Güçlü Bir Kadında Mutlaka Bulunan 6 Özellik

guclu-kadin-ozellikleri[1]

Kim, sırtını güvendiği bir omuza yaslama imkanı varken, omuz omuza carpışmaya ya da sıcacık bir kucakta huzur bulabilecekken kendini ateşlere atmaya gönüllü olur?Gördüğünüz o güçlü kadınların kaçı yaradılıştan güçlü, kaçı hayatın içinde tek başına dimdik olmaya mecbur bırakılmıştır acaba?

Onları en kalabalık ortamlarda bile çabucak tanırsınız. Bakışları ve duruşları kendinden emindir. Yüzlerinde hüzünlü bir gülümseme, bazen de tüm acılara inat kahkahaları vardır. Sorumluluk, insana kudretli olma zorunluluğunu da yanında getirir. Sorumluluklarını bilen güçlü kadınlar kolay kolay bu özelliği kazanmamışlardır.
1. Yaşadıkları zor günler yeniden ayağa kalkmaları için onları cesaretlendirmiştir.
Herkesin kendini bulmasında, şuan ki benliğine kavuşmasında yaşadıklarının payı büyüktür. Özellikle yaşadığımız zorlu günler bize aslında hayatımızı nasıl şekillendirmemiz gerektiğiyle ilgili bir çok uyarı yaparlar. Bazı kadınlar yaşadıkları acılar karşısında pes ederler ve teslim olurlar. Karşı koymak yerine kendilerinden ödün verirler. Fakat güçlü kadınlar, bu zorlu günlerin onlar için aydınlığa açılan bir kapı olduğunu bilirler.

Yaşadıkları problemler ne kadar zorlu ve acılıysa o kadar büyük bir cesaretle ayağa kalkarlar. Bu zor günlerin kendi hayatlarını kontrol altına almak için bir dönüm noktası olduğunu bilirler. Yeni hayatlarına açılan kapıya ulaşmak için o zor yolları aşmaları gerektiğinin bilincindedirler.
2. Etraflarındaki her şeyin farkındadırlar.
Güçlü kadınlar çevrelerinde ne konuşulduğunun,neyin ima edildiğinin, bakışların farkındadırlar ama genelde bunu belli etmezler. Yalan söylenildiğinin, kendisine kur yapıldığının, çok sevildiğinin de farkındadır. Hisleriyle karşısındaki kişiyi okurlar ve ona göre davranırlar. Bu bazen dezavantaj olabilir onlar için çünkü karşısındaki insanın niyetini anlarlar ve hayal kırıklığına uğrarlar. Fakat güvenilir insanları da tanımaları uzun sürmez. Böylelikle hayatlarında kalıcı ve sağlam insanlara yer açarlar.

3. Kötü bir gün geçirseler de kendilerini salmazlar.
Bazı kadınlar zayıflıklarını anlatmasalar da, duruşlarıyla ya da görünümleriyle belli ederler. Güçlü kadınlar ise ne olursa olsun o gün her zamanki gibi dik duruşuyla evlerinden çıkıp işlerine giderler. Aynaya baktıklarında kendilerinden cesaret alırlar. Her kadın güçlü olmak zorunda veya öyle görünmek zorunda değildir fakat bu kadınlar düşüncelerinin ve hislerinin karşısındaki kişi tarafından okunmasını istemezler. Çünkü yaşadıkları yüzünden tam olarak güvenemezler ve kendilerini böyle koruyacaklarını düşünürler.

4.  Çabuk kaynaşamasalar da tanıştıkça ne kadar şefkatli ve sıcacık olduklarını anlarsınız.
Girdikleri her ortamda herkesle kaynaşıp, her şeyini anlatmaya başlayan kadınlardan değillerdir. Sert mizaçlı görünürler. Ama sevgisiz değillerdir. Soğuk görünürler ama amaçları ortamdaki insanları koklamaktır. Onları hisleriyle tartarlar ve genelde yanılmazlar.

Tanıdıktan sonra duvarlarını yıkarlar ve onların herkese göstermediği taraflarıyla karşılaşırsınız. Bitmeyen bir sevgileri, şefkatli kolları vardır. Size güvendikleri takdirde sevgilerini hissettirmekten çekinmezler. Olgun ve güçlü her birey gibi sevgilerini göstermenin bir zayıflık olduğunu düşünmezler. Sevildikçe daha fazla sahiplenirler. Mutlu ve güçlü bir kadın kadar size iyi hissettirecek biri yoktur!
5. Kendi değerlerini kendileri biçerler.
Güçlü kadınlar başka insanlar üzerinden kendilerini değerlendirmezler. Karşılarındaki erkeğin onları ne kadar sevdiği veya arkadaşlarının onları ne kadar önemsediğine göre kendilerini yargılamazlar.

Başkalarının düşüncelerine saygı gösterirler, fakat inandıklarını başkalarının düşüncelerine göre değiştirmezler. Bunun öz benliklerine hakaret olduğunu bilirler. Kendi inşa ettikleri bir öz güvenleri vardır ve kendilerinden emindirler. Bu yüzden kendilerini severler ve başka bir erkeğin kendilerini seveceği zamanı bekleyerek kendilerini harap etmezler.
6. Yalnız vakit geçirmeyi severler.
Yalnızlık kendi ruhlarını doyurmaları için eşsiz bir fırsattır. Yalnızlığı kendilerine katacakları yeni şeyler için bir fırsat olarak görürler. Yalnızlıktan korkmazlar hatta en güçlü hissettikleri an yalnız oldukları anlardır. Yalnız kalmamak için arkadaş edinmezler. Kendilerine bir şey katacaklarını bildikleri insanlarla arkadaş olmayı tercih ederler.

Yalnızken yapacakları her şey onlara iyi gelir. Güzel bir yemek yemek, dışarıda sakince bir kahve içmek, sadece oturup insanları seyretmek bile onlara iyi gelir. Anın tadını en iyi onlar çıkarırlar. Gerçek olan dün veya yarın değildir çünkü. Tek gerçek yaşadığımız bu andır.

http://filoji.com/guclu-bir-kadinda-mutlaka-bulunan-6-ozellik/

Yalnızlığı Seven İnsan Farklıdır: Yalnız İnsanların 7 Özelliği

iyi-dostlar[1]

 

1. Sadakat onlar için en önemli şeydir.
Buradaki nokta, içine kapanık insanların çok fazla insanla takılmaması. İşte bu yüzden onlar için çok az insan oldukça önemlidir. Zaten hayatına çok az insan alabilen yalnız insanların bir ilişkideki en önemli dayanakları güven ve sadakattir. Bundan dolayı ilişkilerinde çok sadıklardır, mutlu ve tamahkar olmaya değer verirler. Sadakat yalnızlığı seven bir insan için en önemli değerdir. Asla bu konuda taviz vermezler ve onları aldatmanızı veya yalan söylemenizi kesinlikle affetmezler.

 

2. Yeni şeyler yapmayı severler.
İnsanlar genellikle yalnızlığı seven kişilerin hayatlarını çok katı bir şekilde yaşamayı seçtiğini ve kendilerini buna mahkum ettiklerini düşünürler. Bu da dolaylı olarak yalnızlığı seven insanların yeni şeyleri sevmediği düşüncesini doğuruyor. Oysa ki, gerçeğin bununla hiç alakası yok. Aksine yalnız insanlar tıpkı dışa dönük insanlar gibi yeni şeyler yapmayı severler.

Ancak diğer insanların aksine yaptığı şeylerde herkesin dikkatini çekmek gibi bir niyetleri olmaz. Hobilerini, zevklerini, eğlencelerini kendilerini mutlu etmek için yerine getirdiklerinden, bunları diğer insanların gözüne sokmak gibi bir dertleri de olmaz. Bu sebeple sosyal medya platformlarına bakıldığında sıkıcı bir hayat sürüyorlarmış gibi görünebilirler ancak bu kesinlikle doğru değildir.
3. Sakin ve kendilerinden eminlerdir.
Bazı insanlar, yalnızlığı seven kişilerin endişeli olduklarından dolayı çok fazla konuşmadıklarını sanarlar. Bir kez daha bu kesinlikle doğru değildir. Bu insanlar aslında çok sakin ve kendine güvenen insanlardır. İstemedikleri için çok fazla konuşmazlar ve diğer insanlarla çok vakit geçirmezler.

4. Yalnızken rahatlardır.
Birçok insan, yalnız insanların mutsuz olduklarını ve yapacak bir şeyleri olmadığı için zamanlarını kendi kendilerine geçirmeyi tercih ettiklerini düşünür. Aslında durum tam tersidir. Bu insanlar mecbur kaldıkları için değil, yalnızlığı sevdikleri için tek takılmaktlar. Böyle bir hayat seçtikleri için pişman değiller çünkü böyle olmak onlara keyif vermekte. Zamanlarını kendilerini geliştirmeye harcayan bu insanların yapacak daha iyi bir iş bulamadıkları için yalnızlığı seçtiğini düşünmek yersizdir.

5. Zamana değer verirler.
Yalnız vakit geçiren insanlar zamanın değerini iyi bilirler ve işte tam da bu yüzden zamanlarını yalnız veya 1-2 kişi ile geçirirler. Ancak kendilerine bir şeyler katan ve iç görüsü yüksek bir arkadaş bulduklarında onunlada vakit geçirip, sohbet edip, yeni şeyler öğrenmekten hoşlanırlar. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi, bu kişiler yapayalnız değillerdir, sadece çok az kişiyle arkadaşlık kurarlar ve bu kişiler genellikle kendini geliştirmiş, bilgili ve iç dünyası gelişmiş kişilerdir.

 

6. Kişisel alan anlayışları güçlüdür.
Evet, içine kapanık insanların neyin kişisel neyin ortak olduğu konusunda titizlik gösterirler. Kimsenin kendi özel sahalarına girmesine izin vermezler. Özel hayatları hakkında gereksiz konuşmazlar ve diğer insanların özel hayatı hakkında çok konuşan insanlardan haz etmezler. Hangi durumda olursa olsunlar ‘’özel’’ ve ‘’genel’’ şeylerin arasındaki ayrımın daima iyi yaparlar. Bu sebeple yalnızlığı seven insanlar çok büyük çoğunlukla ahlaki anlayışı yüksek insanlardan oluşur.

7. Aslında arkadaşları vardır ancak sayısını bilerek az tutarlar.
Yalnız insanların, büyük bir çoğunluğu aslında, her zaman arayabilecekleri ve sohbet edebilecekleri arkadaşlara sahiptirler. Ancak diğer insanlardan farklı olarak bu kişilerin sayısı genelde 2’yi geçmez ve her zaman onlarla vakit geçirmek gibi bir dertleri yoktur.

Çünkü bu insanlar yapay ve yüzeysel dostluklara tamah etmezler, onlar için 1 kişiyle kuracakları samimi dostluk, 10 kişiyle yüzeysel olarak kuracakları yapay dostluktan kat kat daha önemlidir ve dostluklarında, karşılarındaki kişinin zeki ve içten olmasına önem verirler. Gereksiz alınan veya fikir alışverişi yapamadıklar kimselerle dost olamazlar.

http://filoji.com/yalnizligi-seven-insan-farklidir-yalniz-insanlarin-7-ozelligi/

Bu Resimde Gözünüze Çarpan İlk Şey Bilinçaltınızda Yatan En Büyük Korkuyu Açığa Çıkarıyor

ilk-dikkatinizi-ceken-ne-kurukafa[1]

 

Korku; potansiyel tehlikeye karşı verdiğimiz doğal bir tepkidir. Zihnimiz tuhaf sembolleri kendisine karşı bir tehlike, tehdit olarak algılamaya meyillidir. Bunun nedeni bilinçaltımızda yatan çözümlenmemiş duygulardır.
Şimdi göreceğiniz resim bilincinizin derinliklerinde yatan, henüz keşfetmediğiniz korkularınızın psikanalitik açıklamasını öğrenmenizi sağlayacak.

Aşağıda gösterilen resim korkunun sembolleri ile bilinçaltınızda ilgili sinyalleri uyandıracak bir bağ kuruyor ve resme baktığınız anda gördüğünüz ilk figür bağıntılı olarak en büyük korkunuzu açığa çıkarıyor.
Bu psikanalitik test çok kolay ve hızlıca çözebileceğiniz şekilde. Yapmanız gereken tek şey üzerinde hiç düşünmeden, resimde gözünüze takılan ilk figürleri bulmak.
Başlayalım…
1. Kuşlar
Eğer resme baktığınızda gördüğünüz ilk şey kuşlar ise, siz kesinlikle özgürlüğüne düşkün birisiniz. Arkadaş çevrenizde kendine özgü ve farklı biri olarak dikkat çekiyor olmanız gayet olası. Sizin korkularınızın kaynağı çoğunlukla özgürlüğünüzün kısıtlanması ve istediklerinizi gerçekleştirememekle alakalı.
Ayrıca kuşların kafaları üzerindeki hareleri (halkalar) onlara ait birer parça olarak gördüyseniz bu sizin dışa pek belli edemeseniz de, oldukça iyilik sever biri olduğunuzu göstermektedir. Bu sebeple bir diğer korkunuz savaş, çatışma ve yıkımlardır. Zaman zaman kendi kendinize ülkenizin ve sevdiklerinizin geleceği üzerine düşünerek endişeleniyor olabilirsiniz. Ayrıca hayvanlarla iyi iletişim kuruyor olma ihtimaliniz hayli yüksektir.
2. Kelebek
Kelebek neredeyse çoğu zaman pozitif anlamlarla bağdaştırılan sembollerden biridir. Kelebek zorluklar sonucunda ulaşılan güzellikleri temsil eder. Fakat kelebek bilinçaltındaki karanlık tarafların derinliklerinde yatan bir korkunun da sembolüdür.
Eğer resimde gördüğünüz ilk şey kelebek olduysa, siz büyük bir ihtimalle çocukluk veya gençlik yıllarınızda hayatta çeşitli alanlarda zorluk çekmiş ve zorlu yollardan geçerek hayatı öğrenmiş ancak şuanda hayata şükretmeyi bilen, olgunlaşmış birisiniz. Tıpkı  kelebeğin daha önce bir tırtıl olması gibi sizde şuan ki, halinize erişmeden önce farklı biriydiniz ancak artık özbenliğini geliştirmeye çaba harcayan birisiniz. Bu sebeple bilinçaltınızda bir kaybetme korkusu olabilir. Çok sevdiğiniz bir yakınınızı, bulunduğunuz konumu ya da buna benzer bazı şeyleri kaybetmekten içten içe korkuyorsunuz.

3. Sarkan yapraklar, sarmaşıklar ve çiçekler
Bu tür simgeler eski çağlardan beri güçlü psikolojik semboller olarak değer görürler. Ağaçlar, yapraklar, çiçekler ve meyveler bizim köklerimizi simgeler ve bu bakımdan oldukça derin bir anlam ifade ederler. Yaprak ve dallar ilk olarak dikkat ettiğiniz şey ise doğaya özlem duyan ve doğadan uzak kalmaktan hoşlanmayan bir yapıya sahipsiniz.
Ayrıca eğer bu görselde ilk olarak sarkan ağaç yapraklarını, sarmaşıkları veya çiçekleri gördüyseniz en büyük korkunuz duygusal olarak ikilemde kaldığınız konuyla alakalıdır. Hayatınızda size kendinizi kötü hissettiren birileri olmasına rağmen geçmişin hatrına bu kişileri tamamıyla hayatınızdan çıkarmayı reddediyor ve kimliksel bir karmaşıklık yaşıyor olabilirsiniz. Ancak şu bir gerçek ki, diğer insanları düşündüğünüz kadar kendinizi de düşünüp artık hayatınızın merkezine kendinizi almalısınız.
4. Kurukafa

Eğer diğer hiçbir öğeye takılmadan direkt olarak kurukafayı gördüyseniz, detaylara takılmayan ve büyük resmi görebilen bir yapıya sahipsiniz. Okumayı ve araştırmayı kendine huy edinmiş biri olma ihtimaliniz çok yüksektir. Genellikle kendini geliştirmeyi seven insanlar detaylardan ziyade büyük amaca odaklıdırlar.

Her ne kadar bu yapıya sahip kişiler yalnız vakit geçirmeyi sevseler de, içten içe canlı tuttukları bir korkuları vardır. Bu “ölüm korkusudur.” Ancak çoğu kez bu ölüm korkusu kendi ölümleriyle alakalı olmaktan çok bir sevdikleri veya önem verdikleri birinin ölümüdür. Eğer ilk olarak kurukafa gördüyseniz, içten içe değer verdiğiniz birinin ölümünden oldukça korkuyorsunuz demektir.

http://filoji.com/bu-resimde-gozunuze-carpan-ilk-sey-bilincaltinizda-yatan-en-buyuk-korkuyu-aciga-cikariyor/

Dedikodusunu Yaptığınız İnsanların Sizden Daha Mutlu Olmasının 9 Nedeni

fft99_mf2567728[1]

 

Hepimizin gün içinde merak ettiği birçok şey olur. Bazı zamanlar en çok merak ettiğimiz ve hakkında saatlerce konuştuğumuz konular başkalarının davranışları, yaptıkları veya hayatları olabiliyor. O an güzel gelse bile kısa süreli biz haz yaşamaktan öteye götürmez kimseyi başkaları hakkında konuşmak.

Dedikodusu yapılan insanlar kendi hayatlarını yaşarken, dedikodu yapanlar onların hayatlarını konuşmakla meşgul. İşte dedikodusunu yaptığınız kişilerin sizden daha mutlu olmasının nedenleri:

1. Zamanlarını başkaları hakkında konuşarak harcamazlar:

“Büyük insanlar fikirleri, orta insanlar olayları, küçük insanlar diğer insanları konuşur.” Sözünü muhtemelen duymuşsunuzdur.

Dedikodusunu yaptığınız kişi işte o insanlardan biri. Kendisiyle meşgul ve işini yapıyor. Kendisini geliştiriyor ve mutlu.

2. Etraflarında Dedikoducu İnsanları Barındırmazlar:

Mutluluğumuz ve iyi olmamız çoğunlukla etrafımızdaki insanların kim olduğuyla ilgilidir. Eğer etrafınız dedikoducularla doluysa, kendinizi çok fazla geliştiremezsiniz. Dedikodu zehirlidir. Eğer dedikodusunu yaptığınız kişinin sizin veya başka birisinin dedikodusunu yaptığını duymuyorsanız, muhtemelen yapacak daha iyi işleri olduğu içindir. Eğer çok fazla dedikodu yapıyorsanız kendinize dönüp bir bakın ve mutlu olup olmadığınızı sorgulayın.

3. Taraf Tutmazlar:

İnsanlar dedikodu yaptıklarında taraf tutmaya da başlarlar. Bir fikre veya inanca hep birlikte bağlanırlar. Sonuçta yaptıklarına tepki gösterilince veya zorluklarla karşılaşınca grup olarak “ne cesaretle bizi zorluyorlar” reaksiyonu olur ve bu da aşırı mutsuzluğa sebep olur.

Ama bunun yerine dedikodu ile vakit kaybetmeyi bırakıp duyduğunuz her şeye inanmaz ve dedikodulara kulak asmazsanız çok daha mutlu olabilirsiniz.

4. Yeni Şeyler Öğrenirler ve Kendilerini Geliştirirler:

Dedikodu sizi hiçbir yere götürmez. Dedikodudan hiçbir şey öğrenemezsiniz. Size yargılayıcı ve önyargılı olmayı öğretmekten başka size hiçbir şey kazandırmaz.

Peki ya dedikodusunu yaptığınız kişi? Dedikodu yapmadığı için insanları yargılamaz haklarında önyargılı hükümler vermez. Daha üretken ve yeni bir şeyler öğrenmekle meşgul olur. Kendisini geliştirir ve kendisini geliştiren diğer insanlar gibi daha mutlu olur.

5. Yalan Söylememenin Haklı Gururunu Yaşarlar:

Dedikoducular sürekli yalan söylerler. Gerçeği eğip bükerler ve olayları olduğundan büyük ve önemli gibi göstermek için abartırlar. Yalancılar ise hiçbir zaman mutlu olamazlar.

Dedikodusunu yaptığınız kişinin sizden daha mutlu olmasının sebeplerinden biri de yalan söylemek yerine insanlarla anlamlı konuşmalar yapıyor olması. Onların başkaları hakkında yalan yanlış abartılmış bilgilere ihtiyacı yoktur bunlarla vakit kaybetmezler.

6. Arkadaşlarına Güvenirler:

Dedikoducu insanların çevresindeki insanlar da kendileri gibi dedikoducu olurlar genelde. Aklınızdaki “Acaba benim arkamdan da konuşuyor mu?” düşüncesi sizi yer bitirir. Güvenin yok olması ise mutsuzluğa yol açar.

Dedikodu yapmayan insanların ise böyle bir endişesi olmaz. Arkadaşlarının dedikodu için değil, kendisine yakınlık duydukları için yanlarında olduğunu bilir. Eğer saygı duyulan bir insansanız, başkaları sizden sadece iyilikle bahseder.

7. İş Yerinde Huzurlu Vakit Geçirirler:

Ofis dedikoduları her iş yerinin zehridir. Çalışanlar ve iş arkadaşları dedikodu yapmaya devam ederken zehri de yayarlar.

Dedikodu yapmayan insanlar ise bu zehirden etkilenmez ve işlerine odaklanırlar ve daha mutlu olurlar.

8. Başkalarına Karşı Yardımsever ve Kibar Olurlar:

İnsanlar dedikodu yaptıklarında, dedikodusu yapılan kişi hakkında önyargılar ve yanlış tutumlar geliştirirler. Bu önyargı ve yanlış tutumlar yüzünden diğerlerine kötü davranırlar. Kötü davranmak ise kişinin ruh halini olumsuz etkileyerek onu mutsuz eder. Sonuçta dedikodu yapan insanlar içten içe acı çekerler.

Bir düşünün: Eğer iyi ve yardımsever bir insansanız, siz de mutlu olursunuz. Aklı başında hiçbir insan iyi, nazik ve yardımsever olduğu için mutsuz olmaz. Hatta bazen mutlu olmanın en kolay yolu başkalarına yardım etmektir.

9. Saygı Duyulan Kişiler Olurlar:

Dedikoducu insanlar asla saygı görmezler. Hatta nasıl saygı göstereceklerini de bilmezler. Çevrelerindeki kişiler bir gün kendilerinin de dedikodusunu yapacaklarını düşündüklerinden onlara asla güvenmezler.

Saygı duyulan biri olduğunuzda ise insanların sizin hakkınızda iyi şeylerden başka söyleyecekleri bir şey yoktur. Size güvenirler sizden kötülük beklemezler.

Kaynak: pickthebrain

ANTİK MISIR MİTOLOJİSİNE GÖRE BURCUNUZ…

mısır-mitolojisine-göre-burçlar[1]

 

 

1) THOT (29 Ağustos-27 Eylül)
Zeka ve edebiyat tanrısı, Osiris’in danışmanı ve Horus’un koruyucusu. İnsan veya maymun olarak resmedilir, başının üzerinde bir ay resmi vardır. Kelimelerin ve matematiğin tanrısı olarak kabul edilir, ayrıca tüm yazarları koruduğuna inanılır, hiyeroglif ustasıdır ve ayrıca büyücüler üzerinde büyük bir etkiye sahiptir, gökbilimcileri, savaşçıları ve matematikçileri korur.
Karakter
Meraklı ve girişimci bir yapınız var, mükemmel bir organizasyon yeteneğine sahipsiniz, esrarengiz olaylara çok ilgi duyuyorsunuz, bir savaşçı ruhuna sahipsiniz ve bu ruh sizi sınırlarınızı aşmaya itiyor, hayatın size neşe ve mutluluk veren temel öğeleri sizin için önemlidir, hem cömert, hem de dürüstsünüz. Doğal bir otoriteye sahipsiniz, parmağınızı oynatmadan insanları kolayca yanınıza çekebiliyorsunuz, sizi destekliyorlar, sözünüze sadıksınız, benzersiz niteliklerinizi duygusal hayatınıza ve ailenize de yansıtıyorsunuz, doğuştan bir öğretmen veya araştırmacısınız, sizinle her şey mümkündür bilinmeyen bir konuda öğretmen veya değişik bir konuda araştırmacı olabilirsiniz. Kusurunuz sabırsızlıktır.
Gazeteci, aktör, öğretmen ve avukatlar bu burçtan çıkar.

2) HORUS (28 Eylül- 27 Ekim)
Yıldızların ve aşkın, parlayan güneşin tanrısıdır, firavunların koruyucusudur, en eski Mısır tanrılarından biridir, güneş tacı giyen şahin başlı bir erkek olarak resmedilir. Keskin gözlerinin karanlıkta bile görebildiği söylenir.
Karakter
Çok nazik ve cömert bir karakteriniz var ve bu yüzden çok sevilirsiniz, hayatta başarmak istediğiniz şeyler konusunda çok net görüşlere sahipsinizdir, savaşçı bir ruhunuz vardır, gözünüzü kırpmadan en büyük projelere atılırsınız, risk almayı seversiniz, uzun vadeli sorumlulukları üstlenirsiniz, verdiğiniz tüm sözleri yerine getirmeye yetecek kendine güveniniz vardır, sözlerinizi tutarsınız. Kontrolün hep sizde olmasını istersiniz, ama bazen sabrınız taşınca bu özelliğiniz yüzünden sevilmeyebilirsiniz, siyaset, felsefe ve sosyal konular size göredir, diplomatça davranmayı iyi bilirsiniz, adalet duygunuz gelişmiştir, öksüz birinin haklarını sonuna kadar savunursunuz, ilk görüşte aşık olabilirsiniz, yaşınız ilerledikçe olunlaşırsınız. Cesursunuz.
Politikacı ve medya mensupları bu burçtan çıkar. Zayıf yananız inatçılığınızdır.

3) WADJET (28 Ekim – 26 Kasım)
Kobra tanrıçasıdır ve bilgelik sembolüdür, bu burçta doğanlar mantıklı, temkinli, hırslı, vicdanlıdırlar. Aile bağlarına çok önem verirler Kusurları kötümser olmaları ve biraz kendini beğenmiş olmalarıdır mimar, mühendis, müteahhit ve editör olmaya yatkındırlar.
Karakter:
Öğrenmeye çok tutkulusunuz, kitaplar sizin için en büyük hazinenizdir, evinizde en çok kütüphaneye önem verirsiniz, kendinize güveniniz vardır ama bazen karamsarlığa kapıldığınız olur, dost bildiklerinizin arkanızdan iş çevirmeleri en kızdığınız ve katlanamadığınız şeydir, öyle bir şeyle karşılaştığınızda, asla affetmez ve hesap sorarsınız. Bazen müsrif olursunuz, ayrıntılara önem verirsiniz, gözünüzden hiçbir şey kaçmaz, komşuluk ilişkileri sizin için önem taşır, ‘ev alma, komşu al’ diyenlerdensiniz.
Doğayı çok seversiniz, şehirde yaşamaktan çok kırlarda olma özlemi taşırsınız. Hayvanları çok seversiniz, merhametlisiniz.

4) SEKHMET (27 Kasım – 26 Aralık)
Savaş tanrıçasıdır ve kelime anlamı ‘güç’ tür. Seller, kıtlıklar, salgın hastalıklar gibi insanların mutsuzlukları onun yüzünden olur ama aynı zamanda iyileştirici güçleri vardır ve doktorlarla, büyücülerin koruyucusudur, genellikle aslan başlı kadın veya dişi aslan olarak resmedilir.
Karakter: Sert, tutkulu, hırslı ve gururlu bir karakteriniz var, bu yüzden her zaman dost kazanmazsınız, nadiren hata yaparsınız, başkaları sizi zor bir insan olarak görür, kontrollü birisinizdir, gururlu dış görünüşünüz altında hassas, dikkatli bir insan vardır, ihaneti asla affetmezsiniz, gözlem yeteneğiniz kuvvetlidir, sağlıklı kararlar verirsiniz bu özelliğinizle yasalarla ilgili meslekler size cazip gelir, baştan aşağı mükemmeliyetçi birisiniz, asla tatmin olmazsınız, biraz daha esnek olur, biraz daha yaratıcı olur ve kendinizi daha az eleştirirseniz, kendinizi bu kadar baskı altında hissetmekten kurtulursunuz, kendinizi biraz özgür bırakın ve derinlerdeki arzularınızın farkına varın.
Ünlü sporcuların, şampiyonların burcudur, kusuru sabırsız ve kavgacı oluşunuzdur.

5) SFENKS (27 Aralık -25 Ocak)
Her yaratığın şekline girebilen ve hazinelerin koruyucusudur, aslan vücutlu olarak resmedilirler, bu burçta doğanlar kendilerini her koşula uydurabilirler, hırçındırlar, çok disiplinlidirler ve son derece hassastırlar, bazen kibirli olurlar, meslek olarak kendi işlerinde çalışmayı severler.
Karakter:
Çok nazik, kibar birisiniz, her zaman çevrenizdeki kişileri dinliyorsunuz, karakterleri iyi tahlil ediyor, kolay adapte oluyor ve iyi tavsiyelerde bulunuyorsunuz, karşılık beklemeden veren bir kişiliğiniz var, çok hoşgörülüsünüz ve her zaman başkalarına yardım ediyorsunuz, bu yüzden insanlar bazen sizi suistimal ediyorlar, onlar samimi, içten oldukları müddetçe, sorun yok ama ihanete uğradığınızı hissederseniz, intikamınızı almaktan çekinmiyorsunuz, gazabınızdan korkuluyor, büyük çaba gereken işlere girişmekten kaçınmıyorsunuz, bu enerjiniz başkalarına cazip geliyor.
Tutkulu yapınızla sert kararlar alıyorsunuz, duygusal olarak ailenize büyük destek oluyorsunuz, çok iyi bir baba ve eşsiniz

6) SHU (26 Ocak -24 Şubat)
Güneş ışığı ve rüzgarın tanrısıdır, bu burçta doğanlar inanılmaz derece yaratıcı güce sahip insanlardır, yeteneklerini gösterebilirlerse başarıya ulaşmaları kaçınılmaz olur, prensip sahibi, mizah gücü yüksek insanlardır, kusurları tereddüt etmeleri ve bu yüzden büyük fırsatları kaçırmalarıdır, sosyal alanlarda çalışmayı severler, ayrıca ziraat, danışmanlık ve hayvanlara zulmü önlemek gibi konularda çalışmayı severler.
Karakter
Kendinizi hep öne atan, daima uyanık, başkalarına açık bir kişiliğiniz var, hayat dolu, enerjiksiniz, önyargılarınız yoktur, tutkulu içgüdülerinizin sizi yepyeni ve zengin tecrübeler yaşamanız için rehberlik eder, ihanete uğrasanız bile, nsanlığa sarsılmaz bir güveniniz vardır, çünkü çok olumlu düşünen ve iyimser bir insansınız. Sakin, kendine güvenli bir karakteriniz vardır ve cömertsiniz, bu yüzden insan kaynakları, konusunda meslek seçersiniz, aşık olunca bu derin bir aşk olur ve aşkınızı nasıl taze tutacağınızı bilir, sürprizler yaparsınız, kararlısınız, yıkılan köprüleri nasıl onaracağınızı iyi bilirsiniz, fakat bazen fazla idealist olursunuz ve yüksek standartlarınızı karşılayacak mükemmel kişiyi bulana dek beklersiniz.
Çok iyi aile babası veya anne olursunuz, çocuklarınız sizin göz bebeğinizdir.

7) İSİS (25 Şubat – 26 Mart)
Osiris’in karısı ve ana tanrıçadır, doğum yapan kadınları, yolcuları ve devleti korur. Başında iki boğa boynuzunun üzerinde duran bir güneş figürü taşıyan bir kadın olarak resmedilir,
Karakter
Maddi konularda çok başarılı insanlardır, ayrıca evlerine bağlıdırlar, dışarıda eğlenmektense, evde ailesi, çocuklarıyla vakit geçirmeyi tercih ederler, bu burçta doğanlar çocukken utangaç, içine kapanık olurlar ama daha sonra açılırlar, okumayı severler, kendilerini yetiştirme yeteneğine sahiptirler, üniversite bitirmeseler bile son derece kültürlü, bilgili insanlar olarak herkesi kendilerine hayran bırakırlar, doğaya meraklıdırlar, dağcılık, bisiklet, yürüyüş sevdikleri uğraşılardandır.

8) OSİRİS (27 Mart – 25 Nisan)
Mısır ın en büyük tanrılarından biridir, üretkenlik ve büyümeyi temsil eder, aynı zamanda öbür dünyanın tanrısıdır, ölülerin tanrısıdır, sonsuz hayatın sembolüdür.
Karakter
Çok meraklı bir kişiliğiniz vardır, sıradan biri değilsiniz, hayata bağlı ve kendine güvenlisiniz, hayatınızın her anını yoğun yaşarsınız, başarısız olmaktan korkmazsınız, hayatınızda hiçbir şey durağan değildir, daima yeni maceralara yelken açarsınız, ama tüm bu iyimserliğinize rağmen, bazen hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz, sözlüğünüzde ‘ilgisiz’ kelimesi bulunmaz, arkadaşlığınız sağlam olur, tutkulusunuz. Aile, akrabalık ilişkilerine çok önem verirsiniz, önemli günlerde mutlaka aile üyeleriyle bir araya gelmek istersiniz.
Çocuklarınızı disiplinli bir şekilde büyütürsünüz.

9) AMUN (26 Nisan- 25 Mayıs)
Mısır inanışlarına göre Amun dünyayı yaratan tanrıydı, bu burçta doğanlar güçlü, zinde ve önderlik etmeyi seven kişilerdir, iradeleri de güçlüdür, cesur ve kendilerine güvenlidirler,
Mükemmel lider olurlar, kusurları hoşgörüden yoksundurlar. Para konularındaki mesleklerde başarılı olurlar.
Karakter
Duygusal bir yapınız vardır bu yüzden bazen kendinize olan güveninizi kaybeder ve melankoli ile neşe arasında gidip gelmeye başlarsınız, hassas yapınızı hayal gücünüzün ,çok zengin olduğunu gösterir, başkaları sizi gizemli biri olarak görebilirler, sizi yatıştırmak için sabırlı olmaları gerekir, bazen kendinizi korumak amacıyla, kendinizi başkalarından izole eder, kendi kabuğunuza çekilirsiniz, sosyal konulara eğiliminiz vardır, adil, dürüst bir insansınız ve vicdanlısınız bu özellikleriniz sayesinde insanlar size hayranlık duyarlar korkularınıza rağmen aşk hayatınızın önemli bir parçasını teşkil eder ve aşkınız için dağları yerinden oynatabilirsiniz!
Eşinizde ileri görüşlülük, otoriterlik ve nezaket ararsınız.

10) HATHUR (26 Mayıs – 24 Haziran)
Dünya ve gökyüzü tanrıçasıdır. Duygusalsınız, aşk sizin için çok önemlidir, çekici ve romantik bir insansınız.
Karakter
Çok meraklı bir kişiliğiniz vardır, sıradan biri değilsiniz, hayata bağlı ve kendine güvenlisiniz, hayatınızın her anını yoğun yaşarsınız, başarısız olmaktan korkmazsınız, hayatınızda hiçbir şey durağan değildir, daima yeni maceralara yelken açarsınız, ama tüm bu iyimserliğinize rağmen, bazen hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz, sözlüğünüzde ‘ilgisiz’ kelimesi bulunmaz, arkadaşlığınız sağlam olur, tutkulusunuz. Bazen herkese güvenmenin kötü sonuçlarını görerek, üzülürsünüz, bazen insanlar sizin cömertliğinizi, fedakarlığınızı suistimal ederler, böyle durumlarda ihanete uğradığınızı hisseder ve asla unutmazsınız.
İyiliği unutmadığınız gibi, kötülüğü de unutmazsınız. Çocuklarınız için her fedakarlığı yaparsınız.

11) ANKA (25 Haziran – 24 Temmuz)
Sihirli anka kuşuyla resmedilir, risk almayı severler, kusurları inatçı ve hayalci olmalarıdır.
Karakter
Çok karizmatik bir insansınız, insanları çabuk ikna eder, kendinize bağlarsınız, çok sevilirsinizi ve her zaman çevrenizde sizinle birlikte vakit geçirmekten hoşlanan dostlarınız olur, cesur ve açık görüşlüsünüz, aldığınız kararlar çok doğru olur ve bu yüzden herkes size hayranlık duyar, insanlara cesaret verir, kendine güven duymalarını sağlarsınız, diktatör olmadan doğuştan lider birisiniz, çok uzak görüşlüsünüz, fakat ilişkilerinizde kendinizden fazla vermezsiniz, ama bir kere eşinizi seçtikten sonra çok cömert olursunuz ve güçlü bağlar kurarsınız. Çocuklarınızın derslerine yardım eder, onları mümkün olduğunca iyi yetiştirmeye çalışırsınız.
Aileye çok önem verirsiniz.

12) ANUBİS (25 Temmuz – 28 Ağustos)
Bu ölüm ve öteki dünyanın tanrısıdır, mumyalama törenlerinde rastlarız. Ölünün öbür dünyaya geçişini gözetler, ruhlarını yargılar ve onları korur ismi çakal anlamına gelir genellikle dik kulaklı bir çakal veya köpek biçiminde resmedilir
Karakter
Biraz çelişkiler içindesiniz, hem yalnızlığı seviyorsunuz, hem de başkaları olmadan yapamıyorsunuz, gizemli ve sırlarla dolusunuz, gölgeyi ışığa tercih ediyorsunuz, popüler olmaktansa, gizlenmeyi yeğliyorsunuz, olağanüstü hassassınız, ve çok sadık birisiniz hem kendinize hem de başkalarına karşı çok dürüstsünüz, idealist birisiniz ve bu yüzden hayatınızda büyük hayal kırıklıkları yaşayabilirsiniz ama bunlar uzun sürmeyecektir, ve sonunda mutlaka üstesinden geleceksiniz, ve çözümler bulup, kontrol altına almayı başaracaksınız, öğretmen, doktor, psikoloji, insan kaynakları konusuna çok yatkınsızın, çünkü bilinçaltı dünyasını derinden anlıyorsunuz.
Yapınız bazen duygusal anlamda zayıf hissetmenize, karar verememenize yol açabiliyor, eski yaraların tamir olması zordur ve siz ruh eşinizi bulmak size zor geliyor, bu yüzden eş seçerken çok dikkatlisiniz, eşinizde karşılıklı saygı ve güven bekliyorsunuz

  • ALINTI

 

Göz Testi… Resimde Kaç Tane Dokuz Var…

22815544_10213305788174306_4542068137453097091_n[1]

Bana Bak Herif!..

23031685_338326493300679_7512758068704801202_n[2]

İyi ve Kötü’nün yüzü aynıdır…

22366313_10214586496719989_2328441949030083358_n[2]

 

İYI VE KÖTÜNÜN BULUŞTUĞU YER…
Leonardo da Vinci; ‘Son Aksam Yemeği’ isimli resmini yapmayı düşündüğünde büyük bir güçlükle karşılaştı… İyi’yi İsa’nın bedeninde, Kötü’yü de İsa’nın arkadaşı olan ve son akşam yemeğinde ona ihanet etmeye karar veren Yahuda nın bedeninde tasvir etmek zorundaydı…
Resmi yarım bırakarak bu iki kişiye model olarak kullanabileceği birilerini aramaya başladı. Bir gün bir koronun verdiği konser sırasında, korodakilerden birinin İsa tasvirine çok uyduğunu fark etti.
Onu poz vermesi için atölyesine davet etti, sayısız taslak ve eskiz çizdi. Aradan 3 yıl geçti. ‘Son Akşam Yemeği’ neredeyse tamamlanmıştı, ancak Leonardo da Vinci henüz Yahuda için kullanacağı modeli bulamamıştı….
Leonardo’nun çalıştığı kilisenin kardinali, resmi bir an önce bitirmesi için ressamı sıkıştırmaya başladı.
Günlerce aradıktan sonra Leonardo; vaktinden önce yaşlanmış genç bir adam buldu. Paçavralar içindeki bu adam sarhoşluktan kendinden geçmiş bir durumda kaldırım kenarına yığılmıştı.
Leonardo; yardımcılarına adamı güçlükle de olsa kiliseye taşımalarını söyledi. Çünkü artık taslak çizecek zamanı kalmamıştı.
Kiliseye varınca yardımcılar adamı ayağa diktiler.
Zavallı, başına gelenleri anlamamıştı. Leonardo adamın yüzünde görülen inançsızlığı, günahı, bencilliği resme geçiriyordu…
Leonardo işini bitirdiğinde, o zamana kadar sarhoşluğun etkisinden kurtulmuş olan berduş; gözlerini açtı ve bu harika duvar resmini gördü. Şaşkınlık ve hüzün dolu bir sesle şöyle dedi:
‘Ben bu resmi daha önce gördüm…’
‘Ne zaman?’ diye sordu Leonardo da Vinci, o da şaşırmıştı..
‘Üç yıl önce’ dedi adam..
‘Elimde avucumda olanı kaybetmeden önce… O sıralarda bir koroda şarkı söylüyordum. Pek çok hayalim vardı. Bir ressam beni İsa’nın yüzü için modellik yapmak üzere davet etmişti…’
LEONARDO DA VINCI ELİNDEN FIRÇASINI DÜŞÜRMÜŞTÜ…
İyi ve Kötü’nün yüzü aynıdır…
Paulo Chelho…