17 Magnezyum Deposu Yiyecekle Anksiyete, Depresyon Ve Kalp Krizine Karşı Önlem Alın…

Magnezyumun-faydaları-nelerdir-2[1]

 

Vücudumuzun işlevlerini yerine getirebilmesi için magnezyuma ihtiyacı vardır. Buna rağmen insanlar günlük ihtiyaçları olan magnezyum konusunda o kadar hassas değiller.
Magnezyum eksikliği halinde vücudumuz bizi uyarıyor ve hastalıklar meydana gelmeye başlıyor.
Magnezyum eksikliği kalp krizi, depresyon ve diyabete de neden olabiliyor.
Profesör ve doktor Rune Eliasson, “Kanınızdaki magnezyum seviyesi düşmeye başladığında, hayatınızı kaybetme riskiniz artıyor demektir” diyor.

 

Magnezyum eksikliğinin işaretleri
Bilinçsiz yapılan diyetler magnezyum eksikliğine neden olabiliyor.
Magnezyum eksikliğinin ilk belirtileri arasında baş ağrısı, bulantı, kusma, iştahsızlık, kas krampları, migren ve yorgunluk var.
Kronik magnezyum eksikliği halsizliğe, değişken ruh haline, anksiyeteye ve kalp ritminde değişikliklere neden olur.

Magnezyum içerek yiyecekler:
Lahana
Pazı
Buğday tohumu
Brüksel lahanası
Brokoli
Marul
Ispanak
Magnezyum deposu olan diğer yiyecekler:
Avokado
Çiğ kakao/tatlandırılmamış kakao tozu
Kabak
Meyveler
Balık yağı
Kimyon
Maydanoz
Hardal tohumu
Rezene
Kabak çekirdeği, ay çekirdeği, kaju

Ne kadar magnezyuma ihtiyacınız var?
ABD Sağlık Bakanlığı, yaşınıza göre ihtiyacınız olan magnezyum miktarını belirlemiş.
Kadınların günde 310 mg, erkeklerinse 400 mg magnezyum alması gerekiyor.
Profesör Robert Tigerstedt, 20. yüzyılda insanların günlük ortalama 1.250 mg magnezyum aldığını ifade ediyor. Günümüzde ise bu oran 250 miligrama düşmüş. Günde 300-400 mg arası magnezyum almanız öneriliyor.

Magnezyum eksikliğinin suçlularından biri de üreticiler. Günümüzde, beyaz ekmekte %75 daha az magnezyum bulunuyor.
Magnezyum takviyeleri eczanelerden satın alınabiliyor.
Farklı tür takviyeler var. Magnezyum klorür (tadı ekşi olsa da önerilir), magnezyum sitrat (mide ekşimesinden şikayetçiyseniz önerilir) ve magnezyum sülfat (küvette keyif yapmayı sevenlere önerilir) bunlardan bazıları.
Ayrıca kalsiyum ve magnezyum alımını dengede tutmanız gerekiyor. D vitamini, magnezyum alımını engellediğinden aynı anda alınmamalı.
Magnezyum vücuda nasıl yararlı oluyor?
Mineral, 300’den fazla enzim sistemini etkiliyor. Ayrıca kasları ve sinirleri yeniliyor.
Magnezyum son olarak atrium kasılması, yüksek tansiyon, kalp krizi, adet öncesi sendromu, astım, diyabet, kemik erimesi, ayak krampı, hafıza ve böbreklere de iyi geliyor.
Magnezyum eksikliği olan arkadaşlarınızla paylaşmayı ihmal etmeyin.

Kaynak: newsletter

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Gandhi’nin hayatla ilgili sorulara verdiği cevaplar…

19756560_1974182952801763_50316431174726159_n[1]

 

Gandhi’nin hayatla ilgili sorulara verdiği cevaplar…
1) En güzel gün?
Bugün
2) En kolay şey?
Yanılmak
3) En büyük engel?
Korku
4) En büyük yanlış?
Vazgeçmek
5) Bütün kötülüklerin temeli?
Bencillik
6) En güzel oyalanmak şekli?
Çalışmak
7) En büyük çöküş?
Ümitsizlik
8) En iyi eğitmenler?
Çocuklar
9)Temel olan şey?
İletişim
10)Seni en çok mutlu eden şey?
Başkalarına faydalı olmak
11) En büyük gizem?
Ölüm
12) En büyük kusur?
Huysuzluk
13) En tehlikeli kişi?
Yalancı
14) En zararlı duygu?
Kıskançlık
15) En güzel hediye?
Bağışlama
16) En kısa yol?
Düz (doğru) yol
17) En güçlü duygu?
İç huzur
18) En iyi koruyucu?
Iyimserlik
19) En büyük güç?
İman
20) En gerekli kişiler?
Ebeveyn
21) Hayattaki en güzel şey?
Sevmek
22) En büyük en güzel sığınak?
Yaradan…ॐ
~ Mahatma Gandi

Resimdeki Fili 3 Saniyede Bulanlar Temmuz Ayının ŞANSLILARI…

nerede-bu-fil-2[1]

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

1 SENELİK KADERİMİZİN YAZILDIĞI GÜN!

11044[1]

 

1 SENELİK KADERİMİZİN YAZILDIĞI GÜN!
Bugün yani 7 Temmuz günleri oldukça önem ve özel bir gün. Çünkü bilgiye göre bugün tüm canlıların bir senelik kaderlerinin yazılacağı zamandır. Bunun nedeni ise 14 Derece yengeç burcunda Güneş ve Sirius yıldızının yan yana gelecek olmasıdır. Her sene güneş ve Sirius yıldızının yanyana gelmesi “Kaderin Yazıldığı” gün olarak bilinir.
Sirius yıldızı bir çok medeniyette, ezoterik ve ökült bilgiler içinde en önemli yıldızlardan biridir. Kuran-ı Kerim’de adı Necm Suresinde Şi’ra yıldızı olarak geçer. Üzerine bir çok mitolojik hikayenin yazılmasının yanı sıra, eski mısır medeniyetinin en çok değer verdiği, özellikle gözlemleyip takip ettikleri yıldızdır.
Sirius yıldızının ilk gözlenmesi ortalama 2000 yıl önce eski Roma İmparatorluğu dönemine denk gelir. Sirius’un ilk gözlemlendiği dönem aşırı sıcakların olmasından kaynaklı “Köpek Günleri” adlandırılırlar ve bu günümüze kadar gelmiştir. “Köpek terleten sıcakları “ deyimiyle veya Amerikalıların “Dog Day Afternoon” deyimi yine buradan gelmektedir. Yine Romalılar bu dönemde buğdayları hasta olmasın, ekinlerin bereketi artsın diye “Köpek” Kurban ederlerdir. Sirius yıldızı aşırı sıcaklar ve yangınlarla ve Mısır Medeniyeti etkisi ile de Sel ve su taşkınlarına işaret etmektedir.
Yine Çinlilerin köpekleri katlettikleri festival yine bu yıldız ile ilişkilidir. Zira Çinliler bu yıldızdan nefret ederler. Peki öncelikle bu “Köpek” adlandırılması nereden gelmektedir?. Gökyüzünde Yengeç burcu Canis Major (Büyük Köpek ) Takım yıldızı ve Canis Minor (Küçük Köpek) takım yıldızlarından oluşur ve semboliğinde ki bu “Köpek” ismi takım yıldızlarının isimlerinden gelmektedir.
Sirius yıldızı 14 Derece Yengeç burcunda yer almaktadır ve Güneş’in her sene 14 Derece yengeç burcuna gelip en sıcak günleri (Soltis) başlatması ile birlikte aslında yaz tam anlamıyla başlamış olur.
Sirius sadece Kuran-ı Kerimde adı geçen bir yıldız olmasından dolayı kutsal değil, Eski Mısır medeniyetinin Keops-Kefren-Mikerinos piramitlerini bile bu yıldızı gözlemleyebilecek şekilde inşa edilmesinden dolayı da ayrıca kutsal bir yıldızdır. Tabii bunun yanı sıra Mısır’da ki bir çok piramidin içinde bu yıldızın sembolüne rastlanır sıkça. 5 Köşeli yıldız ve yarım daire iç içe. Eski Mısır’da bu yıldızın önemi aslında her sene Güneş/ Sirius’un yan yana gelmesi ile birlikte Nil Nehri’nin taştığını fark etmişlerdir. Veya Sirius yıldızının puslu gözlemlendiği senelerde ise veba gibi salgın hastalıklarının ortaya çıktına şahit olmuşlar. Hatta Mısırlılar takvimlerinin Sirius’un doğuşuna göre düzenlemişlerdir.
Eski Yunanlılar, Sirius’un bu kaybolduğu dönemden sonra tekrar gökyüzünde belirmesinin sıcak ve kurak yazı haber verdiğine inanırlar ve ayrıca bunun canlılar üzerinde bitkileri solduran, erkekleri güçsüzleştiren, kadınları tahrik eden birtakım etkileri olduğunu sanarak kaygılanırlardı.
Sirius parlaklık bakımından da gökyüzünün en parlak yıldızıdır.
Sirius’un Hint mitolojisinde ki hikayesine baktığımızda ise “Cennetin Kapısı” ve bu kapıya ulaşmaya çalışan farklı yeteneklere sahip 4 kardeş karşımıza çıkar. Bu 4 kardeşten sadece yanında evcil köpeğini taşıyan Cennetin Kapısına ulaşabilmiştir.
Bugün Güneş ve Sirius’un birlikteliği ile hepimiz için yeni bir senelik kaderler yazılacak. Bugünü; dua ile meditasyon ile, sadaka vererek, iyilik yaparak geçirin. Umarım hepinizin kaderinin parladığı güzel bir dönem geçirirsiniz.
Dinçer Güner

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Hayatınızı Değiştirecek Saatlik Olumlama Cümleleri

strauss-spring-1457994_640[1]

 

Aşağıdaki olumlamalar çalışan bir bireyin gün içerisinde mümkün olduğunca aynı saatlerde yapmasına yönelik olumlamaları içermektedir. Kendinizi daha mutlu ve başarılı, dünyayı daha yaşanılası bir yer yapmak için siz de bize katılın. Hepberaber hem kendimizi hem de dünyayı olumlayalım.

Sabah Kalktığınızda

Bana hediye edilmiş muhteşem bir güne merhaba diyorum. Her günümü tam anlamıyla yaşıyorum. Kendi yolumu kendim açıyorum ve ne kadar mükemmel oldugumu keşfediyorum.
Kendimi seviyor ve begeniyorum…Gecmişimi bırakıyorum ve huzur içindeyim. Güvendeyim, özgürüm.

Ben benim, Güvendeyim. Yaşamım sade ve mükemmel akıyor. Bolluk, bereket, Şifa ve neşe içinde yaşıyorum… Hak edişlerimi rızkımı sevgi ile kabul ediyorum… Kendimi seviyorum..
Tüm canlıları seviyorum….

Saat 10.00 : İş Zamanında

Harika bir iş yaratıyorum. Elimi attıgım her işte başarılıyım. Çalışarak üretmekten gurur duyuyorum. Herşeyin en iyisini hak ediyorum ve her şeyin en iyisini kabul ediyorum. İşim ile kendimi ifade ediyorum. İşimi sevgi ile kucaklıyorum. Gelirim sürekli artıyor… Kendimi her geçen saniye geliştiriyorum

Saat 12.00 : ( DÜNYA BARIŞI)

Dünyanın iyileşmesi şimdi şu ANDAN itibaren başlıyor… Dünyamı seviyorum. Hayatla uyum içerisindeyim. Herkes ile birlikte güzel bir DÜNYA yaratıyorum…
Sürekli sevgi veriyorum ve alıyorum…

Saat 14.00 : (Bagımlılıklar: Sigara, İçki, vs.)

Artık ne denli olağanüstü biri oldugumu biliyorum. Kendimi sevmeyi ve bundan tat almayı ogrendim… Ne kadar harika oldugumu biliyorum…

Saat 16.00 : (Dilek)

Ben sevgide güvende ve dengedeyim. Evren beni destekliyor. Ihtıyacım olan her şey bana sevgiyle ihtiyacım oldugu anda sunuluyor. Ve BEN sevgiyle şükrederek kabul ediyorum….
Teşekkür ederim…

Saat 18.00 : (Enerji depolama ve yollama)

Bu gün ve her gün kendimi sevgiyle besliyorum. Tüm sevgimi ihtiyacı olan herkesle paylaşıyorum. Ben sevgiyim ve karşılaştıgım her bir kişiye baglı oldugumu biliyorum. Sevginin gücünü hep birlikte paylaşıyoruz. Teşekkür ederim…

Saat 20.00 : (Bolluk – Bereket)

Ben ******* sonsuz bolluk ve bereketiyle doluyum. Sonsuz bolluk ve bereketimi tüm çevreme
Ve ihtiyacı olanlara kolaylıkla yayıyorum…Her şey için şükrediyorum ve Teşekkür ediyorum..

Saat 22.00 :

Kendi gücüme sahip çıkıyor ve kendi gerçegimi sevgi ile yaratıyorum. Ben tam, bütün, saglıklı bir bireyim.. Kendimi oldugum gibi seviyor, onaylıyor ve affediyorum.. Yaşadıgım tüm güzellikler için şükrediyor ve teşekkür ediyorum…

Saat 24.00:

Ne kadar harika oldugumu keşfediyorum. Hayatın sürekli değişen kalıpları ile uyum içindeyim. Saglıgımdan keyif alıyorum. Kendimi olgugum gibi seviyor, onaylıyor ve affediyorum.. Yaşadıgım tüm güzellikler için şükrediyor ve teşekkür ediyorum…

Yaşlılar için :

Yaşlılık yıllarımı seviyorum… Teşekkür ederim…

Hayat arkadaşı arayanlar için : Her gün saat 11.00 :

Sevgi dolu ve harika bir ilişkiye açıgım ve onu kabul ediyorum… Teşekkür ederim

Not:Mümkün oldugunca aynı saatte aynı cümleleri tekrarlayalım.. Ben cümlelerle birlikte dua da ediyorum.. Yeterki soylediginiz her söz icten ve dogal olsun…Günlük tutun, izlenimlerinizi,deneyimlerinizi Nasıl yaptığınızı buradan paylaşın…

Kaynak: Spritüeller

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Spiritüel Alemin En İyi 10 Kitabı…

0000000572473-1[1]

1) Atlıkarıncada Bir Tur Daha – Tiziano Terzani (Merkez Kitaplar)
Spiritüel alemin en iyi kitabı, aslında çoğunun adını ilk defa duyacakları için biraz da sürpriz bir kitap. Yazarı “Bu kitap nasılsa ulaşması gerekenlere ulaşacaktır” diyerek kitabın reklamının yapılmasını reddetmiş ve gerçekten de fısıltı gazetesiyle kitap, hiç reklam çok satanlar listesinde 1 numaraya oturmuş. Ülkemizde nerdeyse hiç bilinmeyen “Atlıkarıncada Bir Tur Daha” muhteşem bir bilgelik kitabı, ama aynı zamanda doğu öğretilerinin ve tıbbının, kapitalizm ve küreselleşmenin elinde ne hale dönüştüğünü gösteren ve spiritüel konuları meslek edinmişlere gayet oturaklı eleştiriler de yönelten bir eser. Kitap, spiritüelliğin en zorlandığı alan olan ruhu akılla birleştirmek konusunu da başarıyla gerçekleştirmiş bir insanın öz-yaşam öyküsü.

Hikaye, Terzani’nin kansere yakalandığını öğrenmesi ile başlıyor ve onun kanserine çare ararken yaptığı yolcuğu anlatıyor. Öyle bir yolculuk ki bu, Amerika’dan Tibet’e, Tayland’dan Himalayalar, Hindistan’dan Hong Kong’a kadar uzanıyor. Kah New York’te ultra modern bir hastanede oluyoruz onunla, kah Hindistan’da sefil bir köyde veya Tibet’te bir tapınakta… Reiki, yoga, ayurveda, homeopati, zihnin gücü, doktorlar, şifacılar, ermişler, şarlatanlar, umut tacirleri, bilgeler … Geleneksel tıbbın nabzında ve klasik tıbbın büyütecinde bir “insan”ın gerçek yolcuğunu okuyoruz 680 sayfalık bu kitapta.

2) The Secret – Rhonda Bryne (Mia-OWO Yayınları)

Bir tarafta bu kitabı “hayatımı değiştirdi” deyip başının üzerinde gezdirenler, diğer tarafta yerin dibine batırıp, “enayi avcısı” diye dalga geçenler… Siz her iki tarafa da aldırmayın ve önyargılardan arınmış şekilde okuyun “The Secret”ı. Binlerce yıldır çeşitli kaynaklarda yer alan bilgileri derleyip, sadeleştirerek ve örneklendirerek anlatan ve başarısını da bu sadeliğine borçlu “hayat değiştirebilecek” bir eser. İçinde “yeni” bir bilgi barındırmıyor, fakat mevcutları öyle güzel sunuyor ki bugüne kadar “aynı” bilgileri defalarca okuduğu halde hayatında uygulayamayanlar için bir nev’i eylem kitabı niteliğine bürünüyor. Diğer yandan eleştirilebilecek yanları da mevcut elbette, ama siz kopan fırtınalara aldırmadan kitabın özünü almaya ve “çekim yasası”nı işleyişini kavramaya bakın.

3) Martı – Richard Bach (Epsilon Yayınevi)
Richard Bach’ın birçok kitabı bu listede rahatlıkla yer alabilir. Fakat tabii ki içlerinden birini seçelim dersek, en önce “Martı” gelir. Günlerini teknelerden kendilerine atılacak yiyecek artıklarını bekleyerek harcayan binlerce martının arasından birisi, Jonathan Livingstone’nun kendini buluş hikayesi bu. “Ben aslında kimim?” sorusuyla başlayıp, en yakınlarının engelleme çabalarına rağmen vazgeçmeyen ve sonunda kendisinin, kendisine öğretilenden çok daha fazlası olduğunu öğrenen ve öğreten bir martının enfes hikayesi. Bir martının karakterinde, insanın kendini keşfetmesinin de hikayesi. (Halen hayatımdaki birçok adımda, özellikle de engellenmeye çalıştığım noktalarda Jonathan’ın nasıl davrandığı aklımdadır…) Bir defa okumak yetmez, defalarca okunmalı.

4) Işığın Savaşçısının El Kitabı – Paulo Coelho (Can Yayınları)
Ben sevmem öyle “ışık işçisi, ışık savaşçısı, ışık böcüğü…” gibi sıfatları amma velakin yine bir diğer enfes spiritüel romanın, “Simyacı”nın yazarı Paulo Coelho’nun bu kitabında “Işık Savaşçısı” kavramı bambaşka. O, esasında “Kamil İnsan” olarak nitelendirebileceğimiz insanın el kitabını yazmış ve hiç de öyle “elele toplaşıp, barış şarkıları söyleyip, nameste çekip, dünyayı ışığımızla kurtaralım” diyen uçmuş tipler gelmesin “Işık Savaşçısı” denilince aklınıza. Gerçekten “yaşayan insan”ın rehberi bu ki, hayatta mutluluklar olduğu kadar, kan ve gözyaşının da olduğunu kabul eden, ayakları dünya üzerine sağlam basan ve yüreğini, aklı ve ruhuyla bir etmiş insanların rehberi bu. Eğer mesajlarını tüm varlığıyla hissedebilirseniz, hayatınızı birebir etkileyecek bir kitap, ama diğer türlü “ay ne güzel bilgiler var, hemen arkadaşlarımı ileteyim” deyip harcarsınız, sonra da evinize gelen arkadaşlarınıza kitaplığınızı gösterdiğinizde “ay ne güzel kitaptır o” deyip, varlığını unutursunuz. Seçim sizin…

 

 

5) Yuvaya Yolculuk – Kryon (Akaşa Yayınları)
Kryon tıpkı Ramtha örneğinde olduğu gibi, bir medyum aracılığı ile (Lee Carroll adı) bilgi aktaran bir varlık. 1989’dan beri dünyanın çeşitli bölgelerinde celseler halinde bilgiler aktarıyor. Yalnız güzel niyetlerle başlayan faaliyetlerin içine zamanla para, pazarlama, iktidar ilişkileri gibi faktörler girince olanlar, Kryon’un da gözümdeki güvenilirliğini azaltmış etkenler. Ama ne olursa olsun, tüm celseleri, bilgileri vs. bir yana; bu roman bir yana. Esasında Kryon öğretisinin özü de bu romanda ve hiç de öyle burun kıvrılacak bir öğreti değil bu.
Kitap, Michael Thomas adlı bir adamın hikayesini anlatıyor. Amcam birçoğumuz gibi hayatından mutsuz ve artık ölmeyi isteme noktasına gelmiş. Derken hayat ona bir “hediye” sunuyor ve evine giren bir hırsız, Michael’ı bir güzel dövüp hastanelik ediyor ve işte o noktada Michael’ın içsel yolculuğu başlıyor. Sonrasında ise hayatınızda size yardımcı olacak birçok harika benzetmeler ve örneklerle dolu enfes bir öykü. Kryon’un başka kitaplarını okumaya niyetiniz olmasa bile, bunu mutlaka ama mutlaka okuyun.

6) Tanrı ile Sohbet Serisi, Neale Donald Walsch (Ötesi Yayınları)
Hayatımda çok sıkıntıda olduğum bir dönemde rastlamıştım bu kitaba. Ev arkadaşlarımın evi aniden terk edip beni yüksek bir kirayla baş başa bırakmışlardı ve ödenmemiş bir sürü fatura bekliyordu. Yine üzerine binen sıkıntılar da vardı ve ben ne yapacağımı bilmez halde geziniyordum. Derken bu kitabı gördüm ve öyle de umarsamaz bir ifadeyle açtım. Karşımda şuna benzer bir soru vardı: “Tanrım, evde ödenecek o kadar fatura ve bir de kira beni beklerken, sen hala nasıl kendi gücünü keşfet diyebiliyorsun?”. Soruyu görünce kalakalmıştım ve daha sonradan defalarca deneyimleyip öğreneceğim üzere bu kitabın, aklınızdaki sorulara yanıt verebilme gibi bir ilginç özelliği vardı. Evet, çok ilginç ama mesela cidden yanıtını istediğiniz bir soru aklınızdan geçirin ve rastgele bir sayfayı açın, bakın bakalım ne göreceksiniz. Hatta bir gün bir arkadaşım bana “Hasan, ya biz bunları uyduruyorsak, ya bu kitabı açıp yanıtları almamız bir tesadüfse” dedi ve ben de rastgele bir sayfayı açtım, aynen şunlar yazıyordu: “Tüm bunları, bu yaşadıklarınızı kendinizin uydurması sanıyorsanız, beni aşağı çekersiniz”.
Daha ne diyebilirim ki, biz o gün ağlamaktan bir hal olmuştuk. Tabii yanlış anlaşılmasın büyülü bir kitap değil bu. İşin sırrı, kitabın içinde geçen “siz bir soruyu sorunun yanıtını gerçekten isteyin, size yanıtı mutlaka bir filmle ya da bir şarkıyla ya da bir kitapla… mutlaka gelecektir” cümlesinde yatıyor. Yazarın, kendi yüksekbenliğiyle (ya da içsel ses, ya da Tanrı artık ne ad verirseniz) sohbetleri diye nitelendirebileceğimiz bu kitap da o kadar geniş kapsamlı ki içinde sorularınıza mutlaka bir yanıt bulabilirsiniz.

 

7) Dokuz Kehanet ve Onuncu Kehanet (Altın Kitaplar)
Yakın zaman içinde filmini de izlediğimiz “Dokuz Kehanet” ve devamı “Onuncu Kehanet”, ben de dahil olmak üzere birçokları için spiritüel bilgilerle tanışma kitabı olmuştur. Mayalardan kalan gizemli bilgilerin peşinde koşan kahramanımızın yolculuğu, kitaba sanki ilk başlarda bir “İndiana Jones”muş muamelesi yaptırsa da, okumaya başlayıp bilgilerle karşılaştığınızda kendinize ve hayata yeni bakış açıları kazandıran bir başyapıtla karşı karşıya olduğunu hissedersiniz. Zaten bunu hisseden çok kişi olduğu için de kitap, hemen herkesin “en iyi 10″unun içinde ve filmi çevriliyor. Devamı olan “Onuncu Kehanet” ise ilk kitaptan da iyi. Okurken içerdiği bilgilerin enerjisinden başım dönmüştü diyeyim siz anlayın. Hele ilk kitapta aşkı anlatan bir bölüm vardır ki: “…Şu anda onunla birlikte olmanız mümkün değil, çünkü hazır değilsiniz. Sen bir yarım elmasın, o da bir yarım elma ve iki yarım elma bir araya geldiğinde bir elma olduklarını düşünürler ilk başlarda. Ama bu yanıltıcıdır, bir süre sonra uyuşmazlıklar başlar ve ilişki biter. Ama kendi içinde bütünlenip tam elma olduğunuzda, iki tam elmanın ilişkisini yaşarsınız, o zaman bu çok uzun sürecektir…” Okumadıysanız mutlaka okuyun.

8) M. S. 2150 – Thea Alexander (Akaşa Yayınları)
1976 yılında yazılmış ama güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyecek bir başyapıt. Bir gece yatağa girdikten sonra gözlerini 2150 yılında açan bir adamın öyküsü, makro ve mikro-felsefelerin anlatımı ve özellikle de tamamen spiritüel yaşayan bir toplumun nasıl olabileceğini resmetmesi açısından harika bir eser. Hani böyle kitaplarda altını çizerek okursunuz ya, ben bu kitabı okurken altını çize çize kitabı yırtmıştım neredeyse. Ayrıca “Eşruhlar” kavramını anlatımı, okuyanlara “ah ben de istiyorum bundan” dedirtmiş ve hatta karşılarına çıkıp aşık oldukları herkesi “eşruh”ları zannedip bir “eşruh” enflasyonu oluşmasına katkıda bulunmuştur. Benim ilk okumamdan beri bir 10 sene geçtiği ve halen kitabın birçok yerini satır satır hatırladığım düşünülürse, ne kadar etkileyici bir eser olduğunu tekrarlamam yanlış olmaz herhalde.

9) Siddhartha – Herman Hesse (Afa Yayıncılık)
“En İyi” listemizdeki kitapların, kitapçıların spiritüel kitaplar raflarında bulamayacağınız bir tanesi de dünyaca ünlü edebiyat klasiklerinden “Siddhartha”. Ünlü Alman Yyazar Herman Hesse’nin birçok romanını rahatlıkla spiritüel kitaplar kategorisinde değerlendirebiliriz, ama içlerinden “Siddhartha”, diğerlerinden bir adım önce çıkıyor.
Buddha’nın aydınlanmadan önceki kimliği Prens Siddhartha Gotoma’nın, aydınlanma yolunda yaşadıkları, Hesse’nin kendi anlatımı ve eklemeleriyle harika bir hikayeye dönüşmüş. Öyle Sanskritçe kelimelerle dolu kutsal bir metin sanmayın bu kitabı, son derece yalın, içten ve anlaşılır, senin benim gibi bir adamın hikayesi bu.

10) Dingin Savaşçı – Dan Millman (Ötesi Yayınları)
Tanıdığım için rahatlıkla söyleyebilirim ki son derece sıcakkanlı, ilgili ve alçakgönüllü bir insan, Dan Millman. Roman da esasında kendi içsel yolculuğunun öyküsü. Yazar, Socrates adını verdiği bilge bir savaşçının rehberliği ve Joy (Haz) adındaki gizem ve coşku dolu doğasını ismine yansıtmış bir kadının dayanılmaz çekiciliğinin etkisiyle, yaşamı yeniden öğrenişini anlatıyor romanında. O öğrenirken de siz de onun öğrenme sürecine eşlik ediyor ve kendinize çok şeyler katıyorsunuz. Özellikle günlük yaşam içine karşılaştığınız durumlara, spiritüel bakış açısıyla nasıl bakılabileceğinin örneklerini görmüştüm ben kitabı okurken. Filmi de çevrildi ve ABD’de geçtiğimiz günlerde yoğun talep üzerine ikinci kez gösterime girdi.

 

DERKİ: Hasan ‘Sonsuz’ Çeliktaş

 

 

Vücudumuzun değişik kısımlarının (organlarımız, kemiklerimiz, dokularımız vb.) hepsinin kendine özgü belli yankı yapan frekansları bulunmaktadır.

Music-music-31055637-1920-1200-lg[1]

 

Tüm hücreler metabolik süreçlerinin bir sonucu olarak ses yayarlar.

Her insanın kendisine ait kişisel bir rezonans frekansı olduğu belirtilmektedir.

Yani bu şu demektir ki ;

Vücudumuzun değişik kısımlarının (organlarımız, kemiklerimiz, dokularımız vb.) hepsinin kendine özgü belli yankı yapan frekansları bulunmaktadır.

Nikolas Tesla insan vücudunun yaydığı frekanslarla karışan dış frekansları yalıtabildiğimiz vakit hastalıklara karşı büyük bir direnç geliştireceğimizi savundu.

Her maddenin belli bir dalga boyunda ve o maddeye özgü elektromanyetik dalga gibi davranan titreşimleri vardır.

Vücudun değişik bölgelerinde değişik titreşimler ve enerji değerleri mevcuttur.

Vücudumuzdaki farklı hücreler ve farklı yapılar, birbiriyle belirli dalga boyundaki frekanslarla iletişim halindedirler.

İnsanların Frekansları :
Araştırmalar her canlının bir frekansa sahip olduğunu (megahertz olarak ölçülüyor) ve dahası hepimizin çevremizdeki frekanslardan etkilendiğini gösteriyor.

İnsan organizmasındaki trilyonlarca hücre hepsi kendi frekanslarında titreşir. Bütün bu titreşimlerin toplamı kişinin genel frekans spektrumunu belirlemektedir. İnsan organizmasının yaydığı farklı elektromanyetik frekanslar kişinin bireysel frekans alanını oluşturur.

Hasta ve sağlıklı hücre, doku, organ ve bireylerin frekans yapıları birbirinden farklıdır. Hastanın kendi frekansları içerisinde saklanan yabancı frekanslar (virus, bakteri, parazit, mantar, ağır metal birikimleri, alerjenler vs..) normal frekans düzenimizi bozarlar.

Biorezonans cihazı ile, bu frekans düzenini bozan elektromanyetik yabancı frekanslar belirlenir. Normal doku frekanslarından ayırılır ve cihaz bu frekansları tersine çevirip hastanın vücuduna bir manyetik minder ile geri gönderir

CANLILARIN FREKANSLARI
İnsan Beyni 72-90 MHz

İnsan Bedeni (Gündüz) 62-68 MHz

Soğuk algınlığı belirtileri 58 MHz

Grip belirtileri 57 MHz

Kandida 55 MHz

Epstein-Barr 52 MHz

Kanser 42 MHz

Ölüm başlangıcı 25 MHz

İşlenmiş/Konserve yiyecekler 0 MHz

Kuru otlar 12-22 MHz

Taze otlar 20-27 MHz

Esans yağlar 52-320 MHz

 

Esans Yağların Frekansları :
Geçen yüzyılın başında Amerikalı doktor Bruce Tainio insanların ve gıdaların biyofrekanslarını ölçen bir alet geliştirdi.

Esans yağlar uzmanı D. Gary Young’un da yardımıyla araştırma frekanslar ve hastalıklar arasındaki ilişkiyi incelemeye yöneldi. Bu ekip aynı zamanda esans yağların insan vücudunun frekansları üzerine etkisini de inceledi. Keşifleri çok ilginçtir.

Gül 320 MHz

Herdemtaze 181 MHz

Günlük 147 MHz

Lavanta 118 MHz

Alman papatyası 105 MHz

Mür 105 MHz

Melissa 102 MHz

Ardıç 98 MHz

Sandalağacı 96 MHz

Melekotu 85 MHz

Nane 78 MHz

Galbanum 56 MHz

Fesleğen 52 MHz

————————————————————————–

Sağlıklı bir insan vücudunun 62-68 MHz’lik bir frekans aralığı var.

Hastalık ve rahatsızlıklar 58 MHz’de baş göstermeye başlıyor.

Esans yağlar insan tarafından kullanılan doğal maddeler arasında en yüksek frekansa sahip olan şey.

Yukarıdaki frekans tablosunda bir uçta işlenmiş/konserve yiyecekler dururken (0 MHz) öteki uçta en yüksek frekans ile gül yağı (320 MHz) bulunmaktadır.

Gül’ün aşkla ilişkilendirilmiş olması belki de bir rastlantı değildir.

————————————————————————–

Tainio ile Young’ın yaptığı testlerden biri de her ikisi de 66 MHz vücut frekansına sahip olan iki erkek üzerine yapılmıştır. İlk erkek eline bir bardak kahve almış ve o daha kahveyi içmeden 3 saniye içinde frekansı 58 MHz’e düşmüştür.

Daha sonra bir esans yağını koklamış ve frekansı tekrar 66 MHz’e çıkmıştır. İkinci kişi kahveden bir yudum almış ve frekansı 3 saniye içinde 52 MHz’e düşmüştür.

Fakat esans yağını kokladığı anda frekansı tekrar yükselmemiştir. Frekansının tekrar 66 MHz’e çıkması üç gün sürmüştür.

Demek ki frekanslarımız başka maddelerin ciddi bir biçimde etkisi altında.

————————————————————————–

Araştırmada ayrıca Olumsuz ve Olumlu düşüncelerin frekanslarımız üzerideki etkisi de incelenmiştir.

————————————————————————–

Olumsuz düşüncelerin insan frekansını 12 MHz kadar düşürdüğü, oysa olumlu düşüncelerin frekansı 10 MHz kadar yükselttiği bulgulanmıştır.

Meditasyon ve dua gibi çalışmalar frekansı 15 MHz kadar yükseltmektedir.

Bu durumda klinik çalışma göstermektedir ki ciddi bir hastalık engeli olmayan kişiler sağlıklı kalmak için şu ya da bu şekilde bir ruhani uygulamaya ihtiyaç duymaktadır.

Kanıtlar gösteriyor ki esans yağlar da kişinin frekansını yükseltmede önemli bir rol oynayabilmektedir.

78 MHz’in altında olan esans yağlar vücudun fiziksel yapısını dengelerken, yüksek frekanslı yağlar Gül ve Günlük duygusal ve ruhsal seviyelerde denge getirmektedir. Bir esansı kokladığınız zaman beynimizin amigdala denilen bölümü etkilenir ki burası hafızanın ve duyguların saklanıp serbest bırakıldığı yerdir.

————————————————————————–

Vücuda dışarıdan alınan maddeler de vücut ile değişik düzeylerde iletişime girer. Karşılaşılan bir toksinin titreşimi, vücudu rahatsız edici ve zararlı bir frekans özelliğine sahip olması nedeniyle hücreler arası iletişimde bozulmaya yol açar.

Bu bozulma reikiyle  tespit edilebilir ve düzeltilebilir.

Vücuda yararlı bir maddenin yani vücudun rezonansı ile uyumlu bir maddenin frekansı ise tedavi amaçlı kullanılabilir.

Bu mantık kullanılarak ‘alerji testleri’ yapılabilir, alerjen tespit edilip tedavi edilebilir.

Tüm bu bilgilere rağmen, unutulmaması gereken diğer etmenler ise bağışıklık
sisteminin stres ve duygusal dalgalanmalardan etkilenmesidir.

Bizi etkiliyor olabilecek olumsuz frekansların farkında olmalıyız. Birçoğumuz bitkiler üzerindeki klasik müzik ve hard rock müzikleriyle yapılan deneyi biliyordur. Klasik müzikle birlikte bitkiler serpilirken, hard rock onları öldürmüştür. İnsanlar da farklı değil.

Beslenmemizden, fiziksel çevremizden gelen karmaşık ve olumsuz frekanslar eninde sonunda hücresel yıkıma ve parçalanmaya neden olacaktır.

Bununla birlikte aramızda çok az insan dağlara, köylere kaçabilir. Kentsel yaşam birçoğumuz için kaçınılmaz bir ortamdır.

Ama neyse ki esans yağlar var. Ve her şeyden önce Meditasyon var. Reiki var. Bunlar sayesinde frekansımızı tekrar yükseltebiliriz.

Rezonans en önemli ses şifa ilkesi olabilir.

Alıntı:tasavvufvebilim

 

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

9 Temmuz Dolunayında Aşk Ve Bereket İçin Ritüeller

mum4[1]

 

Özel bir Dolunay yaklaşırken, ilişkiler ve duygusal alanları da epeyce hareketlendirecek. Hint Astrolojisine göre Koç ve Terazi aksında gerçekleşecek dolunay bizi tutkulu, eleştirel, huzursuz edebilecek bir ruh halinde tutabilir. Öncelikle dolunay döngüsü Pazartesi, Salı ve Çarşamba daha etkili olmakla birlikte tüm hafta kendini gösterecektir. Elementler açısından Vedik Astroloji’ye göre hava ile ateşin birbirine daha yoğun geçeceği bu süreçte, duygularımız bizi öfkeye ve keskin kararlara çabucak itebilir. Bu nedenle ortamlarınızı nötrlemeye, renkler açısından da daha soğuk ve sakin tutacak titreşimleri vereceklere dönük olmaya bakın.

Mum yakmak genel olarak dolunay ritüelleri arasında ilk sırayı alır. Koç burcunda (Hint Astrolojisine göre) gerçekleşecek dolunay kırmızı mumları tercih etmemizi daha iyi kılmakta. Bilhassa pazartesi gecesi evinizde köşeleri tercih ederek kırmızı mum yakmaya özen gösterin.

Bereket ve Bolluk için:

Kuvvetli bir dolunay olacak demiştik. Dolayısı ile dolunay enerjisini bereket için kullanmak istiyorum veya bu alana daha fazla ihtiyacım var diyorsanız;

Evinizin sizin için rahatlatıcı olan bir köşesine, 3 adet kırmızı mum yakın. Mumun yanına bölümleri olan bir kap içine veya ayrı ayrı küçük kaplara bir miktar pirinç ve tuz yerleştirin. Eğer elinizde varsa mumların önüne beyaz kuvars da ekleyin, yoksa ametist, sitrin taşlarını da koyabilirsiniz. Hiç biri yoksa küçük bir çam dalı (çam ağacının küçük bir tutam dalını) veya zeytin dalını yerleştirebilirsiniz. Yine eğer elinizde varsa, pirinç ve tuz için kullanacağınız kabın veya örtünün rengini mümkün olduğu kadar altın tonlarında dore veya parlak altın tonlarında olmasını tercin edin.

Pirinç ve tuza inancınıza göre dua okuyup dolunayın evinizin bereketini, bolluğunu arttırmasını isteyip, paranızın, gelirinizin pirinç gibi bereketle çoğalmasını, tuz gibi saf ve temiz olmasını ve korunmasını talep edin. Bolluk içinde olduğunuzu hayal ederek, endişelerinizden uzaklaşarak dileğinizi dileyin. Bereket duanızı veya dileğinizi bitirdikten sonra şükür etmeyi de unutmayın. Dualarınıza Ya Latif esmasını (129) ekleyebilirsiniz. Mumlar 9 Temmuza pazar gecesi boyunca yansın. Uyuyana kadar mumlarınızı yanık tutun. Mümkünse küçük mumlar tercih edin ki kendiliğinden sönmesi ve bitmesi daha makbuldür. Bu hafta boyunca her gece Ya Latif esmasını okumaya devam edin. Aslında bu esmayı günlük hayatınızda rutinde tekrarlamayı adet edinirseniz çok faydalıdır. Pirinci ve tuzu yeni ay döngüsüne kadar evinizin uygun bir köşesinde tutmaya devam edin. Daha sonra dilerseniz mutfağınızın bir köşesinde örneğin bir kavanoz içinde barındırmaya devam edebilirsiniz.Dol

İlişki ve Aşk İçin:

Kırmızı iki mum yakıp uygun bir köşeye yerleştirin. Mumların ortasına kalp şeklinde kırmızı bir obje veya kırmızı iki tane kurdele fiyongu koyun. Eğer var olan ilişkinizin düzelmesini istiyorsanız mumların yanına bir miktar biberiye, hayatınıza aşk çekmek istiyorsanız gül yaprakları (kuru veya taze), ilişkinizin daha tutkulu olmasını istiyorsanız kök zencefil yerleştirin. Dolunay enerjisinin hayatınıza aşk ve sevgi getirmesini dileyip, inancınıza göre dua okuyup, sevgi içinde olmayı dileyin.

Sevgi ve bereket içinde bir dolunay döngüsü geçirmenizi dilerim…

Sevgilerimle.

Şebnem Ekşib

 

Bereket ve Aşk Ritüelleri

 

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bağırsak Mikroplarının Duygusal Davranışlarımızı Etkilediği Ortaya Çıktı

images12[1]

 

Bağırsak mikropları ile beyin arasında doğrudan bir bağlantı olduğu anlaşıldı. Yapılan testlere göre karnımızda yer alan mikroplara göre duygusal hallerimiz de şekilleniyor.
Bağırsak mikropları vücudumuzda ne işe yararlar hiç düşündünüz mü? Sindirimi mi kolaylaştırırlar, yoksa karın ağrısı, mide ağrısı gibi rahatsızlıkları mı ortaya çıkarırlar? Bunların hiçbiri değil. Yapılan araştırmalar sonucunda bağırsaklarımızda bulunan bakterilerin direkt beynimizle ilgisi olduğu anlaşıldı.

Kaliforniya Los Angeles Üniversitesi liderliğinde yapılan araştırmada karnınızla beyniniz arasında olağandışı bir bağ olduğu kanıtlandı. Daha net bir şekilde açıklamak gerekirse, bağırsak mikropları ruh hali ve genel davranış ilişkilerini etkiliyor.

Önceki araştırmalarda kemirgenlerde anksiyete ve depresyon ile ilgili hastalıklar dahil olmak üzere tüm duygusal yanıtlar, karında bulunan bakteriler aracılığı ile bulunmuştu; ancak yeni bulgular sağlıklı insan bireylerinin de bu bakterilerle duygularını belirlediklerini gösteriyor.

 

 

Araştırmacılar deney için 40 farklı kadından dışkı topladı. Kadınlar daha sonrasında MRI cihazına bağlandı ve duygusal tepkiler uyandırmak üzere tasarlanmış bireylerin, ortamların ve çeşitli nesnelerin görüntüleri gösterildi.

Bu araştırma sonucunda beyin oluşumunu etkileyen iki ana bakteri olduğu anlaşıldı. Bunlardan birincisi Prevotella isimli bakteri. 40 kadının 7’sinde gözlemlenen bu bakteri, beyinde olumsuzluk, kaygı ve sıkıntıyı gözler önüne serdi. İkinci önemli bakteri ise Bacterioidler oldu. Toplamda 33 kadında gözlemlenen bu bakteriye sahip kadınlar olumsuz görseller gösterildiğinde bile olumsuz duygular yaşamaya daha az yatkınlardı.

 

Bu deney sayesinde duygularımız konusunda bağırsak mikroplarının doğrudan etkisi olduğunu gördük. Bu araştırma, bilim insanlarını bazı hastalıkları çözümleme konusuna bir adım daha yaklaştırdı. İleride duygusal rahatsızlıkların önüne insanlar daha doğmadan geçilebilir.

kAYNAK: sPİTÜELLER

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İçinde bulunduğunuz  burca ait bölgeye yapacağınız bir yolculuk, yaşam yolunuzda daha kuvvetli adımlar atmanıza büyük katkı sağlayacaktır

saglikli-bir-ruhsal-yasam-icin-pratik-spirituel-cozumler[1]

 

Burcunuzun özelliklerinde saklı olan yaşam enerjinizi ve potansiyelinizi harekete geçirmeye hazırsanız, şimdiden bu yolculuğunuza başlayabilirsiniz.

Dünyanın her kıtasında, evrensel etkileri yansıtan yüksek enerji bölgeleri vardır. O bölgede yaşayan yerliler buraları varoluşun merkezi  yada dünyanın kalbi olarak nitelendirirler. Bu bölgeler ezoterik yada dinsel kavramların dışında yer alırlar. Herhangi birisi bu bölgenin enerjilerinin kendi sağlığına olan pozitif etkilerini çok rahat gözlemleyebilir. Bu bölgelere yalnız yada arkadaşlarınız yada ailenizle gidebilirsiniz. Orada yeryüzünü dinlemeyi ve güvenmeyi yaşarsınız. Yaşamı ve yeryüzünü kutsamaya yönelik her hangi bir aktivite sizin için uygun olabilir. Çalılıklarda yürümek, piknik yapmak, yazmak, sessiz bir yerde yapılacak bir meditasyon, dua,dans, şarkı söylemek, arkadaşlarla yapılacak bir sohbet yada herhangi başka bir şey. Enerji yüklendiğinizi fark edeceksiniz. Aşağıda verilen bölgeler burçlarla simgelenen enerjileri taşıyan bölgelerdir. İçinde bulunduğunuz  burca ait bölgeye yapacağınız bir yolculuk, yaşam yolunuzda daha kuvvetli adımlar atmanıza büyük katkı sağlayacaktır. İçsel yolculuklar kadar enerjilerin yoğun ve pozitif olduğu bu bölgelere yapılan dışsal yolculuklar da önemlidir ve enerjilerinizin dengelenmesine neden olur.

 

KOÇ : Bu ateş burcunu yansıtan en önemli bölge,Hawaii’de;Mauideki Haleakala Krateridir.İkinci olarak Midway Adası ve son olarak yine Hawaii’de Mauna Loa ve Mauna Kea volkanlarıdır.Yüksek idealler,istekler ve özgürlük duyumu için eşsiz bölgelerdir.

Türkiye’de : Kapadokya yer altı şehirleri

BOĞA : Kuzey Kaliforniya daki Shasta Dağı birinci çakrayı harekete geçiren etkiler barındırmaktadır.İkinci bölge güney batı Amerika’da,Arizona da kuzey Flagstaff Humphreys uçlarıdır.Üçüncü bölge ise,Strathcona Parktaki Vancouver adasıdır.

Türkiye’de: Eğridir Gölü

İKİZLER : Meksika’da bir eyalet olan Chiapas ta Palenque bölgesi. Dünyanın merkezi olarak bilinen bu yerin yakınlarında bir çok kutsal yer bulunmaktadır. Bunların başında Oaxaca yakınlarındaki El Tule gelmektedir. İkinci bölge, Kostarikanın Pasifik kıyılarındaki Corcovado parkı ‘dır.Üçüncü yer ise Meksika’da Monterrey yakınlarında Horsetail şelalesidir.

Türkiye’de: Manavgat Şelaleri

YENGEÇ :  Bolivya’daki Titicaca gölü ikinci çakrayı harekete geçiren bir bölge olarak ta bilinmektedir. İkinci olarak Peru’nun başkenti Limanın merkezinde yer alan Armas meydanıdır.Üçüncü olarak yine Peru’da Iquitos bölgesidir. Bu nokta Amazon nehrinin doğduğu noktadır.

Türkiye’de: Cennet ve Cehennem Mağarası mersin

ASLAN : Dördüncü çakraya isabet eden ilk bölge İngiltere de Glastonbury bölgesidir. Burası yeryüzünün kalbidir.Yakınındaki Shaftesbury merkezine kadar ulaşır. İkinci bölge, Berlin’in merkezindeki Brandenburg kapısıdır. Üçüncü bölge ise İspanyada Barselona yakınlarındaki Montserrat bölgesidir.

Türkiye’de: Alaçatı

BAŞAK : Güney Afrika’da Cape Town da bulunan Table dağı ilk kutsal alandır. İkinci olarak Johannesburg (Güneş Şehri)yakınlarında The Pilansberg bölgesidir. Üçüncü olarak Lesotho ve Güney Afrika sınırında yer alan Mont-Aux-Sources bölgesidir.

Türkiye’de: Ayder Yaylası

TERAZİ : Beşinci çakraya isabet eden bölgelerin başında Mısır daki Büyük Piramit bölgesi gelmektedir. İkinci olarak Kudüs’ün doğusunda yer alan Zeytin Dağı gelir. Üçüncü olarak İran da Tebriz bölgesinde Süleyman’ın tahtı olarak bilinen bölgedir.

Türkiye’de: Kleopatra adası

AKREP : İlk olarak Tibet’te bulunan Kailash Dağı yedinci çakraya isabet eden yerlerin başında gelmektedir. İkinci olarak Tacikistan da Pamir dağlarında yer alan Gormo zirvesidir. Üçüncü olarak Hindistan da Ganj nehrinin ağzında yer alan Kalküta’dır.

Türkiye’de: Bozcaada

YAY : Bali genel bir saflaşma bölgesidir. İkinci olarak Borobudur Java da dır. Üçüncü olarak Kinabalu dağı gelmektedir.

Türkiye’de: Gökçeada

OĞLAK : Avustralya kıtasının kırmızı toprakları olarak bilinen Uluru ve Katatjuta ilk kutsal bölgelerdir. Üçüncü çakrayı harekete geçiren etkileri vardır. İkinci olarak Kuzey Avustralya da Kakadu ulusal parkının içinde yer alan Nourlangie Kayasıdır. Üçüncü olarak Batı Avustralya’daki köpek balığı körfezi bölgesidir.

Türkiye’de: Kaz Dağları

KOVA : Ölümsüzlük ve güzellik merkezi olarak bilinen Japonya’daki Fuji Dağı kutsal yerlerin başında gelmektedir. Kuzey ve Güney Kore sınırında yer alan Kangwa körfezi ikinci kutsal alandır. Üçüncü olarak ise Güney Japon adası Okinawa’da yer alan Naha bölgesidir.

Türkiye’de: Datça

BALIK : Yeni Zelanda da North Island bölgesindeki Rotopounamu gölüdür. New Caledonia daki Humbolt dağı ikinci kutsal bölgedir. Tasmania ve Antarktika arasında yer alan Macquarie adası ise üçüncü ve son bölgedir.

Türkiye’de: Konya

Kaynak: Spritüeller..

Türkiye’deki bölgeler tarafıma aittir. A.İ.

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Burçların Gıcık Tarafları… Cesareti Olan Okusun…

burçlar-330x330[1]

 

1. KOÇ

Sana kalsa dünyada herkes aptal bi sen akıllı di mi!!! Millete öğütler verir, ukalalık taslar, önüne yemek koysan beğenmez… Allah düşman başına vermesin.

2. BOĞA

Sen ayrı bi panel konususun… kafayı iş yapmakla bozmuş sanki dünyayı bu kurtaracak…. inatçı mı inatçı, dik kafalı… komünistsin sen yaa!!!

3. İKİZLER

Sen hızlı ve pratik düşünebiliyorsun, ama insanlar seni bunun için diil bisexuel olduğun için seviyolar.. kendinden çok şey verip karşısdakinden az şey bekliyorsun yani salaksın… ayrıca çoğu şizofrenin de ikizler burcundan çıktığı söyleniyor, bilgine..

4. AKREP

Sen hele sen! Berbatların içinde en berbat olan! İçten pazarlıklı, kıskanç, ahlak anlayışı sıfır! Çoğu Akrep’in eninde sonunda korkunç bir cinayete kurban gittiğini duymuş muydun?

5. ASLAN

Sen kendini dünyanın zirvesindeki kusursuz insan sanmaya devam et, ohoooo millet senle ne dalga geçiyor haberin yok… Eleştiriye hiç gelemeyen, kendini beğenmiş zavallı aslan parçası, sen kendini bir odaya kapat ve hayatının geri kalanını aynada oranı buranı seyrederek geçir bakalım….

6. BAŞAK

Sen pek aklı başında otoriter biri olduğun için dağınıklığı pek sevmezsin di mi? Ama senin her tarafı didik didik kontrol etme huyundan millete fenalık geldi! Amma soğuk, ruhsuz tip sin yaa sen, zaten sevişirken uyuyakalabilen birinden başka ne beklenir ki?

7. TERAZİ

Sen sanatçı ruhlu olduğun için apayrı saçma salak bi boyutta yaşıyorsun… Böyle aklı bir karış havada gezen adamın iş bulması da pek muhtemel değil, ömrünün sonuna kadar aylak aylak gezersin, sonunda da her büyük sanatçı gibi “kimse beni anlamadı” diye çıldırırsın yarım aklın da gider

8. YENGEÇ

Sen sempatik ve başkalarının problemleriyle ilgilenir görünmeye çalışan son derece yapmacık birisin, ama biz bu sahte şirinlik numaralarını yemeyiz… Bu arada akıl hastanelerindekilerin %90’ının yengeç burcu olduğu söyleniyor! Haberin olsun!

9. YAY

Sen herşeyin iyi tarafını gören şenşakrak bir tipsin, kendini buna alıştırmışsın ne de olsa yeteneksizliğini ve şanssızlığını başka türlü örtemezsin değil mi? Çoğu Yay burcu zaten alkoliktir.

Seni adam yerine koyup bu kadar yazanda kabahat…

10. OĞLAK

Sen tutucu ve risk almaktan kaçan birisin. Böyle biri dünyada ne diye yer işgal eder ki! Şöyle bir etrafına bak bakalım hangi kayda değer insanın Oğlak burcundan çıktığı görülmüş?

11. KOVA

Sen güya çok atak birisin ya, birşeyi elde etmek için her türlü yalanı söylüyorsun, ama yalanı bile beceremiyorsun. Aynı hataları döne döne yapıyorsun çünkü kafasızsın. Ne sinirleniyorsun? Doğruları söyleyince kabahat oluyo di mi…

12. BALIK

Senin maşallah hayalgücün pek gelişmiştir. Sürekli FBI’dan ya da CIA’den birilerinin peşinde olduğunu düşüne düşüne sonunda kafayı yiyceksin. Ama sen en iyisi hayallerinle başbaşa kal, nasılsa arkadaşlarının arasında en ufak bir dikkat çeken tarafın yok, kendine güveni olmayan öyle sessiz sedasız bir tipsin işte…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eğer huzurlu ve mutlu bir ilişki istiyorsanız, toplumun size ezberlettiği bütün kriterleri boş verin.

iloş[1]

 

Birisi, bir başkası için, “benim için en doğru partner mi?” diye sordu.
Eğer huzurlu ve mutlu bir ilişki istiyorsanız, toplumun size ezberlettiği bütün kriterleri boş verin.
Yani mesela fiziksel özellikler, yaş uyumu, medeni durum, maddi durum filan.
Bunların hiç biri önemsiz değil, ama bir ilişkinin huzurlu ve mutlu olması için belirleyici değiller.
Eğitimlerden birinde, bulunduğu yaşta arzu ettiği evliliği gerçekleştirememiş, hoş bir doktor hanım vardı.
“Nasıl biri olmalı?” diye sorunca, aslında uyumlu birisinin yeterli olacağını, çok fazla kriteri olmadığını söyledi.
Ama sonra ekledi.
Boyu uzun olduğu için yanında kendisini kötü hissetmeyecek, seminer ve kongrelere gitmesini anlayışla karşılayacak, bu yüzden mümkünse meslekten bir adam.
Bir de açık renk gözlüleri seviyormuş, ama çok da sarışın olmamalıymış.
Gerdanında bir ben de istiyor muydu, soramadım.
“Hanımefendi” dedim, “yukarıda kitapçığı açtılar, 1.90 boyunda mavi gözlü esmer doktor aradılar, sonuncuyu 7 sene önce vermişler, kalmamış.”
Aslında 1.80 boyunda, kahverengi gözlü, sarışın bir mühendis onun için harika bir partner olarak hazırdı.
Ama öğrenmiş olduğu ve aslında yok zannettiği sınırlamalar yüzünden, o adamı göremiyordu.
En büyük sorun, ilişkinin devamlılığı beklentisi.
İnsanlar huzur ya da mutluluk yerine, neşeli anlar yerine, ilişkiyi uzun vadeli bir sermaye yatırımı olarak görüyorlar.
Hatta faiz, prim filan da istiyorlar.
Doğru insan, doğru sıralamayla şöyle olmalı.
Size şefkat ve özen gösterecek.
Güvenilir olacak.
Yanında sansürsüzce kendiniz olabileceksiniz.
Varken de, yokken de huzur verebilse çok daha iyi, ama asla huzurunuzu kaçırmayacak..
İlişki kurallarından yola çıkarsak, yanyanayken de, uzakken de beraber gülmeniz çok önemli.
Eğer neşe vermiyorsa, uygun partner de değildir.
Ve ilişkinin süresi ne olursa olsun, saygı duymadığınız bir partner kendinize saygınızı azaltacağı için, enerjinizi düşürür.
Doktor hanıma dedim ki, “bütün koşullanmaları bırakın.
Yaşı, boyu, medeni ya da ekonomik durumu önemli değil.
İlişkiler rasyonel hesaplı, stratejik hedefli, toplum standartları enstitüsünden onaylı, ya da mekanik bir robot gibi yapacağınız uzun vadeli yatırımlar değil.
Huzurlu ve mutlu bir ilişki dileyin yeter.
İçinde saygı, şefkat, özen, güven, huzur, ve hepsinden önemlisi neşe olsun.
Diğer bütün normlar, aslında size ait olmasalar da, kendinize koyduğunuz yapay sınırlar, ve kendinize söylediğiniz yalanlar.”
Ömürler uzasa da, dünyada az zaman geçiriyoruz.
Hayat güzel, ve tadını çıkaralım.
Hep söylenir, ölürken, yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan, özellikle toplum korkusu nedeniyle yapamadıklarımızdan pişman olacağız.
O sırada, kendimizi neden yıllarca boşuna hapsettiğimizi anlayamayacak, ve yaşarken kendilerini özgürleştirmiş olanları yargıladığımız için de üzüleceğiz.
Dikran Masis vasiyetinde mezar taşına “yaşamaktan öldü” yazılsın istemiş.
Yaşamadan ölmeyelim, öleceksek yaşamaktan ölelim.
Herkes hep huzurlu ve mutlu ilişkiler içinde, ve neşeli olsun.

Korkut KESKİNER

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bugünden itibaren önünüzdeki 3 gün kendi Şeytanınızla yüzleşme ve sınavı geçme zamanınız. Farkında olursanız atlatırsınız…

19693529_10154951323518003_3525726971889088127_o[1]

 

Sirius ve Güneş der ki;
Bugünden itibaren önünüzdeki 3 gün kendi Şeytanınızla yüzleşme ve sınavı geçme zamanınız. Farkında olursanız atlatırsınız…
Sirius Güneş ile aynı hizaya girdi ve şimdi manyetik enerjisi ile 7 çakranıza dün geceden itibaren buluşarak tıkanıkları çözmeye başladı. Korkularınızla ister uyurken ister uyanıkken karşılaşacak ve ya o korku tohumunu tamamen yok ederek yeni yolunuza adım atacaksınız ya da korkularınızla yaşamaya devam edeceksiniz.
Bugünden itibaren gebelik süreciniz Dolunay bitimi ile hızlanmaya başlıyor. Niyetiniz ve düşüncelerinizin gücü sayesinde çiçek açmaya başlıyor. Gerçek arzularınız üzerine odaklanın sadece ayın 10 una kadar.
Kalbinizin rüyası her ne ise ortaya çıkmaya hazırlanıyor. Eski inanç sistemleri bile yeni bir aşılanmaya doğru geçiyor. Geçmişteki kalıplarınızın sınırlayıcı kabuklarını ve inanç yapılarınızın kırma zamanı. Hayat ile yaratıcı enerjiniz aynı frekansa geçmekte ve ilerlemektesiniz. Hayalinizdeki tohumları sunmaya başlayın gökyüzüne ve yeryüzüne. Şükran duymayı unutmayın.
An her daim önemli olan.Neyi anmalısınız ve neyde an da kalmalı İnsAN….Şükür’ü anmazsanız eğer doyumsuzluğunuz ve tamahkarlığınızı kendi kendine cezalandırır insan ruhu…. Dün geceden itibaren şifalanmaya başladınız alıp kabul edenler.Kök çakranızdan hareketlenen yılan taç çakranıza doğru kıvrıla kıvrıla ilerlemekte sizin korkularınızı temizleyerek her iki kutubu dengelemekte. İniş çıkışlarınız çok olacaktır. Sadece izin verin kendinize ve artık savaşmayın.Tüm kutupları kabul edin. Şeytanlığınızı da melekliğinizi de,aydınlığınızı da karanlığınızı da erilliğinizi de dişilliğinizi de,kendi gerçekliğinize ışık tutun.
Yüksek bilince geçmek istiyorsanız bu ayın 18 ine kadar tüm kapılar kapanmadan bütünlüğünüzü kabul edin.Samimi olanlar zaten o kapıdan geçmiş gitmiş olacak simya dönüşümü tamamlanmaya başlayacak…
Geceleri duyacağınız davul,çıngırak ve radyo sinyali gibi sesler kapının size açıldığını gösteren araçlardır…Yalnız değilsiniz demektir… Duyacağınız bu sesler eski kalıplarınızın temizlendiğini ve enerji ile uyumlu hale getirildiğinizi göstermektedir.
Sirius ve Güneş enerjisi yüksek bilinç ışığını çok güçlü manyetik enerjisini özellikle dün geceden itibaren Dünyaya göndermeye başladı. Alan alacak alamayan alamayacak bu kadar basit.Yıldız yolunuz duyularınız içinden geçtiğini anlayacaksınız.Bilincinizin tamamen uyandırmanın anahtarı verilecek olanlara verilecek.Zihin,beden ve ruhunuz onurlandıralacak bu enerji akışı ile.Bu bütünleşme için gerekli şey Samimiyet..
Çok önemli transformasyonlar olacak bu 3 gece.En son sınavınız ölüm korkunuz olacak eğer yaşarken ölmeyi becerirseniz tüm benliklerinizden işte o zaman kristal kelebek olacaksınız en derinden.Yaşam özünden çıkar her insanın… 6 ve altıgen oluşumlara açın algılarınızı…
Seçmek, cevap vermek, vermek ve almakta özgürsünüz istediğiniz gibi. Bu geceden itibaren Dünya üzerinde oluşacak altı köşede yıldızlar… Açılacak tüm boyutdan kapılar. Ve herkes kendi karanlığı ve aydınlığı ile yüzleşecek.3.gün sonunda ayakta kalan kazanacak…..Pes eden ise…
Diren direnmelisin… Direniş titreşimine katlandıkça, cennetin Dünya’ya getirilecek…. O zaman hazırsanız açılsın Yeryüzünde ve gökyüzündeki karanlığın ve aydınlığın kapıları…. Yüzleşin ve temizleyin…Başarılar hepimize…
Yeraltı ve yerüstü hareketlenir insanlığın geleceği için….. Sirius Güneşden ayrılmadan yazın gelecek kaderinizi… Yalnız değilsin…
Göreceğin 6 , 5 ve 4 rakamları senin yalnız olmadığını gösterecektir ,ilerle ve tamamla diyordur… Devam etmelisin….
H.B Hülya Balıkavlayan

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yanımızda 101 Yaşında Bir Ninemiz Var…

19756584_10155433940997487_8924360750660371193_n[2]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatı bilgece yaşamak için 12 kural

 

 

Kural 1: Asla kendinden şüphe etme… Sen ne hissediyorsan o her zaman doğrudur. Dünyadaki bütün insanlar toplansa ve sana aksini söylese bile, senin hissettiklerin senin için doğrudur. Onlar farklı hissedebilir, farklı düşünebilir ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez, sadece onlardan farklı olduğunu gösterir.
Kural 2: Asla farklı olduğun için utanma. Eğer çevrende senin gibi düşünen, seni anlayan insanlar yoksa, o zaman çirkin ördek yavrusu hikayesini hatırla… Muhtemelen yanlış yerde, yanlış insanlarla birlikte olduğun için seni anlamıyorlardır. O halde hedefin, ait olduğun yeri bulmak olmalıdır. Asla muhteşem bir kuğu olduğun gerçeğini unutma ve ördek olmak için uğraşma.
Kural 3: Geçmişte yaptıkların için pişmanlık duyma. Yaşadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu kendine hatırlat. Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi özenle incele, yaptığın hataları ve yeniden aynı durumda olsan nasıl davranacağını iyice düşün ve gelecek olaylar için kendini hazırla. Kırılan vazo tamir edilemez ama gelecekte başka vazoların kırılması önlenebilir.
Kural 4: Mümkün olduğunca kimsenin senin adına karar vermesine izin verme ama başkalarının haklı olabileceğini de unutma. Bu hayat senin ve istediğin gibi yaşamaya hakkın var, fakat başkalarını dinle ve onların bakış açısını da anlamaya çalış.
Kural 5: İnsanlarla ilişkilerinde asla kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atma ve kendini hayallerle kandırma. Her zaman ama her zaman, önce sen gelmelisin. Asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzmeyi tercih etme. Sen kaldırabiliyorsan, onlarda kaldırabilir. Karşındaki insan senin mutluluğunu düşünmüyorsa ve senin üzülmene yol açıyorsa, o zaman o insan sana değer vermiyor demektir. Bu kişileri değiştirebileceğini ya da sana zamanla önem vereceklerini düşünme.
Kural 6: Asla kaybetmekten korkarak, sırf inanmak istediğin için karşındaki insanın sevgi sözcüklerine inanma. Sevgi insanin kalbindedir, gözlerindedir, davranışlarındadır, ses tonundadır, sana verdiği önemde ve değerdedir, senin için yaptığı fedakarlıklardadır. İnsanlar çok kısa zamanda sevgi sözcüklerini umarsızca dağıtmaya başlarlar. Bunları dinle ama gerçek sevgiyi karşındakinin davranışlarına bakarak bul. İnanmak istediğin için değil gerçek olduğu için karşındaki insanın sözlerine inan…

Kural 7: Her zaman ama her zaman, mutlaka kalbini dinle. Hayatta senin için neyin doğru olduğunu bir tek içindeki ses söyleyebilir. Dolayısıyla içindeki sesle konuşmayı öğren. Her gün kendinle kalmak için zaman ayır ve kalbini dinle. Başka şekilde hissetmek için ikna etmeye değil, gerçekten ne hissettiğini bulabilmek için dinlemeye çalış. Bazen içindeki ses sana çok zor gelebilecek bir şey yapmanı söyleyebilir ya da duymak istemediklerini söyleyebilir… Korkma… ve içindeki sesi dinlemeye devam et…
Kural 8: Her zaman ama her zaman, mutlaka kendine iyi davran.
Kendini sev, şefkatle yaklaş. Yanlış yaptığında acımasızca kendini eleştirip üzme… Aksine başını okşa, kendini kucakla ve her şeyin geçeceğini söyle. Üzgün olduğunda, kırıldığında, acı çektiğinde, mutsuz hissettiğinde kendine özen göster, tıpkı hasta bakar gibi kendine bakım uygula. Yapmaktan hoşlandığın aktivitelerle meşgul ol ve bu durumdan çıkarak kimsenin seni incitmesine, üzmesine izin vermeyeceğini göster.

Kural 9: Hayatta her şeyin bir bedeli olduğunu asla unutma ve bedel ödemek istemediğin için kendini boşlukta bırakma. Örneğin bir insanı incitmişsen, ödeyeceğin bedel o insanın güvenini yitirmektir. Eğer seni sevmeyen biriyle birlikteysen, yalnız kalmaktan korkup ilişkide kalma, çünkü böyle bir ilişkide kalmanın bedeli sevgisiz bir hapiste yaşamaktır. Eğer farklı olmaktan korkuyorsan ve başka insanları taklit edip onlar gibi olmaya çalışıyorsan, ödeyeceğin bedel kendine olan saygını yitirmek olacaktır. Diğer taraftan, bazen kendin gibi olmanın bedelinin de, yalnız kalmak olduğunu unutma. O halde yaşamda her zaman bir bedel ödeyeceğini hatırla. Bir adım atmadan önce mutlaka ödeyeceğin bedeli bil ve kazanacaklarına değip değmedine bakarak kararlarını ver.
Kural 10: İnsanlara karşı nazik ve sevecen ol, ne olursa olsun asla bir başka insanı kırmak için konuşma, bilinçli olarak üzmeye çalışma ve kendi acını hafifletmek için bir başkasını yaralama.

Kural 11: Hayatta en büyük dostun sen olabileceğin gibi hayattaki en büyük düşmanın yine sen olabilirsin. Seçimini yap ve kendin için dostu mu yoksa düşmanı mı olacağına karar ver. Yaşamdaki tüm acıları atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin, istersen kötü alışkanlıklarını bırakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin. İstersen kendine yeni bir hayat kurabilirsin.
Kural 12: Asla tecrübe kazanmaktan kaçma… Ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayağa kalk ve yola devam et. Hayatı öğrenmek için o tecrübelere ihtiyacın var. Kalbin aşk acısı ile yaralanmış ise, sonsuza kadar kendini aşka kapatma. Ruhun insanların acımasızlığı ile incinmiş ise, hayata küsüp kendini karanlık bir dünyada yaşamaya zorlama. Bedenin çok büyük acılar çekmişse, kendini uyuşturup bırakma. Unutma, bilge insan hayatı yaşayandır.
Kaynak: Çiğdem Alper