Özelsin.

Şimdi kalk git bak aynaya.

Dünyada yaşayan bilmem kaç milyar insan içinde sen TEKSİN.

Onca göz uyanıyor ve bakıyor her sabah bir yerlerden dünyaya.

Senin gözlerin gibi bakanı yok. Onca insan sureti var.

Hepsinde bir ağız, bir burun iki göz,… kaş kirpik vesaire.

Hepsinde farklı bir ifade ve farklı bir bakış.

Özelsin.

Özel yaratıldın ve muhatap alındın.

Ötelerde bir yerlerde, sen bir hata yaptığında hemen seni cezalandırmak için bekleyen bir zalim yok.

Sen sevgiyle yaratıldın ve İNSAN OLMAYI ÖĞRENMEK İÇİN DENEYİMLİYORSUN HAYATI.

Düşe kalka. Sevildiğini asla unutma. Sevmekten ve güvenmekten de asla vazgeçme.

Kendine yenildiğin yerde, yine elinden tutacak ve yolu gösterecek O’dur.

Çünkü SEVİLİYORSUN..

El alem siz onlar için ne yaparsanız yapın, siz onlar için ne kadar yaşarsanız yaşayın,

El alem siz onlar için ne yaparsanız yapın, siz onlar için ne kadar yaşarsanız yaşayın,

Sizi kendiniz olmaktan alıkoyan her şeyi söyler. Çünkü onlar EL….

Üstelik tek de değil. Kocaman bir alem… Hiçbiri sizi tanımıyor…

Sizi kendinizden alıkoymayan tek kişi kendinizdir.

O yüzden kendiniz olmak istiyorsanız el alem için değil, kendiniz için yaşayın.

Onlara asla YA – RA – NA – MAZ – SI – NIZ ! !!!!!!!!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , , , , , , . Leave a Comment »

Bugün yaşayacağım her şeyi ben seçeceğim;

Bugün yaşayacağım her şeyi ben seçeceğim; Ya kızacağım yağmura etrafı ıslatıyor diye,

Ya da seveceğim onu çiçeklerimi suladığı için…

 Ya sıkılacağım param yok diye, Ya da harcamalarımı planlayıp, müsriflikten uzak kalmaya çalışacağım…

Ya sızlanacağım bozulan sağlığıma, Ya da hayatta olmayı kutlayacağım…

Ya içli içli sitem edeceğim anne babama, beni büyütürken veremedikleri şeyler yüzünden,

 Ya da onları yürekten seveceğim beni dünyaya getirdikleri için…

Ya sıkıntı basacak dikenli güllere katlanmak zorundayım diye, Ya da dikenlerin gülleri var diyerek umut dolacağım…

Ya kaybettiğim dostlar için yas tutacağım, Ya da yeni insanlarla yeni dostluklar peşinde koşacağım…

Ya işe gitmek zorunda olduğum için mızırdanacağım, Ya da gidecek bir işim olduğu için sevinç dolacağım…

Ya ev işleri yapmak eziyet olacak bana,

Ya da işlerini yaptığım o evde aklımı, ruhumu ve bedenimi barındırabildiğim için minnettar olacağım…

Belki yeni şeyler öğrenmek istemeyecek canım,

Ya kızgın olacağım -öğrenmek gereken ne çok şey var- diye,

Ya da ufak tefek de olsa faydalı ne varsa öğrenmeye çalışacağım….

Bir bardak çay deyip geçmeyin aslında birçok gerçeği gösterir hayatımızdan bir kesittir

Photo: Bir bardak çay deyip geçmeyin aslında birçok gerçeği gösterir hayatımızdan bir kesittir.Çayın Alt Demliği "KAYNANADIR"Sürekli Kaynar Durur. Hatta: Dikkat edilmezse TAŞABİLİRÜst demlik " GELİNDİR" Alt demlik kaynadıkça onunda Hareketi artar.Ama Zamanla da Olgunlaşır ve Demlenir......." DAMAT “ iseBARDAKTIRHer iki Çaydanlıktanda da Yeterince Nasibini Alır.Biraz Kaynana Doldurur onu; Birazda Gelin...Denge Unsurudur.Açık yada Demli çayın Hoşa gitmemesiBundandır..... "ÇOCUKLAR" ÇAYIN ŞEKERİDİR.Tat verir.Çok Şeker Çayın Lezzetini Bozar.Şekersiz Çaya alışanlara iseBir tanesi bile... Fazla Gelir....."GÖRÜMCE" ise“ ÇAY KAŞIĞI “ dır.Arada Bir gelir; Karıştırıp Gider...."KAYINPEDERE GELİNCE" oda" ÇAY TABAĞI "dır. Çayın Demine, Suyuna Karışmaz;Bir Kenarda Lök Gibi Oturur.Sadece Dökülenleri Toplarve çevreye zarar vermesini engeller.Ancak; Ara sıra boşaltılması gerekir,Yoksa Taşıp Herşeyi Berbat edebilir."ÇAY SÜZGECİ" Ailenin Sahip olduğu Değerlerdir.Aileyi Dış Müdahalelerden Korur.Delikler Büyük olursa ! Çayın Tadı Kaçar.Suyu Isıtan "ATEŞ" iseHOŞGÖRÜDÜR.O Olmadan Çayda Olmaz.KISACASI Bir Bardak Çay "AİLEDİR"ve Ağız Tadıyla içilenBir Bardak çayınÜstüne Yoktur...Bir bardak çay deyip geçmeyin aslında birçok gerçeği gösterir hayatımızdan bir kesittir.

 Çayın Alt Demliği “KAYNANADIR” … Sürekli Kaynar Durur. Hatta: Dikkat edilmezse TAŞABİLİR

Üst demlik ” GELİNDİR” Alt demlik kaynadıkça onunda Hareketi artar. Ama Zamanla da Olgunlaşır ve Demlenir…….

” DAMAT “ ise BARDAKTIR Her iki Çaydanlıktanda da Yeterince Nasibini Alır.

Biraz Kaynana Doldurur onu; Birazda Gelin… Denge Unsurudur. Açık yada Demli çayın Hoşa gitmemesi Bundandır…..

 “ÇOCUKLAR” ÇAYIN ŞEKERİDİR. Tat verir. Çok Şeker Çayın Lezzetini Bozar. Şekersiz Çaya alışanlara ise Bir tanesi bile…

Fazla Gelir….. “GÖRÜMCE” ise “ ÇAY KAŞIĞI “ dır. Arada Bir gelir; Karıştırıp Gider….

“KAYINPEDERE GELİNCE” oda ” ÇAY TABAĞI “dır. Çayın Demine, Suyuna Karışmaz; Bir Kenarda Lök Gibi Oturur.

Sadece Dökülenleri Toplar ve çevreye zarar vermesini engeller.

Ancak; Ara sıra boşaltılması gerekir, Yoksa Taşıp Herşeyi Berbat edebilir. “ÇAY SÜZGECİ” Ailenin Sahip olduğu Değerlerdir.

Aileyi Dış Müdahalelerden Korur. Delikler Büyük olursa ! Çayın Tadı Kaçar.

Suyu Isıtan “ATEŞ” ise HOŞGÖRÜDÜR. O Olmadan Çayda Olmaz. KISACASI

Bir Bardak Çay “AİLEDİR” ve Ağız Tadıyla içilen Bir Bardak çayın Üstüne Yoktur..

Haziran Ay Tutulması ve Etkileri

4 Haziran 2012 tarihinde 14 º 13 ‘de Yay burcunda parçalı Ay tutulması gerçekleşecek Türkiye saati ile 14:11 de. Avustralya’dan tam gözlemlenecek, Asya üzerinden doğacak ve Kuzey Amerika’nın batısından batacak. Batı Kanada ve Amerika’da yaşayanlarda tutulmayı ay batımında seyredecekler.

Bir Ay Tutulması birkaç aylık bir süre ile hayatımıza etkilerini gösterir , hayatımızda bazı şeylerin temizlenmiş olduğunu gösterir ve daha yoğun, daha özel bir dolunay ile açıklığa kavuşturmak için daha önceki eylemlerin etkilerini ortadan kaldırmak gerektiğini vurgular. 4 hazirandaki ay tutulması Yay- İkizler aksında tutulacağı için transit haritamızda bu burçların bulunduğu evler bize bilinçaltımızdaki hangi konulara göz atmamızı da söylemektedir. Bu ay tutulması Mars ve Venüs arasında bir kare olumsuz açı oluşturuyor, bu nedenle ilişkimizde anlaşmazlıklar doğuran ve duyguların incinmesi, sadece ortaya çıkan hukuki sorunların belirsizliğini de kapsar. 4 Haziran Ay tutulmasından güçlü şekilde etkilenecekler; Güneş,Ay ve yükselen burcu İkizler ve Yay olanlar , ayrıca 2 ve 8 Mart tarihleri arasında doğmuş olan Balıklar , 4 – 10 Eylül Başaklar , 2 – 8 Haziran İkizler , 3 – 9 Aralık arasında doğmuş olan Yaylar.Venüs , Ay , Güneş ve Mars arasında olumsuz bazı açılar oluşacak bu tutulma sırasında . Hayal kırıklıkları yanında değerli deneyimler de yaşayacağız. Uzun süredir uyuyan ilişkiler canlanacak , Venüs retrosu olduğundan dolayıda eski ilişkilerde geri başlanabilir ayrıca. Bu tutulma başlıca iki burcu yani İkizler ve Yayı çok etkiliyor. İkizler yazma, öğretim, konferanslar, medya ve iletişimi simgelediği için ünlü bir yazar veya profesörün ölümünden haberdar olabiliriz. Yabancı ülkeler ile alakalı olarak yüksek öğrenim ve hukuk gibi konularda haberler duyabiliriz. Yay karaciğer, kalça, uyluk ve kalçalarda , ikizler omuzlar, kollar, akciğerler ve sinir sistemine sağlık olarak çok dikkat etmemiz gerekecek.

Yılın ilk ay tutulması; olgunlaşma ve özgür olma temalarını işletecek bize. 4 Haziran – 4 Eylül arası tutulma hayatımıza ışık olup, ayrıca duygusal ilişkilerimize özellikle Yay, İkizler, Balık, Başaklara değişiklikler getirebilir ve kader yolları düzelebilir. Tutulma sırasında Karmik karşı karşıya kaldığımız olaylar ve durumlar hızlı bir saat tiktakları gibi işleyecektir. Toplantılar, kararlar, seyahat, yeni yerler, yeni faaliyetler, üzüntü, sevinçler, başarılar, yenilgiler oluşacaktır çevremizde. Ruhumuzun fısıltılarını iyi dinlemek lazım. Tutulma sırasında Mars ile olumsuz açılar kazalar ve doğal afetleri ayrıca denizlerde oluşabilecek kazaları da beraberinde getiriyor. İkinci dekanda oluşması tutulmanın yıkım ve ölümlere de işaret ettiği gibi büyük baş hayvanlarla alakalı hastalıklar ve telef gibi durumları da gösterecek. Özellikle 24 Haziran da Uranüs – Pluton açısı ile kaza ve doğal afetleri de daha da çoğaltmakta.

Özellikle Çin,Honkong, Bankok ve Singapur daha çok etkilenecek bu durumlardan. Yay burcu ülkeleri olan Irak ve Umman, Etopya, Hindistan, İran,Almanya, Hırvatistan, İspanya, Macaristan, Buda, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Slovenya, Hollanda,Arabistan, Almanya, Hırvatistan, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, İngiltere, Slovenya, İspanya, İtalya, Yemen, Tanzanya da etki altındaki ülkeler.
İtalya da deprem riski devam etmekte ve tutulmadan sonra daha büyük bir doğal afetler karşı karşıya kalabilir. Ayrıca inançlar konusunda karmaşalarda başlayacak. Amerikada da bu tutulma ile birlikte güvenlik,iç huzursuzluklar, hava durumunda ani değişimler,uçak kazaları, terör,hacker saldırıları,askeri olaylar ve doğal afetler görülecektir.
Türkiye’de ise eğitim,hukuksal konular,medya,askeri hareketler ve doğal afet riskini göstermekte. ( Ege özellikle dikkat etmeli )
Burçlara bakarsak eğer ;

31 Mart – 9 Nisan doğumlu KOÇlar ; İlişkiler adına sevinçli haberler…Beklediğiniz mükemmel aşk geliyor. Ayrıca diğer Koç ve yükselenler için ruh hallerinizde ,inançlarınızda büyük değişimler olacak. İşlerinizde veya işyerinizde değişimler yaşayabilirsiniz.

Boğa ve Yükseleni ; İlişkilerinizde önemli kararlar alacaksınız. y ilişkiniz bozulacak yada yeni bir ilişkiye başlayacaksınızdır. Tutulma sırasında çok öfkeli olabilirsiniz.İleri gitme cesaretini gösterirseniz finansal konularda kazanacaksınız.
1 – 11 Haziran doğumlu İKİZLER ; İlişkilerde hayal kırıklığı yaşanabilir. öfkeli kavgalar olabilir. Ayrıca diğer İkizler ve yükselenleri ise ; İş de ve ilişkilerinizde yeni heyecanları getiriyor.
Yengeç ve Yükseleni ; işinizde profesyonel anlamada ilerleme döneminiz başlıyor. Tutulma sırasında işdeki arkadaşlarınızla ufak tartışmalar yaşayabilirsiniz. Meslek hayatınızda doyum sağlayacaksınız.
3 – 12 Ağustos doğumlu ASLANlar ; Harika başlangıç ve adımların habercisi bu tutulma. İlişkilerinize uyum ve barış getirecek. Aşk hayatınız aydınlanacak. Karmik ruhdaşlarınızla bir olacaksınız ve yeni ilişkilerinizde mükemmel ve çok derin olacak. Diğer Aslan ve yükselenler için;fiziksel olarak kendinizi iyi hissedemeyebilirsiniz. Kişisel yönde olumlu değişimler de göstereceksiniz.Arkadaşlarınızla tartışmalardan da uzak durun.
3 – 12 Eylül doğumlu BAŞAKlar; Duygusal olarak çok duyarlı bir zamanda olacaksınız. Her zamankinden daha güçlü egolar ve arzular içinde olacaksınız.Arkadaş ve partner ilişkilerinde çok dikkat etmeniz gereken bir zamandasınız. İçsel gerginlikler de sizi bekliyor. Diğer Başak ve yükselenler;eski tüm alışkanlıklarınız sona eriyor ve hayata geleceğe doğru yeni bir kapı açıyorsunuz. Bu tutulma size güven kazandıracaktır.
4 – 13 Ekim doğumlu TERAZİler ; Aşk için daha fazla fırsatlar , mali koşulların iyileşmesi ve daha fazla eğlence sizi bekliyor bu tutulma ile birlikte. Keyifli ilişkiler içinde ve şanslı olacaksınız. Diğer Terazi ve yükselenler ; duygusal anlamda çok iniş çıkış ve huzursuzluklar hakim olacak size. Bazı olumsuz tartışmalar içinde bulunabilirsiniz. Ayrıca hayal ve umutlarınızı gerçeğe dönüştürmede fırsatlar da elinize geçecek.

AKREP ve Yükseleni ; Finansal konularda iç sesinize güvenir cesaretle adımlar atarsanız kazanacaksınız. Sosyal yaşamınızda hareketli değişimler olacaktır. İçinde bulunduğunuz koşullarda iyileşmeye başlayacak doğru düzgün tercihlerde bulunacaksınız.

YAY ve Yükseleni ; Duygularınız bu ay tutulması ile iyice yüzeye çıkacak. İlişkileriniz mutlu şekilde sonuçlanacak. Sorumluluklarınıza sahip çıkarsanız hayal kırıklığı yaşamazsınız. Dengesiz ilişkilerinize bir son vermenizde gerekebilir. kafa karışıklığı yaşasanız da arada önemli sıçrayışlar yapacaksınız.

OĞLAK ve Yükseleni ; Üzerinizde ruhsal güçlü bir tutulma oluşmakta. Psikolojik ve fiziksel olarak bazı dengesizlikler gel gitler yaşamanız mümkün. Gereksiz endişelerinizden kurtulacaksınız ayrıca . Depresyona dikkat. Ayrıca yaşadığımız zorluklardan ders çıkartarak hayatımızda yeni bir dönemde başlanacak.

KOVA ve Yükseleni ; Ruhsal açıdan kendi özümüzü keşfederek kişisel özgürlüğümüzü elde edeceğiz.Kendimizle alakalı değişimlere adım atarken düşünmeden atmayın yalnız. Peşinde olduğumuz güvenli hayata doğru emin adımlar atacağız. Her türlü ilişkimizi yeniden gözden geçirmemiz gereken zamanlardayız.

BALIK ve Yükseleni ; Yeni bir kariyere adım atabilir , yurt dışı bağlantılı fırsatlarda önünüze çıkabilir. Kariyeriniz bakımından önemli eğitimlerden de geçebilirsiniz. İşinden memnun olan Balıklar ise işlerinde daha önemli adımlar atacaktır. Ayrıca iş konusunda yeni deneyimler yaşayarak ne istediğinize net kararlar vereceksiniz.

Tüm sevgimle,Keyifli mutlu bir Ay Tutulması dilerim,
Yıldızlarınız üzerinizde mutluluk ve şansla pırıl pırıl parlasın, Hülya Balıkavlayan

İyi mahsülüm var diye güvenme: Ambarına BUĞDAY girmeden.

İyi evladım var diye güvenme: EVLENDİRMEDEN.

İyi komşum var diye güvenme: Büyük DERDE düşmeden..

İyi arkadaşım var diye güvenme: Başına BELA gelmeden..

İyi eşim var diye güvenme: HASTALANIP yatağa düşmeden.

İyi kardeşim var diye güvenme: Araya MADDİYAT girmeden.

 İyi mahsülüm var diye güvenme: Ambarına BUĞDAY girmeden.

İyi dostum var diye güvenme: Araya DOST görünen biri girmeden…

Madrid’de ‘’Puerto De Sol’’ Meydanı…

Madrid’e Sevilla’dan yaptığım keyifli bir tren yolculuğundan sonra varıyorum. Madrid tren garı görülesi bir yer. İçinde botanik bahçe yaptıkları bir alan bile var. Alışveriş dükkanları ve kafeleriyle burayı küçük bir Avm’ye dönüştürmüş durumdalar. İçeriyi biraz turladıktan sonra Madrid’i gezmek için kafamda bir plan yapmaya çalışıyorum. Her yeni şehre geldiğimde olduğu gibi hem heyecan hem de her yeri gezebilme stresiyle doluyum. Haritanın üstünde görmek istediğim yerleri işaretleyip en uygun güzergah – zaman analizini yapmaya çalışıyorum…

Ve kararımı vererek ilk olarak Puerto De Sol meydanına gitmeyi seçiyorum. Meydan çok büyük ve her köşesinde görmek istediğim başka bir şey var. İlk olarak meşhur “sıfır noktasını” görmek için saat kulesinin önündeki kaldırıma gidiyorum. Sıfır noktasının esprisi şu: Kaldırımın üzerine yapılan bu metal plakanın tüm ülkede gidebileceğiniz yerlerin uzaklığı yazılmış. Tabi hemen bu metal plakanın üzerine ayağımı koyarak fotoğraf çektiriyorum. Arkasından şehrin sembolü halini almış ayı ve çilek ağacı heykelinin yanına gidiyorum. Rivayete göre ayı heykelinin önünde fotoğraf çektirirseniz tekrar Madrid’e gelirmişsiniz. Tabi hemen burada da birkaç fotoğraf çektiriyorum.

Sonra ortadaki havuzun kenarına oturup fıskiyelerden gelen suyla hafifçe ıslanmanın keyfini çıkarıp, meydanı ve meydandaki insanları uzun uzun incelemeye başlıyorum. Aslında aç değilim ama tatlı yiyesim olduğundan ve biraz da oraya gitmeye bahane aradığımdan “hımmm tatlı yemeliyim kan şekerim düştü” diyerek meydanın hemen sağındaki şehrin en ünlü pastanelerinden biri olan “La Mallorquina’ya” koğuşlanıyorum. Çikolatalı bir tatlı türü olan “truff” sipariş ediyorum ve bayıla bayıla yiyorum. Tadı nefis. Yolunuz buralara düşerse mutlaka buraya uğramanızı tavsiye ederim.

Arkasından “Mercado San Miguel” yeme içme pazarına doğru yürümeye başlıyorum. 7-8 dakika içerisinde de oraya ulaşıyorum. Aman Tanrım, ne kadar sempatik bir pazar bu inanamazsınız. Pazar dediğime bakmayın yan yana ufak atıştırma yerlerinin, dükkanların, süs eşya satıcılarının, kuruyemişçilerin, barların olduğu kocaman bir alan bu. Az önce kocaman bir tatlı yememişim gibi balık mı yesem, paelle mı yesem, kruvasan mı alsam derdine düşüyorum. Önce paella arkasından da çeşit çeşit kuruyemişin olduğu bir külah alıp yeme içme faslını bir süreliğine kapatıyorum. Yoksa mide fesadı geçiricem zaten. Ama buraya da mutlaka gelin. İnsanlar çok tatlı, konuşkan, güleryüzlü ve çok kolay anlaşıyorsunuz. Ben zaten bir an kendimi İspanyolca biliyorum kıvamında hissettim. O kadar iyi beden dillerini kullanıyorlar yani.

Arkasından biraz kültürel etkinlik yapma zamanım geldi deyip ‘’Mueso Del Prado’’’ya gidiyorum. Bu müzede başta İspanyol ressamları olmak üzere çok ünlü İtalyan ve Flaman yapıtlar varmış. Elimde bu müzede mutlaka görülmesi gerekli eserlerin olduğu bir katalog olduğundan ona göre gezmeyi tercih ediyorum. Yoksa müze çok büyük ve bir günde biticek gibi değil. Yani anlayacağınız ben Valazquez’lar, Goya’lar, Rubens’ler, Raffaellolar arasında uçuşup duruyorum. Artık diğer ressamları ziyaret etmek de öbür gelişime borç kalsın. Nasılsa meydandaki ayı heykeliyle fotoğrafım var ya Madrid’e tekrar gelmeyi garantilemiş olmalıyım dimi ama…

Neyse buradan çıkıp yandaki ‘’Parque del Retiro’’ parkına gidiyorum. Park çok büyük ve egzotik ağaçlarla dolu. Çok değişik görünümlü ağaçlarla fotoğraf çektiriyorum, onların dallarına uzanıp keyif yapıyorum. Arkasından parkın içindeki suni göle doğru ilerliyorum. Parktaki suni gölü çok güzel yapmışlar. Üzerinde isteyenler kayıkla gezebiliyor. Biran kayıkla gezmeyi düşündüysem de sonra vazgeçiyorum. Vee böylece o da Madrid’e tekrar gidince yapılacaklar listesine eklenmiş oluyor.

Parktan çıkıp ‘’Palacio Real’e” yani kraliyet sarayına doğru yöneliyorum. Bu arada yolda çantamın artık yanımda olmadığını fark ediyorum. Tabi bende büyük bir panik oluyor. Önce hırsızlık mı diye düşünüyorum ama olamaz kimse yanıma gelmedi çünkü. “Bu yorgunluk ve şaşkınlıkla kesin parkta ya fotoğraf çektiğim ağaçların arasında kaldı ya göl kenarında” diyorum… O kadar yolu söylene söylene geri gidiyorum. Pasaportu zaten tüm gezilerimde oda kasasına kilitlediğim için sorun yok ama fotoğraf makinesi ve cep telefonu çanta içinde. Ve ikisini de çok sevdiğim için hafif içim burkula parka geri yürüyorum. Ve göl kenarında gölü seyrettiğim çimlerin üzerinde çantamı beni bekler buluyorum. Hem çantamı hem içindekileri okşayıp, o kadar yolu taaa gerisin geri tekrar yürüyorum. Ne demişler akılsız başın cezasını ayaklar çeker. Tamamen doğru.

Kraliyet sarayına varınca saraydaki 50 odayı gezdiren bir tura katılıyorum. Taht odasını (tavan freskleri muazzamdı), yemek salonunu (15 konuğun rahatlıkla sığabileceği büyüklükteydi), kütüphaneyi, şunu bunu detaylı olarak görüyorum. Bu kadarı da bana yetiyor. Düşünün sarayda toplam 2000 oda var, zaten tamamını gezmek mümkün değil. Buradan da boğa güreşlerinin yapıldığı arenaya gidiyorum. Herhangi bir boğa güreşi gösterisini izlemek niyetinde değilim ama boş haliyle de olsa arenayı görmek istiyorum. İnsanların içindeki vahşiliğin, öldürme isteğinin nerden geldiğini düşünüp arenada şöyle bir tur atıyorum ve boğa güreşlerinin tamamen yasaklanmasını diliyorum içimden.

Sonra da şehrin diğer önemli meydanı ‘’Plaza Mayor’a” gidiyorum. Burası yine arena mantığında düzenlenmiş bir yer aslında. Ortası boş büyükçe bir alan, çevresi de üç dört katlı binalarla çevrelenmiş. Meydana bakan 400’den fazla pencere var. Eski zamanlarda halka açık infazların, boğa güreşlerinin yapıldığı bir alanmış burası. Çevredeki evlerin sahipleri bu ‘’gösterileri’’ izlemek isteyenlere evlerinin pencerelerini kiralarlarmış. Yine aklım insanın içindeki öldürme isteğine ve bunu seyretme merakına gidiyor. Bu konu üzerine  kafa yorup kesin bir yazı yazmalıyım diye düşünüyorum. İnsanın içindeki bu vahşilik, bu doymak bilmeyen saldırganlık nereden geliyor acaba biraz araştırmam lazım. Neyse konumuza dönelim tabi şimdi. Meydan cıvıl cıvıl, kafeler, jonglör gösterisi yapanlar, değişik kostüm giyenlerle (isterseniz onlarla fotoğraf çektirebiliyorsunuz) dolu.

Ben tabi yine kafelerden birine çöküp yemek yemeye başlıyorum. Önden sarımsak çorbası (sopa de ajo) alıyorum akasından da tatlı olarak ‘’chrro’’ denilen kızarmış hamur çubuğu alıyorum. Bunları çikolata sosuna batırıp keyifle yiyorum.

Ve yorgun argın otelime dönüyorum. Ertesi gün Toledo’ya geçme planım var. Bu da demek oluyor ki bir sonraki yazım Toleda’dan…

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Çalakalem Gezilerim... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Bilmiyorum, ben ne istediğimi bilmiyorum…

Photo: Ne istediğinizi bilmiyorsanız, işiniz çooook zor!... :)

Meyve ve sebzelerin besin değerleri hakkında bilinmeyenler.

Meyve ve sebzelerin besin değerleri hakkında bilinmeyenler.

Elma: C ve E vitamini, folik asit, pektin ve flovonoid içerir. Bağırsak sisteminin korunmasında faydalı ve posadan zengindir. Kolesterol düşürücü etkisi vardır. Kan şekerini kontrol altında tutar ve vücut direncini artırır. Kas ve eklem ağrılarının azalmasına yardımcı olur.

Kabak: K ve C vitamini içerir. Kanın pıhtılaşmasını düzenler. Kemik gelişimini sağlar. Böbrek fonksiyonlarında faydalıdır.

Armut: Fosfor, kalsiyum ve potasyumdan zengindir. Kalp kaslarının düzenli çalışmasına fayda sağlar. Tansiyon ayarlamasında etkilidir. Posadan zenginliği nedeniyle bağırsakları çalıştırır.

Dut: Kalsiyum, C ve B vitamini ile bol lif içerir. İdrar söktürücü ve bağırsak çalıştırıcıdır.

Kiraz: Kalsiyum, fosfor ve C vitamini içerir. Diş çürümesini önlemede faydalıdır. İdrar söktürücüdür. Vücudun su dengesini sağlar. Erik: A ve C vitamini ile kalsiyumdan zengindir. Bağırsak çalıştırıcı ve direnç artırıcıdır.

Yeni dünya (Malta eriği): A vitamini deposudur. Görmeye ve büyümeye faydalıdır.

İncir: Bol posa, kasiyum, fosfor ve magnezyum içerir. Sindirime yardımcıdır. Kemik ve diş sağlığına etkilidir. Üzüm: Potasyum ve C vitamini deposudur. Sindirim sistemi üzerinde faydalıdır. Vücudun savunma mekanizmasını güçlendirir.

Hindiba: Potasyum, folik asit, C, A ve E vitamini içerir. Demir içeriğiyle kansızlığa iyi gelir. Yüksek lif içeriğiyle bağırsakları çalıştırır. Toksin atıcı ve idrar sökücüdür. İştah açıcı özelliği vardır.

Ananas: Potasyum, fosfor, demir, A ve C vitamini içerir. Toksin atıcıdır. Bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Cilt sağlığında etkindir. Zindeliği artırır

Havuç: A, B, D ve E vitamini kaynağıdır. Cilt ve kemik sağlığında, hücre yenilenmesinde faydalıdır. Saç dökülmesini azaltır ve saçı canlandırır.

Salatalık: A, B ve C vitamini ile fosfor ve selenyum deposudur. Güçlü bir antioksidandır. Cildi nemlendirir. İdrar yolları enfeksiyonlarında faydalıdır. Bol miktarda posa içermesinden dolayı barsak çalıştırıcıdır. Sakinleştirici etkisi vardır ve toksin atıcıdır.

Şalgam: C vitamini, potasyum ve magnezyum içerir. Yüksek tansiyona iyi gelir. Lif içeriğiyle bağırsak çalıştırıcıdır. Antioksidan özelliği ile kansere karşı koruyucu etkileri vardır.

Soya: A vitamini, folik asit, doymamış yağ asitleri, demir ve yüksek oranda lif içerir. Kalp sağlığını korur. Tansiyona iyi gelir. Bağırsak çalıştırıcıdır. Antioksidan özelliği ile kansere karşı koruyucudur. Kemikleri güçlendirir.

Kuşburnu: A, C, D ve E vitamini yönünden zengindir. Antioksidandır. İdrar yolları enfeksiyonlarında etkilidir. Bağırsak çalıştırır. Enfeksiyonlara karşı vücudu korur. Güçsüzlük ve halsizliğe iyi gelir. Brokoli: A, C, E, B1 ve B2 vitamini ve bol miktarda posa içerir. Kalp hastalıklarına karşı korucudur. Prostat ve kolon kanseri riskini azaltır. Demir ve folik asitten zengindir. Kansızlığa faydalıdır.

Marul: A, B ve E vitamini içerir. Sinir sisteminde faydalıdır. Büyüme ve gelişmede, cilt ve saç sağlığında olumlu etkileri vardır.

Soğan: A, B ve C vitamini ile fosfor ve kükürtten zengindir. Doğal antibiyotiktir. Bronş açıcı, bağırsak çalıştırıcıdır. Dayanıklılığı arttırır. Kemik ve diş sağlığında faydalıdır.

Sarımsak: A, B, C ve E vitamini ile sakaroz içerir. Yaşlanmayı geciktirir. Kireçlenmede faydalıdır. Yüksek tansiyonu ayarlar. Doğal antibiyotiktir. Ödem sökücüdür. Damar gelişiminde faydalıdır.

Kereviz: A ve E vitamini ile folik asit ve potasyum içerir. İdrar söktürücüdür. Sindirimi kolaylaştırır. Sinir sisteminde yatıştırıcı etkisi vardır.

Karpuz: A ve C vitamini ile fosfor ve potasyum içerir. Böbrekteki kum ve taşların atılmasında faydalıdır. Toksin atıcıdır. Sıvı ihtiyacının karşılanmasına da katkısı vardır.

Kavun: A vitamini, potasyum ve folik asitten zengindir. Damar tıkanıklığında, bağırsakların çalışmasında etkilidir. Göz sağlına fayda sağlar.

Brüksel lahanası: C ve B vitamini ile kalsiyum ve demirden zengindir. Kalp sağlığına ve kansızlığa iyi gelir. Kas gelişiminde faydalıdır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Yüksek tansiyonu düşürmede fayda sağlar.

Lahana: Folik asit, A, B ve E vitamini yönünden zengindir. Güçlü antioksidandır. Mide rahatsızlıklarında ve hazımsızlık gidermede faydalıdır. Toksin atıcıdır. Pazı: A ve C vitamini ile folik asitten zengindir. Beden güçlendiricidir. Demirden zengin olması sebebiyle kansızlığa iyi gelir. Bol posa içerir. Bağırsak rahatsızlıklarında faydalıdır.

Karnabahar: Potasyumdan zengindir. C vitamini içerir. Kalp hastalıklarında ve tansiyon düşürmede faydalıdır. Yer elması: İnsülin ve glikoz içerir. Emziren annelerde süt artırıcı etki yapar. Böbreklerin düzenli çalışmasına yardımcı olur. Cilde faydalıdır.

Pırasa: Demir, kalsiyum ve potasyum içerir. İdrar sökücüdür. Bronş açıcıdır. Sindirimi kolaylaştırır.

Patates: C ve B vitamini ile fosfor ve potasyumdan zengindir. Hazımsızlığı giderir. Mide rahatsızlıklarında faydalıdır. Kalp üzerinde olumlu etkileri vardır. Nişasta içeriğinden dolayı kan şekerinin hızla yükselmesine sebep olabilir.

Enginar: Bol posa içerir. Kalsiyum, potasyum, magnezyum, A ve C vitamini içerir. Karaciğer ve safra kesesi sağlığını korur. Sindirimi kolaylaştırır. Böbreklerin çalışmasını düzenler. Toksin atıcıdır. Taze fasulye: Folik asit, potasyum, A ve C vitamininden zengindir. Kötü kolesterolün düşmesinde yardımcıdır. Antioksidan özelliği vardır.

Avakado: Potasyum, magnezyum, A ve E vitamini içerir. Lif oranı yüksektir. Kabızlığa iyi gelir. Kalın bağırsak ve hemoroit için faydalıdır. Yüksek tansiyonu düşürücü etkisi vardır. Bamya: A, B ve C vitamini içerir. Sindirime yardımcıdır.

Börülce: Kalsiyum, posa, potasyum ve A vitamini içerir. Kolesterolün ve tansiyonun düşmesinde faydalıdır. Kabızlığa iyi gelir.

Ayva: A, B ve C vitamini içerir. Mideyi rahatlatır. İshale karşı korucudur. Cilde faydalıdır.

Bakla: A ve C vitamini içerir. Lif yönünden zengindir. Kabızlığa iyi gelir. Kolesterole ve kansere karşı koruyucudur.

Ispanak: B ve C vitamini ile magnezyum ve çinkodan zengindir. Cilt sağlığına, sinir sistemine, sindirime, göz sağlığına, büyümeye ve gelişmeye faydalıdır.

Mısır: Protein, A, B ve C vitamini yönünden zengindir. Damar sertliğine ve kolesterole faydalıdır. İdrar söktürücüdür. Böbreklerin düzenli çalışmasında fayda sağlar.

Muz: B6 vitamini ve potasyumdan zengindir. Hücre yenilenmesinde ve bağışıklık sisteminin güçlenmesinde faydalıdır. Elektrolit dengesini sağlar.

Kayısı: A, B ve C vitamini içerir. Cilt, göz ve bağışıklık sistemine fayda sağlar. Kemik gelişimini arttırır. Kansızlığa iyi gelir. Kas ve sinir sistemini güçlendirir.

Vişne: A vitamini ve potasyumdan zengindir. İdrar söktürücüdür. Karaciğer ve mide üzerinde olumlu etkileri vardır.

Şeftali: C vitamini, potasyum ve posadan zengindir. Hazmı kolaylaştırır. Sinir sistemine faydası vardır. Vücudun savunma sistemini güçlendirir.

Ahududu: Folik asit, C, E ve A vitamini içerir. İştah açıcı ve idrar sökücüdür. Diş sağlığına iyi gelir. İshali önler ve ateş düşürücüdür.

Domates: Folik asit, magnezyum, potasyum, B ve A vitamini içerir. Hücre yenilenmesinde, bağışıklığın artmasında, kemik ve kas gelişiminde etkilidir.

Patlıcan: B1, B2, C ve A vitamini içerir. Sinir sistemine iyi gelir. Cilt sağlığına ve bağışıklık sistemine faydalıdır. Trabzon hurması: A ve C vitamini ile potasyumdan zengindir. İshal koruyucudur. Göz ve cilt sağlığına olumlu etkileri vardır. Portakal: C vitamini ve flovanoid denilen antioksidan deposudur. Kansızlığa iyi gelir. Kalp ve atardamarları korur. Kolesterol düşürücüdür. Bağışıklık sistemini güçlendirir.

Nar: C vitamini, demir ve potasyum deposudur. Çok güçlü antioksidandır. Kansere karşı koruyucudur. Mandalina: C ve A vitamini ile potasyum yönünden zengindir. Hastalıklara karşı vücudun direncini arttırır. Yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı olur. Damar sertliğine faydası vardır. Güçlü bir antioksidandır.

Greyfurt: Folik asit, potasyum ve C vitamini kaynağıdır. Hücre yenilenmesinde ve büyümesinde etkilidir. Güçlü antioksidandır. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Damar sertliğine faydası vardır. Kivi: C vitamini deposudur. Yaşlanmayı geciktirir. Güçlü antioksidandır. Alerjiye karşı bağışıklığı arttırır.

Çilek: A, C ve E vitamini ile folik asitten zengindir. Kas ve eklem ağrılarında faydalıdır. Cilde iyi gelir. İdrar sökücüdür. Yeşil biber: C vitamini yönünden çok zengindir. Güçlü bir antioksidandır. Limon: Yüksek oranda C vitamini içerir. İskorbüt hastalığına iyi gelir. Güçlü antioksidandır. İdrar sökücüdür. İdrar yolları iltihabında faydalıdır.

Maydanoz: Çok yüksek oranda C vitamini içerir. Ayrıca folik asit, A ve E vitamini yönünden zengindir. Büyüme, kemik ve diş sağlığı gelişiminde etkindir.

Mango: A ve C vitamini yönünden hayli zengindir. Göz ve cilt sağlığına iyi gelir. Antioksidan özelliği ile kansere karı koruyucudur. Pepino: C vitamini, fosfor ve potasyum kaynağıdır. Eklem romatizmasında, kemik gelişiminde ve hemofili hastalığında etkilidir

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Mori Schwartz, hayat dolu bir üniversite profesörü…

Photo: Mori Schwartz, hayat dolu bir üniversite profesörü...1994'te vücudunda bir gariplik hissetmiş. 60'lık vücuduartık dans derslerini kaldıramayacak kadar bitkinleşmiş.doktora gittiğinde yakında öleceği haberini almış: HastalıkMori'yi tekerlekli Sandalyeye bağlamış. Dersleri bırakmış,evdeki bakıcının kollarında bebekliğe yeniden dönmüş.Kucaklanıp kaldırılır, başkası tarafından yıkanır,poposu pudralanır olmuş. Düşünmüş o zaman:"Kendimi bırakıp yok olmayı mı bekleyeyim, yoksa kalanzamanımı en iyi şekilde değerlendireyim mi?" Sonunda ölümünden utanmamaya ve yaşamla ölüm arasındakison köprünün bütün ayrıntılarını anlatmaya karar vermiş.Hayattaki son dersi, "kendi ölümü" olacakmış. Önce sevdiklerini toplayıp, onlara bir "canlı cenaze töreni" düzenlemiş. Bizim ancak ölenlerin ardından yaptığımız sevgi konuşmalarını hayattayken dinleme ve gönlünce cevap verme şansını yaratmış. ABC televizyonunun ünlü haber sunucusu Ted Koppel'ın programına konuk olunca üne kavuşmuş. Dünyanın dört bir yanından mektup yazan, röportajagelen insanlar ona "son yolculuk"u sormaya başlamışlar.Mori'nin bu sorulara verdiği yanıtlar Türkçede de yayımlandı.(Mitch Albom, "Öğretmenim Mori'yle Salı Buluşmaları",Boyner Y. 1997)"Herkes öleceğini bilir, ama kimse buna inanmak istemez.Oysa öleceğimize inansak, bazı şeyleri farklı yapardık.İnsan ölmeyi öğrenince yaşamayı da öğrenmiş oluyor. Budistlerinyaptığını yap ve her sabah omzundaki küçük kuşa sor:- O Gün, bugün mü?Hazır mıyım? Olmak istediğim insan mıyım? Kariyer, iyi maaş,araba ve ev taksitleri... Hayattan istediğim şey bu mu?""Şuraya uzanmış yavaş yavaş ölürken rahatlıkla söyleyebilirim ki, istediğin kadar güce ya da paraya sahip ol, yaşamı satın alamazsın."diyor Mori... "- Son bir 24 saatin olsa ne yapmak isterdin?"sorusuna ise herkesi şaşırtacak kadar sade bir cevap veriyor:"- Sabah kalkar, jimnastiğimi yapar, ardından çörek ve çaylakahvaltı eder, yüzmeye giderdim. Sonra arkadaşlarımı evdegüzel bir öğle yemeğine davet eder, onlara ne kadar değerverdiğimi anlatırdım. Ardından ağaçlıklı bir bahçede yürüyüprenkleri, kuşları seyreder, doğayı içime çekerdim.Akşam sevdiklerimle bir restorana gidip yemek yer veen güzel kızlarla tükeninceye dek dans ederdim.Ardından eve gelir mükemmel bir uyku çekerdim."Sizin bunları yapacak vaktiniz var. Bütün yapmanız gerekenarada bir omuzunuza bir bakış atıp sormak:"Bugün mü küçük kuş, bugün mü?"Mori Schwartz, hayat dolu bir üniversite profesörü…

1994’te vücudunda bir gariplik hissetmiş. 60’lık vücudu artık dans derslerini kaldıramayacak kadar bitkinleşmiş. doktora gittiğinde yakında öleceği haberini almış: Hastalık Mori’yi tekerlekli Sandalyeye bağlamış.

Dersleri bırakmış, evdeki bakıcının kollarında bebekliğe yeniden dönmüş. Kucaklanıp kaldırılır, başkası tarafından yıkanır, poposu pudralanır olmuş. Düşünmüş o zaman: “Kendimi bırakıp yok olmayı mı bekleyeyim, yoksa kalan zamanımı en iyi şekilde değerlendireyim mi?” Sonunda ölümünden utanmamaya ve yaşamla ölüm arasındaki son köprünün bütün ayrıntılarını anlatmaya karar vermiş. Hayattaki son dersi, “kendi ölümü” olacakmış. Önce sevdiklerini toplayıp, onlara bir “canlı cenaze töreni” düzenlemiş. Bizim ancak ölenlerin ardından yaptığımız sevgi konuşmalarını hayattayken dinleme ve gönlünce cevap verme şansını yaratmış. ABC televizyonunun ünlü haber sunucusu Ted Koppel’ın programına konuk olunca üne kavuşmuş.

Dünyanın dört bir yanından mektup yazan, röportaja gelen insanlar ona “son yolculuk”u sormaya başlamışlar. Mori’nin bu sorulara verdiği yanıtlar Türkçede de yayımlandı. (Mitch Albom, “Öğretmenim Mori’yle Salı Buluşmaları”, Boyner Y. 1997)

“Herkes öleceğini bilir, ama kimse buna inanmak istemez. Oysa öleceğimize inansak, bazı şeyleri farklı yapardık. İnsan ölmeyi öğrenince yaşamayı da öğrenmiş oluyor. Budistlerin yaptığını yap ve her sabah omzundaki küçük kuşa sor: – O Gün, bugün mü? Hazır mıyım? Olmak istediğim insan mıyım? Kariyer, iyi maaş, araba ve ev taksitleri… Hayattan istediğim şey bu mu?” “Şuraya uzanmış yavaş yavaş ölürken rahatlıkla söyleyebilirim ki, istediğin kadar güce ya da paraya sahip ol, yaşamı satın alamazsın.” diyor Mori… ” – Son bir 24 saatin olsa ne yapmak isterdin?” sorusuna ise herkesi şaşırtacak kadar sade bir cevap veriyor:

 “- Sabah kalkar, jimnastiğimi yapar, ardından çörek ve çayla kahvaltı eder, yüzmeye giderdim. Sonra arkadaşlarımı evde güzel bir öğle yemeğine davet eder, onlara ne kadar değer verdiğimi anlatırdım. Ardından ağaçlıklı bir bahçede yürüyüp renkleri, kuşları seyreder, doğayı içime çekerdim. Akşam sevdiklerimle bir restorana gidip yemek yer ve en güzel kızlarla tükeninceye dek dans ederdim. Ardından eve gelir mükemmel bir uyku çekerdim.” Sizin bunları yapacak vaktiniz var. Bütün yapmanız gereken arada bir omuzunuza bir bakış atıp sormak: “Bugün mü küçük kuş, bugün mü?”

Yüreğine ne ekersen, onu yaşarsın.

Venüs, 15 Mayıs’tan itibaren “İkizler” burcunda gerilemeye başlamış bulunmakta ve bu gerileme dönemi 27 Haziran’a kadar devam edecektir. Venüs, “Terazi” burcunun yöneticisi olup, iliksilerdeki dengeyi temsil etmektedir.

Venüs,  15 Mayıs’tan itibaren “İkizler” burcunda gerilemeye başlamış bulunmakta ve bu gerileme dönemi 27 Haziran’a kadar devam edecektir. Venüs, “Terazi” burcunun yöneticisi olup, iliksilerdeki dengeyi temsil etmektedir.

Aynı zamanda Venüs, “Boğa” burcunun da gezegeni olup diğer yargılarımızı temsil etmektedir. Bu süreç içerisinde ilişkilerimizi gözden geçirir, hayatımızda nelerin bizler için önemli olup, nelerin artık bizler için çok fazla önem kazanmadığını; gerek özel ilişkilerimiz olsun, gerekse iş ilişkilerimiz olsun kendi değer yargılarımızı ön plana çıkartırız.   Venüs’ün 15 Mayıs- 27 Haziran tarihleri arasındaki geri hareketinden dolayı, ilişkilerimizde çelişkiler yaşayabileceğimizi, diplomasi, uzlaşma gerektiren konularda,  problemler yaşayabileceğimizi göz önünde bulundurmalıyız.    Gerileme “İkizler” burcunda gerçekleşeceği için, anlaşmalar, uyum, düzen, işbirliği ve ortak çalışmalarda, tartışmalar, anlaşmazlıklar yaşayabileceğimiz için, kelimelerimizi seçerken dikkat etmeli ve kendimizi içinden çıkılmaz zor durumlara sokmamalıyız.   İlişkilerinizde bir türlü halledemediğiniz konular, hayatınızdan çıkarmak ihtiyacı hissettiğiniz, ister özel ilişkiniz olsun, isterse iş, arkadaşlık ilişkileriniz olsun, Venüs’ün ileri hareket edeceği 27 Haziran ayına kadar aldığınız kararları sakin uygulamayın.   “Venüs” gerilerken yarıda kalmış ilişkiler, eski aşklar tekrar gündeme gelebilir.    15 Mayıs’tan önce bir ilişkiye başlamışsanız eğer, bu süreç içerisinde birbirinizi tanımanız için kendinize zaman vermeli ve acele karar almamalısınız.   Venüs’ün 27 Haziran’dan sonraki düz hareketi size zorluk yaşadığınız, halledemediğiniz konularda, ne yapmanız gerektiğiniz konusunda daha fazla farkındalık sağlayıp bu ilişkide daha fazla yer alıp, almamanız konusunda sizi aydınlatacaktır.   Gerileme süresince, parasal konularda dikkat etmeli ve büyük harcamalar yapmamalıyız. Çok pahalı olan, çok fazla beğenerek aldığınız bir eşya, Venüs düz harekete geçtikten sonra, artık, çok fazla beğeninizi kazanmayıp hatta aldığınız için pişmanlık duyabilirsiniz.   Venüs’ün düz hareketi geçeceği 27 Haziran’dan sonra, alım satım işlerine, güzellik konularına, estetik operasyonlara, dekor konularına atılımlar yapabiliriz.    Gerileme döneminde, evlilik ya da ciddi bir birliktelik için kararlar alınmamasında fayda vardır. Venüs gezegeni her 18 ayda gerilediği için bir sonraki gerileme 21 Aralık 2013- 31 Ocak 2014 tarihleri arasında Oğlak burcunda gerçekleşecektir.

Astrolog Duygu TAĞMAC

Bir o yana, bir bu yana laf götürenleri, bir o yandan bir bu yandan çarpasım var…

Fotoğraf

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , , . Leave a Comment »

Hayal ettiğiniz her şey gerçektir…

Tanıdığım en güzel insanlar, yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş romantik ve anarşist olan insanlardır.

Photo: "-Tanıdığım en güzel insanlar, yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş romantik ve anarşist olan insanlardır.Bu kişiler yaşama karşı geliştirdikleri kendine has takdir, direniş, duyarlılık ve anlayışla; şefkat, nezaket, bilgelik ve derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar.Güzel insanlar öylece ortaya çıkmazlar; onlar oluşurlar..."Elisabeth Kubler Ross“-Tanıdığım en güzel insanlar, yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş romantik ve anarşist olan insanlardır. Bu kişiler yaşama karşı geliştirdikleri kendine has takdir, direniş, duyarlılık ve anlayışla; şefkat, nezaket, bilgelik ve derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar. Güzel insanlar öylece ortaya çıkmazlar; onlar oluşurlar…”

Elisabeth Kubler Ross