Gerçeği gören gözler…Çoğalacak…! Hak edişi alan ÖZlerdeki… Perdeler kalkacak…!!!

Gerçeği gören gözler…

 Çoğalacak…!

 Hak edişi alan ÖZlerdeki…

Perdeler kalkacak…!!!

 _____Hermes Şems______

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kaldıramayacağım_________Yükü, Taşıyamayacağımız________Derdi, Çekemeyeceğimiz_________Çileyi, Gidemeyeceğimiz__________Yolu,

Kaldıramayacağım_________Yükü, Taşıyamayacağımız________Derdi, Çekemeyeceğimiz_________Çileyi, Gidemeyeceğimiz__________Yolu, Aşamayacağımız__________Engelleri, … Yaşayamayacağımız_______Canı, Sevemeyeceğimiz_________Yari, Veremeyeceğimiz_________Cevabı, Yiyemeyeceğimiz__________Lokmayı, Konuşamayacağımız_______Sözü, Duyamayacağımiz_________Sesi, Gidemeyeceğimiz__________Mekanı, Giremeyeceğiz____________Gönülü, Kavuşamayacağımız_______AŞK-ı

Verme EYY RABBIM………..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gönül; bir gün olur, seni gönlünü alana ulaştırır.

Gönül; bir gün olur, seni gönlünü alana ulaştırır.

Can; bir gün olur, seni sevgiliye ulaştırır.

Sen de derdin eteğini elden bırakma,

Çünkü o dert, bir gün olur, seni dermana ulaştırır.
Mevlana

Tanrı, yukarıdaki cennetlerde bir yerlerde değildir.

Tanrı, yukarıdaki cennetlerde bir yerlerde değildir.

O, şimdi burada; ağaçlarda, taşlarda, senin içinde, benim içimde, her şeyin içindedir.

Tanrı varoluşun ruhudur, görünmez olan, en içteki özdür…

OSHO

Bizim Metallica’ya biletimiz var.

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Burcumuza göre ruhsal gelişim ve kaderimiz…

 

 Yengeç Burcu: Ruhun bedeni dünyada ilk deneyimlediği burç olarak kabul edilir. Ruh, yeni tanıdığı bedendeki duyguları deneyimlerken, ben egolarına sahip olmayan birey sezgi yeteneklerini kullanarak, içinde daha tam anlamıyla gelişmemiş olan güdüleri sezer.

Aslan Burcu: Doğasından ayrılan ruhun bedenlenme süreci içindeki, bireysel ben egosunu tanıdığı yerdir.

 Başak Burcu: Ruh, bireysel bağımsızlığı devam ettirmek için, beden sağlığının önemini fark eder.

Terazi Burcu: Ruh, bedenin toplum içindeki yalnızlığını ve bu yalnızlığın uzun zamanlar önce kaybettiği eksik parçaya olan bağlılığından kaynaklandığının nihayet bilincine varır ve kaybettiği değerleri yeniden aramaya başlar.

Akrep Burcu: Bedeni deneyimleyen varlık, bedenin tatmin edilmemiş şehvet dolu arzularını Terazi Burcunda tezahür eden sevgi açlığıyla gidermeye çalışır. Artık, dünyadaki bedensel etkilerin ve bedenin güvenilirliği konusunda asılsız bir iktidar duygusuna sahip olan ruh, çok yakın geçmişte Kova burcunda kaosu deneyimleyerek uzağındaki bilinmeyenle olan beden tamponunu kaldırmıştır.

Yay Burcu: İnsan aklının en felsefi ve anlaşılmaz olan bireyselliğini, kendi tinselliği içinde açıklamaya çalışır.

Oğlak Burcu: Karmanın başladığı yengeç burcunun karşısıdır. Beden artık bilinçaltı, otomatik arzular ve çocuksu isteklerden kurtulmak zorunda olduğunu, soğuk ve baskıcı, geçmek bilmeyen sınavları içinde öğrenmek mecburiyetinde kalır.

Kova Burcu: “Ben”i öğrenmiş olan ruh artık geriye dönmek için “biz” demeyi öğrenmelidir.

Balık Burcu: Ruh, kendi içsel dönüşüne ve evrensel sezgi yeteneklerine yeniden dönmüştür.

Koç Burcu: Ruh, dünya illüzyonundan kurtulmuş gerçekliğe sahip olmayan tümleşik zihinsel bireyselliğe sahip olmuştur.

 Boğa Burcu: Ruh, bedenin ihtiyacı olan formu ve evrendeki tüm tanrısal olanı keskin, estetik güzelliği ve pi sayısını algılar.

 İkizler Burcu: Ruh, kendi içindeki diğer yanla iletişim kuran varlık, halk deyişiyle eş ruhunu, okültist deyişle gizemli karanlık ikizini bulur.

Dr. Ender Saraç’ın Ruhsal Gelişim ve Kader adlı kitabında
Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hekimlerin Hekimi İbni Sina’nın, Talebesi Rob J.’nin Romanı…

 

İsfahan’da Maristan’ın, Hekimlerin Hekimi İbni Sina’nın, Talebesi Rob J.’nin Romanı
“Karım hasta. Onu muayene edersen sevinirim.” Rob eğilerek selamladı hocasını. Anlayamamıştı. İbni Sina’nın karısını muayene etmekten onur duyacak seçkin meslektaşları vardı…

Yaşlı kadın samandan bir yatak üzerinde yatıyordu. İbni Sina yatağın kenarında dizlerinin üzerine çöktü. “Reza.” … Takip edilmiyorlardı.

Bir süre sonra kamp ateşleri gerilerde kaldı. Rob bir ara dönüp arkasına baktı. Gökyüzündeki küçük bir karabulutun renginin pembeleştiğini gördü. İsfahan yanıyordu…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bedreddin-i Tirmizi adında biri vardı. Simya ile uğraşır, yani altın yapardı. ..

 

Bedreddin-i Tirmizi adında biri vardı. Simya ile uğraşır, yani altın yapardı. ..

 Mevlana’nın ismini, birinden duydu bu zat. Ziyaret etmek için Konya’ya geldi bizzat.

Oğlu Sultan Veled’in evine gitti önce. Ve niçin geldiğini arz eyledi şöylece: Dedi: (Ben simyagerim, altın elde ederim. Hazret-i Mevlana’yı ziyarettir dileğim.

Ayrıca, yapacağım altından, her gün biraz, Talebeleri için, edeceğim ona arz.) Sultan Veled, güzelce dinledi kendisini.

 O akşam, pederine arz eyledi hepsini. Hiçbirşey buyurmadı Mevlana da cevaben. Ertesi gün, o zatın evine gitti hemen.

Kapısını çalıp da girdiğinde evine, Baktı, altın yapmakla uğraşıyor o yine. Bedreddin, Mevlana’nın görünce geldiğini, İltifatlar ederek karşıladı kendini.

Ona gösterdiyse de böyle ilgi, iltifat, Onda, meslek icabı bir gurur vardı fakat. Zira o, mesleğini çok üstün biliyordu.

Bunu, yalnız kendisi yapar zannediyordu. Mevlana hazretleri, üstün firasetiyle, Onun düşündüğüne vakıf oldu ayniyle.

Kurtarmak gayesiyle onu bu gururundan, Paslı bir demir görüp, istedi onu bundan. Bedreddin, o demiri alıp arz ettiğinde, Aniden altın oldu Mevlana’nın elinde.

Bu nasıl olur? diye düşünürken pek derin, Mevlana hazretleri, buyurdu: (Ey Bedreddin! Bu, gayet kolay iştir, niçin şaşırıyorsun? Altın elde etmeyi bir şey mi sanıyorsun?

Sen simya ilmi ile yaparsın bunu, ancak, Ahirette, bu sana fayda sağlamayacak. Bu ilim, ahirette hiç yaramaz işine.

 Girmene mani olmaz Cehennem ateşine. Çünkü sırf bu dünyada iş görür bu marifet. Dünyada kalır yine, öldüğünde akıbet.

Sen bu gün meşgul ol ki, bir simya ilmi ile, Ölürsen, ahirete o da gelsin seninle.) O bir şey anlamayıp, eyledi ki ona arz: (Efendim, o simya’yı anlatın bana biraz.)

Buyurdu: (Ey Bedreddin, ilim, amel ve ihlas, Bu üçüne kavuş ki, bunlardır simya esas.

 Eğer atabilirsen kalbinden masivayı, Elde etmiş olursun işte asıl simyayı.) Bedreddin, ihlas ile bağlanıp Mevlana’ya, Kavuştu çok geçmeden, bu hakiki simyaya.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Büyüklere hürmet edin… Sıkıntıya sabredin… Aza kanaat edin…Hatanızı kabul edin… Varken, tasarruf edin, Sofranıza davet edin…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İçimizde iki kurt var ve bunların arasında da korkunç bir savaş var…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dikkat testimizin ikinci bölümü… Buyrun efem…

 

Cevaplarınızı Not Alın

1. Bazi aylar 30, bazilari 31 çeker; kaç ayda 28 gün vardir?

2. Doktorunuz size 3 hap verir ve bunlari yarimsar saat arayla almanizi tavsiye ederse, ilaçlarin tamamini bitirmeniz ne kadar sürer?

3. Gece saat sekizde yatiyorum ve yatarken guguklu saatimi sabah dokuza kuruyorum kaç saat uyurum?

4. 30′ u yarima bölüp 10 eklediniz, kaç etti?

5. Bir çiftçinin 17 koyunu vardi. Sürüde salgin hastalik oldu, dokuzu agir hastalandi, digerleri öldü. Çiftçinin kaç koyunu var?

6. Sadece bir tek kibritiniz var, içinde bir gaz lambasi, bir gaz sobasi, ve birde mum bulunan karanlik ve soguk bir odaya girdiniz… Önce hangisini yakarsiniz?

7. Adamin biri dikdörtgen biçiminde ve her cephesi güney manzarali bir ev insa ediyor. Evi kocaman bir ayi ziyaret ederse bu ayi ne renk olur?

8. 3 elma vardi ikisini aldim. kaç elmam var?

9. Musa gemisine her hayvandan kaçar adet aldi?

10. Chicago’ dan hareket eden 43 yolculu bir otobüs kullaniyorsunuz.Pittsburgh’ da 7 yolcu binip, 5 yolcu indi. Cleveland’ da 8 yolcu indi, 6 yolcu tuvalete gidip geldi ve 4 yeni yolcu bindi. 20 saat sonra Philadelphia’ ya vardiginizda söförün adi neydi?

Cevaplar Asagida …

SIMDI YANITLAR: 1. Hepsinde, tüm aylarda 28 gün vardir. 2. Bir saat 3. Guguklu saatler gece gündüz ayrimi yapmadigi için 1 saat. 4. 70 eder, yarima bölmek 2 ile çarpmak demektir. 5. 9 canli koyun 6.Kibriti. 7. Ayi beyaz olur. Evin her cephesi güneye baktigina göre bina kuzey kutbundadir. 8. 2 elma 9. Sifir, gemisine hayvan alan Nuh idi. 10. Söför sizdiniz.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hiç dokunma bana…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Süper fikir…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Islak kek…

Malzemeler

250 gr margarin

1 kg süt

4 yumurta

2 su bardağı şeker

3 yemek kaşığı kakao

1 vanilya

1 kabartma tozu

3 su bardağı un

Süslemek için Damla çikolatai hindistan cevizi

Margarin süt şeker kakao bir tencerede kaynayıncaya kadar pişiriliyor.

Ve bu pişirdiğimiz kremadan 3 su bardağı ayırtıyoruz tencerede kalan kısmını soğutuyoruz.

Ve yumurtayı ayrı bir kapta iyice çırpıyoruz soğutunuz kremayı yumurtanın üzerine boşaltıyoruz.

Ve çırpıyoruz unu vanilyayı kabartma tozunu eleyip ilave ediyoruz ve karıştırıyoruz.

Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında yağlanmış kalıba dökünüz 25. 30 dakika arasında pişirin.

Fırından çıkan kekin her yerini çatalla yarak hava boşlukları açın kremanın girmesi için Ve o ayırdığımız kremayı üzerinde gezdirin, ıslak keki damla çikolata veya Hindistan cevizi ile süsleyebilirsiniz Arzuya göre küçük kalıplarda da yapılabilir tek kişilik.

Yemekte Ne Var ??? kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eski bir Sufi hikâyesi vardır:

Eski bir Sufi hikâyesi vardır:Bir adam çok acı çekiyormuş ve her gün Tanrı’ya dua edip, “Neden ben? Başka herkes çok mutlu görünüyor, ben neden böyle acı çekiyorum?” diyormuş. Bir gün büyük bir umutsuzlukla Tanrı’ya dua etmiş: “Bana başka herhangi birinin acısını verebilirsin, onu kabul etmeye hazırım ama benim acımı al. Artık dayanamıyorum.”

 

O gece güzel bir rüya görmüş―güzel ve çok açıklayıcı. O gece rüyasında Tanrı’nın gökyüzünde görünüp herkese, “Bütün acılarınızı tapınağa getirin,” dediğini görmüş. Herkes kendi acısından bıkmış durumdaymış―aslında herkes hayatının bir döneminde, “Herhangi birinin acısını kabul etmeye hazırım ama benimki al; benimki çok fazla, dayanılmaz,” diyormuş.

 

Böylece herkes kendi acılarını torbalara doldurmuş, tapınağa gitmiş ve herkes çok mutlu görünüyormuş; artık dualarının kabul olduğunu düşünüyorlarmış. Bizim adam da tapınağa koşmuş.

 

Tanrı, “Torbalarınızı duvar kenarına koyun,” demiş. Bütün torbalar duvar kenarına konmuş ve Tanrı, “Şimdi seçebilirsiniz,” demiş. “Herkes istediği torbayı alabilir.”

 

Ve en şaşırtıcı şey şuymuş: bu her zaman dua eden adam, başka herkesten önce kendi torbasını seçebilmek için yanına koşmuş! Ama çok şaşırmış çünkü herkes kendi torbasına koşuyor ve tekrar onu seçmekten mutlu görünüyormuş. Ne oluyormuş? İlk defa olarak herkes başkalarının sefaletlerini, başkalarının acılarını görüyormuş―onların torbaları da büyükmüş, hatta daha da büyükmüş!

 

Ve ikinci sorun şuydu ki, insan kendi acılarına alışıyordu. Şimdi başka birininkini seçmek―torbada ne tür acılar olduğunu kim bilebilirdi? Uğraşmak niye?  En azından kendi acılarını tanırsın, onlara alışmışsındır, katlanılabilirler. Yıllarca onlara katlanmışsındır―niye bilinmeyeni seçesin?

 

Herkes evine mutlu bir şekilde dönmüş. Hiçbir şey değişmemiş, aynı acıları geri götürüyorlarmış ama herkes kendi torbasını alabildiği için mutluymuş ve gülümsüyormuş.

 

Ertesi sabah Tanrı’ya dua etmiş ve, “Dua için teşekkür ederim,” demiş. “Bir daha asla böyle bir şey istemeyeceğim. Sen bana her ne verdiysen iyidir, benim için iyi olmalı ki bana verdin.”

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »