En Güzel Şiirlerim, Şiirlerin…

En Güzel Şiirlerim, Şiirlerin…

Şiirlerin en güzellerini yazan…

Yazmış da şiirinin en güzelini;

Adını Eylül koymuş.

İşte benim en güzel şiirlerim;

Hep o, en güzel şiir için.
Sanat mı? Sanat O’nun elinde ilelebet…

Ben O’nun sanatına tutkunum.

Şairlik mi?

Sayıklamalarımdan ibaret…

Ben O’nun şiirine vurgunum
Şiirlerin en güzellerini yazan…

Yazmış da şiirinin en güzelini;

Benim yüreğime koymuş.
Şimdi, Umutla buğunun harmanlandığı,

Soran çocuk gözlerim;

O’nun Rahman Gözleri’nin içinde…

Allah’ım! O en güzel şiiri benim için mi yazdın?

Allah’ım! O’nun adını adımla mı yazdın?
13.01. 2010

Sadi Atay

Şiir kategorisinde yayınlandı. 5 Comments »

Batıl inançların nedenleri??? Merdivenin altından geçmek, ayna kırılması, kara kedi niye uğursuzluktur ?

Niçin tahtaya vuruyoruz?

Çok eski zamanlarda meşe ağacının, yüksekliği ve sağlamlığı nedeniyle, bazı güçlere sahip olduğuna inanılıyordu. Tahtaya vurma inancı dünyanın apayrı iki yerinde birbirinden bağımsız olarak gelişti. Önce milattan önce 2000’li yıllarda Kuzey Amerika yerlilerinde, sonra da Ege’de Helen uygarlığında. Her iki kültür de meşe ağacına çok sık yıldırım düştüğünü gözlemlemişti. Amerika yerlileri meşenin, Tanrının yıldırımla yeryüzüne inip üzerinde oturduğu yer olduğuna, Helenler ise Yıldırım Tanrısı olduğuna inanmışlardı. Kuzey Amerika yerlileri, bu ağacın köküne vurarak, ileride başlarına gelebilecek tehlikelere ve şansızlıklara karşı Tanrı ile temasa geçtiklerine inanıyorlar ve ondan kendilerini korumasını istiyorlardı. Ortaçağda ise Hıristiyan din adamları bu inancı kendi devirlerine taşıdılar. Onlara göre bu inanışın temelinde Hz. İsa’nın tahta bir çarmıhta öldürülmesi yatıyordu. Hatta Avrupa’nın her katedralinde orijinal tahta haçın küçük bir parçasının bulunduğuna inanılıyordu. Bu tahtaya vurmak ise “Tanrım dua ve isteklerimi gerçekleştir” anlamına geliyordu.

Merdivenin altından geçmek uğursuzluk mu ?

Duvara dayanan bir merdiven, duvar ile arasında bir üçgen oluşturur. Bu, bir çok kültürde tanrıların kutsal üçgeni olarak bilinir. Örneğin piramitlerin kenarlarının üçgen olması da bu inanca dayanır. Bir üçgenin içinden geçmek de, bir kutsal yere meydan okumak anlamına gelebilir. Bir diğer görüş ise 17. yüzyılda İngiltere ve Fransa’da suçlular darağacına götürülmeden önce bir merdivenin altından geçiriliyorlardı. Değişik kültürler bu uğursuzluğa karşı bazı panzehirler geliştirdiler. Mesela Romalıların panzehiri yumruktu. O kişiler orta yani en uzun parmaklarını gerip diğer parmaklarını yumruk gibi yaparlar ve geçtikten sonra merdivene doğru sallarlardı

Kara kedi neden uğursuzdur?

Kedilerden, özellikle siyah kedilerden nefret, Hıristiyanlığın kendinden önceki kültürleri ve onların sembol kabul ettiği şeyleri yok etme güdüsü ile Ortaçağda, İngiltere’de başladı.Bağımsız, bildiğini yapan, “inatçı” ve “sinsi” karakteri, sayılarının da şehirlerde aşırı artması ile birleşince, kediler gözden düştü. O yıllarda evinde kedi besleyenler yalnız yaşayan fakir ve yaşlı kadınlardı. Yine o yıllar büyücü ve cadı inancının tüm Avrupa’da histeriye dönüştüğü yıllardı. Siyah kedi besleyen bu kadınların kara büyü yaptıklarına ve siyah kedilerin geceleri şeytana dönüştüklerine dair korku dolu halk hikâyeleri üretildi. Cadı konusu bir paranoyaya dönüşünce birçok zavallı kadın kedisi ile birlikte yakıldı. Fransa’da kral 13. Louis bu uygulamayı yasaklayana kadar her ay binlerce kedi yakıldı

Ayna kırılması niçin uğursuzluk getirir?

Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan şaşırmış, bunun kendisinin ruhu olduğunu sanmış, suyu bulandırıp görüntüsünün kaybolmasına neden olanları da düşman bilmiştir. İlk aynalar; Mısırlılar zamanında, pirinç, bronz, gümüş ve altından yapılmıştı ve kırılmaları mümkün değildi. Bu devirde de bu parlak yüzeylerden yansıyan görüntünün o insanın ruhunun bir yansıması olduğuna inanılıyordu.

alıntı

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 4 Comments »

Çocuğuna küçük şeylerden zevk almasını öğreten, ona büyük bir servet bırakmış olur…!

Çocuğuna küçük şeylerden zevk almasını öğreten, ona büyük bir servet bırakmış olur…!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Pakistan’da Sel sırasında Ağaçlara Çıkan Örümcekler… Günün Fotosu…14/01/2012

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir insanın bildiğini zannettiği şeyi öğrenmesi imkansızdır…

Bir insanın bildiğini zannettiği şeyi öğrenmesi imkansızdır…
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bakalım burda neler olduğunu ilk kim görecek???

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Şerefe arkadaşlar… işte bir sonraki piknik mekanınız…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

700 Yıllık Çınar Ağacına Büyük İlgi… 11 kişi ele ele tutuşarak daire içine alabiliyor bu ulu çınar ağacını…

700 Yıllık Çınar Ağacına Büyük İlgi

Tarihi Osmanlı ahşap evleriyle ünlü Taraklı’da bulunan 700 yıllık çınar ağacı büyük ilgi görüyor…

İlçe turizmi açısından tarihi evler kadar ilgi çeken tarihi çınar  ağacının büyüklüğünü görenler şaşırıyor. 11 kişi el ele tutuşarak ancak  daire içine alınabilen çınar ağacı, belediye tarafından özenle  korunuyor.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını ?

Bir gün Şems’e bir adam gelmiş; “Hayatım alt üst oldu,” demiş.

Şems de şöyle cev…ap vermiş; “Hakkın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol.

Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme.

Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını ?

 ~Şems~

İyilik bankasına inanırım…Karsılıksız, yürekten verdiğinde bir yerlerden geri döner sana…Er ya da geç iyilik iyiliği, kötülük kötülüğü bulur

İyilik bankasına inanırım. Karsılıksız, yürekten verdiğinde bir yerlerden geri döner sana… Er ya da geç iyilik iyiliği, kötülük kötülüğü bulur.

Yeter ki,sen yolundan şaşma, inandığından vazgeçme. Bir de dalkavuklar, kan emiciler, yalakalar var ki, hep vardılar ve hep olacaklar…. Onları es geç, enerjini hiç harcama…

Yüreği açık oynayanlar, gönülden verenler hiçbir zaman kaybetmez. Onların kaybettiklerini düşünenler, sadece yaşamın simülasyonunda gözleri kör olan zavallılardır.

Aret Vartanyan

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kaç yaşında olduğunu bilmesen, kaç yaşında olurdun ?

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşamak, yaşama etkin biçimde katılmak demektir,

Yaşamak, yaşama etkin biçimde katılmak demektir,

 Yaşamak, ellerinizi kirletmek… demektir,

Yaşamak, her şeyin tam ortasına dalmak demektir,

Yaşamak, yüzükoyun yere düşmek demektir,

Yaşamak, kendinizi aşmanız, yıldızlara ulaşmanız demektir.

 Leo BUSCAGLIA ***
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ip-pıf canım çok sıkılıyor…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sadece hareketlerinizin deği; bakış açınızın ve tavırlarınızın sonuçlarını da önceden görmelisiniz…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Matematigin donup kaldigi olay !

 3 kisi Para birlestirip bir radyo almaya gidiyorlar. Radyo 30 lira. Hepsi 10’ar …lira koyup radyoyu alip gidiyor.

Fakat sonra tezgahtar radyonun indirime girdigini ve 25 liraya dustugunu Hatirliyor ve Ciragina 5 lira verip gidip para ustunu iade etmesini istiyor.

Cirak 5 lirayi 3 kisiye bolusturemeyecegini dusunup 2 lirayi cebine atiyor ve 3 lirayi 3 kisi arasinda bolusturuyor.

Boylece radyoyu 9’ar liraya almis oluyorlar. Simdi: 9 x 3 = 27 Cirak da cebine 2 lira atti 27 + 2 = 29 Peki geri kalan 1 liraya ne oldu.?

 Iste matematigin icinden cikamadigi olay budur…!
Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »