Sadece Bir ‘GÖZ’ Seçin! Bu Test Bilinçaltınızda Yatan Gerçek Kişiliği Ortaya Çıkaracak!

gözler[1]

Ne gördüğümüz, gördüğümüzden ne anladığımız her zaman kişiden kişiye değişen detaylar olmuştur. Nasıl baktığımız aynı yerde farklı şeyler görüyorsak, biz de insanoğlu olarak aynı gerçekliğin farklı detaylarıyız.

Psikolojide bilinçaltı; şuan mevcut olan farkındalıktan farklı olan, bilincin bir parçasıdır. Bilinçaltınız kocaman bir hafıza bankasına benzer. Kapasitesi neredeyse sınırsızdır. Maruz kaldığınız, tanıklık ettiğiniz, gördüğünüz her şeyi kalıcı olarak kaydeder. 21 yaşında bir insan o yaşa kadar 100 ansiklopedi bilgisi kadar içeriği hafızasında bulundurmuş olur.

Eğer teste hazırsanız, gerçekten dürüst olmanız gerek. Hadi bilinçaltınızda neler saklıymış birlikte görelim!

Hangi göz şekli sizin dikkatinizi çekmeyi başardı?

1. Tutku dolu bir insansın.

goz1

Yenilikleri seven, maceracı bir yapın var. Sürekli yeni bir hayata başlamaya ihtiyaç duyuyorsun, yerinde saymak seni çürümüş gibi hissettiriyor.

Geçmişin seni kovalıyor. Anılarından ve geçmişteki insanlardan kolayca kopamayan bir yapın var. Fakat geçmişini affetmeye ihtiyacın var. Ne olursa olsun ruhunu iyileştirmeye ihtiyacın var ve bunu affederek yapabilirsin. Çünkü sen değerlisin.

Hayallerinden vazgeçme, yeniden hayata başlamış gibi hissedeceksin.

2. Gizemli bir kişiliğe sahipsin.

goz2

Halihazırda bir sır küpü gibisin. Her şeyi kendi içinde yaşamayı seviyor, yaşamına ait detayları kendinde saklıyorsun. Yani sırlarla dolusun. İnsanlar seni tanıyabilmek için çabalıyorlar çünkü gizemli tavırların herkesin dikkatini çekiyor ve merak topluyorsun.

Fakat bu özelliğini dengelemeye ihtiyacın var. Karanlıktaki yalnız insan olmayı bırakmalısın. Biraz duygularını yüzünde taşımayı denemelisin. İnsanlarla kapalı ilişkiler yaşamak yerine samimi, açık olduğun ilişkilere de yakın olmalısın.

3. Dikkatleri üzerinde topluyorsun.

goz3

Doğuştan çekici bir insansın. Diğerlerinin ilgisini çekmen için çabalamana gerek yok. Çünkü auran o kadar yüksek ki, kimsenin seni fark etmemesine imkan yok. Çevrendeki insanlar senin yardımına ve senden fikir almaya ihtiyaç duyuyorlar. Çünkü enerjin o kadar yüksek ki onlar da senin yanında iyileşmiş hissediyorlar ve senden güç alıyorlar.

4. Derin bir ruha sahipsin.

goz4

Sana bir olay anlatıldığında içindeki detayları fark ediyor ve onları anlamlandırmakta zorlanmıyorsun. Yeni bir insanla tanıştığında o insanın derinliğini ve nasıl bir karaktere sahip olduğunu anlayabiliyorsun. Biraz empatik bir kişiliğin var ve bu sayede insanlar senin sezgilerine çok güveniyorlar. Zihnin bir maymun oradan oraya atlıyor ve asla boş durmuyor. Sürekli bir şeyler analiz ediyorsun.

Bazen kaybol hissedebilirsin. Bu derin bir ruha sahip olmandan kaynaklanıyor. Herkes gibi hata yapabilirsin. Bunun normal olduğunu kabul etmenin zamanı geldi. Fazla düşünmekten ve kendini yormaktan vazgeç. Kendini sev.

5. Kimsenin çözemediği bir bulmaca gibisin.

goz5

İnsanların hayatında bir soru işareti gibisin. Kendini doğru bir şekilde ifade etmekte zorlanıyorsun çünkü çok konuşmaktan hoşlanmıyorsun. İnsanlar seni çözemediklerini anladıkları anda pes ediyorlar ve sen de ne olduğunu anlayamadan insanların hayatından kopuşuna şahit oluyorsun.

Onların seni anlamadığını düşünüyor olabilirsin. Sadece biraz daha açık olmanda fayda var. İnsanlara olan güvensizliğin de senin onlarla olan iletişimini kısıtlıyor. Kendini serbest bırakmayı denemelisin.

6. Antika bir ruha sahipsin.

goz6

Kesinlikle şu zamanlarda daha da değeri artmış, antika bir ruhun var. Sanki daha önceden bu dünyaya farklı bir bedende gelmiş kadar tecrübeli ve bilge bir insansın. Gizemli ve insanları kolayca etkisi altına alan birisin. Herkes senin bu büyülü enerjine hayran kalıyor. Bazen öyle konuşmalar yapıyorsun ki senin bu zamana ait olduğuna inanmak imkansız.

Bazen kendine olan inancın sarsılıyor olabilir. Kendini kaybetmeden sakin kalmalı ve içindeki gerçek seni ortaya çıkaracak işlere yönelmelisin. Sana en iyi gelen ortamlarda bulunmaya gayret et ve gereksiz insanları hayatından çıkarmaya çalış.

7. Bir gece baykuşusun.

goz7

Adeta karanlık gecenin arkadaşı gibisin. Bir sürü bilgiye sahipsin ve onları en doğru çekilde değerlendiriyorsun. Her şeyin farkına çabuk varıyor, pratik çözümler üretiyorsun. Fakat insanlara bu özelliklerini göstermekten pek hoşlanmıyorsun.

İllüzyonistlik tam sana göre bir meslek. Birçok zor olayın içinden kolayca sıyrılıyorsun ve insanlar bunu nasıl başardığını çözemiyor. Aslında güçlü bir kişiliğe sahip olman senin olayların üstesinden kimsenin haberi ve yardımı olmadan gelebilmeni sağlıyor.

http://filoji.com/sadece-bir-goz-secin-bu-test-bilincaltinizda-yatan-gercek-kisiligi-ortaya-cikaracak/

Kendini değiştirmeye çalışma ve buna cürret edenlere de izin vermemelisin. Sen doğru bildiğinden vazgeçmemeye devam ettiğin sürece her türlü zorluğun üstesinden gelebilecek güçtesin.

Huzuru Yakalamak İçin Kişisel Bir Alan Yaratın

su-kiyisindaki-kadin[1]
“Varacağınız yere değil, yola odaklanın. Yolculuğun bittiği yerde değil, yolculuğu yaparken zevk alacaksınız.” Bu sözün sahibi atlet Greg Anderson, bazen hedefler belirleyip hayatımız pahasına bu hedefleri takıntı haline getirdiğimizi hatırlatıyor. Bazen böyle durumlarda huzuru ve sakinliği yakalayacağımız kişisel bir yer bulmak işe yarayabilir.
Hayatınızı bir yolculuk gibi görmeyi deneyin. Genelde eğlenceli, keşiflerle dolu ve keşfedecek daha pek çok yerin olduğu bir yolculuk. Ancak bazen hayatta, her şeyin istendiği ya da planlandığı gibi gitmediği zamanlar olur.

Talihsiz olaylar çoktan gerçekleşmişse ve yapılacak bir şey kalmadıysa da bunları düzeltmek yine bizim elimizde. Bu amaç doğrultusunda, sizleri yazar Pilar Jerico’nun “personal spas” adını verdiği dünyaya davet ediyoruz. Daha fazlası için okumaya devam edin!
Kişisel alanların önemi
Kişisel alana sahip olmak çok önemlidir. Sorunlarınız artmaya ve kontrol edilmez hale gelmeye başladığı zaman onlarla nasıl yaşayacağınızı ve ruh halinizi bozmadan onlarla nasıl savaşacağınızı bilmek durumundasınız.
“Hayatta kalma sanatı; sorunları yok etmeye değil, onlarla yaşamayı öğrenmeye dayalıdır.”
– Barnard M. Baruch

Jerico, bir yazar, iş kadını ve sosyal medya insanı olarak bu konuda çok şey biliyor. Uzun profesyonel kariyeri süresince böyle durumlarla sık karşılaşmış birinin sözleri bu nedenle bizim için çok önemli.
Kişisel alanlar sayesinde, sorunlar büyümek için gerekli birer araç gibi görünebilir. Bu, bu tür çıkmazlara ilgi duyun anlamına gelmiyor ancak bunu içselleştirirseniz, sorunlarınızı çözmek için gereken enerjiyi bulabilir ve hatta bu durumu sizi güçlendirecek bir kuvvet gibi lehinize çevirebilirsiniz.
Pilar Jerico’nun kişisel alanı “personal spa”
Jerico’ya göre, kişisel alan; fiziksel veya duygusal olarak kuvvetinizi yeniden kazanabileceğiniz bir yer. Çatışmalardan sizi kurtararak eğlenceyi bulma arayışına girmek yerine, iç huzuru bulmanızı sağlayacak bir yeri aramak daha iyi. Jerico, 3 unsurun altını çiziyor:
Arkadaşlık
Jerico buna endorfin ürettiği için “arkadaşlık spa”sı adını veriyor. Kişisel alan buluşu, Oxford Üniversitesinden Katerina Johnson’ın yaptığı çalışmayı temel alıyor. Buna göre, endorfin acıyı azaltıyor ve morfinden bile daha çok etkiye sahip.

Sevdiğiniz ve sizi seven insanlarla beraber olmak iyi hissettirir. Bu yüzde zehirli arkadaşlıklar ve ilişkilerin bu alanın dışında kalması gerekiyor. Sizi gerçekten mutlu eden ve sorunlar karşısında arkanızda duran insanlarla vakit geçirmeniz gerekiyor.
İlgi alanı
İkincisi ise ilgi alanlarınıza yönelmek. Spor, el işi, okumak, sanat, film… Bütün bunlar kafanızı boşaltmak ve kaygılarınızdan uzaklaşmak için edinebileceğiniz aktivitelerdir.
Ve unutmayın, sorunlarla yüzleşmenize yardım edebilecek bir öğrenme deyimine sahip olabilirsiniz. İlgi alanları, yeni fikirler geliştirmenize ve olumsuzluklara karşı yeni yaklaşımlar edinmenize yardımcı olur.
Mekanlar
Son olarak, Jerico kendinizi iyi hissettiğiniz yerlerde olmanızı tavsiye ediyor. Doğada, en sevdiğiniz kütüphanede, dini bir alanda veya bir arkadaşınızın evinde mutlu hissediyor olabilirsiniz.

Sizi iyi hissettirecek kişisel bir alanda olmak ilham verici olabilir. Kendi evinizde bile küçük bir gizli yer yapabilirsiniz. Sırf yeri ya da ışıklandırması sayesinde size özel gelen bir yeri sığınağınız ilan edebilirsiniz.
“Gerginlik, olmanız gerektiğini düşündüğünüz kişi. Rahatlık ise olduğunuz.”
Çin Atasözü
Özetle, Jerico kişisel alanları sorunlardan kaçabilmek için kullandığınız bir yer değil, kısa bir mola vermek ve sakinleşmek için durup kendinize odaklandığınız bir yer olarak tanımlıyor. Bira uzaklaşmak sorunları çözmeyi kolaylaştıracaktır. Kısaca, her şey kötüye gidiyor gibi göründüğünde durumu sakinleştirmeye bakın. Sakin olun ve dengeyi yeniden kuracağınız bir yer bulun.

Kaynak: Aklınızı Keşfedin

İnsan Psikolojisini Merak Edenlere: Mutluluk Üzerine Yapılmış 10 Psikolojik Araştırma

1)Mutluluk Tüm Vücüdumuzu Kaplıyor

10402521_1079318288744836_3561974261269414097_n[1]

Finlandiyalı araştırmacılar 701 katılımcıdan kızgınlık, korku, iğrenme, mutluluk, üzgünlük ve sürpriz gibi hisleri vücutlarında nerelerinde hissetiklerini boş vücut çizimlerinde boyamalarını istediler ve sonuçlar aşağıdaki gibi çıktı. Sarı duygularımızı en yoğun hissettiğimiz bölgeyi gösterirken, kırmızı daha azı, siyah hissizlik, mavi ve açık mavi ise çok düşük aktiviteyi gösteriyor.

İlginç olan ise insanlar mutlu hissettiğinde tüm vücutlarında aktivite olduğunu belirtmeleri. Belki de mutluluk bizi hayat için harekete geçiren bir şey!

2) Mutluluk genetik kodumuzu değiştiriyor.

Başkalarına yardım ederek mutlu olan insanların, antikor ve antiviral genleri daha etkin çalışıyor. Bu da başkalarına yardım eden insanların daha etkin çalışan bir bağışıklık sistemleri olduğu anlamına gelebilir!

3) Sosyal yardımlaşma insanları zor zamanlarda da mutlu ediyor

Amerika’da 2009 krizinden sonra birçok ailede hem anne hem de baba işsiz kaldı, borçlar arttı ve her haneye daha az para girmeye başladı. Peki aileler bu çöküşle nasıl başa çıktılar? Amerika’da 225 aile ile yapılan bir araştırma gösteriyor ki, zor zamanlarda birbirlerine destekte bulunan mahallelerin mutluluğu (örn. birbirine borç veren, birbirinin çocuklarını kollayan) diğerlerine göre daha yüksek. Yani, sadece finansal kapital değil, sosyal kapital de insanları mutlu ediyor.

4) İçe dönük olsanız da dışa dönük davranın

1923856_1079318278744837_5815825954894365547_n[1]

Amerika, Venezuela, Filipinler, Çin ve Japonya’da yapılan bir araştırmada, içe dönük ve dışa dönük kişilik tipindeki insanlardan bulundukları ortamda 10 dakika boyunca dışa dönük davranmalarını ve sonrasında nasıl hissettiklerini tarif etmeleri istendi. Sonuçlar gösterdi ki katılımcılar sadece 10 dakika boyunca dışa dönük davransalar bile sonrasında ruh durumlarını daha pozitif sözcüklerle tanımlıyorlar.
Amerika, Venezuela, Filipinler, Çin ve Japonya’da yapılan bir araştırmada, içe dönük ve dışa dönük kişilik tipindeki insanlardan bulundukları ortamda 10 dakika boyunca dışa dönük davranmalarını ve sonrasında nasıl hissettiklerini tarif etmeleri istendi. Sonuçlar gösterdi ki katılımcılar sadece 10 dakika boyunca dışa dönük davransalar bile sonrasında ruh durumlarını daha pozitif sözcüklerle tanımlıyorlar.

5)Mutluluk internette de bulaşıcı

Facebook’un milyonlarca kullanıcının duygularını manipüle ettiği için tüm Dünya’da oldukça eleştirilen araştırmasının sonuçları gösteriyor ki, hem mutluluk hem de mutsuzluk online mecrada bulaşıcı. Hatta ve hatta, mutlu etkileşimler mutsuzlardan daha çabuk ve hızlı yayılıyor. Bu, şu anlama geliyor: Facebook sayfanızda mutlu içerikler paylaşan arkadaşlarınız daha çok ise, sizin de mutlu içerik paylaşmanız ve (belki de hissetmeniz) daha olası.

6)Yaş aldıkça sizi mutlu eden şeyler değişiyor

19 ve 79 yaşları arasında 200 kişi ile yapılan bir araştırma gösterdi ki, genç katılımcılar mutluluklarını belirleyici olarak daha çok ‘sıradışı’ aktiviteleri belirtirken, yaşı ilerlemiş katılımcılar günlük aktivitelerden daha mutlu olabildiklerini belirttiler. Bu günlük aktiviteler, başka birinin mutlu yüz ifadesinden mutlu olmak, parkta yürümek ve aileleriyle vakit geçirmek gibi kolayca ulaşılabilecek ve para haramadan yapılabilecek aktivitelerdi.

7)Materyalist insanlar neden mutlu olamıyor

Para insanları mutsuz etmiyor, ancak materyalist bir zihin yapısına sahip olmak, paranız olsun olmasın, sizi mutsuz edecektir. Peki neden materyalist olmak insanları mutsuz ediyor?

Çünkü materyalist insanlar sürekli sahip olmadıkları bir şeyin onları mutlu edeceğine inanıyorlar, ve ellerindekinin değerini bilemiyorlar. Ayrıca son zamanlarda yapılan bir araştırma gösterdi ki, materyalist insanlar daha az şükran duyuyorlar, bu da onların genel olarak hayattan aldıkları tatmini düşürüyor.

Belki de hepimiz elimize kredi kartını alıp, bir sonraki harcamamızı yapmadan önce Epikür‘ün şu sözlerini hatırlamalıyız: “Sahip olamadıklarının acısını çekerek, sahip olduklarını mahvetme. Hatırla ki bugün sahip oldukların, bir zamanlar sahip olmak istediklerindi.”

8) İlişkilerin Gücü

Hepimiz lise yıllarımızı yad ederken unutulmaz arkadaşlıklarımızı hatırlarız. Yapılan bir araştırma gösteriyor ki, çocuk ve ergenler için de okul başarıları değil, okullarında kurdukları sağlam ilişkiler mutluluklarını belirliyor. Çocuğunuzun hem mutlu hem de başarılı olmasını istiyorsanız, akademik yönelim kadar kurduğu sosyal ilişkilere de önem verin.

9)Mutlu olmak için ne tür hedefler koymak gerekir

İnsanlar aslında onları mutlu eden hedefler hakkında yanılıyorlar. Bir psikolojik araştırmada katılımcıların bir kısmından ‘bir başkasını mutlu etmeleri’, diğer bir kısmından ise, ‘bir başkasını güldürmeleri’ istendi. Sonuçlar gösterdi ki, kendilerine daha somut bir hedef atanan grup (bir başkasını güldürme), isteneni yerine getirdikten sonra daha mutluydu.

10)Sıradan anlardan mutluluk duyabilmek

Bir araştırma 135 üniversite öğrencisinden bir zaman kapsülü yaratmalarını istedi. Bu zaman kapsülü, kapalı bir şişenin içine şunları koyarak yaratılıyordu:

Birisiyle yakın bir zamanda yaptıkları kısa bir sohbeti bir kağıt parçasına yazmak
En son katıldıkları sosyal etkinliği yazmak
Yakın zamanda yazdıkları bir ödevin bir parçasının kopyası
En sevdikleri 3 şarkının ismini bir kağıt parçasına yazmak
Araştırmacılar katılımcılara 3 ay sonra bu zaman kapsülünü açarken nasıl hissedeceklerini sorduklarında, katılımcıların çoğu bunu çok da önemsemediklerini belirtmişlerdi. Ancak 3 ay sonra kapsülü açmak için çağırıldıklarında, çoğu bir öncekine göre çok daha pozitif sıfatlarla hislerini tarif ettiler.
Bu araştırma gösteriyor ki, günlük olayların bizi ne kadar mutlu edebileceklerini oldukça azımsıyoruz.

Ve neden şimdiden kendi zaman kapsülümüzü yaratmayalım?

Kaynak: Anneler Kulübü

Vücudunuz Felç Geçirmeden Önce Sizi Uyarıyor – İşte Felç Geçirmek Üzere Olduğunuzun 8 İşareti

felç[1]
Yapılan araştırmaya göre ülkemizde her yıl 200 bine yakın kişi felç geçiriyor.

Yapılan iyileştirmeler sayesinde bu oran giderek azaltılırken hala yapılması gerekenler var.
Araştırma yapan kurumlara yapılan para bağışları hayati önem taşıyor. Her 50 kişiden 1’i felç geçirmeden 24 saat önce felç geçireceğinin işaretlerini görüyor.
Felç genelde beyin enfarktüsü veya beyin kanaması ile bağlantılı olarak görülüyor. Beyindeki sinir hücreleri damarlar yardımıyla aktarılan oksijen ve besinlerin sayesinde işlevlerini yerine getiriyor. Damarların beslediği beyinde oluşan bir pıhtılaşma sonucunda da beyin felci ortaya çıkıyor.
Beyin felci geçirmeden önce belirtiler kesin olarak görülmese de beyin felci geçiren birçok kişi, önceden belirtileri hissettiklerini söylüyorlar.
1- Yüksek tansiyon
Tansiyonu yükselenler değişikliği anında hissedemiyorlar. Yüksek tansiyon, beyin enfarktüsü ve beyin kanamasının en büyük belirtisidir.
Tansiyon yükselmesi sonucunda beyne giden damarlar zamanla daralıyorlar, şekilleri bozuluyor ve kan sızdırmaya başlıyor.
Mayo Clinic’in önerisine göre tansiyonunuz sürekli yükseliyorsa mutlaka bir doktora görünmeniz gerekiyormuş.

2- Boyun tutulması
Beyindeki damarlarda oluşan kanama boyun tutulmasına neden oluyor.
Eğer çenenizle göğsünüze değemiyorsanız ve başınız çok ağrıyorsa derhal doktora görünmeniz tavsiye edilir.
3- Ayak düşmesi
Ayak düşmesi veya kısmi felç gibi ayağınızı tamamen kullanamamanıza neden olan rahatsızlıklar, dizinizle bacağınız arasında köprü görevi gören sinirlerin hasar görmesi sonucunda oluşur ve felçle bağlantılıdır.
4- Şiddetli baş ağrısı
Herkes hayatının bir kısmında sıradan baş ağrıları çekmiştir.
Eğer başınız birden şiddetle ağrımaya başladıysa ve daha önce böyle bir şeyle karşılaşmadıysanız, derhal doktora görünmeniz tavsiye edilir.
New York Times’da yazılanlara göre, şiddetli baş ağrılarının hemen ardından beyin felci geçiren insan sayısı bir hayli fazlaymış.

5- Kan şekeri düşüklüğü
New York Times’ın sağlık köşesinde belirtilenlere göre beynin belirli kısmında meydana gelen uyuşma beyin felcinin habercisiymiş.
Bunun farkına varmak biraz zor olabilir. Kafanızdaki kısmi ağrının ayrıca ayağınızı ve bacağınızı uyuşturduğu ve konuşmanızda aksaklık yarattığını aklınızda bulundurun.
6- Görme bozuklukları
Tek veya her iki gözünüzde de oluşan ani bozulmalar felç geçireceğinizin habercisi.

7- Omuz ağrısı
Çoğu olmasa da felç geçirenlerin az bir kısmı felcin hemen öncesinde omuzlarında şiddetli bir ağrı hissediyorlar.
8- Çabuk yorulma
Felcin habercisi olan son belirti de yorgunluk. Çabuk yorulan kişiler uykularında felç geçirebiliyorlar ve bilinçlerini kaybedebiliyorlar.
Eğer birinin felç geçirdiğinden emin değilseniz YKKZ testini deneyin.
Y= Yüz: Kişinin suratı öne düşüyor mu?
K: Kol: Kişi iki kolunu da havaya kaldırabiliyor mu yoksa bir kolunu daha mı güçsüz hissediyor?
K: Konuşma: Kişinin konuşmasında bir gariplik var mı?
Z: Zaman: Zaman çok önemli! Derhal ambulansı arayın!

Felcin kişiden kişiye değişen farklı belirtileri olduğunu ve felç geçirme riski olan birinin bütün belirtileri göstereceğine dair bir kesinlik olmadığını göz önünde bulundurun.
Yine de bu 8 belirtiyi göz önünde bulundurarak birilerinin hayatını kurtarabileceğinizi unutmayın!
Yazıyı paylaşmayı ve insanları konu hakkında bilinçlendirmeyi ihmal etmeyin.

Kaynak: Newsletter

Sundar Pichai’yi Google CEO’luğuna Kadar Getiren Hamam Böceği Teorisi

hamam-bocegi-teorisi-google[1]

 

Google CEO’su Sundar Pichai, geçmiş yıllarda, hayata, olaylara ve olaylara verdiği tepkiyi gözden geçirmesine sebep olup onu Google CEO’luğuna kadar taşıyan kafa yapısına kavuşmasına sebep olan Hamam Böceği Teorisi’ni şöyle anlatıyor;
Bir gün, sıradan bir restoranda oturuyor ve kahvemi yudumluyordum. Orada oturduğum esnada uçan bir hamam böceği aniden ortaya çıktı ve bir kadının üzerine kondu. Kadın, böceği görür görmez büyük bir panikle çığlık atarak zıplamaya başladı. Bir yandan panik içerisinde zıplarken bir yandan da elleriyle hamam böceğini üzerinden atmaya çabalıyordu.

 

Doğal olarak onun bu halini gören arkadaş grubuna da onunla birlikte paniğe kapılmaya başladı ve onlarda sağa sola sallanmaya başladılar. Bu esnada kadın, hamam böceğinden kurtuldu ve böceği üzerinden savurdu fakat ancak hamam böceği şimdi de gruptaki diğer kadınlardan birinin üzerine konmuştu!
Şimdi de gruptaki diğer kadın için büyük bir panik ve hengame başlamıştı. Ta ki garson ufukta gözükene dek. Hamam böceği diğer kadının da üstünden uçtu ve yardıma gelen garsonun üzerine zıpladı. Ancak garson diğerlerinden farklıydı. Sakince üzerindeki hamam böceğinin davranışlarını takip etmeye başladı.Sonunda hiçbir heyecan emaresi göstermeden hamam böceğini parmaklarıyla tutarak restoranın kapısından dışarı atmayı başardı.

Kahvemi içerken izlediğim bu garip olay aklımda tilkilerin dolaşmasına yol açtı ve başladım düşünmeye. Yaşanan tüm olayın ardından, acaba ufacık ve bilinçsiz bir canlı olan hamam böceği tüm bu çılgınlığın sorumlusu olarak gösterilebilir miydi? Eğer bu doğruysa garson neden diğerleri gibi rahatsız olmamış, sakinliğini korumuştu?
Diğer herkes paniğe kapılıp olayı çözemezken, garson sakinliğini hiçbir şekilde bozmadan olaya sakince yaklaşmıştı. Hayır, problem hamam böceğinde değildi. Problem, insanların hamam böceğinden duydukları rahatsızlığı yönetmekteki başarısızlığındaydı. Problem insanlardaydı. O zaman bunun sadece bu ilginç ve basit olayla sınırlı olmadığını, hayatın her alanında benzer durumların yaşandığını fark ettim.

 

Babamın, patronumun ya da karımın davranışları değil, bu davranışlardan duyduğum rahatsızlıkları kontrol altında tutamıyor olmamın beni rahatsız ettiğini anladım. Trafik sıkışıklığından yaşanan rahatsızlık da aynıydı. Trafik sıkışıklığı aslında beni rahatsız etmek için tek başına yeterli değildi. Ben trafik sıkışıklığının yarattığı rahatsızlık hissiyle baş edemediğim için bu olay canımı sıkıyordu. Aynı trafikte sıkışmış olmalarına rağmen “mutsuz” olmayan insanları başka ne açıklayabilirdi ki?

Problemin kendisinden ziyade benim probleme olan yaklaşımım, problemin hayatımda yarattığı kaosun gerçek sebebiydi. Başımdan geçen bu hikayeden anladım ki hayatta önüme çıkan olaylarda tepki vermeden önce durumu anlamaya çalışmalı, ardından tepki değil, anlamlı bir yanıt verebilmeliyim. O gruptaki kadınlar sadece tepki gösterdi, garson ise anladı ve bir “yanıt” verdi.

http://filoji.com/sundar-pichaiyi-google-ceoluguna-kadar-getiren-hamam-bocegi-teorisi/

Bilim dünyasını şaşırtan limon ve sarımsak mucizesi!

AAtz6T0[1]

 

Limon suyu ve sarımsak mucizesi
2 litre limon suyu, 40 diş soyulmuş ve ezilmiş sarımsak, ağzı sıkı kapanan koyu renkli veya üzeri kağıtla kapatılmış bir kavanoza karıştırılıp doldurunuz.

Sarımsak yıkanmadan ve ezilerek limon suyunun içine koyulacak, kavanozun kapağı sıkıca kapatılacak. 25 gün boyunca normal ılık bir yerde saklanıp her gün çalkalanacak. (sarımsaklar iyice erimiş olacak),Karışım içildikten sonra, kahvaltıya kadar (yarım-1 saat sonra) kahvaltı yapılacak. Mümkünse her sabah aynı saatte içilecek.

25 gün sonra kavanozu açıp her sabah kahvaltıdan yarım saat 1 saat kadar önce aç karnına yarım veya içilebiliniyorsa 1 çay bardağı içilecek. Kavanozun kapağı hep kapalı tutulacak, kavanoza asla su, şeker v.b. karıştırılmayacak, ancak çay bardağına aldığınız kısmına istenirse sulandırılıp içilebilinecek.

İkisi de ayrı ayrı sağlık deposu olan limon ve sarımsak bir araya gelirse ne olur dersiniz? İşte limon suyu ve sarımsağın beş kanıtlanmış faydası…

1- Tüm damar iltihapları (vaskülir) tedavi ediyor, tıkanan damarları açıyor, damar sertliklerini ve hipertansiyonu önlüyor.

2- Kollestrol ve lipidi düşürüyor zararlı yağların yakılmasını sağlıyor,kilo verdiriyor (bazal metabolizmayı hızlandırıp yağların yakılmasını sağladığı için iştahı açıyor, bu dönemde diyete dikkat etmek gerekiyor)Şekeri düşürüyor,pankreas’ın yenilenmesini sağlıyor.

3- Böbrek ve safra taşlarını eritiyor, idrar söktürüyor, vücuttaki şişkinlik ve tüm dokulardan ödemi kaldırıyor.

4- Helycobeacter pylori adlı ülser mikrobunu öldürerek mide ve oniki parmak bağırsağı ülserinin kesin tedavisini yapıyor.

5- Tüm romatizmal iltihabı önleyip, her tür romatizmal ağrıları dindiriyor, kireçlenmeyi önlüyor. Eklem düzeylerinin yenilenmesini sağlıyor. Ağrıları kesiyor.

6- Beyin hücreleri ve tüm sinir sistemlerinin yenilenmesini sağlıyor. Sinirdeki aksiyon potansiyelini düzenleyip ileri-refleks hızını arttırıyor. Felçlere ve Vertigo’da fayda veriyor.

Kaynak: msn