Adam; Bir papağan almak için dükkana girer.İçeride pek çok papağan vardır.Yalnız bir tanesi dikkatini çeker.

Adam; Bir papağan almak için dükkana girer.İçeride pek çok papağan vardır.Yalnız bir tanesi dikkatini çeker.

Papağanın iki ayağında da birer ip bağlıdır

Satıcıya sorar: -Bu papağanın iki ayağına neden ip bağladınız?

 -Efendim o, çok akıllı bir papağandır

 Eğer sağ ayağındaki ipi çekerseniz sizinle muhabbet eder,

sol ayağındaki ipi çekerseniz, şarkı söyler.

 Adam sorar: -Ya ikisini de çekersem?

 Bu soruya papağan atılır: -Düşerim salak..!!
Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Siz kendinize inanın,

”Kendimize, tümüyle bizim olan, başkalarının giremeyeceği, gerçek özgürlüğümüzü oluşturacağımız, tam anlamıyla inzivaya çekilip yalnız kalabileceğimiz küçük bir arka oda ayırmalıyız..

 

”Kendimize, tümüyle bizim olan, başkalarının giremeyeceği, gerçek özgürlüğümüzü oluşturacağımız, tam anlamıyla inzivaya çekilip yalnız kalabileceğimiz küçük bir arka oda ayırmalıyız..”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatımızı fırsatlar belirler. Hatta kaçırdığımız fırsatlar da.

Hiçbir şey için asla çok geç değildir ya da benim durumumda, istediğin kişi olmak için çok erken değil. Zaman sınırı yoktur, istediğin zaman başlayabilirsin. Değişebilir ya da aynı kalabilirsin. Bunun bir kuralı yoktur. En iyisini ya da en kötüsünü yapabiliriz. Umarım, sen en iyisini yaparsın. Umarım, seni şaşırtacak şeyler yaşarsın.

Umarım, daha önce hiç hissetmediğin şeyler hissedersin. Umarım, …değişik bakış açıları olan insanlarla tanışırsın. Umarım, gurur duyacağın bir hayatın olur. Öyle olmadığını anlarsan umarım, en baştan başlayacak gücü kendinde bulursun. Bizi neyin beklediğini asla bilemeyiz. Bazen en az hatırladığımız insanların üzerimizde büyük etkisinin olması çok tuhaf bir şey.

Piyanoyu ne kadar iyi çaldığın değil, çalarken nasıl hissettiğin önemlidir. Sevdiğiniz insanların, kimsenin onlara zarar veremeyeceği yataklarında uyuduğunu bilmek, huzur verici; hatta rahatlatıcı bir şeydir. Hayatımızı fırsatlar belirler. Hatta kaçırdığımız fırsatlar da.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir…

Yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir.

 Yol boyunca; yola çıkıp da yürümeyenleri,

Yola oturup, gelen-geçenin ayağına çelme takanları,

 Yoldan metafizik uyuşturucularla keyif çatanları,

 Tel örgülerle çevirdiği yolu kendisine zindan edip volta atanları, …

Maratona 100 metre koşucusu gibi hızlı gidip,

50.metrede yola yatanları,

Yürüyüşün uzun ve yolun zahmetli olduğunu görünce,

yolculuk üzerine zor atanları,

Yürümeyi bırakıp, yol-yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanları,

Ayağına batan tek bir dikenin faturasını çıkarıp,

ömür boyu tafra satanları,

Beyaz atlı kurtarıcıyı gözlemek için ufka bakıp bakıp dağıtanları,

Yanlış kılavuzlara kızıp yolu satanları göreceksin…

 Göreceksin dostum…

Aldırma, yürü.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

”Sahte mutluluk insanları katı yürekli, azametli yapar; ama, bu insandan insana geçmez.

 

 

”Sahte mutluluk insanları katı yürekli, azametli yapar; ama, bu insandan insana geçmez. Gerçek mutluluk ise insanları yumuşak huylu, hassas yapar ve mutluluk her zaman paylaşılabilir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu.

Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı. Hemen bir not yazdı yolladı. Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada, garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı.

Garson kız ilk defa böyle büyük bir bahşiş alıyordu…. Akşam eve giderken , kazandığı paranın bir kısmını köşe başında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı. Adam öyle ama öyle minnettar oldu ki.. iki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti. Karnını doyurduktan sonra, bir apartmanın bodrumundaki tek göz odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titreyen köpek yavrusunu kucağına alıverdi.

Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada bir o yana bir bu yana koşturup durdu. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Bir yangın başlamıştı. Dumanı koklayn köpek öyle bir havlıyordu ki , önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı. Anneler babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp , ölümden kurtardılar.

Bütün bunların hepsi , ama hepsi beş kuruşluk bir maliyeti bile olmayan bir tek GÜLÜMSEME sonucuydu.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İster patronu olursun duygularının istersen uşağı…

En iyi dostun gene sensin. Seni senden daha iyi anlayacak kimse yoktur dünyada. İçinde olup biteni senden daha iyi kim bilebilir ki? İşte sırf bu nedenle bile hayatı daha iyi yaşamaya çalışabilirsin. Kendine her zaman yeni bir hayat ısmarlayabilirsin.

Kendinle çatışmayı ya da barışı seçebilirsin. Kendini ne kadar iyi tanırsan, alacağın kararlarda o kadar yerinde olur. Duygularınla başını belaya sokmaz, olduğu gibi kabul edersin onları. İster patronu olursun duygularının istersen uşağı.

Sana bir yararı olmaz kendini kandırmanın. Kaybetmiş, hatalar yapmış, hatta hayatını cehenneme bile çevirmiş olabilirsin. Hiç kimsenin eleştirmediği kadar eleştireceksin kendini.

Bir birey olarak başkalarına karşı değil kendine karşı acımasız olacaksın. Kendini övüp durmayacaksın. Kendine sorduğun sorulara dürüstçe cevap vereceksin. Başkalarının seni nasıl gördüğüne o kadar da aldırmayacak, senin kendini nasıl gördüğüne bakacaksın.

Kendine karşı acımasız olacak ve de kendini seveceksin..

Tayfun Özdüzenciler

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BAŞKASININ BAŞINA GELEN HER ŞEY, SENİNDE BAŞINA GELEBİLİR…”

 

BAŞKASININ BAŞINA GELEN HER ŞEY, SENİNDE BAŞINA GELEBİLİR…” ~Oscar Wilde~

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İster kral,ister çoban olsun, en mutlu insan evinde huzurlu olandır.

 

 

İster kral,ister çoban olsun, en mutlu insan evinde huzurlu olandır.

~Goetthe ~

Vücut yapısı kişilik özellikleri hakkında önemli ipuçları veriyor…

 

Beden dili  uzmanları vücut yapısının kişinin özellikleri hakkında ipuçları verdiğini belirtti. Yapılan araştırmalarla 4 gruba ayrılan vücut tiplerine göre huyunuz suyunuz, iyi mi kötü mü olduğunuz bile tespit edilmiş. İşte tipler ve kişilik özellikleri…

Uzun boylu sallapati yapı
Bu tipler aceleye gelmezler. İyi huyludurlar. Asabi olmakla beraber kontrollerini kaybedip kendilerini unutmaları seyrek görülür. Cesur ve metindirler. Hayatın darbesine gülümseyerek tahammül ederler. Onların iyi huylarından, sabır ve tahammüllerine ilave olarak bu tipler iyi niyetlerini çatık ve kaba bir maske altında saklayabilirler.

Kısa gövdeli, uzun bacaklılar
Bellerinden yukarısı pek kısa, bacakları ise iyice uzun olan tipler görünüş ve hareket tarzı itibariyle beceriksiz bir tayı andırılar. Havaidirler. Yaşamaktan memnundurlar ve günleri -tabiri caizse- zıplaya sıçraya geçirmek idealleridir. Hayatları muntazam değildir, zira daima bir şeyler yapmak istedikleri için muntazam bir gidişattan nefret ederler.

Kısa ve tıknaz yapı
Ufak tefek insanlar gayet sakin ve şendirler. Herhangi bir toplulukta etrafa hayat saçarlar. Ama pek fazla alaka gördüler mi şımarmaları mümkündür. Çabuk öfkelenir ve aksileşirler. Kızdıkları zaman bağırır çağırır, kalp  kırıcı sözler  söylerler. Ama bu, kendilerini unuttukları içindir. Aslında iyi kalpli ve iyi huyludurlar. Kalp kırmak istemedikleri için yaptıklarına pişman olurlar, kin tutmazlar.

Uzun gövdeli, kısa bacaklılar
İyi bir aile kurarlar. Mizah tarafları pek kuvvetlidir. Azim ve iradeleri sonsuzdur. Dünyanın sorunlarını yenmek onlara sadece kendi zeka ve kabiliyetleri için bir deneme olarak kabul etmek isterler. Yenilseler bile boyun eğmezler. Er geç yine bellerini doğrultur ve kendilerini yeneni mutlaka yenerler. İnsanlarla iyi geçinirler ama alıştıkları çevreleri ve eski arkadaşlarını yenilere tercih ederler.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Aklını kullan…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ruj izi var… Amanınınnnnn…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kendinizi için 60 saniye ayırın…

sabahları paldır küldür yataktan fırlayıp kendimize bir merhaba bile demeden strese günaydın dememiz hiç kimsenin suçu değil. Yazar ve kişisel gelişim uzmanı Patricia Muradi “Ne kadar güçlü, kendimizden emin olursak olalım nihayetinde insanız!” diyor ve soruyor “Kendinizi motive etmek için 60 saniyeniz de mi yok?. “Doğamız gereği de kabul görmeye, beğenilmeye, motive edilmeye ihtiyaç duyarız” diyen Patricia Muradi “Büyük ya da küçük, kadın veya erkek hepimiz takdir görmek için yaşar, hatta bunun biz dünyayı terk ettikten sonra da devam etmesi için elimizden geleni yaparız. Bunun da ayıp bir yanı yok” görüşünde. Hayat koşulları çoğumuza ortak problemleri getiriyor.

PANİKTEN UZAK DURUN

Sabahları paldır küldür kendimizi yataktan dışarı zor atıp, öz bakımımızı yapıp sürüne sürüne giyindikten sonra bir acele işimize veya günlük koşuşturmalarımıza yetişmeye çalışırız. Hele büyük bir şehirde yaşıyorsak, zamanımızın önemli bir bölümünün yolda geçmesi riski olduğundan kimi zaman panik halde günü yakalamaya çalışıyoruz. Bu arada kendimizi unutuyor, makyaj yapmak ya da tıraş olmak gerekmiyorsa aynaya bile bakmaya gerek görmeyebiliyoruz.

BEYAZ ATLI TAKDİR PRENSİ

“Aceleniz var, kabul ediyorum zamanınız kısıtlı nihayetinde Mars´ta ikamet etmediğimizden hemen hepimiz zaman ile yarışmanın ne kadar güç, aynı zamanda ne denli yorucu ve yıpratıcı olduğunun bilincindeyiz. Ama kendinizi motive etmek adına harcayacak 60 saniyeniz de mi yok?” diye soruyor Yazar Muradi ve ekliyor “İnsanız ve takdir edilmek isteriz. Pekala, o gün etrafımızdaki herkes kendi işleriyle meşgulse ve bizi onaylayacak tek bir cümle duymak şansımız yoksa ne olacak? Gün boyunca ´Beyaz atlı takdir prensi´nin bir şekilde bize ulaşıp takdir etmesini mi bekleyeceğiz? Elbette bizim dışımızda kalan insanlardan takdir görmek muhteşem bir motivasyon kaynağıdır. Ancak dilerseniz gelin özellikle sabahları bu işi hiç kimselere bırakmadan kendimiz yaparak, güne güzel bir başlangıçla ´Merhaba´ diyelim”

KENDİNİZE GÜNAYDIN DEYİN  

Patricia Muradi, her sabah gözümüzü açtığımızda kendimize günaydın dememizin önemine değiniyor ve “Kendimize ismimizle hitap ederek, örneğin, ´Sevgili Ayşe, günaydın, bugün bol ışıklı ve güzel bir gün olsun senin için´ dediğimizde zannederim buna kimsenin bir itirazı olmaz ve pek fazla da zamanımızı almaz. İnsanın kendi kendisine ismi ile seslenmesi başlarda belki biraz komik gelebilir ancak denendiğinde kendimizle iletişime geçtiğimiz ve kendimizi kabul ettiğimiz için mutlak bir fayda sağlayacaktır. Öte yandan kendimize değer verdiğimizde başkalarının ne kadar değerli olduğunu anlamamız daha kolay olacaktır” uyarısını yapıyor.

 ŞIMARMAK HAKKINIZ

Merhaba faslından sonra yine kendimiz için önemli bir konu daha var sırada, kendimizi şımartmak. Acaba bugün canımız güne kahve ile mi başlamak ister, bir bardak bitki çayıyla mı, yoksa şöyle bir koca bardak süt veya çikolata mı? Genellikle süt veya bitki çayları daha sağlıklıdır, bu kesin; ancak karar size ait, konu da kendinizi şımartmak olduğundan tercihinizi siz yapacaksınız. İçeceğimizi de seçtikten sonra bu aşama da bitti. Söz yine Muradi´nin “Satırları okuyan bazı arkadaşların şöyle dediğini duyar gibi oluyorum: “Ne kahvesi ne sütü, ben dişlerimi fırçalayıp kendimi evden dışarı zor atıyorum!” Vakti kısıtlı olanlara önerim, evlerinde kağıt bardak bulundurmaları. Evden çıkarken yanınıza yarım bardak kahve alıp hem yürüyüp hem de yudumlayalım.”

KENDİNİZİ BEĞENİN

Muradi´ye kulak verelim yine “Kendinizi bu ufak başarı ile güzel ve değerli bulduğunuzu sesli olarak ifade edin. Hoşunuza giden fiziki özelliğinizi seçerek kendinize bu konuyu vurgulayın. ´Saçların çok parlak´ veya ´Bu yeni diş macunu dişlerini daha çok beyazlattı´ gibi. Hiçbirimiz dünya güzeli veya kusursuz yakışıklı değiliz. Yola çıktığınızda, ağaçlara, çiçeklere bakmayı da ihmal etmeyin. Kendimize günaydın dememiz, bir içecek ikram edip tercih hakkı tanımamız veya ufak birkaç iltifat sözü söylememiz acaba 60 saniyeden fazla zamanımızı almış mıdır? Almamıştır diye düşünüyorum.”

AYNAYA BAKMA ZAMANI

Pamuk Prenses´in üvey annesi kötü ruhlu cadı bile aynaya bakıp kendisine iltifatlar yağdırarak kendisini motive ediyordu unutmayın! Sadece kendinize bakın. Kendinize iyi olan ve beğendiğiniz bir yönünüz için iltifat edin. Bugünkü iltifat sebebiniz, çocuklarla iyi iletişim kurmanız veya bir önceki gün başardığınıza inandığınız güzel bir iş olabilir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Akıllı insan düşündüğü herşeyi söylemez,