Ailedeki problemlere fazla burnunu sokan çocuklar hayata bakamaz, işin ne önüne baksana çocuk:))

Ön Kapakailedeki problemlere fazla burnunu sokan çocuklar hayata bakamaz, işin ne önüne baksana çocuk:))

ayrıca ebeveynin çocukla arkadaş olması gibi modernize edilmiş bir ililşki dengesizliği de çocuğa çok zararlı,

eşiyle sorunlarını çocuklarına anlatanlar da çocuğa en büyük düşmanlığı yapıyor…

Savgito Liebermeister

Hayatın bana bir özür borcun var diyorsanız..???

Hayatın  bana bir özür borcun var diyorsanız..???

bilmelisiniz ki..

Hayatın hiç kimseye bir borcu yoktur.

Belki……

Yaşayan bizlerin zaman zaman…. hayata özür borçları olabilir.?

Onun sunduklarını iyi DEĞERLENDİREMEDİĞİMİZ   için..

Ona doğru DÜRÜST davranamadığımız için

Hatta hatta zaman zaman ona ŞAKA yaptığımız  için..

Herkesin…..veya herkesin demeyelim ama

Pek çoğumuzun hayata özür borcu vardır.

Oysa hayatın hiç birimize özür borcu yoktur..

Burada bir suçlu yok

Siz de suçlu değilsiniz.?

Kalem de siz kağıt da

Silgi de sizde hayat da

haydi tekarar deneyin…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hangisiyim Ben? Şu insanlardan hangisi ben’im?

Hangisiyim Ben? Şu insanlardan hangisi ben’im? Hele sen şu kavgayı, gürültüyü dinle, ağzıma, sözüme kulak asma. Hem sen beni elden çıktı bil. …

Yoluma kadeh madeh koyayım da deme. Önüme ne çıkarsa tuzla buz ederim. Hem ben tıpatıp sana benzerim. Ağlarsan ağlarım, gülersen gülerim. Asıl sen vardın ortada, ben senin elinde bir ayna. Sen yeşillikte bir ağaç, ben senin gölgen.

Ben senin gôlgen olduktan sonra hemen gider kendime bir dost ararım kurmak için yanında çadırımı, ararım bir taze gül fidanı. Sonra sâkinin kapısına varır, vurur testimi kırarım. Sonra oturur bardak bardak içerim ciğerimden akan kanı

 Mevlana Celaleddin Rumi
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İçimden dil çıkarmak geldi…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tek bir insan bile değiştiğinde bu değişlik binlerce insana yayılacaktır…

Tüm dünyayı değiştirmemize hiç gerek yok; yalnızca kendimizii değiştirdiğimizde dünyayı değiştirmeye zaten başlamışdır bile çünkü biz de onun bir parçasıyız.Tek bir insan bile değiştiğinde bu değişlik binlerce insana yayılacaktır.Tıpkı zincirin halkaları gibi…♥

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BÜTÜN YAŞAM’IN, BİR RÜYA OLDUĞUNU DÜŞÜN..

Bu, muazzam şekilde güçlü bir tekniktir. Bu şekilde düşünmeye başla: sokakta yürürken geçip giden insanların rüya olduklarını düşün. Dükkânlar, esnaf, müşteriler ve gelip giden insanlar hep rüyadır. Evler, otobüsler, tren, uçak, hepsi rüyadır. Bunu yaptığında hemen içinde oluşan muazzam bir şeyden dolayı şaşkınlık içinde kalırsın.

“Bütün her şey bir rüya,” diye düşündüğün anda, birden bire görüşünde bir şimşek çakar: “Ben de bir rüyayım,” diye düşünürsün. Çünkü eğer görülen bir rüyaysa, bu “ben” kimdir? Eğer nesne bir rüyaysa, özne de bir rüyadır. Eğe nesne sahteyse, özne nasıl gerçek olabilir? Mümkün değildir. Her şeyi bir rüya olarak seyredersen, birden varlığından bir şeyin ayrıldığını görürsün: bu, ego fikridir.

Bu egodan kurtulmak için yegâne ve en kolay yoldur. Sadece dene―bu şekilde meditasyon yap. Bu şekilde meditasyon yapmaya devam ederek, bir gün mucize gerçekleşir: içine bakarsın ve egoyu orada göremezsin

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Şemsiyeler… Günün fotosu…02/01/2012

Kapak Fotoğrafı

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ne güzel cahildik, Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı.

Ne güzel cahildik, Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı. Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç! Dışarıda kar… Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki. Kuzinenin üzerinde demir maşa… Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri. Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu…

Sucuk lükstü. Yumurta lezzetli. Ekmek her zaman ekmek gibi… Bir kez olsun kümesten yumurta almamış, bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında boğucu bir gürültü ve havasızlık içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben ne kadar yaşlıyım…

Dışarıda kar… İçeride kanaat… İçeride huzur… Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı. Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç! Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer, kokusuna râm olurduk. Kestane közlemek büsbütün bir gecenin akıllara seza mutluluğuydu. Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar… Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine, geniş ve besleyici bir masal dünyası…

Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret kalacağımız kimin aklına gelirdi? Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi, sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı. Çay da kokardı… Domates de… Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu. Dışarıda kar… İçeride huzur… Zam endişesi, doğal gazın kesilme korkusu, yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi… Kimin umurunda…

Ne güzel cahildik. Mutluluğun resmini çiziyorduk…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

2012 benim yılım olacak…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eğer sevinçlerin, göz yaşların, dansın hakkında samimiysen, er ya da geç seni anlayacak insanlar ortaya çıkar; ve senin kervanına katılırlar…

 

Eğer sevinçlerin, göz yaşların, dansın hakkında samimiysen, er ya da geç seni anlayacak insanlar ortaya çıkar; ve senin kervanına katılırlar… OSHO

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »