta bırakabilirsiniz. Hematit, bakır ve demir açısından zengin olan diğer taşların toprakta paslanabildiğini unutmayın. Ayrıca gömdüğünüz yeri kaybetmemek için işaretler koyun.

Tuzlu su ve sirke:
Çok yaygın başvurulan ama dikkat edilmesi önerilen hızlı bir arındırma yöntemidir. Bu yöntemde taşlar, kristal bir kasenin içinde hazırladığınız bir litre ılık su, bir çay kaşığı deniz suyu ve yarım çay bardağı elma sirkesi karışımının içinde 20 – 30 dakika tutulur. Taşlar bu karışımın içine konduğunda, kase iki yanından tutularak bu işlemin onları arındırmasına niyet edilir. Bunun başka bir çeşidi, taşların 24 saat tuzlu ve sirkeli suda bekletildikten sonra 24 saat de açık havada bırakılmasıdır. Ama çok soğuk, dona çekmiş havalar taşların çatlamasına yol açabilir. Tuzlu su fluorit, göktaşı, yıldız taşı, kalsit, kırmızı akik, labrodorit, lepidolit, opal, moldavit ve firuzeye zarar verir. Mika ve kristallin taşlarda da bu yöntem dikkatle kullanılmalıdır.

Tütsülemek:

Taşlarınızı adaçayı, sedir ağacı, sandal ağacı ile tütsüleyebilirsiniz. Onları elinize alın ve tütsünün dumanını iyice massedinceye kadar 3-4 dakika tutun. Bu onları arındırır ama yeniden enerji yüklemez.

Zihni odaklama – Niyet etme:
Zihninizi doğrudan niyetinize odaklayarak ya da sevgi enerjisi göndererek taşları arındırabilirsiniz. Ama bu sırada kuşku ya da başka duyguların dikkatinizi dağıtmaması gerekir. Taşı elinize alın veya avucunuza koyun ya da ellerinizi taşın üzerine koyun. Onu temizlemeye ve yeniden enerji yüklemeye niyet edin. Bazı taşlar bir
dakikadan daha az bir zamanda temizlenir. Eğer uzaktan çalışma yapmaya alışkınsanız taşı elinize almanız gerekmez. Bazı kişiler dikkatlerine taşa verirlerken, kalp ya da üçüncü göz çakralarından çıkan ışık demetinin taşı içine aldığını zihinlerinde canlandırırlar. Taşı sevgi enerjisiyle arındırmak için, onu elinizde tutun, kalp çakranızdan
çıkan yumuşak, pembe sevgi ışığının onu içine aldığını zihninizde canlandırın. Burada önemli olan sevgiyi hissetmek ve taşa yansıtmaktır.

Alıntıdır.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Öğrenirken Sağ, Hatırlarken Sol Yumruğunuzu Sıkın

Öğrenirken-sağ-hatırlarken-sol-yumruk-sıkın[1]

 

 

Bir araştırma, yumruk sıkma yoluyla hafızanın güçlendirilebileceğini ortaya koydu.
Amerikalı psikologlar, sağ yumruğun 90 saniye süreyle sıkılmasının hafıza oluşumuna yardımcı olduğunu, aynı işlemin sol yumrukta yapılmasının ise hatırlamayı kolaylaştırdığını açıkladı.
50 yetişkin ile yapılan deneyde, kişilerin bu yolla uzun bir kelime listesini hatırlamaya çalışırken daha iyi performans sergilediği görüldü.
Araştırmacılar, yumruk sıkmanın beyinde hafıza ile ilgili bazı özel bölgeleri harekete geçirdiğine inanıyor.
New Jersey’deki Montclair Üniversitesi’nden Ruth Propper’a göre bu araştırma, bazı basit vücut hareketlerinin beynin işleyişini geçici olarak değiştirip hafızayı geliştirebileceğini gösterdi.
Dr. Propper BBC’ye yaptığı açıklamada, “Bir şey öğrenmeden hemen önce sağ yumruğun, hatırlamaya çalışırken de sol yumruğun sıkılması hafızayı geliştiriyor.” dedi.
Daha önceki araştırmalarda, sağ yumruğun sıkılması ile beynin sol yarısının, sol elin sıkılması ile de sağ yarısının harekete geçtiği gözlenmişti.
Bu eylemin duygularla bağlantısı kurulmuş, örneğin sağ yumruğun mutluluk ve öfke ile, sol yumruğun ise üzüntü ve endişe ile bağlantısına dikkat çekilmişti.
Hafıza ile ilgili süreçlerde beynin iki yarısının da kullanıldığı, sol yarısının hafıza kaydında, sağ yarısının ise hatırlamada etkili olduğu düşünülüyor.
Yapılacak yeni araştırmalarla yumruk sıkmanın sözel ya da uzamsal, kelimelerin yanı sıra resim ve yerlerin de hatırlanması ile ilgili diğer zihinsel işlevleri de etkileyip etkilemediği incelenecek.
Ancak araştırma sonuçlarını kesin bir dille ifade etmek için daha fazla konu üzerinde daha fazla çalışma yürütülmesi gerektiği belirtiliyor.
Londra Üniversitesi Bilişsel Sinirbilim Enstitüsü’nden Profesör Neil Burgess, hafıza üzerindeki özel etkinin kesin olarak belirtilmesi için daha geniş bir araştırma gerektiğini, örneğin taram yoluyla beynin sol ve sağ yarısına kan akışının incelenmesi gerektiğini ifade etti.
İŞTE DENEY:
*Sağ elini kullanan 50 öğrenciye ezberlemeleri için bir kelime listesi verildi.
*Öğrenciler beş gruba ayrıldı.
*Bir grup, ezbere başlamadan önce 90 saniye sağ yumruğunu, kelimeleri hatırlamadan önce de 90 saniye sol yumruğunu sıktı.
*İkinci grup ise aynı deneyi sol yumruğu sıkarak yaptı.
*Diğer iki grup ise ezberden önce istedikleri yumruklarını, hatırlamadan önce de diğer yumruklarını sıktı.
*Son gruptakiler ise yumruk sıkmadı.
*Listeyi ezberlemeden önce sağ yumruğunu, hatırlamadan önce de sol yumruğunu sıkan grubun performansının diğer gruplardan daha iyi olduğu gözlendi.
*Bu grup, hiçbir yumruğunu sıkmayan gruptan da daha iyi performans sergiledi; ancak aradaki farkın istatistik bakımından kayda değer olmadığı belirtiliyor.
Araştırma PLOS ONE dergisinde yayımlandı.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »