Archive | 13 Temmuz 2017

Doğanın frekansında müzik yapmak! 440 Hz mi? 432 Hz mi? Peki Fark Ne?

Here's Why You Should Convert Your Music To 432 hz[1]
Geçenlerde facebookta paylaşılan bu makale bana çok ilginç geldi ve fazla bir Türkçe kaynak olmadığı için çevirdim biraz hatalarım oldu çeviremediğim kısımlar oldu fakat yinede anlaşılır bir hale getirmeye çalıştım kusurlarım varsa affola, umarım bu yazı sayesinde konu hakkında küçük bir ön bilgi sahibi olabilirsiniz bende bir işe yaramış olmaktan dolayı mutlu olurum.
“Eğer evrenin sırrını bulmak istiyorsan, enerji, frekans ve titreşim açısından düşünmelisin” –Nikola Tesla
“Titreşimleri duyularımızla algılayabileceğimiz şekilde indirgenen enerjiye madde deriz. Madde diye birşey yoktur.” –Albert Einstein
Tesla söyledi. Einstein onayladı. Bilim kanıtladı. O bilinen bir gerçek —kendi bedenimizin enerji titreşim ve farklı frekanslarla oluşturulduğu söyleniyor. Öyleyse ses frekansları bizi etkiler mi? Kesinlikle etkiler!
Frekanslar frekansları etkiler; aynı yemeğin malzemelerinin birbirine karıştırılmasının lezzetini etkilemesi gibi. Frekansların fiziksel dünyayı etkilemesi sematik bilim, suyun hafızası gibi deneylerle kanıtlanmıştır.
Sematik bilim, ses frekanslarının su, hava kum gibi belirli bir ortamda haraket ederken, direk olarak maddenin titreşimini değiştirmesinden bahseder.

Su hafızası bize birde kendi niyetlerimizin maddesel dünyayı nasıl değiştirebildiğini göstermektedir. Bu Dr. Masaru Emoto tarafından kanıtlanmıştır

 

Herkes vucudumuzun %70 inin sudan oluştuğu konusunda bir şeyler duymuştur herhalde. O zaman müzikal frekansların bizim vucudumuzun titreşimini eklileyebileceğini düşünebiliriz değil mi? Bazıları bunu sahte bilim olarak adlandırabilirler ancak yukarıda gösterilen desenler yalan söylemez! Her ifade, ses, duygu yada düşünce yoluyla çevresini etkiler. Tek bir damla su bile büyük bir su kütlesinde dalgalanma etkisi yaratabilir.
Ses frekansı
Bu bağlamda, ilginizi bizim dinlediğimiz müziklerin frekansları üzerine çekmek istiyorum. 1953 yılında International Standards Organization (ISO) ‘ın düzenlemesiyle dünya üzerindeki çoğu müzik A=440 Hz ye göre tonlanmıştır. Ancak, yapılan çalışmalara göre evrenim titreşimli yapısı ile uyumsuz bir rezonans içinde olan bu frekans insan davranışlarını ve bilincini olumsuz yönde etkileyebileceğini belirtiyor. Bazılarına göre nazi rejimi sırasında korkuyu ve saldırganlığı etkileyecek frekansların neler olabileceğine dair araştırmalar yapıldığı iddaları ortaya atmaktadır. Bu komplo teorileri gerçek olsun yada olmasın bu ilginç çalışmalar sayesinde insanlar müziğin 432 Hz e göre tonlanmasının yararlarına ilgi duymaya başladı.
432 Hz ‘in evrenin kalıplarıyla tutarlı olduğu söyleniyor. Çalışmalar 432 Hz de tonlanmış titreşimlerin evrenin altın oranıyla birlikte titreşip ışık, zaman, mekan, madde, yer çekimi, manyetizma, DNA kodu ve bilinç özelliklerini birleştirdiğini ortaya koyuyor.  Atomlarımız ve DNAmız bir uyum içinde doğanın spiral kalıplarıyla rezonansa başladığı zaman, doğayla olan iletişimimiz kuvvetleniyor.  Bu 432 sayısı ayrıca güneşin dünyanın ayın hemde ekinoksların deviniminin oranlarınıda yansıtır.
Dikkate alınacak diğer ilginç bir faktörde, 432 Hz 440 Hz kapali iken ki renk spekturumunda gösterdiği durumdur.

İsterseniz gelin A=440 Hz ve A=432 Hz arasındaki deneyimsel farklılıkları inceleyelim. Müzik severler ve müzisyenler A=432 Hz olarak tonlanmış müzikle ilgili deneyimlerinde sadece kulağa daha güzel ve armonik gelmesinden bahsetmiyorlar, insanın kalbinde ve omurgalarında hissedilen bir duygudan da bahsediyorlar.  A=440 Hz olarak ayarlanmış müzikte oluşan hislerin sadece beyinde gerçekleştiğini söylüyorlar ve  A=432 Hz olarak ayarlanmış müziğin odada daha güzel bir akustik yarattığından odayı daha güzel doldurduğundan bahsediyorlar. Bu durum  A=440 Hz için daha doğrusal bir yayılım gösterdiği yönünde belirtilmiş
“Eskiler enstürmanlarını 440 Hz yerine 432 Hz e göre ayarladılar – ve bu iyi bir sebeptendi. İnternet üzerinde kendinize bir farklılık oluşturmak için dinleyebileceğiniz bol miktarda örnek mevcut. 432 Hz sonuçları daha dinlendirici müziklerden oluşuyor, 440 Hz ler ise vucudunuzu daha sıkılaştırır cinsten. Bunun sebebi 440 Hz ın makrokozmoz ve mikrokozmoz olarak her iki şekilde de ton dışında olmasındandır. 432 Hz ise bunun tam aksine tondadır. Bunun mikrokozmik olarak nasıl tezahür ettiğine dair bir örnek vermek gerekirse bizim nefesimiz 0.3 Hz dir nabzımız ise 1.2 Hz. bu 1:360 ve 1:90 olarak 432 Hz La notasının düşük oktavıdır (108 Hz)” – innergarden.org
“Genel sound farkı belirgindi, 432 Hz versiyon daha sıcak daha temiz ve daha çok dinlenebilirdi ama 440 hz versiyon daha sıkı ve daha agresif bir enerji hissettirdi” – Anonim Gitarist

Aşağıdaki videoda da birisi herhangi bir görüş bildirmeden aynı melodiyi A=432 Hz ve A=440 Hz  tonlarında ayrı ayrı çalmış ve yorumu bize bırakmış sizde fikirlerinizi yandaki yorum bölümüne yazarak paylaşabilirsiniz.

Ayrıca birde bi arkadaşta gördüğüm şu 2 video var bunlarda oldukça ilginç kendinizi test edebilirsiniz:

Benim kişisel fikrime gelirsek, günlerdir bu makaleyi çeviriyor ve 432 Hz frekansında tonlanmış müzikler dinliyorum aralarındaki farkı çözmeye çalışıyorum. Kişisel olarak yıllardır dinlediğimiz 440 Hz müzik beni daha agrasif ve sinirli yapmıyor ama daha çok kulağa ve düşüncelerime karşı bir etkisi var. Ama 432 Hz frekansı duyumdan çok insana  müziği içinde hissettiriyor ve sanki bir parça huzur veriyor gibi belkide makalenin etkisinden ben bu şekilde düşünüyorum. Hafif ve duygusal müzikler için 432 Hz i benimserken daha hareketli ve enerjili müzikler de 440 Hz daha iyi bir duyum sağladı benim için. Lütfen fikirlerinizi benimle paylaşın.

“Müzik  C=128Hz temeli üzerine kuruludur (C notası A=432Hz’a karşılık gelir) ve ben insanları bu ruhsal özgürlük yolunda destekleyeceğim. İnsanların iç kulağı da C=128 Hz üzerine inşa edilmiştir.” – Rudolph Steiner

Bu makalede yazılı olanların %100 doğruluk payı olmayabilir. Bu konu makalenin orjinal halinin yazarının ve benim uzmanlık alanımız olmadığı ortada. Ama bize bilimi geliştirebilme yeteneğinin yanında çok da iyi gözlem ve yorum yapabilme yeteneği verilmiş. Bu sebeple bu makale size azıcık fikir verdiyse bunu kullanın ve 440 mı 432 mi siz kendi tecrübelerinize göre karar verin.

Çeviri ve Eklemeler: O.Okan YEŞİLYURT
Yazının Orjinal Kaynağı:
Here’s Why You Should Convert Your Music To 432 hz.

Harvard’lı psikolog açıkladı: Harika bir ilk izlenim uyandırmanın 10 yolu

356677-3-4-24d44[1]

Harvard’lı psikolog açıkladı: Harika bir ilk izlenim uyandırmanın 10 yolu
Amy Cuddy, insanların sizinle ilk tanıştığı anda sadece tek bir sorunun cevabını aradıklarını ve bu cevabın iş ilişkilerinizin temelini oluşturduğunu söylüyor.
Soru basit: “Ona güvenebilir miyim?”
Bu soruya olumlu cevap alabilmeniz için yapmanız gereken 10 şeyi sizlerle paylaşıyoruz.
1. Konuşmaktan çok dinleyin.
Soru sorun. Göz teması kurun. Gülümseyin. Somurtun. Kafa sallayın. Cevap verin, bu cevap ne çok sözlü olmasın ama sözsüz de olmasın. Bir insanın önemli olduğunu göstermek için tek yapmanız gereken bu.
Konuştuğunuzda ise sizden istenmediği taktirde tavsiye vermeyin. Dinlemek, tavsiye vermekten daha çok ilgilendiğinizi gösterir çünkü tavsiye verdiğinizde, bir çok durumda kendiniz hakkında konuşmuş olursunuz.
Eğer buna inanmıyorsanız şöyle düşünün: “Senin yerinde olsaydım” cümlesi kimin hakkında?
Sadece söyleyecek önemli birşeyiniz varsa konuşun ve her zaman “önemli” kavramını kendiniz için değil karşı taraf içim tanımlayın.
2. İlgiyi başkalarını üzerine çekin.
Hiç kimse yeteri kadar övgü almaz. Hiç kimse. Yani işe insanlara iyi bir iş çıkarttıklarını söylemekle başlayın.
Bir dakika, yoksa neyi iyi yaptıklarını bilmiyor musunuz? Çok ayıp! Zira bilmek sizin işiniz. Şimdiden bu konuyu araştırmak sizin işiniz. İnsanlar sizin övgülerinize müteşekkir olmakla kalmayacak aynı zamanda neler yaptıklarına dikkat edecek kadar onları önemsemenizi takdir edeceklerdir.
Ve tabi ki kendilerini daha başarılı ve daha önemli hissedeceklerdir. Dahası onları böyle hissettirdiğiniz için sizi seveceklerdir.
3. Asla seçici dinleme yapmayın.
Bazı insanlar kendi altında hissettikleri insanların söylediklerini dinleme yeteneğine sahip değildirler.
Tabi ki onlarla konuşabilirsiniz fakat tek başına düşen ağaç ormanda gürültü yapmaz, çünkü dinleyen kimse yoktur.
İyi bir ilk izlenim bırakanlar herkesi dikkatlice dinlerler ve sosyal statü farketmeksizin hepimizin onlarla ortak paydada buluştuğumuzu hissettirirler.
Çünkü ortak bir noktamız var: hepimiz insanız.
4. Eşyalarınızı ortadan kaldırın.
Telefonunuza bakmayın. Monitörünüze göz atmayın. bir anlığına başka hiçbir şeye odaklanmayın.
Eğer başka eşyalarla bağlantı kurmakla meşgulseniz insanlarla bağlantı kuramazsınız.
Onlara tüm dikkatinizi hediye edin. Bu hediye bir avuç insanın birbirine verdiği bir hediye. Bu hediye tek başına, insanların etrafınızda olmak istemesini ve sizi hatırlamasını sağlayacaktır.
5. Almadan önce verin ve hiç bir zaman bir şey almayacağınızı varsayın.
Ne alacağınızı hiçbir zaman düşünmeyin. Ne verebileceğinize odaklanın. Gerçek bir bağ ve ilişki oluşturmanın tek yolu vermektir.
6. Kendinizi beğenmiş davranmayın…
Sizin tutucu, kasıntı, kendini beğenmiş yapınızdan sadece tutucu,kasıntı, kendini beğenmiş insanlar hoşlanır.
Geri kalanlarımız bu durumdan etkilenmez. Aksine sinirlenir, soğur ve rahatsız oluruz.
Üstelik odaya girdiğiniz anda sizden nefret ederiz.
7. …çünkü diğer insanların önemli olduğunu anlamanız gerek.
Bildiklerinizi zaten biliyorsunuz. Kendi görüşlerinizi biliyorsunuz. Bakış açılarınızı ve perspektiflerinizi biliyorsunuz.
Tüm bunlar önemli değil çünkü onlar zaten sizin. Kendi kendinizden bir şey öğrenemezsiniz.
Fakat diğer insanların neler bildiklerini bilmiyorsunuz ve herkes kim olursa olsun, sizin bilmediğiniz şeyler bilir.
Bu da diğer insanları sizden daha önemli yapar çünkü onlardan bir şeyler öğrenebilirsiniz.
8. Kelimelerinizi seçin.
Kullandığınız kelimeler başkalarının tavırlarını etkiler.
Örneğin bir toplantıya girmek zorunda değilsiniz, sadece başka insanlarla tanışmaya gidiyorsunuz. Yeni bir müşteri için sunum hazırlamak zorunda değilsiniz, sadece başkalarıyla havalı şeyleri paylaşıyorsunuz. Spor salonuna gitmek zorunda değilsiniz sadece sağlığınızı geliştirmek için egzersiz yapıyorsunuz.
Adaylarla mülakat yapmak zorunda değilsiniz, sadece ekibinize katılacak en iyi insanı seçiyorsunuz.
Hepimiz mutlu, hevesli, başarılı insanlarla iş arkadaşı olmak isteriz. Seçtiğiniz kelimeler diğer insanların kendini iyi hissetmesini sağlar ve sizin de kendiniz hakkında iyi hissetmenize yol açar.
9. Başkalarının başarısızlıklarını tartışmayın…
Kabul edelim hepimiz dedikodu yapmayı severiz. Hepimiz biraz gıybet duymayı severiz.
Sorun şu ki; hiç birimiz o dedikoduyu servis edeni pek de sevmeyiz. Ve dahası o insana kesinlikle saygı duymayız.
Başka insanların başarısızlıklarına gülmeyin. Eğer gülerseniz, etrafınızdaki insanlar aynı şeyi onlar için yapıp yapmadığınızı merak etmeye başlayacaktır.
10. …fakat kendi başarısızlıklarınızı itiraf etmeye hazır olun
Son derece başarılı insanların başarılı oldukları için karizma sahibi olduğu düşünülür. Başarıları sanki kafalarının üstünde bir hare etkisi yaratır. Adeta parlarlar.
Buradaki anahtar kelime: gözükmek.
Harika bir ilk izlenim bırakmak için son derece başarılı olmanıza gerek yok. Işıltılı yüzeyi yırttığınızda, tüm başarılı insanların bir taşın karizmasına sahip olduğunu göreceksiniz.
Fakat dikkat çekecek derecede karizmatik olmak için olağanüstü derecede hakiki olmanız gerekir.
Mütevazi olun. Başarısızlıklarınız paylaşın. Hatalarınızı itiraf edin. Eğitici bir öykü olun ve kendinize gülün.
Başka kimsenin hatalarına asla gülmemeniz gerekirken kendinizinkilere her zaman gülün.
İnsanlar sizin hatalarınıza gülmeyecek, sizin gülüşünüze eşlik edecektir.
Sizi sırf bunun için sevecek ve her daim etrafınıza olmak isteyeceklerdir.

Kaynak: spritüeller

İstediğiniz Her Şeyi Gerçekleştirebilirsiniz

399563-3-4-cf4f3[1]
Evet, size garanti veriyorum ki yaşamınızda istediğiniz her şeyi gerçekleştirebilirsiniz. Sizi bundan hiç bir kişi, koşul ve ortam alıkoyamaz. Nasıl mı? Yaşamla birlikte her şeyi zorlaştıranlar, karamsarlar, buna hemen tepki verecekler ama size yaşamınızda her şeyi başarabileceğiniz bir formül vereceğim, siz bunu uygulayın daha sonra bana bunun çalışıp çalışmadığını anlatırsınız. Bu daha önce başarılı olmuş insanlar tarafından kullanıldı, halen başarılı olmak isteyenler tarafından kullanıyorlar. Bu inanılması gereken bir şey değil uygulanması gereken bir yoldur. Yapın kazanacaksınız, istediğiniz her şey yerine gelecek, ne istiyorsanız ona sahip olacaksınız.
Birinci adım: Siz tam olarak ne istiyorsunuz? Nedir istediğiniz? Bir kâğıt kalem alın ve istediklerinizi yazın. Zihninizde tamamıyla netleşmeli istediğiniz şey, hiç bir şüphe kalmamalı. “Ben tam olarak ne istiyorum” diye sorun kendinize ve cevabi hızla verip çıkmayın işin içinden, bırakın cevap kendisini koysun ortaya. Amaçlarınızı en geniş şekilde yazın.
İkinci adım: İnançlarınızı oluşturun. İsteklerinizi destekleyen inançlar oluşturun, aynı zamanda da bu amaçlarınıza karşı olan eski inançlarınızı temizleyip atin. Örneğin başarılı bir iş kurmak amacında olduğunuzu varsayalım, bununla birlikte para ve zenginliğin kötü olduğuna dair inançlarınız varsa başarılı olmanız mümkün değildir, ne kadar uğraşsanız da bu olumsuz inançlar sizin yükselmenizi engelleyecektir.

Bilinçaltınızı sizi destekleyen inançlarla doldurun. İsteğinizin gerçekleşmiş olduğunu düşünün, bunun coşkusu ve hissiyle titreyin. Hayalinizde başarıyı canlı resimlerle görün, sesleri duyun, kokuları alın, tamamıyla hissedin her şeyi.
Üçüncü adım: Esnek olun ve kendinizi geliştirmeyi sürdürün. Başarılı bir iş kurmak amacındaysanız, örneğin bilgisayar teknikleri üzerine bir iş kurduğunuzu varsayalım; bu alanda ki gelişmeleri iyi takip etmeli, pazarda neler olup bittiğini bilmeli, konuyla ilgili insanlarla tanışıp çevre edinmeli ve gerekiyorsa ani değişikliklere hazır olmalısınız. Piyasa kötü diye kendinizi piyasaya değil, piyasayı kendinize uyduracak girişimleri hızla bulup hayata koyacak esnekliğe sahip olmanız gerekiyor. Yaşamda esnek olmayan her şey kırılır. Esneklik başarının yarısıdır.
Diğer önemli nokta da kendinizi geliştirmeyi bırakmamanız. Zavallı kafası taşıyan birinin büyük bir sanatçı, büyük bir iş adamı, büyük müzisyen, büyük bir yazar olabilmesi mümkün mü? Her şey zihinde başlar. Olmasını istediğiniz şey ilk önce zihninizde olmalıdır. Zihninizi değiştirdiğinizde hayatınız da değişir. O halde amaçlarınıza yönelik bir zihne sahip olmalı, yaşamdan her gün bir şey öğrenmeyi bırakmamalısınız.
“Hep istiyorum ama hiç bir şey olduğu yok.” diyen birçok insan biliyorum. Ve onlarla biraz konuşup da bir kaç soru sorduğumda ne istediklerini gerçekten bilmediklerini görüyorum. Ardından buna kendileri de şaşırıyorlar. Gerçekten bu zamana kadar başardığınız her şey zihninizde şüphe etmeyecek şekilde inandığınız ve başaracağınızdan emin olup gerçekten istediğiniz şeylerdir. Sizin inanmadığınız bir şeyi başardığınız oldu mu? Ne istediğini bilmek başarının ilk adımıdır. Siz bu yaşamdan ne istiyorsunuz? Oyuncular yaşamda ne istediğini bilen ve ne yapıyorsa bilinçli yapan, başarıyı şimdiden yaşayan bireylerdir. Seyirciler yaşamdan ne istediklerini bilmeyen (ki bunun için seyirci kalmaktadırlar) kararsızlık içinde bir oyana bir buyana sallanan, günlerini böyle geçiren, umutsuzluk ve karamsarlık yayan bireylerdir. Herkes, “ben yaşamdan ne istiyorum” sorusunu sorarak ve ne istediğini tespit edip harekete geçerek hemen oyunculaşabilir.
Şimdi bu son cümleyi yazarken bir mektupta anlattığım bir karsılaştırma geldi aklıma. Onu burada sizinle de paylaşmak istiyorum:
Muhakkak rastlamışsındır: Bakkala küçük bir çocuk girer, bakkal amca ona ne istediğini sorar. Çocuk utanır, sıkılır, raflarda çikolatalara, gofretlere bakar ama bir türlü bilemez ne istediğini. Bakkal amca saymaya başlar neler verebileceğini. O kararsızdır. Bakkal amca saymaktan sıkılır, oflamaya başlar.
Bir bakkal amcadır yaşam. Biz ondan ne istiyorsak onu verir bize. Aslında bu zamana kadar iyi ya da kötü ne yaşamışsak hepsi bakkal amcadan istediklerimizdir. O halde ondan iyi şeyler istemek olmalı işimiz.
Siz ne istiyorsunuz? Bu bakkal amcada aklınıza gelebilecek her şey var. İyi de var kötü de, mutlulukta var acı da, zevk de var hüzün de, sevgi de var güzellik de; hadi seçin bakalım.

Kaynak : spritüeller

Bir Mucize Ritüeli

gökkuşağı[1]
Mucizelere inanmayı neden bıraktık ?
Öyle ya çok mantıklı hayatlarımızın içinde mucizelerin ne işi var ? Hepsi hayal ürünü !
Ya mucizeler hala varsa ve biz onları yaratımlarımızdan çıkardıysak …
Özelllikle 70’li yılların Türk filmlerinde mucize niteliğindeki rastlantıları sürekli görürüz ve tepkimiz değişmez :
YOK ARTIK ! Bu kadar rastlantı ancak Türk filmlerinde olur.
Kadın hiç olmayacak bir yerde hiç olmayacak bir adamla karşılaşır ve bamm.. hayatı değişir, o artık çok ünlü bir ses sanatçısıdır.
Adam çok fakirdir ama şans neden ona gülmesindir Ve birden kaderi değişir, hiç tanımadığı Mısır’daki halasından miras kalır.
Çocuk küçükken kötü kalpli gaddar kişiler tarafından kaçırılmış, dilenciliğe zorlanmıştır ancak onun çok sevimli eşeğini açık artırmada öz ablası satın alır …
Yani hayat kötü gidiyorsa birden iyiye neden gitmesin İyiler hep kazanır …
İşte bu durum tam olarak o dönemin toplumunun inanç sistemidir.
İnsanların sokağa çıkarken onları gelip bir mucizenin bulacağı inancı ile yaşayıp yarattığı yıllar …
Biz şimdilerde böyle şeyler yapmıyoruz tabi …
Mesela siz bugün evden çıkarken hangi hissiyatla çıktınız ?
Dünyamızı hiç de eğlenceli olmayan sıkıcı bir düz mantık kapladı.
Hayat bu şekilde heyecanlı ve sürprizlerle dolu değil.
Yarınlar hep aynı ve yaşamak o kadar da çekici değil.
Ta ki siz mucizelere inanıncaya kadar
Açıkçası bir mucizeye inanmıyorsanız, yarın sabah neden şans size gülsün …
Şimdi size çok basit bir ritüel veriyorum. Bir kitapta okudum ve denedim, işe yarıyor.
Hiç olmayacak şey, bir iş adamı bana mesaj attı ve hayallerimi gerçekleştirmeme yelken açtı.
Kaybedeceğiniz bir şey yok, sadece deneyin
“Mucize ritüeli :
Sabah uyanır uyanmaz kimseyle konuşmadan güneşe ve gökyüzüne bakın ve 7 defa “BUGÜN BENİM İÇİN BİR MUCİZE OLACAK” diyin. (Mümkünse sesli)
Ve etkisine inandığınız bir duayı okuyun.
Aynı gün gece yatmadan hemen önce yıldızlara ve gökyüzüne bakın ve 7 defa “YARIN BENİM İÇİN BİR MUCİZE OLACAK” diyin.
Ve yine etkisine inandığınız bir duayı okuyun.
Yine ertesi sabah kalkınca sabah ritüelini, gece olunca gece ritüelini 7 gün boyunca uygulayın.”
…Hepsi bu.
Binlerce katılımcı henüz 1 haftayı tamamlamadan sonuç alıyor. Yani ben de sanırım 2,5 gün uyguladım ve ne olacağına dair bir fikir dahi üretmemiştim.
Çok beklentiye kapıldığımı da söyleyemem…
Bir de daha ilk söylediğim anda enerjinin değiştiğini hissetmiştim, enerji çalışmalarında bu anı yakalarsanız işlem tamam, haberiniz olsun
Ritüelin nasıl işe yaradığına ve mantık arayanlara gelince …
Mantık sıkıcı ise okumayınız
Kaliforniya’daki Hipnoz okulunda aldığım eğitimlerde tek bir temel var, telkinler ! (Hypnosis Motivation Institute )
Siz bu şekilde kendinize telkin veriyorsunuz.
1 kere sesli söyleyince insanın ikna barajı aşılmış olmuyor ancak ikincisi ısrar içeriyor ve sonraki telkinlerde ise artık kontrol bizden çıkıyor ve bu telkinler hayatımızı ele geçiriyor.
Bu sebeple sizin kendinize, toplumun size ve sizin başkalarına tekrar ettiğiniz telkinlere dikkat ediniz, tüm telkinler hipnotik bir dil içeriyor ve bu komutlar doğrudan otonom sistemimize hükmediyor
Sıradışı sevgilerimle,
Kaynak: Demet Yıldırım

http://demetyildirim.com/bir-mucize-ritueli/
Dipnot : Detaycı ruhlar etkili dua tavsiyesi isteyecek olursa İnşirah Suresi’ni okuyabilirler.
Yada bir Tibet duası veya bir mantra … Neye inanıyorsanız artık

BİLİNCİN YÜKSELDİKÇE NELER OLUR?

19264495_10155424813618827_762986144577774815_o[1]
Bilinci henüz senin kadar yükselmemiş olanların konuşmaları sana eski tadı vermemeye başlar.
Kendin gibi olan insanları arar ve onlarla bir şekilde karşılaşmaya yeni dostluklar oluşturmaya başlarsın.
Sana söylenen şeyleri olduğu gibi doğru kabul etmek yerine sorgulamaya başlarsın.
Korkuların azalır.
Eskiden zoraki yaptığın şeyleri artık yapmaya mecbur hissetmezsin.
Kendini çok daha rahat ifade etmeye başlarsın.
İstemediğin şeylere rahatça “Hayır” diyebilirsin.
Tek başına kalmaktan keyif almaya başlarsın.
Hayatta gerçekten yaşamak istediğin gibi yaşayıp yaşamadığını sorgulamaya başlarsın.
Gerçekten ne yapmak sana heyecan veriyorsa onun peşine düşersin.
Olumsuzluklar seni eskisi kadar üzmez olur.
Kötü giden şeylere dertlenmek yerine çözüm bulmaya odaklı olursun.
Etrafta sıkıntı veren şeyler seni etkilemez.
Gelecek için kaygılanmazsın.
Başına kötü bir şey geldiğinde eskiden olduğu kadar üzülmezsin.
Birisi sana hakaret ettiğinde, bağırdığında etkilenmez ve aynı şekilde tepki verme ihtiyacı duymazsın.
Birisi seni haksız yere suçladığında kendini savunma ihtiyacı duymazsın.
İltifatlar da seni eskisi gibi etkilemez.
Onaylanma ve takdir edilme ihtiyacı hissetmezsin.
Birilerine bir şeyleri ispat etme isteğin ve çaban biter.
Seni rahatsız eden zihin konuşmaları gitgide azalır ve zor duyulur hale gelir.
Öfke ya da üzüntü gibi duygular ara sıra gelir ama senin üzerindeki etkileri dakikalar içinde geçer üzerine yapışmaz ve seni günlerce rahatsız edemezler.
Diğer insanların zenginliğini kıskanmazsın.
İnsanların senin hakkında ne düşüneceklerini umursamazsın.
İnsanları kategorilere ayırmazsın ve herkese aynı davranırsın.
Yapılan hataları çok çabuk affedersin.
Dışarıda ne olursa olsun içinde sebepsiz bir sevinç olur.
Her yerde ve herkesin yanında kendin gibi olursun.
Herkesin içinde aynı Öz’ün parçası olduğunu fark etmeye başlarsın.
Dünya bir oyun alanı gibi gelmeye başlar ve
icindeki huzuru kimse bozamaz.
Kaynak: The Secret Facebook sayfası

DEĞİŞİME BAŞLAMAK VE SÜRDÜRMEK…

19149385_786493288222477_4961021154001531373_n[2]
Defterin üzerine kocaman harflerle isminizi yazın, değişim günlüğünüz hazır.
Sizi heyecanlandıran bir resim veya fotoğrafı defterin kapağına yapıştırın.
İlk sayfaya bir tarih atın, sonra sayfaları 70’e kadar numaralandırın. Lütfen üşenmeyin, 70 günlük bir çalışma bu…
Sayfanın en üstüne “Hayatımda Güzel Olan Neler Var?” yazın ve altına bu sabah uyanmanızdan başlayarak yazıyı yazdığınız ana kadar geçen sürede başınızdan geçen ve iyi ki hayatımda var dediğiniz 5 şeyi yazın, ne kadar küçük, basit ve her gün yaptığınız şeylerse o kadar iyi.
Örnek: Sabah keyifli uyandım, harika bir kahvaltı ile güne başladım, bana keyif veren bir şarkı dinledim, yürüyüş yaptım ve keyif aldım, çayın tadı çok güzeldi, güzel bir kitaptan bir bölüm okudum, arkadaşımla buluşup kahve içip sohbet ettik, vb. (her gün farklı şeyler yazacaksınız, benzer olabilir ama farklı)
“Beni heyecanlandıran neler var?” Sonra önümüzdeki hafta içinde yapacağınız ve sizi heyecanlandıran, düşündüğünüzde keyif aldığınız 5 madde yazın (bu kısım bir hafta boyunca aynı kalabilir, yeni bir şeyler bulamazsanız).
Örnek: Çarşamba akşamı arkadaşımla yemeğe gideceğiz, perşembe günü sinemada film izleyeceğim, Cuma akşamı spora gideceğim, hafta sonu kendime zaman ayıracağım, aldığım kitabı bitireceğim, İngilizce kursuna başlayacağım, tatile gideceğim, vb.

Bunlar bittikten sonra “Bugün yaptığım farklı şey” kısmına geliyoruz. Bugün yaptığınız farklı ve değişik bir şey yazın, bu alan çok önemli, eğer yazacak bir şey bulamıyorsanız mutlaka yapın ve yazın. Çok basit şeyler olabilir, yeter ki farklı yapın, alışkanlıklarınız değişsin.
Örnek: Bugün TV’yi hiç açmadım, müzik dinledim. Uzun bir süre sonra ilk defa bisiklete bindim, apartman görevlisine halini hatırını sordum, bamya yedim, arabamı kendim yıkadım, aldığım kitabı sondan okumaya başladım, dinlemediğim tarzda bir müzik dinledim.
Sırada “Bugün karşılıksız yaptığım bir iyilik” bölümü var. Ne kadar küçük olduğunun bir önemi yok. Apartmanın önüne sokak hayvanları için su kabı yerleştirdim, kullanmadığım kıyafetleri bağışladım, komşumun ziline basıp bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sordum, otostop çeken birisini arabama aldım, yaşlı birisine karşıya geçmesi için yardım ettim. Hiçbir şey bulamıyorsanız uzun zamandır görmediğiniz ve/veya aramadığınız birisini telefonla arayın ve halini hatırını sorun.
“Bugün öğrendiğim şey” bölümüne öğrendiğiniz küçük bir şeyi not alın, hoşunuza giden bir cümle olabilir, yararlı bir bilgi olabilir, kendinize dair bir şeyler olabilir.
Son olarak da “Bugün hayalim için yaptığım şey” bölümüne en çok istediğiniz hayaliniz için attığınız minik bir adımı yazın. Örnek: yapmak istediğim iş ile ilgili olarak; internet araştırması yaptım, isteğimi yapan bir kişi ile konuştum, hayalimi gerçekleştirmiş bir kişinin biyografisine başladım, hayalime dair resimlere baktım, planlama yaptım, ne olmasını istediğimi yazdım, dua ettim, meditasyon yaptım, artık her ne ise.
Şimdi de eğer bütçeniz müsait ise bir sonraki sayfaya geçmeden önce 10 TL’yi sayfa arasına yerleştirin, 70 gün sonra 700 TL’niz olacak.
İddia ediyorum, 70 gün boyunca her gün bunları uyguladığınızda 2 ay 10 gün sonra kendinizi çok daha huzurlu, mutlu, dengeli ve keyifli hissedeceksiniz.
Sevgi ile kalın

Mert Çuhadaroğlu