Erken Yatan Erken Kalkar:)))

Bir Gün Çok Bunalırsan Denizin Dibinde Yosunlara Takılmış Gibi Soluksuz…

Dostluk İpi…

Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkanı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felak…eti olmuş.
Artık ne bir işi varmış ne de parası. Günler boyu iş aramış ama bulamamış. Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını ödeyecek kadar para kazanamamış. Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük bir bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş kendini.
Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki parktan başka gidecek yeri yokmuş. Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında. Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta otururken, kocaman bir araba yanaşmış kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan şoförü kızgınlıkla yana itmiş arabadan inen yaşlı adam, “yalnız bırakın beni, parkta dolaşırsam belki sinirim geçer” diye söylenmiş.
Zengin bir işadamı olduğu her halinden belli olan ihtiyar, birkaç adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş. Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuş dikkatle. Birden siniri geçiveren ihtiyar, “zavallı adamcağız kim bilir nasıl üşüyordur, ona nasıl yardım etsem acaba?” diye düşünmeye başlamış. Oysa terzinin düşlediği paltonun sıcaklığı değilmiş. O, çok kalın ve kaliteli bir kumaştan üretilen bu paltonun sahibine hiç de yakışmadığını ve onun vücuduna uygun şekilde dikilmediğini düşünüyormuş. Yaşlı işadamı terzinin yanına yaklaşıp, “ne o evlat, bu ayazda parkta donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim” deyince, “hayır, teşekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre olmadığını düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduğunuzdan şişman göstermiş” diye yanıt vermiş terzi.
Yaşlı adam bu cevabı alınca hayli şaşırmış. Çünkü o da üzerindeki paltoya onca para ödediği halde kendisine bir türlü yakıştıramıyormuş. “soğuktan titrerken nasıl böyle bir şeye dikkat edebiliyorsun?” diye soran yaşlı adam, “ben terziyim” yanıtını alınca “benimle gel, hayat hikayeni yolda anlatırsın” diyerek arabaya bindirmiş bizim terziyi.
Bu karşılaşma, terzinin hayatındaki dönüm noktası olmuş. Böyle yetenekli bir insanın işsiz ve evsiz kalmasına çok üzülen iyiliksever yaşlı adam, terziye bir dükkan açmasına yetecek kadar para vermiş. Bunun karşılığında tek istediği kendi giysilerini bu genç adamın dikmesiymiş. Terzi yeniden bir işe hem de kendi işine başlamanın heyecanıyla deliler gibi çalışmaya başlamış. Bu arada yaşlı işadamı da desteğini esirgemiyor, onu kendi çevresinden zengin kişilerle tanıştırarak yeni siparişler almasını sağlıyormuş.
Küçük dükkan önce kocaman bir modaevine dönüşmüş, sonra da pek çok ünlü marka için üretim yapmaya başlamış. Terzi artık “ünlü işadamı” diye anılır olmuş. Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiş. Terzi çok büyük bir iş bağlantısı yapmak üzere yurt dışına gidecekmiş ve uçağa yetişmesine az bir zaman varmış. Biraz sohbet ettikten sonra yaşlı adam birden fenalaşmış, kalp krizi geçiriyormuş. Hemen bir ambulans çağırılarak hastaneye kaldırılmış. Yeni işadamımız ise büyük işi kaçırmak istemediği için uçağa yetişmiş.
Yaşlı adam krizi atlatmış ve uzun süre hastanede yatmış, bir yandan da sadece bir kez telefon ederek durumunu soran terziyi bekliyormuş. Fakat terzi daha çok para kazanmak için oradan oraya koştururken bir türlü yaşlı adamı ziyarete gidememiş. Aradan o kadar uzun bir süre geçmiş ki bu sefer de utancından yaşlı adamın kapısını çalamaz olmuş. Bir süre sonra terzinin işleri yolunda gitmemeye başlamış. Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış ve elinde kala kala yine küçücük bir dükkan kalmış.
Utana sıkıla yaşlı adama koşmuş hemen nerede hata yaptığını sormak için. Son derece kırgın olan ihtiyar yine de onu kabul etmiş ama anlatacağı öyküyü dinledikten sonra hemen çıkıp gitmesini istemiş. Ve başlamış anlatmaya: “bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki bir kulübede yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış. Bir gün kulübesinde yangın çıkmış ve bu yangın bütün ormanı kül etmiş. O çevrede kimse ona güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu, eşeğine binip yola koyulmuş. Ağaçların arasında yürürken birinin kendisine seslendiğini duymuş. Başını kaldırınca konuşanın bir bülbül olduğunu görmüş. Bülbül ona “senin haline çok üzüldüm, şimdi öyle bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel şarkı söylemeye başlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp çok para kazanacaksın” demiş.
Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye başlamış. Oduncu o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş. Oduncu ve şarkı söyleyen eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün yine bir gösteriye yetişmek için koştururlarken, bülbülün yardım isteyen sesini duymuş oduncu. Bir kedi bülbülü yakalamış ve yemek üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama gösteriye gitmemeyi, onca parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına bakmadan kaçmış oradan. Gösteri başladığında ise eşeği her zamanki gibi güzel şarkılar söylemek yerine sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış. Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını zor kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduğunu anlamış. Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden bozuldu. Keşke güzel giysiler dikerken dostluk ipliğini koparmasaydın…-alıntı-

Kekik yağının faydaları

 
Kendine has harika denebilecek kadar güzel olan kokusu ve lezzetiyle yemeklerin vazgeçilmezi olan kekik aynı zamanda şifası çok olan bir bitkidir.
*Kekik ve kekik yağı Akciğerlerimiz ve bronşlar için çok faydalıdır. Göğsümüzü yumuşatıp kolay nefes solunum yapmamızı sağlar. Bronşit rahatsızlığına iyi gelir. Öksürük problemi var ise bunu keser.
*Mide ağrısını dindirir, mideyi üşüttüğümüzde yaşanan problemler ile bağırsaklarımızın çalışmasını düzenleyicidir.
*Kekik ve kekik yağı sinirlerimizi yatıştırarak, vücudumuza sakinlik verme yönünden de oldukça faydalıdır. Bayanların adet kanamasını düzenler, bu dönemde yaşanan ağrıların şiddetini düşürür Kekik ve kekik yağı.
*Kekik ve kekik yağı Ağız içerisinde oluşan yaraların iyileşmesinde de önemli bir faktördür. Kekiğin suyu ile yapılan gargaralar bu yaraları tedavi eder.
*Kekik içeriğinde bulunan antioksidan etkisi sayesinde serbest radikaller ile güçlü bir şekilde savaşmaktadır.
*Kekiğin içinde bulunan karvakrol isimli maddeden dolayı ozellikle göğüs kanserine karsı etkilidir.  Gogus kanseri metastas yaptıgında kullanılabilecek olan kekik, kanser hucrelerinin ölümüne yardımcı bir baharat olarak bilinir.
*Kekik yağı üzerinde yapılan araştırmalara göre bu mucize yağ  kanser hücrelerinin büyümesini önlemektedir.
Kekik Yağı Nasıl Kullanılır-Kekik Yağı Kullanımı Günde 3 defa bir çay bardağı suya veya şekere 2-3 damla damlatılarak alınır.
Uyarılar :Hamileler, ülser hastaları ve guatrı olanlar kullanmamalıdır.  Masaj uygulandığında kekik yağının zeytin yağı ile karıştırılarak kullanılması gerekir. —
alıntı

Yeşil Biberin faydaları sizi çok şaşırtacak…

Yeşil Biberin faydaları sizi çok şaşırtacak
Mutfağın vazgeçilmez ürünlerinden olan ve birçok yemeğin içerisine ana madde olarak eklenen yeşil biberin özel faydalarını öğrenmek ister misiniz Meleklerim? Yeşil biber ile ilgili tüm bilinmeyenleri sizler için sıralıyoruz.
Sofralarımızın değişilmezi, salataların ve ızgaraların vazgeçilmezi yeşil biberlerin çiğ ya da ızgara olarak vücuda ne kadar çok …yarar sağladığını biliyor musunuz? Severek tükettiğiniz acı biberin ortaya çıkartılan yeni faydalarını öğrenince eminim çok şaşıracaksınız. Bu faydaları öğrendikten sonra yeşil biber her yemeğe eşlik etsin isteyeceksiniz!
Kansere karşı etkilidir.
Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir
Yaşlanmayı geciktirir.
Hazmı kolaylaştırır.
Düşük kalori içeriği ile çiğ şeklinde salata ve yemeklere tüketilmesi tokluğu arttırdığı için kilo vermeye yardımcıdır.
İçeriğinde yoğun lif bulunduğu için kabızlığı azaltır.
Mideyi kuvvetlendirir.
Enfeksiyonlara karşı vücudu korur, vücudumuzun temizlenmesinde yardımcıdır.
İçeriğindeki P vitamini atardamar ve toplardamar sağlığı için önemlidir.
İçeriğinde ki A ve C vitamini göz sağlığı için çok faydalıdır.
Damarların yumuşamasına ve kanamaya karşı etkilidir.
Kalp ve damar sağlığı için önemlidir. Kalp hastalıklarından korur.
İçeriğinde yoğun lif bulunduğu için kabızlığı azaltır.
İçeriğinde ki K vitamini kanamaları azaltır
alıntı

Güneşe Özenen Mermerci…

 

 

Zamanın birinde dağda, kızgın güneşin altında, mermer taşlarını yontmaktan bezmiş bir mermer yontucusu yaşamaktadır.

Bu hayattan bıktım artık. Yontmak! Devamlı mermer yontmak… öldüm artık! Üstelik bir de bu güneş, hep bu yakıcı güneş! AH! Onun yerinde olmayı ne kadar çok isterdim, orada yükseklerde her şeye hakim olacaktım, ışınlarımla etrafı aydınlatacaktım.” diye söylenir durur yontucu.

 

Bir mucize eseri olarak dileği kabul olunur ve yontucu o an güneş olur.
Dileği kabul edildiği için çok mutludur. Fakat tam ışınlarını etrafa yaymaya hazırlandığı sırada ışınlarının bulutlar tarafından engellendiğini fark eder.
“Basit bulutlar benim ışınlarımı kesecek kadar kuvvetli olduklarına göre benim güneş olmam neye yarar!diye isyan eder.
“Madem ki bulutlar güneşten daha kudretli, bulut olmayı tercih ederim.
O zaman hemen bulut olur.
Dünyanın üzerinde uçuşmaya başlar, oradan oraya koşuşur, yağmur yağdırır fakat birdenbire rüzgar çıkar ve bulutları dağıtır.
“Ah, rüzgar geldi ve beni dağıttı, demek ki en kuvvetlisi o öyleyse ben rüzgar olmak istiyorum.” diye karar verir.
Ve dünyanın üzerinde eser durur, fırtınalar estirir, tayfunlar meydana getirir. Fakat birdenbire önünde kocaman bir duvarın ona mani olduğunu görür. Çok yüksek ve çok sağlam bir duvar. Bu bir dağdır.
“Basit bir dağ beni durdurmaya yettiğine göre benim rüzgar olmam neye yarar. der.
O zaman dağ olur.
Ve o anda, bir şeyin O’na durmadan vurduğunu hisseder. Kendinden daha güçlü olan şeyin, O’nu içinden oyan şeyin… Bu… küçük bir mermer yontucusudur!

***

Varlıklı insan, sahip olduğu ile tatmin olan insandır!

alıntı

Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin? Patates gibi mi , Yumurta gibi mi ve Kahve gibi mi?!

Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikâyet eden; her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı. Hayat, ona göre çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu.

Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına. Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi.

 

Bir gün onu mutfağa götürdü. Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu.
Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca, bir cezveye bir patates, diğerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu. Daha sonra kızına tek kelime etmeden, beklemeye başladı. Kızı da hiçbir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karşılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu.
Ama o kadar sabırsızdı ki, sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı. Babası onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi. Yirmi dakika sonra adam, cezvelerin altındaki ateşi kapattı. Birinci cezveden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu. İkincisinden yumurtayı çıkardı, onu da bir tabağa koydu. Daha sonra son cezvedeki kahveyi bir fincana boşalttı.
Kızına dönerek sordu:
— Ne görüyorsun?
— Patates, yumurta ve kahve? diye  alaylı bir cevap verdi kızı.
— Daha yakından bak bir de dedi baba , patatese dokun.
Kız denileni yaptı ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.
— Aynı şekilde, yumurtayı da incele.

Kız, kabuğunu soyduğu yumurtanın katılaştığını gördü.
En sonunda, kızının kahveden bir yudum almasını söyledi.
Söylenileni yapan kızın yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı. Ama yine de bütün bunlardan bir şey anlamamıştı:
— Bütün bunlar ne anlama geliyor baba?
Babası, patatesin de, yumurtanın da, kahve çekirdeklerinin de aynı sıkıntıyı yaşadıklarını, yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlattı. Ama her biri bu sıkıntı karşısında farklı farklı tepkiler vermişlerdi.
Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumuşamış ve güçten düşmüştü. Yumurta ise çok kırılgandı; dışındaki ince kabuğun içindeki sıvıyı koruyordu. Ama kaynar suda kalınca, yumurtanın içi sertleşmiş katılaşmıştı.
Ancak, kahve çekirdekleri bambaşkaydı. Kaynar suyun içinde kalınca, kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı. — Sen hangisisin? diye sordu kızına.
Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin?

Patates gibi yumuşayıp ezilecek misin? Yumurta gibi, kalbini mi katılaştıracaksın? Yoksa kahve çekirdekleri gibi, başına gelen her olayın duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin?

Haddini Bilmek!

Kendini beğenen bir fare ve arkadaşlarını kırmak istemeyen bir deve günlerden bir gün arkadaş olmuş.

 

Fare devenin bu huyunu bildiği için onun yularını eline almış. O önde deve arkada yol almışlar. Onları görenler şaşkınlıklarını saklayamamışlar: Yuları farenin elinde olan koskocaman bir deve!..
Deve fareyi kırmamak için itiraz etmeden onun arkasından yürüyormuş. Fare ise kocaman bir deveye aklınca üstünlük sağladığını düşünüyor, kendini beğeniyor ve “Ben ne yiğit, kuvvetli biriymişim. Koskoca deveyi yularından tutmuş sürüklüyorum” diyormuş.
Farenin bu kendini bilmez hali devenin dikkatini çekmiş. Farenin çevreye caka satarak yürüyüşüne sinirlenmiş ve ona güzel bir ders vermek istemiş.
Fare önde deve arkada bir ırmağın kenarına varmışlar. Fare ırmağı görünce durmuş.
Deve onun duraklayışına karşı:
– Ey, dağlarda ovalarda önümde yürüyüp bana yol gösteren yiğit fare. Sen benim yol göstericimsin. Yürü ki ben de arkandan geleyim demiş.
Bunun üzerine fare;
– Bu ırmak çok büyük. Boğulmaktan korkuyorum, diye cevap vermiş.
Deve ırmağın derinliğini fareye göstermek için suya girmiş. Sular devenin ancak dizine kadar geliyormuş. Deve fareye;
– Su ancak diz boyunda. Neden bu kadar korktun? demiş.
Fare cevap vermiş:
– Dizden dize fark var. Senin için karınca, bizim için bir canavar, ejderhadır. Senin için diz boyu olan su benim boyumu yüz kere aşar.
Bunun üzerine deve;
– Öyleyse, bir daha küstahlık edip, kendini üstün görme. Haddini, yerini bil! Kendin gibi farelerle boy ölçüş, develerle, devlerle yarışma!

****

Bir düşünün, çevrenizde böyle kendini bilmezlerden ne kadar çok var, öyle değil mi?

alıntı

Güzelliğinizin Sırrı İsminizde Gizli!

1 >> (AHÖY) 2 >> (BIPZ) 3 >> (CİR) 4 >> (ÇJS) 5 >> (DKŞ) 6 >> (ELT) 7 >> (FMU) 8 >> (GNÜ) 9 >> (OV)

İsminizdeki her harfin bir karşılığı var. İsminizi bir kağıda yazarak, yukarıdaki tablodan her harfe karşılık gelen sayıyı bulun ve bu sayıları toplayın. Eğer iki haneli bir sayı elde ederseniz, rakamları tekrar toplayarak tek haneli bir sonuca ulaşın.

Örneğin;

Z E H R A
2+6+1+3+1 =13 >>>>> 1+3=4

İşte bu sizin güzellik sırrınızın sayısı!

Aşağıdan sayınızı bulup yorumları okuyabilirsiniz.

(1) Gururlu ve Hırslı

güzellik ve sağlık sizde adeta bir takıntı halinde. Zaman zaman kendinizi etrafınızdaki insanlarla karşılaştırıyor ve kendinizde eksik bir şey bulursanız çılgına dönüyorsunuz. Oysa siz zaten etkileyici bir tipsiniz.

(2) Dengeli ve Hassas

Çok narin bir yapınız var. güzellik ve bakım sizin için çok önemli. Pastel tonlarda yapılan hafif makyajı seviyorsunuz. Ellerinize ve ayaklarınıza çok önem veriyorsunuz.

(3) Açık Sözlü ve Yaratıcı

Siz gururlu ve yaratıcısınız. Sağlıklı kalmak için elinizden geleni yaparsınız. Ancak dış görünüş ve güzellik çoğu kez ikinci plandadır. Çünkü siz sağlıklı olmayı güzel olmaya tercih eden insanlardansınız.

(4) Çalışkan ve Obur

Son derece obur olduğunuz söylenebilir. yemek yemeye çok meraklısınız. Sizin doğuştan gelen ve erkekleri etkisi altına alan bir çekiciliğiniz var. Doğruyu söylemek gerekirse sizin gözlerinize karşı koyabilecek erkek yok denecek kadar azdır.

(5) Çekici ve Lüks Tutkunu

Esnek canlı ve uyumlu bir tipsiniz. Sizin için sosyal yaşamın renkliliği çok önemli. Cekici bir görünümünüz var. Bu görünümün nedeni pahalı kozmetik ürünleri değil içinizdeki pozitif enerjinin dışa vurumudur.

(6) Zor Beğenen

Giyim ve süs eşyalarına olan düşkünlüğünüz herkes tarafından bilinir. Sizin masum ve korunmaya ihtiyaç duyan görünümünüz çoğu erkeğin başını döndürmeye yetiyor da artıyor.

(7) Bağlayıcı ve Gizemli

Siz büyülü bağlayıcı ve olağanüstü çekici bir tipsiniz. Sizinle bir kez konuşan bir daha sizi unutamaz. Çünkü siz doğal çekiciliğinizile herkesin başını döndürüyorsunuz. Sizde çok etkileyici bir hava vardır. Güzel olduğunuz kadar zarifsiniz de.

(8) Kararlı ve Güçlü

Hırslı ve güçlü bir karakteriniz var. Güzelliik konusunda hiçbir takıntınız ya da endişeniz yoktur. Siz zaten çok rahat ve kendine güvenen bir kadınsınız. Bu da erkekler tarafından takdir ediliyor.

(9) İdealist ve Asi

Siz heyecanlı ve idealist bir kadınsınız. Sizin ruh halinizi sezebilecek bir erkekle yaşantınız bir şölene dönüşebilir. Üstelik siz güzel ve sevimlisiniz. Sporu ve açık havayı çok seversiniz. Bu da size enerji ve güç veriyor

alıntı

Damlanın en büyük başarısı bardağı taşırdığı andır…

Damlanın en büyük başarısı bardağı taşırdığı andır…

Nafer Ermiş

Timuçin Ağbi Sen Çık, Yenge Kalsın:)))

1450206_10152048008029556_738187974_n[1]

Böğürtlen’in Faydaları…


Böğürtlen faydaları arasında ilk olarak kuvvet verici, idrar söktürücü ve kabızlık yapıcı etkileri sayılabilir. Boğaz ve ağız hastalıklarında gargara olarak kullanılır. Yüksek ateşe iyi gelir, kanı temizleyici ve kolesterolü düşürücü etkisi de vardır.
Böğürtlen kökleri, ishal, dizanteri ve faranjit hastalıklarına karşı kullanılır. Ayrıca ayak şişliklerinin indirilmesinde, ağrıların dindirilmesi ve yanıkların iyileştirilmesinde de kullanılması böğürtlen …faydaları arasındadır. Antioksidan özelliği olduğu için vücudu güzelleştiren bir meyvedir. Çiçekleri kaynatıldığında el ve vücut losyonu elde edilebilir ve vücuda zindelik kazandırır.
Apandisit tedavisinde çaydanlığa bir avuç yaprağı konur. 15 dakika kaynatıp süzülür. Günde 3 çay bardağı içilir.
Basur rahatsızlığına karşı meyvesi ve köklerinin kullanılmasının yanı sıra, 250-300 gr. böğürtlen yaprağı lapa haline getirilerek basur olan bölgeye konur.
Boğaz ağrısı, ağız hastalıkları ve öksürük için 50 gr. kuru yaprağı 1lt. suda kaynatılır. Dahili kullanım için günde 3 bardak içilir.
Böğürtlen faydaları migren tedavisinde de görülür. Migren tedavisinde bu şifalı yemişinin olgunlarından bir avuç, biberiye bitkisinin yaprakları ile birlikte yarım saat süreyle kay­natılıp süzülerek elde edilen sıvıdan, ıslatılan pamuklu bir bezle alınır ve şakaklara masaj yapılır.
Yüksek tansiyon için 3 kahve kaşığı kurutulmuş yaprağı, 1/8 litre suda iyice kaynatılır. Bu çaydan günde iki fincan içmek yararlıdır.
Böğürtlen Çayı Nasıl Hazırlanır?
1 tatlı kaşığı yaprağı 200 ml. kaynar suda haşlanır. 10-15 dk. demlenir, iyice süzülür. Soğuması beklenerek uygun sıcaklıkta içilir.
Böğürtlen İle Tentür Nasıl Hazırlanır?
150 gr. meyvesi 1 lt. %45’lik alkol içinde orta ısılı bir yerde 30 gün civarında bekletilir. Her gün, gün içinde ara sıra çalkalanır. 30 gün sonunda süzülerek kullanılır.
Herhangi Bir Hastalığımız Olmadan Böğürtleni Hastalıkları Önlemek İçin Nasıl Kullanabiliriz?
Böğürtlen yaprakları demlenerek içilebilir ve böylece grip, nezle, öksürük gibi hastalıklar engellenebilir. Ayrıca meyvesi yenilerek vücudun ihtiyacı olan E ve C vitaminlerinin bir kısmı sağlanabilir. Tansiyonu düşürmesi, ayak şişliklerine iyi gelmesi nedeniyle de çay olarak içilebilir.
Böğürtlen meyveleri dışında genç sürgünleri de besin olarak kullanılabiliyor. Sürgünler toplanarak soyuluyor ve salata şeklinde yenebildiği gibi, yumurtayla kavrularak yemeği de yapılabiliyor. Kökleriyse kurutulup toz haline getirilerek diş macunu yerine kullanılabiliyor. Bu tozla çeşitli nedenlerden dolayı sararmış dişlerinizi kısa sürede beyazlatabilirsiniz.
Böğürtlen Zararları Ve Yan Etkileri
Bilinen bir zararı veya yan etkisi yoktur.
alıntı

Karanfil’in Faydaları…

Karanfil, çiğnendiğinde ağız kokusunu giderdiğini ve nefes açtığını herkes bilir. Fakat karanfilin yararları bu kadarla kalmıyor, bilinmeyen birçok etkisi var. İşte karanfilin bilinmeyen etkileri…
Diş ağrısını hafifletir. Diş macunlarında da sıklıkla kullanılan bir maddedir.
Mide bulantısında etkili olan karanfil yağını evde bulundurun….
Öksürük tedavisinde kullanılan önemli baharatlardan biridir. Sıcak içeceğin içine balla birlikte karıştırabilirsiniz.
Kötü nefes kokularına karşı etkili olan karanfil, herkesin başına gelebilen ağız kokularında acil çözümdür.
Onun aromatik tadı, pek çok yemeğe ve içeceğe lezzet katar. Pek çok gıdayla uyumu vardır.
Sinüzit tedavisinde kullanılabilen karanfil tozu, sinüslerde etkisini gösterir.
Sabah bulantısı yaşayan gebeler için tedavi edicidir.
Midenizde ve bağırsaklarda oluşan gazın üstesinden gelmesi için karanfil çayı içebilirsiniz.
Karanfil yağı ile balı karıştırarak iki, üç kez içerek soğuk algınlığının kötü etkilerinden kurtulabilirsiniz.
Yoğun stres altında çalışanlar, anksiyete ve gerginlik karşısında çaresiz olanlar için karanfil iyi bir çözümdür. Gerginliğinizi yatıştırır.
Karanfil çayının içine fesleğen, nane ve kakule ekleyin. Biraz bal ile karıştırıp için. Stresten uzaklaştığınızı ve gevşediğinizi göreceksiniz.
Karanfil tüketmek zararlı toksinlerden ve mikroplardan arınmanızı sağlar.
Karanfil tüketmeyi alışkanlık haline getirirseniz, enerjinizin kolay kolay düşmediğini görürsünüz.
Karanfilin kokusu sivrisinekleri uzak tutar.
Anti-inflamatuardır. Enfeksiyon tedavilerinde kullanılır. Kalp ve şeker hastalığında destekçidir.
Kan dolaşımını düzenlemeye yardımcı olur.
Bağışıklık sistemini güçlendirir.
alıntı