Öğrenmek için zaman gerekir, sabır gerekir, ustaları izlemek gerekir. Dünya hızlandıkça zaman kısalabilir ama öğrenmenin esası değişmez.

 

Genç bir adam, değerli taşlara ilgi duyarmış ve mücevher ustası olmaya karar vermiş. “Bu mesleği yapacaksam, iyi bir mücevher ustası olmalıyım” diye düşünmüş ve ülkedeki en iyi mücevher ustasını aramaya başlamış. Sonunda bulmuş, yanına varmış, bir süre bekledikten sonra usta tarafından kabul edilmiş. “Anlat, dinliyorum” demiş usta. Genç adam anlatmaya başlamış; taşlara ilgi duyduğunu ve iyi bir mücevher ustası olmaya karar verdiğini heyecanla anlatmış. Yaşlı usta sesini çıkarmadan genç adamı dinlemiş, sözleri bitince de ona bir taş uzatmış, “Bu bir yeşim taşıdır” dedikten sonra genç adamın avucuna taşı bırakmış ve avucunu kapatmış. “Avucunu aynen böyle kapalı tut ve bir yıl boyunca hiç açma. Bir yıl sonra tekrar gel. Haydi şimdi güle güle” demiş ve şaşkın genç adamı öylece bırakıp kalkmış, odadan çıkmış.

Genç adam evine dönmüş, kendisini merakla bekleyenannesiyle babasına neler olduğunu anlatmış. Anlattıkça da kendisine çok anlamsız gelen bu hareketi ve soğuk konuşması nedeniyle kızdığı ustaya olan öfkesi artıyormuş. Günler geçmeye başlamış. Genç adam sürekli söyleniyor ama avucunu hiç açmıyormuş. “Nasıl böyle budalaca bir şey yapmamı ister. Bir de ülkenin en iyi mücevher ustası olacak. Bu saçmalığa bir yıl boyunca nasıl katlanacağım, böyle bir eziyetle nasıl yaşarım, bu ne biçim ustalık? Ustalık kaprisi yapacaksa, bari başından yapmasaydı.” diye devamlı söyleniyor, her önüne gelene ustadan yakınıyor ama avucunu hiç açmıyormuş. Avucu kapalı uyuyor, bütün işlerini diğer eliyle yapıyormuş. Ve bu duruma da giderek alışmaya, diğer elini çok rahat kullanmaya başlamış. Uyurken de yanlışlıkla avucu açılıp taş düşmesin diye hep yarı uyanık uyuyormuş. Böylece bir yıl geçmiş, her günü zorluklarla dolu, her gecesi de yarım uykuyla yaşanmış bir yılı tamamlamış.

Ve o gün gelmiş. Genç adam tam bir yıl sonra, büyük ustanın karşısına çıkmış. Usta bir süre beklettikten sonra yanına gelince, genç adam ne kadar saçma bulursa bulsun, bu sınavı başarıyla tamamlamış olmanın verdiği gururla elini uzatmış, avucunu açmış. İşte taşın” demiş, “Bir yıl boyunca avucumda taşıdım, şimdi ne yapacağım?” Yaşlı usta sakin bir sesle cevap vermiş: “Şimdi sana bir başka taş vereceğim, onu da aynı şekilde bir yıl boyunca avucunda taşıyacaksın.”Bu söz üzerine genç adam bütün sükunetini kaybetmiş, bağırıp çağırmaya başlamış. Yaşlı ustayı bunaklıkla, delilikle suçlamış, mücevher ustalığını öğrenmek için gelen genç bir insana böyle eziyet ettiği için, hasta olduğunu bağıra çağıra söylemiş. Genç adam bağırıp çağırırken, yaşlı usta ona hissettirmeden bir taşı avucuna sıkıştırmış. Öfkeden yüzü kıpkırmızı genç adam, bir yandan bağırıp çağırırken avucundaki taşı hissetmiş. Durmuş, taşı biraz daha sıkmış ve heyecanla konuşmuş: “Bu taş yeşim taşı değil usta!”

Öğrenmek için zaman gerekir, sabır gerekir, ustaları izlemek gerekir. Dünya hızlandıkça zaman kısalabilir ama öğrenmenin esası değişmez.

alıntı

Your Plans and Universe’s Plans…

Soya, kadınlar için sağlık kaynağı …

Soya içerikli beslenmenin, özellikle kadın sağlığında çok fazla önem taşıdığını söyleyen uzmanlar, soyanın kadınlarda göğüs kanseri ve kalp hastalığı riskinin yanı sıra rahim kanseri olasılığını da azalttığını belirtiyor.
Yaklaşık 5 bin yıldır Çinlilerin sağlık kaynağı soyanın, vücudumuza ve zihnimize olan faydası saymakla bitmez.
Baklagil ailesinden gelen soyanın Türk mutfağına girişi, henüz çok yeni.
Dünyanın birçok ülkesinde uzun yıllardır kullanılan bu mucizevi besin, içerdiği çok özel vitamin ve mineraller sayesinde yemeklerde lezzet ve sağlığı bir arada sunuyor.  Uzmanların, özellikle kadın sağlığında çok fazla önem taşıdığı konusunda birleştiği soyanın; göğüs kanseri ve kalp hastalığı riskinin yanı sıra rahim kanseri olasılığını da azalttığı tespit edildi.
Soya kemikleri güçlendiriyor, kolesterolü düşürüyor
Soya proteininin yararları
– Günde 25 gr soya proteininin kolesterolü yüzde 9 civarında düşürdüğünü ileri sürülüyor.
– Menopoz dönemi şikayetlerini azaltıyor.
– Meme kanseri ve prostat kanseri riskini düşürüyor.
– Kalp hastalıklarından koruyor.
– Kemikleri güçlendiriyor, kemik erimesini önlüyor.
Yararları bilindiği halde, tatsız tuzsuz olduğu düşünüldüğü için pek fazla kullanılmayan soya ürünleri, yemeklerde et ve kıymayla birlikte veya onların yerine kullanılabiliyor.
alıntı

Vitamin ve mineral miktarları yüksek olan bu hammaddelerden yapılan şalgam suyunun insan sağlığı için pek çok faydası vardır.

 

– İştahı açar,

– Laktik asit içerir, sindirimi kolaylaştırır.
– B grubu vitaminleri içerir, sinirleri yatıştırır….
– Mide ve karaciğere faydalıdır,
– Kalsiyum, potasyum ve demir içerir, kemik ve dişleri kuvvetlendirir.
– Afrodizyak özelliği vardır.
– 100 gramında 20 kalori olan şalgam,A-B-C vitamini içerir. Kalp, damar ve göz sağlığı için faydalıdır.
– Vücuttaki toksinleri atmak,kolesterolden uzaklaşmak, stresten kurtulmak için bolca yenip, suyu içilir.
– İdrar söktürücü,romatizma, nikris ağrılarına, mafsal şişliklerine, böbrek kumu ve taşının dümsine, apse, dolama, kan çıbanı, donma,ergenlik sivilceleri, egzama, göğsü yumuşatıcı, akciğer ve bronşları temizler, boğaz iltihabına, pekliğe, şeker hastalarına verilir.
– Toksinleri atmaya yarayan, süt asidi, fosfor, kalsiyum, potasyum, stresiönleyip sinirleri yatıştır.
– Şeker ve vitamin yönünden çok zengin olan şalgam arsenik, kalsiyum ve madeni tuzlar içerir. Kansızlık için ideal bir ilaç olup,yaprakları da kökü gibi kalsiyum demir,bakır ve iyot içerir.
– Vücutta şişliklerin üstüne konduğu gibi,el ve ayağı donanlara haşlanıp lapası sürülür.
– Haşlanan suyu ile saçlar yıkandığında beyazlaşmayı önler.
– Kökünün haşlanıp içilmesi sindirim güçlüğünü giderir. Nikris hastalığına iyi gelir.
– Akciğer ve bronşları temizleyen şalgam,pekliği giderdiği gibi bazı cilt hastalıklarında da merhem gibi kullanılır.
– Yaşlıların ayak üşümelerini gidermek için; kalın, etlice soyulmuş, 2 şalgam kabuğu, 1 çay bardağı ısırgan otu ile 1 litre suda haşlanıp haftada 2 gün ayaklar bu suyla yıkanır.
alıntı

Bardak, cama üflendiğinde kırıktır…

 

Olgular durağan değil değişkendir. Kalıcılık bir gerçek değil bir fikirdir. Bardak zaten kırıktır ve yalnızca bunun olacağı günü beklemektedir. Bardağı şu an sağlam görüp onun sağlam kalacağını sanmak bir yanılgıdır. Bardak kötü kaderiyle karşılaşana ya da iyi kaderini tüketene kadar sağlam görünür. Dolayısıyla da bardağa dört elle sarılmanın anlamı yoktur. Onu sonsuza kadar sağlam kalacakmış gibi algılamak, bir kenarı çatladığında buna şaşırmak ya da bundan korkuya kapılmak, sanki anormal bir şey olmuş gibi algılamak zaten kırık olan bir şeyi sağlam tutmaya çalışmaktan kaynaklanır. Bardak, cama nefes üflendiği anda zaten kırıktır.

 

Hayat, içindeki şeylerle birlikte geçici, değişken ve dolayısıyla güvenilmezdir.  Ona dört elle sarılmaya kalkmak, bir nehrin üzerine çerden çöpten kalıcı bir ev yapmaya kalkışmaktır. Böyle bir bina bir kez inşa edildi mi onun sağlam kalacağına, değişmeyeceğine, geçici olmayacağına bel bağlayamayız. Tersine, bir nehrin üzerine ev inşa etmek, evin sürekli olarak yeniden, yeniden ve yeniden inşa edilip durması anlamına gelir. Aksi halde dağılıp yok olacaktır.

 

Kalıcı olmayan, değişken, geçici bir gerçeklik içinde mutluluk yalnızca kendinden önceki mutsuzlukla vardır; mutsuzluk yalnızca kendinden önceki mutlulukla vardır. Mutsuzluk, mutluluğun ön koşuludur. Mutluluk, mutsuzluğun ön koşuludur. Mutsuzluk daha doğduğu anda mutluluktur. Mutluluk daha doğrduğu anda mutsuzluktur. Mutluluk geçicidir; kendini oluşturan koşullar tükeninceye kadar mutluluktur. Mutsuzluk geçicidir; kendini oluşturan koşullar tükeninceye kadar mutsuzluktur.

 

Her şey geçicidir. Bunu anlamamak, varoluşun en temel doğasını kavrayamamaktır. Bu en temel doğayı kavrayamamak, bundan sonra kavrayacağımız HER ŞEYİN yanılgı olacağı anlamına gelir. Bu hakikat, varoluşun en temel zemini olduğu için, bu zemini tanımamak, anlamamak, onu hayatın bir parçası yapmamak üzerinde inşa edeceğimiz ya da duracağımız bir zemine sahip olmamak demektir. Gerçek olmayan bir zemine gerçek bir şey inşaa edilemez. Bu nedenle geçiciliği kavramayan bir zihnin kavradığı her şey, her iddiası muhtemelen yanlış, yanılgı dolu ve geçici olacaktır.

 

Hakikat durmak değil, akmaktır. Ben, bir kişi değil, değişken bir durumdur. Bunu anlamak değişken olmayan bir hakikate ulaşmaktır.

Cem Şen

Geldi Yine Tipini…

Eylem tek gerçektir ! Eylem HAYAT tır …

Olumsuza kapılmak ve koyvermek kolaydır. Ama kıçını kaldırmadan olumluyu çağırmak ve piyangonun sırf iyi niyetlisin diye sana vurmasını ummak, aynı şeyin sadece daha güzel paketlenmiş halidir. İyi niyetli filan değilsin – görsene – çok korkaksın.

İnsan; sorumluluk bilinciyle, irade ve disiplinle, içindeki erki devreye sokmadığı sürece ancak ham bir potansiyel olarak, yaşanmamış koca ömrünün bahanesini kurar.

Ali Karakuş

Anne Biz Nasıl Olduk:)))

Aldatma Sorunsalı:)))

Başarı Nedir?

 

10 yaşımdaki başarılarım 10 yaşımın, 20 yaşımdaki başarılarım 20 yaşımın, dünün başarıları ise dünün başarılarıdır. Bunların bugün bir anlamı yoktur. Onlarla böbürlenip, ben ne kadar muhteşemim diye yaygara yapsam da geçmişin bu başarılarında bugün hissedilen büyük tatminler yoktur.

10 yaşımda okul müsameresinde başrol oynamak çok havalı ve beni mutlu eden bir şeydir belki ama bugün onu anımsadığımda aynı mutluluğu hissetmem. 20 yaşımda şu madalyayı kazanmak, bu dağa tırmanmak da o gün muhteşem
olsa da bugün bana vereceği şey en fazla gururlanma ihtimalidir.

Oysa 10 yaşımda, okula getirdiğim yemeğimi okulun yoksul çocuğu ile paylaşmak, 15 yaşımda lisede herkesin hor gördüğü bir insanın göz yaşlarını dindirmek için onunla sohbet etmek ve ona önemsendiğini hissettirmek, mesanesi patlamak üzere olan sakat, yaşlı bir evsizin herkes dalga geçerken tuvaletini yapmasına yardımcı olmak, sokakta diğer çocukların korktuğu sara krizi geçiren bir adamı kollarında sakinleştirmek, herkesin, tüm
doktorların umudu kestiği bir öğrencinin yavaş yavaş yeniden yaşama tutunmasını sağlamak, yıllarca dert tasa çekip çabalayıp öğrendiğin bilgileri insanlara çömertçe sunup onların senden daha hızlı, daha kolay hayatlarını mükemmelleştirdiklerini izlemek… Bunlar ilk anda, o eylemi yaparken hissettiğim hazzı bugün de tam gücüyle, tam etkisiyle hissettiğim mutluluklardır. Ne zaman kendi adıma bir başarı kazansam onun hazzı yalnızca o zamana ait oldu, ne zaman başkaları için kendimden bir şeyler versem, onların mutlu olması için bir adım atsam hazzı tüm zamanların oldu.

Başarı ölümlüdür, geçicidir, unutulmaya mahkumdur; iyi olan, şefkatli olan, paylaşılan ölümsüzdür, kalıcıdır, daima anımsanır. Gerçekten ama gerçekten mutlu olmak istiyorsak biriktirmemiz gereken şey başarı dolu anılar değildir. Bu anılar bize şu an bir şey hissettirmedikleri gibi geçmişte kalan başarılar oldukları için acı çekmemize bile sebep olurlar. Gerçekten mutlu olmak istiyorsak, şefkat dolu, korkusuz, insanların acılarının dinmesini ve kalplerinin ışıkla dolmasını sağladığımız anıları biriktirmeliyiz. Bu anılarımız ne kadar fazlaysa o kadar mutlu, o kadar güçlü, o kadar muhteşem ve o kadar ölümsüz olabiliriz.

Cem Şen

Herkes Bir Yaşam Seçer Ve Seçtiği Yaşamın Bedelini Öder…

Karma Yaratımına Bakış…

Dünyadaki çoğu sorunumuzun kaynağı eylemlerimizin fazla doğrusal olması; daha doğrusu eylemlerimizi “doğrusal” sanmamız. Bizden çıkan bir eylemin bizden uzağa doğru gitme eğiliminde olduğunu ve onunla bir daha buluşmayacağımızı sanıyoruz. Bu sebeple de yaşamı katletmekte bir sakınca görmüyoruz. Oysa yaşam doğrusal değil dairesel işliyor; tıpkı bir çember gibi… Bu nedenle de bizden çıkan her şe…yin bize geri dönmesi kaçınılmaz oluyor. Yaptığımızı daima kendimize yapıyoruz. Bu nedenle her eyleminiz yalnızca bir çember üzerinde hareket etsin. Sizden çıktığında size dönmeyeceğini sandığınız hiçbir eylemi yapmayın. Her eyleminizi, size döneceğini bilerek yapın. Yaşam bir çember boyunca ve bir ritm uyarınca hareket eder. Bunu anlarsanız, o zaman daima ne yapacağınızı bileceksiniz.
Cem Şen

Budha herhangi bir acı durumunda hakikati anlayan insana tek bir ok saplandığını ama hakikati anlamayan insana iki ok saplandığını söyler.

Budha herhangi bir acı durumunda hakikati anlayan insana tek bir ok saplandığını ama hakikati anlamayan insana iki ok saplandığını söyler. İlk ok, olan olay tarafından saplanırken ikinci ok bizim tarafımızdan, düşüncelerimiz ve yorumlarımızla saplanır.

İlk ok genellikle bize zarar vermez; ancak ikinci ok daima hayati bir organa saplanır ve bize asıl zarar veren de bu ikinci oktur. İkinci ok bizim içsel konuşmamızdır, gerçeğe fiyat biçmemiz ve onun gerçek değerini anlamayıp kusurlu bedel ödememizdir. Eğitilmemiş insana daima iki ok saplanır, eğitilmiş bir insana ise yalnızca bir tane.

Cem Şen

 

İşleri Ne Taşısınlar… Günün Fotosu…22/12/2013

Hindistan’dan kareler:)))

EĞER KARANLIK ROLÜNÜ OYNAMAYA İSTEKLİ BİRİNE SAHİP DEĞİLSENİZ IŞIĞI DENEYİMLEMENİZ MÜMKÜN OLMAZ

 Bugün dikkatinizi yargılama konusuna  odaklamak istiyoruz.Bu çoğunuz için zorlu bir konu , bu yüzden bu konuya  ışık tutmaya çalışmak istiyoruz….Çoğunuz başkalarını olduğu gibi kendini  de yargılamayı salıverme çabası içinde.Gerçekte ikisi de aynı kökten  geliyor;sadece aynı ağacın iki farklı kolu.Başkasını yargılamak  gerçekten imkansızdır.Böyle söylüyoruz çünkü başkası için tuttuğunuz  yargılar kendi içinizde yaptığımız yargılamadır.Unutmayın ki iç  realiteniz her zaman dış realitenizi yansıtır.Bu başka bir şekilde  olamaz.
Yargılama konusunu daha fazla konuşalım.Kendini yargılamayla  başlayacağız.İnsanlar için başarılması gereken en zor şeylerden biri  kendini sevmektir.Bu dünyanızdaki tüm kültürler içinde de yer alan  oldukça geniş bir konudur.Kendinize karşı çok acımasızsınız.Akıllarınız  ”keşkeler” ve ”eğerler” le çılgına dönüyor.Aslında birçoğunuz  başkalarına , kendine gösterdiğinden daha fazla hoşgörülü.Size  soruyoruz,neden böyle? Neden kendinize karşı bu kadar acımasızsınız?  Neden bu kadar mükemmellik istiyorsunuz? Kendi bakış açımızdan bunlar  gerçekten asla hata değildir,sadece farklı realiteler deneyimlenmesine  izin veren bir kararın diğerine tercih edilmesi söz konusudur.
Kendini olduğu gibi sevmek ise hepiniz için oldukça zordur.Her zaman  kendinizi daha uzun,daha ince,daha iyi,daha güçlü,daha hızlı olduğunuzu  ister bulursunuz.Kendiniz hakkında sevilecek o kadar çok şey  varken,sevmediğiniz ne var ise onun üzerine odaklanıyorsunuz.Kendinizde  sevdiğiniz şeylere odaklanarak onların daha çok deneyimlenmesine izin  verirsiniz.Odaklandığınız şey artar.Sizden sadece bir günlüğüne  kendinizi acımacızca yargılamadan yaşamanızı ve sadece ne kadar farklı  hissettiğinizi görmenizi istiyoruz.
Çoğunuz diğerlerinin sizin hakkında ne düşüneceğine dair daimi bir  korkuya sahip.Uyum sağlayamayacağınızı ve kendinizi gülünç duruma  düşüreceğinizden endişe ediyorsunuz.Yargı,izole eder.Fakat kendinizi  yargılanmış hissediyorsunuz bilin ki bu sizin kendi inançlarınızdan  kaynaklanır,diğerlerinin değil.İnançlarınız her zaman size geri  yansıtılır.Realitenizi ve realitenizdeki deneyimleri siz  yaratıyorsunuz.Eğer güzel olduğunuza inanıyorsanız,sadece daha güzel  olmanıza izin veren durumları deneyimleyeceksiniz.Belki de birisi sizin  güzel olmadığınızı düşünüyor olabilir,ancak onlar sizin deneyiminizin  bir parçası olmayacaklar, çünkü dışarıya göndermekte olduğunuz şey bu  değildir.Benzerler birbirini çeker.İnançlarınız her zaman realiteniz  aracılığıyla size geri yansıtılır.Dışsal realiteniz ve oradaki  deneyimler ne gibi inançlara sahip olduğunuza dair güzel bir  göstergedir.Eğer birisi sizin bir işi yapma yolunuzu eleştirirse,o zaman  ,tam olarak bununla ilgili eleştirilme korkusu taşıyorsunuz  demektir.İnançlarınız her zaman size geri yansıtılır,genellikle bu  inançları göstermek için insanlar aracılığıyla olur.
Başkalarını yargılarken aslında kendinizi yargılıyorsunuz derken  sadece bunu kastediyoruz.Hepimiz biriz ve realitede ayrılık yok,bu  sadece parçası olmayı seçtiğiniz ilizyonda böyleymiş gibi  görünüyor.Başkalarını yargıladığınızda şundan emin olun ki  yargıladığınız şey hakkındaki bu inanca kuvvetle tutunuyorsunuz.Konu  hakkında tarafsız olmaya izin vermek ve durumu yansız bir bakış  açısından gözlemlemek söylemek isteriz ki büyük ölçülerde özgürlük  sağlar;kendiniz için,gözlemlediğiniz kişi ve durum için.Unutmayın ki bir  şeyi güzel olarak yargılamak da hala yargılamadır.
Nötr olmanın bir duruma karşı kayıtsız olmak yani durumun umrunuzda  olmadığı  anlamına gelmeyeceğini unutmayın.Hayır,nötr kalın derken  bahsettiğimiz şey bu değil.Sizden nötr tarafsız bir gözlemci olmayı  uygulamanızı istiyoruz.Her hangi bir tarafa meyilli olmayan ve hangi  tarafın ‘’doğru’’ hangi tarafın ‘yanlış’’ olduğuna dair önyargılar  taşımayan.Bu şekil tarafsızlık sonuca bağlanma duygusu olmadan durumu  olduğu gibi gözlemlemenize izin verir.Tarafsızlıkta ustalaştığınızda  sizi temin ediyoruz ki bir daha tekrar ‘’kötü’’ bir gün  geçirmeyeceksiniz.herhangi bir şeyi ‘’kötü’’ olarak yargılamazsanız  nasıl böyle bir gününüz olabilir ki ?
Dualistik realitede nasıl tarafsız kalınacağını merak ediyor  olabilirsiniz.Tarafsızlığı başarmak için gerekli olan şey :  ‘’anlayış’’tır. Peki nasıl ? Bir duruma bakarsınız,kalbinizdeki  yargılamalardan dolayı çoğunuz için duruma tarafsız bakış açısından  bakmak çok zordur.Sizin bakış açınızdan dünyada hala bir çok acımasız  suçun işlendiğini anlayabiliyoruz.
Anlayışın tarafsız hale gelmede gerekli bir parça olduğunu söylüyoruz  çünkü o olmadan tarafsızlık imkansız olurdu. Sizden herhangi bir duruma  bakarken tüm tarafların bu deneyime istekli olarak iştirak ettiklerini  unutmamanızı istiyoruz.Birilerinin ‘’kurban’’ olmayı uygun bulmasını  kabul etmek sizin için zor olabilir fakat ruh seviyesinde onlar bunu  kabul etti.Bazı seviyeleri deneyimlemeyi kabul etmemeniz hakkında  yapılacak bir şey yoktur.Bu realitede sahip olduğunuz tüm deneyimlerin  ruhun genel gelişimi için olduğunu unutmayın ve öğrenme deneyimlerden  kazanılır.Bizim bakış açımızdan aslında bunların hiçbiri  gerçekleşmiyor.Bizim açımızdan birçok farklı tür filmde birçok farklı  rolü oynamayı kabul etmişsiniz gibi.Bir çeşit eğlence için hüzünlü bir  film izlemeyi seçebilirsiniz.Filmi seyredip dram içine bürünebilirsiniz  fakat ‘’bunun gerçek olmadığını bilerek’’ mutlu bir şekilde yolunuza  gidersiniz.Sadece bunlar oluyor gibi görünür.Aktörler tamamen iyidir ve  hiçbiri gerçekten zarar görmez.Başkalarının eğlencesi için bu rolü  oynamayı kabul ederler.Gerçek hayatta hepsi iyidir fakat filmde aktörler  zarar görebilirler.Filmi izlemekte olan sizle dünyada oynamayı kabul  ettiğiniz rolleri oynayan siz arasında bir fark görmüyoruz.Yani tüm  tarafların rollerini oynamaya kabul ettiğini bilerek ‘’hikayeye’’ ya da  ‘’filme’’ tarafsız bir bakış açısından bakmak daha da kolaydır.
Unutmayın ki eğer karanlık rolünü oynamaya istekli birine sahip  değilseniz ışığı deneyimlemeniz mümkün olmaz.Hepinizin bir çok yaşamı  oldu eski ruhlar,bunların hepsi sizin deyiminizle ‘’ışığa dair’’  değildi.Sizden onların karanlıkta oynama kararlarını onurlandırmanızı  istiyoruz,çünkü onlar da dualiteye hizmet ediyor.
Bu mesajın bir şekilde size hizmet etmesini umuyoruz.Lütfen kendinizi  aydınlatmaya ve sevmeye çalışın,sizler ilahi yaratıcı varlıklarsınız ve  en iyisini hak ediyorsunuz.
Sevgi ve ışıkla,bizler sizin melek rehberleriniziz.
Çeviri:Utku Maden kaynak: kelebek etkisi