Ey Dost!!! Hayvanlara iyi davran, bitkilere iyi davran, çocuklara iyi davran en önemlisi kendine iyi davran.Yolun, bahtın, yüreğin ve daima açık olsun ey dost…

Mevlana diyor ki: “O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.”

Yine Mevlana diyor ki: “Yüzde ısrar etme, doksan da olur. İnsan dediğinde, noksan da olur… Sakın büyüklenme, elde neler var. Bir ben varım deme, yoksan da olur” Kendini evrenin merkezinde görme. Senin gibi niceleri geldi, yaşadı ve gitti. Seni herkesten farkı kılacak olan nerede doğduğun, ailen ya da imkânların değildir; nasıl yaşayıp geriye ne bırakacağındır. Seni farklı kılacak olan farkındalıklarındır. Hayata doğru açıdan bakmazsan hayat seni doyuramaz. Mutlu olmayı sen seç, mutlu yaşamayı sen seç, mutluluğu yanlış şeylerde ararsan hayat mutluluğu bekleyerek gelir geçer.

Yine doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrenip söylememiş miydi bizlere?

Bundan asırlar önce aynı şeyi “Gönlüm aranıp dünleri feryat etme. Kan almak için yarınlar icat etme. Dünler düş olup gitti, yarınlarsa hayal. Cahilce şu gerçek günü berbat etme.” diyerek öğütlememiş miydi Ömer Hayyam?

Yaşarkende sorumluluklarını ihmal etme. Bu dünyada bir görevin var. Görevini unutmadan yaşa. Senden sonrakileri de düşün. Bu dünya kimseye kalmaz deme. Kalır evet çocuklara kalır bu dünya. Çocuklarımıza kalır bu dünya. Onları da düşünerek yaşa. Yaşa günü yaşa, AN’ı yaşa ama AN’ı yaşarken bir yandan da kendini geliştir,  bilgini artır, artırdıkça yüksel ve yükseldikçe alçakgönüllü OL. Sonra da ÖL.

Din, dil, ırk ayrımı yapma. İnsan olmanın ilk şartının merhamet duygusu olduğunu öğren.

Hayvanlara iyi davran, bitkilere iyi davran, çocuklara iyi davran en önemlisi kendine iyi davran.

Yolun, bahtın, yüreğin ve daima açık olsun ey dost… Gök Türk

Birkac dakikanizi ayirin ve ne oldugunu gorun. Eger durust olursaniz bu size gercekleri soyleyecek.

 Birkac dakikanizi ayirin ve ne oldugunu gorun. Eger durust olursaniz bu size gercekleri soyleyecek.

1 – Favori renginiz hangisi : Kirmizi – Siyah – Mavi – Yesil – Sari

2 – İsminizin ilk harfi ?

3 – Dogdugunuz ay?

4 – Hangisini daha cok seversiniz? Siyah mi Beyaz mi

5 – Sizinle ayni cinsiyette birinin adi?

6 – Favori sayiniz?

7 – Hangisine gitmek istersiniz? Kaliforniya – Florida ?

8 – Göl mü seversiniz Okyanus mu?

9 – Mantıklı bir dilek tutun.

Tüm sorulara cevap verince aşağıya bakın; Ama kopya çekmeyin!

1 – Eger sectiginiz renk;

Kirmizi : Alarm durumundasiniz (acik/ uyanik) ve hayatiniz sevgiyle dolu

Siyah  : Kapali ve agresif birisiniz

Yesil   : Ruhunuz huzurlu ve rahatsiniz.

Mavi    : Spontane, ask opucukleri ve sevkatli biriniz

Sari : Mutlu bir insansiniz.. Kotu modda olanlara iyi tavsiyeler veriyorsunuz.

2 – Eger bas harfiniz;

A-K Hayatinizda bolca sevgi ve dostluk var

L-R Hayatinizi maksimumda yasamaya calisiyorsunuz, yakinda hayatiniz yeniden yeserecek.

S-Z Baskalarina yardim etmeyi seviyorsunuz. . Geleceginiz guzel

3 – Eger dogdugunuz ay;

Ocak – Subat – Mart : Yil sizin icin guzel gececek. Hic ummadiginiz birine asIk olacaginizi kesfedeceksiniz.

Nisan – Mayis – Haziran :Sonsuza kadar devam edecek bir sevgi iliskisine sahip olacaksiniz Temmuz – Agustos – Eylul :Cok guzel bir yil yasayacaksiniz ve hayatinizda koklu degisimlere sebep olacak deneyimler yasayacaksiniz.

Ekim Kasim – Aralik : Ask hayatiniz muhtesem olcak, ruh esinizi bulacaksiniz.

4 – Eger sectiginiz ;

Siyah : Hayatiniz bambaska bir yone dogru hareket edecek.Sizin icin en iyi sey bu olacak ve bu degisimden memnun olacaksiniz.

Beyaz : Sizi tamamlayan ve sizin icin herseyi yapabilecek dostlara sahipsiniz ama bunun farkina varmayabilirsiniz.

5 -seçtiğiniz kişi Bu kisi sizin en iyi dostunuz.

6 -seçtiğiniz sayı Bu sayi hayatinizda sahip oldugunuz en yakin arkadaslarinizin sayisini gosteriyor.

7 – Eger sectiginiz;

Kaliforniya : Macera seviyorsunuz

Florida : Yan gel yat bir tipsiniz. (uyusuk)

8 – Eger sectiginiz;

Göl: Sizin arkadaslarina, sevgilisine tamamen baglilik gosteren birisiniz.

Okyanus : Spontane ve insanlari mutlu etmeyi seven birisiniz.

9) Tabi ki dileğiniz olucak. KENDİNİZE GÜVENİN YETER… Ha birde hakkınızda hayırlıysa tabi 🙂

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Pembe Gözlerinden Öptüm…

Pembe Gözlerinden Öptüm

Sen farketmedin mutlaka…

 Ama benim hep aklımda;

 Bir kuğu gibi süzülürken,

Bir düşümden, bir düşüme sen

 O buğulu anlık bakışın…

Yüreğimi o ilk yakışın.
Karanın en güzel karası gözlerinde,

Pembenin en pembesini gördüm.
Sen farketmedin mutlaka…

Ama sıcaklığı hala dudağımda.

Benim biricik pembe gözlüm,

 Kara gözlerinin pembesinden öptüm.

11.12.2009

Sadi Atay

http://www.antoloji.com/pembe-gozlerinden-optum-siiri/

Şiir kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Hangi bitki neye iyi gelir…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sıkı çalışmak, sessizce düşünmek ve dürüst konuşmak; Yıldızları, kuşları, bebekleri ve bilgeleri açık kalple dinlemek; İşte benim senfonim!

“Ufak şeylerden zevk alabilmek;

Lüks yerine zerafet aramak;

Saygı istemek yerine değerli olmak;

Zengin olmak yerine kimseye muhtaç olmamak;

Sıkı çalışmak, sessizce düşünmek ve dürüst konuşmak;

Yıldızları, kuşları, bebekleri ve bilgeleri açık kalple dinlemek; İşte benim senfonim!”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Her çiçek kendi meyvesı uğrunda solmak zorundadır…

“Her dalganın çekilişindeki güzellik kendisinden öncekinin çekilişine borçludur; her çiçek kendi meyvesı uğrunda solmak zorundadır; meyve da düşmedikçe, ölmedikçe, yeni çiçekleri sağlayamaz. Bahar bile kışın yasından hız alır.”

Andre Gide

Her bilge adamın korktuğu üç şey vardır: fırtınalı bir deniz, aysız bir gece ve yumuşak başlı birinin öfkesi."

“Her bilge adamın korktuğu üç şey vardır: fırtınalı bir deniz, aysız bir gece ve yumuşak başlı birinin öfkesi.”

 Bilge Adamın Korkusu’nda Kvothe kahramanlık yolundaki ilk adımlarını atıyor ve kendi ömrü dahilinde efsane haline gelmenin hayatı bir adam için ne kadar zor kılabileceğini öğreniyor. Uyuyan höyük krallarından prensesler kaçırdım. Trebon kasabasını yakıp kül ettim.

Felurian’la bir gece… geçirdim ve hem canıma hem de aklıma mukayyet olabildim. Çoğu insanın alındığından daha küçük bir yaşta Üniversite’den atıldım. Başkalarının gündüz gözüyle ağızlarına almaktan bile korktukları yollardan ay ışığı altında geçtim.

Tanrılarla konuştum, kadınlar sevdim ve ozanları ağlatan şarkılar yazdım. Benim adım Kvothe. Belki beni duymuşsunuzdur.

 “Usta eli değmiş bir kitap.” Sevin Okyay – Radikal

Kitap Yazar:Patrick Rothfuss
Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Anneliğin ne demek olduğuna dair çarpıcı bir hikaye…

Amerika’nın ünlü doğa parkı Yellowstone National Park’da çıkan bir yangın sonrası görevliler, hasar tespit çalışmaları için ormanda geziyorlardı.

Görevlilerden biri, bir ağacın dibinde küller içinde neredeyse kömürden bir heykele dönüşmüş bir kuş gördü. Görevli, elindeki çubukla hafifçe dokundu kömürleşmiş kuşa. Dokunur dokunmaz kuşun kanatları altından üç küçük kuş yavrusunun cıvıldayarak çıktığını gördü.

Anne kuş, gelen tehlikeyi fark ederek, yavrularını bir ağacın arkasına getirmiş, kendisinin yanacağını bile bile onları kanatlarının altında saklamıştı. Yangın, yayılmadan çok rahatlıkla uçup oradan uzaklaşması mümkünken yavrularının yanında kalmayı tercih etmişti.

Alevler, bulunduğu yere varıp küçücük bedenini kavurmaya başladığında hiç kıpırdamadan kalmıştı. Bedeni, yanıp kavrulmuştu, ama geriye hiç ölmeyecek bir “anne” heykeli bırakmıştı . . .

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Karo to daro mat, aur daro to karo mat.

Hint atasözü: Yapıyorsan korkma, Korkuyorsan yapma

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

hemen efendim…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım ,Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,

 İkincisinde, daha çok hata yapardım

Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım

 Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,

Çok az şeyi Ciddiyetle yapardım …

Temizlik sorun bile olmazdı asla

Daha çok riske girerdim

Seyahat ederdim daha fazla

 Daha çok güneş doğuşu izler,

Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim

Görmediğim bir çok yere giderdim

Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye

Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine

Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben

 Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu

 Farkında mısınız bilmem

Yaşam budur zaten

Anlar, sadece anlar

Siz de anı yaşayın

Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,

 Gitmeyen insanlardandım ben

Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım

Eğer yeniden başlayabilseydim,

İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım

Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla

Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,

Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer

Ama işte 85′indeyim ve biliyorum

 ÖLÜYORUM

 Arjantin-1985 Jorge Luis Borges
Şiir kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Evreni öğrendim. Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim. Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğin öğrendim.

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum. Ağladım. Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.

Karanlığı gördüm, korktum. Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi… Ağladım. Yaşamayı öğrendim. …

Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu; aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.

  Zamanı öğrendim.   Yarıştım onunla…   Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim… İnsanı öğrendim.

 Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu…   Sonra da her insanın içinde   iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim.

 Sevmeyi öğrendim.   Sonra güvenmeyi…   Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,   sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu   öğrendim.

 İnsan tenini öğrendim.   Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu…   Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim..

  Evreni öğrendim. Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.   Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni   aydınlatabilmek gerektiğin öğrendim.
Ekmeği öğrendim.   Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.   Sonra da ekmeği hakça üleşmenin,   bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.

 Okumayı öğrendim.   Kendime yazıyı öğrettim sonra…   Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…
Gitmeyi öğrendim.   Sonra dayanamayıp dönmeyi…   Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi… Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta…

Sonra kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardım. Sonra da asıl yürüyüşün kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım.

 Düşünmeyi öğrendim.   Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.   Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek   olduğunu öğrendim.

 Namusun önemini öğrendim evde…   Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;   gerçek namusun, günah elinin altındayken, günaha el   sürmemek olduğunu öğrendim.

Gerçeği öğrendim bir gün…   Ve gerçeğin acı olduğunu…   Sonra kararında acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.

  Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

 Ben dostlarımı ne kalbimle ne de aklımla severim.   Olur ya…   Kalp durur…   Akıl unutur…

 Ben dostlarımı ruhumla severim.   O ne durur, ne de unutur…

  MEVLANA

Düşlediğim kadar insanım, insan olduğum kadar hatalı, hatalı olduğum kadar gerçeğin peşinde.

Düşlediğim kadar insanım, insan olduğum kadar hatalı, hatalı olduğum kadar gerçeğin peşinde… işte ben buyum.

Kelimeler bazı şeyleri anlatır. Ama her şeyi yaşatmaz.

Bazen ben bile yabancı olurken kendime, sana nasıl anlatırım ki beni?

Neşeliyim diyeceğim, belki suratsızlığıma denk geleceksin…

Espriliyim diyeceğim, belki ağlamalarıma denk düşeceksin…

Özgürüm diyeceğim, belki tutsaklımlarımda yakalayacaksın beni…

Kendimi anlatıp da bir kalıba sığdırmak istemem düşüncelerimdeki beni.

Bazıları için herhangi biri.. Bazıları için vazgeçilmez biri..

Düşlediğim kadar insanım, insan olduğum kadar hatalı, hatalı olduğum kadar gerçeğin peşinde.

İŞTE BEN BUYUM…..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İt ürür, kervan yürür…

 

Eedepsiz, bayağı, kavgacı,tacizci, kötü niyetli kişiler iyi şeylerin yapılmasını engellemeye çalışırlar.

Ancak iyilik, güzellik, adaletle iş görmek bizi her zaman için başarıya kavuşturur, böyle kimselerin engellemeleri güzel sonuca ulaşmaktan bizi alıkoyamaz.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

‎”Hiçbir şey yozlaşan insandan daha çirkin değildir.”

 

”Hiçbir şey yozlaşan insandan daha çirkin değildir.”

Nietzsche – Aforizmalar