Eğer Hasta Olmak İstemiyorsan Duygularını Anlat:

mutlu-insan-480x360[1]

 

Duygularını Anlat…
Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular; gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar. Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür. Öyleyse, sırlarımızı,… hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız! Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir!
Karar Vermelisin…
Kararsız kişi güvensiz, endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık, sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır. İnsanlık tarihi kararlardan oluşur. Karar vermek, diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir. Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar.
Olduğundan Farklı Yaşama…
Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir. Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur.Kaderleri ilaç, hastane ve acıdır.
Kabullen…
Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır. Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar. Eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir.
Çözümler Bul…
Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler. Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı. Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir. Biz ne düşünüyorsak oyuz. Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir.
Güven…
Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açık değildir, derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez, gerçek arkadaşlıkları nasıl kurabileceğini bilemez. Güven olmadan, bir ilişki de olamaz. Güvensizlik sendeki inancın azlığıdır.
Hayatı Üzgün Yaşama…
Mizah. Kahkaha. Huzur. Mutluluk. Bunlar sağlığa güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir. Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir. “İyi mizah bizi doktorun elinden korur”. Mutluluk sağlık ve terapidir.
Dr. Dráuzio Varella

Kalbimizde de Nöronlar Var

cicek-acan-kalp[1]

Kalbimizde de Nöronlar Var
Çoğu insan bilmez ama kalp düşünme, karar verme ve hissetme kabiliyetine sahiptir. Yaklaşık 40.000 nörona ve beynin muhteşem bir uzantısı olmasını sağlayacak özel fonksiyonlara sahip nörotransmitter ağlarına sahiptir.
İlginç bir şekilde kendimizi tanıtırken ellerimizi kalbimizin üzerine koyarız. Bu, sanki gizemli bir güç bize vicdanımızın tam orada olduğunu söylüyormuşçasına otomatik ve neredeyse içgüdüsel olarak yaptığımız bir harekettir.

“Kalpleriyle sevenler kalpleriyle konuşurlar.”
– Francisco de Quevedo

İçimizden gelen bu sesin tam anlamıyla yanlış olduğunu söyleyemeyiz çünkü nörobilimsel çalışmalar bazı şeyleri hissettiğimizi ama anlamadığımızı söylüyor. Kalp beyne yakından bağlıdır ve böylece devamlı olarak beyne bilgi gönderir ve hatta bazı bedensel ihtiyaçlara bağlı olarak beynin çeşitli alanlarını harekete geçirir ve inhibe eder.
Örneğin kendini duygusal yakınlık ve hassasiyetle gösteren aşk gibi bizi biz yapan bazı duygular; hücreler, enerji, sinirler ve elektrikten oluşan karmaşık bir yapıdan kaynaklanır. Çevreyle ve diğer insanlarla uyumlu olmamızı sağlayacak bir donanıma sahibiz.

Göğsünüzün içindeki bu muhteşem yapıyı anlayabilmeniz için size “kalbimizle de düşünürüz” sözünün derinlerine inmeyi tavsiye ediyoruz.
Kalp zeki bir organdır
Kalp duygusal zekâya sahip bir organdır. Söylemesi kulağa ağdalı ve gerçekten uzak bir şiir gibi gelebilir. Ancak şunu bir düşünün: sakin, dengeli, gerçek ve tamamen tatmin olmakla bağdaştırılan olumlu duygular beslediğinizde kalp atışlarınız ritmik ve düzenlidir.
Ancak stres, anksiyete ve korku bu mükemmel dengeyi bozar. Kalp ritminiz bozulur ve tehlikeli bir hl alır. Kalbiniz, diğerleriyle temas sırasında hangi duyguların daha iyi olduğunu bilir. Örneğin umursama, yakınlık ve sevgi gibi duyguları barındıran oksitosinin salgılanmasını sağlayan ANP hormonunun üretilmesini tetikler.
İyi bir matematikçi ve bilinç araştırmacısı olan Annie Marquier’e göre, kalbimiz yaklaşık 40.000 nörona sahip olup olumlu ve sakin ruh halinden faydalandığı için, çevreyle uyumlu temaslarda bulunabilmek açısından her gün kendimize sessiz kalmak, düşünmek ve rahatlamak için zaman ayırmak oldukça önemli.

Kalbin pozitif duygularla sağlığı güçlendiren inanılmaz bir yapısı olduğunu unutmayın. Hatta bazen kalp çeşitli hormonlar kullanarak duygularımızı düzenler.
Kalbin bütün bunları nasıl yaptığını aşağıda anlatıyoruz.
Kalbin Üç Bağlantısı
Başta da belirttiğimiz gibi kalp nörotransmitterler, proteinler ve destek hücrelerden meydana gelen oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. Peki, bunlar hayati olan bu organımızın duyguları olduğu anlamına mı geliyor?
Neredeyse. Çünkü kalp, herhangi bir organdan daha çok, bazı uyarıcılara dayanarak kendi kararlarını verebilen duygusal bir organdır. En ilginç yanı ise, bazı nörologların ve kardiyologların da belirttiği gibi kalp beyinden bağımsız olarak hareket edebilir. Dahası bu deneyle test edilebilir.
Kalp ve beyin arasında kurulan bir dizi bağlantı sayesinde bunun nasıl gerçekleştiğine bir göz atalım.
Gerçekten sevmek için kalpte huzur olmalıdır.

Birinci Bağlantı
Öncelikle bu, üzerinde düşünmesi zor bir bilgidir. Kalpteki bütün hücrelerin %67sini sinir hücreleri oluşturur.  Kalp, alınan organik uyaranlara dayalı olarak beyne bağımsız şekilde bilgi gönderebilen tek organdır.
İkinci Bağlantı
Kalbimiz homeostazdan sorumludur. Yani kalbimiz pek çok hayati fonksiyonunun yanı sıra duygusal dengeden de sorumludur. Bunu, stresi azaltıp oksitosin gibi hormonların salgılanmasını artırarak yapar. Bu şekilde ek bir endokrin bezi görevi görür. Başka bir deyişle amigdala ile ortak çalıştığı söylenebilir.
Üçüncü Bağlantı
Kalbimiz, çok güçlü bir elektromanyetik iletişim sistemine sahiptir. Beyinden yaklaşık 5000 kat güçlüdür.
Ancak elektromanyetik alanı duygulara bağlı olarak değişir. HeartMath Enstitüsü tarafından yapılan çalışmalar gösterdi ki, kişinin duygularının niteliği kalbin yarattığı elektromanyetik alanı değiştirebilir veya düzenleyebilir.
Oldukça merak uyandırıcı bu sonuca göre deneyimlediğimiz gibi, pozitif duygular gerçek psikolojik denge sağlıyor.
Muhteşem birer organ olan kalp ve beyin tarafından yönlendirilen insanoğlu;  enerji, duygu ve algının mükemmel bir birleşimidir. Kısacası kalp, yalnızca dolaşım sistemine kan pompalayan bir organ olmanın ötesinde bizi insan yapan duyguların kaynağıdır.

Kaynak: Aklınızı Keşfedin

Karbonatın Hiç Duymadığınız 19 Yararı

fft20_mf3532957[1]

 

Aşağıdaki listede karbonatı günlük hayatınızda kullanabileceğiniz birçok alan var. Benim favorim ise karbonatı deodorant olarak kullanabilmek.

1- Sivrisinek ve diğer böceklerin ısırıkları canınızı yakıyordur mutlaka. Artık yakmayacak. Karbonatı su ile karıştırın ve ısırılan bölgeye sürün. 10 dakika bekletin ve daha sonra soğuk su ile bölgeyi temizleyin. Isırığın acısı anında geçecek!

2- Alışverişe gittiniz ya da uzun süre yürüdünüz diyelim. 3-4 çay kaşığı karbonatı 2.5 litre su ile karıştırın ve ayağınızı suda bekletin. İnanın masaj koltukları kadar etkili olacak.

3- Karbonat sadece ayak masajı konusunda işe yaramıyor. Ayrıca ayakkabınızdaki kötü kokuları yok ediyor. Göz kararı karbonatı ayakkabınızın içine döküp bekletin. Ertesi gün kokunun yok olduğunu göreceksiniz.

4- Fasulye, mercimek ve bamya gibi diğer sebzelerden yemek yaparken yemeğin içine birkaç çay kaşığı karbonat ilave edin. Yumuşadıklarını göreceksiniz.

5- Buzdolabınız kötü mü kokuyor? Küçük bir kaba karbonat doldurun ve ağzı açık şekilde buzdolabınızda bekletin. Kötü kokuların yok olduğunu hissedeceksiniz.

6- Yazın vazgeçilmezi olan soğuk içecekler tazeliğini çabuk kaybeder. Soğuk suyun içine biraz şeker, limon suyu ve yarım çay kaşığı karbonat ekleyin. Karbonat, limondaki asidi karbonik aside dönüştürecektir. Karbonat az miktarda tüketildiğinde zararsızdır. Günde en fazla bir çay kaşığı karbonat tüketin.

7- Karbonat, mide ekşimesini önlemede en önemli yardımcınızdır. Bir çay kaşığı karbonat ile bir bardak suyu karıştırın ve için. Göreceksiniz ki ne mide ekşimesi kalacak ne de şişkinlik.

8- Eğer küvet kullanıyorsanız, 50 ile 100 gram arasında karbonatı su dolu küvetinize dökün. Karbonat, suyu yumuşatır. Bunu haftada en fazla iki kez yapabilirsiniz.

9- Hafif nemlendirilmiş pamuğun üzerine karbonat serpin. Doğal deodorant olarak kötü kokuları uzun süreli yok edecektir.

10- Ağzında istenmeyen koku olanlara müjde! Ilık su ile bir çay kaşığı karbonatı karıştırın ve gargara yapın. Kötü koku anında yok olacaktır.

11- Evdeki minik dostlarımız da karbonattan faydalanabilirler. Kedi kumlarına ekleyeceğiniz bir miktar karbonat, kumdaki kötü kokuyu yok edecektir. Ayrıca karbonatı çöplerinize de atabilirsiniz.

12- Suyun metalle tepkimeye girmesi sonucu termoslarda rahatsız edici bir koku oluşur. Birkaç çay kaşığı karbonatı ılık suya ilave edin ve termosa boşaltıp çalkalayın.

13- Bir miktar sirkeyle beraber karıştırıldığında, karbonat lekeleri temizlemeye de yardımcı olur. Lavabonuzu tıkadıktan sonra bir miktar sirkeyi dökün, üzerine de biraz karbonat. Lavabonuzdaki lekelerin azaldığını göreceksiniz.

14- Gümüşten yapılma kaşık ve çatal benzeri gereçlerinizi sıcak suyun içinde bekletin. Parçalar halinde alüminyum folyo ve birkaç çay kaşığı karbonat ekleyin. Soğuk suyla duruladıktan sonra iyice kurulayın.

15- Karbonatın ne kadar etkili olduğuna hala inanmıyorsanız bir de bunu deneyin. Dişlerinizi karbonat ile fırçalayabilirsiniz. Karbonat, ağzınızdaki korozif asitleri etkisiz hale getirir. Gerçekten harika!

16- Bunu yaptığınız için çiçekleriniz adeta dile gelip size teşekkür edecek. Su ile karbonatı karıştırın ve toprağa dökün. Sonuçlara siz bile inanamayacaksınız.

17- Bifteğiniz çok mu sert? Üzerine karbonat dökün ve birkaç saat bekletin. Daha sonra doğrayıp pişirebilirsiniz. Ne kadar yumuşadığına inanamayacaksınız.

18- Bulaşık makinenizin sıvı deterjan bölümüne karbonat ekleyin. Tabii ki bunu bulaşık makineniz boşken uygulamanız gerekiyor. Kokular yok olacaktır.

19- Karbonat ile hem ocağınızı hem de fırınınızı temizleyebilirsiniz. Su ile karbonatı karıştırın ve yumuşak bir sünger ile kirli bölgeyi temizleyin. Sonuçlara ancak gözünüzle görünce inanabilirsiniz.

Karbonatın faydalarına bayıldım. Arkadaşlarınızla yazıyı paylaşarak karbonatın sihirli gücünden yararlanmalarını sağlayın!
Kaynahk: newsletter

Yatmadan Önce Elma Sirkesi İçin ve Büyük Değişime Hazır Olun

elma-sirkesi-mideye-zarar-verir-mi[1]

 

Bir bardak suya 1 yemek kaşığı elma sirkesini yatmadan önce tüketmek, aşağıda sıralanan çeşitli sağlık sorunlarını etkili bir şekilde tedavi eder.
Hazımsızlık
Vücudun, tüketilen gıdayı gerektiği gibi hazmedememesi, asit reflü, şişkinlik, bulantı, kabızlık ve uykusuzluğa yol açar. Bir fincan ılık suya bir tatlı kaşığı bal, bir çay kaşığı elma sirkesi ​​ekleyin ve yatmadan yarım saat önce için uykuya uyku sorununuz varsa bu karışım mucizevi etkiler yaratır!

Obezite
Elma sirkesi tüketimi, yağ oluşumunu azaltmanıza ve pektin varlığından ötürü bir tokluk hissi vermenize yardımcı olacaktır. Makarna ve çerez gibi nişastalardan yüksek gıdalarda, vücudun üretebileceği kalorilerin sayısını azaltabilir.
Karın ağrısı
Bir bardak ılık içme suyuna bir çay kaşığı elma sirkesi ​​ekleyin ve karın bölgesinde ağrı tedavisi için yatmadan önce bu karışımı için.
Yüksek kan şekeri
Vücudun insülin duyarlılığını artırır ve kan şekeri düzeylerini düşürür, böylece tip II diyabetleri önler. Yatmadan önce gece 2 yemek kaşığı elma sirkesi ​​almanız gerekir.
Boğaz ağrısı

Elma sirkesi güçlü anti-bakteriyel özelliklere sahiptir ve boğaz ağrısı yapan bakterileri etkili bir şekilde iyileştirmektedir. Bu nedenle, yatmadan 1 saat önce yarım bardak suya 1 tatlı kaşığı sirke döküp için.

 

Bacak ağrısı
Bacak krampları genellikle vücutta potasyum eksikliğinin bir sonucudur. Uykuya başlamadan önce bir fincan ılık suda 2 çorba kaşığı elma sirkesi ​​tüketimi bu sorunu tedavi eder ve vücuttaki potasyum düzeylerini arttırır.
Asit reflüsü
Asit geri akışı, mide asidi miktarları düşmesinden kaynaklanır. Elma sirkesi asit seviyesini yükseltir, bu nedenle bir fincan elma sirkesini temiz içme suyuna eklemelisiniz ve yatmadan bir saat önce içmelisiniz.
Tıkalı burun
elma sirkesi sinüslerde mukus birikimini ortadan kaldıran potasyum, magnezyum, A vitamini, E, B1 ve B2 bakımından yüksektir. Bir bardak suya bir çay kaşığı elma sirkesi ​​eklemelisiniz, iyice karıştırın ve burnunuzdaki tıkanıklığı hızla gidermek için yatmadan hemen önce için.
Ağız kokusu
Ağız içindeki biriken bakterileri tedavi etmek ve ağız kokusunu gidermek için uyurken yatmadan hemen önce bir çorba kaşığı elma sirkesi alın.
Hıçkırık
Hıçkırığa yakalandığınız zaman elma sirkesi ile suyu karıştırın ve boğazdaki sinirleri tetikleyin.

Kaynak: Kadınlar Sitesi

NOBEL TIP ÖDÜLÜ VÜCUT SAATİNİ ARAŞTIRAN 3 AMERİKA’ LI BİLİM ADAMINA

_98105734_042136720-1[1]

İnsan vücudunun biyolojik saatini inceleyen ve bunu kontrol eden moleküler mekanizmaları ortaya çıkaran üç ABD’li bilim insanı, 2017 Nobel Tıp Ödülü’ne layık görüldü.
“Sirkadiyen ritim” diye de bilinen vücudun biyolojik saati, geceleri uyumamızın sebebi olduğu gibi, davranışlarımız ve bedensel işlevlerimizi de ciddi şekilde etkileyen bir olgu.
Bu konuda çalışmalar yürüten ABD’den bilim insanları Jeffrey C. Hall, Michael Rosbash ve Michael W. Young Nobel Tıp Ödülü’nü paylaşacak.
Nobel Komitesi, 3 bilim insanının bulgularının “sağlık ve esenliğimiz açısından dev etkileri” olduğunu açıkladı.

Her hücrede bir saat
Tıpkı bitkiler, hayvanlar hatta mantarlar gibi insan vücudunun da hemen her hücresinde bir saat işliyor.
Ruh halimiz, hormon düzeylerimiz, vücut ısımız ve metabolizmamız, hepsi günlük bir ritim içinde çalışıyor.
Örneğin her sabah vücudumuz yeni güne hazırlanmak üzere ısınırken kalp krizi riskimiz artıyor.
Biyolojik saatimiz vücudumuzu gece ve gündüze uyum sağlayacak şekilde öyle bir netlikte ayarlıyor ki bu ayarın bozulması çok ciddi sonuçlar yaratabiliyor.
Uzun uçak yolculuklarından sonra zaman farkından dolayı yaşanan sarsıntı da işte vücudun, kendisini, ayarladığı ritmin dışında bir yerde bulmasından kaynaklanıyor.
Kısa vadede vücut saatinin ritmini bozacak şeyler hafıza oluşumunu etkiliyor, fakat uzun vadede tekrarlandığında iki tür diyabet (şeker hastalığı), kanser ve kalp hastalıkları risklerini artırıyor.
“Moleküler saatin nasıl çalıştığını gösterdiler’
Oxford Üniversitesi’nden biyolojik saat uzmanı Profesör Russel Foster “Bu sistemi bir kez bozduğumuzda metabolizmamız üzerinde etkisi çok büyük olur” diyor.
Profesör Foster, Amerikalı 3 uzmanın Nobel ödülünü kazanmış olmasından büyük sevinç duyduğunu, Hall, Rosbach ve Young’ın vücut saatinin nasıl çalıştığını ilk açıklayanlar olarak bu ödülü hakettiklerini de söyledi ve ekledi:
“Bize moleküler saatin bütün bir hayvanlar aleminde nasıl çalıştığını gösterdiler.”
Üçlünün bu konudaki araştırması meyve sinekleri üzerinde yapılmıştı fakat bulguları bütün hayvanlarda moleküler saatin çalışmasını sağlayan döngüleri açıklamış oldu.

PER düzeyi istikrarsızlaştıkça biyolojik saat hızlanıyor
Jeffrey Hall ve Michael Rosbash, DNA yapısında, periyod geni diye adlandırılan bir kısmın, sirkadiyen ritim de denilen biyolojik saatin düzenlenmesinde etkili olduğunu ortaya koydular.
Periyod geni PER adlı bir proteinin üretilmesini sağlayan “talimatları” içeriyor. PER düzeyi yükseldikçe periyod geni de talimatları kendi kendine kapatıyor.
Bunun sonucunda PER proteini düzeyi 24 saatlik döngüler halinde değişiyor, geceleri yükselip gündüzleri yine düşmeye başlıyor.
Michael Young da “zamansız” ve “çift zamanlı” diye adlandırılan iki gen keşfetti. Bu iki gen de PER proteini düzeyinin istikrarını etkiliyorlar.
PER düzeyi ne kadar istikrarlı ise vücut saati o kadar yavaş çalışıyor. İstikrarsızlaştıkça biyolojik saat de hızlanıyor.
PER’in istikrarlı olup olmaması kimilerimizin erkenci ya da ‘tarla kuşu’ ve kimilerimizin de gececi yani ‘baykuş’ olmasının sebebi aynı zamanda.
Bu çalışmalardan önce biyolojik saat konusu tam olarak anlaşılamamıştı.
Moleküler biyoloji uzmanı Dr Michael Hastings, “Meyve sinekleri üzerindeki bu çalışma öncesinde genetik mekanizmalar konusunda hakikaten bir bilgimiz yoktu. Vücut saati konusu astroloji ile aynı düzeyde bir bilinmeyen sayılıyordu” diyor.
Üç uzmanın çalışmaları önemli bir kamu sağlığı konusu olan gece mesaisi konusundaki yeni çalışmaların da önünü açabilir.

Kaynak: http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-41467839