Bardak, cama üflendiğinde kırıktır…

 

Olgular durağan değil değişkendir. Kalıcılık bir gerçek değil bir fikirdir. Bardak zaten kırıktır ve yalnızca bunun olacağı günü beklemektedir. Bardağı şu an sağlam görüp onun sağlam kalacağını sanmak bir yanılgıdır. Bardak kötü kaderiyle karşılaşana ya da iyi kaderini tüketene kadar sağlam görünür. Dolayısıyla da bardağa dört elle sarılmanın anlamı yoktur. Onu sonsuza kadar sağlam kalacakmış gibi algılamak, bir kenarı çatladığında buna şaşırmak ya da bundan korkuya kapılmak, sanki anormal bir şey olmuş gibi algılamak zaten kırık olan bir şeyi sağlam tutmaya çalışmaktan kaynaklanır. Bardak, cama nefes üflendiği anda zaten kırıktır.

 

Hayat, içindeki şeylerle birlikte geçici, değişken ve dolayısıyla güvenilmezdir.  Ona dört elle sarılmaya kalkmak, bir nehrin üzerine çerden çöpten kalıcı bir ev yapmaya kalkışmaktır. Böyle bir bina bir kez inşa edildi mi onun sağlam kalacağına, değişmeyeceğine, geçici olmayacağına bel bağlayamayız. Tersine, bir nehrin üzerine ev inşa etmek, evin sürekli olarak yeniden, yeniden ve yeniden inşa edilip durması anlamına gelir. Aksi halde dağılıp yok olacaktır.

 

Kalıcı olmayan, değişken, geçici bir gerçeklik içinde mutluluk yalnızca kendinden önceki mutsuzlukla vardır; mutsuzluk yalnızca kendinden önceki mutlulukla vardır. Mutsuzluk, mutluluğun ön koşuludur. Mutluluk, mutsuzluğun ön koşuludur. Mutsuzluk daha doğduğu anda mutluluktur. Mutluluk daha doğrduğu anda mutsuzluktur. Mutluluk geçicidir; kendini oluşturan koşullar tükeninceye kadar mutluluktur. Mutsuzluk geçicidir; kendini oluşturan koşullar tükeninceye kadar mutsuzluktur.

 

Her şey geçicidir. Bunu anlamamak, varoluşun en temel doğasını kavrayamamaktır. Bu en temel doğayı kavrayamamak, bundan sonra kavrayacağımız HER ŞEYİN yanılgı olacağı anlamına gelir. Bu hakikat, varoluşun en temel zemini olduğu için, bu zemini tanımamak, anlamamak, onu hayatın bir parçası yapmamak üzerinde inşa edeceğimiz ya da duracağımız bir zemine sahip olmamak demektir. Gerçek olmayan bir zemine gerçek bir şey inşaa edilemez. Bu nedenle geçiciliği kavramayan bir zihnin kavradığı her şey, her iddiası muhtemelen yanlış, yanılgı dolu ve geçici olacaktır.

 

Hakikat durmak değil, akmaktır. Ben, bir kişi değil, değişken bir durumdur. Bunu anlamak değişken olmayan bir hakikate ulaşmaktır.

Cem Şen

GASTRİT’E NE İYİ GELİR? BU CAN SIKICI HASTALIĞI DOĞAL YOLLARLA NASIL TEDAVİ EDEBİLİRSİNİZ?

 

Gastrit her yaşta ortaya çıkabilen bir hastalıktır ve midenin iltihabı şeklinde tanımlamak doğru olur. Şikayetler sıklıkla, mide bölgesinde şişlik ve gerginlik, karın ağrısı, bulantı, kusma ve bunlara bağlı olarak yemeklere karşı olan isteksizlik şeklinde ortaya çıkar.

* 1 çay bardağı sıcak suya, 1 çay kaşığı bal ve yarım adet limon sıklarak içiliir.

* Yemeklerden sonra nane ve papatya çayının içilmesinde fayda vardır. Yemeklerden önce ise ayrık kökü, aynisafa, meyan kökü, keten tohumu, gibi bitkilerden çay demlenerek içilir. * 1 bardak kaynar suya, 10 gram civanperçemi konulup 10 dakika bekletilip günde 2-3 bardak içilir.

* 1 bardak kaynar suyun içine 2-6 gram arası ufalanmış ebegümeci konulup 10 dakika bekletilir. oluşan karışım günde 2-3 bardak tüketilir

Kaynak: Doğadan gelen sağlık

Not: Denemeden önce doktorunuza danışınız…

KIRMIZI PANCAR’IN FAYDALARI İŞTAHSIZ OLANLAR, YÜKSEK TANSİYON RAHATSIZLIĞI OLANLAR, KANSIZ OLANLAR BU HABERİ MUTLAKA OKUSUN

 

 Meyve ve sebzelerdeki kırmızı renk, bu bitkinin antioksidan özellik taşıdığını gösterir. Antioksidan da güç, sağlık… demektir. Kırmızı pancara rengini veren pigmentler kansere karşı savaşta etkili bir sebze olmasını sağlıyor

Kırmızı pancar A, B, C ve P vitaminlerinden zengindir. İştah açıcı, besleyici özelliği vardır. Bileşiminde bulunan ve radyoaktif bir eleman olan rubidyumun sindirim üzerinde olumlu bir etkisi vardır. Pancar aynı zamanda fosfor, demir, bakır, potasyum, magnezyum, kalsiyum, brom, çinko ve manganez bakımından da zengindir. Bitki, beta karoten ve folat bakımından zengin yapısıyla bağışıklık sistemini güçlendirip kan yapımına destek verir.

 Kırmızı pancarın suyu en güçlü kan düzelticilerden biridir. Havuç suyu ile yarı yarıya karıştırılan kırmızı pancar suyu, içildiğinde alyuvarların sayısını kısa zamanda yükseltir. Özellikle soğuk algınlığı enfeksiyonlarının arttığı kış aylarında kırmızı pancarın tüketilmesi, vücudun direncini artırır

Yüksek oranda potasyum içerdiği için günde bir bardak kırmızı pancar suyu içmek yüksek tansiyonu düşürür. Kırmızı pancar suyunu yoğurtla karıştırıp yemek ise vücudun enerji depolarını doldurur

Bir bardak çay deyip geçmeyin aslında birçok gerçeği gösterir hayatımızdan bir kesittir

Photo: Bir bardak çay deyip geçmeyin aslında birçok gerçeği gösterir hayatımızdan bir kesittir.Çayın Alt Demliği "KAYNANADIR"Sürekli Kaynar Durur. Hatta: Dikkat edilmezse TAŞABİLİRÜst demlik " GELİNDİR" Alt demlik kaynadıkça onunda Hareketi artar.Ama Zamanla da Olgunlaşır ve Demlenir......." DAMAT “ iseBARDAKTIRHer iki Çaydanlıktanda da Yeterince Nasibini Alır.Biraz Kaynana Doldurur onu; Birazda Gelin...Denge Unsurudur.Açık yada Demli çayın Hoşa gitmemesiBundandır..... "ÇOCUKLAR" ÇAYIN ŞEKERİDİR.Tat verir.Çok Şeker Çayın Lezzetini Bozar.Şekersiz Çaya alışanlara iseBir tanesi bile... Fazla Gelir....."GÖRÜMCE" ise“ ÇAY KAŞIĞI “ dır.Arada Bir gelir; Karıştırıp Gider...."KAYINPEDERE GELİNCE" oda" ÇAY TABAĞI "dır. Çayın Demine, Suyuna Karışmaz;Bir Kenarda Lök Gibi Oturur.Sadece Dökülenleri Toplarve çevreye zarar vermesini engeller.Ancak; Ara sıra boşaltılması gerekir,Yoksa Taşıp Herşeyi Berbat edebilir."ÇAY SÜZGECİ" Ailenin Sahip olduğu Değerlerdir.Aileyi Dış Müdahalelerden Korur.Delikler Büyük olursa ! Çayın Tadı Kaçar.Suyu Isıtan "ATEŞ" iseHOŞGÖRÜDÜR.O Olmadan Çayda Olmaz.KISACASI Bir Bardak Çay "AİLEDİR"ve Ağız Tadıyla içilenBir Bardak çayınÜstüne Yoktur...Bir bardak çay deyip geçmeyin aslında birçok gerçeği gösterir hayatımızdan bir kesittir.

 Çayın Alt Demliği “KAYNANADIR” … Sürekli Kaynar Durur. Hatta: Dikkat edilmezse TAŞABİLİR

Üst demlik ” GELİNDİR” Alt demlik kaynadıkça onunda Hareketi artar. Ama Zamanla da Olgunlaşır ve Demlenir…….

” DAMAT “ ise BARDAKTIR Her iki Çaydanlıktanda da Yeterince Nasibini Alır.

Biraz Kaynana Doldurur onu; Birazda Gelin… Denge Unsurudur. Açık yada Demli çayın Hoşa gitmemesi Bundandır…..

 “ÇOCUKLAR” ÇAYIN ŞEKERİDİR. Tat verir. Çok Şeker Çayın Lezzetini Bozar. Şekersiz Çaya alışanlara ise Bir tanesi bile…

Fazla Gelir….. “GÖRÜMCE” ise “ ÇAY KAŞIĞI “ dır. Arada Bir gelir; Karıştırıp Gider….

“KAYINPEDERE GELİNCE” oda ” ÇAY TABAĞI “dır. Çayın Demine, Suyuna Karışmaz; Bir Kenarda Lök Gibi Oturur.

Sadece Dökülenleri Toplar ve çevreye zarar vermesini engeller.

Ancak; Ara sıra boşaltılması gerekir, Yoksa Taşıp Herşeyi Berbat edebilir. “ÇAY SÜZGECİ” Ailenin Sahip olduğu Değerlerdir.

Aileyi Dış Müdahalelerden Korur. Delikler Büyük olursa ! Çayın Tadı Kaçar.

Suyu Isıtan “ATEŞ” ise HOŞGÖRÜDÜR. O Olmadan Çayda Olmaz. KISACASI

Bir Bardak Çay “AİLEDİR” ve Ağız Tadıyla içilen Bir Bardak çayın Üstüne Yoktur..